İlk Derece Mahkemesi · İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/489 E. 2025/314 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/489
- Karar No
- 2025/314
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/489 Esas KARAR NO : 2025/314 DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 15/06/2023 KARAR TARİHİ : 09/04/2025 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili hakkında İzmir... İcra Müdürlüğü’nün... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, takibin konusunu lehdarı davalı ... olan üç adet çek oluşturduğunu, takibe konu; 25.02.2023 keşide tarihli ... Seri No'lu 140.940,00 TL bedelli çek, 28.02.2023 keşide tarihli ... Seri No'lu 330.000,00 TL bedelli çek, 28.02.2023 keşide tarihli... Seri No'lu 400.000,00TL bedelli çek nedeniyle müvekkilinin borçlu olduğu gerekçesiyle icra takibi başlatıldığını, dava konusu 3 adet çeke ilişkin müvekkiline kesilmiş herhangi bir fatura bulunmadığını, söz konusu takibe ilişkin müvekkilinin imzalamış olduğu irsaliye bulunmadığını, takip konusu çeklerin hiçbir alacağa dayanmadığını, müvekkilinin alacaklı olduğu iddia edilen davalıya karşı hiçbir borcu olmadığını, müvekkili şirketi adına ihalelere katılarak ihale konusu malların teminini yaptığını, davalı müvekkillerine çanta imalat malzemeleri vermeyi taahhüt ettiğini, buna karşılık davalı müvekkilininden 3 adet çek aldığını, ancak davalı müvekkiline imalat malzemelerini vermediğini, buna rağmen müvekkilinin davalıdan almayı düşündüğü malların müvekkiline teslim edilmediği halde takibe konu 3 adet çekin iade edilmediğini, haksız ve kötü niyetli olarak müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını belirterek davanın kabulü ile, öncelikle telafisi imkansız zararlar doğmaması için takip hakkında ihtiyati tedbir kararı verilerek takibin dava sonuna kadar durdurulmasına, dava sonucunda müvekkilinin davalıya İzmir... İcra Müdürlüğü’nün...Esas sayılı icra takibinden kaynaklı ve davaya konu çeklerden kaynaklı borçlu olmadığının tespiti ile müvekkilinin gerçekte bir borcu bulunmamasına rağmen icra takibine devam edildiğinden takibin ve çeklerin iptaline, %20'den aşağı olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının işbu davayı müvekkilinin alacağına zamanında ulaşmasını engellemek amacıyla; kötü niyetli ve hukuki dayanaktan yoksun olarak ikame ettiğini, davacının müvekkiline olan borçları için 25.02.2023 keşide tarihli,... Seri numaralı140.940,00 TL bedelli çek, 28.02.2023 keşide tarihli,... Seri numaralı 330.000,00 TL bedelli çek, 28.02.2023 keşide tarihli, ...Seri numaralı 400.000,00 TL bedelli çek keşide ettiğini, belirtilen çeklerin süresi içerisinde muhatap bankaya ibraz edildiğini, karşılığının olmadığının anlaşılması ertesinde karşılıksızdır kaşesi vurulduğunu, çeklerin ibrazı ile alacağını tahsil edemeyen müvekkili adına İzmir... İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyası ile ilgili çekler bakımından kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlatıldığını, davacı dilekçesinde 3 üç adet çek keşide ettiğini ikrar ettiğini, çekleri avans olarak verdiğini iddia ettiğini, çekin bir ödeme aracı olup, mevcut bir borcun tasfiyesi amacıyla verildiğini, çekin ödeme dışında başka bir amaçla (örneğin avans olarak) verildiği iddiasının davacı tarafça (HMK’nın 200. maddesi gözetilerek) ispatlanması gerektiğini, bu minvalde davacının çekleri müvekkiline teslim etme sebebinin öncelikli olarak ispatı gerektiğini, davacının dava dilekçesinde dava konusu çeke ilişkin kesilmiş bir fatura veya irsaliye olmadığı iddiasında bulunduğunu, Kesilen faturaların ve davalının borcuna yönelik vermiş olduğu dava konusu çeklerin müvekkilinin ticari defterlerinde kayıtlı olduğunu, müvekkilinin davacının satın almış olduğu mallar için fatura kestiğini, malları teslim ettiğini, davacının faturalara hiçbir surette itiraz etmediğini, müvekkili tarafından davacı ile çek bedellerinin ödenmesi adına çeşitli tarihlerde görüşmeler yapıldığını, davacının müvekkiline olan borcunu ikrar ederek, çeki bankaya ibraz etmesi durumunda mal kaçırmak suretiyle tahsili engelleyeceğini tehditvari şekilde beyan ettiğini belirterek, haksız ve kötü niyetli davanın reddine, davacı aleyhine %40'tan aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak müvekkiline verilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: 25.02.2023 keşide tarihli... Seri No'lu 140.940,00 TL bedelli çek, 28.02.2023 keşide tarihli... Seri No'lu 330.000,00 TL bedelli çek, 28.02.2023 keşide tarihli...Seri No'lu 400.000,00 TL bedelli çek, Tarafların ticari defter ve kayıtları, İzmir ... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası, İzmir ... İcra Ceza Mahkemesi'nin...Karar sayılı dosyası, Konak Vergi Dairesi Müdürlüğü, Kemeraltı Vergi Dairesi Müdürlüğü ve İzmir Ticaret Sicili Müdürlüğü yazı cevapları, SMMM bilirkişisi tarafından düzenlenen 16.08.2024 tarihli rapor, Davacı tarafından sunulan yemin metni, Davalı ...'nin yemin edası, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, 25.02.2023 keşide tarihli...Seri No'lu 140.940,00 TL bedelli çek, 28.02.2023 keşide tarihli ... Seri No'lu 330.000,00 TL bedelli çek, 28.02.2023 keşide tarihli... Seri No'lu 400.000,00 TL bedelli çekler nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ve bu çekler nedeniyle başlatılan icra takibinin iptali istemine yönelik menfi tespit davasıdır. Davacı, taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle davalıdan teslim alınmayan ürünlere karşılık verilen dava konusu 3 adet çekin teslimi için anlaşılan ürünlerin teslim edilmemiş olmasına rağmen davalı tarafından geri iade edilmediği iddiasında bulunarak bu çekler nedeniyle başlatılan icra takibinin iptaline ve davalı tarafa borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı taraf savunmasında; davacının satın almış olduğu mallar için fatura kesildiğini, malları teslim ettiğini, faturaların düzenlendiği tarihin üzerinden yaklaşık bir buçuk yıl geçtiğini ve davacı tarafça faturalara itiraz edilmediğini, dava konusu çeklerin süresi içerisinde muhatap bankaya ibraz edildiğini, çek hakkında karşılıksızdır işlemi yapıldığından icra takibine girişildiğini, davacının mal kaçırmak ve tahsili engellemek amacıyla takibine itiraz ettiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir. İzmir ... İcra Müdürlüğü’nün...a dosyasının incelenmesinde; alacaklı ... tarafından, borçlu ... aleyhine asıl alacak ve işlemiş faiz olmak üzere toplam 959.978,21 TL alacak üzerinden kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlatıldığı, takibin dayanağının 25.02.2023 keşide tarihli... Seri No'lu 140.940,00 TL bedelli, 28.02.2023 keşide tarihli ... Seri No'lu 330.000,00 TL bedelli, 28.02.2023 keşide tarihli ... Seri No'lu 400.000,00 TL bedelli çekler olduğu anlaşılmıştır. 6100 Sayılı HMK'nın 190. maddesi uyarınca " İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir." 6100 Sayılı HMK'nun 200.maddesinde; Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz. 6100 Sayılı HMK'nun 201.maddesine göre; "Senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibinbeşyüz Türk Lirasından az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz" 6100 Sayılı HMK'nun 222.maddesi uyarınca, mahkeme ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya tarafların birinin talebi üzerine karar verebilir. Ticari defterlerini ibraz eden tarafın sunmuş olduğu defterlerin delil olarak kabul edilebilmesi için kanuna göre defterlerin eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter ve kayıtların birbirini doğrulamış olması gerekir. Bu şartları bulunması halinde karşı tarafın ticari defterlerini ibraz etmediği takdirde incelenen ticari defter ve kayıtları sahibi lehine delil olarak kabul edilir. TTK'nun 21/2. Maddesine göre, "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren 8 gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." 