İlk Derece Mahkemesi · İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/699 E. 2019/269 K.
Konu: Sözleşmeye Dayalı Alacak
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2018/699
- Karar No
- 2019/269
- Karar Tarihi
- Konu
- Sözleşmeye Dayalı Alacak
T.C. İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2018/699 Esas KARAR NO : 2019/269 DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 31/12/2018 KARAR TARİHİ : 13/05/2019 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil firma ile davalı arasında 19/06/2016 tarihinde imzalanan sözleşme gereği davalı idarenin tasarrufunda bulunan "İzmir ili Kuzey Bölgesi'ndeki Mezarlıklarda Bakım Onarım Yapılması İşi"konusunda müvekkil firmanın yüklenici olmayı kabul ve taahhüt ettiğini, sözleşme gereği müvekkil firmanın davalı iş sahibi kurumun talimatlarına uyularak sürdürüldüğünü ve belediyece yapılan işin tamamlanmasına göre parça parça ödemeler gerçekleştiğini,işin Mart 2018 de sona erdiğini ve davalı idare ile geçici kabul belgesi imzalandığını ancak davacının davalı belediyece yapılan ödeme ve hakedişlerin eksik kaldığını fark ederek itirazi kayıt üzerinden Mart 2018 tarihinde geçici kabul üzerinden son hakedişi imzaladığını ve yapılan masraf ve ek işçiliklere istinaden davalı idare ile müzakere sürecini başlattığını ve yazılı başvuruda bulunduğunu, davalı tarafça talebin reddedildiğini, bunun kabul edilemez nitelikte olduğunu, sözleşmenin geçici kabul tarihi itibariyle davalıdan muaccel olan yaklaşık 500.000,00 TL tutarında bir hak ediş alacağı bulunduğunun tahmin edildiğini belirtip fazlaya ilişkin hak ve alacaklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000 TL nin geçici kabul tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile davalıdan tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;TTK 16 maddesi hükmüne göre müvekkil belediyenin tacir olmadığı gibi yaptığı iş ve gerçekleştirdiği faaliyetin ticari faaliyet sayılmadığını ayrıca dava konusu alacak talebine konu sözleşmenin de TTK'nunda özel olarak düzenlenmemiş olduğundan davanın ticari dava olmadığını, bu nedenle görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının toplamda 12 adet olarak düzenlenen hakedişlerin tamamını hiçbir ihtirazi kayıt koymadan imzalamış olduğundan, bu hakedişler açısından herhangi bir talepte bulunmasının mümkün olmadığını, taraflar arasında münhasır delil sözleşmesi yapıldığını, bu nedenle yüklenicinin tüm iddialarını ve itirazlarını ancak imzalamış olduğu bu delil sözleşmesine uygun olarak dermeyan edebileceğini,davacının usulüne uygun olarak ihtirazı kayıtla yapım işleri genel şartnamesinde belirtildiği şekilde ve süresinde hakediş raporuna itiraz etmediği için herhangi bir talepte bulunmasının mümkün olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkil idarenin tacir olmadığından alacağa ticari faiz işletilmesi talebinin de hukuka aykırı olduğunu belirtip davanın öncelikle görevsizlik yönünden ardından da esastan reddine karar verilmesini beyan etmiştir. Dava, taraflar arasındaki sözleşmeye dayalı alacak davasıdır Asliye Ticaret Mahkemeleri, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. Maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevlidir. Ticarî davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1. maddesinde sayılmış olup, buna göre, “Her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin a), b), c), d), e) ve f) bentlerinde sayılan davalar” ticari dava olarak adlandırılmıştır. TTK’nun 4. maddesine göre; tarafların tacir olup olmadıklarına ve dava konusu edilen işin ticarî nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ticarî dava olarak sayılan dava türleri mutlak ticarî davalar, tarafları tacir olan ve tarafların ticarî işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklar nispi ticari davalardır. Bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için; uyuşmazlığın her iki tarafının tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticarî işletmesi ile ilgili olması gerekli ve zorunludur. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesini değiştiren 6335 sayılı Kanun ile asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki, iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp, görev ilişkisi haline getirilmiştir. Görev ilişkisi mahkemece re'sen davanın her aşamasında nazara alınan ve kamu düzeninden sayılan bir dava şartıdır. Ancak, 6335 sayılı Yasa’nın 38. maddesi uyarınca 6102 sayılı TTK’na eklenen geçici 9. madde ile bu kanunun göreve ilişkin hükümlerinin, bu kanunun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden önce açılan davalarda uygulanmayacağı, bu davaların açıldıkları tarihte yürürlükte bulunan kanun hükümlerine tabi olduğu belirtilmiştir. Dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesi uyarınca, bu hükümde sayılan mutlak ticari davaların yanısıra her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları nispi ticari dava sayılır. Anılan Yasa'nın 5/1. maddesi uyarınca, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine ve tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemeleri tüm ticari davalara bakmakla görevlidir. Somut olayda, tarafların yapılan sözleşme gereği davalı idarenin tasarrufunda bulunan "İzmir ili Kuzey Bölgesi'ndeki Mezarlıklarda Bakım Onarım Yapılması İşi"konusunda anlaştıkları, taraflar arasında işbu sözleşmeden kaynaklı alacak hususunda anlaşmazlık bulunduğu,TTK 16 maddesi kapsamında "Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri ile kamu yararına çalışan dernekler ve gelirinin yarısından fazlasını kamu görevi niteliğindeki işlere harcayan vakıflar, bir ticari işletmeyi, ister doğrudan doğruya ister kamu hukuku hükümlerine göre yönetilen ve işletilen bir tüzel kişi eliyle işletsinler, kendileri tacir sayılmazlar."hükmü gereği davalı ... Belediye Başkanlığı'nın tacir olmadığı nazara alınarak davanın TTK 4/1 maddesi kapsamında nispi ticari bir dava olmadığı, davanın çözümünde genel görevli ve yetkili mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu, mahkememizin görevli bulunmadığı kanaatine varıldığından, HMK nun 115/2 maddesi uyarınca davanın usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesisi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı tarafından açılan iş bu davada Mahkememizin görevli olmadığı, görevli mahkemenin İzmir Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu anlaşılmakla, HMK.nun 115/2.maddesi uyarınca davanın usulden REDDİNE, 2-Kararın kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde kesinleşme tarihinden itibaren iki hafta içinde, kanun yoluna başvurulursa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde gönderme talebinde bulunulduğu takdirde dava dosyasının görevli İzmir Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, Aksi takdirde HMK 20/1.maddesi son cümlesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına dair ek karar düzenlenmesine, 3- HMK'nun 331/2.maddesi gereğince; a-Dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi halinde harç ve yargılama giderlerine görevli mahkemece hükmedilmesine, b-Dosyanın görevli mahkemeye gönderilmemesi halinde, 3b hükmüne göre karar verildiğinde talep halinde yargılama giderlerine mahkememizce hükmedilmesine, Dair karar HMK 341 vd maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize veya aynı nitelikteki başka yer mahkemeye verilecek dilekçe ile istinaf yoluna başvurabileceği belirtilerek taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulden anlatıldı.13/05/2019 Katip ... e-imzalı Hakim ... e-imzalı