İlk Derece Mahkemesi · İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/469 E. 2021/69 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2019/469
- Karar No
- 2021/69
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2019/469 Esas KARAR NO : 2021/69 DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 13/12/2012 KARAR TARİHİ : 20/01/2021 Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi. İDDİA VE TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalıların müvekkiline olan borcu çok uzun zamandan beri ödemediklerini, borçluların ödeme emrine itirazının iptalinin gerektiğini, borçluların kambiyo niteliğini yitirmiş bono olması nedeniyle adi takip yoluyla icra takibine konulan bononun 3 yıllık zaman aşımı süresi geçtiğinden bahisle takibe ve borca itiraz ettiklerini,alacaklı müvekkilinin senette imzası bulunan temsilcisi ve yönetim kurulu başkanı olduğu ... İnş ve Tic A.Ş ile borçlu kefil ...a ait borçlu şirket ... Prefabrik Yapı ve Elm San ve Tic Ltd Şti arasında demir alım satımı söz konusu olduğunu, müvekkiline ait ... Ticaret A.Ş borçlu... Prefabrik Ltd Şti'den demir almak için 09/11/2006 tarihinde borçlu şirketin hesabının bulunduğu ... Bornova şubesine... nolu hesaba 165.000TL gönderdiğini, bunun karşılığında 200 ton demir gönderilmesi gerekirken sadece 40 ton gönderildiğini, geriye kalan 160 ton demir parasının gönderilmesine rağmen demir teslim edilmediğini, bu nedenle kalan malın karşılığı olarak 131.101,00TL karşılığında takibe konu senedin düzenlendiğini, borçlu şirket müvekkile ait şirketten aldığı malın karşılığını takibe konu senetle ödemek istediğini, ancak müvekkilini oyalarak uzun süre borcu ödemediklerini, takibe konu senedin zaman aşımına uğradığını ileri sürdüklerini, imza itirazında da bulunmadıklarını, zaman aşımına uğramış bononun yazılı delil başlangıcı niteliğinde olup her türlü delil ile ispatının mümkün olduğunu bildirerek borçluların icra takibine yaptıkları itirazın iptali ile takibin devamına, %40'dan az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP VE SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının İzmir ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyası ile başlattığı takipte takip mesnedi olarak zamanaşımına uğramış bonoya dayanıldığını, huzurda açılan davada takip dayanağı bonodan uzaklaşarak fatura, dekont ticari kayıtlara dayanmasının tamamen iddiasının genişletilmesi mahiyetinde olduğunu ve kabul edilemeyeceğini, zamanaşımına uğramış bonaya istinaden açılacak alacak davasının bir yıl içerisinde açılması gerekti bu sürenin zamanaşımı değil hak düşürücü süre olduğunu, itirazın iptali davasının süresinde olmadığını belirterek davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. DAVA: Dava satım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali isteğine ilişkindir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı Kanunu'un 5/3. maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile Asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir. Anılan yasal düzenlemeler karşısında, Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde bulunduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının TTK’de ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur. Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nin 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise, tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler. Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği açıktır. Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacının yetkilisi olduğu... Yapı A.Ş ile davalı ...a ait diğer davalı... Ltd Şti arasında demir alım satımına ilişkin sözleşme bulunduğu, bu sözleşme kapsamında ...Yapı A.Ş tarafından 09/11/2006 tarihinde davalı şirkete 165.000,00TL ödeme yapıldığı, davalı şirketin sözleşmeye göre 200 ton demiri göndermesi gerektiği, ancak sadece 40 ton demir gönderdiği, geriye kalan demirlerin teslim edilmediği, bu nedenle davalılarca takibe konu senedin düzenlendiği, davalılarla müvekkili arasındaki temel ilişkinin ticari nitelikte bulunduğu, davalıların uzun süre davacıya oyaladığı, senedin zamanaşımına uğradığını ileri sürdüğü, zamanaşımına uğramış bononun yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğu iddiası ile davalıların İzmir ... İcra Müdürlüğünün... esas sayılı takibe yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesinin talep edildiği, davacı vekilinin 20/01/2021 tarihli duruşmada, taraflar arasındaki temel ilişkiye dayandığı, davacı ile davalılar arasında satım sözleşmesinin olduğunu ve davacının alacağının bu sözleşmeden kaynaklandığını bildirdiği, ayrıca takibe dayanak bononun bu davada yazılı delil başlangıcı olarak ispat vasıtası olarak sunulduğunu beyan ettiği, davalılar aleyhinde başlatılan takibe dayanak olarak gösterilen 09/01/2007 vadeli senedin takip tarihi olan 01/12/2011 tarihi itibariyle zamanaşamına uğradığı, bu nedenle kambiyo senedi vasfını yitirdiği, davacının bu senede konu alacak yönünden talebini TTK 732 maddesine göre sebepsiz zenginleşme hükümleri yada taraflar arasındaki temel ilişkiye dayanmak suretiyle talep etme seçimlik hakkına sahip olduğu, iş bu davada davacının TTK 732 maddesine dayanmadığı, taraflar arasındaki temel ilişkiye dayandığı, takibe dayanak senede de yazılı delil başlangıcı olarak ispat vasıtası olarak başvurduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın satım sözleşmesinden kaynaklandığı, uyuşmazlığın niteliğine göre dava mutlak ticari dava olarak nitelendirilemeyeceği gibi İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü, İzmir ve Ankara Esnaf ve Sanatkarlar Odası, İzmir Vergi Dairesi ve Ankara Vergi Dairesinin cevabı yazılarına göre davacının tacir olarak sicile kayıtlı olmadığı ve esnaf kaydının bulunmadığı, yine vergi kayıtlarına göre davacının bilanço usulü veya işletme hesabına göre defter tutmadığı, bu nedenlerle davacının tacir olarak kabul edilemeyeceği, davacı tarafından davalıya karşı ileri sürülen talep ve talebin dayanağı olan maddi olgular bakımından her iki tarafın tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğmuş olması şartı gerçekleşmediğinden davanın nisbi ticari dava olarak kabulüne de olanak bulunmadığı, ayrıca somut olayda TTK hükümlerinin veya özel kanun hükümlerinin uygulanmasını gerektirir ticari bir uyuşmazlıktan söz edilemeyeceği, uyuşmazlığın çözümünün genel mahkemelerin görev kapsamında kaldığı, bu durumda davaya bakma görevinin asliye hukuk mahkemesine ait olduğu, 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c maddesi uyarınca görev hususunun dava şartı olduğu, mahkemece yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerektiği anlaşılmakla mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının dava dilekçesinin 6100 sayılı HMK'nun 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, Görevli mahkemenin İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi olması nedeniyle mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-6100 sayılı HMK'nın 331/2. maddesi uyarınca dosyanın görevli İzmir Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesi halinde, yargılama harç ve giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine; aksi durumda resen dosyanın ele alınarak yargılama giderleri hususunda bir karar verilmesine, 3-6100 sayılı HMK'nın 20. maddesi uyarınca görevsizlik kararına karşı taraflarca kanun yoluna başvurulmaması durumunda kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İZMİR NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NE GÖNDERİLMESİNE, tarafların belirtilen süre içerisinde mahkememize başvurmaması durumunda DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verileceğinin taraflara ihtarına ( İHTARAT YAPILDI), Dair davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda verilen kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek bir dilekçe ile ya da tarafların bulundukları yer Asliye Ticaret Mahkemesi vasıtasıyla mahkememize gönderilecek bir dilekçe ile Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak karar verildi.20/01/2021 Katip ... E-İMZA Hakim ... E-İMZA