İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/23 E. 2025/39 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/23
- Karar No
- 2025/39
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2025/23 Esas KARAR NO :2025/39 DAVA:Rücuen Tazminat DAVA TARİHİ:13/01/2025 KARAR TARİHİ:28/01/2025 Mahkememizde görülmekte olan davanın dosya üzerinde yapılan incelemesi sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekili mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ın, ... Bankası’nın ... numaralı müşterisi olup klasik dolandırıcılık yöntemlerinden biri ile mağdur edildiğini, kendisine yapılan telefon aramasında, hesabının ... tarafından ele geçirildiğini, bu durumdan kurtulabilmesi için yurtdışında bir fona para yatırması gerektiği söylendiğini ve bu kapsamda çeşitli hesaplara para göndermesi talep edildiğini, bu yanıltıcı beyanlar doğrultusunda müvekkilinin bilgisi ve iradesi dışında işlemler yapıldığını ve maddi kayıp yaşandığını, dolandırıcılık fiiline maruz kaldığı 08.08.2024 tarihinde müvekkilinin, vakit kaybetmeden ... Cumhuriyet Başsavcılığı’na giderek suç duyurusunda bulunduğunu, müvekkilinin göstermiş olduğu hızlı refleks, işlem henüz provizyonda olduğu bir aşamada zararını önleme amacı taşımakta olduğunu, yaşanan mağduriyetin telafisinin sadece yetkili makamlara bildirimde bulunmakla sınırlı kalmadığını, müvekkilinin aynı tarihte ... Bankası A.Ş.’nin ... Mahallesi şubesine şahsen başvurarak, söz konusu işlemin ivedilikle durdurulmasını yazılı olarak talep ettiğini, buna rağmen davalı bankanın, müvekkilinin yapmış olduğu başvurulara kayıtsız kaldığını ve işlemin durdurulması konusunda herhangi bir adım atmadığını, müvekkilinin mağduriyetini gidermeye yönelik tüm girişimlerin yanıtsız kaldığını, taraflar arasında devam eden yazışmalardan da bir sonuç alınamadığını, tüm hukuki yollar tükenmeden önce son çare olarak arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ancak bu sürecinde de anlaşmazlıkla sonuçlandığını, bankaların bir güven kurumları olup, özel yasa ile kurulan ve kendilerine alanlarında çeşitli imtiyazlar tanınan, topladıkları mevduatı dolandırıcılıklara karşı özenle korumak zorunda olan kuruluşlar olduğunu, davalı bankanın, özen yükümlülüğüne aykırı davrandığını belirterek müvekkilinin uğramış olduğu zararın tazmini, dolandırıcılık konusu işlemin müvekkili adına bankaya yapılan bildirimlere rağmen iptal edilmemesi sebebiyle davalı bankanın sistem güvenliğini sağlayamamasından kaynaklanan kusurunun tespiti ve kredi kartından yapılan haksız harcama tutarının müvekkiline derhal iade edilmesine, ayrıca uğranılan zarar sebebiyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Eldeki dava, rücuen tazminat davasıdır. 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3/1-(k) maddesinde, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiler "tüketici"; 3/1-(l) maddesinde ise, mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemler "tüketici işlemi" olarak kabul edilmiş ve tüketici kanununun kapsamı esaslı şekilde genişletilmiştir. Aynı Kanunun 73/1. maddesinde “tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda” tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilirken; 83/2. maddesinde de “taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez” hükmüne yer verilmiştir. HMK’nın 115/1.maddesi uyarınca dava şartlarının bulunup bulunmadığı davanın her aşamasında resen araştırılır. HMK’nın 114/1-c maddesi uyarınca mahkemenin görevli olması dava şartı olarak düzenlenmiştir. İstanbul Bam 12.Hukuk Dairesinin 2020/850 Esas, 2020/705 Karar sayılı ilamında; "Somut olayda uyuşmazlığın davacının adına açılan şahsi hesaptan doğduğu gözetildiğinde mevduat sözleşmesinin de bir tüketici işlemi olduğu tartışmadan uzaktır. Davacının şahsi hesabını mesleki işler için kullanabileceği varsayımı ile mahkemenin görevi belirlenemeyeceğinden, taraflar arasındaki uyuşmazlığı çözmeye tüketici mahkemesi görevli bulunmaktadır." gerekçesi ile şahsi hesap şeklindeki mevduat sözleşmesinin tüketici işlemi olduğu ve bu uyuşmazlıkta görevli mahkemenin tüketici mahkemesi olduğu belirtilmiştir. Somut olayda, sunulan deliller kapsamında davaya konu uyuşmazlığın, TTK 4. maddede belirtilen, mutlak ticari davalardan olmadığı gibi, aynı maddede dayanağını bulan nispi ticari dava niteliğinde de bulunmadığı, somut uyuşmazlığın kredi kartı üyelik sözleşmesinden kaynaklandığı, davacının bireysel kredi kartı sahibi gerçek kişi olduğu, bu durumda davacının 6502 sayılı kanunda düzenlenen tüketici tanımına uyduğu, işlemin de tüketici işlemi niteliğinde olduğu anlaşılmakla, uyuşmazlıkta görevli mahkemenin tüketici mahkemecesi olduğu kanaatiyle mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. KARAR : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ nedeniyle HMK’nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince usulden REDDİNE, 2-Karar kesinleştiğinde ve kesinleşme tarihinden itibaren iki hafta içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli İSTANBUL NÖBETÇİ TÜKETİCİ MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 3-Kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içerisinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği taktirde, resen HMK’nın 20. maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına ve aynı yasanın 331/2. maddesi gereğince yargılama giderleri hakkında karar verilmesine, 4-HMK'nın 331/2 maddesi gereğince görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceği, gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkemenin dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkum edeceği ön görüldüğünden yargılama giderleri konusunda bu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Mahkememize sunulacak veya gönderilecek dilekçe ile İstinaf yolu açık olmak üzere karar verildi.28/01/2025 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır