İlk Derece Mahkemesi · İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/460 E. 2020/639 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2018/460
- Karar No
- 2020/639
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2018/460 Esas KARAR NO : 2020/639 DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 12/04/2018 KARAR TARİHİ : 23/11/2020 Davacı tarafından davalı aleyhine açılan alacak davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi. İDDİA VE TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin elektronik ve yazılım alanında faaliyet gösteren köklü bir firma olduğunu, müvekkilinin davalı şirket ile müşterek olarak savunma sanayi alanında çalıştıklarını, milli savunma ve güvenlik alanında faaliyet gösteren kamu kurum ve kuruluşlarına katkıda bulunabilmek adına birden çok adi ortaklık kurduklarını, bu anlamda jammer cihazların üretim ve tedariği için adi ortaklıkları olduğunu, bu kapsamda çeşitli sözleşmeler ile işler yaptıklarını, davalı yan ile müvekkilinin adi ortaklığının yanında limited şirket kurduklarını, Emniyet Genel Müdürlüğünde oluşan jammer ihtiyacını karşılamak amacıyla kurulmuş olan ve ortakların iş bu davanın taraflarını oluşturduğu ... Elektronik Sanayi ve Ticaret Ltd Şti adıyla hukuken vücut bulan şirketi 24/02/2010 tarihinde tescil ettiklerini, müvekkili şirket ile davalı şirketin 10 yıla yakın süre boyunda jammer ihalelerine girdiklerini, gerek Savunma Sanayi Müsteşarlığı gerekse Emniyet Müdürlüğünün bu yöndeki ihtiyaçlarını karşıladıklarını, davalı şirketin ortaklık konusu ile aynı konu ve amacı taşıyan başka ortaklıklara dahil olmak suretiyle adi ortaklıkta rekabet yasağını ihlal ettiğini ve özen borcuna aykırı davrandığını, davalı şirketin müvekkil şirketle kurmuş olduğu ortaklıklara ait teknik ve ticari sırları müvekkil şirketin maliki olduğu fikri hakları, know how ve müşteri çevresini kullanarak haksız kazanç elde etmekte olduğunu belirterek öncelikle ihtiyati tedbir talebinin kabulüne, yargılama neticesinde davalının ve dava dışı ...Uzay ve Savunma Teknolojileri A. Ş ile kurmuş olduğu adi ortaklıklardan doğan menfaatlerinin tespit edilmesi ve buna müteakip söz konusu menfaatlerden elde etmiş olduğu haksız kazanç ve dolayısıyla müvekkil şirketin yoksun kaldığı kâra yönelik şimdilik 100,00 TL'nin davalıdan tahsili ile müvekkili şirkete verilmesine, davalı şirketin rekabet yasağı, özen borcu, bağlılık ve sır saklama yükümlülüklerini ihlal eden fiilleri sebebiyle müvekkil şirket nezdinde oluşan menfi müspet zararların tespit edilmesi ve buna müteakip bu zararın tazmini amacıyla şimdilik 100,00 TL' nin davalıdan tahsiliyle müvekkil şirkete verilmesine, müvekkili şirkete ait Ar Ge çalışmalarının davalı şirket tarafından izinsiz ve haksız olarak kullanılması sebebiyle müvekkil şirketin uğradığı zarar ile bahsi geçen Ar Ge çalışmaları doğrultusunda elde etmiş olduğu kazanımlara karşılık şimdilik 100,00 TL'nin davalıdan tahsili ile müvekkili şirkete verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP VE SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın öncelikle zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini, davacının dava dilekçesinin açık olmayan talep sonucunun açıklığa kavuşturulması gerektiğini, müvekkili firmanın 1999 yılından beri jammer cihaz üretimini gerçekleştirdiğini, davacının söz konusu iş ortaklıklarından önce jammer konusunda ne bir üretim ne de çalışma yaptığını, davacının kendi başına bir jammer projesi yapmadığından müvekkiline ihtiyaç duyduğunu, 2008 yılından daha öncesinde jammer üretimi yapmakta olan müvekkili firmanın ürün teknolojisini tamamen yerli olarak kendisinin oluşturduğunu, bu cihazların üretiminin 1999 yılından beri yaptığını, bakım ve destek hizmetini verdiğini, haksız rekabet yaratan bir eylem ile adi ortaklık sözleşmelerinin ihlaline sebebiyet verecek bir durumun kesinlikle söz konusu olmadığını, davacı ile müvekkil arasında ilk iş ortaklığı kurulmadan önce jammer cihazlarının üretim ve teknolojik tasarımlarının müvekkil firma tarafından yapılacağı, üretilecek olan cihazların tasarım ve teknolojii haklarının tamamen müvekkil firmaya ait olacağı ve üretim konularında müvekkilinin sorumlu olacağının taraflarca kararlaştırıldığını ve buna ilişkin tarafların 11/10/2006 tarihli protokol ile mutabık kaldığını, davacı firmanın 2015 yılından itibaren borca batık halde olduğunu ve ödeme güçlüğü çektiğini, adi ortaklık ilişkisi kapsamında üzerine düşen yükümlüklerinin yerine getiremediğini, bu nedenlerle müvekkil firmanın ciddi sıkıntılar yaşadığını, müvekkili firmanın Savunma Sanayi