İlk Derece Mahkemesi · İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/89 E. 2023/868 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/89
Karar No
2023/868
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/89 KARAR NO : 2023/868 DAVA : Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) DAVA TARİHİ : 27/01/2022 KARAR TARİHİ : 16/11/2023 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait... plakalı araç park halindeyken 16.08.2021 tarihinde... plaka sayılı aracın çarptığı,... plakalı araç sürücüsünün kazada % 100 oranında kusurlu olup,araç davalı ... nezdinde ZMMS poliçesini tanzim eden sigorta şirketi olduğu, eksperin müvekkil aracında 31.865,90 TL hasar belirlediği ve müvekkil aracında değer kaybı da meydana geldiği,davalı ... şirketine bu zararların tanzimi için yapılan başvuru neticesinde ödeme yapılmadığı,arabuluculuk müesesesinden de sonuç alınamadığının, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 100,00 TL hasar bedeli ve 100,00 TL değer kaybı bedeli olmak üzere toplam 200,00 TL zararın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: davalı şigorta şirket vekilinin cevap dilekçesinde ve özetle; müvekkili şirket nezdinde... plaka sayılı araç ZMMS trafik sigortası ile sigortalı olup, sigortalı sürünün kusuru oranından poliçe limiti olan 43.000,00 TL kadar sorumlu olacağı, araçtaki değer kaybının gerekli kriterlere göre belirlenmesi gerektiği,tek taraflı tespit raporunu kabul etmedikleri,yasal faiz talep edilebileceği,bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini arz ve talep etmiştir. DELİLLER : 1-İzmir Arabuluculuk Bürosunun...Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, 2-Davalı ... nezdinde dava dışı Acil Tıp Ambülans Medikal Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine ait... plakalı araca ilişkin olarak düzenlenen... numaralı Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi, dava konusu 16/08/2021 tarihli trafik kazasına ilişkin olarak davacı tarafından şirkete yapılan başvuru dilekçesi, dilekçenin şirkete ulaştığı tarihi gösterir tebligat evrakları, yapılan başvuru sonucunda açılan hasar dosyası ve davacıya yapılan ödemeleri gösterir evrak ve kayıtlar, 3-Türkiye Noterler Birliği nezdinde dava konusu trafik kazasının gerçekleştiği 16/08/2021 tarihi ve mevcut durum itibarıyla... plakalı araca ait trafik tescil ve ruhsat belgeleri, 4-Sigorta Bilgi ve Gözlem Merkezi nezdinde davacı ... ...a ait... plaka sayılı ... şase (araç teşhis) numaralı araca ait tramer kayıtları, 5-Bilirkişi heyetinin 08/06/2022 havale tarihli raporları, 6-İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği Anabilim Dalı Başkanlığı bünyesinde görevli üç kişilik öğretim görevlisinden oluşan bilirkişi heyetinin 21/12/2022 havale tarihli raporları, 7-İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği Anabilim Dalı Başkanlığı bünyesinde görevli üç kişilik öğretim görevlisinden oluşan bilirkişi heyetinin 12/10/2023 havale tarihli ek raporları, 8-Davacı vekilinin 23/10/2023 havale tarihli ıslah dilekçesi, 9-Sair deliller. DAVA KONUSU : Açılan dava, 16/08/2021 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası neticesinde davacı ... ...a ait... plakalı araçta meydana gelen hasar ve hasar nedeniyle oluşan değer kaybının ne kadar olduğu, hasar sebebiyle oluşan hasar bedeli ve değer kaybı bedeli miktarının belirlenmesi ile belirlenecek hasar bedeli ve değer kaybı bedelinin davalıdan tazmini ile davacıya verilmesi taleplerine ilişkindir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Haksız fiil, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 maddesinde; ''Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.'' şeklinde düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 50. maddesinde ise ''Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.'' hükmü yer almaktadır. Haksız fiil öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmakta ve unsurları; eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak belirlenmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğması zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ve zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır. Hakim, kusurlu veya hukuka aykırı bir fiili ile başkasına zarar verenin kusur durumunu, zararın ağırlını ve oluşan durumun özelliklerini gözeterek uygun ve hakkaniyete uygun bir tazminat belirler. Haksız fiiller meydana geldikleri anda hukuki sonuç doğurur ve zarara neden olanların zararı tazmin borcu haksız fiil tarihinde ortaya çıkar. Haksız fiilin unsuru olan zarar, zarar görenin malvarlığında rızası dışında meydana gelen azalma ile zarar verici fiil olmasa idi bulunacağı durum arasındaki farktır ve zarar haksız fiilin meydana gelmesi ile gerçekleşmiş sayılır. Zarar verenin ve diğer sorumluların zararı tazmin yükümlülüğü herhangi bir ihbara ve ihtara gerek kalmaksızın olay tarihinde doğar. Haksız fiile bağlanan hukuki sonuçlar haksız fiil tarihi esas alınarak belirlenir ve bu nedenle haksız fiillerde olay