İlk Derece Mahkemesi · Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi
Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/362 E. 2025/625 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/362
- Karar No
- 2025/625
- Karar Tarihi
T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/362 Esas - 2025/625 T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2025/362 Esas KARAR NO : 2025/625 HAKİM : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 23/05/2025 KARAR TARİHİ : 02/10/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/10/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; davacı sigorta şirketi nezdinde 17.07.2023-17.07.2024 tarihlerini kapsar 287881002221-5 poliçe numaralı genişletilmiş kasko sigorta poliçesi ile plakalı araç malikinin Ali Akyol olduğunu, kaza tarihi olan 08.07.2024 tarihinde saat 00:30 sularında Sakarya ili Sapanca ilçesinde, davalı sevk ve idaresindeki plakalı aracın TEM Otoyolu Sakarya ilinden Sapanca ilçesi istikametine sağ şeritte seyri esnasında km 5+500’e geldiğinde hangi araçtan düştüğü belli olmayan kaplama lastik parçasına çarpmamak için orta şeride manevra yaptığı esnada, önünde seyir halinde olan plakası belli olmayan çekici araca çarpmamak için tekrar sol şeride manevra yaptığı esnada aracının sağ ön muhtelif kısımları ile yine aynı istikamette sol şeritte seyir halinde olan sigortalı Ali Akyol sevk ve idaresindeki plakalı aracın sağ ön muhtelif kısımlarına çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kazanın oluşumunda davalının 2918 sayılı KTK’nın 46/2-b Maddesini (Aksine bir işaret bulunmadıkça, şerit değiştirmeden önce gireceği şeritte, sürülen araçların emniyetle geçişini beklememek) ihlal ettiğinin, sigortalının herhangi bir kusurunun bulunmadığının tespit edildiğinin, meydana gelen kazada hasarlanan plakalı araç üzerinde ekspertiz incelemesi yaptırıldığını, ekspertiz raporuyla sigortalı aracın ağır hasarlı olduğunun, toplam *839.808,57-TL hasar meydana geldiğinin tespit edildiğini ve aracın perte ayrılmasına karar verildiğini, aracın rayiç bedelinin *1.285.000,00-TL olarak belirlendiğini, perte ayrılan plakalı aracın, 31.07.2024 tarihinde tarafından sigortalıdan *758.150,00-TL bedel karşılığı satın alındığını, davacı sigorta şirketinin meydana gelen kazada ağır hasarlanan ve perte ayrılan araca ilişkin hasarın teminat kapsamında kaldığına kanaat getirerek, sigortalısının hasarını gidermek üzere 09.08.2024 tarihinde sigortalısına bakiye *526.850,00-TL hasar bedeli ödediğini, kazaya sebebiyet vermiş olan plakalı aracın kaza tarihi kapsar zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesini yapan şirket kaza tarihindeki mali mesuliyet sigorta poliçesi limiti olan *200.000,00-TL’yi davacı şirkete ödediğini, böylelikle rücu edilecek tutar *526,850,00-TL - *200.000,00-TL = *326.850,00-TL olarak belirlendiğini, açıklanan nedenlerle; borca karşı yapılan haksız ve kötü niyetli itirazın iptaline, icra takibinin kaldığı yerden devamına, davalı aleyhine takip konusu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere, icra-inkar tazminatına hükmedilmesine, davalı aleyhine yargılama giderleri ile avukatlık vekalet ücretinin tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Tüm Dosya Kapsamı Birlikte Değerlendirildiğinde; Dava Sapanca İcra Müdürlüğünün 2024/951 esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali, takibin devamı ve davalının icra inkar tazminatına hükmedilmesi talebine ilişkindir. Eldeki dava 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden sonra 23.05.2025 tarihinde açılmıştır. Burada öncelikli olarak Asliye Ticaret Mahkemesinin davaya bakmakla görevli olup olmadığının belirlenmesi gerekir. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunun 4.maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin, tarafların her ikisinin birden ticari işletmesi ile ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesi ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu'nunda veya diğer kanunlarda, o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir. Diğer taraftan, 6102 sayılı TTK'nın 19/2.maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, 6102 sayılı TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar dışında, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. 