İlk Derece Mahkemesi · Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi
Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/603 E. 2024/303 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/603
- Karar No
- 2024/303
- Karar Tarihi
T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/603 Esas - 2024/303 T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2023/603 Esas KARAR NO : 2024/303 BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ... DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR : 1- ... 2- ... VEKİLLERİ : Av. ... Yazıcıoğlu Bulvarı No.69 Kat.1 Ofis no.22 Serdivan Sakarya DAVA : İtirazın İptali (Eser sözleşmesinden kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 07/03/2023 KARAR TARİHİ : 22/05/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/06/2024 Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi'nin 27/10/2023 tarih ve 2023/1265 Esas 2023/1349 Karar sayılı ilamıyla " Her ne kadar Mahkemesince inşaat yapımı davacının işletmesini ilgilendiren faaliyet konularından olmadığından taraflar arasındaki uyuşmazlık nispi ticari dava niteliğinde olmadığı şeklinde karar verilmiş ise de davacının iddiasına konu sözleşme kapsamındaki ilişkinin boyutu ve hacmi dikkate alındığında uyuşmazlık nispi ticari dava niteliğinde olduğu" gerekçesiyle mahkememiz görevli kabul edilip Mahkememizin 15/06/2023 tarih ve 2023/129 Esas 2023/368 sayılı görevsizlik kararı kaldırılmakla mahkememizce duruşmalı olarak tekrar yapılan yargılama neticesinde; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ... ile Davalı ... ve ... arasında Sakarya İli Geyve İlçesi Kayadibi Köyünde yapılan 6 adet müstakil yapı ve Sakarya İli Geyve İlçesi Suçatı Köyünde yapılan 6 adet müstakil yapı olmak üzere toplam 12 adet yapının yapımına ilişkin ticari iş ilişkisi kurulduğunu, davacı tarafından yapılan imalatların yapım masrafların davacı tarafından karşılanmadığını, davalı borçlulardan ödenmemiş bakiye fatura alacağı , ödenmemiş işçilik bedelleri , kar payı ve ekstra yapılan ve ödenmeyen iş ve işçilik bedelleri alacakları bulunduğunu, davalıların ödeme yapmaması üzerine başlatılan icra takibine davalıların itiraz ettiğini belirterek Sapanca İcra Müdürlüğü 2022/382 Esas Sayılı icra takibine davalılarca yapılan itirazların iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı taraf beyanlarında; Davalılar vekili davanın zamanaşımına uğradığını, takibe konu faturaların hiç birisinin davalılar adına kesilmediğini, aksine faturaların davacı adına düzenlendiğini, taraflar arısında sözleşme ilişkisinin bulunmadığını ve belirterek davanın reddini istemiştir. Taraflar arasındaki anlaşmazlık: Davacı ile davalılar arasında bir eser sözleşmesi bulunup bulunmadığı, var ise bu sözleşme kapsamında davalıların davacıya ödemesi gereken bedel borcu bulunup bulunmadığı, varsa borç miktarı ile icra takibine yapılmış olan itirazın iptalinin gerekip gerekmediği ve tazminat koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği hususlarındadır. Sözleşme ilişkisi davalı tarafça kabul edilmemiş, takibe dayanak faturaların kendileri hakkında olmadığı belirtilmiştir. Taraflar arasında inşaat yapım işine dair bir ilişki bulunup bulunmadığının tespiti bakımından ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi marifetiyle inceleme yapılmış, davacının faaliyet alanında inşaat işinin bulunmamasına rağmen davalılar ile aralarında inşaat yapım işine dair ayrıntıları belirli olmayan bir ilişki kurulduğu, bu ilişki