İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/421 E. 2024/843 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/421
Karar No
2024/843
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2024/421 Esas KARAR NO: 2024/843 DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 12/06/2024 KARAR TARİHİ: 13/11/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :Davacı vekili 12/06/2024 tarihli dava dilekçesinde özetle; ------------ Şirketi ile ------------ Şirketi unvanlı şirketlerde tarafların birlikte ortak olduklarını, şirketlerin, ----------- ve ----------- bulunan ------------ faaliyetini yürüttüğünün, tarafların ------------ Şti'de hissesi olan %33,33 ve -----------Ş'de bulunan %16,66 resmi hisseleri ile sicilde kayıtlı olmayan hisselerinin satışı hususunda anlaştıklarını, anlaşmaya göre ticaret sicil kaydındaki resmi hisseler ile müvekkilinin elinde bulunan fakat resmiyette yazılı olmayan hisselerin 1.800.000 USD karşılığında ----------- sattığını, satış bedelinin 500.000 USD'si nakit olarak ödendiğini, kalan bedelin ise 20.10.2021 tarihinden başlamak üzere aylık 50.000 USD şeklinde ödeneceği hususunda taraflar arasında protokol yapıldığını, hisse devirlerinin bir kısmının ödemelerden önce yapıldığını, bir kısmının ise protokol ve peşin ödemeye müteakip müvekkilince devredildiğini, protokol gereği üzerine düşen edimleri yerine getiren müvekkiline vadeli şekilde yapılması gereken ödemelerin bir kısmı yapılmışsa da 20.01.2023 ve sonraki vade tarihli ödemelerin yapılmadığını, vadesi gelen 20.01.2023, 20.02.2023, 20.03.2023, 20.04.2023, 20.05.2023, 20.06.2023, 20.07.2023 vade tarihli ödemeler yönünden ----------- İcra Müdürlüğü'nün ----------- Esas sayılı dosyası ile takip yapıldığını, ancak davaya konu edilmeyen bu takibe yapılan itirazında imzaya itirazda bulunmadığı için -----------İcra Hukuk Mahkemesinin ---------- sayılı dosyasında İtirazın Kaldırılması davası açıldığını, bu dosyanın duruşmasının 04.07.2024 tarihine talik edildiğini, protokol gereğince vadesi gelmiş olmasına karşın ödemesi yapılmamış olan 20.08.2023, 20.09.2023 ve 20.10.2023 vade tarihli taksit alacaklarının tahsili için de davaya konu edilen ----------- İcra Müdürlüğünün --------- sayılı dosyasında ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı - borçlunun bu defa yaptığı itirazında, öncekinde imzaya itiraz etmemiş olmasına karşın İtirazın Kaldırılması talebinin önüne geçebilmek amacıyla imzaya da itiraz ettiğini, yasa gereği zorunlu olarak yapılmış olan arabuluculuk görüşmeleri neticesinde de anlaşmaya varılamadığını, işbu nedenlerden dolayı bu davanın açılmasının zorunlu olduğunu, davaya konu edilen takibin dayanağının, taraflarca keşide ve imza edilmiş olan 19.08.2021 tarihli adi senet-protokole dayandığını, davalı --------- tarafından imzalanan bu belge ile açıkça borç ikrarında bulunulduğunun tartışmasız olduğunu, buna mukabil 20.08.2023, 20.09.2023 ve 20.10.2023 tarihli taksit bedellerinin de ödenmediği tartışmasız olduğunu, Yetkiye İlişkin Olarak; taraflar arasında düzenlenmiş bulunan bir yetki sözleşmesi bulunmadığını, diğer taraftan talep konusunun para alacağına ilişkin olup; BK'nin 89. maddesi uyarınca para alacağına ilişkin davalarda para borcu alacaklının ikametgahında ödenmesi gerektiğinden alacaklının bulunduğu yer mahkemesi de yetkili bulunduğunu, davacı alacaklının ikametgahının ---------- - ------------ olduğunu, bu nedenle Genel Yetkili Mahkeme-İcra Müdürlüklerinin yanında alacaklının ikametgahı yeri olan ---------- İcra Müdürlükleri ve mahkemelerinin de yetkili olduğunu, karşı tarafın yetkiye ilişkin itirazının yerinde olmadığını, Görevli Mahkemenin Tespiti Bakımından; davaya konu alacak taraflar arasındaki resmi-gayri resmi ortaklık yapısının tasfiyesine yönelik protokole dayandığını, bu nedenle işbu davada çözümlenmesi gereken niza konusu nisbi ticari dava mahiyetinde olduğunu, somut olayda, uyuşmazlıkta, davanın