İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/9 E. 2025/242 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/9
Karar No
2025/242
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/9 Esas KARAR NO : 2025/242 DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 06/01/2025 KARAR TARİHİ : 16/04/2025 Mahkememizde görülmekte olan tirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; temlik eden ... ile davalı arasında kredi sözleşmesi imzalandığını, kredi borçlarının zamanında ödenmemesi üzerine temlik eden banka tarafından kat ihtarnamesi gönderildiğini, ihtara rağmen borçların ödenmediğini, söz konusu alacağın ... 23. Noterliğinin ... tarih ... yevmiye no ile devir ve temlik edildiğini, süresinde ödenmeyen borcun tahsili amacıyla müvekkili tarafından borçlu davalı aleyhine ... 11. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı borçlu tarafından takibe itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, davalı tarafından haksız olarak yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, haksız olarak itiraz edildiğinden davalının %20 'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle ilk itirazları olarak zamanaşımı ile göreve ilişkin itirazları olduğunu, davanın süresinde açılmadığını, mahkemenin görevli olmadığını, öncelikle görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir. DELİLLER, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, kredi alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı yanca, taraflar arasında akdolunan genel kredi sözleşmesi, hesap hareketleri, ihtarname ile arabuluculuk tutanağı ibraz olunmuş; dava konusu takip dosyası celbedilmiştir. ... 11. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası incelendiğinde, davacı alacaklı tarafından davalı borçludan asıl alacak, işlemiş faiz ve BSMV olmak üzere toplam 29.244,50 TL alacağın tahsili talebinde bulunulduğu, davalı borçlu tarafından süresi içerisinde 29/03/2012 tarihli dilekçe ile ödeme emrine itiraz edildiği ve takibin davalı borçlu yönünden durduğu anlaşılmıştır. Öncelikli olarak, dava şartları, ilk itirazlar ve süreler yönünden değerlendirme yapılmıştır. Davaya ve takibe konu kredinin ticari nitelikteki genel kredi sözleşmesi olduğu, davalının da işbu sözleşmeyi kefil sıfatıyla imzaladığı anlaşılmakla uyuşmazlığın çözümünde Asliye Ticaret Mahkemeleri görevli olması nedeniyle davalı tarafın Mahkememizin görevine yönelik yapmış olduğu itirazının reddine karar verilmiştir. İİK'nın 67/1 maddesi gereğince itirazın iptali davasının itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğinden itibaren 1 yıl içinde açılması gerektiği, icra dosyası incelendiğinde itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğine dair bir kayıt ve belge olmadığı anlaşıldığından yerleşik yargıtay uygulamaları dikkate alınarak davanın 1 yıllık yasal süresi içerisinde açıldığı anlaşıldığından davalı tarafın hak düşürücü süre içerisinde davanın açılmadığına dair itirazının reddine karar verilmiştir. Davaya ve takibe konu kredi alacağının davacı şirkete temlik edildiğinin dosya kapsamındaki belgelerden anlaşılması nedeniyle davacının işbu davayı açmakta aktif husumetinin bulunmadığına dair itirazın da ayrıca reddine karar verilmiştir. Kefalet sözleşmesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda 581-603 maddeleri arasında düzenlenmiştir. Bu sözleşme TBK'nın 581. maddesinde “Kefalet sözleşmesi, kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmedir.” şeklinde tanımlanmıştır. Yani kefalet sözleşmesi, teminat alacaklısına borçlunun malvarlığı yanında teminat verenin kişisel malvarlığına başvurmaya yönelik bir alacak hakkı tanıyan kişisel teminatlardan biridir. Bu sözleşmede taraflar, asıl borç ilişkisinden doğan borcun alacaklısı ile kefil arasında meydana gelir. Yani asıl borçlu bu sözleşmenin tarafı değildir. 6098 sayılı TBK'nın Kefalet Sözleşmesi ana başlıklı 598. maddesinin 3. fıkrası; "Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar." şeklinde düzenlenmiştir. İlgili hüküm emredici nitelikte bir hükümdür. Yani kefilin sorumluluk süresi sözleşme ile on yıldan daha fazla olarak belirlenememekle birlikte; böyle bir sözleşme, kesin hükümsüz olmayacaktır. Bu tarz sözleşmelerde sadece on seneyi aşan kısım hükümsüz kalacaktır. Bu hükmün uygulama alanı incelendiğinde, ilgili hüküm; hükmün lafzından da anlaşılacağı üzere, sadece gerçek kişi kefil hakkında uygulama alanı bulacaktır. Ayrıca belirlenen azami sürenin dolmasıyla birlikte kefilin sorumluluğunun ortadan kalkması, bütün kefalet türleri bakımından söz konusu olur. On yıllık azami geçerlilik süresinin işlemeye başladığı an ise; kefalet sözleşmesinin meydana geldiği andır. Yani sözleşmenin hükümlerini doğurmaya başladığı an bu on yıllık süre de işlemeye başlar. Bu durum 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Hakkında Kanun’un “hak düşürücü sürenin TBK’da ilk defa öngörülmüş olmasını” düzenleyen maddelerinden hangisinin uygulanacağı sorunsalı açısından önem taşımaktadır. İlgili yürürlük kanunu ise her iki durumda ya doğrudan yürürlük kanunun 5. maddesinin uygulanması yoluyla ya da 6. maddesi gereği kıyasen 5. maddesinin uygulanması yoluyla aynı sonucu işaret etmektedir. Fakat her halükarda bu süre kanunda düzenlendiği şekliyle on yıllık azami sürenin dolmasıyla birlikte kendiliğinden ortadan kalkacak bir hak olması sebebiyle bir zamanaşımı süresi değildir ve dolayısıyla bu sürenin kesilmesi ya da durması söz konusu olmayacaktır. Bu hüküm çerçevesinde tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Temlik eden dava dışı ... T.A.Ş. ile dava dışı... Tic. Ltd. Şti arasında 06/04/2016 tarihinde borca dayanak Genel sözleşmesi imzalandığı, anılı sözleşmeyi davalının aynı tarihte kefil sıfatıyla imzaladığı, 11/07/2007 tarihli hesap kat ihtarına rağmen kredi borcunun ödenmemesi üzerine işbu kat ihtarnamesi dayanak gösterilmek suretiyle dava dışı banka tarafından ... 11. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile 22/03/2012 tarihinde dava dışı asıl borçlu ve davalı kefilin de arasında bulunduğu dava dışı diğer kefiller aleyhine icra takibi başlatıldığı, davalı kefilin süresinde sunmuş olduğu 29/03/2012 tarihli borca itiraz dilekçesi ile takibin davalı kefil yönünden durduğu, süreçte takibe konu alacağın davacı şirkete temlik edildiği aradan geçen süre zarfında dosyanın takipsizlik nedeniyle işlemden kaldırılmasına karar verildiği, 25/12/2023 tarihli talep dilekçesi ile işlemsiz kalan dosyanın yenilenerek 2024/5258 esas numarasını aldığı akabinde iş bu itirazın iptali davasının açıldığının anlaşıldığı bu itibarla eldeki davanın takibin durduğu tarihten itibaren 06/01/2025 dava tarihi dikkate alınmak suretiyle kefile yönelik olarak 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde ikame edilmemiş olduğu anlaşıldığından davacı tarafça açılan davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmek suretiyle mahkememizce aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı tarafça davalı hakkında açılan davanın, hak düşürücü süre nedeniyle HMK'nın 114/2 maddesi gereğince REDDİNE, 2-Harç peşin olarak alındığından yeniden alınmasına YER OLMADIĞINA, 3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk giderinin davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 4-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 29.244,50-TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 5-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafından sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu konuda hüküm tesisine YER OLMADIĞINA, 7-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından sarfedilmeyen kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE, 8-Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 67/1. maddesi gereğince taraflardan birinin talebi üzerine kararın tebliğe ÇIKARTILMASINA, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı taraf yokluğunda, dava değeri kesinlik sınırının altında kaldığından HMK 341/2 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.16/04/2025 Katip e-imzalıdır Hakim e-imzalıdır ***Bu evrak, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır

Atıf: İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/9, K. 2025/242, T. 16.04.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-8-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-9-e-2025-242-k-b84b69e178a5