tarihinde yürürlükte bulunan hukuk kuralları uygulanır. Başka bir deyişle zararın belirlenmesinde olay tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerinin dikkate alınması gerekmektedir. Sorumluluk sigortaları 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1473. ve devamı maddelerinde ''Sigortacı sorumluluk sigortası ile, sözleşmede aksine hüküm yoksa, sigortalının sözleşmede öngörülen ve zarar daha sonra doğsa bile, sigorta süresi içinde gerçekleşen bir olaydan kaynaklanan sorumluluğu nedeniyle zarar görene, sigorta sözleşmesinde öngörülen miktara kadar tazminat öder.'' şeklinde düzenlenmiştir. Sorumluluk sigortalarında sigorta şirketi tarafından zararı karşılanan kişi sigorta sözleşmesinin tarafı değildir. Sigorta ettiren kendisi ya da sorumluluğu altında bulunan kişiler tarafından üçüncü kişilere verilecek zararları sigorta şirketine ödediği prim karşılığında sigorta ettirmektedir. Sorumluluk sigortası, sigorta ettirenin üçüncü kişilere vereceği zararları teminat altına alırken hem üçüncü kişiyi hem de sigortalıyı koruma altına alan bir sigorta türüdür. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1473. ve 1486. maddelerinde yapılan düzenlemeye göre sorumluluk sigortalarını isteğe bağlı sigortalar ile zorunlu sigortalar olarak ikiye ayırmak gerekir. Tehlike sorumluluklarında üçüncü kişilerin zararının karşılanması amacıyla bazı alanlarda kamu yararı ve zarar görenlerin korunması gerekçesi ile sorumluluk sigortası yaptırmak yasal zorunluluk haline getirilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun da 1483 ve 1484. maddelerinde de zorunlu sorumluluk sigortalarında uygulanacak hükümler ayrıca düzenlenmiştir. Bu düzenlemelere göre zorunlu sigortalarda sigorta şirketinin zarar gören üçüncü kişiye karşı olan sorumluluğu kanundan doğan bir sorumluluktur. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 13. maddesi ile bazı hallerde Bakanlar Kurulu'na da zorunlu sigortalar ihdas etme yetkisi verilmiştir. Zorunlu sorumluluk sigortalarının kamu yararı taşıması ve yapılmasının yasa ile zorunlu kılınması nedeniyle zorunlu sigortalarda zarar görenlerin korunması amacıyla bazı düzenlemeler yapılmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, ''İşletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.'' hükmüne, aynı Kanun'un 85/1. maddesinde, ''Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.'' hükmüne, aynı Kanun'un 85/son. maddesinde ise, ''İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.'' hükmüne yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, ''sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder.'' düzenlemesi yapılmıştır. Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir. (EREN Fikret, Borçlar Hukuku, 9. B, s. 631 vd.; KILIÇOĞLU Ahmet, Borçlar Hukuku, 10. B., s. 264 vd.). 2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir. Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir. Burada kanun koyucu zarar görenin kusuru nispetinde indirim yapılabileceğini öngörmüş ve indirimi zorunlu tutmayarak hâkimin taktirine bırakmıştır. Uygulama ve öğretide de (S. Ünan, “Ergün A. Çetingil ve Rayegan Kender’e 50. Birlikte Çalışma Yılı Armağanı 2007”, s. 1180) bu husus kabul edilmektedir. Kanun koyucu, açıklanan düzenlemeler yanında 2918 sayılı KTK’nın 91. maddesiyle de; işletenin aynı Kanun’un 85. maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası (Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası) yaptırma zorunluluğunu getirmiştir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatları kapsamında değer kaybı, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp, onarılmasından sonraki değeri ile hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki farka ilişkin olup, araçtaki değer kaybı belirlenirken, aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları dikkate alınarak aracın kaza tarihinden önceki ikinci el satış değerinin tespiti ile aracın tamir edildikten sonra ikinci el satış değerinin tespiti ve arasındaki fark göz önüne alınmaktadır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 90. maddesinde; ''Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.'' hükmü düzenlenmiştir. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın A.5. Bölümünde belirtilen 'Kapsama Giren Teminat Türleri' başlığı altında bulunan (a) bendinde 'Maddi Zararlar Teminatı' kapsamında araçta meydana gelen değer kaybı da sayılmıştır. İlgili maddede Maddi Zararlar Teminatı; ''Hak sahibinin bu genel şartta tanımlanan ve zarar gören araçta meydana gelen değer kaybı dahil doğrudan malları üzerindeki azalmadır.'' olarak tanımlanmıştır. Davalı ... Şirketine müzekkere yazılarak, dava dışı Acil Tıp Ambülans Medikal Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine ait... plakalı araca ilişkin olarak düzenlenen... numaralı Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesinin, dava konusu 16/08/2021 tarihli trafik kazasına ilişkin olarak davacı ... T.C. kimlik numaralı ... ... tarafından