ile davacının takibe dayanak yaptığı faturaların ilgisinin ise kurulamadığı görülmüştür. Davacı taraf -davalılar ile ilgisi olmayan muhtelif faturalara dayanarak başlattığı- icra takibinde alacağın sebebi olarak (bakiye fatura alacağı, ödenmemiş işçilik alacağı, kar payı ve ek iş- işçilik bedelleri şeklinde yazarak) muhtelif alacak kalemleri göstermiş ve toplam 938.000,00-TL asıl alacak talebinde bulunmuş ancak hangi alacak kalemi için hangi bedelde talepte bulunulduğunu ayrı ayrı göstermemiş, yargılamaya ve tespite elverişli olmayan şekilde toplu bir talep ileri sürmüştür. Bu husustaki eksikliğin giderilmesi yargılama konusunun belirlenebilmesi ve hüküm altına alınabilmesi için zorunlu görülmüştür. Ayrıca davacı her iki davalı şirkete karşı husumet yönelterek -takip icra takibi yapmış ve toplam 12 adet yapıdan kaynaklı alacak talebinde bulunmuştur. Davacıdan davalıları aynı takip talebinde birlikte borçlu göstermesi ve aleyhlerinde birlikte itirazın iptali davası açması sebebi sorulmuş, davalılar arasında adi ortaklık bulunup bulunmadığı, husumetin her iki şirkete birlikte yöneltilmesinin sebebinin ne olduğu, bahsi geçen 12 adet yapıda davalıların ayrı ayrı işveren mi olduğu, yoksa birlikte mi işveren oldukları hususu sorulmuştur. Bu kapsamda davacı tarafa kesin süre verilerek takibe konu yaptığı alacak miktarının ayrı ayrı kalemler halinde açıklanması, yargılamaya yapmaya elverişli halde bildirilmesi, davalılara birlikte husumet yöneltmesinin sebebini göstererek her bir davalı açısından talebini somutlaştırması istenmiştir. Davacı vekili açıklama mahiyetindeki dilekçesinde: Müvekkilim ... ile Davalı ... ve ... arasında ; Sakarya İli Geyve İlçesi Kayadibi Köyünde Yapılan 6 Adet Müstakil Yapı ve Sakarya İli Geyve İlçesi Suçatı Köyünde Yapılan 6 Adet Müstakil Yapı Olmak Üzere Toplam 12 Adet yapının yapımına ilişkin ticari iş ilişkisi kurulmuştur. Müvekkilim davalı ortak şirketlerle sözlü eser sözleşmesi meydana getirmiştir. Dava konusu müstakil yapı müvekkilim tarafından inşaatın temelinden muhattabın anahtar teslimine kadar yapılmış olup tüm inşaat kapsamında kullanılan malzemeleri de kendi satın almıştır. Mahkemenizin tarafımızdan belirtmemizi istediği alacak kalemleri de daha önce dosyaya sunduğumuz faturalarda da mevcuttur. Davaya konu takip alacağı için müvekkilim davacı tarafından davalı şirketlerin talimatları ile faturalar kesilmiş fatura içeriklerinden de anlaşılacağı üzere müvekkilim davacının yapmış olduğu işleri ve harcamaları gösterir tüm alacak kalemleri faturalara yansıtılmıştır. Bu fatura bedellerinde yazan alacak kalemlerinin toplamı olarak asıl alacak olan 938.000,00 TL talep edilmiştir. Davalı ... ve ... Arasında ortaklık ilişkisi ve organik bağ mevcuttur. Davacı müvekkilimin kestiği faturalardan da anlaşılacağı üzere davalı şirketin yetkililerinin aynı olması hasebiyle iki ayrı şirkete fatura kestirilmiş iki ayrı şirket faaliyetinde beraber hareket etmekte ve beraber sevk ve idare edilmektedir. " demiştir. Somut davada usul hukuk açısından tartışılması gereken bir kaç yön bulunmaktadır. Davacının talebini somutlaştırma yükümlülüğünü yerine getirip getirmediği, itirazın iptali davası açısından özel bir dava şartı olan usulüne uygun takip yapılıp yapılmadığı, itirazın iptali davasının icra takibine sıkı sıkıya bağlılığı, icra takibinde gösterilmeyen borç sebebinin/dayanağının itirazın iptali davasında gösterilip gösterilemeyeceği, neticei talebin açık olması zorunluluğu ve bu yöndeki