İlk Derece Mahkemesi · İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/964 E. 2025/424 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/964
- Karar No
- 2025/424
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/964 Esas KARAR NO : 2025/424 DAVA : İtirazın İptali (Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 06/11/2024 KARAR TARİHİ : 29/04/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; " Davacı ..., davalılardan ... ile aralarındaki tanışıklıklarından kaynaklı güven ilişkisi sebebiyle ... ve fiilen ...'in yönettiği ancak eşinin yetkili olduğu ...'ne borç vermiş olup alacaklı sıfatını taşımaktadır. Davacı ... ile davalı ... arasında uzun yıllardır güvene dayalı bir alım-satım ilişki bulunmaktadır. Davalı ... bu güven ilişkisine dayanarak davacıdan, davalı sıfatıyla bahsi geçen şirketin çeşitli işlemlerini tamamlamak amacıyla ve sonrasında geri ödeme taahhüdüyle 15.000 TL borç almıştır. Davacı, davalının vermiş olduğu söze ve aralarındaki güven ilişkisine rağmen borç kendisine geri ödenmemiştir. Davalı ... farklı seferlerde ödeme yapacağını beyan etmiş ve hatta "en geç iki saate hesabında" şeklinde kesin ödeme taahhüdünde bulunmuş olmasına rağmen borç ödemesi gerçekleşmemiştir. Davacı müvekkilin maddi kaybının tazmini amacıyla 23.11.2023 tarihinde İzmir ... İcra Müdürlüğü nezdinde ... sayılı takip dosyası ile ilamsız icra takibi başlatılmıştır. Davacı müvekkil, davalıya borç para vermiş ve bu esnada davalı taraf ile borcun ödeneceğine dair sözlü anlaşma yapmıştır. Ancak davalının borcu ifa etmemesi nedeniyle tarafımızca müvekkil adına alacağın tahsili için icra takibi başlatma zorunluluğu hasıl olmuştur. Başlatılan icra takibinde davalı takibe itirazda bulunmuştur. Davalı, borca itiraz ederek haksız ve kötü niyetle borcu ödemekten kaçınmaya çalışmaktadır. Ancak davalı açısından sorumluluk koşulları gerçekleştiği ve zararın tazminiyle yükümlü olduğu sabittir. Açıklanan bu sebeplerle takip tarihinden itibaren işleyecek faiziyle borçludan tahsili amacıyla söz konusu icra takibinin açılması hasıl olmuştur. Tarafımızca ilk olarak 22.07.2024 tarihind... dosya numarasıyla, ardından 31.07.2024 tarihinde ... dosya numarasıyla İzmir Arabuluculuk Bürosu'na ilgili konuya dair iki farklı arabuluculuk başvurusu yapılmıştır. İlk olarak ... dosya numaralı Ticari Dava Şartı Arabuluculuk Dosyasında dosyanın ihtiyari arabuluculuk kapsamında olduğu ileri sürülerek reddedilmiş ve başka bir arabulucuya yönlendirilmiştir. Diğer yandan... dosya numaralı arabuluculuk başvurusunda ise herhangi bir arabulucu kaydı bulunmamakta olup tarafımıza gerekçe gösterilmeyerek dosya kapatılmış ve karar ... numarasıyla kayıt altına alınmıştır. Sonuç olarak iki dosya kapsamında da bir sonuç elde edilememiştir. Bu sebeple, tarafımızca herhangi bir arabuluculuk süreci tamamlanamamıştır. İşbu davanın konusu İzmir.... İcra Dairesi ... E. Sayılı dosyasında başlatılan icra takibine karşı davalının haksız ve hukuka aykırı itirazının iptali davasıdır. İşbu davada konu edilen uyuşmazlık, borçlunun vadesi içerisinde sorumlu olduğu borcunu gereği gibi ifa etmeyip temerrüte düşmesi sonucu davacının yaşamış olduğu maddi kaybı tazmin etmektir. Yukarıda ayrıntılarıyla izah edildiği üzere davacının uğramış olduğu maddi zararlardan davalı aslen kusurludur. Tarafımızca zararın tazmini için açılan icra takibine davalı taraf zararı karşılamayı reddetmiş ve kendisine karşı başlatılan icra takibine itiraz ederek süreci haksız ve hukuka aykırı olarak uzatmayı tercih etmiştir. Davalının itirazlarının kabulü mümkün olmayıp, hukuki dayanağı bulunmamaktadır. İtirazın yalnızca zaman kazanmaya yönelik olup borcu ifa etmekten kaçınmak olduğu da barizdir. Kaldı ki hem izah ettiğimiz sebeplerin varlığı hem de davalının yapmış olduğu itirazda haklı bir sebebin bulunmayışı göz önünde bulundurulduğunda her iki husus da söz konusu alacağın varlığı konusunda tereddüte yer vermemektedir. Takip konusu borcun kaynağı davalının davacıdan bizzat almış olduğu 15.000,00 TL tutarındaki borçtan kaynaklanmaktadır. Yukarıda arz edildiği üzere İzmir... İcra Dairesi ...Takip sayılı dosyası söz konusu borcun tespitidir. Somut olayda davacının bir alacağa hak kazandığı , alacağın belirlenebilir olduğu, takibe itirazın haksız ve hukuka aykırı olduğu, davacının hakkını aramak amacıyla dava açmak zorunda kaldığı ve borcun ödemesini geciktirmek amacıyla davalı tarafından yargının bile isteye meşgul edildiği dikkate alınarak davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekmektedir. Yukarıda açıklanan nedenlerle; fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydıyla, davacının maddi kayıplarının alacağının tahsili için itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi için işbu davanın ikame edilmesi zorunluluğu hasıl olmuştur.Yukarıda açıklanan ve resen dikkate alınacak nedenlerle; fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla davamızın kabulü ile, İzmir... İcra Dairesi ... E. sayılı dosya sayılı icra takip dosyasına borçlu davalı tarafından yapılan itirazın iptaline; takip talebi ile talep edilen asıl alacak, işlemiş ve işleyen faiz, masraf, vekalet ücreti, tüm ferileri ile tahsilde tekerrür etmemek kaydı ile devamına, borçlu / davalının asıl alacak olan 15.000,00 TL üzerinden %20 den az olmamak üzere; icra inkâr tazminatı ödemesine; yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalı tarafa yükletilmesi ve davanın diğer yasal sonuçlarına karar verilmesini talep ederim." şeklinde talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; "Yukarıda dosya numarası yazılı bulunan mahkemeniz dosyasında davacı tarafın dava dilekçesindeki iddiaları