şirkete yapılan başvuru dilekçesinin, dilekçenin şirkete ulaştığı tarihi gösterir tebligat evraklarının, yapılan başvuru sonucunda açılan hasar dosyasının ve varsa davacıya yapılan ödemeleri gösterir evrak ve kayıtların eksiksiz olarak mahkememize gönderilmesi istenilmiş, gönderilen kayıt ve belgeler dosya muhteviyatına kazandırılmıştır. Türkiye Noterler Birliğine müzekkere yazılarak dava konusu trafik kazasının gerçekleştiği 16/08/2021 tarihi ve mevcut durum itibarıyla... plakalı araca ait trafik tescil ve ruhsat belgelerinin eksiksiz olarak mahkememize gönderilmesi istenilmiş, gönderilen kayıt ve belgeler dosya muhteviyatına kazandırılmıştır. Sigorta Bilgi ve Gözlem Merkezine müzekkere yazılarak davacı ... T.C. kimlik numaralı ... ...a ait... plaka sayılı ... şase (araç teşhis) numaralı araca ait tramer kayıtlarının eksiksiz olarak mahkememize gönderilmesi istenilmiş, gönderilen kayıt ve belgeler dosya muhteviyatına kazandırılmıştır. Dava konusu uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklanan tazminat talebine ilişkin olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72/1. maddesinde tazminat isteminin, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağının, ancak, tazminatın ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımının uygulanacağının düzenlendiği, dava konusu haksız fiilin 16/08/2021 tarihinde gerçekleştiği, davanın ise 27/01/2022 tarihinde ikame edildiği, bu kapsamda zamanaşımı süresinin henüz dolmadığı anlaşılmakla, davalı ... Sigorta Şirketi vekilinin zamanaşımı itirazının reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur. Gerekli bilgi ve belgelerin temini akabinde dosyanın bir trafik alanında uzman bir otomotiv alanında uzman bilirkişiden oluşan heyete tevdi ile dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, 18/08/2021 tarihli trafik kazası tespit tutanağı, davalı ... nezdinde... plakalı araca ait olarak düzenlenen Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi, hasar dosyası,... plakalı araca ait tramer kaydı, ekspertiz raporu, dava dilekçesine ekli fotoğraflar, dava konusu aracın emsallerine ilişkin satış ilanı suretleri ve sair deliller göz önünde bulundurularak,... plakalı araç sürücüsü ile... plakalı araç sürücülerinin 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun hangi maddelerini ihlal etmek suretiyle dava konusu olan ve 18/08/2021 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı trafik kazasının oluşumuna sebebiyet verdikleri hususu ile trafik kazası sonucunda... plakalı araçta meydana gelen hasar miktarının, hasar neticesinde araçta oluşan değer kaybı bedelinin yerleşik Yargıtay içtihatları doğrultusunda aracın dava konusu kazadan önceki hasarsız ikinci el bedeli ile kazadan sonraki hasarlı ikinci el bedeli arasındaki fark esas alınmak suretiyle belirlenerek düzenlenecek raporun mahkememize sunulması istenilmiş, 08/06/2022 havale tarihli raporda sonuç olarak; davalı ...Ş. tarafından ZMMS trafik sigortalı olan, sürücü ...'nın sevk ve idaresidneki ... plaka sayılı aracı ile dikkatsiz ve tedbirsiz olarak araç kullandığı, sevk ve manevra hatası yaptığı, ayrıca 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 67. maddesini ihlal ettiği,... plaka sayılı araç sürücü ...'un kazanın oluşumunda atfedilecek herhangi bir hatası ve kural ihlali görülmediği,... plaka sayılı araçtaki toplam hasar bedelinin KDV hariç 7.193,62 TL veya KDV dahil 8.488,47 TL olabileceği,... plaka sayılı aracın ikinci el satışı esnasında araçta değer kaybı meydana gelemeyeceği kanaatine varıldığı mütalaa olunmuştur. İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılarak dosyanın İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği Anabilim Dalı Başkanlığı bünyesinde görevli üç kişilik öğretim görevlisinden oluşan bilirkişi heyetine tevdi ile dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, 18/08/2021 tarihli trafik kazası tespit tutanağı, davalı ... nezdinde... plakalı araca ait olarak düzenlenen Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi, hasar dosyası,... plakalı araca ait tramer kaydı, ekspertiz raporu, dava dilekçesine ekli fotoğraflar, dava konusu aracın emsallerine ilişkin satış ilanı suretleri, bilirkişi heyetinin 08/06/2022 havale tarihli raporları ve sair deliller göz önünde bulundurularak,... plakalı araç sürücüsü ile... plakalı araç sürücülerinin 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun hangi maddelerini ihlal etmek suretiyle dava konusu olan ve 18/08/2021 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı trafik kazasının oluşumuna sebebiyet verdikleri hususu ile trafik kazası sonucunda... plakalı araçta meydana gelen hasar miktarının, hasar neticesinde araçta oluşan değer kaybı bedelinin yerleşik Yargıtay içtihatları doğrultusunda aracın dava konusu kazadan önceki hasarsız ikinci el bedeli ile kazadan sonraki hasarlı ikinci el bedeli arasındaki fark esas alınmak suretiyle belirlenerek düzenlenecek raporun mahkememize gönderilmesi istenilmiş, 21/12/2022 