6102 Sayılı TTK'nun 780/1-b. Maddesinde, çekin kayıtsız şartsız belirli bir bedelin ödenmesi için havaleyi içermesi gerektiğine yönelik husus çekin unsurlarından sayılmıştır. Yasanın bu hükmü ve kambiyo hukukuna göre kıymetli evrakın kural olarak esas ilişkiden mücerret olduğu, kıymetli evrakta yer alan hakla bunun kurulmasına neden olan temel borç ilişkisi arasında bağlantının bulunmadığı, çekin veya senedin asıl borç ilişkisinden bağımsız bir varlığa sahip olduğunun varsayılması gerektiği, kıymetli evrakta yer alan hakkın temel ilişkiden bağımsız bir biçimde devrinin mümkün olduğu anlaşılmaktadır. Dava konusu çeklerin incelenmesinde; davacı çekte keşideci, davalı ise lehtardır. Lehtar tarafından davacı keşideci aleyhine kambiyo senedine mahsus icra takibi yapılmıştır. Davacı açmış olduğu davada taraflar arasındaki anlaşmaya göre davalı tarafından çanta imalat malzemelerinin davacıya verilmesinin taahhüdü karşılığında dava konusu üç adet çekin davalıya verildiği ancak malların teslim edilmediği ve çeklerinde iade edilmediği iddia edilerek dava konusu çeklerden dolayı davalıya borçlu olmadığına karar verilmesi talep edilmiştir. Davalı lehtarı olduğu çeklerden dolayı alacaklı olduğunu bu çeklerle ispat etmiştir. Davacının bu çekler nedeniyle borçlu olmadığının aynı kuvvette kesin bir delil ile ispat etmesi gerekir. Davacı tarafça her ne kadar bu çeklerin çanta imalat malzemesinin verilmesi taahhüdü karşılığında verildiği iddia edilmiş ise de, çeklerin bu nedenle verildiğine yönelik yazılı ve kesin delil ibraz etmemiştir. Dolayısıyla davacı dava konusu çeklerin taahhüt edilen ancak henüz teslim edilmeyen bir mal karşılığı verildiğini ispat edememiştir. Taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu ve bu kapsamda çeklerin verildiği iddiası karşısında taraf vekillerine ticari defterler ve kayıtlarının incelenmek üzere bulundukları yeri bildirmeleri için kesin süre verilmiş ve ticari defterler sunulduğunda SMMM bilirkişisi tarafından dava konusu çeklerin tarafların ticari defterlerine yansıma biçimi ile bu çekler yönünden tarafların alacak ve borç durumunun belirlenmesine yönelik rapor düzenlenmesi istenilmiş, taraflarca ticari defterlerin bulunduğu yerin bildirilmesi üzerine, SMMM bilirkişisi tarafından yapılan inceleme sonucunda düzenlenen 16.08.2024 tarihli raporda; Davacının incelemeye ibraz edilen 2022 yılına ait defteri işletme hesabı defteri olup, defter beyan sistemi üzerinden tutulduğu, defter beyan sistemi üzerinden tutulan defterlerin incelemeye ibrazına ilişkin yasal düzenleme; 17.12.2017 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan "486 sıra nolu Vergi Usul Kanunu (VUK) Genel Tebliği” ve son değişiklikler 19.10.2021 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan “532 sıra nolu VUK Genel Tebliği” ile, düzenlenmiş olup, defter-Beyan sistemi kapsamında tutulan defterlerin muhafazası ve talep eden makamlara ibrazı konusunda yapılan yeni düzenlemelere göre; Sistemde elektronik ortamda tutulan kayıtlar ile defterler, talep eden yetkili makamlara talep ettikleri şekliyle ibraz edilmesi amacıyla, Başkanlık tarafından www.defterbeyan.gov.tr adresinde yayımlanan uygulama veya teknik kılavuzlarda belirlenen format, içerik ve standartlarda, VUK'ta belirtilen muhafaza ve ibraz süresi içinde, sistemden elektronik defter dosyası olarak indirilebilecek ya da bağlı olunan vergi dairesinden onaylı kağıt ortamdaki hali talep edilebilecektir. Bu şekilde, Sistemden elektronik defter dosyası olarak indirilmeyen ya da bağlı olunan vergi dairesinden onaylı olarak alınmayan defter ve kayıtların hukuki geçerliği bulunmayacaktır. Yetkili makamlarca talep edilen defterlerin, yukarıda belirtilen şekilde elektronik ortamda indirilmesi veya kâğıt onaylı halinin bağlı olunan vergi dairesinden alınması sonrasında, yetkili makamlara ibraz edilmemesinin hukuki ve cezai sorumluluğu mükellefe ait olacaktır. Dolayısı ile davacının elektronik ortamda indirilerek bilirkişiliğime ibraz edilen 2022 yılı işletme defterinin gelir ve gider sayfaları ekte sunulmuş olup, ayrıca ilgili defterin basılı halinin davalının bağlı olduğu vergi dairesinden istenip istenmeyeceği hususunda takdir ve değerlendirme sayın mahkemeye aittir. Diğer taraftan davacının incelemeye konu 2023 yılına ait defterlerinin 6102 sayılı TTK'nun 64/3. maddesi uyarınca yapılması gereken noter açılış tasdikin yasal tasdik süresinden sonra 10.01.2023 tarihinde yaptırıldığı, kapanış tasdikinin ise süresinde yaptırıldığı, inceleme kapsamı ile sınırlı olmak üzere 2023 defterlerin usulüne uygun tutulduğu ve birbirini doğruladığı görülmüş olup defterlerin, defterlerin kendisi lehine delil vasfına sahip olup olmadığı hususu sayın mahkemenin takdirindedir. Davalının incelemeye ibraz edilen 2022 yılına ve 2023 Ocak-Eylül dönemine ait büyük defter ve yevmiye defteri e-defter olup, söz konusu ticari defterlerin 6102 sayılı TTK'nun 64/3. maddesi uyarınca yapılması gereken açılış ve kapanış onaylarının süresinde yaptırıldığı, ancak inceleme kapsamı ile sınırlı olmak üzere incelemeye ibraz edilen 2022 yevmiye defterinde kapanış kaydının olmadığı görülmüş olup bu yönü ile 2022 defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı, 2023 yılın Ocak-Eylül dönemine ait defterlerin ise yine inceleme kapsamı ile sınırlı olmak üzere usulüne uygun tutulduğu, ancak iki yıla ait defter kayıtlarının devir bakiyeleri yönünden birbirini doğrulamadığı görülmüş olup, defterlerin kendisi lehine delil teşkil edip etmeyeceğine ilişkin takdir ve değerlendirme sayın Mahkemeye aittir. Tarafların ticari defter kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucu; Davalının davacıya 2022 yılında düzenlediği toplam 870.696,90 TL bedelli 4 adet faturanın her iki tarafın defterlerinde kayıtlı olduğu, bu fatura bedellerinin ödendiğine ilişkin dosya içeriğinde herhangi bir ödeme belgesinin bulunmadığı, Dava konusu 3 adet 870.940,00 TL bedelli çekin davalı defterinde kayıtlı olmadığı, Davacının 2022 defterinin işletme defteri olması nedeniyle ilgili mevzuat gereği bu defterlere tahsilatlar kaydedilemediğinden çek kaydı yönünden davacının 2022 yılına ait işletme inceleme yapılamamış, davacının 2023 defterinde ise söz konusu çeklerin kayıtlı olmadığı," belirtilmiştir. Davacı tarafça dava dilekçesinde yemin deliline dayanıldığından davacı vekiline yemin delilinin hatırlatıldığı, davacı tarafça yemin deliline dayanılarak karşı tarafa yemin teklif edildiği, davalı ...'nin 09.04.2025 tarihli duruşmada "Dava konusu çeke ilişkin sunduğum faturalardaki malları davacıya teslim ettiğime ve bedelinin ödenmediğine, dava konusu çek bedelinin tarafıma ödenmemiş olduğuna ve bu çekten dolayı alacaklı olduğuma şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ederim." şeklinde yemini eda ettiği, yemininde ısrar ederek usulüne uygun olarak yeminin eda ederek yemin delinin ikmal edilmiş olduğu anlaşılmıştır. Tüm dosya kapsamının incelenmesinde; davanın icra takibine konu çek kambiyo senedi vasfına haiz 3 adet çekten dolayı keşideci davacı tarafından lehtar davalı aleyhine açılan borçlu olmadığına yönelik menfi tespit davası olduğu, dava konusu çeklerin kambiyo niteliğinde olduğu, esas itibari ile temel ilişkiden soyut olarak ileri sürülebileceği, çeklerin kambiyo senedi vasfı nedeniyle davalı çekten dolayı alacaklı olduğunu ispat etmiş olduğu, davacı tarafından davalıya borçlu olmadığı iddiasının aynı kuvvette delillerle ispat edilmesi gerektiği, davacı her ne kadar dava konusu çeklerin taahhüt edilen mallar karşılığı verildiğini iddia etmiş ise de bu konuda yazılı kesin delil sunulmadığı, bu iddiasını bu yönüyle ispat edemediği, tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesinde bu çeklere yönelik her iki tarafın ticari defterlerinde bir kayıt bulunmadığı, dava dilekçesinde yemin deliline dayanıldığı, bu nedenle davacıya yemin delilinin hatırlatıldığı, davacı tarafça karşı tarafa yemin teklif edildiği ve davalı tarafından duruşmaya gelerek yeminin eda edildiği, davacı tarafça dava konusu icra takibine konu çeklerden dolayı davalıya borçlu olmadığı ispat edilemediği ve bu nedenle davanın reddi gerektiği kanaatine varılmakla davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın REDDİNE, 2-İhtiyati tedbir kararı uygulanmadığından davalının tazminat talebinin reddine, 3-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 615,40 TL harç, peşin alınan 2.304,44 TL nispi harç ile 28.180,00 TL tamamlama harcından mahsup edildikten sonra artan 29.869,04 TL'nin davacıya iadesine, 4-Yapılan yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihindeki AAÜT gereğince belirlenen 146.396,95 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Karar kesinleştiğinde ayrıca karar yazmaya gerek görülmeden kalan gider avansının yatırana iadesine, Dair; davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize yahut başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamını ödemek suretiyle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/04/2025 Katip ... E-imzalıdır. Hakim ... E-imzalıdır.