İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/28 E. 2025/315 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/28
- Karar No
- 2025/315
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/28 KARAR NO : 2025/315 DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 10/01/2025 KARAR TARİHİ : 14/04/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ----- İli, ---- İlçesi, ---- Mahallesi, --- Otoyolunda,----- istikametinde 02.11.2020-23.02.2021 sıralarında meydana gelen maddi hasarlı trafik kazasında; davalının yol güvenliğini sağlamaması nedeniyle müvekkili firma tarafından kasko sigortalı -----plakalı dava dışı ------ hakimiyetinde seyir halinde bulunan araç otoyoldaki başıboş köpeğe çarparak hasarlandığını, olay sonrası, bağımsız ve uzman eksper tarafından, meydana gelen hasarın niteliği ve miktarı yönünden tespit yapıldığını, 27.11.2020 tarihli ekspertiz raporunda; maddi hasarlı trafik kazası sonucunda ----- plakalı kasko sigortalı KDV dahil 50,968.28 TL hasar meydana geldiği belirlendiğini, tespit edilen hasar tazminatı 04.01.2021'de ilgililere 50.966,81 TL olarak ödendiğini, kazanın gerçekleşmesinde; davalının %100 kusurlu olduğunu, tutarın tamamını ödemekle yükümlü olduğunun tespiti yapıldığını, hak sahibine yapılan ödeme akabinde rücu bedelinin tahsili amacıyla davalı aleyhine ----. İcra Müdürlüğünün -----sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak davalı tarafından ödeme emrine haksız ve kötü niyetle itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, bu nedenlerle; ----.İcra Müdürlüğünün ----- esas sayılı dosyası bakımından tahsilde tekerrüre mahal vermemek kaydıyla ----. İcra Müdürlüğünün ----- Sayılı dosyasından başlatılan icra takibine konu alacağın aslı ile ferilerine ilişkin olarak muteriz borçlu tarafından yapılan itirazların iptali ve icra takibindeki miktar üzerinden takibin devamı ile, takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminat ödenmesine, tüm yargılama giderleri ile ücreti vekaletin de davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu olay -----gerçekleştiğini, bahsi geçen alan müvekkili şirketin işletiminde bulunan otoyol güzergahında olmadığını, söz konusu kaza müvekkili şirketin işletmekte olduğu otoyolda gerçekleşmediğini, huzurdaki davanın müvekkili şirkete yöneltilmesi haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkil---- huzurdaki dava kapsamında muhatap olarak gösterilmesinin mümkün olmadığını, bahsi geçen alanda çalışma yürüten tüzel kişinin başka bir kuruluş olması sebebiyle husumet itirazımızın bulunduğunu, bu nedenlerle usule ilişkin itirazları uyarınca davanın usulden reddine, aksi takdirde haksız ve mesnetsiz davanın esastan reddine, tüm yargılama giderlerinin ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLER : Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağı, Fotoğraflar, Hasar dosyası, Trafik Tescil Kayıtları, Sigorta Poliçesi, dosyadaki sair bilgi ve belgeler. DEĞERLENDİRME VE SONUÇ : Dava; davacı sigorta şirketinin, sigortalısı araçta meydana gelen hasar onarımı için genişletilmiş kasko sigorta poliçesi kapsamında ödediği maddi tazminatın ; 6102 sayılı TTK'nin 1472. maddesi uyarınca dava dışı sigortalısının haklarına halefi sıfatıyla, zararın meydana geldiği karayolunu (ücretli otoyol) işleten davalı şirketten rücuen tahsili istemine ilişkindir.6102 Sayılı TTK'nin 4.maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlığın konusu işin her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın TTK veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde özel düzenleme olmalıdır. Yine Türk Ticaret Kanunun 19/2.maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri içinde ticari iş sayılmasının görevin belirlenmesi yönünden bir etkisi bulunmamaktadır. Bu durumda somut olayda davanın açıldığı 14/08/2024 tarihinde yürürlükte olan 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamına bakılarak görev hususunun değerlendirilmesi gerekmiştir. 