havale tarihli raporda sonuç olarak; 16/08/2021 tarihli dava konusu trafik kazasının meydana gelmesinde... plakalı araç sürücüsü ...'nın asli ve %100 oranında tam kusurlu olduğu,... plakalı araç sürücüsü ... ...a herhangi bir kusur atfedilemediği, KDV hariç 9.380,02-TL tutarındaki toplam hasar bedeli tespitinin kadri marufunda olduğu, kaza nedeniyle dava konusu yabancı... (Almanya) plakalı olan araçta herhangi bir değer kaybı talep edilemeyeceği kanaatine varıldığı mütalaa olunmuştur. İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılarak dosyanın 21/12/2022 havale tarihli raporu tanzim eden bilirkişi heyetine tevdi ile dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, 18/08/2021 tarihli trafik kazası tespit tutanağı, davalı ... nezdinde... plakalı araca ait olarak düzenlenen Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi, hasar dosyası,... plakalı araca ait tramer kaydı, ekspertiz raporu, dava dilekçesine ekli fotoğraflar, dava konusu aracın emsallerine ilişkin satış ilanı suretleri, bilirkişi heyetinin 08/06/2022 havale tarihli raporları ve sair deliller göz önünde bulundurularak,... plakalı araç sürücüsü ile... plakalı araç sürücülerinin 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun hangi maddelerini ihlal etmek suretiyle dava konusu olan ve 18/08/2021 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı trafik kazasının oluşumuna sebebiyet verdikleri hususu ile trafik kazası sonucunda... plakalı araçta meydana gelen hasar miktarının yerleşik Yargıtay içtihatları ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarına göre trafik kazasının gerçekleşmesinde kusuru bulunan sorumlu gerçek veya tüzel kişilerin mağdur konumda bulunan gerçek veya tüzel kişinin gerçek zararını tazminle yükümlü oldukları, bu kapsamda davalı tarafın sorumluluğunun iskonto yapılmaksızın ve orijinal parçalarla değişim yapılması halinde belirlenecek onarım bedeline kdv bedeli dahil edilmek suretiyle hesaplanacak gerçek zarar bedelinden ibaret olduğu dikkate alınarak, ayrıca hasar neticesinde araçta oluşan değer kaybı bedelinin yabancı plakalı araçlar için de tabi bulunduğu ülkenin piyasa koşulları dikkate alınarak yerleşik Yargıtay içtihatları doğrultusunda aracın dava konusu kazadan önceki hasarsız ikinci el bedeli ile kazadan sonraki hasarlı ikinci el bedeli arasındaki fark esas alınmak suretiyle belirlenerek, taraflar, mahkememiz ve Bölge Adliye Mahkemesinin denetimine uygun ve elverişli, gerekçeli ve bilimsel şekilde düzenlenecek ek raporun mahkememize sunulması istenilmiş, sunulan ek raporda sonuç olarak; davacı vekilinin itirazlarına dair yapılan değerlendirmelere göre kök raporda yer alan; kusur yönüyle ve değer kaybı yönüyle kanaatlerinin değişmediği, hasar değeri hesaplamasında (KDV dahil) uygulaması esas alınacaksa, hasar bedelinin (KDV dahil) 11.068,42-TL olduğu kanaatine varıldığı mütalaa olunmuştur. 18/08/2021 tarihli trafik kazası tespit tutanağı, bilirkişi heyetinin 08/06/2022 havale tarihli raporları ve İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği Anabilim Dalı Başkanlığı bünyesinde görevli üç kişilik öğretim görevlisinden oluşan bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 21/12/2022 havale tarihli rapor ile İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği Anabilim Dalı Başkanlığı bünyesinde görevli üç kişilik öğretim görevlisinden oluşan bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 12/10/2023 havale tarihli ek rapor birlikte değerlendirilerek; dava konusu trafik kazasının... plakalı araç sürücüsü ...'nın %100 oranında asli ve tam kusuru neticesinde meydana geldiği kabul edilmiştir. Davacı vekilinin 23/10/2023 havale tarihli dilekçesinde, dava dilekçesinde hasar bedeli yönünden 100,00-TL olarak belirttikleri dava değerini 11.068,42-TL olarak ıslah ettiklerini beyan ettiği ve ıslah edilen bedel üzerinden eksik harcı mahkememiz veznesine yatırdığı görülmektedir. Davacı tarafça dava açılmadan önce davalı ... şirketine başvuru yapıldığı, başvuru evrakının 08/10/2021 tarihi itibariyle sigorta şirketine tebliğ edildiği, sigorta şirketi açısından temerrütün rizikonun ihbarı akabinde 8 iş gününün sona erdiği 21/10/2021 tarihinde vuku bulduğu anlaşılmaktadır. Davalı vekilince, kendisine usulüne uygun şekilde tebliğ edilen ıslah dilekçesine karşı zamanaşımı itirazında bulunulmuş, ıslah dilekçesine karşı zamanaşımı itirazı açısından bir değerlendirme yapma gerekliliği hasıl olmuştur. Zamanaşımı, bir maddi hukuk kurumu değildir. Diğer bir anlatımla zamanaşımı, bir borcu doğuran, değiştiren ortadan kaldıran bir olgu olmayıp, salt doğmuş ve var olan bir hakkın istenmesini ortadan kaldıran bir savunma aracıdır. Bu bakımdan zamanaşımı alacağın varlığını değil, istenebilirliğini ortadan kaldırır. Bunun sonucu olarak da, yargılamayı yapan yargıç tarafından yürüttüğü görevinin bir gereği olarak kendiliğinden göz önünde tutulamaz. Borçlunun böyle bir olgunun var olduğunu, yasada öngörülen süre ve usul içinde ileri sürmesi