İlk Derece Mahkemesi · İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/622 E. 2020/757 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2019/622
Karar No
2020/757
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2019/622 Esas KARAR NO : 2020/757 DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 19/06/2017 KARAR TARİHİ : 29/12/2020 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili sunmuş olduğu dava dilekçesiyle ; ;müvekkili ile davalı-borçlu şirket arasında müşteri hizmet satış sözleşmesinden doğan ticari ilişki olduğunu, işbu ticari ilişki sebebiyle müvekkil şirket ile davalı-borçlu arasında cari hesap ilişkisi bulunduğunu, müvekkil şirket ile davalı-borçlu şirket arasındaki cari hesap dökümüne göre, davalı-borçlu müvekkil şirkete ödemesi gereken borcunu ifa etmekten imtina ettiğini, borçlu şirkete borcunu ödemesi konusunda bildirimde bulunulduğunu, ancak borçlu tarafından herhangi bir ödeme gerçekleştirilmediğinden davalı şirket aleyhine İzmir... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak davalı şirket tarafından kötü niyetli ve haksız olarak borca itiraz edildiğini ve takibin durdurulduğunu, haksız ve kötü niyetli itirazın iptaline, kötü niyetli davalının aleyhine % 20 den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili sunmuş olduğu cevap dilekçesiyle; davacı yanın alacağını ispat amacıyla, mahkememize sunduğu cari hesap tablosu, usulen olduğu gibi esasen de delil niteliğini haiz olmadığını, Türk Ticaret Kanunu md. 89/2de "Cari hesap sözleşmesi yazılı olarak yapılmadıkça geçerli olmaz." denildiğini, davacının, her tanzim ettiği fatura ile sanki taraflar arasında hukuki ilişki kurulmuşçasına kendi lehine haksız alacak kalemleri yaratmış ve bu şekli ile mahkememiz huzurunda talep konusu oluşturduğunu, ancak, davacı teslim etmediği, sadece etme gayesi ile tanzim ettiği açık faturalar ile hukuken alacaklı sayılamayacağını, hukuken teslim ettiği mal ölçüsü ve miktarınca alacaklı olabileceğini davacının müvekkil şirkete tanzim ettiği faturalarının ancak mal tesliminin müvekkil şirket yetkilisine veya sigortalı çalışanlarına yapılan tutarları ve müvekkilin buna mukabil toplamda yaptığı avans niteliğindeki ödemeler baz alındığında, davacının müvekkilden alacağı olmadığı bilakis borçlu olduğunun görüleceğini, davacı dava konusu satım akdi çerçevesinde müvekkile teslimini taahhüt ettiği emtia için sadece malın fiyatı ve cinsi yönünde tarafların mutabık kaldıkları hususları ihtiva eden açık faturaları tanzim ederek müvekkile gönderdiğini, davacının BA/BS formları veya davacının faturalarının ticari kayıtlarda gösterilmesi, işlenmiş olup olması dava konusu emtiaların müvekkile teslim edilmediği gerçeğini değiştirmeyeceğini, dava konusu ile ilgisiz olan ve maddi hukuk yönünden müvekkili sorumluluk altına sokacak mahiyette olmaması nedeniyle itibar edilmesinin mümkün olmayan bu formların delil olarak nazara alınmayacağından açılan haksız davanın reddine, suiniyetle takip tesis eden davacının İ.İ.K. 67 uyarınca dava değerinin %20sinden aşağı olmamak üzere müvekkil şirkete kötüniyet tazminatı ödemesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. İZMİR BAM... HUKUK DAİRESİ'NİN KARARINDAN ÖNCEKİ MAHKEMEMİZİN HÜKMÜNÜN GEREKÇESİ : "Uyuşmazlığın tespiti; icra takibine konu cari hesabın içeriğindeki malların tamamının davalıya teslim edilip edilmediği, teslim edilmiş ise bedelinin davalı tarafından tamamının ödenip ödenmediği noktalarında toplanmaktadır. Dava, cari hesaba dayalı alacağın tahsili için yapılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK.67.maddesi gereği iptali istemine ilişkindir. İzmir ...cra Dairesi'nin... takip sayılı dosyasının incelenmesinde ; alacaklı ... tarafından borçlu ... ve Süt Ürünleri Tic.San.Ltd.