İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/596 E. 2023/882 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/596
Karar No
2023/882
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2023/596 Esas KARAR NO:2023/882 DAVA:Tazminat DAVA TARİHİ:02/02/2016 KARAR TARİHİ:14/12/2023 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkillerinin ... Otomotiv Limited Şirketi ile ... Limited arasında 25 Haziran 1985 tarihli bir Tek Satıcılık (Distribütörlük) Sözleşmesi akdedildiği, sözleşmeye göre ... markalı araçların Türkiye bölgesindeki satışı konusunda müvekkillerini, yetkili kılındığını, ... grubu tarafından hazırlanarak müvekkillerini sunulduğu 25 şubat 2013 tarihli sözleşme ile ... Limited'in 25 Haziran 1985 tarihli sözleşme ile üstlendiği tüm borçların ... grup şirketler arasında yer alan davalı ... grup şirketleri arasında yer alan davalı ... tarafından deviralındığını, ... markasının tüm dünyadaki tek satıcılarla ve Türkiye'de tanıtılması ve bilinir hale getirilmesini sağlayan müvekkilleri ile de tek satıcılık ilişkisinin sonlandırılması kararı aldığını, müvekkillerine olan ilişkinin devam edip etmemesi konusunda görüşmeler yapıldığını, ... görüşmeler devam ederken 21 Ağustos 2012 tarihli fesih bildirimiyle taraflar arasındaki Tek Satıcılık Sözleşmesi'ni 20 Ağustos 2014 tarihi itibariyle şeklen sona erdirmesine karşın müvekkilleriyle çalışmaya devam edileceği konusunda güven oluşturur şekilde 2014/2015 yılına, yani sözleşmenin feshi tarihinden sonraya ilişkin projeksiyonları paylaşmaya, markanın Türkiye'deki geleceği konusunda görüş alışverişinde bulunmaya devam ettiğini, bu güvene dayalı olarak müvekkilerinin İstanbul/Kartal ve İstanbul/Etiler şovrumlarında ... markalı araçlara yönelik yüklü miktarlarda yatırım yaptığını, müvekkille yapılan yenileme görüşmelerine rağmen neticede ..., dava dışı ... Otomotiv ile anlaştığını, tek satıcılık yetkisini bu şirkete verdiğini, müvekkilleri tarafından ...'a gönderildiği bildirilen 15/08/2014 ve 01.10.2014 tarihli iki yazı ile ilişkinin tasfiyesinde müvekkillerinin ...'dan olan alacakları kendilerine bildirilerek bu alacakların ödenmesi talebinde bulunduklarını, sulh görüşmesinde ... tarafından müvekkillerinin taleplerinin hiçbirine olumlu yanıt verilmediği ve müvekkil aleyhine son bir kısım aracın bedelinin tahsil edilemediği gerekçesiyle ... tahkim mahkemesi nezdinde bir alacak davası ikame edildiğini, iki kez ihtiyati tedbir talebinde bulunulduğunu ancak ...'ın taleplerinin reddedildiğini, müvekkillerinin ...'a karşı olan alacaklarının ... tarafından reddi, dolayısıyla borcun müvekkillerine ifa edilmemesi üzerine bu davayı açtıklarını, müvekkillerinin taraflar arasındaki tek satıcılık sözleşmesinin sona ermesinden önceki beş yıllık kazacının bir yıllık ortalama tutarını 1.537,565 TL olduğunu bu bakımdan fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere mahkemece müvekkilinin hak kazandığı denkleştirme bedelinin belirlenmesi ve şimdilik 100.000. TL'nin müvekkile ödenmesini, taraflar arasındaki sözleşmesel ilişki sona erene dek satılan ürünlerin teknik aksaklıkları nedeniyle müvekkillerine karşı yedi dava açıldığını bu davalardan üçünün hükmünün kesinleştiğini ve müvekkillerinin bu davalar nedeniyle 425.338,58 TL tazminat ödemek zorunda kaldığını, bu tutarın müvekkile ödenmesi gerektiğini, diğer davaların ise halen derdest olduğunu, bu nedenle müvekkilinin ödemek zorunda kalabileceği olası tazminatları da müvekkile tazmin etmesi gerektiğini, bu nedenle müvekkillerine rücuen tazminatın belirlenmesi ve fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100.000 TL nin ödenmesinin karar