zorunludur. Demek oluyor ki zamanaşımı, borcun doğumu ile ilgili olmayıp, istenmesini önleyen bir savunma olgusudur. Şu durumda zamanaşımı, savunması ileri sürülmedikçe, istemin konusu olan hakkın var olduğu ve kabulüne karar verilmesinde hukuksal ve yasal bir engel bulunmamaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 319. maddesi uyarınca savunmanın değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin verilmesiyle başlayacağından, zamanaşımı defi cevap dilekçesi ile ileri sürülmelidir. Cevap dilekçesinde zamanaşımı defi ileri sürülmemiş ya da süresi içince cevap dilekçesi verilmemişse ilerleyen aşamalarda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 141/2 maddesi uyarınca zamanaşımı defi davacının açık muvafakati ile yapılabilir. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu yürürlükte iken süre geçtikten sonra yapılan zamanaşımı define davacı taraf süre yönünden hemen ve açıkça karşı çıkmamışsa (suskun kalınmışsa) zamanaşımı defi geçerli sayılmakta iken, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun uygulandığı dönemde süre geçtikten sonra yapılan zamanaşımı definin geçerli sayılabilmesi için davacının açıkça muvafakat etmesi gerekir. Başka bir anlatımla 01.10.2011 tarihinden sonraki uygulamalar bakımından süre geçtikten sonra ileri sürülen zamanaşımı def'ine davacı taraf muvafakat etmez ise zamanaşımı def'i dikkate alınmaz. Zamanaşımı defi'nin cevap dilekçesinin ıslahı yoluyla ileri sürülmesi de mümkündür. (Yargıtay HGK. 04.06.2011 gün 2010/ 9-629 E. 2011/ 70. K.) 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesinde haksız fiil tanımlanmış, 72. maddesinde de haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan maddi ve manevi zararın tazmini istemi ile açacağı davaların bağlı olduğu zamanaşımı süreleri özel olarak düzenlenmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72. maddesinde üç türlü zamanaşımı süresi öngörülmüş olup bunlar, zararın ve failin öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıllık sübjektif ve nispi nitelikteki kısa zamanaşımı süresi, herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık objektif ve mutlak nitelikte uzun zamanışımı süresi ile olağan üstü nitelikteki ceza zamanaşımı süresidir (EREN Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, B. 9, İstanbul 2006, s. 794). Buna karşılık, özel bir kanun hükmünün, özel olarak zamanaşımı süresi öngördüğü tehlike sorumluluklarında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72. maddesi uygulanmaz. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 109/I. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar" hükmüne, yine aynı kanunun 109/II. maddesinde ise, "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir" hükmüne yer verilmiştir. Aynı fiil bazen, hem sorumluluğu gerektiren hem de ceza kanunlarına göre cezayı gerektiren bir fiil olabilir. Bu fiile göre Ceza Kanununun daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörüldüğü hallerde, tazminat davasının daha önce zamanaşımına uğraması tutarlı bir çözüm oluşturmaz. Zira cezalandırma, müeyyide olarak tazminattan daha ağırdır. Bu sebeple, kanun koyucu uyum sağlamak amacıyla ceza davası için öngörülen zamanaşımı süresince tazminat davasının da devamını temin bakımından genel olarak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72/I. maddesinde, özel olarak da 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 109/II. maddesinde düzenleme yapmıştır. Öte yandan, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 154. maddesi "Aşağıdaki durumlarda zamanaşımı kesilir: 1. Borçlu borcu ikrar etmişse, özellikle faiz ödemiş veya kısmen ifada bulunmuşsa ya da rehin vermiş veya kefil göstermişse. 2. Alacaklı, dava veya def’i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuşsa ya da iflas masasına başvurmuşsa." hükmünü, 158. maddesi ise "Dava veya def’i; mahkemenin yetkili veya görevli olmaması ya da düzeltilebilecek bir yanlışlık yapılması yahut vaktinden önce açılmış olması nedeniyle reddedilmiş olup da o arada zamanaşımı veya hak düşürücü süre dolmuşsa, alacaklı altmış günlük ek süre içinde haklarını kullanabilir." hükmünü amirdir. Türk Borçlar Kanununda zamanaşımını kesen sebepler sayılmış olup bunlardan birisi de dava açılmasıdır. Davanın açılmasıyla birlikte zamanaşımı kesilir ve yeniden işlemeye başlar. Kısmi dava, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 109. maddesinde düzenlenmiş olup, maddenin 1. fıkrasında ''Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir.'' hükmüne, 3. fıkrasında ise; ''Dava açılırken, talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olması hâli dışında, kısmi dava açılması, talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmez.'' hükmüne yer verilmiştir. Belirsiz alacak ve kısmi dava ayrımı noktasında Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 07/07/2021 tarih ve 2021/(22)9-485 Esas 2021/971 Karar sayılı ilamında yer verilen ''Kısmi dava açılabilmesi için talep konusunun bölünebilir olması gerekli olup, açılan davanın kısmi dava olduğunun dava dilekçesinde açıkça yazılması gerekmez. Dava dilekçesindeki açıklamalardan davacının alacağının daha fazla olduğu anlaşılıyor ve istem bölümünde "fazlaya ilişkin haklarını saklı tutması” ya da “alacağın şimdilik şu kadarını dava ediyorum” şeklinde bir ifadeye yer verilmiş ise, bu husus, davanın kısmi dava olarak kabulü için yeterli sayılmaktadır (Hukuk Genel Kurulunun 02.04.2003 tarihli ve 2003/4-260 E., 2003/271 K. sayılı kararı; ayrıca bkz., Pekcanıtez, H.: Medeni Usul Hukuku, C.II, 15. baskı, İstanbul 2017, s.1000). Nitekim aynı ilkeler, Hukuk Genel Kurulunun 16.05.2019 tarihli ve 2016/22-1166 E., 2019/576 K., sayılı kararında da benimsenmiştir. Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda açıkça kısmi dava düzenlenmediği hâlde, söz konusu Kanun'un yürürlükte olduğu dönemde de kısmi dava açılması mümkün bulunmaktaydı. Çünkü, alacak hakkının bir bölümünün dava edilip geriye kalan kısmının ikinci bir dava ile istenmesini engelleyen bir hüküm bulunmamaktaydı. Bu ilke ve açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı vekili dava dilekçesinde “fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak üzere” şeklinde beyanda bulunarak 1.000TL ihbar tazminatı, 1.000TL kıdem tazminatı, 100TL fazla çalışma ücreti, 100TL yıllık izin ücreti ve 100TL ulusal bayram ve genel tatil ücreti talebinde bulunmuştur. Dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası şeklinde açıldığına dair bir beyan bulunmamaktadır. Belirsiz alacak davası niteliği gereği istisnai bir dava türü olmakla davasını belirsiz alacak davası olarak açan kişi bunu açıkça dilekçesinde belirtmelidir. Her ne kadar 30.10.2014 tarihli duruşmada davacı vekili “davamız belirsiz alacak davasıdır” şeklinde beyanda bulunmuş ise de; davanın türünün bu şekilde değiştirilmesine imkân bulunmamaktadır. Sonuç itibariyle davanın kısmi dava şeklinde açıldığı sabittir.'' şeklindeki gerekçe de, dava türünün belirlenmesi açısından uyuşmazlıkların çözümüne ışık tutar mahiyette bulunmaktadır. Fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak kısmi dava açılması halinde, zamanaşımı sadece kısmi davada talep edilen kısım yönünden kesilmiş olup varsa bakiye zarar için zamanaşımı süresi kesilmez, işlemeye devam eder. Kısmi davada fazlaya ilişkin hakkın saklı tutulması, zamanaşımı süresi içinde talep edilecek zarar yönünden önem taşır. Bu nedenle zamanaşımının başladığı tarihten itibaren yine aynı zamanaşımı süresi içinde, bakiye zarar için ek dava açılabileceği gibi kısmi davada talep edilen zarar miktarı ıslah yolu ile de artırılabilir. Yukarıda yer verilen düzenlemeler çerçevesinde, dava konusu uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklanan hasar onarım bedeli ve değer kaybı bedelinin kusurlu aracın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi kapsamında davalı ... şirketinden tahsili talebine ilişkin olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72/1. maddesinde tazminat isteminin, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağının, ancak, tazminatın ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımının uygulanacağının düzenlendiği, ayrıca 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1420. maddesinde sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemlerin alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl ve 1482 nci madde hükmü saklı kalmak üzere, sigorta tazminatına ve sigorta bedeline ilişkin istemlerin her hâlde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağının belirtildiği, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 109. maddesinde ise, motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin taleplerin zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrayacağının, dava konusu trafik kazasının 16/08/2021 tarihinde vuku bulduğu, kazanın kusurlu fiil sebebiyle vuku bulan maddi hasarlı trafik kazası olduğu, kazanın kasten gerçekleştirilen bir fiilden kaynaklandığına dair herhangi bir delilin mevcut olmadığı, zamanaşımı süresinin başlayacağı tarih olarak belirlenen zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarih açısından yapılan düzenlemelerde zararın öğrenilmesinden kastedilen hususun dava konusu araçta oluşan hasarın varlığının öğrenilmesi olduğu, bu husus açısından zarar bedelinin öğrenilmesinin kastedilmediği, dava konusu trafik kazasına ilişkin olarak düzenlenen 16/08/2021 tarihli Trafik Kazası Tespit Tutanağından da anlaşıldığı üzere davacı açısından sürücüsü olduğu araca arkadan çarpılması olayın da zararın öğrenildiği tarihin kaza tarihi olduğu, aksi bir yorumun kabul edilmesinin mümkün olmadığı, dosyamıza sunulan dava dilekçesinde davacı vekili tarafından davanın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kısmi dava olarak açıldığının açık bir şekilde belirtildiği, kısmi olarak ikame edilen davalarda zamanaşımı süresinin kısmi olarak dava konusu edilen kısım açısından kesileceği, dava dilekçesinde dava değeri olarak gösterilen