6335 Sayılı Kanununun 2.maddesi ile değişik 6102 Sayılı TTK'nın 5.maddesi uyarınca, ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleriyle diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunununda ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 6335 Sayılı kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı HMK'nın 1.maddesi uyarınca, kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce ve istinaf aşamasında Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından re'sen incelenir. Bu kuralın tek istisnası, 6335 Sayılı Kanununun 2.maddesi ile değişik 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/(4).maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre yargı çevresinde ayrı bir Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmayan yerlerde Asliye Hukuk Mahkemelerine açılan ticari davalarda görev kuralına dayanılmamış olması, Asliye Ticaret Mahkemesine görevsizlik kararı verilmesini gerektirmeyecektir. Başka bir anlatımla, yargı çevresinde, Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmayan yerlerde bir ticari uyuşmazlığın çözümü için Asliye Hukuk Mahkemesine genel mahkeme sıfatıyla dava açılması halinde mahkemece görevsizlik kararı verilmeksizin işin görülmesi gerekir. Buna karşılık kanun aksi durumu düzenlememiş olduğundan, Asliye Hukuk Mahkemesinin ticari olmayan bir davayı Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla görmüş olması bir usule aykırılık halini oluşturmaktadır. Davacı sigorta şirketi, eldeki davayı sigortalısının halefi olarak açmış olmasına göre, görevli mahkemenin tayininde sigortalı ile davalılar arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 22.03.1944 tarihli 37 Esas ve 9 Karar sayılı ilamında bu husus "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak, sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmaktadır. Öte yandan, TTK'nun "Halefiyet" başlığı altındaki 1472. (eski TTK 1301.) maddesinde; "sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder" hükmüne yer verilmiştir. (Yargıtay 4. H.D. 2021/26396 Esas 2022/9943 Karar) Somut olayda;kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan rücuen alacak istemine yönelik yürütülen Sapanca İcra Müdürlüğünün 2024/951 esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali talepli olduğu, davacının halefiyet kuralı gereği sigortalısının yerine geçeceği, sigortalısı olan hakkında yapılan tacir araştırmalarına göre basit usulde vergilendirildiği, ticaret sicil müdürlüğü kaydı olmadığı tespit edilmekle tacir sıfatına haiz olmadığı, 'a ait sigortalanan plakalı aracın kullanım amacının hususi olduğu, davalı tacir olsa da davacının sigortalısının tacir olmaması nedeniyle nispi ticari dava şartının oluşmadığı anlaşılmakla davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle mahkememizin görevsizliğine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HMK nun 138/1 maddesindeki " Mahkeme, öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar verir; gerektiği takdirde kararını vermeden önce, bu konuda tarafları ön inceleme duruşmasında dinleyebilir." hükmü ile aynı yasanın 320/1 maddesindeki "Mahkeme, mümkün olan hâllerde tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar verir." düzenlemesi ve "Mahkeme dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır" şeklindeki HMK nun 115/1 maddesi ile usul ekonomisi nazara alınarak dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, davanın görev dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, 2-Bu karara karşı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak görevsizlik kararının kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten itibaren, karara karşı kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, taraflardan birinin mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde, dosyanın görevli Sakarya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 3-Yargılama giderleri ve harçların görevli mahkemece değerlendirilmesine, 4-Yukarıda belirtilen yasal süre içinde gönderme talep edilmemesi halinde dosyanın ele alınarak verilecek ek kararla davanın açılmamış sayılacağı hususunun İHTARINA, Dair; davacı vekilinin ve davalı vekilinin yokluğunda verilen kararın, taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere tensiben karar verildi.02/10/2025 Katip e-imza Hakim e-imza