İlk Derece Mahkemesi · İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/663 E. 2025/686 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/663
- Karar No
- 2025/686
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/663 KARAR NO : 2025/686 DAVA : Menfi Tespit DAVA TARİHİ : 14/07/2025 KARAR TARİHİ : 16/07/2025 Mahkememizde görülmekte olan menfi tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 24/02/2025 tarihinde GES sözleşmesi düzenlendiğini, bu sözleşmenin bitim süresi dolmasına karşın bir kısım eksikliklerin olduğunun ortaya çıktığını, bunların teknik bilirkişi aracılığı ile tesbiti amacıyla işletmelerin bulunduğu Saruhanlı... Asliye Hukuk Mahkemelerinde tespit amacıyla dava açıldığını, davalı şirketin sözleşmeye aykırı davrandığının belirlendiğini, İzmir..Asliye Ticaret Mahkemesi'ni...D.iş sayılı dosyası ile davacı şirket tarafından düzenlenerek davalı şirkete sözleşme karşılığı teslim edilen çeklerin ödemesinin önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verildiğini, söz konusu çeklerin işin yapılmamasına karşın ödenmesinin müvekkil şirket için büyük zarar doğuracağını, davacı şirket tarafından karşı tarafa bu sözleşme gereği düzenlenerek verilen 29/06/2025 tarihli Köprübaşı... Bankasına ait 900.000,00 TL'lık ...aralı, 14/07/2025 tarihli Köprübaş...Bankasına ait 900.000,00 TL'lık... seri numaralı, 13/08/2025 tarihli Köprübaşı... Bankasına ait 550.000,00 TL'lık... seri numaralı çeklerin iptali amacıyla bu davanın açıldığını belirterek, anılan çeklerin bedelsizlik nedeniyle iptallerine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Dava dilekçesi davalı şirkete tebliğ edilmediğinden, davalı yanca cevap dilekçesi sunulmamıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, 2004 Sayılı İİK nun 72/2 maddesi uyarınca icra takibinden önce açılan üç adet çeke dayalı borçlu olmadığının tespiti (menfi tespit) istemine ilişkindir. Davacı vekili dava dilekçesinde her ne kadar üç adet çekin bedelsizlik nedeniyle iptaline karar verilmesini talep etmiş ise de hukuki niteleme görevi hakime ait bulunduğundan, davanın nitelik itibariyle İİK nun 72/2 maddesinde düzenlenen ve icra takibinden önce açılan menfi tespit davası olduğu anlaşılmıştır. 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı TTK'ya eklenen dava şartı olarak arabuluculuk başlıklı 5/A maddesinde; "(1) Bu kanunun 4'üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi getirilmiştir. Ticarî davalarda arabulucuya başvuru zorunluluğu getiren TTK m. 5/A(1) hükmü 28/03/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle bu fıkrada yer alan “paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında,” şeklinde değiştirilmiştir. 01/09/2023 tarihinde yürürlüğe giren 7445 sayılı Kanun'un m. 31 hükmü ile değişik 6102 sayılı TTK m. 5/A hükmünün son hâli "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." şeklinde olup, eldeki davanın 14/07/2025 tarihinde açılmış olması nedeniyle olayda uygulanması gereken hüküm budur. Yukarıda anılan ilke ve esaslar çerçevesinde yapılan değerlendirmede; 7445 sayılı Kanun'un m. 31 hükmü ile 6102 sayılı TTK m. 5/A hükmünde yapılan değişiklik ile uygulamada ortaya çıkan tereddütlerin giderilmesi amacıyla maddeye açıklık getirildiği, davanın İİK nun 72/2 maddesi uyarınca menfi tespit talebine ilişkin olduğu ve 6102 sayılı TTK m. 4(1)-a kapsamında mutlak ticarî dava olduğu ve menfi tespit davalarının 01/09/2023 tarihinden itibaren dava şartı (zorunlu) arabuluculuk kapsamında olduğu, dava konusu çeklerin de üzerinde yazılı meblağ kadar parasal değer içerdiği ve menfi tespit davasının aynı zamanda konusunun bir miktar para olduğu anlaşılmıştır. Öte yandan, 6325 sayılı HUAK'a "Dava Şartı Olarak Arabuluculuk" başlığı ile eklenen 18/A maddesinin 2. fıkrasında ise "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." düzenlemesi getirilmiştir. Bu yasal düzenleme gereğince konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce uyuşmazlıkla ilgili arabulucuya başvurup anlaşılamaması halinde son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dava dilekçesine eklenmesi zorunludur. Arabulucuya başvurulmadan doğrudan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilecektir. Genel dava şartlarının düzenlendiği 6100 sayılı HMK m. 115 hükmünde; dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise, bunun tamamlanması için mahkemenin kesin süre vereceği; dava şartı noksanlığının, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, davanın usulden reddedilemeyeceği ifade edilmiştir. Ancak 6325 sayılı HUAK m. 18/A(2) hükmünde, kanun koyucu açık düzenleme yaparak arabuluculuk dava şartının tamamlanabilir nitelikte olmadığı konusunda iradesini net olarak ortaya koymuştur. Bu nedenlerle, 6325 sayılı HUAK m. 18/A(2) hükmünün özel ve emredici nitelikte olması nedeniyle, 6100 sayılı HMK’nın sonradan tamamlanabilen dava şartlarına ilişkin m. 115 hükmünün uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Dosya kapsamında yer alan ve davacı vekilince sunulan 16/07/2025 tarihli beyan dilekçesinden, eldeki davanın zorunlu ara buluculuk yoluna başvurulmadan açıldığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla, mahkememizce, re'sen gözetilmesi gereken ve sonradan tamamlanabilir nitelikte olmayan dava şartına ilişkin 6102 sayılı TTK m. 5/A(1) ve 6325 sayılı HUAK m. 18/A(2) hükümleri gözetilerek davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuş, iş bu dava sebebiyle yapılan yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılarak, aşağıdaki hükmün tesisi gerekmiştir. HÜKÜM ; Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre; 1-Davanın, zorunlu ara buluculuk dava şartı yerine getirilmeden açılmasından ötürü, USULDEN REDDİNE, 2- Peşin alınan 4.013,22 TL peşin harçtan maktu red harç tutarı olan 615,40- TL’nin mahsubu ile fazladan alınan 3.397,82-TL harcın talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacı tarafa İADESİNE. 3-Davacı tarafın yaptığı tüm yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına. 4-HMK.nun 333.maddesi uyarınca davacı tarafından yatırılan gider avansının sarf edilmeyen kısmının karar kesinleştiğinde davacıya resen iadesine, İlişkin, tarafların yokluklarında gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde, mahkememize veya bulunduğu yerde varsa Asliye Ticaret Mahkemesi'ne, yoksa Asliye Hukuk Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17.Hukuk Dairesi nezdinde, istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.16/07/2025 Başkan... ¸E-imza Üye .. ¸E-imza Üye... ¸E-imza Katip... ¸E-imza