İlk Derece Mahkemesi · İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/200 E. 2023/1026 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/200
- Karar No
- 2023/1026
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/200 Esas KARAR NO : 2023/1026 DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 03/03/2022 KARAR TARİHİ : 19/12/2023 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "...Taraflar arasında gerçekleştirilen menkul satış sözleşmesine istinaden 24.07.2018 düzenleme tarihli ve ... no.lu irsaliye faturası düzenlenmiştir. Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetliğini ve mülkiyetini alıcıya devretmeyi; buna karşılık alıcının da bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmelerdir. İşbu sözleşmelerde şekil şartı bulunmadığı gibi somut uyuşmazlıkta taraflarca yapılan iş TTK m.19'a göre ticari iş niteliğindedir. Müvekkil dava konusu sözleşmeden kaynaklı borçlarını ifa etmiş olup söz konusu faturayı davalıya tebliğ etmiştir. Müvekkil, davalı borçludan sözleşmeden doğan para ödeme borcunu ifa etmesini defalarca talep etmişse de, davalı sözleşmeden doğan borcunu ifa etmemiştir. Müvekkilin bu sebeple oluşan mağduriyetinin giderilmesi amacıyla, İzmir ...cra Dairesi... Esas sayılı dosyası ile davalı aleyhinde icra takibi başlatılmıştır. Davalıdan, ödenmeyen fatura bedeli ve faizi toplamı olan -48.491,02-TL icra takibi ile talep edilmiştir. Ancak davalı ödeme emrine kötü niyetli ve haksız yere itiraz ederek yalnızca zaman kazanmak maksadıyla takibi durdurmuştur. Davalı, aradan geçen süre zarfında borcunu ödememiş olup bu alacakların tahsili için yapılan girişimler sonuçsuz kalmıştır. Müvekkil alacağına kavuşamadığı gibi maddi anlamda ciddi sıkıntılar yaşamaktadır. İşbu sebeple tarafımızca dava açma zorunluluğu hasıl olmuştur. Bahsi geçen sebepler Ve mahkemece resen araştırılacak hususlarla alacağımızın tespiti ile fatura tarihinden itibaren hesaplanacak faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ederiz. Yukarıda açıklanan ve re'sen dikkate alınacak nedenlerle; 47.530,00 TL alacağımızın fatura tarihinden hesaplanacak faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi...” talep edilmektedir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; "İtirazın iptali davası, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde açılmalıdır. Bu süre hak düşürücü süredir. Bir yıl geçtikten sonra artık itirazın iptali davası açılamaz. Davacı tarafından yöneltilen iş bu davanın açılabilmesi için gereken 1 yıllık hak düşürücü süre kaçırıldığı için dava hakkı sona ermiştir. Ayrıca, fatura konusu alacak zamanaşımına uğramıştır. Davacının iddialarını kabul etmediğimizi beyan ederiz. Ancak, müvekkil şirket, davacının iddia ettiği şekilde davacıya karşı her hangi bir borcu yoktur. Nitekim müvekkil şirketin böyle bir borcu bulunmadığından dolayı icra dosyasında 'borcu bulunmadığı' hususuna ilişkin itirazda bulunmuştur. Bahse konu alacaklara ilişkin fatura tarafımıza tebliğ edilmemiştir. Davacının delil olarak sunmuş olduğu PTT gönderi evrakının üzerinde "içinde fat. vardır" şeklinde beyan yazmaktadır. Ancak bu ibare zarfın içerisinde faturanın bulunduğunu göstermemektedir. Davacının faturayı tarafımıza tebliğ edildiği hususu ispatlanamamıştır. Kaldı ki PTT bildirim evrakının üzerinde her zaman yazı yazılabilir. Kaldı ki yazılan yazı kargo içeriğini göstermez ve ispatlayamaz. Davacı yanın iddia ettiği, dava konusu olan 24.07.2018 tarihli 3579 numaralı 47.530-TL bedelli fatura konusu ürünler müvekkil şirkete hiçbir zaman ve hiçbir şekilde teslim dahi edilmemiştir. Kaldı ki davanın delil olarak ibraz ettiği 04.07.2018 tarihli 3579 numaralı irsaliyeli faturada da teslim alan kısım boş bırakılmıştır. Bu durum ürünlerin teslim edilmediğini açıkça göstermektedir. Davacı taraf ürünleri teslim ettiğini ispat dahi edememektedir. Sevk irsaliyesinin olmaması haklılığımı göstermektedir. İşbu alacak konusu ürün teslim edilmediğinden dolayı borç muaccel hale gelmemekle birlikte, davacı tarafın takip yapmasında ve dava açmasında hukuki yararı bulunmamaktadır. Sevk irsaliyesinde bulunan teslim alan kısmı boş olup, söz konusu ürünler teslim edilmemiştir. Fatura konusu ürünlerin teslim edilmemesi nedeniyle müvekkil başka yerlerden satın almak suretiyle temin etmiştir. Akdi ilişki kanıtlanmadığı sürece davacının davalı adına fatura düzenlemesi nedeniyle alacaklı gözükmesinin davalıyı bağlayıcı bir yanı yoktur. Davacı yan tarafından öncelikle müvekkil şirket ile aralarında mevcut ve temel bir borç ilişkisinin bulunduğu ispatlanmalıdır. İtirazın iptali davalarında, borçlu konumda olan Müvekkil şirket borcun olmadığını iddia ettiğine göre yokun ispatı mümkün olmadığından kural olarak ispat yükü alacaklıya aittir. Zira hukuki ilişkin varlığını ispat yükü alacaklıda olduğundan alacaklı hukuki yani borcun varlığını kanıtlamak durumundadır. Temel borç ilişkisi faturayı veren davacı tarafından kanıtlanmalıdır. Fatura sözleşmenin ifa ile ilgili olup mutlaka bir sözleşmeye dayanmalıdır. Sadece faturanın tebliğ edilmesi ve tebliğden itibaren sekiz gün içinde itiraz edilemesi akdi ilişkinin varlığının kanıtı değildir. Bu nedenle akdi ilişkinin inkarı halinde faturayı düzenleyen kimsenin bu ilişkinin varlığını da kanıtlaması gerekir. Yukarıda arz ve izah edilen ve resen nazara alınacak sebeplerle, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini” talep etmiştir. Dava, satım sözleşmesi nedeniyle alacak istemine ilişkindir. Davacı vekili 24.07.2018 düzenleme tarihli ve... numaralı 47.530,00 TL bedelli irsaliyeli faturadan kaynaklanan alacağını talep etmekte, davalı vekili alacağın zamanaşımına uğradığını ve davanın hakdüşürücü süre içerisinde açılmadığını belirterek alacağa konu faturada yer alan ürünlerin teslim edilmediğini savunmaktadır. Davalı vekili davanın 1 yıllık hakdüşürücü süre içerisinde açılmadığını savunmakta ise de; eldeki dava itirazın iptali istemine ilişkin olmayıp TBK' nın 207 vd. maddelerinde düzenlenen satım sözleşmesinden kaynaklanan alacak davası olduğundan ve alacak davaları için ayrıca bir hakdüşürücü süre bulunmadığından iş bu itiraz ile birlikte dava genel zamnaaşımı süresi olan 10 yıllık zamanaşımı içerisinde açıldığından işin esasına geçilmiştir. Taraflar arasındaki satım sözleşmesinde davacı satıcı, davalı satın alandır. Satıcı davacı ürünü teslim ettiğini, davalı alıcı ise teslim edilen ürünlerin bedelini ödediğini ispatla yükümlüdür. Bilirkişiden alınan 04/11/2022 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmına göre; "Davalı... Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin yasal defterlerinin incelenememiş olması sebebi ile incelemeler icra dosyası uyap çıktısı, dava dosyası ve davacının 2018 yılına ait İşletme Defteri ile sınırlı kalmıştır. Yapılan incelemeler sonucunda işbu raporun inceleme, değerlendirme ve tespitler bölümünde ayrıntısı ile belirtildiği üzere; -Davacı ...'nın 2018 yılı İşletme Defterinin açılış onayının yasal süresi içerisinde yaptırılmış olduğu, İşletme Defterinin 6102 sayılı T.T.K.'nun 64/3.maddesine istinaden dönem sonu kapanış onayına tabi olmadığı, -Davacı ... tarafından 2018 yılının Nisan ve Temmuz aylarında kdv dahil 87.862,40-TL tutarında toplam iki adet fatura düzenlendiği, *Davalı yasal defterlerinin ibraz edilmemiş olması sebebi ile işbu faturaların davalı yasal defterlerinde kayıt altına alınıp alınmadığı konusunda herhangi bir tespit yapılamadığı, -Davalı ...Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından işbu faturalara istinaden herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığı hususunun davacının İşletme Defteri üzerinden tespit edilebilmesinin mümkün olmadığı, *Davalı yasal defterlerinin ibraz edilmemiş olması sebebi ile davalı yasal defterlerinde kayıtlı bir ödeme bulunup bulunmadığı konusunda herhangi bir tespit yapılamadığı, -Davacı yasal defterlerinden davalı ... San.Tic.A.