verilmesini talep ettiklerini, Sözleşmesel İlişkinin sona ermesi ile müvekkillerinin elinde kalan yedek parça stokunun davacı tarafından iade alınarak bedelinin müvekkile ödenmesi gerektiğini, toplam 5594 kalemden oluşan yedek parçalarının üretici tarafından geri satın alınması ve maliyet fiyatı üzerinden toplam 642.509 STG (İngiliz Sterlini) 'den oluşan bedelinin müvekkillerine ödenmesini, bu bağlamda şimdilik 23.314 İngiliz Sterlini ödemeye mahkum edilmesini, anılan meblağlara davalıya gönderildiği bildirilen 01/10/2014 tarihli ihtarnameden itibaren 3095 sayılı Kanun m.2/2; yabancı para cinsinden alacak için ise 3095 sayılı Kanun m. 4/a gereğince temerrüt fazi işletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi uyarınca tarafların arasındaki uyuşmazlıkları çözmeye yetkili mercinin Milletler arası Tahkim Divanı olup, bu nedenle işbu davanın öncelikle usulden reddinin gerektiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin İngiliz hukukuna tabi olduğunu, her bakımdan İngiliz Hukuku'na göre yorumlanacağının düzenlendiğini, işbu davada hiçbir şekilde Türk Hukukunun uygulanabileceği anlamına gelmemek üzere davacının uyuşmazlığının dava dilekçesinde talep ettiği denkleştirme tazminatı, tüketicilere ödenen bedellerin Müvekkili tarafından tazmin edilmesi ve yedek parça stokunun geri alınması ve maliyetin kendisine ödenmesine ilişkin taleplerine karşı itirazlarına geçmeden evvel öncelikle davacının uyuşmazlığının gelişimine ilişkin açıklamalara cevap verme zorunluluğunun hasıl olduğunu, davacının denkleştirme talebine hak kazanamadığını, huzurdaki davanın süresinde açılmadığını, denkleştirme tazminatının koşullarının oluşmadığını, davacının iddiasının aksine müvekkilinin davacı tarafından tüketicilere ödenen ve ödenmesi muhtemel tazminatları müvekkiline rücu hakkının bulunmadığını, davacı tarafından tüketicilere ödenen tutarlar için rücu koşullarının oluşmadığını, müvekkilinin davacının stoklarında kalan yedek parçaları iade alma yükümlülüğünün bulunmadığını beyan ederek öncelikle huzurdaki davanın tahkim itirazları göz önünde bulundurularak usulden reddini, tahkim itirazlarının kabul edilmemesi halinde davanın zaman aşımı yönünden reddini, tahkim ve zamanaşımı itirazlarının kabul edilmemesi halinde haksız, dayanaksız davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, taraflar arasında imzalanan tek satıcılık sözleşmesinden kaynaklanan denkleştirme bedeli, rücuen tazminat ve yedek parça stokunun geri alınması talebini ilişkindir. Dosyada tarafların bildirdiği belgeler, 25.06.1985 tarihli Tek Satıcılık Sözleşmesi, 21 Ağustos 2012 tarihli fesih bildirimi, e-posta yazışması örnekleri, ... markasına yapılan Sponsorluk Anlaşması, sulh görüşmesi talebine dair yazılar, yedek parça listesi, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 2019/... esas 2019/... karar 14/11/2019 tarihli ilamı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 2021/... esas 2021/... karar 10/06/2021 tarihli ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/... esas 2023/... karar 22/03/2023 tarihli bozma ilamı delil olarak değerlendirilmiştir. Mahkememizden verilen 2016/... E. 2017/... K. Sayılı 07/12/2017 tarihli karar ile davacının davasının 6100 Sayılı HMK 119. maddesi hükmü gereğince açılmamış sayılmasına dair karar verilmiş, karar İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin 14/11/2019 tarih 2019/... Esas 2019/... Karar sayılı ilamıyla; " ....6100 sayılı HMK'nın 114.maddesinde dava şartları, 115.maddesinde ise dava şartının incelenmesine yönelik düzenleme yapıldığı, aynı yasanın 119.maddesinde ise dava dilekçesinde bulunması gereken hususlara