niteliğine göre iş bu davaya bakmakla görevli mahkemelerin Ticaret Mahkemeleri olduğunun anlaşıldığını, İhtiyati Tedbir Talebine İlişkin; davalı, tarafların ortaklığı döneminde turizm sektörü başta olmak üzere bir çok alanda faaliyet yürütürken taraflarınca haricen öğrenilmekle itiraz ve ek vade talepleri ile alacaklılardan mal kaçırmakta, aktiflerini azalttığını, taraflarınca yapılan basit araştırmada da mal kaçırma girişimden olduğunun anlaşıldığını, protokole konu olan ------------ Şirketi'nde 2021 yılında yapılan sermaye artışı ile 2.000.000 TL değerinde hisseye sahip olan tarafın, protokolün tanziminden sonra 23.08.2021 tarihinde ve 05.11.2021 tarihinde hisselerini kardeşi ---------- devrettiğini, diğer şirket ------------ Şirketi'ndeki borçlu hisseleri ise 20.01.2022 tarihinde akrabası olan ----------- devredildiğini, yine borçlunun diğer menkul ve gayrimenkul varlıklarında da eksilmeye gittiği bir kısım araç ve taşınmazların tarafından 3. Şahıslara devredildiği UYAP sisteminde yapılan aktif/pasif sorgulamasında anlaşılacağını, açıklanan sebep ve delillerle borçlunun mal kaçırma girişimleri olması mahkemece yapılacak yargılama sonuçlarının beklenmesi halinde tahsilinin mümkün olmadığı anlaşıldığından fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalması kaydıyla şimdilik vadesi geçmiş ve ödenmemiş takip konusu 150.000 USD yönünden ihtiyati tedbir talebinde bulunma gereği hasıl olduğundan bahisle öncelikte ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile 150.000 USD alacak yönünden borçlunun taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati tedbir konulmasına, ---------- İcra Müdürlüğü'nün ---------- Esas sayılı dosyasına borçlu/davalı tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, davalının takibe konu alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, HMK.329/ 1 Maddesi uyarınca; taraflarınca davacı nezdinde tahakkuk eden vekalet ücretlerinin de işbu davanın açılmasına kötü niyeti ile sebebiyet veren davalı taraftan tahsiline; yine HMK.329/2 maddesi uyarınca davalı taraf hakkında disiplin para cezası uygulanmasına; yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalında tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili 02/09/2024 tarihli beyan dilekçesinde özetle; Görevli Mahkeme Asliye Hukuk Mahkemeleridir. Tarafların gerçek kişi durumunda olup, aşağıda arz ve izah ettikleri üzere davacının -----------Şti.’nde resmi-gayrı resmi hissesi olmadığı gibi, sözleşmenin de geçersiz olduğunu, işbu nedenlerle uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesinde incelenip sonuçlandırılması gerektiğini, Yetki İtirazımız Vardır. İşbu icra takibinde ve itirazın iptali davasında yetkili icra dairesi ve mahkemenin ----------- İcra Dairesi ve --------- Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, sözleşme ilişkisi açıkça kabul edilmediğinden ve aşağıda arz ve izah edecekleri üzere geçersiz sözleşmelerden dolayı 6098 sayılı TBK’nun 89.maddesi ve 6100 sayılı HMK’nun 10.maddesi somut olaya uygulanamayacağını, ----------- İcra Daireleri ve------------ Asliye Ticaret Mahkemeleri icra takibinde ve davalarda yetkili olmadığını, yetkili icra müdürlüğünün ----------- İcra Müdürlüğü, yetkili mahkemenin ise ------------ Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, İşbu Davayı Açmasında Hukuki Yararı Yoktur. Her davada olduğu gibi, itirazın iptali davalarında da davacı alacaklının bu davayı açmasında hukuki yararı bulunmalıdır. Bu bir dava şartıdır ve dava açıldığı anda var olmalıdır. Davacının aşağıda arz ve izah edecekleri sebepler ışığında geçersiz işbu sözleşmeye dayalı olarak işbu icra takibine başvurması ve bu davayı açmasında hukuki yararı yoktur. Takibe Dayanak Sözleşme Geçersizdir. Şöyle Ki; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 595. maddesine göre, esas sermaye payının devri ve devir borcunu doğuran işlemler yazılı şekilde yapılır ve tarafların