bedel haricindeki tazminat açısından zamanaşımı süresinin kesilmeyeceği, davalı vekilinin cevap dilekçesini süresinde sunmadığı ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 319. maddesi uyarınca savunmanın değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin verilmesiyle başlayacağından, davalının süresinden sonra verdiği cevap dilekçesi ile ileri sürdüğü zamanaşımı def'i, savunmanın değiştirilmesi niteliğinde olup aynı Kanunun 141/2 maddesi uyarınca ancak ıslah ya da davacının açık muvafakati ile yapılabileceği düşünüldüğünde, davacı tarafından açıkça muvafakat edilmeyen ve davalı tarafından cevap dilekçesinin ıslahı yoluyla da ileri sürülmeyen bu savunmaya değer verilmesinin mümkün olmadığı mahkememizin kabulünde olmakla birlikte, davalı vekilinin dava dilekçesine karşı yönelttiği zamanaşımı itirazının da reddine karar verildiği, ancak davacı vekilince sunulan ıslah dilekçesi ile dava dilekçesinde talep edilen bedele ek olarak yeni bir talep sonucu meydana getirildiği, yani ıslah dilekçesi ile netice-i talep kısmına konu edilen bedele ek mahiyette bir bedelin davaya dahil edildiği, kısmi olarak açılan davalarda dava dilekçesi haricinde kalan bakiye bedel yönünden ek dava açılabileceği gibi kısmi davada talep edilen zarar miktarının ıslah yolu ile de artırılabileceği gözetildiğinde, ek dava açılması ve cevap dilekçesi sunulması durumunda dikkate alınacak zamanaşımı itirazının, ıslah dilekçesine karşı sunulan itiraz dilekçesinde de yer verilmesi durumunda itiraz dilekçesinin iki haftalık kesin süre içerisinde sunulması koşuluyla dikkate alınması gerektiği, cevap dilekçesinin hiç veya sunulmamış olmasının ıslah dilekçesine karşı zamanaşımı itirazında bulunulması hakkına halel getirmeyeceği, bu kapsamda her ne kadar davalı vekilince cevap dilekçesinin süresinde sunulmaması sebebiyle zamanaşımı itirazı da defi mahiyeti sebebiyle cevap dilekçesi sunma süresi içerisinde yapılmamış sayılmakta ve mahkemece dikkate alınmayacak ise de, davacı vekilince sunulan ıslah dilekçesinde dava dilekçesindeki netice-i talep kısmına eklenen yeni bedele karşı da davalı vekiline yine cevap dilekçesi sunma süresi olan iki haftalık kesin süre içerisinde defi ve itiraz hakkı sunulması adil yargılanma hakkının bir gereği olup, bu kapsamda davalı vekilince, 23/10/2023 havale tarihli ıslah dilekçesine karşı sunulan 30/10/2023 havale tarihli itiraz dilekçesinde açık bir şekilde zamanaşımı itirazına yer verildiği gözetilerek, zamanaşımı itirazının yerinde olduğu değerlendirilmiş ve dava dilekçesinde belirtilen dava değeri haricinde kalan ve ıslah dilekçesi ile artırılan bedelin zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmiştir. Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, İzmir Arabuluculuk Bürosunun...Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, davalı ... nezdinde dava dışı Acil Tıp Ambülans Medikal Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine ait... plakalı araca ilişkin olarak düzenlenen... numaralı Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi, dava konusu 16/08/2021 tarihli trafik kazasına ilişkin olarak davacı tarafından şirkete yapılan başvuru dilekçesi, dilekçenin şirkete ulaştığı tarihi gösterir tebligat evrakları, yapılan başvuru sonucunda açılan hasar dosyası ve davacıya yapılan ödemeleri gösterir evrak ve kayıtlar, Türkiye Noterler Birliği nezdinde dava konusu trafik kazasının gerçekleştiği 16/08/2021 tarihi ve mevcut durum itibarıyla... plakalı araca ait trafik tescil ve ruhsat belgeleri, Sigorta Bilgi ve Gözlem Merkezi nezdinde davacı ... ...a ait... plaka sayılı ... şase (araç teşhis) numaralı araca ait tramer kayıtları, bilirkişi heyetinin 08/06/2022 havale tarihli raporları, İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği Anabilim Dalı Başkanlığı bünyesinde görevli üç kişilik öğretim görevlisinden oluşan bilirkişi heyetinin 21/12/2022 havale tarihli raporları, İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği Anabilim Dalı Başkanlığı bünyesinde görevli üç kişilik öğretim görevlisinden oluşan bilirkişi heyetinin 12/10/2023 havale tarihli ek raporları, davacı vekilinin 23/10/2023 havale tarihli ıslah dilekçesi ve sair deliller birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu uyuşmazlığın, 16/08/2021 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası neticesinde davacı ... ...a ait... plakalı araçta meydana gelen hasar ve hasar nedeniyle oluşan değer kaybının ne kadar olduğu, hasar sebebiyle oluşan hasar bedeli ve değer kaybı bedeli miktarının belirlenmesi ile belirlenecek hasar bedeli ve değer kaybı bedelinin davalıdan tazmini ile davacıya verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, dava konusu trafik kazasının sürücü ...'nın sevk ve idaresindeki... plaka sayılı aracı ile Ilıca mevkinde aracı ile park halinden seyir haline geçmek için manevra yaptığı esnada aracının ön kısımları ile sürücü ... ...un sevk ve idaresindeki... plaka sayılı park halindeki aracın ön sol kısımlarına