ilişkin düzenleme yapıldığı, 119/1-b hükmüne göre dava dilekçesinde davacı ile davalının adı soyadı ve adresinin gösterilmesinin zorunlu olduğu, aynı maddenin ikinci fıkrasında ise birinci fıkranın (a), (d), (e), (f) ve (g) bentleri dışında kalan hususların eksik olması hâlinde, hâkimin davacıya eksikliği tamamlaması için bir haftalık kesin süre vereceği, bu süre içinde eksikliğin tamamlanmaması hâlinde davanın açılmamış sayılacağına karar verileceği belirtilmiştir. Dava dilekçesinde davalının adresinin bulunduğu, dava dilekçesinin HMK 119.maddesindeki şartları taşıdığı anlaşılmaktadır. Davalının adresinin dava dilekçesinde açıkça yazıldığı, davalının adresinin İngiltere olup davalıya, Türkiye' nin de taraf olduğu Lahey Sözleşmesi' ne uygun olarak tebligat yapılması gerektiği, mahkemece, davalıya dava dilekçesinin tebliği için Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk Ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü'ne iki kez talimat yazıldığı, İngiltere Yetkili Makamları tarafından talepnamenin Lahey Sözleşmesine uygun düzenlenmediği belirtilerek evrakın tebligat yapılmadan iade olduğu, mahkemece tebligat yapılmama sebebinin adres yetersizliği olarak değerlendirildiği, mahkemece, 01/08/2017 tarihli ara karar ile davacı vekiline davalının tebliğe elverişli adresini bildirmesi için meşruatlı davetiye çıkartıldığı, davacı vekilinin dava dilekçesinde belirttiği aynı adresi bildirdiği, bu nedenle mahkemece aynı adres olduğu belirtilerek işlem yapılmadığı ve davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş ise de, mahkeme kararı ve davacı istinaf dilekçesinin davalının dava dilekçesinde belirtilen adresine tebliğe çıkartıldığı ve tebligatın yapıldığı anlaşılmaktadır. Hal böyle iken verilen karar dosya içeriğine uygun olmadığından , davacı vekilinin istinaf sebebi yerinde görülmüştür. Sonuç itibariyle, davacı vekilinin istinaf talebi yerinde görülmekle, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda ilk derece mahkemesi kararının, HMK 353/1-a4 maddesi uyarınca kaldırılmasına, yukarıda belirtildiği şekilde işlem yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." şeklinde verilen karar ile kaldırılmıştır. Kaldırma kararı sonrası Mahkememizin 2019/.... esas sayısına kaydedilen dosyanın yapılan yargılaması sonunda "... taraflar arasında imzalanan 25.06.1985 tarihli tek satıcılık sözleşmesi, 25.02.2013 te davalı unvan değişikliği nedeniyle aynı mahiyet ve kapsamdaki yenileme sözleşmesi incelenmiş ve değerlendirilmiştir. Davalının cevap dilekçesi ile ileri sürdüğü tahkim ilk itirazı bulunmaktadır. Öncelikle iş bu durum ön sorun gibi incelenip karara bağlanmalıdır kuralı gereğince dosya kapsamında hukuki değerlendirme yapılmıştır. Çekişmeli bir hak üzerinde uyuşmazlığa düşmüş olan iki tarafın rızaları ile anlaşarak bu uyuşmazlığın çözümünü özel kişilere bırakmalarına ve uyuşmazlığın bu özel kişiler tarafından incelenip karara bağlanmasına ihtiyari tahkim denir. Dava konusu uyuşmazlığın iki tarafın iradelerine tabi olan serbestçe tasarruf edebildikleri uyuşmazlık olduğu ve tek satıcılık sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlık hakkında takhim şartının kararlaştırıldığı anlaşılmakla dava konusunun tahkime elverişli olduğu anlaşılmaktadır. İş bu davada taraflar rızalarıyla 25.06.1985 tarihli sözleşme içeriği madde 11/ K hükmü ile aralarındaki uyuşmazlığın çözümü için tahkime başvuruyu yazılı olarak açık ve net bir şekilde kararlaştırmışlardır, bu durumda geçerli tahkim şartı mevcuttur aksine dair dosya kapsamında bilgi ve belge bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki imzalanan (çevirisinde franchise