İlk Derece Mahkemesi · İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/374 E. 2024/870 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/374
Karar No
2024/870
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/374 KARAR NO : 2024/870 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 24/06/2024 KARAR TARİHİ : 13/11/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava dilekçesinin incelenmesinde;davacının, davalılardan olan alacağı nedeniyle davalılar aleyhine izmir ....icra müdürlüğünün... esas sayılı dosyasıyla yaptıkları ilamsız icra takibinin borçlunun itirazı üzerine durduğunu, davalı borçluların itirazının haksız olduğunu, bu nedenle sayın mahkemenizce iptali gerektiğini, müvekkilinin ... grup tekstil sanayi ve ltd. şti. ile ... ırak şirketi arasında yapmış oldukları ihracat sözleşmesine aracılık ettiğini, ... tekstil sanayi ve ltd. şti. ile ... ırak şirketi arasında yapılan sözleşme gereğince ... tekstil sanayi ve ltd. şti.,... şirketine 12.000 adet 80 cm. 150 cm. (1.12 m2) boyutlarında birinci kalite halıyı ihraç edeceklerini, bu satım karşılığında 110.000 usd amerikan doları... şirketinden ... tekstil sanayi ve ltd. şti.'ye ödeneceğini, iş bu ihracat sözleşmesine müvekkil aracılık ettiği için 23.04.2024 tarihli dava konusu sözleşme ... grup tekstil sanayi ve ltd. şti. ve yetkilisi ılgın argaç arasında imzalandığını, sözleşme hükümlerince müvekkil, ...tekstil sanayi ve ltd. şti'ye ham madde vb işlemlerde kullanması için 10.000 usd (on bin amerikan doları) borç verdiğini, ayrıca müvekkilin aracılıktan kaynaklı 10.000 usd (on bin amerikan doları) ücrete hak kazanacağını, belirlenen bu ücretler ihracat tamamlandıktan ... tekstil sanayi ve ltd. şti ve ılgın argaç tarafından müvekkillerine ödeneceğini, yani müvekkilince toplamda borç olarak verilen 10.000 usd (on bin amerikan doları) ve aracılık ücreti 10.000 usd (on bin amerikan doları) olmak üzere 20.000 usd (yirmi bin amerikan doları) ödeneğini, müvekkilinin davalı borçlulara 10.000 usd (on bin amerikan doları) borç ödemesi yaptığını, ödemeye ilişkin dekontlarının mevcut olduğunu, müvekkilin sözleşmede belirlenen sorumluluklarını yerine getirdiğini, ancak davalı borçluların herhangi bir sebep olmaksızın ve herhangi bir bildirimde bulunmaksızın sözleşmedeki sorumluluklarını yerine getirmediklerini, müvekiline ulaşması halinde ise borç almasına rağmen malı teslim etmeyeceğini belirttiğini, bu haksız eylemi neticesinde müvekkilinin ve malı teslim alacak olan firmanın zarara uğradığını, dava konusu sözleşmenin cezai şart maddesine göre sözleşme gereğince belirlenen sorumlulukları yerine getirmeyen taraf 20.000 usd (yirmi bin amerikan doları) tazminat ödeyeceğini, bu sebeple de davalı borçluların belirlenen tazminattan da sorumlu olduklarını, ayrıca yine sözleşmede belirtildiği üzere tüm borç ve alacaklardan ... tekstil sanayi ve ltd. şti ve yetkilisi ılgın argaç müteselsilen sorumlu olduğunu, davalı borçlular sözleşmeye aykırı davrandıkları için ve aldıkları borcu iade etmedikleri için müvekkilini hem zarara uğrattıkların hemde borçlu olduklarını, bunun üzerine sözleşmeye ve dekontlara ilişkin belirtilen tutar üzerinden taraflarınca izmir 8.icra icra müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile borçlular aleyhinde icra takibi başlatıldığını ve borçluların takibe itiraz ettiklerini, itiraz üzerine takip durduğunu, borçlunun itirazınnı haksız ve hukuka aykırı olduğunu, borçlunun itirazında kötü niyetli olduğunu, borçlularla yapılan tüm şifahi görüşmelere rağmen bugüne kadar borçlarını ödemediklerini, ayrıca arabuluculuk görüşmesinde de hiç bir şekilde anlaşma sağlanamadığını, alacaklarının muaccel olduğundan rehinle de teminat altına alınamadığını, davalı-borçluların muvazaa yollarına saptığını , mal kaçırma girişiminde olduğunu , davalı-borçlulara tebligat yapılmaksızın teminatsız bir şekilde sayın mahkemeniz aksi kanaatte ise takdir buyrulacak teminat mukabili menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının borca yeter miktarının ihtiyaten haczine karar verilmesini, alacak miktarı yüksek olduğundan borçluların mal kaçırması durumunda müvekkilinin ciddi anlamda mağduriyet yaşayacağını, borçlu aleyhine başlatılan takipte alacak kalemleri borç miktarı yabancı para birimi olduğu için iik 58/3 maddesi gereğince; “alacağın veya istenen teminatın türk parasıyla tutarı ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı gün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği ve faizi” yer almalıdır." takip tarihi olan 03.05.2024 tarihli kur üzerinden miktarın hesaplandığı, izah edildiği üzere borçlunun itirazında haksız olduğunu, icra takibini uzatmak maksadıyla borca itiraz ettiğini, bu nedenle borçlunun itirazının iptalinin takibin devamının, borçlunun haksız itirazı sonucu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere inkâr tazminatına çarptırılmasının, borçlu kötü niyetli olarak borcunu sürüncemede bırakmasından dolayı alacağın %20 aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına çarptırılmasının, sayın mahkemenizde itirazın iptali davası açabilmemiz için dava şartı olan zorunlu arabuluculuk başvurusu izmir arabuluculuk bürosuna yapıldığını, 05.06.2024 tarihinde sonuçlandığını ve anlaşma sağlanamadığını, yukarıda arz ve izah olunan nedenlerle davalarının kabulüne karar verilmesini, haksız olan itirazın iptali ile izmir....icra müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası üzerinden takibin devamını, borçlunun borca itirazının iptaline takibin devamına haksız itiraz eden borçlu aleyhine alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere inkâr tazminatına hükmedilmesini, borçlunun itirazının kötü niyetli olarak yapmasından dolayı alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleriyle vekalet ücretinin de davalı üzerine bırakılmasını talep etmiştir. Davalılar cevap dilekçesinde özetle; davalının ticaret ile uğraştığını, davacı yan ile bir arkadaşı vasıtasıyla tanıştıklarını, davacı ile görüşmeleri sonucunda ticari faaliyette bulunmak üzere anlaştıklarını, dava dilekçesinde belirtildiğinin aksine müvekkilinin hiçbir şekilde ... ırak şirketi ile görüşme ya da sözleşme yapmadığını, müvekkilinin yalnızca davacı ile muhatap olduğunu, müvekkilinin hem ihracat yapacağı firma ile hiçbir şekilde iletişim kuramaması hem de davacının tutum ve davranışları nedeniyle müvekkilinin yapılan sözleşmeye olan güveni gün geçtikçe azaldığını, taraflar arasında sözleşmenin imzalanmasının ardından müvekkilinin farklı numaralardan arandığını ve uyarıldığını, arayan bu kişiler yapılan sözleşmenin sonlandırılması gerektiğini, bu kişilerin dolandırıcı olduklarını ve müvekkilinide dolandıracağını söylediklerini, müvekkilinin oldukça yüksek miktarlar ile ticari faaliyetlerini gerçekleştirdiğini, kendisine ulaşan bu uyarılar neticesinde oldukça tedirgin olduğunu, sözleşmeye olan güveninin zedelendiğini, müvekkilinin davacı ile görüşmek ve sözleşmeyi sonlandırmak için görüştüğünü, görüşmede davacının müvekkiline sözleşmenin sonlanması gerekmediğini, sözleşmenin devam etmesini, birlikte bir çok farklı iş yapabileceklerini hatta kara para bile aklayabileceklerini söylediğini, davacını adeta müvekkilini suça teşvik ettiğini, bu teklifin üzerine tam olarak davacıya şüphe duymaya başladığını, davacıya karşılıklı olarak bir teminat verilmesini teklif ettiğini, davacıya karşı gelişen şüpheleri sonucunda basiretli bir tacir olarak ticari ilişkisinini tehlikeye sokmamak adına vekil eden davacıdan belli bir miktar teminat sunmasını buna karşılık kendilerinin de aynı miktarda teminat vermesi suretiyle güvence altına alınmasını talep ettiğini, zira müvekkilinin bu süreçte üretime başlamış bulunduğunu, taraflar arasındaki görüşmeler davacı tarafından sürüncemede bırakıldığını, davacının yapılan teklifi değerlendirdiğini, önce kabul etmediğini akabinde kabul edeceği şeklinde çelişkili beyanlarda bulunarak müvekkilini oyaladığını, yapılan görüşmeler sonunda en son müvekkilinin davacı ile anlaşma sağladığını düşünürken tarafı aleyhine yapılan takip sonucunda bunun da kendisini oyalamak amacıyla yapıldığını anladığını, konuşmalarda samet olarak bahsedilen kişi semnad yani davacının kendisi olduğunu, müvekkilini uyaran ve davacı olduğu bilinen samet isimli şahısın numaralarının oldukça yakın olduğunu, bununla birlikte mesajların bazılarında iletildi ibaresinin mevcut olduğunu, bu da yazılan mesajların başkası tarafından hazırlanıp gönderilerek iletildiğini, bu nedenle, ... numaralı hat ile... numaralı hattın gsm sorgusu yapılarak belirtilen numaraların kimin üzerine kayıtlı olduğunun araştırılmasını, bu kişilere ilişkin cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunulacaklarını, buna ilişkin bilgilerin bilahare dosyaya ibraz edileceğini, davacı tarafından ileri sürülen tutarların gerçeği