eksikliğin giderilmemesi halinde karşılaşılacak sonuç hususları somut dava açısından incelenmelidir. Yasal dayanağını 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67 nci maddesinden alan itirazın iptali davası, alacaklının icra takibine karşı, borçlunun itirazının iptali ile 2004 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlayan, icra takibine sıkı sıkıya bağlı, takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (Hukuk Genel Kurulunun 31.05.2023 tarih, 2022/11-66 Esas, 2023/534 Karar sayılı kararı). Bu davanın açılabilmesi ve davanın esası hakkında karar verilebilmesi için 6100 sayılı Kanun’daki genel hükümlerin yanı sıra itirazın iptali davalarına özgü bazı dava şartlarının bir arada bulunması gerekir. Bunlar; alacaklının dava ve takipte hukuki yararının bulunması, geçerli bir ilâmsız icra takibi yapılmış olması, süresi içinde yapılmış geçerli bir itirazın bulunması (İİK md. 60), davanın itirazın tebliğinden itibaren bir yıl içerisinde açılmasıdır (İİK md. 67). (Yargıtay HKG, T.15.11.2023, E.2022/3-1269, K.2023/1106 ) İtirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. (HGK 2017/(19)11- 1309 E. 2021/377 K.) 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 58/4. maddesinde; senet, senet yoksa borcun sebebinin, takip talebinde gösterilmesi gerektiği, aynı maddenin 3. fıkrasında da, "alacak belgeye dayanmakta ise, belgenin aslının veya alacaklı yahut mümessili tarafından tasdik edilmiş, borçlu sayısından bir fazla örneğinin takip talebi anında icra dairesine tevdiinin mecburi ” olduğu hususları hüküm altına alınmıştır. Aynı Kanunun 60. maddesinde ise; ödeme emrinin, alacaklı veya vekilinin banka hesap numarası hariç olmak üzere, 58 inci maddeye göre takip talebine yazılması lâzım gelen kayıtları ihtiva edeceği, 61. maddenin ilk fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca da; takip belgeye dayanıyorsa, belgenin tasdikli bir örneğinin ödeme emrine bağlanacağı, hükümlerine yer verilmiştir. Somut olayda itirazın iptali istenen takip dosyasının takip talebinde borcun sebebi olarak "Sakarya İli Geyve İlçesi Kayadibi Köyünde yapılan 6 adet müstakil yapı ve Sakarya ili Geyve ilçesi Suçatı Köyünde yapılan 6 adet müstakil yapı olmak üzere toplam 12 adet yapının yapımı için alacaklı tarafından yapılan imalatlara ilişkin olarak borçlular tarafından ödenmemiş bakiye fatura alacağı, ödenmemiş işçilik bedelleri , kar payı ve ekstra yapılan ve ödenmeyen iş ve işçilik bedeli alacaklarına ilişkindir" ifadeleri kullanılmış, dayanak belge olarak dava davalılar ile ilgisi olmayan aksine davacı adına kesilmiş olan faturalar gösterilmiştir. Borcun sebebinin takip talebinde açık olmaması, dayanak belgeler ile ilişkilendirilememesi ve yapılması istenen açıklamada dahi bu netliğin sağlanamaması karşısında ortada itirazın iptali davası açısından yargılama konusu olacak hüküm kurmaya elverişli açık bir talep bulunmamaktadır. Davacının iddiaları itiraza uğrayan icra takibini aşar nitelikte vakıalar ve talepler içermektedir. Dava dilekçesinde; talep sonucu kısmında talebin ne olduğu açık bir şekilde belirtilmelidir. Çünkü, taleple bağlılık ilkesi gereğince hâkim talep sonucuyla bağlı olup, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Bu ilke uyarınca davacının talep etmediği bir şey hakkında karar verilemez. Dava sonucunda kurulacak hükmün sınırını, tarafların karara bağlanmasını istediği talep sonucu belirler. Bu nedenle talep sonucu yeterince açık değilse hâkimin davayı aydınlatma ödevi (HMK. m. 31) kapsamında açık olmayan talep sonucunu açıklatması gerekir.