Yargıtay · 1. Ceza Dairesi

Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2013/4692 E. 2013/5776 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Ceza Dairesi
Esas No
2013/4692
Karar No
2013/5776
Karar Tarihi

Olası kasıtla öldürme suçundan hükümlü ...’nun 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 81/1, 21/2, 62/1. maddeleri uyarınca 20 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına dair ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.01.2011 tarihli ve 2010/304 esas, 2011/15 sayılı kararının Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 29.06.2011 tarihli ve 2011/4826-4158 sayılı ilamıyla onanarak kesinleşmesini müteakip, sanık müdafiileri tarafından yapılan yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine ilişkin ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.08.2011 tarihli ve 2010/304-15 sayılı ek kararına yönelik itirazın reddine dair ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.09.2011 tarihli ve 2011/734 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosyası, Mahkumiyet hükmü tamamen üzerine inşa edilen tanık (diğer sanık) ...’in, soruşturma ve kovuşturma aşamasında alınan beyanlarında her seferinde bir önceki beyanlarını kısmen veya tamamen tekzip ettiği veya değiştirdiği tümüyle çelişkili ve tutarsız beyanlarının gerçeğe aykırı olduğunu hüküm tarihinden sonra ... Cumhuriyet Başsavcılığında 30.03.2011 tarihinde alınan ifadesinde dile getirmiş olması karşısında, bu durumun, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311/1 - (e) maddesi anlamında “yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte...” sanık lehine yeni bir durum olduğu gözetilerek yargılamanın yenilenmesi talebinin esastan incelenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden verilen karara yönelik itirazın kabulü yerine yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden sözedilerek, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza işleri Genel Müdürlüğü’nün 05.08.2013 tarihli ve 2012/12652/50014 sayılı istemlerine dayanılarak, anılan kararın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi gereğince kanun yararına bozulmasına ilişkin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10.09.2013 tarihli ve 2013/268847 sayılı tebliğnamesine bağlı olarak Dairemize gönderilmekle okundu, gereği konuşulup düşünüldü:

TÜRK MİLLETİ ADINA I-) OLAY; Hükümlü ... hakkındaki dosya kapsamından: a-) Hükümlünün, ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.11.2006 tarihli 2006/139 esas, 2006/381 sayılı kararı ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 81/1, 21/2 ve 62. maddeleri gereğince 16 yıl 8 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği; b-) Re’sen de temyize tabi olan anılan hükmün, sanık müdafiileri ve katılan vekilinin temyizi üzerine, "yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddiyle, olası kast nedeniyle uygulanan 5237 sayılı Yasanın 20 yıldan 25 yıla kadar hapis cezası öngören 21/2. maddesi uyarınca cezanın alt sınır yerine üst sınıra yakın belirlenmesi gerektiğinden” bahisle Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 29.04.2009 gün ve 2007/8132-2436 sayılı ilamı ile bozulmasına karar verildiği; c-) Bozma kararı üzerine, ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.06.2009 tarihli 2009/186 Esas, 2009/194 sayılı kararı ile önceki hükümde direnilmesine karar verildiği; d-) Re’sen de temyize tabi olan anılan hükmün, sanık müdafileri, katılan vekili ve Cumhuriyet Savcısının temyizi üzerine, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 04.05.2010 gün ve 2010/1-30-99 sayılı ilamı ile ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.06.2009 gün ve 186-194 sayılı direnme hükmünün bozulmasına karar verildiği; e-) Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun bozma kararı üzerine, ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.01.2011 tarihli 2010/304 Esas, 2011/15 sayılı kararı ile hükümlünün, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 81/1, 21/2 ve 62. maddeleri gereğince 20 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği; f-) Re’sen de temyize tabi olan anılan hükmün, sanık müdafiinin temyizi üzerine, ileri sürülen temyiz itirazları yerinde görülmeyerek Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin 29.06.2011 gün ve 2011/4826-4158 sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği; g-) Hükümlü müdafiinin, Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin kararı aleyhine itiraz yasa yoluna başvurulması talebine karşı, “ileri sürülen itiraz sebeplerinin daha önce dile getirildiği, Dairece yapılan incelemede bu konuların değerlendirildiği ve hükmün esasına etkili bir hususun inceleme dışı bırakılmadığı, itiraz etmeyi gerektirecek başkaca herhangi bir hukuki ve fiili neden de bulunmadığından” bahisle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 23.03.2012 tarih ve 2012/73364 sayılı yazısı ile itiraz yoluna gidilmediğinin bildirildiği; h) ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin kesinleşen 24.01.2011 tarihli ve 2010/304 Esas, 2011/15 sayılı ilamına yönelik, 09.08.2011 tarihli dilekçe ile hükümlü ... müdafilerinin yargılamanın yenilenmesine dair isteminin hükmü veren mahkemece kabule şayan olmadığından bahisle reddine ilişkin 23.08.2011 tarihli ve 2010/304-15 sayılı ek kararına yönelik itirazın, incelemeye yetkili ve görevli ... 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 08.09.2011 tarihli ve 2011/734 Değişik İş sayılı kararı ile reddine karar verildiği; Anlaşılmaktadır. II-) KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNE İLİŞKİN UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI; Kanun yararına bozma istemi; Hükümlü ... müdafileri, ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin hükümlü hakkındaki anılan mahkûmiyet kararının gerekçesini teşkil eden ve aleyhinde tanıklık yapan... (diğer sanık), ... , ... , ... ve ...'ın yalancı tanık olduklarını, ... Cumhuriyet Başsavcılığının (CMK 250. madde ile yetkili ve görevli birim) 2011/32 soruşturma sayılı dosyasında menfaat karşılığı ve baskı sonucu aleyhte beyanda bulunduklarını söylediklerini, tanıklar ... ve ... hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığının 2011/10380 soruşturma sayılı dosyası ile yalancı tanıklık nedeniyle soruşturma yapıldığını beyanla, mahkûmiyet kararının ortadan kaldırılarak yargılamanın yenilenmesini talep ettikleri; ... 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 23.08.2011 tarihli ve 2010/304-15 sayılı ek kararı ile; hükümlü hakkında olası kast ile öldürme suçundan kurulan ve gerek Yargıtay 1. Ceza Dairesi ve gerekse Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından denetlenen ve onanmak suretiyle kesinleşen hükümde, aslında tanık olması gerekirken sanık olarak dinlendiği belirtilen...’in beyanlarına önem ve öncelik verildiği, gerekçede de bu hususun açıklandığı, ... Cumhuriyet Başsavcılığının (CMK 250. madde ile yetkili ve görevli birim) 2011/32 soruşturma sayılı dosyası kapsamında tanıklar ... ve ... ... beyanlarının doğru olmadığını ifade etmişler ise de, bu tanıkların beyanlarına karar gerekçesinde yer verilmekle birlikte hükme dayanak yapılmadığı, görgüye dayalı beyanlarının bulunmadığı, ...’ten duyduklarını anlattıkları, aynı soruşturma dosyasında...’in ise mahkemede yargılama sırasında vermiş olduğu ve hükme esas alınan beyanlarını aynen tekrar ettiği, ayrıca tanıklar ... ve ... ... hakkında yalan tanıklıktan verilmiş bir mahkumiyet hükmünün de bulunmadığından bahisle CMK.nun 311. maddesinde yazılı yargılanmanın yenilenmesi koşullarının gerçekleşmediği düşüncesiyle yargılanmanın yenilenmesi taleplerinin reddine karar verildiği, ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.08.2011 günlü ve 2010/304-15 ek karar sayılı yargılamanın yenilenmesine ilişkin hükümlü müdafilerinin talebinin reddine dair karara yönelik itirazı inceleyen ... 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 08.09.2011 gün ve 2011/734 Değişik İş sayılı red kararının yasaya aykırı olduğu düşüncesi ile bozulması istemini kapsamaktadır. III-) HUKUKSAL DEĞERLENDİRME: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ‘‘...yemin verilerek dinlenmiş olan bir tanık veya bilirkişinin hükmü etkileyecek biçimde hükümlü aleyhine kasıt veya ihmal ile gerçek dışı tanıklıkta bulunduğu veya oy verdiğinin anlaşılması...” ve yine aynı maddenin (e) bendinde “...yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte..." olmasının, yargılamanın yenilenmesinin koşulu olduğu öngörülmüştür. Tanık hükmü etkileyecek biçimde hükümlü aleyhine kasıt veya ihmalle yalan tanıklıkta bulunmalıdır. Yalan tanıklık veya gerçek dışı beyan, hükmü etkilememiş ise yargılama yenilenemez. Yargılamanın yenilenmesi isteği bir suça dayanıyorsa, öncelikle yargılama organı önünde açılacak dava ile bunun saptanması ve hükümlülük kararı alınması zorunludur. Yine, yeni olaylar ve yeni kanıtlar öne sürülüp de, bunlar yalnız başına ya da önceden bildirilen kanıtlarla birlikte gözetildiğinde, sanığın beraatini ya da daha hafif bir cezayı öngören yasa hükmünün uygulanmasını gerektirecek nitelikte olmalıdır. Yeni olaylar veya delillerin hükmün verildiği anda mahkemece bilinmemesi gerekir. Yargılama aşamasında bilinen olayları veya tanıkları "yeni kanıt veya yeni olaylar” türünden saymak olanaksızdır. Bu olgunun, davanın süjelerince ve yargılamayı yapan mahkemece bilinmemesi, tespit edilememesi zorunludur. “Yeni olaylar veya yeni kanıtlar" hiçbir aşamada söz konusu değil ise, hükümlü yararına yargılamanın yenilenmesi sebeplerinden bahsetmek yasa koyucunun amacına ve yasanın özüne uygun düşmeyecektir. Bilindiği gibi, yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine ilişkin karara vaki itirazın inceleme merciince reddedilmesi halinde; verilen karar