İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/21 E. 2025/845 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/21
- Karar No
- 2025/845
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/21 KARAR NO : 2025/845 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 08/01/2025 KARAR TARİHİ : 09/10/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA :Davacı vekili dava dilekçesinde;"DAVALI-BORÇLU ŞİRKETİN; TAKİP TARİHİNDEKİ ADRESİNİN ------ SINIRLARINDA OLMASI NEDENİYLE----- İCRA MÜDÜRLÜĞÜNÜN YETKİLİ OLDUĞU YÖNÜNDEKİ YETKİ İTİRAZI YERİNDE DEĞİLDİR. Davalı-Borçlu; takibe itiraz dilekçesinde İİK’ya göre ilamsız takipte yetkili icra dairesinin borçlunun takip tarihindeki ikametgah adresinin bulunduğu yer icra dairesi olduğunu, şirket adresinin ------ ili, ----- ilçesi sınırları içerisinde olması nedeniyle ---- İcra Dairesinin yetkili olduğunu ileri sürmektedir. Ancak Davalı-Borçlu tarafından göz ardı edilen husus; Davacı/Alacaklının seçimine göre icra takibinin hem genel hem de özel yetkili icra dairesinde açılabileceğidir. HMK’daki yetki hükümleri(HMK md.6-18),ilamsız icradaki yetki hakkında kıyasen uygulanır.(md.50,I) Buna göre, ilamsız icrada genel yetkili icra dairesi, yerleşim yerindeki(MK m.19-22) icra dairesidir.(HMK md.6) Bununla birlikte TBK md.89’daki hallerde ise icra daireleri özel yetkilidir. Genel Yetkili Mahkeme başlığının düzenlendiği HMK md.6 /1: “Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir.” İfa Yeri başlığının düzenlendiği TBK md.89/1: “Borcun ifa yeri, tarafların açık veya örtülü iradelerine göre belirlenir. Aksine bir anlaşma yoksa, aşağıdaki hükümler uygulanır; 1. Para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde, …… ifa edilir….” şeklinde düzenlenmektedir. Dolayısıyla takibe konu borcun sözleşmeden kaynaklanan para borcu olması nedeniyle; Davacı-Alacaklı Şirket; seçimlik hakkını TBK md.89/1 yönünde kullanarak, şirket merkezinin bulunduğu ------ İCRA DAİRELERİNDE takip açılışını gerçekleştirmiştir. Aşağıda yer alan Yargıtay kararları ile de haklılığımız teyit edilmektedir. Yargıtay -------. H.D.’nin 09.03.2015 tarihli -------sayılı kararı “…Bu durumda, 818 sayılı BK'nun 73. maddesi ( TBK m. 89 ) ve 1086 Sayılı HUMK'nın 10. maddesi ( HMK m.10 ) uyarınca bir para borcunun alacaklısının, kendi ikamet adresinde dava açmasında ( veya İİK'nun 50. maddesi belirlemesiyle icra takibi başlatmasında ) bir usulsüzlük bulunmamaktadır ( Bkz. HGK'nun 19.3.2014 tarihli ---- Esas -----Karar sayılı kararı )…” Yargıtay ----. H.D.’nin 12.10.2015 tarihli ------sayılı kararı“…HMK'nun 6. maddesi gereğince bir davada genel yetkili mahkeme, davalının yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesidir. Aynı Kanun'un 10. maddesinde sözleşmeden doğan davalar için, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinin de yetkili olduğu belirtilmiştir ki bu da özel yetkiye ilişkin bir düzenlemedir. Ayrıca 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 89. maddesi uyarınca para alacağına ilişkin davalarda aksi kararlaştırılmadıkça para borcu alacaklının yerleşim yerinde ödenmesi gerektiğinden alacaklının bulunduğu yer mahkemesi de yetkilidir. Dolayısıyla dava, davacının seçimine göre, hem genel ve hem de özel yetkili mahkemede açılabilir ( Bkz. HGK'nun 19.03.2014 tarihli ---- Esas ---- Karar sayılı kararı )…” Yargıtay ------- H.D.’nin 30.05.2016 tarihli -------sayılı kararı “…Ayrıca 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 89. maddesi uyarınca para alacağına dair davalarda aksi kararlaştırılmadıkça para borcu alacaklının yerleşim yerinde ödenmesi gerektiğinden alacaklının bulunduğu yer mahkemesi de yetkilidir. Dolayısıyla