İlk Derece Mahkemesi · İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/602 E. 2024/974 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/602
- Karar No
- 2024/974
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/602 Esas KARAR NO : 2024/974 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 11/09/2024 KARAR TARİHİ : 12/12/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İSTEMİNİN ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ... Hizmetleri Bilgisayar Gıda Ür. İnş. Taş. Ve Tic. A.Ş. ünvanlı eğitim kurumu ile müvekkil imalatçı ... firması vekili ... arasında 03/07/2019 tarihli "satış sözleşmisi" akdedildiğini, sözleşme gereğince davalı eğitim kurumu okul öğrencileri için imalatçı firma tarafından hazırlanacak giyim ürünlerinin öğrencilere satışı konusunda anlaşmaya varıldığını, sözleşmenin 2. maddesinde de düzenlenen ve taraflarca kabul edilen 2-tip satış şekli doğrultusunda okul içerisinde imalatçı firmaya stant kurdurulduğunu, sipariş edilen ürünlerin satışı için imalatçının yetkilendirdiği kişi ya da kişilerce satışının gerçekleştirilmesinin sağlandığını, sözleşme süresinin 4 yıl olarak belirlendiğini, sözleşmenin akdedilmesinden itibaren 3 yıl taraflar sözleşmeye uygun şekilde davranıldığını, okul içerisinde muhatabın gösterdiği yerde teşhir ve satış yapıldığını, son olarak da satılan ve 17/03/2023 tarih ve ... sayı ile faturalandırılan 170.000,00.-TL. bedelli fatura tutarının davalı tarafından müvekkil firma adına ...banka hesabına ödendiğini, ancak Şubat 2023 tarihinden itibaren davalıya ait okulun ismi ... Okulu olarak değiştirildiğini, okulun... Okulu olarak faaliyetine devam edeceğini, ... Koleji nin kendi kıyafetlerini satacak olduğunu okulun öğrenci ve velilerinden öğrenen müvekkilinin okulun tüm levhalarının ve legosunun reklam giydirme işlemi ile değiştirilmiş olduğunu gördüğünü, okul kıyafetlerinin üzerindeki logo ve isimlerin artık ... olduğundan müvekkilimnin üretmiş olduğu stantdaki ürünler stokta kaldığını, okul öğrencilerine satılamaz hale geldiğini, davalının sözleşme gereğince stokta kalan ürünleri satış fiyatı üzerinden bedelini ödemesi ve teslim alması gerekirken taleplere rağmen okul içindeki kapatılan stoktaki ürünler teslim alınmadığının, bedelinin ödenmediğini, davalıya ihtarname keşide edildiğini, alacağın tahsili için borçlu/davalı hakkında İzmir .... İcra Müdürlüğü nün ... Esas sayılı icra dosyasından başlatılan ilamsız icra takibine borçlu/davalı şirket vekili tarafından yapılan itiraz ile takibin durdurulduğunu beyanla davanın kabulü ile icra takibine vaki borçlu/davalı itirazının iptali ile takibin devamına ve itiraz haksız ve kötü niyetli alacak likit olduğundan %20 den az olmamak üzere inkar tazminatı alacağına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMASININ ÖZETİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin davacı ... ile satış sözleşmesi imzaladığını, diğer davacı ile bir ticari ilişki bulunmadığını, taraf sıfatı yokluğu nedeniyle ... yönünden davanın usulden reddinin gerektiğini, her ne kadar davacılar ile 03/07/2019 tarihli "satış sözleşmisi" akdedilmiş olsa da davacıların müvekkil şirketten bir alacağı olmadığını, davaya konu icra takibinin de dayanaksız olduğunu, bahse konu tutarların neye göre tahakkuk ettirildiğinin anlaşılamadığını, müvekkil şirketin ürünlere yönelik herhangi bir siparişinin olmadığını, satış sözleşmesinin konusunun sipariş veren yani müvekkil şirket tarafından bildirilen/bildirilecek ürünlerin mehmet alan tarafından imal edilmesi ve teslimi olduğunu, müvekkil şirket tarafından davacıya siparişe konu bir ürün talep edilmediğini, davacı tarafça kendi kafasına göre imalata devam edildiğini ve hiçbir onay alınmadığını, müvekkil kurum tarafından bir yazılı talepte olmadığını, satış sözleşmesinde de görüleceği üzere sözleşme başlangıç tarihinin 03/07/2019 olduğu, faturanın ise 17/03/2023 tarihli olduğunu, sözleşmenin 03/07/2023 tarihinde sona erdiğini, sözleşme tarihi sona ermesine rağmen faturalandırma işleminin durdurulmayarak devam ettirildiğini, davacıların haksız kazanç elde etme ve sebepsiz zenginleşme amacı güttüğünü, beyanla öncelikle ... yönünden taraf yokluğu sıfatı ile davanın reddine, davanın esastan reddine, takibin iptali ile başvurunun olduğu yazılı olarak bildirilmesine rağmen iyi niyetli olmayarak takip başlatan davacı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. DELİLLER: 1-İzmir ....İcra Dairesinin ... E.sayılı takip dosyası UYAP sistemi üzerinden dosyamız arasına alınan dosyanın incelemesinde; alacaklılar ..., ... tarafından borçlu ... Hizmetleri Bilgisayar Gıda Ürünleri İnşaat Taşımacılık ve Ticaret A.Ş. aleyhine, asıl alacak, işlemiş faiz, ihtar gideri olmak üzere toplam 377.453,45-TL takip çıkışı üzerinden başlatılan takip olduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği, borçlu vekilinin 18/07/2024 tarihli dilekçesi ile takibe ve borca itiraz ettiği, itiraz üzerine İcra Dairesince 19/07/2024 tarihli karar ile itirazın süresi içerisinde yapılmış olması halinde takibin durdurulmasına , süresinde değilse devamına dair karar verildiği anlaşılmıştır. 2-İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtları Davacıları, dava açıldığı tarihte tacir olup olmadıklarının tespiti için İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne müzekkere yazılmış, gelen 01/10/2024 tarihli yazı cevabının incelenmesinde; tarafların tacir kaydının bulunmadığının bildirildiği anlaşılmıştır. 3-Vergi Dairesi Kayıtları Mahkememizce, Bornova Vergi Dairesi Müdürlüğüne müzekkere yazılarak; davacıların hangi usulde defter tutmakla yükümlü olduğu ve dava açılmadan önceki dönemdeki yıllık gayri safi gelirlerinin bildirilmesi istenilmiş, gelen 24/09/2024 tarihli cevabi yazıda; davacı ...'ın 01.05.1987-31.12.1988 tarihleri arasında mükellefiyet kaydının bulunduğu, davacı ...'ın, 02.09.2019 tarihinden itibaren, .../İZMİR adresinde, giyim eşyası perakende ticaretinden dolayı işe başladığı, mükellefiyetinin devam ettiği, işletme hesabı esası usulüne göre defter tuttuğu ve 2021 yılına ait yıllık gayri safi gelirinin 82.313,94-TL, 2022 yılına ait yıllık gayri safi gelirinin 72.943,95-TL, 2023 yılına ait yıllık gayri safi gelirinin 674.125,00-TL olarak beyan edildiği anlaşılmıştır. 4-Esnaf ve Sanatkarlar Odası kaydı Davacıların dava açıldığı tarih ve öncesinde esnaf kaydının olup olmadığının bildirilmesi için Esnaf ve Sanatkarlar odasına müzekkere yazılmış, gelen cevabi yazıda, davacıların oda kayıtlarının bulunmadığının bildirildiği anlaşılmıştır. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE: Dava, İzmir .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Mahkeme duruşma yapmadan, yani taraflara tebligat yapıp onları dinlemeden dosya üzerinden de görevsizlik kararı verebilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmış ise veya yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip, karara bağlamalıdır. Tacir'in tanımının yapıldığı 6102 sayılı TTK md.12'ye göre, "(1) Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. (2) Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. (3) Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur." Esnaf'ın tanımının yapıldığı TTK m.15'e göre, "(1) İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır. Ancak, tacirlere özgü 20 ve 53 üncü maddeler ile Türk Medenî Kanununun 950 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü bunlara da uygulanır." 