İlk Derece Mahkemesi · Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi

Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/939 E. 2022/635 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2018/939
Karar No
2022/635
Karar Tarihi

T.C. SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2018/939 Esas - 2022/635 /// TÜRK MİLLETİ ADINA /// T.C. SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2018/939 Esas KARAR NO : 2022/635 HAKİM : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VASİ : DAVA : Alacak (Satış Sözleşmesinden Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 24/12/2018 KARAR TARİHİ : 03/06/2022 GEREKÇELİ KARAR TARİHİ : 06/06/2022 Mahkememizde görülen Alacak davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili DAVA dilekçesi ile özetle: Müvekkili davacının ... isimli galerinin işleticisi olduğunu ve ... isimli kişinin işletmeciliğini yaptığı ... isimli galeriye araç sattığını, araç bedeli olarak davacıya ... tarafından keşide edilmiş ... numaralı çekler ile ...'ın ortağı olduğu AGT Hafif .... tarafından keşide edilmiş ... numaralı çeklerin verildiğini ancak bu çeklerin ödenmediğini, ... numaralı çeklerin tahsili için Samsun 7. İcra Müdürlüğü'nün 2010/10802 E.sayılı takip dosyası üzerinden takibe girişildiğini, fakat takip borçlusu ... tarafından imzaya itiraz üzerine açılan Samsun 1. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2010/365 E.sayılı dosyasında çeklerdeki imzanın Kurtça Tatara'a ait olmadığı kabulü ile sonuca gidilip takibin durdurulduğunu, kararın derecattan geçerek kesinleştiğini, 3197145 ve 3197146 numaralı çeklerin de tahsili için Samsun 7. İcra Müdürlüğü'nün 2010/10801 E.sayılı takip dosyası üzerinden takibe girişildiğini, fakat takip borçlusu AGT Hafif .... tarafından imzaya itiraz üzerine açılan Samsun 3. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2010/377 E.sayılı dosyasında çeklerdeki imzanın şirket yetkili temsilcisi ...'a ait olmadığı kabulü ile sonuca gidilip takibin durdurulduğunu; davalı ...'ın ...'a ait galeride çalıştığını ve davalı ... ile ...'ın elbirliği içinde davacıyı dolandırdıklarını, konu ile ilgili başlayan soruşturmada iddianame düzenlendiğini ve kovuşturmanın Samsun 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2011/338 E.sayılı dosyasında derdest olduğunu, kovuşturma aşamasında çeklerin ödenmediğinin saptandığını, ancak mezkur icra mahkemesi kararları sebebiyle çeklere istinaden takip başlatılamadığını, işbu davanın ödenmeyen çek bedellerinin tahsili amacıyla ikame edildiğini beyanla, çek bedelleri toplamı 269.500-TL'nin çeklerin vade tarihlerinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte şimdilik 5.000-TL'sinin davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı davaya cevap vermemiştir. İşbu dava, evvela ... ve ... ile AGT Hafif .... aleyhine ikame edilmiş olup, davacı vekilinin 29.12.2021 tarihli yenileme tensip zaptı 3 nolu ara kararı uyarınca ibraz ettiği 24.01.2022 tarihli dilekçesinde, davaya konu alacak isteminin kambiyo evrakına dayandığını ve davanın çek bedellerinin tahsili amacıyla açıldığını beyan etmesi üzerine ... ve AGT Hafif .... yönünden tefrik edilmiş ve bu iki kişi hakkındaki dava mahkememiz esasının 2022/253 sırasına kaydedilmiştir. Davalı ... hakkındaki davaya işbu dava dosyası üzerinden devam edilmiştir. Davacı vekili, 30.05.2022 tarihli duruşmada, 24.01.2022 tarihli dilekçedeki ifadelerin sehven kullanıldığını, davanın taraflar arasındaki temel ilişkiye dayalı olduğunu ve uyuşmazlığın satış sözleşmesinden kaynaklandığını belirtmiş, müteakip celse beyanlarını yinelemiştir. Davacı ve davalı ...'ın tacir olup olmadığı konusunda yapılan araştırma ile toplanan belgelerden: i-Davacının 15.08.2008 tarihinde başlayan vergi mükellefiyetinin 08.08.2016 tarihine kadar devam ettiği ve bu süre zarfına bilanço esasına göre vergilendirildiği, mükellefiyetinin 08.08.2016 tarihinde son bulduğu, halihazırda Ticaret Sicili kaydının bulunmadığı, Kuleform İnş. ... Ltd. Şti.nin ortağı ve yöneticisi olduğu, ii-Davalının, Ticaret Sicili kaydının bulunmadığı, vergi mükellefi olmadığı, ....nin ortağı olduğu anlaşılmıştır. Dava, satış sözleşmesinden kaynaklı alacak istemine ilişkindir. 