28.11.2013 tarihli ---- Gazetede yayımlanan ve 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun amaç başlıklı 1. maddesinde, "Bu Kanun'un amacı; kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarının koruyucu, zararlarını tazmin edici, çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı, tüketiciyi aydınlatıcı ve bilinçlendirici önlemleri almak, tüketicilerin kendilerinin korucuyu girişimlerini özendirmek ve bu konulardaki politikaların oluşturulmasında gönüllü örgütlenmelerini teşvik etmeye ilişkin hususları düzenlemektir. hükmü, (TKHK) 2. maddesinde Kanunun kapsamı “Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmıştır. Aynı kanunun “tanımlar” başlıklı 3. maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde tüketicinin ''Ticari ve mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek ve tüzel kişiyi' ifade edeceği, (l) bendinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukukî işlemi ifade eder” biçiminde tanımlanmıştır.6502 sayılı TKHK'nin 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanunun 83. maddesinde de taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir.Bir hukukî işlemin sadece 6502 sayılı Kanunda düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı Kanun kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici olması gerekir.Yukarıda anılan yasal düzenlemeler ve yapılan açıklamalara göre somut olaya bakıldığında; bilindiği üzere sigortacının halefiyete dayalı olarak açacağı rücuen tazminat davasında, görevli mahkemenin belirlenmesi konusunda; --- (03.07.1944 tarihli ----- yayımlanan) Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında "sigortacının halefiyete dayalı açtığı davanın aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" ilkesi benimsenmiştir. Buna göre; sigortacının halefiyete dayalı olarak açtığı davada, davanın nitelendirmesi yapılırken, davacının sigortalısı ile zarara neden olduğu iddia edilen arasındaki hukuki ilişkiye bakılması gerekmektedir. Somut olayda davacı sigorta şirketi, sigortalısı gerçek kişiye halef olarak açmış olduğu davada görevli mahkeme, sigortalı ile davalı arasındaki ilişkiye göre belirlenecektir. Davacının halefi olduğu sigortalısı gerçek kişi; davacıya kasko sigortalı ----- plakalı hususi otomobilin malik ve sürücüsü olduğu anlaşılan ----- ile davalı şirket arasındaki ilişki yukarıda yapılan açıklamalar gereğince doğrudan tüketici ilişkisidir. Bu tespitlere ve dosya kapsamına göre dava dışı gerçek kişi sigortalının 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında tüketici sıfatını sahip olması nedeniyle uyuşmazlığın Tüketici Mahkemesi tarafından görülüp sonuçlandırılması gerektiği sonuç ve kanaati hasıl olmuştur. (6502,2-73) Binaenaleyh; 6100 sayılı HMK'nin 114/1-c maddesi uyarınca mahkememizin görevli olmaması nedeniyle; davanın, 6100 sayılı HMK'nin 115/1-2 maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine, miktar itibarıyla kesin olmak üzere karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir. (Bkz; ---- BAM ----.HD.---- BAM ---HD---- HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davanın, 6100 sayılı HMK'nin 114/1-c maddesi uyarınca mahkememizin görevli olmaması nedeniyle; 6100 sayılı HMK'nin 115/1-2 maddesi uyarınca DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN USULDEN REDDİNE, 2-)6100 sayılı HMK'nin 114/1-c ve 6502 sayılı TKHK'nin 3/k,l 73/1,83/2 maddeleri uyarınca görevli mahkemenin----- TÜKETİCİ MAHKEMESİ OLDUĞUNUN TESPİTİNE, 3-)6100 Sayılı HMK'nin 20/1 maddesi uyarınca taraflardan birininin, süresi içinde Kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; veya Kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize başvurarak talepte bulunması halinde dava dosyasının GÖREVLİ -----TÜKETİCİ MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE 4-)Yargılama giderlerinin 6100 Sayılı HMK'nin 331/2 maddesi uyarınca görevli ve yetkili mahkemece değerlendirilmesine, görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmezse talep halinde dosya üzerinden davacının yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilmesine, 5-)6100 Sayılı HMK'nin 20/1 maddesi uyarınca taraflardan birininin,süresi içinde Kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi halinde mahkememiz tarafından davanın açılmamış sayılmasına karar verilerek 6100 Sayılı HMK'nin 331/3 maddesi uyarınca yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle; ----- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.