imzaları noterce onanır. Geçersiz, kabul etmedikleri ve davacının edimini yerine getirmediği protokolde payın devrinin taahhüt edilmesinin geçerli olması için tarafların imzalarının noterce onanmasına bağlıdır. Taahhüt işlemi, mevcut ve gelecekteki ortaklar arasında yapılan payın devri yükümü doğuran satım, bağış, mal değişimi gibi bir hukuki işlemdir. Limited şirkette payın devri yasal olarak ağırlaştırılmıştır. Bunun nedeni, limited şirketin orta ve küçük işletmeler için iç ilişkide şahıs şirketi özelliği olan ve birbirini tanıyan kişilerin kurduğu şirket türü olmasındandır. Limited şirket hisse devri sözleşmesi, genellikle tarafların sermaye payı devri ile ilgili olarak karşılıklı taahhütlerini ve haklarını belirledikleri bir belgedir. Bu sözleşme, Türk Ticaret Kanunu'nun 595. maddesi çerçevesinde düzenlenir ve şirket içindeki hisse devri işlemlerini detaylandırır. Yargıtay ise bu konuda vermiş olduğu bir kararında, hisse devir vaadindeki imzaların noter tarafından onaylanmadığı gerekçesiyle TTK’nın ilgili hükümleri uyarınca sözleşmenin tarafları bakımından geçerli olmayacağına hükmetmiştir Yine bir pay devri vaadi sözleşmesinde, tarafların adları, eğer devredenin birden fazla payı varsa hangisini veyahut kaç adedini devrettiği, devre konu olan payın karşılığı, limited ortaklığın ticaret unvanı gibi temel noktalarının belirtilmesi gerekmektedir. Protokolde bu hususa da riayet edilmemiştir. Pay devri vaadi sözleşmesi de aynı pay devri sözleşmesinin tabi olduğu yazılı şekil şartına ve ayrıca taraf imzalarının noterce tasdikine tabidir. Pay devir vaadi sözleşmesinin de aynen pay devir sözleşmesinde olduğu gibi şekle bağlanmasının temel amacı, kamunun ve üçüncü kişilerin korunmasının amaçlanarak, şekil kurallarının aleniyetinin teşkil edilmesi ve bu durumun sonucu olarak da hukuk güvenliği ile ispat kolaylığının sağlanmasıdır. TBK m. 12/2’de öngörülen şekle uyulmamasının sonucunda kurulan sözleşmelerin hüküm doğurmayacağı belirtilmiştir. Yine aynı maddeye göre kanunda sözleşmeler için belirlenen şeklin, kural olarak geçerlilik şekli olduğu ifade edilmiştir. TBK m. 12/2: “Kanunda sözleşmeler için öngörülen şekil, kural olarak geçerlilik şeklidir. Öngörülen şekle uyulmaksızın kurulan sözleşmeler hüküm doğurmaz.” şeklinde madde tesis edilmiştir. Buna göre işlem şekle uygun gerçekleştirilmez ise geçersiz sayılacaktır. Yargıtay bir kararında kanunda belirtilen yazılı şekle uyulmadan yapılan devir vaadi sözleşmesinin geçersiz sayılacağını belirtmiştir. Limited şirkette esas sermaye payının devri vaadi, kanunda belirtildiği şekilde yapılmaz ise geçerli olmayacağından, devralan da geçersiz sözleşmeye dayanarak payın devrinde bulunamayacaktır ve devir taahhüdünde bulunan kişi karşı tarafa eğer ki bir şey vermiş ise verdiklerini TBK m. 77 kapsamında sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri isteyebilecektir. Nitekim Yargıtay da bu şekilde bir uyuşmazlık hâlinde benzer yönde karar vermiştir. Davacının ----------Şti.’nde resmi-gayrı resmi hissesi olmadığı gibi, -----------Ş.’deki 7.500 adet hissesine karşılık 750.000,00 TL hissesinin tamamını müvekkiline değil, ----------- devir ettiğini, Protokolde/belgede, davacının ----------- Şti.’nde bulunan %33.33 gayrı resmi hissesini ve ----------Ş.’de bulunan %16.66 resmi ve gayrı resmi hissesini -----------şahsına toplamda 1.800.000 USD karşılığında devrettiği, 500.000 USD’nın elden 19.08.2021 tarihinde ödendiği, kalan 1.300.000 USD’nın 20.10.2021 tarihinden itibaren başlamak üzere ayda 50.000 USD şeklinde ödeneceğinin yazılı olduğunu, Davacının, ---------- Şti.’nde resmi-gayrı resmi hissesi olmadığı gibi, ----------Ş.’de bulunan hissesini de ekte sunmuş oldukları ----------- 20.01.2022 tarih----------- sayılı sayısından da anlaşılacağı ---------- Ticaret Sicil Müdürlüğü’nde kayıtlı -----------Ş.’deki 7.500 adet hissesine karşılık 750.000,00 TL hissesinin tamamını müvekkiline