dava, davacının seçimine göre, hem genel ve hem de özel yetkili mahkemede açılabilir (Bkz. HGK'nun 19.03.2014 tarihli ------ Karar sayılı kararı)…” İTİRAZIN İPTALİ İÇİN HUKUKİ GEREKÇELERİMİZ Davalı ile müvekkil arasında ürün alım satımına dayalı ticari bir ilişki bulunmaktadır. Borçlu Davalı tarafından fatura konusu ürünler muhtelif tarihlerde teslim edilmiştir. Teslim sonrası yapılan kontrollerde 52 adet ürünün eksik olduğu tespit edilmiş olup borç gereği gibi yerine getirilmemiştir. Akabinde, davalı-borçlu ile iletişime geçilerek teslim edilen ürünlerin eksik olduğu bildirilmiş ancak Borçlu kurum konuyla ilgilendirdiklerini söylerek müvekkil şirketi oyalamaya devam etmiştir. Bunun üzerine teslim edilmeyen mallara ilişkin iade faturası düzenlenerek -----. İcra Müdürlüğü'nde icra takibi başlatılmıştır. Ancak Davalı-Borçlu, “borcun tamamına,faize,faiz oranına ve her türlü ferilerine” itiraz etmiş , İlgili İcra Müdürlüğünce de söz konusu itirazın süresinde olması halinde takibin durdurulmasına karar verilmiştir. Davalı-Borçlu'nun itirazları zaman kazanma amacı ile haksız ve kötüniyetle yapılmış olduğundan, tarafımızca süresi içerisinde itirazın iptali davası açılmaktadır. DAVALI-BORÇLUNUN “BORCUN TAMAMINA,FAİZE,FAİZ ORANINA, YETKİYE VE HER TÜRLÜ FERİLERİNE” İLİŞKİN İTİRAZLARI HUKUKİ MESNETTEN YOKSUNDUR. Şöyle ki; DAVALI-BORÇLUNUN BORCUN TAMAMINA YÖNELİK İTİRAZLARI ASILSIZDIR. Davalı-Borçlu'nun Kendi İhmal ve Kusurunun Sonuçlarından Davacı-Alacaklı Müvekkil Şirketi Sorumlu Tutmaya Çalışması Kabul Edilemez Niteliktedir. Davalı ile müvekkil şirket arasında mevcut ticari ilişkinin sonucu mal ve hizmet alım satımı yapılmış olup yapılan incelemelerde eksik ifa olduğu tespit edilmiştir. Eksik ifa sonrasında ekte sunulacak olan ekran görüntülerinden de anlaşılacağı üzere bir müddet mağduriyetin giderilmesi beklenmiş ancak zaman kaybından başka hiçbir sonuç alınamamıştır. Buna istinaden eksik gelen ürün tutarınca ekte sunulmuş olan 04/10/2024 tarihli iade faturası düzenlenmiştir. Davalının ifa yükümlülüğünü yerine getirmediği delil dilekçemizde sunacağımız kamera görüntülerinde de sabittir. Teslim alınan koliler kamera eşliğinde açılarak sayılmış ve eksik olan miktarlar tespit edilmiştir. Davalı taraf ifa etmediği ürünlerin de ücretini alarak haksız bir kazanç elde etmiştir. İşbu haksız kazanç neticesinde ------ sebepsiz zenginleşmiştir. Müvekkil şirket henüz teslim alınan kolilerin eksik olduğunu tespit etmeden önce alacaklının ibraz etmiş olduğu faturada yazan adet kadarıyla ödeme yaparak borçlanılmamış edimi de ifa etmiştir. Delillerimize rağmen eksik ürünlerin ifa edildiğine dair herhangi bir belge sunulmadan yapılan itirazın hukuki dayanağı yoktur. Borçlu-Davalı yalnızca zaman kazanmayı amaçlayarak, mevcut enflasyon ortamında değerini kaybedeceğini bildiği alacak üzerinden haksız menfaat sağlamaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 06.04.2011 tarih ve -------sayılı ilamında açıklandığı üzere; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ve 818 sayılı Borçlar Kanunu'ndaki sebepsiz zenginleşmeye ilişkin maddelerdeki düzenlemelere göre, sebepsiz zenginleşme; geçerli olmayan veya tahakkuk etmemiş yahut varlığı sona ermiş bir nedene ya da borçlu olunmayan şeyin hataen verilmesine dayalı olarak gerçekleşebilir. Sebepsiz zenginleşme bunlardan hangisi yoluyla gerçekleşmiş olursa olsun, sebepsiz zenginleşen, aleyhine zenginleştiği tarafa karşı, geri verme borcu altındadır. İİK MD.67/2 UYARINCA İCRA İNKAR TAZMİNATI ŞARTLARI OLUŞMUŞ OLUP, DAVALI- BORÇLU ALEYHİNE ALACAK İLE BİRLİKTE EN AZ %20 İCRA İNKÂR TAZMİNATINA HÜKMEDİLMESİ GEREKMEKTEDİR. İİK md. 67/2 ; “...Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir…” şeklinde düzenlenmektedir. Sayın Mahkemenin icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için; Davacı-Alacaklı tarafın dava dilekçesinde açıkça icra inkar tazminatı talep etmesi, geçerli bir ilamsız genel icra takibi olması, borca konu alacağın likit olması ve borçlunun itirazının haksız olması gerekmektedir. Bahse konu davada, Davacı-Alacaklı Müvekkil şirketin takibe konu dosyadan olan alacağının likit olduğu ve Davalı-Borçlunun kötüniyetli olarak ve takip sürecini sürüncemede bırakmak maksadı ile takibe itiraz ettiği de açıktır. Bu durumda itirazın iptali ile takibin devamı yanında Davalı-Borçlu aleyhine en az %20 tutarında icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekmektedir. Yargıtay kararları ile de haklılığımız teyit edilmiştir; Yargıtay -----. H.D.’nin 19.12.2017 tarihli ------. sayılı kararı “…2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67.maddesinin 2.fıkrası hükmüne göre, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan başka, alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur…” Yargıtay -----. H.D.’nin 25.12.2017 tarihli ------ sayılı kararı “…İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesinin 2. fıkrası hükmünce, inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Bunlardan başka, alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur…” ARABULUCULUK GÖRÜŞMELERİ ''ANLAŞAMAMA'' İLE SONUÇLANMIŞ DAVALI BORÇLU HAKKINDA ELDEKİ DAVAYI AÇMAKTAN BAŞKA YOL KALMAMIŞTIR. Davacı Alacaklı Müvekkil Şirketin alacağının tahsili maksadıyla başlattığımız icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan itiraz üzerine bu kez Arabuluculuk Daire Başkanlığı nezdindeki yetkili arabuluculuk merkezine başvurulmuş ve fakat dava öncesi zorunlu olarak gerçekleştirilen toplantılar neticesinde ''ANLAŞAMAMA'' belgesi düzenlenmiştir. İşbu durum üzerine Alacaklı Müvekkil şirketin alacağının tahsili maksadıyla işbu itirazın iptali davasını açmak gereği duyulmuştur. ----- Arabuluculuk Bürosu ------- (Ek: Arabuluculuk Son Tutanağı) Yukarıda açıklanan nedenlerle, fazlaya ilişkin talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla, Davamızın kabulü ile; Davalı-Borçlunun ------. İcra Müdürlüğü’nün ------ Esas sayılı dosyası kapsamında yapılan İTİRAZIN İPTALİ ile, Takibin DEVAMINA, Davalı-Borçlunun İİK.m.67/2.maddesi uyarınca takip konusu alacağın %20' sinden az olmamak üzere İcra inkar tazminatına mahkum edilmesine, Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin Davalı-Borçlu aleyhine hükmedilmesine,karar verilmesini" şeklinde talep ve dava etmiştir. CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde;"Mahkemenizin yukarıda esas numarası belirtilen dosyasında dava dilekçesi ve tensip zaptı tarafımıza tebliğ edilmiş olmuş; davacı tarafın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davasına karşı cevap ve itirazlarımızı sunuyoruz Şöyle ki: Müvekkil ile alacaklı arasında ürün alım satımına dayalı bir ticari ilişki olup; satışa konu ürünler alacaklı davacıya teslim edilmiş; alacaklı tarafından da müvekkile ödeme yapılmıştır. Davacı taraf ürünleri teslim aldıktan bir süre sonra, teslim edilen ürünlerden bir kısmının eksik olduğunu belirtmiş; müvekkil de ürünlerin depodan tam olarak geldiğini ve geldiği gibi kendilerine teslim edildiğini, eksik çıkmasının mümkün olmadığını ancak iyi niyet gereği de mümkün olursa ürünleri aldıkları ecza deposu üzerinden kontrol ederek taraflarına dönüş yapacaklarını iletmiştir. Müvekkil, ürünleri aldıkları ecza deposu ile görüşmüş, ecza deposu da ürünlerde eksiklik tespit edilmediğini, kamera sisteminde de yenileme olduğundan oradan ayrıca bakamayacaklarını belirtmiş, alacaklı tarafa da bu şekilde iletilmiştir. Davacı ve müvekkil çalışanları arasındaki ekte sunulan ------- yazışmaları ile de görüldüğü üzere, davacı tarafın iddia ettiği üzere, müvekkilin kendilerini oyalaması söz konusu değildir. Aksine aralarındaki ticari ilişki gereği müvekkil, sayımını yaparak teslim ettiği ürünlerle ilgili, sırf alacaklının dayanaksız talebi üzerine tekrar araştırma yapmış ve çabalamıştır. Müvekkil ile alacaklı davacı arasındaki görüşmeler devam ederken, alacaklı tarafından geçerli bir sebep sunulmaksızın müvekkile iade faturası kesilmiş; iade faturasına dayanılarak işbu davaya konu konu icra takibi başlatılmıştır. Ancak alacaklı davacı iddiasını kanıtlayamadığından, müvekkilin, alacaklıya herhangi bir borcu bulunmamaktadır. Alacaklının alacak talebi dayanaksız ve kötüniyetlidir. Zira takibe dayanak olarak gösterilen iade faturası gerçeği yansıtmadığı gibi iade faturaları icra takibine de dayanak yapılamaz. Kabul anlamına gelmemekle birlikte; iade faturası, alıcının satıcıdan alacaklı olduğu bir durumu göstermez; aksine, alıcının satıcıya olan borcunu dengelemeyi hedefler. Bu nedenle, iade faturası alacaklı bir durumu temsil etmediğinden, alıcı tarafından satıcıya karşı icra takibi başlatılması mümkün değildir. Tüm bu sebeplerle borca, faize ve tüm fer'ilerine tarafımızca itiraz edilmiştir. Davacı taraf, müvekkil tarafından kendilerine gönderilen ürünlerin eksik olduğunu iddia etmiş olup işbu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür. Aksi halde haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davasının reddi gerekmektedir. Ayrıca, icra takibi yetkili icra dairesinde açılmamıştır. Zira müvekkilin adresi ------ sınırları içeridindedir. Yetkili icra müdürlüğü, müvekkilin ikamet adresinin bağlı bulunduğu ------ İcra Müdürlüğüdür. Bu sebeple yetki itirazımız da haklıdır. Tüm bu sebeplerle davacının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davasının reddini; haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesini talep etme zarureti doğmuştur. Yukarıda izah edilen ve Mahkemenizce re'sen gözetilecek sebeplerle, ek beyanda bulunma hakkımız saklı kalmak kaydıyla; Davacının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davasının reddine,Takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini" şeklinde talep etmiştir. RAPOR: Bilirkişi raporunda özetle;"Davacı ------- incelenen 2024 yılı ticari defterlerinin ; 6102 sayılı TTK'nın ve 213 sayılı VUK'nun ticari defterlere ilişkin madde hükümlerine uygun esaslarda olmak üzere e-defter esasında tutuldukları ve davacı lehine delil olma niteliklerinde oldukları, 15.11.2024 İcra takip tarihi itibariyle, davacı tarafın, davalı taraftan 10.660,00 TL. alacaklı olduğu, Davacı tarafın düzenlediği 04.10.2024 tarihli iade faturasının, Davalı tarafın düzenlediği ve 20.09.2024 - 25.09.2024 tarihinde davacı tarafın tebliğ ettiği fatura tarihlerinden itibaren 8 gün içerisinde itiraz ettiği, süren ------ mesajlaşmalarından sonra iade faturasını davacının 04.10.2024 tarihinde olmak üzere 8 gün içinde düzenlediği ve ticari defterlerinde kayıt gördüğü ile form BA formuna konu edildiği, Davacı tarafın incelenen 2024 yılı ticari defterleri ( Yevmiye,Kebir, Envanter defterleri ) kayıtları arasında bir fark bulunmadığı, birbirini doğruladığı, Doğrultusunda; Nihai Karar Sayın Mahkemenin takdirlerinde olmak üzere ; Davacı ------- davalı -------- 15.11.2024 takip tarihi itibariyle 10.660,00 TL. alacağının bulunduğu, Davacı tarafın 10.660,00 TL. asıl alacağına takip tarihi itibariyle 604,55 TL. işlemiş faiz alacağının bulunduğu, (10.660,00 x 51,75/100 x 40 gün/365 = 604,55) Taraflar tacir olduklarından, 3095/2 sayılı yasaya istinaden, Davacının 10.660,00 TL. asıl alacağına 15.11.2024 tarihinden itibaren tahsil tarihine kadar % 51,75 ve değişen oranlarda avans faizinin uygulanmasının gerekeceği;" şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir. DAVANIN HUKUKİ NİTELİĞİ ve GEREKÇE: İtirazın iptali davası İcra İflas Kanunun 67. Maddesinde “Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.” şeklinde düzenlenmiştir. İcra dosyası uyap üzerinden celp edilmiş, borçlunun ödeme emrine süresi içerisinde itiraz ederek takibi durdurduğu tespit edilmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 6. maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunca belirlenmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur. Bu hüküm, kaynak İsviçre Medeni Kanunu’ndaki şekli gibi, “bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran taraf, o vakıayı ispat etmelidir” şeklinde anlaşılmalıdır. Davacı taraf, bedeli ödenmeyen faturalara dayalı alacak talebinde bulunmaktadır. Buna göre öncelikli incelenmesi gerek husus faturanın ispat gücüdür. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddesi şu şekildedir: ''Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır''. TTK'nın 21/2.(6762 sayılı TTK'nın 23/2.) maddesi ile faturanın tacirler arasında ifaya yönelik ispat aracı olduğu, süresinde itiraz edilmemekle münderecatından sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenen aleyhine bir karine getirilmiştir. Bu karine faturanın ispat gücünü ortaya koymaktadır. Fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulma safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. Davacının ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde; " Davacı--------incelenen 2024 yılı ticari defterlerinin ; 6102 sayılı TTK’nın ve 213 sayılı VUK’nun ticari defterlere ilişkin madde hükümlerine uygun esaslarda olmak üzere e-defter esasında tutuldukları ve davacı lehine delil olma niteliklerinde oldukları, 15.11.2024 İcra takip tarihi itibariyle, davacı tarafın, davalı taraftan 10.660,00 TL. alacaklı olduğu, Davacı tarafın düzenlediği 04.10.2024 tarihli iade faturasının, Davalı tarafın düzenlediği ve 20.09.2024 – 25.09.2024 tarihinde davacı tarafın tebliğ ettiği fatura tarihlerinden itibaren 8 gün içerisinde itiraz ettiği, süren ------- mesajlaşmalarından sonra iade faturasını davacının 04.10.2024 tarihinde olmak üzere 8 gün içinde düzenlediği ve ticari defterlerinde kayıt gördüğü ile form BA formuna konu edildiği, " tespit edildiği anlaşılmıştır. Mahkememizce davalı yanın ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi için mahal mahkemesine talimat yazılmasına rağmen davalı yan ticari defter ve kayıtlarını talimat mahkemesine incelemeye esas sunmadığı anlaşılmıştır. Davacının incelenen defter kayıtlarına göre, davacının davalıdan 10.660,00 TL alacaklı olduğu böylece bilirkişinin davacı tarafın ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde davacının defterlerinin usulüne açılış ve kapanış tasdiklerinin yapıldığı, lehine delil teşkil edecek nitelikte olduğu, e-Arşiv faturaların davacınınn incelenen kayıtlarında yer aldığı davacı tarafın düzenlediği 04.10.2024 tarihli iade faturasının, davalı tarafın düzenlediği ve 20.09.2024 – 25.09.2024 tarihinde davacı tarafın tebliğ ettiği fatura tarihlerinden itibaren 8 gün içerisinde itiraz ettiği, süren ------ mesajlaşmalarından sonra iade faturasını davacının 04.10.2024 tarihinde olmak üzere 8 gün içinde düzenlediği ve ticari defterlerinde kayıt gördüğü, (iade) faturanın davalı tarafından iade edildiğine ve ödendiğine dair herhangi bir belgenin dosyaya sunulmadığı, bu haliyle davacının davasını asıl alacak üzerinden ispat