Müsteşarlığının ve TSK nın ihtiyaç ve taleplerini yerine getirmek ve daha fazla zor durumda kalmamak adına davacı ile fiili ortaklığını sona erdirdikten yaklaşık iyi yıl sonra dava konusu jammerlardan tamamen farklı yeni ürünler üretmek için dava dışı...firması ile adi ortaklık kurduğunu, müvekkil ile...firması arasında kurulan adi ortaklık kapsamında jammer cihazlarından farklı üretim yapıldığını, dolayısıyla haksız rekabet yaratan eylemleri bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DAVA: Dava, fikri mülkiyet hakkı ile rekabet yasağına aykırılık iddialarına dayalı tazminat talebine ilişkindir. DELİLLER: -Bilirkişi ..., DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı Kanunu'un 5/3. maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir. Anılan yasal düzenlemeler karşısında, Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde bulunduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının TTK’de ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur. Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nin 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise, tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler. Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği açıktır. Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacının, davalı ile oluşturmuş olduğu adi ortaklık ve limited şirket ortaklıkları kapsamında 2006 yılından itibaren savunma sanayi alanında kamuoyunda jammer olarak bilinen sinyal karıştırıcı-bozucu cihazların üretim ve tedariğini yaptığı, bu kapsamda davalı ile birden fazla projede ortak olarak yer aldığı, davalının 2015 yılından itibaren dava dışı üçüncü kişilerle ortaklık kurmak suretiyle aynı alanda projeler yürüttüğü, bu durumun kendisinin fikri hakları ile ortaklık ilişkisinden kaynaklanan rekabet yasağının ihlaline sebebiyet verdiği iddiasıyla iş bu davayı ikame ettiği, HMK'nın 1. maddesinde mahkemelerin görevinin kanunla düzenleneceği, görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu ve yargılamanın her aşamasında mahkemece resen dikkate alınacağının belirtildiği, 6769 Sayılı yasanın 156. Maddesi uyarınca bu kanundan doğan uyuşmazlıklarda ihtisas mahkemesi olan Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemelerince uyuşmazlığın giderilmesi gerektiği, somut olayda, davacı tarafından 2006 yılından itibaren Savunma Sanayi Müsteşarlığının özel maksatlı tedarik projelerinde adi ortaklık ilişkisi kapsamında üretilen ürünlerin yazılım, donanım, tasarım ve üretim haklarının kendisine ait olduğunun iddia edildiği, davalı tarafından da aksinin savunulduğu, milli güvenlik ve kamu güvenliği gerekçesiyle bu alandaki fikri hakların özel olarak korunduğu ve gizlilik ilkesine riayet edildiği, bu bakımdan uyuşmazlığın çözümünde 6769 Sayılı yasa hükümlerinin ve davalının fikri hakları kullanıp kullanmadığının irdelenmesi gerektiği, 6769 Sayılı yasa hükümleri uyarınca bu yönde inceleme ve değerlendirme yapmaya bu alanda ihtisas mahkemesi olarak görevlendirilen Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu, 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c maddesi uyarınca görev hususunun dava şartı olduğu, mahkemece yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerektiği anlaşılmakla mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının dava dilekçesinin 6100 sayılı HMK'nun 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, Görevli mahkemenin İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olması nedeniyle mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-6100 sayılı HMK'nın 331/2. maddesi uyarınca dosyanın görevli İzmir Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesine gönderilmesi halinde, yargılama harç ve giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine; aksi durumda resen dosyanın ele alınarak yargılama giderleri hususunda bir karar verilmesine, 3-6100 sayılı HMK'nın 20. maddesi uyarınca görevsizlik kararına karşı taraflarca kanun yoluna başvurulmaması durumunda kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İZMİR FİKRİ VE SİNAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ'NE GÖNDERİLMESİNE, tarafların belirtilen süre içerisinde mahkememize başvurmaması durumunda DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verileceğinin taraflara ihtarına ( İHTARAT YAPILDI), Dair taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek bir dilekçe ile ya da tarafların bulundukları yer Asliye Ticaret Mahkemesi vasıtasıyla mahkememize gönderilecek bir dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi. 23/11/2020 Katip ... E-İMZA Hakim ... E-İMZA