İlk Derece Mahkemesi · İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/874 E. 2023/687 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/874
Karar No
2023/687
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DOSYA NO : 2022/874 Esas KARAR NO : 2023/687 DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 26/10/2022 KARAR TARİHİ : 12/09/2023 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ İDDİA : Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinde; "Davacı şirket vekili dava dilekçesinde özetle; “Müvekkil şirketle davalı-borçlu ile arasında hizmet ilişkisinden kaynaklanan ticari ilişki vardır. Borçlu... PLASTİK POLİMER PAZ. SAN. VE DIŞ TİC. A.Ş. Müvekkilden "REDÜKTÖR TASHİHİ" işiyle ilgili olarak makine onarım hizmeti almış bununla ilgili de kendisine fatura kesilmiştir. Müvekkilin davalı-borçludan 04.11.2021 TARİHİNDE DÜZENLENEN 1 ADET FATURANIN ÖDENMEYEN BAKİYESİNDEN KAYNAKLANAN 6.735-TL asıl alacağı bulunmaktadır. Bugüne kadar ödenmeyen bu alacağa istinaden davalı aleyhine İzmir... İcra Müdürlüğü’nün ... E. Sayılı dosyasından ilamsız icra takibi başlatılmıştır. Davalı-borçlunun takibe, borca, işlemiş faize, faiz oranına ve ferilerine itirazı üzerine takip durmuştur. TTK m.19/2de belirtilen ticari iş karinesine göre; “ Taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır.” Zaten müvekkil limited şirket olduğundan onun için ticari iş niteliğinde olan hizmet ilişkisi anonim şirket olan borçlu için de ticari iştir. Ticari işlerde temerrüt avans faizi uygulanacağından borçlu hakkında başlatılan takipte haklı olarak ticari avans faizi üzerinden alacağın tahsili talep edilmiştir. Davalı aleyhine başlatılan icra takibinde 2022 yılında (takip tarihi) ticari avans faizi %15,75 olup bu oran üzerinden takip başlatılmıştır. Faiz oranına itiraz bu nedenle yerinde değildir. TTK’nın 1530. Maddesinde borçlunun temerrüde düşürülmesi için ihtarname gönderilmesine gerek olmadığı, açık yasa maddeleri gereğince faturanın teslim alındığı tarihten itibaren fatura bedelinin 30 gün içinde ödenmemesi durumunda ihtarname gönderilmesine gerek olmaksızın faturaya gecikme faizi işletilebileceği açıkça belirtilmiştir. Açıklanan tüm sebeplerle öncelikle Davamızın Kabulü ile davalı/borçlunun İzmir... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİ ile takibin 7.518,06-TL takip çıkışı miktarı yönünden devamına,haksız ve kötü niyetli olarak itirazda bulunan davalı/borçlu aleyhine alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesine ve ayrıca HMK 329. maddesi gereği kötü niyetli davalının davanın açılmasına sebebiyet vermesi nedeni ile müvekkil tarafça ödenmesi gereken vekalet ücretini de ödemesine karar verilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına "karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. SAVUNMA : Davalı şirket vekilinin cevap dilekçesinde; İş bu takibe konu olayda davacı tarafından redüktöre ilişkin olarak herhangi bir tamir, onarım, parça değişimi, tahsis ve revüzyon işlemi yapılmamış, makinadaki arıza giderilmemiştir. Bu nedenle tek taraflı olarak karşı tarafça belirlenen fahiş ve haksız bedelli fatura kabul edilemez nitelikte olup, davacı şirketin müvekkil şirketten herhangi bir hak ve alacağı bulunmamaktadır. Müvekkil şirket işyerinde bulunan ve ‘’Redüktör’’ olarak adlandırılan makinanın şanzıman kısmında herhangi bir arıza olup olmadığının tespiti amacıyla davacı firmayla irtibata geçilmiştir. Bunun üstüne firmayla şanzımana bakılması hususunda anlaşılmış, makinanın söküm işlemleri müvekkilimce yapılarak, müvekkilin şirketine ait araçlarla ve çalışanları aracılığıyla davacının işyerine götürülmüştür. Davacının işyerinde herhangi bir söküm işlemi dahi yapılmamış olup, yağ döküm işlemi dahi müvekkilim şirketin çalışanları tarafından yapılmıştır. Davacı tarafça sadece şanzımanda bir arıza olup