İlk Derece Mahkemesi · İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/343 E. 2024/570 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/343
Karar No
2024/570
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/343 Esas KARAR NO : 2024/570 DAVA : İtirazın İptali (Kaçak Elektrik Kullanım İddiasından Kaynaklanan Zararın Tazmini İstemli) DAVA TARİHİ : 26/04/2024 KARAR TARİHİ : 02/10/2024 Mahkememizde görülmekte olanİtirazın İptali (Kaçak Elektrik Kullanım İddiasından Kaynaklanan Zararın Tazmini İstemli) davasının yapılan ön inceleme duruşması sonucunda; DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesinde; davalının kaçak elektrik kullandığının tutanak altına alındığını, tespit tutanaklarının aksi ispatlanıncaya kadar geçerli olan belgelerden ve etkili delillerden olduğunu, Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin 42. maddesine aykırı elektrik kullanımına ilişkin kaçak elektrik kullanım bedeli tahakkuk ettirilmesine rağmen davalı tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, davalı hakkında İzmir .... İcra Dairesi ... sayılı icra dosyasında ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının yasal süre içinde itiraz etmesi nedeniyle takibin durdurulduğunu, HMK'nun 16.maddesi ve müvekkilinin adresi nedeniyle İzmir İcra Daireleri ve Mahkemelerinin yetkili olduğunu, zorunlu arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamadığını, alacağın likit olduğunu bildirmiş, davalının borca ve ferilerine itirazının iptali ile alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalı vekili, cevap dilekçesinde; müvekkili hakkında iki farklı kaçak elektrik tutanağı bulunduğunu, bunlardan birisinin İzmir .... İcra Dairesinin ... sayılı dosyası ile bu dosya için açılan İzmir .... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı itirazın iptali davasına konu olan kaçak elektrik tutanağı olup, bu dosyadaki dava dilekçesine aynı tutanağın eklendiğini, her iki tutanağı da kabul etmediklerini, tutanakların gerçeği yansıtmadığını, 360 gün (180+180) üzerinden hesaplama yapılmasının yasa ve yönetmeliğe aykırı olduğunu, Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin 42. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi çerçevesindeki tespitlerde; kaçak elektrik enerjisi kullanımına ilişkin olarak yapılacak hesaplamada kullanım süresinin esas alınması gerekip, bu sürenin 180 günü geçemeyeceğini, müvekkilinin aboneliği yalnızca 24 gün önce üzerine aldığını, buna göre kaçak kullanım süresinin 24 gün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, ayrıca müvekkili aleyhine 180 günlük cezai yaptırımın da yönetmeliğe aykırı olduğunu, tutanağın keyfi olarak ve dayanaksız şekilde düzenlenmesi nedeniyle cezai yaptırım uygulanamayacağını, tutanaktaki güç bölümünde 94.080 kwh olarak yazılan miktarın neye göre yazıldığı konusunda hiçbir açıklama olmadığını, bu nedenle 2. fıkranın (b) bendine göre işlem yapılması, kurulu gücün 5kw olduğu kabul edilerek 5x0,6= 3kw güce göre hesaplama yapılması gerektiğini, tutanağa konu yerde müvekkili tarafından kullanımının başlamasından kısa bir süre önce ...'a ait iş yeri bulunduğunu, müvekkilinin, davacıya 14/02/2022 tarihinde abonelik için başvurduğunu, davacının, müvekkiline haksız borç yüklemesi nedeniyle kötü niyet tazminatı ile sorumlu tutulması gerektiğini bildirmiş, davanın reddine, davaya konu tutanak sunulduğu takdirde geçerliliğinin ve miktarının bilirkişi marifetiyle incelenmesine ve davacının alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE: Dava, kaçak elektrik kullanımı nedeniyle sorumlu olduğu ve tahakkuk ettirilen fatura bedelini ödemediği iddiası ile davacı tarafça, davalı hakkında fatura bedelinin tahsili için yapılan icra takibinde davalının borca ve ferilerine ilişkin yaptığı itirazın iptali istemine ilişkindir. Davanın mutlak ticari dava niteliğinde olmadığı, koşullarının oluşması halinde ancak nispi ticari dava niteliğinde olmasının mümkün olduğu, görevin dava şartlarından olup, yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi gerektiği dikkate alınarak mahkememizin somut dava açısından görevli olup olmadığı ön inceleme duruşmasında incelenmiş ve görevsizlik kararı verilmiştir. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnız bir ticari işletme ile ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruptan oluşur. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın yasal düzenlemelerce ticari sayılan davalardır. Bu davalar TTK'nun 4(1), Kooperatifler Kanununun 99, İİK'nun 154, Finansal Kiralama Kanunu'nun 31, Ticari İşletme Lehine Kanunu'nun 22. maddelerinde sayılmış olup, bu nitelikteki davaların mutlak ticari dava sayılabilmesi için ilgili özel kanunlarda nitelendirilmesi ya da TTK'nun 4(1) maddesinde sayılmış olması yeterlidir. Nispi ticari davalar ise, her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili ve tarafların tacir olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. Uyuşmazlığın nispi ticari dava sayılabilmesi için bu iki koşulun birlikte varlığı zorunludur. Üçüncü grup ticari davalar yalnız bir tarafın ticari işletmesini ilgilendirilen havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Bu davalar TTK'daki yasal düzenleme gereği uyuşmazlığını bir yanı tacir olmasa dahi bir yanının tacir olması halinde ticari dava sayılmıştır. 6335 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile Türk Ticaret Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunu'nun ikinci maddesi ile değişik TTK'nun 5(1) maddesi gereğince ticaret mahkemesi ticari nitelikli davalara ve çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlendirilmiş olup, buna göre Asliye Ticaret Mahkemesi ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki hukuki ilişki görev ilişkisidir. Kaçak elektrik kullanımı tespit tutanağına konu yer, tutanakta; bekçi evi, mesken ve ticarethane olarak kullanılan mülk olarak gösterilmiş, ticarethanenin niteliği ve türü hakkında hiçbir açıklamaya yer verilmemiştir. Dava dilekçesine ekli olarak sunulan tutanaktaki tutanak tarihi 10/03/2022'dir. Davalı vekili bu tutanağın, davaya konu tutanak olmadığını, müvekkili hakkında ikinci bir tutanak tutulduğunu, dava dilekçesine ekli olarak sunulan bu tutanağın İzmir .... Asliye Hukuk Mahkemesinin... esas sayılı dava dosyasına konu tutanak olduğunu iddia etmiştir. Dosyaya gelen sözleşme örneğinden davalının aboneliğinin 14/02/2022 tarihinde başladığı anlaşılmaktadır. Aboneliğin tesis edildiği yer perakende satış yapılan ticarethane olarak gösterilmiştir. İzmir .... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında davacı tarafından, davalı hakkında:::: tarihli tutanağa ilişkin olarak ve bu tutanaktan kaynaklanan kaçak elektrik kullanım bedelinin tahsili amacıyla İzmir .... İcra Müdürlüğünün... sayılı dosyasında yaptığı takipte davalının borca ve ferilerine ilişkin itirazlarının iptali için dava açtığı, davanın derdest olduğu görülmüştür. Davanın nispi ticari dava niteliğinde olup olmadığının belirlenmesi için tutanağa konu ve davalının işletiminde bulunan iş yerinin ticari bir işletme veya esnaf işletmesine konu olabilecek nitelikte olup olmadığının belirlenmesinin yanında ayrıca davalının tacir sıfatıyla bu işletmeyi işletip işletmediğinin belirlenmesi gerekmektedir. Vergi dairesi müzekkere cevabında davalının 02/09/2002 ve 31/12/2004 arasında vergi mükellefiyeti kaydının bulunduğu, kaçak elektrik kullanımı tutanağının düzenlendiği tarihte bir mükellefiyet kaydının bulunmadığını, İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü ise davacının şahsı adına bir iş yeri kaydının bulunmadığını ve sicile kayıtlı olmadığını bildirmiştir. Tutanağın düzenlendiği yerde 10/11/2020 ile 31/12/2022 tarihleri arasında dava dışı ... adlı kişi adına halı ve kilim yıkama hizmetleri faaliyeti nedeniyle vergi mükellefiyet kaydının bulunduğu tespit