İlk Derece Mahkemesi · Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi

Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/328 E. 2018/14 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2017/328
Karar No
2018/14
Karar Tarihi

T.C. SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2017/328 Esas - 2018/14 T.C. SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2017/328 Esas KARAR NO : 2018/14 HAKİM : Onur GEZER 120786 KATİP : Bilal ÖZKAN 139943 DAVACI : ... VEKİLİ : ... DAVALI : ... VEKİLLERİ :... DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 21/04/2017 KARAR TARİHİ : 04/01/2018 KARARIN YAZ. TARİH : 08/01/2018 Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizde yapılan yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İSTEM : Davacı vekili 21/04/2017 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında 26/05/2016 tarihinde finansal danışmanlık sözleşmesi imzalandığını, taraflar arasında danışmanlık sözleşmesi imzalandıktan sonra analiz için gerekli mali evrakların 30.05.2016 tarihinde firma tarafından e-posta yoluyla davacıya gönderildiğini, davacı tarafça bilanço analizi ve mali tespit raporu hazırlandığını, analizle ilgili sorular yine e-posta yoluyla sorularak firmadan ve muhasebecisinden cevapların alındığını, davalı şirketten alınan cevaplara göre davacı tarafından analizler tamamlanarak, 15.06.2016 tarihinde 2015 bilanço analizi, 01.10.2016 tarihinde 2016-6 aylık bilanço analizi, 04.01.2017 tarihinde 2016/9 aylık bilanço analizi hazırlanarak ilk 2 analizin sunumunun davalı firma ortaklarına gerçekleştirildiğini, sözleşme gereği davacı tarafından kesilen serbest meslek makbuzları bedellerinin davacının banka hesabına yatırılması gerektiğinin hüküm altına alındığını, serbest meslek makbuzlarının hiç birinin ödenmediğini, sözleşmenin 7. maddesine istinaden davalı firma, fesih bildiriminden sonraki 3 aylık finansal danışmanlık ücretini ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğinden 2.205,00 TL lik sözleşme fesih ücreti oluştuğunu, davacının davalı firmaya finansal danışmanlık yaptığını, imzalanan sözleşmede yazılı hizmetleri sunduğunu, davalı tarafça "alacaklı olduğu iddia eden şahsa müvekkili firmanın böyle bir borcu bulunmadığı" şeklinde yapılan itirazın mesnetsiz olduğunu belirterek Samsun 9. İcra Müdürlüğü'nün 2017/26170 esas sayılı dosyasında takibe konulan 10.644,39 TL alacağa davalı tarafça yapılan itirazın iptaline, duran icra takibinin devamına, davalının %20 icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA : Davalı vekili 17/05/2017 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın tacir olmadığından ve davaya konu uyuşmazlığın herhangi bir ticari ilişkiden kaynaklanmadığından uyuşmazlığın çözümünde Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğunu, taraflar arasında yapılan finansal danışmanlık sözleşmesi gereği müvekkilinin talep edilen tüm kayıtlarını davacı ile paylaştığını, davacıdan da gerekli incelemeleri yaparak maddi gerçeğe uygun raporlar hazırlamasını ve tavsiyelerde bulunmasını istediğini, sözleşmenin imzalanması akabinde, davacının ilk iki ay boyunca, şifahen vermiş olduğu bilgiler doyurucu olmasa da müvekkilinin sözleşmeyi ayakta tuttuğunu, davacının rapor hazırlamasını beklediğini, sözleşmenin imzalanmasına müteakip geçen ikinci ayın sonunda, davacının 2013-2014-2015 bilanço analizi başlıklı yazılı bir sunum hazırlayarak müvekkili şirkete teslim ettiğini, bu analizi inceleyen müvekkili şirket yetkililerin analiz içeriğinde mevcut tüm verilerin hatalı olduğunu, davacının oldukça basit bir şekilde ve tamamen hatalı bir sunum hazırladığını görüp davacı taraf ile çalışmak istemediklerini kendisine şifahen bildirdiklerini belirterek hukuki mesnetten uzak olan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Taraf beyanları, Samsun 9. İcra müdürlüğünün 2017/26170 takip sayılı dosyası ve tüm dosya kapsamı KANITLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ GEREKÇE: Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasıdır. Uyuşmazlık, davanın ticari dava niteliğinde olup olmadığı ve belirlenecek niteliğine göre davaya bakmakla görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi mi Asliye Ticaret Mahkemesi mi olduğu, sonrasında ise taraflar arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığı ve davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı konularında toplanmaktadır. 6102 sayılı TTK'nın 5/1. maddesine göre, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. Bu hükme göre ticaret mahkemelerinin görev alanı ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleridir. Ticari faaliyetleri ilgilendiren bütün davalar ticari dava değildir. Bu nedenle ticari işlerle ilgili bütün davalar ticaret mahkemelerinin görev alanına sokulmamış, yalnızca uzmanlık gerektiren hususların ticaret mahkemelerince karara bağlanması esası getirilmiştir. Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'nda yeterli görülmüştür. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtay’ca re'sen incelenir. Eldeki dava Ticaret Kanunu''nda ve özel kanunlarda düzenlenen mutlak ticari davalardan olmadığından işbu davanın Asliye Ticaret Mahkemesi'nce görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur. Davalı tacir olmakla birlikte davacı tacir olmadığından ve davaya konu uyuşmazlık mutlak ticari davalardan da olmadığından davaya bakma görevi mahkememize değil genel mahkeme niteliğindeki Asliye Hukuk Mahkemesine aittir. İşbu sebeplerle davanın mahkememizin görevsizliği nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : 1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ nedeniyle davanını usulden REDDİNE, HMK'nun 20. maddesi uyarınca, dosyanın karar kesinleştiğinde iki hafta içerisinde başvurulması halinde görevli Samsun Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 2-Yargılama gideri ve harç hususunun HMK'nun 20 ve 331. maddeleri nazara alınarak süresinde başvurulması halinde görevli mahkemece nazara alınmasına, süresinde başvurulmaz ise, talep halinde mahkememizce karara bağlanmasına, Dair, taraf vekillerinin yüzene karşı kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Samsun Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usülen anlatıldı.04/01/2018 Katip ... Hakim ...

Atıf: Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2017/328, K. 2018/14, T. 04.01.2018, www.arakarar.com/karar/samsun-asliye-ticaret-mahkemesi-2017-328-e-2018-14-k-3e14b537344b