çarpması neticesinde meydana geldiği, kazanın oluşumunda... plakalı araç sürücüsü ...'nın %100 oranında asli ve tam kusurlu olduğu, kaza neticesinde davacıya ait araçta hasar meydana geldiği,... plakalı araçtaki hasarın onarım bedelinin KDV dahil olmak üzere 11.068,42-TL olduğu, ancak... plaka sayılı araçta değer kaybı meydana gelmediği, davacı vekilinin 23/10/2023 havale tarihli dilekçesinde, dava dilekçesinde hasar bedeli yönünden 100,00-TL olarak belirttikleri dava değerini 11.068,42-TL olarak ıslah ettiklerini beyan ettiği ve ıslah edilen bedel üzerinden eksik harcı mahkememiz veznesine yatırdığı, davacı tarafça dava açılmadan önce davalı ... şirketine başvuru yapıldığı, başvuru evrakının 08/10/2021 tarihi itibariyle sigorta şirketine tebliğ edildiği, sigorta şirketi açısından temerrütün rizikonun ihbarı akabinde 8 iş gününün sona erdiği 21/10/2021 tarihinde vuku bulduğu, davalı vekilince, kendisine usulüne uygun şekilde tebliğ edilen ıslah dilekçesine karşı zamanaşımı itirazında bulunulduğu, yukarıda detaylı olarak açıklandığı üzere her ne kadar davalı vekilince cevap dilekçesinin süresinde sunulmaması sebebiyle zamanaşımı itirazı da defi mahiyeti sebebiyle cevap dilekçesi sunma süresi içerisinde yapılmamış sayılmakta ve mahkemece dikkate alınmayacak ise de, davacı vekilince sunulan ıslah dilekçesinde dava dilekçesindeki netice-i talep kısmına eklenen yeni bedele karşı da davalı vekiline yine cevap dilekçesi sunma süresi olan iki haftalık kesin süre içerisinde defi ve itiraz hakkı sunulması adil yargılanma hakkının bir gereği olup, dava konusu trafik kazasının 16/08/2021 tarihinde gerçekleştiği, arabuluculuk sürecinin 08/10/2021 ile 15/11/2021 tarihleri arasında tamamlandığı, davanın 27/01/2022 tarihinde ikame edildiği, ıslah dilekçesinin ise 23/10/2023 tarihinde sunulduğu, bu kapsamda davanın açılmasıyla dava dilekçesinde gösterilen dava değeri olan 100,00-TL yönünden zamanaşımı süresi kesilmiş ise de, bakiye bedel yönünden zamanaşımını kesen herhangi bir sebep bulunmadığı gözetildiğinde zamanaşımı süresinin işlemeye devam ettiği, davalı vekilince, 23/10/2023 havale tarihli ıslah dilekçesine karşı sunulan 30/10/2023 havale tarihli itiraz dilekçesinde açık bir şekilde zamanaşımı itirazına yer verildiği gözetilerek, zamanaşımı itirazının yerinde olduğu, ıslah dilekçesine konu edilen 10.968,42-TL tutarındaki ek bedel yönünden zamanaşımı süresinin sona erdiği anlaşılmakla, açılan davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Açılan davanın KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ İLE, 1-a)Hasarın onarım bedeli tazminatı talebinin KISMEN KABULÜNE, 100,00-TL maddi tazminatın poliçe limitiyle sınırlı olmak kaydıyla ve rizikonun sigorta şirketine ihbarı akabinde 8 iş gününün sona erdiği 21/10/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Şirketinden tahsili ile davacı ... 'a verilmesine, fazlaya ilişkin talebin zamanaşımı sebebiyle REDDİNE, b)Değer kaybı tazminatı talebinin REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibarıyla alınması gereken 269,85-TL nispi karar ve ilam harcından, davanın açılışı sırasında peşin olarak yatırılan 80,70-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 189,15-TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan 80,70-TL başvurma harcı ve 80,70-TL peşin harç, 188,00-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 349,40-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 92,50-TL elektronik tebligat, 26,00-TL normal tebligat, 3.600,00-TL bilirkişi ücreti, 180,00-TL dosya gönderme posta ücreti, 413,00-TL ekspertiz ücreti ve 2,55-TL müzekkere (KEP) posta ücreti olmak üzere toplam 4.314,05-TL yargılama gideri üzerinden kabul miktarına göre hesap ve takdir olunan 38,63-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davacının kendisini vekille temsil ettirdiği göz önünde bulundurularak karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca kabul miktarı üzerinden hesap ve takdir olunan 100,00-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalının kendisini vekille temsil ettirdiği göz önünde bulundurularak karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/3. maddesi hükmü uyarınca takdir olunan 100,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-7155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun'un 23/14. maddesi gereğince ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00-TL zorunlu arabuluculuk yargılama gideri üzerinden kabul miktarına göre hesap ve takdir olunan 112,97-TL'sinin davalıdan, 1.207,03-TL'sinin ise davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 9-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341/2. maddesi gereğince kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.16/11/2023 Katip ... E imza Hakim ... E imza

Atıf: İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/89, K. 2023/868, T. 16.11.2023, www.arakarar.com/karar/izmir-7-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-89-e-2023-868-k-d51d06e7e79a