(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/1-1236 Esas 2018/1568 Karar) İtirazın iptali davasında davacının talebi itirazın iptali olmakla birlikte icra takibinden birden çok alacak kalemi talep edildiğinde hangi alacak kalemi için ne kadar talep edildiğinin açıklanarak neticei talebin belirli hale getirilmesi zorunluluktur. Davacı verilen süreye ve yapılan ihtara rağmen bu açıklama yapmamış ve netice talebini netleştirmemiş, hangi alacak kalemler için ne talep ettiğini açıkça bildirmemiştir. 6100 sayılı HMK’nın "Hâkimin davayı aydınlatma görevi" başlıklı 31. maddesine göre; "Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu olduğu durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir." Mahkemenin hüküm vermesi için, kendisine yöneltilen talebin formüle edilmesi ve ileri sürülmesi tarafların görevi ise, bunları anlamlandırmak veya gerektiğinde açıklattırmak hâkimin görevidir. Ancak bu durum, hâkimin tarafların ileri sürmediği vakıaları ileri sürmelerine imkan vermesi veya hatırlatması anlamını taşımaz. Burada mevcut olmayanın talep edilmeyenin ortaya çıkartılması değil, talep edilenin netleştirilmesi, aydınlatılması, belirlenmesi söz konusudur.Dolayısıyla taraflarca getirilme ilkesi, hâkimin soru sorma ve davayı aydınlatma ödevi (m. 31) çerçevesinde yumuşatılmıştır. Hâkimin davayı aydınlatma ödevi olarak ifade edilen bu düzenleme ile doğru hüküm verebilmesi ve maddi gerçeğin bulunabilmesi amaçlanmıştır. Düzenlemede her ne kadar “açıklama yaptırabilir” denilmişse de, bunun, hâkimin davayı aydınlatması için bir “ödev” olduğunu kabul etmek gerekir. Çünkü davayı aydınlatma ödevi sayesinde hâkim, iddia ve savunmanın doğru ve tam olarak anlaşılmasını sağlayacak ve bu şekilde doğru olmayan bir kararın verilmesini önleyecektir. Görüldüğü üzere, hakimin davayı aydınlatma ödevine ilişkin 31. maddede, hakimin, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz ya da çelişkili gördüğü konular hakkında taraflara açıklama yaptırabileceği, soru sorabileceği, kanıt gösterilmesini isteyebileceği belirtilmiştir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2020/11-652 Esas 2022/1269 Karar) 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 194. maddesinde, somutlaştırma yükü düzenlenmiş olup, maddenin birinci fıkrası uyarınca, taraflar dayandıkları vakıaları, ispata elverişli bir şekilde somutlaştırmakla yükümlüdür. Madde gerekçesinde, maddenin ihdas amacının, uygulamada genel geçer ifadelerle somut vakıalara dayanmadan davaların açılıp yürütülmesinin önüne geçmek olduğu belirtilmiştir. Gerekçenin devamında, "Bir davada, ispat faaliyetinin tam olarak yürütülebilmesi, mahkemenin uyuşmazlığı doğru tespit ederek yargılama yapabilmesi, karşı tarafın ileri sürülen vakıalara karşı kendini savunabilmesi için, iddia edilen vakıaların açık ve somut olarak ortaya konulması gerekir. Genel geçer ifadelerle, somut bir şekilde ortaya koymadan iddia veya savunma amacıyla vakıaların ileri sürülmesi durumunda, yargılamanın sağlıklı bir şekilde yürütülmesi mümkün olmayacağı gibi, vakıaların anlaşılması için ayrıca bir araştırma yapılması ve zaman kaybedilmesi söz konusu olacaktır. Taraflar, haklarını dayandırdıkları hukuk kuralının aradığı koşul vakıalara uygun, somut vakıaları açıkça ortaya koymalıdırlar. Bu vakıaların somut olarak ileri sürülmesi, ilgili taraf için bir yüktür; bu yükü yerine getirmeyen sonuçlarına