Şti aleyhine 152.371,70 TL üzerinden (örnek no:1 ve 7) ilamsız icra takibi yapıldığı, ödeme emrinin borçlu’ya 09/05/2017 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 12/05/2017 tarihindeki ödeme emrine itirazı üzerine takibin durduğu, itiraz dilekçesinin alacaklı vekiline tebliğ edilmediği, eldeki davanın 19/06/2017 tarihinde yasal bir yıl içinde açıldığı anlaşılmıştır. DELİLLER ; İcra dosyası, ticari defterler, bilirkişi raporları ve dosya kapsamı. Davacı defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmış, bilirkişinin sunmuş olduğu 26/02/2018 tarihli raporda özetle; davacının 2016 yılına ait ticari defter ve dayanağı belgelerinin noter açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, davacı defterlerine göre davalının davacıya icra takip tarih itibariyle 152.371,70 TL borcunun bulunduğu belirlenmiştir. Talimat ile davalı defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde : davalı şirketin 2016 yılında e-fatura kullandığını, e- defterlerinin kapanış beratlerinin bulunduğu, defterlerin usulüne uygun tutulduğu, sahibi lehine delil teşkil edeceği, 2016 yıl sonu itibari ile davalı tarafından davacıya 165.247,70 TL borç bakiyesinin görüldüğü, davalı tarafından 06.01.2017 tarihinde 17.952,00 TL ödeme yapıldığı, borç bakiyesinin 147.295,70 TL olduğu belirlenmiştir. Bilirkişi raporu denetime açık, karar vermeye yeterli ve elverişli mahiyettedir. Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. ( HMK. m.222/2 ) Açılış ve kapanış olayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (HMK. m.222/4 ) Taraf defterleri dışında başkada delil sunulmamıştır. Taraf defterleri birbirini doğrulamadığından davalı defterlerindeki kayıtlara itibar edilerek sonuca gidilmiştir. Taraflar arasında yapılan ticari satım sonucunda davalının davacıya benimsenen bilirkişi raporuna göre 147.295,70 TL borcunun bulunduğu, bu borcu ödediğini yasal delillerle kanıtlayamadığı, davalı defterleri ve tüm dosya kapsamıyla sabit olduğundan, davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. İtirazın iptali davalarında icra inkar tazminatına karar verilebilmesi için usule uygun yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içinde itiraz etmesi ve alacaklının icra hakimliğine başvurmadan alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Söz konusu tazminat, hakkındaki icra takibine itiraz ederek durduran ve çabuk sonuçlandırılmasına engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Ayrıca takibe konu alacağın likit olması gerekir. Borçlu tek başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacak likittir. Somut olayda davacı, cari hesaba dayalı olarak icra takibi yapmıştır. Bu nedenle borçlu ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek durumdadır. O halde, kabul edilen miktar üzerinden % 20 oranında icra inkar tazminatının kabulü cihetine" gidilerek sonuç olarak... Esas, ... Karar ve 10.07.2018 tarihli karar ile "Açılan davanın kısmen kabulü ile, davalının İzmir ... İcra Dairesinin ... takip sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile, 147.295,00 TL üzerinden takibin devamına, fazla istemin reddine, takip tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine, Kabul edilen 147.295,00 TL üzerinden %20 inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, " şeklinde karar verildiği görülmüştür. İZMİR BAM 17. HUKUK DAİRESİ'NİN KARARI : Mahkememizce verilen iş bu kararın davalı tarafça istinaf edilmesi üzerine İzmir BAM... Hukuk Dairesi'nin... Karar ve 18.10.2019 tarihli kararı ile; "Dava, ticari satımdan kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın İİK’nın 67. maddesi gereğince iptali istemine ilişkindir. Davaya konu İzmir ... İcra Müdürlüğünün... esas sayılı dosyasının tetkikinde davacı tarafça 24/04/2017 tarihli ilamsız takip başlatıldığı, takipte müvekkilin ticari defterlerinde kayıtlı muhtelif alacaklardan oluşan 152.371,70 TL'nin talep edildiği, ekinde de cari hesap dökümüne ilişkin muavin cari hesap dökümüne dayanıldığı, davalı tarafça ödeme emrinin tebliğ olan 09/05/2017 tarihinden itibaren süresi içerisinde 12/05/2017 tarihinde takibe itirazda bulunulduğu, davanın ise yasal süresi içerisinde açıldığı belirlenmiştir. Takipte cari hesap ekstresine ve dökümüne dayanılmış, davada da aynı şekilde davacı tarafça cari hesap tablosu sunularak tarafların ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması delillerine dayanılmıştır. Davalı taraf cevap dilekçesinde yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığından sunulan cari hesabın geçerli olmayacağını, teslim edilen mallara ilişkin ödemeler yapılıp geri kalan malların teslim edilmediğini ve borçlu bulunmadıklarını savunarak ayrıca bilirkişi incelemesi yaptırılması delilline dayanmıştır. Davalı taraf takip dosyasındaki itirazında takibin tümüne itiraz ederek davacının müvekkilinden alacaklı olmayıp bedellerin tahsil edildiği ancak teslimatını yapmadığı emtialar yönünden müvekkiline borçlu olduğunu ileri sürmüştür. Yerel Mahkeme kararı davalı tarafça istinaf konusu edilmiş olup, Dairemizce mahkeme dosyası 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ele alınmıştır. Takibin taraflar arasındaki cari hesap dökümüne dayandırıldığı, davalı tarafın süresi içerisinde takibin tamamına itiraz da bulunarak eldeki davanın süresi içinde açıldığı belirlenmiştir. Satış sözleşmesi Türk Borçlar Kanununun 207 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan hükümlere göre satım, satıcının satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşme olarak tanımlanmıştır. Satım sözleşmesinin geçerli olabilmesi için icap ve kabul iradelerinin birleşmesi gerekli ve yeterlidir. Sözleşmenin yazılı yapılması geçerlilik için şart değildir. Yazılı yapılması ispat bakımından önem taşımaktadır. Buna göre, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça ve aksine bir adet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Karşılıklı edimlerin ifasında, satıcı malı teslim ettiğini önce kanıtlamalıdır. Bu ispatlandığında bedelin alıcı tarafından alıcı tarafından ödendiği ispatlanmalıdır. 6100 sayılı HMK’nın 190/1 maddesi gereğince ispat yükü, özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Yine aynı Yasa'nın 200/1 maddesi gereğince eldeki davanın değer ve miktar itibariyle yazılı belgeyle ispat edilmesi gerekmektedir. İtirazın iptali davaları icra takibine sıkı sıkıya bağlı davalardan olup, takip talepnamesi esastır. Takip talepnamesinden ayrılarak karar vermek mümkün değildir. Somut uyuşmazlıkta, takip cari hesap ekstresine dayalı olarak başlatılmış, davalı taraf dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde takibin tamamına itirazda bulunmuştur. Bu durumda ispat yükü genel karine gereğince davacı taraf üzerindedir. Davacı taraf takipte dayandığı cari hesap ekstresine konu edilen malları davalıya satmış ve teslim etmiş olduğunu dava değeri de değerlendirilerek HMK’nın 200/1 maddesi gereğince yazılı delillerle ispat etmelidir. Davacı tarafın ticari defterlerinde ticari satıma ilişkin faturalar ya da alacak kalemlerinin tek başına gösterilmiş olması defterlerin usulüne uygun tutulmuş olsa dahi tek başına delil olarak davalı aleyhine değerlendirilemeyecektir. Nitekim davacı defterleri üzerinde inceleme yaptırılarak aldırılan konusunda uzman mali