Ş.' nin işbu davaya esas 16.10.2018 icra takip tarihi itibari ile borç/alacak bakiyesi bulunup bulunmadığı konusunda teknik olarak herhangi bir tespit yapılmasının mümkün olmadığı, *Davalı yasal defterlerinin ibraz edilmemiş olması sebebi ile davalı yasal defterlerinde 16.10.2018 tarihi itibari ile davacının bir borç/alacak bakiyesi olup olmadığı konusunda herhangi bir tespit yapılamadığı, -Davacı yanca 2018 yılı sonrası yasal defterlerlerinin tarafımca incelenememiş olması sebebi ile davalının 03.3.2022 dava tarihi itibari ile borç/alacak tutarı yönünden herhangi bir tespit yapılamadığı, -Ancak davacının 2018 yılı sonrası yasal defterlerinin İşletme Defteri olması durumunda Sayın Mahkemeye ibraz edilmesi durumunda bile davalı... San.Tic.A.Ş.'nin 03.03.2022 dava tarihi itibari ile borç/alacak bakiyesi bulunup bulunmadığı konusunda teknik olarak herhangi bir tespit yapılmasının mümkün olmayacağı, -Davacı yanca işbu davaya esas ...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında 24.07.2018 tarih ... no.lu fatura bedeli olan 47.530-TL tutarındaki asıl alacağın icra takibine konu edildiği, -Davalı şirketin 25.10.2018 tarihli itirazı ile İzmir...İcra Müdürlüğü tarafından 26.10.2018 tarihinde takibin durdurulmasına karar verildiği, -Davacı yanca düzenlemiş olduğu işbu faturalardan 24.07.2018 tarih ... nolu kdv dahil 47.530-TL tutarındaki faturanın işbu alacak türünde açılan davaya konu edildiği, -Dava konusu işbu faturanın davacı yanca 2018 yılı İşletme Defterinin 1.sahifesinin 40. satırında kayıt altına alındığı, -İşbu raporun İcra Takibine Konu Fatura Üzerinde Yapılan İncelemeler başlıklı bölümünde belirtildiği üzere dava konusu işbu fatura muhteviyatı malın davalı yanca teslim alınıp alınmadığı konusunda tarafımca herhangi bir somut tespit yapılmasının mümkün olmadığı, -İşbu raporun İcra Takibine Konu Fatura Üzerinde Yapılan İncelemeler başlıklı bölümünde ayrıntısı ile belirtildiği üzere dava konusu işbu faturanın davalıya tebliğ edilip edilmediği konusunda tarafımca somut bir tespit yapılmasının mümkün olmadığı, -Tüm bu hususlar ışığında 24.07.2018 tarih ... no.lu kdv dahil 47.530-TL tutarındaki dava konusu işbu faturanın davalıya tebliğ edilip edilmediği, fatura muhteviyatı malın davalı yanca teslim alınıp alınmadığı konusundaki nihai yorumun takdirinin Sayın Mahkemeye ait olduğu, -Sayın Mahkeme tarafından 24.07.2018 tarih ... no.lu fatura muhteviyatı malın davalı yanca teslim alındığına ve dava tarihine kadar davalı yanca herhangi bir ödeme yapılmadığına karar verilmesi durumunda, *Davacı ...nın işbu davaya esas İzmir...İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyasına konu edilen işbu faturadan dolayı gerek 16.10.2018 icra takip tarihi gerek 03.03.2022 dava tarihi itibari ile davalı ... Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nden 47.530-TL tutarında asıl alacak talep edebileceği, -Davacının icra takibindeki faiz talebinin yıllık %9 yasal faiz oranı olduğu, bu sebeple 47.530-TL tutarındaki asıl alacağın 24.07.2018 fatura tarihinden 03.03.2022 dava tarihine kadar yasal faiz oranından 1319 günlük faiz miktarının 15.458,32-TL olacağı değerlendirilmiştir." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür. Bilirkişiden alınan 29/09/2023 tarihli bilirkişi ek raporunun sonuç kısmına göre; "Sayın Mahkemenin 16.05.2023 tarihli görevlendirmesi çerçevesinde işbu raporun Ek İnceleme Değerlendirme ve Tespitler bölümünde ayrıntısı ile belirtildiği üzere; -Dava dosyasında mevcut Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün müzekkere cevap yazılarına göre, davacı ...'nin 31.12.2020 tarihinde mükellefiyet kaydına son verildiği, bu sebeple 03.03.2022 dava tarihi itibari ile mükellefiyet kaydının bulunmadığı, -Tarafımca Sayın Mahkemeye ibraz edilen 4.11.2022 tarihli bilirkişi kök raporunda yapılan tespitlerin, davacı vekilinin 26.09.2022 tarihli dilekçesi ekine sunulan ve dava dosyasında mevcut olan 2018 yılı İşletme Defteri Fotokopisi üzerinden yapıldı; -Bu sebeple dava dosyasında mevcut olmaması sebebi ile işbu raporda davacının 2018 yılı sonrası yasal defterleri ile ilgili olarak herhangi bir tespit ve değerlendirme yapılamadı; -Ancak ilgili vergi dairesi tarafından davacının mükellefiyet kaydının bulunduğu dönemde bilanço esasına göre defter tuttuğunun bildirildiği, -Hukuki ve nihai yorumun takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere 6102 sayılı T.T.K.'nun 12/1.maddesi kapsamında davacı ...nin esnafta olsa tacir de olsa 03.03.2022 dava tarihi itibari ile mükellefiyet kaydının bulunmaması sebebi ile tacir vasfına sahip olamayacağı değerlendirilmiştir." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür. İki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri Yasa'da belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır. Somut olayda; satıcı/davacı alacağına dayanak yaptığı faturada yer alan ürünleri davalı/satıcı teslim ettiğini ispatla yükümlü olduğundan taraflara mahkememizce ticari defterlerin bulunduğu adresi bildirmek üzere kesin mehil verilmiş ve taraflarca bu yönde dilekçeler sunulmuş ise de; resen seçilen bilirkişi tarafından dosyaya sunulan 13/02/2023 tarihli dilekçeye göre davalı tarafın ticari defterlerinin incelenemediği bu hususun mahkememizce 23/02/2023 tarihli celsede zapta geçildiği davalı vekili tarafından bilirkişi ile müvekkili arasında iletişim kopukluğu olduğunun belirtildiği görülmekle davalının ticari defterlerini ibrazdan kaçındığı kanaatine varılarak alacağa dayanak faturanın davalının ticari defterlerine kayıtlı olup olmadığı ticari defterler ibraz edilmediğinden tespit edilememiş ise de, 6100 sayılı HMK'nın 222. maddesinin üçüncü fıkrasında 7251 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 23. maddesi ile yapılan değişiklikte gözetildiğinden süresinde ticari defterler ibraz edilmediğinden alacağa dayanak faturada yer alan ürünlerin davalıya teslim edildiği iddiasının ispatlandı sonucuna ulaşılarak hatırlatılan yemin hakkı da davalıca kullanılmadığından davanın davanın kabulüne, TBK' nun 117. Maddesi gereği borçluya gönderilmiş ihtarat bulunmadığından ve TTK' nın 1530. maddesi uyarınca faizde talep edilmediğinden faizin dava tarihinden itibaren işletilmesine yönünden aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. Öte yandan her ne kadar taraflar arasında yapılan arabuluculuk görüşmesinin İzmir ... İcra Müdürlüğü' nün ... Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olduğu görülmekte ise de; takip dosyası incelendiğinde takip dayanağı fatura ile eldeki davaya konu alacak istemine ilişkin faturanın aynı olduğu bu hali ile alacak talebi yönünden arabuluculuk görüşmesi yapılmamış ise de, aynı faturaya yönelik başlatılan takipte itirazın iptali yönünden arabuluculuk görüşmesi sonucunda son tutanağın düzenlendiği görülmekle, iş bu arabulucuğun eldeki dava için yeterli olduğu aksi durumun aşırı şekilcilik olarak değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile; 47.530,00 TL' nin 03/03/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Alınması gereken 3.246,77 TL karar ve ilam harcının yatan 811,70 TL peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 2.435,07 TL' nin davalıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına, 3-Yargılama sırasında davacı tarafından yatırılan ve harcanan 811,70 TL peşin harç, 80,70 TL başvurma harcı, 45,00 TL posta ve diğer giderler ile 1.000,00 TL bilirkişi masrafı olmak üzere toplam 1.937,4 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan A.A.Ü.T. uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 17.900,00 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 5-6325 sayılı HUAK uyarınca, suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk giderinin davalıdan alınarak Hazine' ye irat kaydına, 6-Yargılama sonucunda ve re’sen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse re’sen yapılacak gider de mahsup edilmek ve 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana iadesine, Dair, taraf vekilinin yüzüne karşı tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesine hitaben mahkememize verilecek istinaf dilekçesi ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 19/12/2023 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır