İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/666 E. 2025/84 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/666
- Karar No
- 2025/84
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2024/666 Esas KARAR NO: 2025/84 DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 17/09/2024 KARAR TARİHİ: 04/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan itirazın iptali (hizmet sözleşmesinden kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı firma ile davalı firmanın 02/05/2024 tarihinde aralarında bir bayilik sözleşmesi düzenleyip onayladıklarını, davacı firmanın ---------- Şirketi ---------- markası adı altında davalı firmaya bayilik verdiğini, bununla ilgili sözleşme gereği davalıya hitaben 120.000,00 TL tutarlı bayilik bedeli faturasının düzenlendiğini, faturanın davalı firma tarafından alınarak altına imza konularak onaylandığını, bu faturaya davalı tarafça yasal süresi içerisinde her hangi bir itirazda da bulunulmadığını, herhangi bir iade faturasının varlığının da söz konusu olmadığını, fatura kabul edildiğini, davalı firma fatura tutarının 100 bin TL'lık kısmını ödediğini ancak KDV tutarını olan 20 bin TL lık kısmını halen ödemediğini, davalı firmaya iletilen tüm ihtar ve uyarılara rağmen bu tarihe kadar bakiye miktar olan 20 bin TL'nin davalıdan alınamadığını, bu nedenle icra takibinin yapıldığını, sözleşme gereği hizmetlerin müvekkil firmaca tam ve zamanında verildiğini, sözleşme gereği düzenlenen bayilik bedeli faturasının davalı firmanın kabul ve onayı dahilinde rağmen faturanın tam olarak ödemesi yapılmadığı için davalı şirket aleyhine ----------- İcra Müdürlüğü'nün ------------ E. sayılı dosyası ile icra takibinin başlatıldığını, davalı tarafından bu icra takibine 08/07/2024 tarihinde itiraz edildiğini, itiraz dilekçesinde hiçbir dayanak gösterilmediğini ve itiraz sebeplerinin açıklanmadığını, itiraz dilekçelerinde kayda değer tek hususun yetki konusu olduğunu doğacak anlaşmazlıklarda ----------- Mahkemeleri ve İcra Müdürlüklerinin yetkili kılındığını, davalıya hitaben düzenlenen faturanın KDV tutarı olan icra takibine de konu meblağ olan 20.000 TL'nin vergi dairelerine ödenen likit tutar olduğunu, davalı tarafından müvekkili firmaya ödenmeyen bu tutar yüzünden davalının banka hesaplarına ---------- Vergi dairesi tarafından e-hacizler uygulandığını, bu e-hacizler nedeniyle davacı şirketin kredi kartlarının da bankalar tarafından bloke edildiğini, davacı firmanın bayilik faturasının KDV sini vergi dairesine ödediğini, faturanın muhatabı olan davalıdan bunu tahsil edemediğini, arabuluculuk başvurusunun olumsuz sonuçlandığını, sonuç olarak; davalının, --------- İcra Müdürlüğü'nün ---------- E Sayılı icra dosyasına yapılan itirazın iptaline ve takibin devamını, davalı tarafça itiraz edilen alacak tutarının ödenen bir vergi niteliğinde likit olması sebebiyle asıl alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatını, yargılama gideri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenilmesini talep etmiştir. Davalı ------------ dava dilekçesi ve ekleri 01/10/2024 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından yasal süresi içinde cevap dilekçesi sunulmadığından HMK md. 128 uyarınca, dava dilekçesindeki vakıaların inkar edildiği kabul edilmiştir.
Hukuki Nitelendirme, Delillerin Değerlendirilmesi ve Netice:Dava, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında düzenlenen faturalardan kaynaklı alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.İtirazın iptali davası, takip borçlusunun ödeme emrine süresi içinde itiraz etmesi halinde, takibin devamını sağlamak amacıyla, takip alacaklısı tarafından 2004 sayılı Yasanın 67 nci maddesine göre, itirazın kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde açılan ve genel hükümler çerçevesinde incelenen bir eda davasıdır. Borçlunun itirazı, icra dairesi tarafından alacaklıya tebliğ edilmiş olmadıkça bir yıllık süre işlemeye başlamaz; yüksek mahkeme kararlarına göre alacaklı, itirazın kendisine tebliğinden önce de itirazın iptali davası açabilir . Alacaklı bir yıllık süresi içinde itirazın iptali davası açmaması halinde takip düşer ise de alacağı zamanaşımına uğramadığı sürece genel hükümlere göre alacağını dava edebilir.Davanın kabulü halinde, itiraz üzerine duran takibe devam edilir; (varsa) ihtiyati haciz, kesin hacze dönüşür. Ayrıca, alacaklı tarafça talep edilmesi halinde, takip konusu alacağın belirlenebilir (likit) olduğu durumlarda davalı (takip borçlusu) alacak miktarının asgari yüzde yirmisi oranında inkar tazminatına mahkum edilir. Yüksek mahkemenin yerleşik uygulamasına göre hüküm altına alınacak inkâr tazminatının asıl alacak üzerinden hesaplanması gerekir. --------- İcra Müdürlüğü'nün ----------- esas sayılı dosyasının tetkikinde; davacı tarafından davalı aleyhine, asıl alacak ve faiz olmak üzere toplam 20.000,00 TL alacağın davalıdan tahili için ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalıya tebliğ edildiği, davalının 08/07/2024 tarihinde borca itiraz dilekçesi sunulduğu, itiraz dilekçesinin davacı yana tebliğ edilmediği, davanın yasal bir yıllık süresi içerisinde açıldığı görülmüştür.Mahkememizce tensiple birlikte, dava/takip konusu icra dosyası dosyamız arasına alınmış, davacı