müşavir bilirkişi raporuna göre davacının 254.147,70 TL cari hesap alacağının görülüğü belirlenmiş ise de yukarıda açıklandığı üzere kendi defterlerindeki bu kayıtların tek başına davalı aleyhine bir sonuç doğurmayacağı değerlendirilmelidir. Dava konusu somut olayda kural olarak ispat külfeti davacı tarafta olup, davacı tarafın cari hesaba ilişkin mal satışına konu malları teslim ettiği olgusu itirazda ileri sürüldüğü üzere usulünce ispat etmelidir. Ancak eldeki somut davada davacı taraf aynı zamanda kendi defterleri ile birlikte davalı tarafın ticari defterlerine de delil olarak dayanmıştır. Mahkemece davalı taraf defterlerinin bulunduğu yer mahkemesine talimat yazılarak ve davalı defterleri incelenerek aldırtılan konusunda uzman mali müşavir bilirkişisinin teknik raporunda davalı tarafın ticari defterlerinin e fatura ve e defter şeklinde olup kapanış beratlarının bulunduğu, usulüne uygun tutulduğu, sahibi lehine delil teşkil ettiği, bu defterlere göre taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2016 yılı boyunca devam edip davacı tarafın mal tesliminden sonra fatura düzenlediği, davalı tarafın ise ödemeleri banka havaleleri veya elden ödeme şeklinde yaptığı, sonu itibariyle davalı tarafın davacıya 165.247,70 TL borç bakiyesinin bulunup 06/01/2017 tarihinde davalı tarafından 17.952,00 TL ödeme yapıldıktan sonra borç bakiyesinin 147.295,70 TL olarak kaldığı, yine aynı defterlerde davacı tarafın muhtelif tarihlerde davalıdan aldığı mal alışlarına ilişkin davalı defterlerinde herhangi bir kayıt bulunmadığı, neticeten davalı defterlerinde ki kayıtlara göre davacı tarafa davalının 147.295,70 TL borcunun kayıtlı olduğu usulünce belirlenmiştir. Alınan bilirkişi raporu ve içeriği ile dava konusu somut olay birlikte değerlendirildiğinde, davalı defter ve kayıtlarına göre borçlu bulunduğu kayıtlı olduğuna göre ispat yükü yer değiştirmiş olup bu aşamadan sonra davalı tarafın ödeme yaptığı olgusunu ispat etmesi aranmalıdır. Davalı taraf dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde açıkça yemin deliline de dayanmış bulunmaktadır. Yargılama aşamasında davalı tarafın yemin deliline başvurup başvurmayacağı hakkı hatırlatılmamıştır. Bu bakımdan davalı tarafın ileri sürmüş olduğu yemin deliline dayanıp dayanmayacağı hususu HMK hükümleri uyarınca anılan delil aynı zamanda kesin nitelikteki delillerden sayıldığından başvurup başvurmayacağı hususu hatırlatılmadan karar verilmiş olması ve davalı tarafın bu delilin hiç değerlendirilmiş bulunması usule uygun bulunmamıştır. Anılan bu hususun Dairemizce yerine getirilmesi halinde HMK hükümleri uyarınca ayrıca bir duruşma açılması sonucunu doğurup verilecek olan kararda AAÜT hükümleri gereğince taraflara vekalet ücreti yönünden de bir sorumluluk yükleneceğinden ayrıca usul ekonomisine uygun bulunmadığı değerlendirildiğinden davalı tarafın dayandığı yemin deliline başvurup başvurmayacağı hususu hatırlatılmadan eldeki kararın verilmiş olması usul ve yasaya uygun bulunmadığından istinaf isteminin esası incelenmeden anılan eksikliğin giderilerek varılacak olan sonuca göre bir karar vermek üzere davalı tarafın istinaf isteminin HMK'nun 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulüne karar verilerek" davalı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin kabulüne, mahkememizin kararının kaldırılmasına" karar verildiği anlaşılmıştır. Mahkememizce yapılan yargılama sırasında İzmir BAM... Hukuk Dairesi'nin kesin olarak verilen ... Karar sayılı kararı doğrultusunda davalı vekiline 14.07.2020 tarihli duruşmada davacı tarafa yemin teklif edip etmeyecekleri hususu hatırlatılarak 1 aylık kesin süre verilmiş olup, davalı vekili 29.12.2020 