değil, ---------- devir edildiğini, öncelikle davacının ---------- Ticaret Sicil Müdürlüğü’nde kayıtlı ------------- Şirketi ----------- Şubesi’nde resmi-gayrı resmi hissesi bulunmadığını, pay kavramı, ortağın ortak sıfatından kaynaklanan hak ve yükümlülüklerin oluşturduğu bütün olarak tanımlandığı, pay, ortak ile limited ortaklık arasında, ortak sıfatından kaynaklanan tüm hak ve borçların oluşturduğu bütünü ifade eder. Pay,“taahhüt edilen sermaye miktarı karşılığında limited şirkette kazanılan üyeliğe bağlı hak ve borçları, ortak ve şirket arasında ortaksal ilişkilerin tümünü ifade eden kurum” şeklinde tanımlamaktadır. Somut olayda, davacının ------------ Şirketi’nde kazandığı, hak sahibi olduğu ortaksal ilişki olmadığını, ----------Ş.’nin ana sözleşmesine göre, hisse senetleri nama yazılıdır. Nama yazılı hisse senedi hissedarın kim olduğu ve ikametgah adresinin açık bir şekilde yazılı olduğu pay senedi türüdür. Pay senetlerinin türlerinden biri olan nama yazılı hisse senedi, belirli bir gerçek veya tüzel kişi adına düzenlenen ve o kişinin anonim şirkette sahip olduğu payları temsil eden senettir. Nama yazılı hisse senedi, kanunen emre yazılı bir senettir. Nitekim yasa (TTK. md. 490) ile senedin devri ciro ve zilyetliğin geçirilmesi ile gerçekleştirilmektedir. Buna göre nama yazılı hisse senedi, senedin devralana teslimi olmaksızın, sadece ayrı bir kağıda yazılan temlikname ile devredilemez. Yargıtay da bu görüştedir. Protokol hükmü, kanun maddesine ve sözleşme hükümlerine uygun yapılmadığı gibi, yukarıda arz ve izah etmiş oldukları üzere davacının, devir taahhüdünü de yerine getirmediğini, sözleşmenin geçersiz olduğuna dair cevaplarımız saklı kalmak kaydı ile; Tam iki taraflı akitlerde, taraflardan biri kendi edimini ifa etmeden veya ifasını usulüne uygun olarak teklif etmeden karşı tarafın edimini yerine getirmesini isteyemez. Aksi taktirde, akdin ifa edilmediği (ödemezlik) define maruz kalır. Sözleşme geçerli olsa bile, kayıtsız şartsız ödeme vaadi unsurunu taşımadığından, davacı edimlerini yerine getirdiğini ispat etmelidir. Protokolü ve içeriğini kabul anlamına gelmemek kaydıyla dava konusu protokolde hisse devirleri müvekkil adına yapılmamıştır. Müvekkilin adına yapılmayan hisse devirleri neticesinde büyük bir borç altına girmesi de hayatın olağan akışına aykırıdır. Alacaklı tarafın, sözleşmede belirtilen şartları müvekkiline karşı yerine getirdiğine dair belge de icra dosyasına ve mahkeme dosyasına sunmadığını, müvekkilinin, takip tarihinden önce temerrüde düşürülmediği gibi, yukarıda arz ve izah ettiğimiz davacının takibine dayanak yaptığı sözleşme geçersiz olup, geçersiz sözleşmeye dayalı olarak USD cinsinden faiz de talep edilemez. Bu nedenlerle talep edilen işlemiş faize miktarı ile çeşidine itiraz ediyoruz. 19.04.2022 tarihli ve ----------- sayılı ----------- yayımlanan ve ------------ sayılı Tebliğ’de Değişiklik Yapılmasına Dair ----------- sayılı Tebliğ ile yürürlüğe giren yeni değişiklikle, ------------ yerleşik kişilerin kendi aralarında akdedecekleri menkul satış sözleşmelerinde, sözleşme bedelinin döviz üzerinden ödenmesi yasaklanmıştır. Değişiklik öncesinde; ---------- yerleşik kişilerin kendi aralarında akdedecekleri menkul satış sözleşmelerinden taşıt satış sözleşmeleri dışında kalanlar hakkında sözleşme bedelleri ve sözleşmeden kaynaklanan ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılabiliyordu. Değişiklikle ise; ------------ yerleşik kişilerin sözleşme bedelini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırması yönünde bir yasak olmamakla birlikte, kararlaştırılan ödemenin yalnızca Türk lirası ile yapılabileceği öngörülmektedir. “Döviz Cinsinden ve Dövize Endeksli Sözleşmeler” başlıklı 8. maddenin 9. fıkrası, yeni düzenleme ile; “--------- yerleşik kişilerin kendi aralarında akdedecekleri; taşıt satış sözleşmeleri dışında kalan menkul satış sözleşmelerinde sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırmaları mümkündür. Ancak sözleşme konusu ödeme yükümlülüklerinin Türk parası cinsinden yerine getirilmesi ve kabul edilmesi zorunludur”. 