İlk Derece Mahkemesi · Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/10 E. 2024/24 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/10
- Karar No
- 2024/24
- Karar Tarihi
T.C. ... 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ... 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2024/10 Esas KARAR NO : 2024/24 HAKİM : ... ... KATİP : ... ... DAVACI : ... - ... VEKİLİ : Av. ... -... DAVALILAR : 1- ... - ... 2- ... - ... DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 05/01/2024 KARAR TARİHİ : 08/01/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 08/01/2024 Mahkememizde görülmekte olan tazminat (haksız fiilden kaynaklanan) yapılan açık yargılaması sonucunda; Dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : İDDİA VE İSTEK : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 26.10.2023 tarihinde, ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç ile Reşit Galip Caddesi üzerinde iniş eğimli ve tek yönlü yolda seyir halindeyken Filistin Cadde kavşağında trafik ışıkları sebebiyle kavşakta duraklayan sürücü ... sevk ve idaresindeki... plaka sayılı otobüsün arka kısımlarına çarparak duruşa geçtiği, ... otobüsün de çarpmanın etkisiyle savrularak önünde bulunan sürücü ... sevk ve idaresindeki... plakalı aracın arka kısımlarına çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini ve aracında değer kaybı meydana geldiğini beyan ederek HMK m.107 uyarınca belirsiz alacak davası niteliğinde olmak üzere ve HMK m.107/2 gereğince artırım hakkımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10,00-TL maddi tazminatın, kaza tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkil davacıya ödenmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP VE SAVUNMA: Tensiben karar verilmesi nedeniyle davalıya dava dilekçesi tebliğ edilmemiştir. GEREKÇE Dava trafik kazasından kaynaklanan değer kaybı tazminat istemine ilişkindir. Dosyamızda davacı tarafın gerçek kişi olması ve uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklanması nedeni ile öncelikle Mahkememizin davaya bakmaya görevli olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda, bilindiği üzere 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nun 3. maddesi hükmüne göre bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Ticari davalar ise; aynı Kanunun 4/1 maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın sözkonusu düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez. Bu bağlamda, ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Nispi ticari davalar ise; her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre; bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Üçüncü grup ticari davalar ise; yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Somut olayda uyuşmazlık, trafik kazasından kaynaklanmakta olup, bu nevi davaların ticari dava olduğuna ya da asliye ticaret mahkemelerinde görüleceğine ilişkin bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. O halde, eldeki davanın ticari dava olarak kabulü ve asliye ticaret mahkemesi'nin görevli olması için uyuşmazlık konusu işin her iki tarafın birden ticari işletmesi ile ilgili olması ve her iki tarafın da tacir olması zorunludur. Davacı tarafın tacir sıfatının bulunmaması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olmaması nedeniyle görevli mahkemenin ticaret mahkemesi olmadığı sonucuna varılmıştır. Mahkemelerin görevi ancak kanunla belirlenir (HMK m.1). Göreve ilişkin kurallar kamu düzeninden sayıldığından yargılamanın her aşamasında mahkeme tarafından re’sen nazara alınması gerekir (HMK 20,114,115). Görev konusunda taraflar için kazanılmış hak doğmaz ve yeni bir kanunla kabul edilen görev kuralları kanunda aksine düzenleme yapılmadığı sürece geçmişe de etkilidir (HGK 14.04.2004 tarih 2004/19-218 Esas 2004/221 sayılı kararı). Dosya içerisinde toplanan tüm deliller, tarafların iddia ve savunmaları, ve diğer belgelerin incelenmesinde taraflar arasındaki uyuşmazlığın, haksız fiilden kaynaklandığı, davacının 6102 sayılı TTK 12 maddesi kapsamında kalan tacir olmadığı, uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olmaması ve haksız fiilden kaynaklanan uyuşmazlıklar da mutlak ticari dava sayılmadığından açılan bu davada Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğundan davanın mahkememizin görevsizliği nedeniyle (HMK 114/1-c, 115/2) davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Dava asliye hukuk mahkemesinin görevine girdiğinden HMK 114/c ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine. 2-HMK 20.maddesi uyarınca kararının kesinleşmesini müteakip iki hafta içerisinde talep halinde dosyanın yetkili ve görevli ... Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine aksi takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin davacı vekiline ihtarına(ihtar edildi) 3-Yargılama giderlerinin davaya bakmaya görevli mahkeme tarafından değerlendirilmesine, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde, HMK 331/2. Maddesi gereğince talep halinde yargılama giderlerinin mahkememiz tarafından karara bağlanmasına, Dair; Tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde verilecek dilekçe ile ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere dosya üzerinden karar verildi. 08/01/2024 Katip ... ¸ Hakim ... ¸