kesindir. (CMK.319/3) Temyiz incelemesi yapılmaksızın kesinleşen karar veya hükümlere karşı “kanun yararına bozma” isteminde bulunulabileceği öngörülmüştür. (CMK.309/1) İleri sürülen nedenler yerinde görülür ise kesinleşen karar veya hüküm kanun yararına bozulur. (CMK.309/3) Bozma nedenleri: CMK.nun 223. maddede tanımlanan ve davanın esasını çözmeyen bir karara ilişkin ise, gerekli inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra yeniden karar verilir. (CMK.309/4-a) Bozma nedenleri; mahkûmiyete İlişkin hükmün, davanın esasını çözmeyen yönüne veya savunma hakkını kaldırma veya kısıtlama sonucunu doğuran usul işlemlerine ilişkin ise, kararı veren hâkim veya mahkemece yeniden yapılacak yargılama sonucuna göre gereken hüküm verilir. Bu hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz. (CMK.309/4-b) Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay’ın ilgili ceza dairesince doğrudan hükmedilir. (CMK.309/4-d) Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; hükümlü ... hakkında olası kastla öldürme suçundan açılan kamu davası sonucunda; eylemi sabit kabul edilerek, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 81/1, 21/2 ve 62. maddeleri uyarınca 20 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hüküm, temyizden geçerek kesinleşmiştir. Yargılamanın yenilenmesi suretiyle hakkında kesinleşen hükmün kaldırılarak yeniden yargılama yapılması ve beraatine karar verilmesine dair taleplere ilişkin kararlar da aşamalardan geçerek kesinleşmiştir. Dosya kapsamından; tanıklar ... ... ve ... hakkında yalan tanıklıktan ... 2. Sulh Ceza Mahkemesinde açılan davada 2012/28-530 sayılı karar ile görevsizlik kararı verilmiş, ... 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2012/876 Esasına kaydedilen dosya henüz karara bağlanmamıştır. Tanıklar, Sulh Ceza Mahkemesinde istinabe yoluyla alınan savunmalarında, ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinde ve yargılama aşamasında verdikleri beyanlarının doğru olduğunu, ... Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı huzurunda verdikleri beyanların gerçeği yansıtmadığını ifade etmişler, tanık ... , Asliye Ceza Mahkemesinde istinabe yoluyla alınan savunmasında, ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinde bildiklerini anlattığını, mahkemede verdiği ifadesinin doğru olduğunu beyan etmiş, tanık ...’ın ise savunması alınamamıştır. Hükümlü ...’nun mahkûmiyetine ilişkin hükümde, hakkındaki beraat kararı kesinleşen...'in beyanları hükme esas alınmış olup, ... Cumhuriyet Başsavcılığının (CMK 250. madde ile yetkili ve görevli birim) 2011/32 soruşturma sayılı dosyasında..., 30.03.2011 tarihli tanık sıfatıyla alınan beyanında, “olayın doğrusunu en son mahkemede anlattığını” ifade ederek, kovuşturma aşamasında alınan beyanlarını tekrar etmiştir. ...'in beyanları ... 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından tüm takdiri ve fenni kanıtlar ile birlikte değerlendirip hüküm kurulmuştur. Sanık müdafiileri, eksik inceleme ile karar verildiği, delillerin takdirinde hata yapıldığı ve sübutun bulunmadığı hususlarını temyiz konusu yapmış, gerek Yargıtay 1. Ceza Dairesi ve gerekse Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nca sübut ve eylemin nitelendirilmesinde isabetsizlik bulunmadığından bahisle karar verilmiş, en son Yargıtay 1. Ceza Dairesince temyiz itirazlarının reddiyle hükmün onanmasına ilişkin karara yönelik yapılan itiraz talebi de Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca reddedilmiştir. Hükümlü müdafilerinin, kesin hükümden dönülmesini icap ettirecek ve yeniden yargılama yapılmasını haklı gösterecek nitelikte, ciddiyette yeni deliller ileri sürmediği anlaşılmaktadır. Yargılamanın yenilenmesine ilişkin istem ayrıntılı ve gerekçeli biçimde, samimi bulunmayarak ... 2. Ağır Ceza Mahkemesince ve itirazı incelemeye yetkili ... 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nce reddedilmiştir. Bütün bu saptamaların ışığında; hükümlünün, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 311/1 - (b) ve (e) madde ve fıkralarında belirtilen hususları ortaya koyamadığı anlaşıldığından, “Kanun Yararına Bozma” (CMK.309/1) cihetine gidilmemiştir. IV-) SONUÇ VE KARAR: Bu nedenlerle; ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.08.2011 tarihli ve 2010/304-15 sayılı yargılamanın yenilenmesine ilişkin hükümlü müdafilerinin talebinin reddine dair ek karara yönelik itirazı inceleyen ... 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 08.09.2011 tarihli ve 2011/734 Değişik İş sayılı kararı usul ve yasaya uygun olduğundan; haklı nedenlere dayanmayan “Kanun Yararına Bozma" isteminin (REDDİNE), dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına (TEVDİİNE), 30.10.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2013/4692, K. 2013/5776, T. 30.10.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-ceza-dairesi-2013-4692-e-2013-5776-k-be3a6fc44c58