yansıtmadığını, müvekkiline verilmiş bir borcun olmadığını, davacı tarafından sunulan dekontlarda alıcı olarak özlem akar isminin yazdığını, dekontun içeriğini kabul etmediklerini, borç olarak verildiği iddia edilen tutar müvekkiline sözleşmenin yapılması sebebiyle gönderildiğini, borç mahiyetinde olmadığını, müvekkilinin sözleşmenin sonlanması hakkında görüşmeler sırasında bu parayı iade etmeyi teklif ettiğini, ancak davacının müvekkiline net bir dönüş sağlamadığını, sürüncemede bıraktıklarını, bununla birlikte kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için 10.000 usd dolarının borç olarak verildiği kabul edilse dahi yatırılan tutarlar o günkü kur üzerinden 10.000 usd yi karşılamadığını, 26.04.2024 tarihinde dolar alış 32,24 TL, satış 32,49 TL olduğunu, davacı tarafından sunulan dekontlardaki tutarların toplamı ise 300.000,00 TL olduğunu, haliyle bu tutar bahse konu borç tutarını karşılamadağını, merkez bankasına müzekkere yazılarak o döneme ilişkin döviz kur kayıtlarının celbini, müvekkilinin olayın mağduru konumunda olduğunu, dava konusu edilen olay nedeniyle davacı tarafın iddia ettiği zararın muhatabının müvekkili olmadığını, müvekkilinin yapılan sözleşmeye güvenerek üretime başladığını, ancak gelişen olaylar nedeniyle daha fazla maddi ve manevi olarak kayıp yaşamamak adına üretimi durdurduğunu, gelinen noktada asıl mağdur olanın müvekkilinin olduğunu, sözleşmenin diğer tarafı ... ırak şirketi ile müvekkilinin hiçbir şekilde görüşmediklerini, davacı tarafın müvekkilini hiç bu şirketle görüştürmediğini, sonrasında yaptığı araştırma ile de bu şirketin var olmadığını anladığını, haliyle her ne kadar müvekkilinin üretime başlamışsa da karşı tarafta muhatap alabileceği kimse bulunmadığından ihracatın gerçekleştirilemediğini, hatta sonuçlanamayan üretim neticesinde 2.500.000 TL civarında müvekkilinin zararının oluştuğunu, ticaret sicil müdürlüğüne yazı yazılarak... ırak şirketi hakkındaki tüm bilgilerin celbini, yaşanan tüm bu olaylar neticesinde müvekkilinin dolandırıldığını anlayıp ve sözleşmeyi sonlandırdığını, davacı tarafın amacı müvekkilini korkutup sözleşmede cezai şart olarak bildirilen miktarı müvekkiline ödetmek olduğunu, ortada bir ticari faaliyet yokken üretime başlayan müvekkilin zaten mağdurken davacı tarafından yapılan bu dolandırıcılık faaliyeti sonucunda daha da mağdur olduğunu, kabul manasına gelmemek kaydıyla davacı taraf dava dilekçesinde ileri sürdüğü hususlar ile müvekkili aleyhine iddia ettiği kusurları ayrı ayrı kanıtlaması gerektiğini, açıklanan nedenlerler usul ve yasaya aykırı biçimde ikame edilmiş davanın müvekkili açısından reddini, dava dilekçesi ile ileri sürülen ihtiyati haciz talebine itiraz ettiklerini, müvekkilinin mal kaçırmak veya gizlemek gibi bir eyleminin bulunmadığını, davanın öncelikle usulden mahkemece aksi kanatte olunması halinde esastan reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine dair karar verilmesini davalılar vekilleri olarak talep etmiştir. Dilekçelerin teatisi aşaması usulüne uygun tamamlanmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların iddia ve savunmaları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacı ile davalı şirket arasında davacının iddia ettiği gibi mi yoksa davalı yanın iddia ettiği gibi mi bir ilişkinin kurulduğu, davacının iddiası kapsamında ilişkinin kurulduğunun anlaşılması halinde davacının uğradığı belirtilen zararların muhatabının davalılar olup olmayacağı olması halinde davacının aracılık hizmeti kapsamında sözleşmenin icrası için 10.000,00 USD ile sözleşmeyle kararlaştırıldığı belirtilen 20.000,00 USD cezai şarta toplamının konu edildiği İzmir ... İcra müdürlüğünün ...esas sayılı dosyasına davalılarca yapılan itirazın haklılık teşkil edip etmediğinin tespiti ile değerlendirilmesine yönelik itirazın iptali davası olduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar Mahkememizce taraflar arası uyuşmazlığın yukarıdaki şekilde oluştuğu anlaşılmakta ise de aracılık hizmeti kapsamında talep edilen iş bu alacakların tahsiline yönelik açılan iş bu davanın esasına girmeden evvel görev hususunun aynı zamanda kamu düzenine de ilişkin olması sebebiyle ve Mahkememizce yazılan müzekkerelere verilen cevabi yazılar karşısında davacı yanın tacir olmadığı göz önüne alındığında öncelikle açılı bu davada dava şartlarından olan görev yönünden değerlendirme yapılması gerektiği kanaatine varılmakla tahkikata geçilmeyerek söz konusu husus doğrultusunda dosyanın değerlendirmesi gerektiği kabul edilmiştir. Asliye Ticaret Mahkemeleri, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. Maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevlidir. Ticarî davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1. maddesinde sayılmış olup, buna göre, “Her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin a), b), c), d), e) ve f) bentlerinde sayılan davalar” ticari dava olarak adlandırılmıştır. TTK’nun 4. maddesine göre; tarafların tacir olup olmadıklarına ve dava konusu edilen işin ticarî nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ticarî dava olarak sayılan dava türleri mutlak ticarî davalar, tarafları tacir olan ve tarafların ticarî işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklar nispi ticari davalardır. Bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için; uyuşmazlığın her iki tarafının tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticarî işletmesi ile ilgili olması gerekli ve zorunludur. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesini değiştiren 6335 sayılı Kanun ile asliye hukuk mahkemeleri ile Asliye Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişki, iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp, görev ilişkisi haline getirilmiştir. Görev ilişkisi mahkemece re'sen davanın her aşamasında nazara alınan ve kamu düzeninden sayılan bir dava şartıdır. Ancak, 6335 sayılı Yasa’nın 38. maddesi uyarınca 6102 sayılı TTK’na eklenen geçici 9. madde ile bu kanunun göreve ilişkin hükümlerinin, bu kanunun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden önce açılan davalarda uygulanmayacağı, bu davaların açıldıkları tarihte yürürlükte bulunan kanun hükümlerine tabi olduğu belirtilmiştir. Yapılan inceleme neticesinde davacı vekilince yukarıdaki gerekçeler ile Mahkememiz davalıları aleyhine sözleşme bedeline yönelik ödenen tutar ile cezai şarttan oluşan toplam tutarın tazmine yönelik başlatılan takibe yapılan geniş anlamda itiraz üzerine iş bu itirazın iptali davası açılmış ise de Mahkememiz nezdinde bir davanın görülüp sonuçlandırılabilmesi için davanın ya mutlak ticari dava ya da nispi ticari dava olması gerektiği, buradan hareketle davacının tacir olmadığı gibi yapılan işin ticari bir vasfının da olup olup olmadığı kaldı ki ilişkinin davalı taraflarca davacının iddiasından farklı olduğunun beyan edildiği anlaşılmakla birlikte her ne kadar davalılar arasında şirket bulunsa da bu durumun uyuşmazlığı tek başına ticari dava yapmayacağından uyuşmazlığın nispi ticari davaya sebebiyet vermeyeceği gibi TTK'nın 4. maddesinde belirtilen davalardan da olmadığından uyuşmazlığın mutlak ticari davaya da sebebiyet vermeyeceği kanaatine varılmakla birlikte açılan iş bu itirazın iptali davasının Asliye Hukuk Mahkemeleri nezdinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği anlaşılmakla görevsizlik kararı verilmesi gerektiği değerlendirilmiş bunun yanında davacının esasen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmadığı gibi geçici hukuki koruma statüsü yada mülteci konumunda da olmadığından da teminat alınmasına dair görevsiz mahkemece bir değerlendirme yapılamayacağından bu yönünde bir değerlendirme yapılmayarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM; Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklanacağı üzere 1- Davanın GÖREVSİZLİK NEDENİ ile 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE, 2- Karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İzmir Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, 3- 6100 sayılı HMK'nın 20. maddesi gereği kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde iş bi dosya resen ele alınarak Mahkememizce davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA KARAR VERİLMESİNE, 4- Yargılama giderleri konusunda görevli ve yetkili mahkemece karar verilmesine, davanın açılmamış sayılma şartları oluştuğu takdirde yargılama giderleri konusunda MAHKEMEMİZCE KARAR VERİLMESİNE, 5- Dair taraf vekillerinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İzmir Bölge Adliye mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.13/11/2024 Katip ... e-imzalı Hakim ... e-imzalı

Atıf: İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/374, K. 2024/870, T. 13.11.2024, www.arakarar.com/karar/izmir-3-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-374-e-2024-870-k-0fe6aff92b59