anlaşması olarak çevrilen) tek satıcılık sözleşmesi incelendiğinde; sözleşmenin 11/ K ''Tahkim'' başlıklı madde metninde; (Davalı) ... ve (davacı) Distribütörün iş bu anlaşma ile ilgili olarak aralarındaki her tür anlaşmazlığı görüşme yolu ile ya da başka bir şekilde dostane biçimde çözmek üzere daima çaba göstermesi gerektiği, bu şekilde çözümlenemeyen her türlü ihtilafın İngiltere Uluslararası Ticaret Odası Ulusal Komitesi olan Başkanın kurallarına uygun olarak tayin edilen bir veya bir kaç hakem tarafından Uluslararası Ticaret Odası kuralları kapsamında kesin olarak çözümleneceği, Tahkimin Londra' da yapılacağı kararlaştırılmıştır. Geçerli olan hukukun yine sözleşmenin 11/ L ''Yasa'' başlıklı madde metni içeriği gereğince; İngiliz hukukuna tabi olacağı ve bu hukuka uygun tefsir edileceği yani yorumlanacağı kararlaştırılmıştır. Davacı ile davalının aralarında çözümlenen tahkim ile ilgili sonuca göre; İngiliz Mahkemelerinin gayri münhasır yetkilerini kabul ettiği de kararlaştırılmıştır bu durum alternatif değil tahkim sonucuna göre başvurulabilecek bir kanuni yoldur. Saptanan ve hukuksal durum karşısında; tahkim şartının geçerli, tesirli ve uygulanması mümkün olduğu anlaşılmakla davalı ilk itirazı kabul edilmiş dava kanunen usulden red edilmiştir." gerekçesiyle 6100 sayılı HMK.nın 116/1-b maddesi gereğince ayrıca taraflar arasındaki sözleşmenin 11/K maddesi uyarınca davacının davasının usulden reddine" şeklinde karar verilmiş, davacı vekili kararı istinaf etmiş, karar İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 2021/... esas 2021/... karar 10/06/2021 tarihli ilamı ile "...Dava konusu olayda, Davacı taleplerini taraflar arasında 25.06.1985 tarihinde imzalanan distribütörlük sözleşmesine dayanarak öne sürmektedir. Somut uyuşmazlık; Taraflar arasında 25.06.1985 tarihinde imzalanan sözleşmenin davalı tarafından feshedilmesinden kaynaklanmaktadır. MÖHUK 47. madde hükmüne göre yer itibariyle yetkinin münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hallerde, taraflar arasında yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkisinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşmaları mümkündür. Yetki şartı taraflar arasındaki ilişkiyi düzenleyen sözleşmeye ayrı bir madde olarak konabileceği gibi ayrı bir sözleşme olarak da düzenlenebileceği, dava konusu uyuşmazlığın yabancı unsur taşıması, mahkemenin yetkisinin münhasır yetki esasına göre düzenlenmemiş olması, uyuşmazlığın akdi borç ilişkisinden doğması gerekir. Taraflar arasında 25.06.1985 tarihli tek satıcılık sözleşmesi sözleşmesi imzalananmıştır. Sözleşmenin 3.1 maddesinde; Anlaşmanın 25 Haziran 1985 tarihinde yürürlüğe gireceği ve taraflardan herhangi biri altı ay önceden yazılı bildirimle feshetmedikçe yürürlükte kalacağı düzenlenmiştir. Davalı tarafından çekilen 21/08/2012 tarihli fesih yazısı ile sözleşmenin 20/08/2014 tarihinde sona ereceği davacıya bildirilmiştir. 25.06.1985 tarihli sözleşmenin TAHKİM başlıklı K maddesinde tahkim şartı düzenlenmiştir. Sözleşmenin K-i maddesinde;'' ... ve Distribütör, iş bu anlaşma ile ilgili olarak aralarındaki her türlü anlaşmazlığı görüşme yoluyla ya da başka bir şekilde dostana biçimde çözmek üzere daima çaba gösterecektir, '' düzenlemesi yer almaktadır. Sözleşmenin K-ii maddesinde; "Bu şekilde çözümlenemeyen her türlü ihtilaf, bu kapsamda İngiltere Uluslararası Ticaret Odası Ulusal Komitesi olan Başkanın kurallarına uygun olarak tayin edilen bir yada birkaç hakem tarafından Uluslararası Ticaret Odası kuralları kapsamında kesin olarak çözümlenecektir.Tahkim Londra'da yapılacaktır.