15. fıkrası ise; “On altıncı fıkra hükümleri saklı kalmak kaydıyla, kamu kurum ve kuruluşlarının veya ----------- şirketlerinin taraf olduğu gayrimenkul satış ve gayrimenkul kiralama dışında kalan sözleşmelerde, sözleşme bedelinin ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması, ödenmesi ve kabul edilmesi mümkündür”. halini aldığını, Bu düzenlemenin akabinde ---------- tarafından yayımlanan, 21.04.2022 tarihli “Menkul Satış Sözleşmelerinin Ödeme Yükümlülüğünde Yapılan Değişiklikle İlgili Bakanlık Duyurusuna göre; Tebliğ’de geçen “menkul” ibaresi gayrimenkul tanımına girmeyen her türlü mal ve eşyayı kapsamaktadır. Değişikliğin yürürlüğe girdiği 19.04.2022 ve bu tarih sonrasında döviz cinsinden düzenlenmiş olan çek vb. ödeme araçlarının ------------ yerleşik kişilerin kendi aralarında akdettikleri/akdedecekleri menkul satış sözleşmeleri konusu ödeme yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde kullanılması mümkün değildir. ------------ 21 Nisan 2022 tarihinde yayımladığı basın duyurusunda menkul ibaresini “gayrimenkul tanımına girmeyen her türlü mal ve eşya” olarak tanımlaması ile birlikte devredilen payı temsil eden pay senetlerinin menkul nitelikte olduğu kabul ediliyor. Bu kapsamda pay devir işlemlerinde ilgili yasağa uyulması ve dolayısıyla, pay devir bedeli sözleşmede döviz cinsinden veya dövize endeksli belirlense bile ödemenin Türk Lirası cinsinden yapılması gerekiyor. Bakanlığın açıklamasındaki menkul tanımının geniş anlamda yorumlanması ve çıplak payların da pay senetleri ile aynı rejime tabii tutularak devir bedelinin Türk Lirası olarak ödenmesinin zorunlu olacağı aşikardır. Takip talebinde ve dava dilekçesinde talep edilen ödemelerin döviz cinsinden talep edilmesi mümkün değildir. İcra inkar tazminatına karar verilmesinin belli şartları vardır. Bunlar; Geçerli bir ilamsız icra takibi yapılmış olmalıdır. Borçlu süresi içinde ödeme emrine itiraz etmiş olmalıdır. Bir yıl içerisinde açılmış itirazın iptali davası bulunmalıdır. Talep edilmelidir. Borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmelidir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Müvekkili itirazlarında haksız değildir. Bunlardan başka, alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Mahkemece işbu dava dosyasında çelişmeli-çekişmeli yargılama yapılacak olduğu dikkate alındığında, iddia edilen alacak likit de değildir. Kaldı ki icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, ilamsız icra takibinin geçerli olması gerekir. Yukarıda arz ve izah ettikleri üzere davacının icra takibi yapmasında hukuki yararı olmadığını, davacının işbu icra takibini yapmakta ve davayı açmakta haksız ve kötü niyetli olduğunu, müvekkili lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gereklidir. Yukarıda yer alan cevaplarından da açıkça görüleceği üzere davacı icra takibinde ve davasında haksız ve kötü niyetli olduğundan asıl alacağın %20’nden az olmamak üzere karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep ettiklerini,--------- Esas sayılı dava dosyasının istinaf aşamasında olup, kesinleşmediğinden bahisle işbu davasının görev, yetki ve hukuki yarar yokluğu nedeni ile reddine; bu ret sebeplerinin kabul edilmemesi halinde davacının işbu davasının ve bu davadaki tüm taleplerinin esastan ayrı ayrı reddine; asıl alacağın %20’nden az olmamak üzere karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte kötü niyet tazminatının karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıdan tahsili ile müvekkilime ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile müvekkilime ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. ----------- yazı yazılarak ---------- Şirketi'nin ticari sicil kayıtları celp edilmiş, incelendiğinde davacı tarafından davalı tarafa hisse satışı/devri yapılmadığı görülmüştür.----------- yazı yazılarak ------------ Şirketi'nin ticari sicil kayıtları celp edilmiş, incelendiğinde davacı tarafından davalı tarafa hisse satışı/devri yapılmadığı görülmüştür. HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE : Dava, taraflar arasındaki 'Satış Sözleşmesi' kapsamında devredileceği belirtilen hisselerin bedelinin bir kısmının ödenmediğinden bahisle tahsili için yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı taraf, müvekkili tarafından resmi ve gayri resmi hisselerin devredilmesine rağmen dava konusu edilen Ağustos, Eylül ve Ekim ayı taksitlerinin ödenmediğinden bahisle icra takibi yaptıklarını, davalı borçlu tarafın haksız olarak takibe itiraz ettiğini, itirazın iptali ile takibin devamını talep ettiği anlaşılmaktadır. Davalı taraf, takibe dayanak sözleşmenin geçersiz olduğunu, kaldı ki geçersiz olsa da davacı tarafça sözleşme gereği hisse devri de gerçekleştirilmediğinden bedel istenemeyeceğinden bahisle davanın reddini talep ettiği anlaşılmaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Sözleşmenin kurulması, İrade açıklaması başlıklı 1 nci maddesinin "Sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur. İrade açıklaması, açık veya örtülü olabilir.", Sözleşmelerin şekli I. Genel kural başlıklı 12 nci maddesinin "Sözleşmelerin geçerliliği, kanunda aksi öngörülmedikçe, hiçbir şekle bağlı değildir. Kanunda sözleşmeler için öngörülen şekil, kural olarak geçerlilik şeklidir. Öngörülen şekle uyulmaksızın kurulan sözleşmeler hüküm doğurmaz.", Sözleşmenin içeriği, Sözleşme özgürlüğü başlıklı 26 ncı maddesinin "Taraflar, bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilirler." ve Satış Sözleşmesi Birinci Ayırım Genel Hükümler A. Tanımı ve hükümleri başlıklı 207 nci maddesi "Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Durum ve koşullara göre belirlenmesi mümkün olan bedel, kararlaştırılmış bedel hükmündedir." hükümlerini düzenlemiştir. Taraflar arasında 19.08.2021 tarihli içeriği itibariyle satış sözleşmesi olan başlıksız sözleşme imzalandığı, bu sözleşmeye göre davacı tarafın --------- Şirketi ve --------- Şirketi'ndeki hisselerini devredeceği, davalı tarafın ise 1.800.000,00 USD ödemeyi yükümlendiği, ----------- ile --------- gelen ticaret sicil kayıtlarının incelenmesinden davacı tarafça hisse devrinin gerçekleştirilmediğinin anlaşıldığı, TBK 207 (1) maddesi uyarınca, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği, davacı tarafça satılanın devri gerçekleştirilmediğinden ve taraflarca da aksi kararlaştırılmadığından davalı tarafın bedel ödeme yükümlülüğü bulunmadığından davanın reddine, taraflar arasında bir sözleşme bulunduğundan davacı taraf icra takibi yapmakta kötü niyetli sayılamayacağından davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE, 3-Harçlar yasasına göre alınması gerekli 427,60 TL karar ve ilam harcının, davacı tarafından dava açılırken peşin yatırılan 61.430,03‬‬ TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 61.002,43‬‬ TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 4-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 524.872,93 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26 (2) maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ---------- bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacı taraftan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 7-Hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avansın kullanılmayan kısmının re'sen yatırana iadesine, Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde ----------- Bölge Adliye Mahkemesi'nin ilgili Hukuk Dairesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 13/11/2024

Atıf: İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/421, K. 2024/843, T. 13.11.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-anadolu-4-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-421-e-2024-843-k-7e03a1e0e92c