6102 s. Türk Ticaret Kanunu (TTK)'nun 3. maddesine göre, bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari iş sayılmazlar (ERİŞ Gönen, Gerekçeli- Açıklamalı İçtihatlı 6335 sayılı Kanunla güncellenmiş Yeni TTK Hükümlerine Göre Ticari İşletme ve Şirketler Ticaret Sicili Yönetmeliği ve İlgili Tebliğler, Seçkin Yayınevi, 1. Baskı, Mart 2013, 1. Cilt, Sh, 323). Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK'nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. TTK'nın 5/1. maddesinde, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın, asliye ticaret mahkemesinin tüm ticarî davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu belirtilmiştir. Buna göre, asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki hukuki ilişki görev ilişkisidir. Bu nedenle, asliye ticaret mahkemesinin bakması gereken davalarda, asliye hukuk mahkemesi görevli sayılamaz. Göreve ilişkin düzenlemeler, HMK'nın 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olup mahkemelerce ve Yargıtayca re'sen dikkate alınır. Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik TTK'nın 5/4. maddesinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre, yargı çevresinde ayrı bir asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde, asliye hukuk mahkemelerine açılan davalarda görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmez. Somut olayda; davanın dayanağının, davacı vekilinin beyanına göre, satış sözleşmesi olduğu anlaşılmakta olup, uyuşmazlığın çözümünde kambiyo kuralları değil, TBK'nın 207 vd. maddelerindeki satış sözleşmesi hükümleri uygulanacaktır. Bu nevi davaların mutlak ticari dava olarak nitelendirilemeyeceği açık olup, davanın nispi ticari dava olarak kabulü için öncelikle tarafların tacir olup olmadığına ve akabinde uyuşmazlığın ticari işletmeleri ile ilgili hususlardan doğup doğmadığına bakılmalıdır. Davacının geçmişte gerçek kişi tacir olduğu, ancak vergi mükellefiyet kaydının 08.08.2016 tarihinde sona erdiği ve dava tarihi itibariyle Ticaret Sicil kaydının bulunmadığı, davalının ise vergi mükellefiyet kaydının dahi olmadığı anlaşılmaktadır. Dava tarihi itibariyle, davacı, Kuleform İnş. ... Ltd. Şti.nin ortağı ve yöneticisi, davalı da ....nin ortağı ise de, işletme faaliyeti davacı / davalı adına değil, tüzel kişi adına yürütüldüğünden ve Yargıtay 23. HD.nin 22.11.2018 tarih ve 5294/5434 sayılı kararı ile 03.11.2016 tarih ve 6977/4865 sayılı kararında belirtildiği üzere bir ya da birden çok şirketin ortağı olması kişiyi tacir kılmayacağından davacı ve davalının şirket ortağı olmaları hasebiyle tacir kabul edilmesi mümkün değildir. Buna göre, taraflar tacir değildir ve davanın nispi ticari dava olarak nitelendirilmesine de olanak yoktur. Satış sözleşmesinden kaynaklı uyuşmazlık, Asliye Hukuk Mahkemesinin görev alanında kalmaktadır ve davanın bu sebeple reddi gerekmektedir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ sebebiyle HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın USULDEN REDDİNE, 2-Dosyanın, kararın kesinleşmesini müteakip 2 haftalık kesin süre içinde ve HMK'nın 20. maddesinde vazolunan usule uygun başvuru olması halinde görevli SAMSUN ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'ne GÖNDERİLMESİNE, 3-Davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde HMK'nın 331/2. maddesi uyarınca harç, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer emsal mahkemeye verilecek bir dilekçe ile Samsun BAM'da istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 03/06/2022 Katip ¸ Hakim ¸ 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu'nun 5. maddesi kapsamında e-imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2018/939, K. 2022/635, T. 03.06.2022, www.arakarar.com/karar/samsun-asliye-ticaret-mahkemesi-2018-939-e-2022-635-k-08c0a2b2fe5b