edilmiştir. İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği davalının mobilya döşemeciliğine ilişkin kaydının 24/08/2001 tarihinde terkin edildiğini belirtmiştir. Toplanan tüm belge örneklerinden davalının tutanak tarihinden uzun süre öncesinde ve tutanak tarihinden sonra tacir veya esnaf sıfatıyla ilgili odalara bir kaydının bulunmadığı gibi vergi mükellefiyeti kaydının da bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacı ve davalı taraflarca, davalının tacir olduğuna dair bir bilgi ve belge dosyaya sunulmadığı gibi davacı tarafça aynı yer için düzenlenen bir başka kaçak elektrik kullanım tutanağı ile ilgili olarak davalı hakkında duran icra takibine devam edilmesi için asliye hukuk mahkemesinde dava açılmıştır. Bu duruma göre davacı tarafça, davalının iş yeri ve ticari faaliyeti açısından durum değişmediği halde asliye hukuk mahkemesinde dava açılıp, derdest olmasına rağmen tacir olduğu iddiasıyla asliye ticaret mahkemesinde bir başka dava açılması mahkemenin görevi açısından çelişkilidir. Kaçak elektrik kullanım tutanağında ve abonelik sözleşmesinde tutanağın düzenlendiği yerde ve abonelik tesis edilen adreste davalının hangi türde, hangi boyutlarda ve hangi nitelikte bir ticaret yaptığı açıklanmaksızın yalnızca soyut olarak ticarethane yazılarak tutanak düzenlenmesi veya sözleşme yapılmış olması davacının tacir sayılmasını gerektirmez. Dosyada toplanan tüm deliller ve özellikle alınan müzekkere cevapları ile davalının tacir olmadığı gibi adına kayıtlı bir ticari işletmesinin de bulunmadığı, taraflarca davalının tacir olup, adına kayıtlı bir ticari işletme bulunduğunun iddia edilmediği, aynı yerle ilgili düzenlenen tutanakla ilgili olarak davalı hakkında asliye hukuk mahkemesinde davanın görüldüğü birlikte değerlendirildiğinde, davalının tacir olmadığı gibi adına kayıtlı bir ticari işletmesinin de bulunmaması nedeniyle olmamaları nedeniyle davanın, nispi ticari dava niteliğinin bulunmadığı, buna göre Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesinin mümkün olmadığı, davalı tacir olmasa da, abonelik sözleşmesinde ve tutanakta sözleşmeye ve tutanağa konu yerin ticarethane olarak kaydedilmesi nedeniyle uyuşmazlığın çözümünde Tüketici Mahkemesi'nin görevli olmayıp, uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesinde çözülmesi gerektiği anlaşılmakla, görevin dava şartlarından olup, HMK'nun 115(1) maddesi uyarınca davanın her aşamasında resen gözetilmesi gerektiği dikkate alınarak mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın, dava şartı yokluğu yönünden usulden reddine, dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerektirici nedenlerle: 1-Görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olması ve Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ nedeniyle HMK nun 114(1)/c maddesinin yollaması ile HMK nun 115(2) maddesi uyarınca davanın, dava şartı yokluğu nedeni ile usulden REDDİNE, 2-HMK'nun 20 (1) maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde ve yasal süre içinde istem halinde dosyanın görevli İZMİR ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'ne GÖNDERİLMESİNE, 3-HMK'nun 331(2) maddesi uyarınca yargılama giderlerinin görevli mahkeme tarafından değerlendirilmesine, 4-HMK'nun 20(1) maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra yasal süre içinde gönderme başvurusunun yapılmaması halinde davanın ve/veya karşı davanın açılmamış sayılmasına karar verilmek üzere dosyanın ele alınmasına, Davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı HMK'nun 343 ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek bir dilekçe ile başvuru ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 02/10/2024 Başkan ... e-imza Üye ... e-imza Üye ... e-imza Katip ... e-imza

Atıf: İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/343, K. 2024/570, T. 02.10.2024, www.arakarar.com/karar/izmir-7-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-343-e-2024-570-k-ab67309d9feb