İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/335 E. 2025/385 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/335
- Karar No
- 2025/385
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2024/335 Esas KARAR NO:2025/385 DAVA:İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ :06/06/2024 KARAR TARİHİ:20/06/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından sunulan 06/06/2024 tarihli dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki hizmet alım ilişkisine nazaran davalı, .... İcra Müdürlüğü’nün ... E. Sayılı takibine dayanak 8 adet faturada belirtilen hizmetleri aldığını, hizmetleri almasına rağmen borcunu ödemeyen davalı hakkında .... İcra Müdürlüğü’nün ... E. Sayılı dosyasıyla genel haciz yoluyla takip yapıldığını, davalı, 15.03.2024 tarihinde borca itiraz ederek takibi durdurduğunu, faturalarda belirtilen hizmetler 'işyeri hekimliği ve iş güvenliği uzmanlığı' hizmeti olduğunu, belirtilen hizmetler her ay düzenli ve zorunlu olarak davalıya sunulan hizmetlerden olduğunu, davalı müvekkili şirketten satın aldığı hizmet bedellerini dayanak faturalar kendisine tebliğ edilmiş olmasına rağmen borcunu ödemeyerek yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davalının takibe itiraz etmesi neticesinde İstanbul Arabuluculuk Bürosu'nun 2024/... Büro dosya numaralı, 2024/... arabuluculuk numaralı dosyası ile 22.03.2024 tarihinde başvuru yapıldığını ve 16.04.2024 tarihinde olumsuz sonuçlandığını,, borçlunun icra takibine yaptığı itirazının iptaline, borçlunun takip konusu borcu takip dosyasında belirtilen faiziyle ödemeye ve alacağın likit alacaklardan olması nedeniyle takip konusu alacağın % 20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmadığı anlaşıldı. DELİLLER : .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası, hizmet sözleşmesi, e-fatura, BA/BS Formları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı. .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyası celp edilmiş, incelenmesinde, davalı borçlu hakkında toplam 24.978,83TL faturadan kaynaklı alacağının tahsili amacıyla ilamsız icra takibi yapıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya tebliğ edildiği, davalı borçlunun süresi içinde (15/03/2024) yetkiye, borca, faize ve faiz oranına itiraz ettiği, itiraz ile birlikte 18/03/2024 tarihinde takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Bilirkişi Ersen Kaplan tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda; "...Takdir Mahkemenizin olmakla birlikte yapılan incelemede davalının davacıya asıl alacak yönünden 22.654,22-TL borçlu olduğu ve icra takip talebinin yerinde olduğu..." görüş ve kanaatini bildirmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME ve GEREKÇE Dava, İİK'nun 67. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup, yapılan ilamsız icra takibine karşı davalının itirazının iptali ve icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulması istemine ilişkindir. Mahkememiz taraflar tacir olduğundan görevli ve mahkememiz ve icra dairesi davalının yerleşim yeri itibari ile yetkilidir. Tarafların incelenen icra dosyasına göre taraf ve dava ehliyeti vardır. İtirazın iptali davasının yasal dayanağını oluşturan İİK.nun 67/1. maddesinde; takip talebine itiraz edilen alacaklının, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebileceği öngörülmüştür. İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. ... Esas -... Karar sayılı ilamı). Davacı alacaklı taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle davalıdan alacaklı olduğu iddiasıyla faturaya dayalı icra takibi başlatmış olup; ödeme emri davalı borçluya tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu yasal süresi içinde ödeme emrine itiraz ettiğinden takibin durdurulmasına karar verilmiştir. İtirazın iptaline yönelik olarak açılan iş bu dava hak düşürücü yasal süresi içerisinde açıldığından işin esasına girilerek inceleme yapılmıştır. Uyuşmazlık, taraflar arasında taraflar arasındaki ticari ilişki ve faturadan kaynaklı alacak istemine dayalı olarak icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın haklı olup olmadığı, alacağın tespiti halinde miktarı, icra inkar tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığı hususundadır. Ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır. Fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi ispat etmesi gerekmektedir. Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı taraflar arasındaki hizmet alım ilişkisi kapsamında temin ettiği hizmetlerden toplam 24.978,83TL tutarlı faturalardan kaynaklanan alacağı için icra takibi başlattığını ve davalının takibe haksız olarak itiraz ettiği belirtmiş, bu kapsamda toplanan delillerden sonra alınan bilirkişi raporu, sunulan deliller üzerinde yapılan incelemeler sonucu; davacının incelenen defter ve kayıtlarına göre ticari ilişkilerinin bulunduğu, davalının verilen kesin süreye rağmen defter ve kayıtlarını sunmadığı, davacı yanın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, dolayısıyla yasal defterlerin tarafların lehine delil olarak kullanılabileceği, taraflar arasındaki ticari ilişki gereği oluşan ticari kayıtlarda yapılan bilirkişi incelemesi ile yapılan tespitler sonucunda davacı şirket tarafından davalı şirkete takibe konu e-faturaları düzenlediği, faturalara itiraz edildiğine dair bir kayıt bulunmadığı, davalı şirket verilen kesin süreye rağmen defterlerini ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edilebileceğinden mahkememizce verilen kesin süreye rağmen kayıtlar sunulmadığından davacı kayıtları davalı kayıtları ile uyumlu olduğu mahkememizce kabul edilmiş, davacı ve davalı tarafından 2023 yılında 70.000,00TL lik birbiri ile uyumlu olacak şekilde BA-BS formu ile maliyeye bildirimde bulunulduğu, davalı tarafın ödeme yapıldığına dair ispata yarar bir delil sunmadığı, davacı tarafından davalının temerrüte düşürüldüğüne dair bir delil sunulmadığından TTK 1530 göre değerlendirme yapılmış ve davacının 2.208,73TL işlemiş faiz talep edebileceği hesaplanmış olup davalının, davacıya 22.654,22TL asıl alacak ve 2.208,73TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 24.862,95TL tutarında borçlu olduğu, dosya kapsamına uygun, hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporuna göre davacı tarafın başlattığı takibe vaki itirazın kısmen iptaline, takibin takip talebinde belirtilen şartlarda kaldığı yerden aynen devamına, ayrıca alacağın likit olması nedeniyle takibe haksız itiraz eden borçlu davalı aleyhine asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının borçlu davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (kabul oranı: %99,53 ) HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davanın kısmen Kabulü ile; davacı tarafın başlattığı .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasında borçlu davalı tarafından yapılan itirazın kısmen iptaline, takibin 22.654,22TL asıl alacak ve 2.208,73TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 24.862,95TL üzerinden takip talebindeki şartlarda kaldığı yerden DEVAMINA, 2-Hükmolunan asıl alacağın %20'si olan 4.530,84TL* icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 3-Alınması gereken harç 1.698,39TL olduğundan peşin alınan harcın mahsubu ile bakiye 1.270,79TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan ve mahsup edilen 427,60TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Arabuluculuk başvuru dosyasından yapılmış olan 3.600,00-TL yargılama masrafının 3.583,08TL sinin davalıdan, 16,92TL sinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 6-Davacı kendisini vekil marifetiyle temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince hesaplanan 24.862,95TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Dava kısmen reddedildiğinden ve davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince 115,880TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Davacı tarafından yapılan bilirkişi gideri, talimat gideri ve posta giderinden ibaret toplam 5.387,40TL yargılama giderinin kabul oranına göre 5.362,08TL sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, artan kısmının üzerinde bırakılmasına, 9-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 10-Artan gider avanslarının karar tebliğ işlemleri tamamlandıktan sonra yatıran iadesine, Dair, miktar yönünden kesin olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 20/06/2025 Katip ... e-imzalı Hakim ... e-imzalı