gerçeği yansıtmamakta olup, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak açılan davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir. Öncelikle belirtmek gerekir ki 25/02/2025 tarihli duruşmada davacı vekiline müvekkili tarafından havale edilen bedelin dekontunu dosyaya ibraz etmek üzere 2 hafta kesin mehil verilmesine karar verilmişse de davacı tarafça mahkemeniz dosyasına herhangi bir dekont sunulamamıştır. Bu durum davacının iddiasının ispatına yönelik olarak herhangi bir delil sunamadığını, soyut bir iddia olduğunu göstermektedir. Huzurdaki davada ispat yükü davacı tarafta olmasına rağmen alacağın varlığına yönelik herhangi bir delil ve ticari defterler sunulmamıştır. Borca itiraz dilekçemizde de belirttiğimiz üzere müvekkilimin davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmamakta olup, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesini talep ediyoruz. 25/02/2025 tarihli duruşmada davacı tarafça gider avansının tamamlanması için 2 hafta kesin mehil verilmişse de tamamlanmamıştır. Bu nedene kesin mehile rağmen bilirkişi gideri yatırılmadığından davacının bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayıldığı da kabul edilmiştir. Davacı tarafça dava dilekçesinde de kabul edildiği üzere arabuluculuk süreci tamamlanmamış olup, davanın bu nedenle de reddi gerekmektedir. Davacı taraf hem icra takibi ekinde hem de dava dosyasında alacağın ispatına yönelik delil sunamamış olup, bu nedenle ispatlanamayan davanın yokluğumuzda reddine karar verilmesini talep ediyoruz. Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı tarafça ispatlanamayan davanın yokluğumuzda reddi ile, alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmesini arz ve talep ederim." şeklinde cevap verdiği görülmüştür. Dava, davacı tarafından davalı asile borç olarak havale edildiği iddia edilen ancak diğer davalı şirket için kullanılan havale bedelin tüm davalılardan tahsili istemine ilişkin başlatılan icra takibinde ödeme emrine karşı yapılan itirazı iptalidir. 6100 sayılı HMK'nın 1/(1) maddesinde "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir." hükmü düzenlenmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 114/(1)-c.maddesine göre, görev hususu dava şartlarından olup, aynı kanunun, 115.maddesine göre, dava şartlarının mevcut olup olmadığının mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılması ve gözetilmesi gerekmektedir. Eldeki dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01/07/2012 tarihinden sonra 30/05/2019 tarihinde açılmıştır. Burada öncelikli olarak Asliye Ticaret Mahkemesinin davaya bakmakla görevli olup olmadığının belirlenmesi gerekir. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunun 4.maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin, tarafların her ikisinin birden ticari işletmesi ile ilgili olması yada tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesi ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunun veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir. Diğer taraftan, 6102 sayılı TTK'nın 19/2 maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri içinde ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, 6102 sayılı TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar dışında, ticari davayı ticari iş esasına göre değil ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. 6335 Sayılı Kanununun 2. maddesi ile 6102 Sayılı TTK'nın 5. maddesi uyarınca, ticari davalar Asliye Ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleriyle diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunununda ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 6335 Sayılı kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı HMK'nın 1.maddesi uyarınca, kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce ve istinaf aşamasında Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından re'sen incelenir. Bu kuralın tek istisnası, 6335 Sayılı Kanununun 2.maddesi ile değişik 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/(4). maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre yargı çevresinde ayrı bir Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmayan yerlerde Asliye Hukuk Mahkemelerine açılan ticari davalarda görev kuralına dayanılmamış olması, Asliye Ticaret Mahkemesine görevsizlik kararı verilmesini gerektirmeyecektir. Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur. Somut olaya gelince; davacı tarafından borç olarak havale edildiği iddia edilen bedelin tahsili istemli eldeki davada, davalılardan birisi tacir ise de, davacı ve diğer davalının tacir olmadığı, havale işleminin mutlak ticari dava niteliği taşımadığı, tüzel kişi perdesinin aralanmasına yönelik bir iddianın da ileri sürülmediği görülmekle ihtilafın genel hükümlere göre Asliye Hukuk Mahkemeleri'nde çözümlenmesi kanaatine varılarak davanın görev yönünden usulden reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Açılan davada HMK' nun 114/1-c maddesinde düzenlenen göreve ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan HMK'nun 115/2. maddesi gereğince DAVANIN USULDEN REDDİNE, 2-Kararın kesinleşmesine müteakip süresinde müracaat halinde yetkili ve görevli İzmir Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi' ne gönderilmesine, 3-Yargılama ücreti, vekalet ücreti ve sair hususların görevli mahkemece ele alınmasına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalıların yokluğunda kararın tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ilgili dairesine hitaben mahkememize verilecek istinaf dilekçesi ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 29/04/2025 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır