İlk Derece Mahkemesi · İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/476 E. 2020/494 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2018/476
- Karar No
- 2020/494
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2018/476 Esas KARAR NO : 2020/494 DAVA VE KARŞI DAVA : Ecrimisil ve Tazminat DAVA TARİHİ : 17/04/2018 KARŞI DAVA TARİHİ : 19/06/2018 KARAR TARİHİ : 07/10/2020 Davacı tarafından davalı aleyhine açılan Alacak davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi. İDDİA VE TALEP: Davacı karşı davalı vekili dava dilekçesinde özetle; İzmir İli Menderes İlçesi Tekeli Mahallesi ... mevkii ... parselde kayıtlı olan... OSM Mah. ...Menderes/İzmir adresindeki fabrika binası vasıflı taşınmazın müvekkili şirket tarafından davalı şirketten 08/11/2016 tarihinde tapudan satın alındığını, davalının binayı satmasını müteakip binayı boşaltıp müvekkiline teslim etmesi gerekirken bunu yapmadığını, müvekkili tarafından davalıya müdahalenin men-i, fuzuli işgalin sonlandırılması ve ecrimisil talepli ihtarname gönderildiğini, müvekkili tarafından taşınmazın edinme tarihi olan 08/11/2016 tarihinden davalı yanca taşınmazın tahliye edildiği 30/01/2018 tarihine kadar davalı tarafından taşınmazın 14 ay 22 gün süreyle fuzuli olarak işgal edilerek kullanıldığını, bu nedenle 14.733,00 TL haksız işgal tazminatı talep ettiklerini, ayrıca taşınmazın davalı tarafından tahrip edildiğini, mahkeme aracılığıyla yapılan tespite göre taşınmazda 79.006,00 TL'lik hasar bulunduğunu, taşınmazın tahliyesi sırasında davalının zarar verme kastıyla 250 metre enerji nakil hattı kablosunu kesip aldığını, hasarın giderilmesi için bir aylık süreye ihtiyaç olduğunu, taşınmazın 2017 yılı Ağustos-Aralık aylarına ilişkin aidatlarının ödenmediğini belirterek toplam 102.995,00 TL'nin davalıdan ihtarname tarihi dikkate alınarak ticari temerrüt faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. CEVAP VE SAVUNMA İLE KARŞI DAVADA İDDİA VE TALEP: Davalı karşı davalı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; öncelikle müvekkili şirketin mermer işi yapan ve dünyaya ihracat yapan büyük bir şirket olması nedeniyle ihtiyati haciz şartlarının müvekkili yönünden oluşmadığını, dava konusu taşınmazın 19/01/2018 tarihi itibariyle müvekkil şirket tarafından boşaltılmak zorunda kalındığını, davacı karşı davalı tarafından yaptırılan tespitin teslim tarihinden yaklaşık 2 ay sonra 09/03/2018 tarihinde yapıldığını, bu durumun müvekkili şirket tarafından taşınmaza herhangi bir şekilde zarar verilmediğini gösterdiğini, bina ve arsasının davacı karşı davalıya satıldığını, tespitte hasarlı olduğu belirtilen ekipmanların taşınmaz satımına dahil olmadığını, müvekkili şirket tarafından taşınmaz satılırken 2 yıllık kullanım hakkı koşulu ile davacı karşı davalı şirkete satıldığını, bu kapsamda 2 yıllık kullanım hakkı bedelinin satış bedelinden düşüldüğünü, davacı karşı davalının satış tarihinden itibaren yaklaşık bir yıl taahhüdüne uyduğunu, ancak sonrasında anlaşmaya aykırı olarak taşınmazı boşaltmasını müvekkilinden istediğini, bu talep müvekkili tarafından kabul edilmeyince de müvekkilinin borcu bulunmamasına rağmen davacı karşı davalının haksız yere taşınmazın elektriklerini kestirdiğini, müvekkili şirketin gerek davacı karşı davalıya gerekse İTOB Organize Sanayi Bölgesi yönetimine hiçbir borcu bulunmadığını, müvekkilinin bakiye on aylık kullanım hakkı ve taşınmazın elektriklerinin haksız kesilmesi nedeniyle uğradığı maddi ve manevi zararlar olduğunu belirterek davacı karşı davalının davasının reddine, karşı davanın kabulü ile 10.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini karar verilmesini talep etmiştir. KARŞI DAVAYA İLİŞKİN CEVAP VE SAVUNMA: Davacı karşı davalı vekili karşı davaya ilişkin cevap dilekçesinde özetle; davalı karşı davacı yan tarafından taraflar arasında şifahi sözleşmeler yapıldığı iddia edilmiş ise de bu hususun kabulünün mümkün olmadığını, müvekkili şirket ile davalı karşı davacı şirket arasında iddia olunduğu şekilde herhangi bir sözleşme yapılmadığını, davalı karşı davacı tarafından müvekkili şirkete büyük maddi zararlar verildiğini belirterek karşı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DAVA: Asıl dava, mülkiyet hakkına dayalı ecrimisil, hasar bedeli, taşınmaz mahrumiyet bedeli ve aidat alacağı isteğine ilişkindir. Karşı dava, taşınmaz satım sözleşmesine dayalı maddi ve manevi tazminat isteğine ilişkindir. DELİLLER: -Menderes Tapu Müdürlüğü'nün 14/05/2018 tarihli yazısı ve eki, -Menderes Cumhuriyet Başsavcılığı'nın... Soruşturma sayılı dosya sureti, -Menderes ... Asliye Hukuk Mahkemesi ...D. İş sayılı dosyası, -Bilirkişiler...ın 28/05/2020 tarihli raporu. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı Kanunu'un 5/3. maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir. Anılan yasal düzenlemeler karşısında, Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde bulunduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının TTK’de ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur. Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nin 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise, tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler. Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği açıktır. Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davalı-karşı davacıya ait İzmir İli Menderes İlçesi ... Mahallesi Körkuyu mevkii... parselde kayıtlı taşınmazın 2016 yılı Kasım ayında davacı-karşı davalıya satıldığı ve tapuda devrinin yapıldığı, taşınmazın 2018 yılı Ocak ayında davacı-karşı davalıya teslim edildiği, davacı-karşı davalının işbu dava ile taşınmazın geç ve hasarlı teslim edildiği iddiasıyla mülkiyet hakkına dayalı olarak haksız işgal gerekçesiyle ecrimisil ve diğer tazminat istemlerinde bulunduğu, davalı-karşı davacının ise şifai anlaşmaya göre taşınmazın tapuda devir tarihinden itibaren iki yıl süre ile kendisi tarafından kullanılacağı, kullanma süresine ilişkin bedelin satım bedelinden mahsup edildiği, satılanın tescilden sonraki bir zamanda alıcı tarafından teslim alınması için sözleşmeyle bir süre belirlendiği halde haksız yere taşınmazdan süresinden önce tahliye edildiği ve zilyetliğinin sona erdirildiği iddiasıyla erken tahliye nedeniyle uğradığı maddi ve manevi zararlara ilişkin tazminat isteğinde bulunduğu, eldeki asıl davada istenen ecrimisilin, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 683. ve 995. maddeleri ve 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı YİBK'nda kabul edildiği gibi haksız fiil benzeri olup üstün bir hakka dayanmadan başkasının taşınmazını işgal eden, böylece haksız kazanç sağlayan tarafın iade etmekle yükümlü bulunduğu bir tazminat türü olduğu, yine karşı davada talep edilen tazminatın da taşınmaz satım sözleşmesi ile zilyetliğin devrinin ileri tarihli olarak kararlaştırmasına bağlı olarak ileri sürüldüğü, her ne kadar taraflar tacir ve çekişme konusu taşınmaz üzerinde ticari faaliyet yapıyor ya da yapacak olsalar dahi, uyuşmazlığın tarafların ticari işletmesiyle ilgisinin bulunmadığı, esasen dava dilekçelerinde de bu yönde bir iddiaya yer verilmediği, davanın bu özelliği itibariyle mutlak ve nispi ticari dava olarak nitelendirilemeyeceği ve TTK hükümlerinin veya özel kanun hükümlerinin uygulanmasını gerektirir ticari bir uyuşmazlıktan söz edilemeyeceği, uyuşmazlığın çözümünün genel mahkemelerin görev kapsamında kaldığı, bu durumda davaya bakma görevinin asliye hukuk mahkemesine ait olduğu, 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c maddesi uyarınca görev hususunun dava şartı olduğu, mahkemece yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerektiği anlaşılmakla mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir(Benzer yöndeki kararlar için bkz. Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin 30/06/2020 tarih ve ... Karar; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi'nin 27/06/2019 tarih ve ...Karar sayılı ilamları). HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın ve karşı davanın 6100 sayılı HMK'nun 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, Görevli mahkemenin İzmir Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi olması nedeniyle mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-6100 sayılı HMK'nın 331/2. maddesi uyarınca dosyanın görevli İzmir Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesi halinde, yargılama harç ve giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine; aksi durumda resen dosyanın ele alınarak yargılama giderleri hususunda bir karar verilmesine, 3-6100 sayılı HMK'nın 20. maddesi uyarınca görevsizlik kararına karşı taraflarca kanun yoluna başvurulmaması durumunda kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İZMİR NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NE GÖNDERİLMESİNE, tarafların belirtilen süre içerisinde mahkememize başvurmaması durumunda DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verileceğinin taraflara ihtarına ( İHTARAT YAPILDI), Dair davacı karşı davalı vekilinin yüzüne karşı, davalı karşı davacı vekilinin yokluğunda verilen kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek bir dilekçe ile ya da tarafların bulundukları yer Asliye Ticaret Mahkemesi vasıtasıyla mahkememize gönderilecek bir dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi.07/10/2020 Katip ... E-İMZA Hakim... E-İMZA