İlk Derece Mahkemesi · İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/351 E. 2025/317 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/351
- Karar No
- 2025/317
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/351 KARAR NO : 2025/317 DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 26/04/2024 KARAR TARİHİ : 15/04/2025 Davacı tarafından davalı aleyhine açılan alacak davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA :Davacılar vekili dava dilekçesiye özetle ; davalılar ile müvekkilleri arasında 07.04.2023 tarihinde sözlü olarak ortaklık anlaşması akdedildiğini, akdedilen sözleşme gereğince Türkiye'de Sağlık Turizm Sektörü'nde faaliyet göstermek üzere ... adlı oluşum kurulduğunu, taraflarca, davalıların sağlık turizmi kapsamında yurt dışından gelen hastalarla ilgili ... adı altında diş tedavisi hizmeti verecekleri, sağlık hizmetinin 5 davalının da ortak olacağı bir şirket üzerinden yürütecekleri, müvekkillerinin ise 2 ortaklı turizm şirketi kuracağı, bu şirket üzerinden TURSAB başvurusu yapılacağı, yetki belgesi alabilmek için davalıların kurduğu şirket ile müvekkillerinin kurduğu şirket arasında protokol imzalanacağı, müvekkiller tarafından kurulan şirkete tüm ortakların onayı ile personel alımı yapılacağı, işbu personellerin müvekkillerinin kurduğu şirket üzerinden yabancı ülke veya ülkelerde...n hizmet verdiği sağlık hizmetlerini tanıtacakları, tedavi için gelmek isteyenleri yönlendireceği, tedavi olmak hususunda karar veren hastaların genel olarak uçuş, konaklama ve transfer gibi tüm seyahat lojistiğini organize edecekleri, sağlık tesisinde hastaların tercümanlık ve danışmanlık sağlayacakları gibi kararlar verildiğini, ortakların kararı ile müvekkilinin ... Şirketini kurduğunu, şirketin kuruluşundan itibaren yapılan tüm masrafların, müvekkillerinin, sağlık turizmi alanında çalışabilecekleri başka bir firma bulana dek müvekkilleri tarafından karşılandığını,... Meta platformlarında dijital reklamları verildiğini, buna ilişkin masrafların da müvekkili tarafından ödendiğini, Avrupa'nın önde gelen sağlık turizmi şirketlerinden olan ...pazar yerinin bir üyesi olarak ...'ın üye olması sağlandığını, iki firma arasındaki sözleşmeyi müvekkili...mzaladığını, ortaklık sözleşmesi gereğince müvekkillerinin payına düşen ortaklık payını müvekkilleri tarafından ödendiğini, tarafların ortaklığın sona erdirilmesi nedeniyle protokol düzenlendiğini, müvekkillerinin ortaklık işleri için vermiş olduğu emeğin açık bir şekilde ortaya konulduğunu, tarafların hep birlikte ayrılık protokolü hazırlamasına karşın davalıların işbu belgeyi imzalamaktan imtina ettiğini, ayrılık protokolünün imza aşamasında kaldığını, bu nedenle müvekkillerinin zararlarının karşılanmadığından bahisle fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla müvekkillerinin ortaklık için yapmış olduğu masraflar için 5.000,00 TL, ortaklık ilişkisinin haksız sona ermesi nedeniyle müvekkillerinin yoksun kaldıkları kar nedeniyle 5.000,00 TL olmak üzere toplam 10.000,00 TL'nin davalılardan alınarak müvekkillerine ödenmesine, alacak kalemlerine ihtarnamenin davalılara tebliğ tarihi olan 30.10.2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalılar vekili sunmuş olduğu cevap dilekçesiyle; davacı ve davalıların ortak bir turizm şirketi kurma kararı aldığını, müvekkilleri ile davacıların bu hususta anlaştığını, ancak müvekkillerinin çok sonrasında öğrendiği üzere ... tarafından... Şirketi'nin tek ortaklı ve 250.000 TL sermayeli olarak kurulduğunu, açıklama olarak da...n, vergisel ve teşviksel avantajlardan faydalanmak amacıyla müvekkillerini ortak etmediğini bildirdiğini, ... Şirketinin %66'sının müvekkillerinde olduğunu, müvekkillerinin oraklık paylarının tescil edilmediğini, adi ortaklık sözleşmesinin TBK 620.maddesinde tanımlandığını, yasa ve içtihatlar uyarınca beş temel kurucu unsur olduğunu, taraflar arasındaki ilişkinin bu şartlara uygun olmadığını, davacıların ortaklık hususunu tanık anlatımlarıyla ispat etmeye çalıştığını, ancak bu hususun tanık anlatımlarıyla ispatlanmasına muvafakatlarının bulunmadığını, ayrıca iş bu davada görevli mahkemelerin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, bu nedenle görev yönünden de davanın reddinin gerektiğinden bahisle açılan davanın öncelikle usulden reddine, aksi halde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davanın; adi ortaklık ilişkisinin haksız şekilde sona erdirilmesi sebebiyle davacılar tarafından ortaklık için yapılan masraflar ve hisselerine düşen karın davalılardan alınarak davacılara ödenmesine ilişkin olduğu, Yargıtay..Hukuk Dairesi'nin... Karar ve 18.10.2016 tarihli kararında belirtildiği üzere ; Mülga 6762 Sayılı TTK'nun 1463.maddesine göre ; Bakanlar Kurulu'nca 18.06.2007 tarihinde karalaştırılan, 21.07.2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan, 2007/12362 Sayılı Bakanlar Kurul'u Kararında, esnaf-tacir ayrımının nasıl yapılacağı belirlenmiş olduğu, 6103 Sayılı TTK'nun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10.maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 Sayılı TTK'nun 11.maddesinin 2.fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu Kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtildiğinden Bakanlar Kurulu Kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi sureti ile yapılmasının gerektiği, Mahkememizce yapılan yargılama sırasında İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak davacılar ... ve ...'in ticaret sicil kaydı var ise gönderilmesi istenilmiş olup, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden gelen 16/07/2024 tarihli cevabi yazıda davacıların şahsi ticaret sicil kaydının bulunmadığının bildirildiği, Yine mahkememizde yapılan yargılama sırasında davacı ...'ın tacir olup olmadığının tespiti açısından ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmış olup, davacı ... ile ilgili olarak Bornova Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden gelen yazı cevaplarından, davacı ...'ın tacir olmadığı sonucuna varıldığı, Yine mahkememizde yapılan yargılama sırasında davacı ...'in tacir olup olmadığının tespiti açısından ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmış olup, davacı ... ile ilgili olarak Merter Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden gelen 19.07.2024 tarihli cevabi yazıda davacı ...'in tacir olmadığı sonucuna varıldığı, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5.maddesini değiştiren ve 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6335 Sayılı yasanın 2.maddesi ile "Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usül hükümleri uygulanır " şeklindeki düzenleme ile , artık 01/07/2012 tarihinden sonra açılacak davalarda sözü edilen iki mahkeme arasındaki ilişki görev ilişkisi olup , görevin 6100 Sayılı HMK'nun 137,138 maddeleri gereğince dava şartları arasında sayılmış olması nedeniyle, mahkemenin görevli olup olmadığı yargılamanın her hal ve safhasında talep üzerine veya mahkemece re'sen incelenip gözetilmesinin gerektiği, Bir davanın veya işin Asliye Ticaret Mahkemesinde görülebilmesi için ; her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan bir uyuşmazlık olması veya uyuşmazlığın 6102 Sayılı T.T.K.'da düzenlenen hususlardan doğan bir uyuşmazlık olması veya TTK'nun 4.maddesinde( b-c-d-e-f) sayılan dava veya işlerden bulunması, yahut özel bir yasal düzenleme ile davanın Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiğinin açıkça belirtilmesinin gerektiği, Bu açıklamalara göre; dava konusu somut olayda, davacıların ticaret sicilden ve vergi dairesinden gelen yazı cevapları gereğince tacir olmadığı, dava konusu uyuşmazlığın TTK.'nun 4.maddesinde münhasıran sayılan uyuşmazlıklar arasında da yer almadığı, davanın ticaret mahkemelerinde bakılacağına ilişkin açık bir yasal düzenlemenin de bulunmadığı, bu itibarla davanın; ticari bir dava olmaması nedeniyle davaya bakma görevinin mahkememize ait olmayıp, genel hükümlere göre çözülmesi gereken dava olması nedeniyle görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu düşünülmekle, mahkememizin iş davada görevli olmaması nedeniyle davanın usulden reddine, görevli mahkemenin İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna karar verme gereği doğmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: İş bu davada mahkememiz görevli bulunmadığından davanın usulden REDDİNE, Görevli mahkemenin İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna, HMK 20.maddesi gereğince, iş bu karar süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşir ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulur ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde talepte bulunulması halinde dosyanın İzmir Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Harç ve yargılama giderlerlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda karar verildi. 15/04/2025 Katip ... e-imza Hakim ... e-imza