Yargıtay · 1. Ceza Dairesi
Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2023/1968 E. 2023/1138 K. – Neticesi Sebebiyl
Konu: Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Yaralama
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/1968
- Karar No
- 2023/1138
- Karar Tarihi
- Konu
- Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Yaralama
MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama KARAR : Hükmün açıklanması suretiyle mahkûmiyet ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.12.2015 tarihli ve 2015/556 Esas, 2015/622 Karar sayılı kararı ile hükümlünün, tabi tutulduğu denetim süresi içinde yeni bir kasıtlı suç işlediğinin ihbarı üzerine 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin on birinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanması ile hükümlü hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, 87 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendi, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ilişkin kararın, temyiz edilmeksizin 29.01.2016 tarihinde kesinleştiğine ilişkin kesinleştirme şerhi düzenlendiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 27.12.2022 tarihli ve 2022/4437 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 15.02.2023 tarihli ve KYB-2022/165473 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 15.02.2023 tarihli ve KYB-2022/165473 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Başka bir suçtan dolayı Düzce T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan ve duruşmaya SEGBİS aracılığıyla katılan sanığın yüzüne karşı verilen kararda, ceza infaz kurumu müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle de kararı temyiz edebileceği hususunun gösterilmediğinin anlaşılmış olması karşısında, sanığa yapılan tebligatın geçerli olmadığı ancak sanığın 30.12.2016 tarihli dilekçesiyle sadece yeni çıkan kanun kapsamında müşteki ile uzlaşmak istediğini belirttiği, 7201 sayılı Kanun’un 32. maddesindeki 'Tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılır.' hükmü uyarınca sanığın 30.12.2016 tarihi itibariyle karardan haberdar olduğu halde süresi içerisinde herhangi bir temyiz talebinde bulunmadığı cihetle kararın usulüne uygun kesinleştiği kabul edilerek yapılan incelemede, 1) Sanık hakkında hükmün açıklanması suretiyle verilen mahkûmiyet kararında; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 141/3, 5271 sayılı Kanun'un 34 ve 230. maddeleri uyarınca mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması, hükmün gerekçesinde iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin yazılması, kanıtların tartışılarak değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi ile mahkemece ulaşılan kanaatin, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiilinin belirtilmesi ve bu fiilin nitelendirilmesinin yapılması suretiyle hüküm kurulması gerekirken, gerekçesiz olarak hüküm kurulmasında, 2) Sanığın müşteki ...'ı yüzünde sabit iz doluşacak şekilde yaraladığından bahisle 5237 sayılı Kanun'un 86/1. maddesi gereğince 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasını müteakip, anılan Kanun'un 87/1-c maddesi uyarınca verilen ceza bir katı oranında artırılarak sanık hakkında 2 yıl hapis cezasına hükmedilmiş ise de, anılan Kanun'un 87/1-son maddesinde yer alan '....Neden olmuşsa, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, bir kat artırılır. Ancak, verilecek ceza, birinci fıkraya giren hallerde üç yıldan, üçüncü fıkraya giren hallerde beş yıldan az olamaz...' şeklindeki düzenleme karşısında, sanığın 3 yıl hapis cezasına mahkûm edilmesini takiben indirimlerin de 3 yıl üzerinden yapılmasının gerekmesi karşısında, eksik ceza tayin olunmasında isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE İnceleme konusu dava dosyasında hükme esas alınan, şikâyetçi hakkındaki Genelkurmay Başkanlığı ... Askeri Hastanesince tanzim olunan, 20.08.2013 tarihli adlî muayene raporunda yer alan; "Sol periorbital ekimoz, sol nazal fraktür, sol orbita tabanı kırığı, BTM ile giderilebilecek nitelikte değil, yüz bölgesinde sabit deformiteye neden olabileceği," şeklindeki yaralanma bulgularına göre bu raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığı belirlenmiştir. Şikâyetçinin tüm tedavi evrakları, film ve grafileri ile geçici ve kesin raporlarıyla birlikte en yakın Adlî Tıp Kurumu ilgili Şube Müdürlüğüne sevki sağlanarak, özellikle söz konusu yaralanmanın kemik kırığına ve yüzde sabit ize neden olup olmadığı da belirlenmek suretiyle, 5237 sayılı Kanun'un 86 ncı ve 87 nci maddelerinde belirlenen ölçütlere uygun rapor alınması gerektiği gözetilmeden, yetersiz rapora dayanılarak eksik inceleme ile hüküm kurulması Kanun'a aykırı bulunmuştur. İnceleme konusu hüküm hakkında belirlenen husus yönünden de kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağına ilişkin Adalet Bakanlığından görüş istenilmesine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Gerekçe bölümünde tespit edilen şikâyetçinin adlî muayene raporunun hüküm kurmaya elverişsiz olması hususunda kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının takdiri için dava dosyasının, Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, Oy birliğiyle, 20.03.2023 tarihinde karar verildi.