ettiği anlaşılmakla aşağıdaki şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.Alacağın likit olması konusunu Yargıtay Genel Kurulu ,------- Numaralı kararında; ''Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.” şeklinde açıklamıştır. Bir alacağın likit olup olmadığı hususu değerlendirilirken her uyuşmazlık kendi koşullarında değerlendirilecek, alacağın miktarının belli ve sabit ya da borçlu tarafından bilinebilir olduğu durumlarda söz konusu alacağın likit olduğu kabul edilecektir. Yargıtayın yerleşik kararlarına göre fatura alacakları likit niteliktedir. Yargıtay ------. Hukuk Dairesi’nin -------Numaralı kararına göre; “Uyuşmazlık, davacının davalıya faturayla sattığı mal bedelinden kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, borcun miktarı belirlenebilir (likit, hesap edilebilir) olduğundan, dava dilekçesinde icra inkar tazminatı isteyen davacı yararına İİK.nun 67/2 nci maddesi uyarınca tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile bu istemin reddi doğru görülmemiştir.” denilerek fatura alacağının likit niteliği belirtilmiştir. Alacağın faturaya bağlı alacak olması nedeniyle kabul edilen asıl alacağın yüzde 20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.Davada hükmolunün miktarın 2025 yılı kesinlik sınırı olan 40.000,00 TL nin altında kalması nazara alınarak kesin olarak karar verilmiştir. Zira ----- Bölge Adliye Mahkemesinin ----- Hukuk Dairesi'nin ----- esas ve ------ karar sayılı ilamında benzer konuya ilişkin; " ... Dosyanın yapılan incelemesinde, yerel mahkeme tarafından kabul edilen miktar 20.678,00 TL olup kabul edilen ve davalı tarafça istinaf edilen miktarın 2024 yılı için belirlenen kesinlik sınırının (28.250,00-TL) altında kaldığı, verilen kararın kesin mahiyette olduğu anlaşılmaktadır." şeklinde karar verildiği görülmüştür. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜNE; davalı tarafından ----. İcra Dairesinin ------ sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile 10.660,00 TL miktar üzerinden takibin DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Davalının itirazında haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşıldığından kabul edilen asıl alacak olan 10.660,00 TL üzerinden % 20 oranında olmak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiliyle davacıya VERİLMESİNE, 3-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 728,18 TL harçtan, dava açılırken peşin olarak alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 112,78 TL karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL başvuru harcı, 615,40 TL peşin harç toplamı 1.230,80 TL ile 6.510,00 TL (bilirkişi ücreti, tebligat gideri, müzekkere gideri, dosya ücreti) olmak üzere toplam 7.740,80 TL yargılama giderinden davanın kabul 0,94 ve red 0,06 oranına göre hesaplanan 7.276,35 TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından dava dosyasına yatırılan bir gider avansı bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 6-Arabuluculuk ücreti 3.600,00 TL'nin kabul oranına göre 3.384,00 TL'sinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 7-Arabuluculuk ücreti 3.600,00 TL'nin red oranına göre 216,00 TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 8-Taraflarca dava dosyasına yatırılan gider avansından artan kısmın HMK. 333.maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra yatırana iadesine, 9-Davacı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine uyarınca davanın kabul edilen miktarı üzerinden 10.660,00 TL vekâlet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, dava değeri kesinlik sınırının altında kalması nazara alınarak KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı.