İlk Derece Mahkemesi · Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/170 E. 2025/603 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/170
- Karar No
- 2025/603
- Karar Tarihi
T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ T.C. KAYSERİ TÜRK MİLLETİ ADINA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : Esas KARAR NO : HAKİM : ... ... KATİP : ... ... DAVACI : ... - ... VEKİLİ : Av. ... - [ DAVALI : ... - ... ... VEKİLİ : Av. ... - [ DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 20/02/2025 KARAR TARİHİ : 27/06/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 04/07/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekilinin dava dilekçesinden özetle; müvekkili ile davalı arasında ticari ilişki bulunduğunu, mal satışı yapıldığını, davalıya 10.000-TL tutarında fatura düzenlendiğini, davalı tarafından ödeme yapılmadığını, bunun üzerine Kayseri Genel İcra Dairesi' nin ... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, itirazın haksız olduğunu, alacak borç ilişkisinin sözleşme gereğince düzenlenen faturadan kaynaklandığını, bu nedenle yapılan takibe itirazın iptaline, takibin devamına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına, %20' den aşağı olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekilinin cevap dilekçesinden özetle; davacı ile müvekkili arasında ticari ilişik bulunmadığını, herhangi bir sözleşmede mevcut olmadığını, davacının bahsetmiş olduğu sözleşmeyi dosyaya sunmadığını, bahsedildiği gibi bir mal da satın alınmadığını, haksız ve kötü niyetli olarak başlatılan takibin iptaline, yargılama harç ve giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. DELİLLER: vergi dairesi kayıtları, Kayseri Genel İcra Dairesi' nin ... Esas sayılı dosyası ile takip dosyası. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, alacağın temlikine dayalı olarak, dava dışı şirketin faturadan kaynaklı alacağının davalıdan tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine itirazın kısmen iptali istemine ilişkindir. Emsal nitelikteki Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/(6)3-979 esas 2021/759 karar sayılı ilamımda;... 26. Her ne kadar davacının davaya konu ettiği alacağı, dava dışı vakfın davalıdan olan kira alacağı ise de, davanın tarafları yani davacı ile davalı arasında kira ilişkisi olmadığı, davaya konu alacağın da taraflar arasındaki bir kira ilişkisinden doğmadığı açıktır. Kanun’un hazırlanması sırasında HUMK’dan farklı olarak bilinçli şekilde “kira sözleşmesi” ifadesi çıkarılıp yerine “kira ilişkisi” ifadesi konulmuş ise de burada belirtilen kira ilişkisinin davanın tarafları arasında olması gerektiğinde kuşku olmamalıdır. 27. Taraflar arasında böyle bir kira ilişkisinin mevcut olmaması nedeniyle uyuşmazlığın çözümünde sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğu düşünülemez. 28. Gelinen noktada, asliye ticaret mahkemesiyle asliye hukuk mahkemesinin görev ayrımı önem taşıdığından ticarî dava kavramını açıklamak yerinde olacaktır. ... 38. Tüm bu açıklamalar ve ortaya konulan yasal düzenlemeler karşısında somut olay incelendiğinde; müteahhit olan davacının dava dışı vakfa ait taşınmazın imar tadilatı suretiyle yaptığı iş nedeniyle doğan alacağının, vakıf ile aralarında düzenlenen “hasılat kira sözleşmesi” başlıklı sözleşme ile karşılandığı, bu sözleşmeye göre vakfın taşınmazını davalı şirkete kiralamasından doğan alacağın bir kısmını davacıya temlik ettiği, davacının da bu suretle hak kazandığı alacağını davalıya yönelttiği anlaşılmaktadır. 