olmadığına bakılmış akabinde arızanın şanzımandan kaynaklanmadığı tarafımıza bildirilmiştir. Bunun üzerine yine müvekkil şirketin çalışanlarınca makine davacı şirketten alınarak getirilmiş, şanzıman ve dişliler makinaya tekrar müvekkilimce takılmıştır. Bu işleme ilişkin olarak davacı tek taraflı bir hizmet bedeli belirleyerek müvekkil şirkete hitaben 04.11.2021 tarih ve 9.735,00-TL tutarında fatura keserek göndermiştir. Oysa ki taraflar arasında böyle bir ücret ödeneceğine ilişkin bir sözleşme ve anlaşma bulunmamakla birlikte davacı taraf tek taraflı olarak bir rakam belirleyerek fatura kesmiştir. Davacı şirket tarafından herhangi bir onarım, tamir, revizyon işlemi yapılmamış ve hatta söküm ve takım işlemleri dahi müvekkilim şirketin çalışanlarınca yapılmış, makinadaki arıza da giderilmemiştir. Müvekkilin onayı ve bilgisi dışında herhangi bir onarım, tamir, revizyon, söküm, takma işlemi yapılmadan kesilen fahiş servis hizmeti faturası, müvekkilim tarafından kabul edilmemiş, davacı şirkete yapılan hizmete uygun olarak 3.000-TL bedelli yeni bir faturanın kesilmesi ve haksız ve fahiş bedeller kesilen faturanın iadesi ile kayıtlardan çıkarılması hususunda 24.12.2021 tarihinde ihtarname gönderilmiştir. Ayrıca davacıyı mağduriyete uğratmamak amacıyla onarım, tamir, revizyon işlemi yapılmamasına karşın, servis hizmet bedeli olarak müvekkilim tarafından 3.000-TL KDV dahil hizmet bedeli ödenmiştir. Sonuç itibariyle davacı şirket herhangi bir onarım, tamir, revizyon, söküm, takma işlemi yapmadığından hizmetin bedeline ilişkin 9.735,00-TL değerinde fahiş bir tutar belirlenerek tarafımıza fatura kesilmesi ve aynı bedele ilişkin icra takibi başlatılması haksızdır. Taraflar arasında ücret miktarına ilişkin bir sözleşme olmamasına karşın, karşı tarafı mağdur etmemek adına KDV dahil 3.000-TL tutarında ödeme davacıya yapılmıştır. Şanzımanın takma-söküm işlemlerinin ve davacı tarafın işyerine getirilmesi için yol masraflarının dahi müvekkilimce yapıldığı düşünüldüğünde yapılan hizmet bedeline ilişkin tutarın 9.735,00-TL gibi haksız ve fahiş olması mümkün değildir. Yine tekrarlanacak olursa söz konusu makine müvekkilim tarafından sökülmüş, müvekkilim tarafından davacının işyerine kadar getirilmiş, davacının işyerinde makinanın yağı müvekkilim tarafından dökülmüş tekrar müvekkilim tarafından alınıp cihaz müvekkilimin işyerine geri getirilmiştir. Görüleceği üzere davacı tarafın harcamış olduğu emek ve mesai dikkate alındığında davacıya ödenen 3.000-TL’nin fazlasıyla uygun olduğu anlaşılmaktadır. Kaldı ki davacı şirket tarafından kesilen 9.735,00-TL tutarındaki fatura tek taraflı olarak belirlenmiştir. Müvekkil ile karşı taraf arasında faturada yer alan bedel üzerinen yapılmış bir servis ücreti anlaşması da bulunmamaktadır. Bu hususlar dinlenecek tanık anlatımlarıyla da kanıtlanacaktır. alacağın varlığına dayalı tek taraflı belirleme ile takip ve takibe konu edilen borç bedelinin maddi ve hukuki dayanağı bulunmamaktadır. Bu nedenle, Sayın Mahkemeniz tarafından yapılacak olan inceleme ile davacının haksız davasının reddine karar verilmesini talep ederiz. icra ve iflas kanunu madde 67/2 uyarınca, müvekkil şirket davacı firmaya hizmetinin bedeli olarak 3.000,00-tl tutarında ödenme yapmış olup, buna rağmen tek taraflı bir şekilde belirlenen fahiş ve haksız tutarda fatura kesen ve kötüniyetli davranarak müvekkil şirket aleyhine icra takibinde bulunan davacı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep ederiz. iik madde 67/2 “bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.” denilmektedir. Davacı firma tarafından herhangi bir arıza, onarım, revizyon, söküm, takım işlemi yapılmamasına rağmen müvekkilimce davacı firma tarafından sadece şanzımana bakıldığı için 3.000-TL tutarında iyi niyetli bir ödeme yapılmıştır. Buna rağmen davacı sadece haksız bir kazanç elde etmek amacıyla müvekkilime 9.735,00-TL tutarında fatura kesmiş ve olmayan bir hizmet için 6.735,00-TL tutarında takip başlatmıştır. Davacı tarafından şanzımana ilişkin herhangi bir arıza onarımı, revizyon, söküm, takım işlemi yapılmadığı tanık anlatımlarıyla da kanıtlanacak olup, davacı şirketçe haksız kazanç elde etmek amacıyla icra takibi başlatması ve borca itirazımızın akabinde itirazın iptali davası açması salt kötü niyetli bir davranıştır. Bu itibarla, kötüniyetli davacı taraf aleyhine İİK’nın açık hükümleri uyarınca % 20’den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesi talep edilmektedir. UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ, DELİL DEĞERLENDİRMESİ ve GEREKÇE : Dava İİK 67. Maddesi uyarınca açılmış İtirazın İptali Davasıdır. Kural olarak alacaklı, alacağın kaynağını oluşturan fatura içeriğinde yer alan mal veya hizmetin davalı borçluya verildiğini ispat külfeti altındadır. Alacaklı bu husustaki ispatı imzalı fatura veya sevk irsaliyesi ile sağlayabileceği gibi mal veya hizmetin borçluya verildiğini ispat eden diğer yazılı, görsel delillerle ispat edebilebilir. Yine kendi ticari defterlerinde lehine olan kayıtların davalı ticari defterleri ile doğrulanması veya davalının ticari defterlerini ibraz etmemiş olması halinde de alacağın varlığı ispat olunabilir. Zira Yargıtay'ın artık istikrar kazanmış uygulamasına göre bir tacirin ticari defterlerine bir faturayı kaydetmiş olması, fatura içeriği mal veya hizmetin kendisine sağlandığının ispatı olarak kabul edilmektedir. Ticari defterlerin ibrazı ve delil olmasına ilişkin yasal düzenleme 6100 sayılı HMK'nın 222. maddesinde yer almaktadır: "1-.Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. 2- Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. 3- İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." Madde metninde de açıklandığı üzere ticari defterlerin bir tarafın kendi lehine delil olarak kabul edilmesi için öncelikle usulüne uygun tutulmuş, açılış ve kapanış onaylarının süresinde yaptırılmış olması gerekmektedir. Bunun yanında ticari ilişkinin karşı tarafının aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterindeki kayıtların bu deftere aykırı olmaması veya karşı tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. Somut olayda; Takibe karşı yapılan itirazın 23.07.2020 tarihinde yapıldığı, takibin 21.09.2022 tarihinde durdurulduğu, itiraza ilişkin alacaklı dilekçesinin borçluya tebliğe çıkarıldığına dair takip dosyası kapsamında her hangi bir belge, bilgi veya tebliğ mazbatasının bulunmadığı, ancak mahkememizde görülmekte olan işbu itirazın iptali davasının 26.10.2022 tarihinde açılmış olduğu ve her halukarda İcra İflas Kanunu md. 67'de öngörülen 1 yıllık süre içerisinde açılmış olduğu anlaşılmaktadır. Mahkememizce Tarafın ticari defterleri incelenerek aldırılan 26/04/2023 tarihli bilirkişi raporunda; Tarafların 2021-2022 yılına ait ticari defter ve kayıtlarının (HMK md. 222 TTK 64 m/mülga TTK 85 m.) sahibi lehine delil niteliğinde bulunduğu, Tarafların 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu uyarınca tacir sıfatına haiz olduğu, Taraflar arasındaki cari hesap ilişkisinin 2021 yılında dava konusu fatura ile başladığı, Taraflar arasında 6102 sayılı TTK’nın 89. maddesi hükümlerine göre imzalanmış bir cari hesap sözleşme ve/veya anlaşmanın bulunmadığı, Dava konusu 1 adet faturanın, tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, faturaya davalı tarafından yasal süresinde yapılmış herhangi bir itiraz ya da iade faturasının düzenlenmediği, ilgili faturaya dayanak teşkil eden e-irsaliyede teslim eden ve teslim alan kısmının imzalı olduğu, davalı vekilince iddia edilen “davacı tarafından her Davalının yasal süre geçtikten sonra faturaya itiraz edip, davacıya iade faturası düzenlediği, davacının da bu itiraz ve iade faturasına yasal sürede itiraz ettiği, Davalı vekilinin “…Davacı şirketin herhangi bir onarım, tamir, revizyon, söküm, takma işlemi yapmadığından hizmet bedeline ilişkin tutarın 9.735,00-TL gibi haksız ve fahiş olması mümkün değildir, iddiası ile ilgili takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu, Davalı kayıtlarında davacıya düzenlenen iade faturanın yasal süre geçtikten sonra düzenlenmesi sebebiyle; 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu 21/2 maddesi gereğince fatura içeriğini kabul etmiş sayılacağı, Davacının takip tarihi itibariyle davalı şirketten 6.735,00-TL asıl alacaklı olduğu, Davacının dava dilekçesinde alacağına (takip tarihinden itibaren) yıllık % 15,75 avans faiz uygulanmasını talep etmiş olduğu, Sayın Mahkemece davacının alacaklı olduğuna hükmedilmesi halinde, davacı, asıl alacak bakımından davalı tarafı dava tarihi öncesinde 6102 sayılı TTK m.18/3 hükümlerine uygun şekilde temerrüde düşürdüğü, bu sebeple talep edilen işlemiş faiz açısından yasal koşulların oluştuğu, davacı alacağını avans faizi ile tahsilini talep edebileceği, faiz başlangıç tarihinin takip tarihi olduğu kanaatine varıldığı, şeklinde görüş ve kanaatini bildirmiştir. . Mahkememizce yapılan değerlendirmede; her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarında takibe konu 9.735,00-TL'lik temel e-fatura düzenlendiği, temel e-faturaya dayanak teşkil eden e-irsaliyede teslim eden kısmında davacıya ait kaşe ve imzanın bulunduğu, teslim alan kısmında sadece imza bulunduğu, davalının 24.12.2021 tarihinde banka kanalı ile 3.000,00-TL davacıya ödeme yaptığı, bu tarihten sonra herhangi bir ödemesinin bulunmadığı, davalının 31.12.2021 tarihinde iade faturası düzenlediği, ancak bunun yasal süresi geçtikten sonra düzenlenmiş olduğu anlaşılmakla denetime elverişli ve dosya kapsamı ile uyumlu bilirkişi raporuna göre cari hesap alacağını doğruladığı ve davalının takip tarihi itibariyle 6.735,00-TL borçlu olduğu değerlendirilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; İzmir... İcra müdürlüğünün... esas sayılı icra takibine yapılan davalı itirazının 6.735,00-TL asıl alacak yönünden iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, asıl alacak miktarının takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, fazlaya dair istemin reddine, 2- Alacağın likit olduğu anlaşılmakla 1.347,00-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3- Karar tarihinde Yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 460,06-TL harçtan peşin alınan 90,80-TL'nin mahsubu ile bakiye 369,26-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 6.735,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5- Arabuluculuk Kanunu Madde 18/A fıkra 13, 14 gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL'nin kabul ve red oranına göre 2.785,66‬-TL'sinin davalıdan, bakiye 334,34-TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 6- Reddedilen miktar üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 783,06-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7- Davacı tarafından yapılan 1.300,00-TL Bilirkişi ücreti, 65,00-TL posta ve tebligat ücreti ile 80,70-TL Başvurma Harcı, 11,50-TL Vekalet Harcı, 90,80-TL Peşin Harç olmak üzere toplam 1.548,00-TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre 1.386,76-TL davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8- Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, Dair; davacı ve davalı vekillerinin yüzüne karşı HMK 341 maddesi gereğince miktar itibariyle Kesin Olarak verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 12/09/2023 Katip .... Hakim ... E İMZA E İMZA

Atıf: İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/874, K. 2023/687, T. 12.09.2023, www.arakarar.com/karar/izmir-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-874-e-2023-687-k-6d20beca8279