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanun'unun 3/1-a maddesinde, ''Esnaf ve sanatkâr: İster gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseleri'' olarak ifade edilmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 11/2 hükmü ''Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir.'' şeklindedir. 21/07/2007 tarih 26589 sayılı R.G nin 2007/12362 sayılı Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayicinin ayrımına ilişkin Bakanlar Kurulu kararı : '' a) Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunun tespit edeceği ve Resmî Gazete’de yayımlanacak esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve sanatkâr sayılmaları ile esnaf ve sanatkâr siciline ve dolayısıyla esnaf ve sanatkarlar odalarına kaydedilmeleri, Ancak, esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı iken, daha sonraki yıllarda yıllık alış veya satış tutarları ya da gayri safi iş hasılatı, esnaf ve sanatkâr sayılma hadlerini aşanların kendileri istemedikçe ticaret siciline ve dolayısıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği bünyesindeki odalara kayıt için zorlanmaması, yıllık alış veya satış tutarları ya da gayri safi iş hasılatı esnaf ve sanatkâr sayılma hadlerinin altı katını aşanların ise kayıtlarının, esnaf ve sanatkâr sicili marifetiyle ticaret siciline aktarılması, b) 213 sayılı Vergi Usul Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve bu Kararın (a) bendinde belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları ile ticaret siciline ve dolayısıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin bünyesindeki odalara kaydedilmeleri, ''şeklindedir. Mahkememizce davacının tacir araştırması yapılmış olup, davacının ticaret sicili ile ticaret odasında kaydının bulunmadığı, vergi dairesi kayıtlarından davacı ...ın 31.12.1988 tarihinden sonra mükellefiyet kaydının bulunmadığı, davacı ...' ın ise işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun (VUK) 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmaları halinde -esnaf sayılma sınırını aşacakları- ve tacir sayılacakları, buna karşılık somut davada işletme hesabı defteri tutan davacının incelenen vergi kayıtlarından tespit edileceği üzere VUK md. 177 gereği esnaf sayılma parasal hadlerini aşmadıkları ve bu doğrultuda esnaf sayılması gerektiği, buna göre ekonomik faaliyetlerinin sermayelerinden ziyade bedenî çalışmalarına dayandığı anlaşılmıştır. Dava TTK'nın 4. maddesinde sayılan hususlardan olmadığı gibi davacı yanın tacir olmaması nedeni ile dava mutlak ya da nispi ticari dava olarak nitelendirilecek davalardan değildir. Uygulanacak hükümler 6098 sayılı Borçlar Kanunu hükümleridir. Belirtilen nedenlerle mahkememiz görevli olmayıp eldeki davaya bakma görevinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemelerine ait olduğu değerlendirilerek Mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın görev yönünden USULDEN REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, görevli mahkemenin İZMİR ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ olduğunun tespitine, 2-6100 sayılı HMK nun 20. maddesi uyarınca karar kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşirse kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize başvurularak dava dosyasının görevli Mahkemeye gönderilmesinin talep edilmesi halinde DOSYANIN GÖREVLİ İZMİR ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 3-6100 Sayılı HMK nun 331/2 maddesi uyarınca yargılama giderlerinin görevli Mahkemece gözetilmesine, 4- Dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin belirtilen süre içerisinde talep edilmemesi halinde HMK nın 20. Maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı HMK'nın 345. maddesi uyarınca gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesince incelenmek üzere istinaf yolu açık olarak verilen karar açıkça okundu, ana çizgileriyle anlatıldı. 12/12/2024 Katip ... e-imzalı Hakim ... e-imzalı