tarihli duruşmada karşı tarafa yemin teklif etmeyeceklerini, zira ispat külfetinin karşı tarafta olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizce yapılan yargılama sırasında İzmir BAM... Hukuk Dairesi'nin ilgili kararındaki eksik husus yerine getirilmiş olup, mahkememizin... Karar sayılı kararının gerekçesinde de belirtildiği üzere davacıya ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 152.371,70 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, talimatla alınan davalı şirkete ait ticari defter ve kayıtların incelenmesi neticesinde ise 2016 yılı sonu itibariyle davacının davalıdan 165.247,70 TL alacaklı olduğunun kayıtlı olduğu ve davalı tarafından 06.01.2017 tarihinde yapılan 17.952,00 TL'lik ödeme mahsup edildikten sonra davalı şirket defterlerine göre davacının davalıdan 147.295,70 TL alacaklı olduğunun davalı şirket defterlerinde aynen kayıtlı olduğunun tespit edildiği ve bakiye bu tutar borcun ödendiğine dair davacı ve davalı şirket kayıtlarında herhangi bir kaydın yer almadığı, bu yönde yazılı bir delilinde dosyada mevcut olmadığı, mahkememizce yapılan yargılama sırasında İzmir BAM ... Hukuk Dairesi'nin kesin olarak verilen... Karar sayılı kararı doğrultusunda davalı tarafa ödeme savunması ile ilgili olarak davacıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılmış ise de, davalı vekili tarafından 29.12.2020 tarihli duruşmada iş bu davadaki ispat külfetinin davacı tarafta olduğu belirtilerek davacı tarafa yemin teklif etmeyeceklerinin bildirilmiş olması karşısında davalı şirket ticari defterlerinde aynen kayıtlı olduğu talimatla alınan bilirkişi raporuyla tespit edilen ve davalı tarafça ödendiği ispatlanamayan bakiye davacı alacağı olan 147.295,70 TL açısından davanın kabulüne karar verme gereği doğmuş olup, sonuç olarak davanın kısmen kabulüne, davalı borçlunun İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı icra takip dosyasına vaki itirazının kısmen iptaliyle 147.295,00 TL asıl alacak üzerinden, takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin yerinde görülmediğinden reddine, likit olduğundan kabul edilen kısım üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine karar verme gereği doğmuştur. HÜKÜM / Yukarıda açıklanan gerekçelerle ; Davanın KISMEN KABULÜNE, davalı borçlunun İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı icra takip dosyasına vaki itirazının kısmen iptaliyle 147.295,00 TL asıl alacak üzerinden, takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin yerinde görülmediğinden reddine, Kabul edilen kısım üzerinden hesaplanan 29.459,00 TL %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 10.061,72 TL nispi karar ve ilam harcından başlangıçta yatırılan toplam 1.840,27 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 8.221,45 TL nispi karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından başlangıçta yatırılan toplam 1.876,27 TL peşin harç ile, 786,48 TL tebligat ve posta gideri, 1.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.786,48 TL'nin davanın kabul edilen kısmına tekabül eden 1.715,02 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin davacı üzerinde bırakılmasına, Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 17.943,03 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 4.080,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan bulunması halinde karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 29/12/2020 Katip ... E imza Hakim ... eimza

Atıf: İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2019/622, K. 2020/757, T. 29.12.2020, www.arakarar.com/karar/izmir-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2019-622-e-2020-757-k-618e8496a586