tarafından taraflar arasında bulunan sözleşme, takip konusu faturalar ve ilgili kayıtların sunulması istenilmiştir. Ön inceleme duruşmasında, uyuşmazlığın, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi doğrultusunda davacı tarafça tanzim olunan 2/5/2024 tarihli ---------- numaralı 120000,00 TL bedelli faturadan kaynaklı borcun ödenip ödenmediği, davacının takipte haklı olup olmadığı, haklı ise inkar tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmış, aynı göreve ilişkin dava şartı yokluğundan davanın usulden reddi ile mahkememizin görevsizliğine karar verilmiştir. HMK.nun 115/1.maddesi uyarınca dava şartlarının bulunup bulunmadığı davanın her aşamasında resen araştırılır.Ticari davalar 6012 sayılı Yasanın 4 üncü maddesinde sayılmıştır. Buna göre her iki tarafın tacir olması halinde davanın konusuna bakılmaksızın dava nispi ticari dava olarak mahkememizin görevi alanında olacaktır.Bayilik sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklar mutlak ticari davaya vücut vermez. "... Dava bayilik sözleşmesinin haklı feshinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat, haklı fesihten kaynaklı yoksun kalınan kâr, portföy tazminat istemine ilişkindir … Öncelikle mahkemenin görevli olup olmadığı incelenmiştirUyuşmazlığın çözümünde tarafların tacir olup olmamasına göre, davaya bakma konusunda mahkemenin görevli olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir. Zira tarafların tacir olup olmamasına göre görevli mahkeme ile birlikte uygulanacak hükümler farklılık göstermektedir. Somut uyuşmazlıkta her iki yanın gerçek kişi olduğu, tacir olup olmadığı konusunda herhangi bir araştırma yapılmadığı görülmüştürTicaret Mahkemelerinin görevi TTK'nın 5.maddesinde düzenlenmiş ve maddenin 1.bendinde; "Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir." denilmiştirBir davanın ticari dava olup olmadığı ise TTK'nın 4. maddesinde gösterilen ilkelere göre belirlenmekte olup, öğretide benimsenen görüşe göre de ticari davalar kendi aralarında mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Mutlak ticari davalar için tarafların sıfatlarına ve dava konusunun ticari işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmazken, nispi ticari davalarda dava konusunun ticari işletme ile ilgili olup olmadığı kriter olarak kabul edilmiştir.Ticari işletme, TTK'nın 11/1.maddesindeki tanıma göre; esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Esnaf işletmesi ile ticari işletme arasındaki sınırın ise Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak kararname ile belirleneceği hükme bağlanmıştır. Görüleceği üzere ticari işletmenin unsurları; esnaf işletmesi için öngörülen sınırın üzerinde bir gelir sağlamayı hedef tutan faaliyet, devamlılık ve bağımsızlık olarak düzenlenmiştir. Buradaki faaliyet iktisadi faaliyet olup, amacı gelir elde etmektir. Kanunda ticari işletme için herhangi bir miktarda gelir değil, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşar düzeyde gelir sağlama amacı aranmıştırTicari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir. Yine TTK’nın 15. maddesinde de; "İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." düzenlemesi bulunmaktadır. Yargıtayın yerleşik uygulamalarına göre, bir kimsenin vergi mükellefi olması, TTK yönünden de tacir kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da odaya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemezMülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1463. maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 18.06.2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21.07.2007 tarih ve ---------- sayılı ---------- yayımlanan, --------sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf-tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiştir 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtildiğinden Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekecektirBu itibarla, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar nazara alınarak tarafların tacir olmadıkları gözetilerek somut uyuşmazlıkta tarafların tacir sıfatının bulunmaması, uyuşmazlığın herhangi bir ticari işletmeyle bağının olmaması ve TTK md. 4/1’de belirtilen türde bir hukuk davası olmaması sebebiyle dava konusu uyuşmazlığın çözümünde Asliye Hukuk Mahkemesi’nin görevli olduğu belirtilerek davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde işin esasına girilmesi doğru değildir".Somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde, davalı ------------ tacir olmayıp, bayilik sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklar da 6102 sayılı Yasa'da mutlak ticari davalar arasında sayılmamıştır. Hal böyleyken görevli mahkeme ticaret mahkemesi değil, asliye hukuk mahkemesidir. Açıklanan nedenlerle dava şartı yokluğu davanın usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Göreve ilişkin dava şartı yokluğundan davanın usulden reddi ile Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-HMK.20 maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli Nöbetçi ----------- Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 3-HMK 331/2. maddesi uyarınca yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta süre içerisinde ------------Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu. 04/02/2025