39. Görüldüğü üzere, her iki taraf da tacirdir ve dava her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgilidir. Yukarıda da belirtildiği üzere 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları nispi ticarî dava sayılacağından eldeki davaya bakmakla görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi değil 6102 sayılı TTK’nın 4/1. maddesi gereğince asliye ticaret mahkemesidir.''denilmiştir. Yukarıda emsal nitelikteki karardan anlaşılacağı üzere,somut dosyada,dava dışı temlik eden ile davalı arasında ticari ilişki mevcut olsa da davacı temlik alan ile davalı arasında doğrudan bir ilişki mevcut değildir. TTK’nın 4. maddesine göre; ticarî davaların iki grup altında incelenmesi mümkündür. Bunlar; tarafların sıfatına ve işin ticarî işletmeyle ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ticarî sayılan davalar (mutlak ticari davalar) ile her iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğan davalar (nispi ticari davalar)dır. Mutlak Ticari Dava; tarafların tacir olup olmadıklarına ve dava konusu edilen işin ticari nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ticari dava olarak sayılan davalar olup, TTK’nın 4/1. maddesinde a ve f bentlerinde 6 bent halinde sayılan dava türleri mutlak ticari davadır. Nisbi ticari dava ise; her iki tarafı tacir olan ve tarafların ticari işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklar nisbi ticari dava olarak adlandırılmaktadır. TTK’nın gerekçesinde; ticari davalar ile ticari olmayan hukuk davalarını ayırmada kullanılan kıstasın “bir yandan her iki tarafın tacir sıfatı ve uyuşmazlığın konusunu teşkil eden işin bu sebepten dolayı ticari sayılması keyfiyeti, diğer yandan tarafların sıfatına bakılmaksızın sadece işin ticari mahiyeti” olduğu açıklanmıştır. Bu anlamda bir davanın nisbi ticari dava sayılabilmesi için; uyuşmazlığın her iki tarafının tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olması gerekli ve zorunludur. Bursa Defterdarlığı'ndan gelen cevaba göre, davacının tezgahlar ve pazar yerleri vasıtasıyla sebze ve meyve perakende ticareti faaliyetinde bulunduğu ve basit usulde vergi mükellefi olduğu anlaşılmıştır. Esnaf ve sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayırımı 21/07/2007 tarihli resmi gazetede yayımlanan 18/06/2007 tarih ve 2007/12362 sayılı bakanlar kurulu kararında belirlenmiştir. 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan Vergi Usul Kanunu'nun 177.maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usul Kanunu’na istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. Somut olayda,davacının, 5362 Sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3. maddesi çerçevesinde,Esnaf Ve Sanatkar İle Tacir Ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca 13/02/2019 tarihinde yayınlanan listedeki kara yolu yük taşımacılığı işinde faaliyet göstermekte olup basit usulde vergi mükellefi olduğu ve tacir olmadığı anlaşılmıştır. Her ne kadar davalı tacir olsa da davacının tacir olmaması nedeni ile eldeki davanın nispi ticari dava olmadığı anlaşılmıştır.Bu nedenle somut uyuşmazlığın genel hükümler uyarınca HMK 2. maddesi gereği genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerekmektedir. 6335 Sayılı Yasanın 2. Maddesi ile 6102 Sayılı TTK'nun 5. Maddesinin 3 ve 4 nolu fıkraları değiştirilerek Ticaret Mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki iş bölümü ilişkisi görev ilişkisine dönüştürülmüştür. Görev hususu HMK'nun 114/1-c maddesi uyarına dava şartlarından olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınır. Mahkememizce açıklanan nedenlerle görevsizlik kararı verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile; 1-Mahkememizin görevsizliği ve davaya bakmakla görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olması sebebiyle HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın USULDEN REDDİNE 2-6100 sayılı HMK nın 20. Maddesi gereği kararın kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesi halinde kesinleşme tarihinden itibaren, kanun yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize başvurulurak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmesi halinde dosyanın görevli KAYSERİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmek üzere Kayseri Hukuk Tevzi Bürosuna gönderilmesine, 3-Kararın kesinleşmesinden itibaren iki haftalık süre içinde görevli mahkemeye gönderme talebinde bulunulmaması durumunda HMK. 20. maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine, 4-6100 sayılı HMK. 331/2. maddesi uyarınca harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinin görevli mahkemede değerlendirilmesine, Dair, davacı vekilinin ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.27/06/2025 Katip ... ¸E-imzalıdır Hakim ... ¸E-imzalıdır