katlanacaktır." şeklindeki ifadelere yer verilerek somutlaştırma yükünün anlam ve önemi vurgulanmıştır. Davacının dilekçesinde talebine dayanak yaptığı bazı iddialar (vakıalar) olmakla birlikte, bunlar somut ve açık değilse, o zaman somutlaştırma yükünün yerine getirilmemesinden söz edilmelidir. Somutlaştırma yükü yerine getirilmeden ne karşı tarafın sağlıklı savunma yapması ne de sağlıklı bir hüküm verilmesi mümkündür. Çünkü, karşı tarafın hukukî dinlenilme hakkının gereği olarak açıklama ve ispat hakkını kullanabilmesi için, öncelikle kendisine yöneltilen iddialar hakkında tam olarak bilgilenmesi zorunludur (m. 27). Keza, hükümde nelerin yer alması gerektiğini belirten Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 297 gereğince, tarafların iddia ve savunmalarının, uyuşmazlık noktalarının, hükmün dayandığı ve sabit görülen vakıların, tam olarak gösterilmesi aranmaktadır (m. 297/1-c). Somut vakıalar olmadan, hâkimin sağlıklı ve somut bir karar vermesi de mümkün değildir. Yargıtay'ın yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere, dava malzemesini getirmek tarafların, hukuku uygulamak mahkemenin işidir. Taraflar dava malzemesini eksik değil, tam olarak getirmek durumundadırlar. Somutlaştırma yükünün itirazın iptali davası özelinde yansıması icra takibinde gösterilen sebep ve bu sebeplerle sınırlı olarak itirazın iptali davasında ileri sürülen vakıa ve dayanaklar olarak görülmektedir. Davacı icra takibini başlatırken dayandığı ve itirazın iptali davasında kendisini sınırlayacak borcun doğum sebeplerini açık anlaşılır ispata elverişli şekilde ortaya koymalıdır. Aksi durumda itirazın iptali davası yargılaması sırasında usuli açıdan ve ispat yönünden engellerle karşılaşacaktır. Davacının incelenen ticari defterlerinde davalılar ile arasında bir inşaat ilişkisi olduğu görülmekle birlikte davacı icra takibinde sadece davalılar ile ilgisi olmayan faturalara dayanmış, ve bu faturalar ile bağlantısı kurulamayan "borçlular tarafından ödenmemiş bakiye fatura alacağı, ödenmemiş işçilik bedelleri , kar payı ve ekstra yapılan ve ödenmeyen iş ve işçilik bedeli" şeklinde toplu talepte bulunmuştur. Davacının bu talebi dayanak belgeleri temelinde yapılacak inceleme ile yargılamaya ve hüküm kurmaya elverişli değildir. Davacı itirazın iptali davası sırasında davalılar ile arasında düzenlenen farklı faturaları delil olarak sunmuş ise de bu faturalar icra takibinde borcun sebebi olarak gösterilmediğinden ispat vasıtası olarak kullanılamayacaktır. İtirazın iptali davasının icra takibine sıkı sıkıya bağlılığı kuralı karşısında, somutlaştırılmayan ve yeterli açıklama içermeyen, netleştirilmeyen davanın reddi gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın usulden REDDİNE, 2-Alınması gereken maktu harcın peşin alınan harçtan mahsubu ile bakiye 19.580,18 TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine, 3-Davalılar kendilerine vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca belirlenen 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.600,00 TL nin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 6-Gerekçeli kararın talep halinde taraflara tebliğine, 7-Tebliğ giderleri düşüldükten sonra artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin ve davalılar vekilinin yüzünde, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek bir dilekçe ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 22/05/2024 Başkan ... e-imza Üye ... e-imza Üye ... e-imza Katip ... e-imza