(L) geçerli hukuk, (i) işbu anlaşma, tüm hususta İngiliz Hukukuna tabi olacak ve bu hukuka uygun tefsir edilecektir, (ü) ... ve Distribütör İngiliz Mahkemelerinin gayri münhasır yetkilerini kabul ederler,'' hükmü düzenlenmiştir. HMK'nın 116. maddesinde tahkim itirazı ilk itirazlar arasında sayılmış olup davalı vekilince süresinde tahkim ilk itirazında bulunulmuştur. Tahkim itirazında bulunulması üzerine, mahkemece tahkim anlaşmasının bulunup, bulunmadığı araştırılırken, söz konusu tahkim anlaşmasının geçerli olup olmadığınında incelenmesidir. MTK'nun 5.maddesinde "tahkim itirazının kabulü halinde, mahkeme davayı usulden reddeder"hükmüne yer verilmiştir. O halde mahkemenin görevi burada sadece hukuki durumu ne olursa olsun bir tahkim şartının var olup olmadığını incelemekle sınırlı değil fakat geçerli bir tahkim anlaşmasının var olup olmadığını incelemektir. Zira kanunda "kabul edilebilir" bir tahkim anlaşmasının bulunması şartı aranmaktadır. Davaya konu uyuşmazlığın sözleşmeye göre açık ve net bir şekilde tahkim koşuluna bağıtlandığı, sözleşmedeki ... ve Distribütör İngiliz Mahkemelerinin gayri münhasır yetkilerini kabul ederler düzenlemesinin tahkime ilişkin usul hükümlerinde İngiliz Mahkemelerinin yetkili olduğunun anlaşılması gerektiğinden, tahkim şartını ortadan kaldırmayacağından davacı vekilinin tahkim şartının mutlak, kesin bir yol olarak düzenlenmediğine yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Sözleşmenin tarafı ... ... Limited’in unvanı, ... ... Limited olarak değiştiği, sonrasında, ...... grubunun iç yapısındaki değişiklik nedeniyle, ... ... Limited ihracat işini ana şirketi olan ... Şirketi’ne devrettiği dosya kapsamından tesbit edilmiştir. Bu kapsamda, Davacı ve ...'in, 25 Şubat 2013 tarihinde yazılı bir yenileme sözleşmesi akdettiği, söz konusu sözleşme ile ... ..., Bayilik Sözleşmesi’nden doğan tüm hak, borç ve yükümlülüklerini olduğu gibi ...’e devrettiği ve önceki sözleşmenin tarafı ... ... Limited’in değiştiğine dair sözleşme olup 25.06.1985 tarihli sözleşme maddelerinin değiştirilmediği aynen devam ettiğinden 25.06.1985 tarihli sözleşmedeki tahkim şartıda geçerli olup davacı vekilinin tahkim şartının geçerli olmadığına yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığından davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle, İlk derece mahkemesince verilen kararda yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 mad. uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle Mahkememizin 2019/... Esas, 2020/... Karar sayılı ilamı onanmıştır. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 2021/... esas 2021/... karar 10/06/2021 tarihli ilamı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2021/... esas 2023/... karar 22/03/2023 tarih ilamıyla; "...1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.4686 sayılı Kanun'un 4 üncü madddesinin üçüncü fıkrasına göre tahkim anlaşması, tarafların tahkim anlaşmasına uygulanmak üzere seçtiği hukuka veya böyle bir hukuk seçimi yoksa Türk hukukuna uygun olduğu takdirde geçerlidir. 3.Bir davanın hakemde görüleceğine dair hakem sözleşmesinin ya da bir sözleşmeye eklenen tahkim şartının geçerli olabilmesi için ortaya konan tahkim iradesinin hiçbir tereddüde yer vermeyecek kesinlikte açık olması gerekmektedir. Buna göre geçerli bir tahkim şartının varlığından söz edebilmek için taraflarca imzalanmış yazılı bir anlaşma, karşılıklı mektup teatisi ya da telgraf ile üzerinde mutabakata varılmış ve bu şekilde ortaya çıkmış kesin ve açık bir tahkim iradesi bulunmalıdır. Aksi taktirde tahkim sözleşmesinin geçerliliğinden söz edilemeyecektir. 4.25.06.1985 tarihli sözleşmeni K(i) maddesinde ... ve Distribütörün işbu anlaşma ile ilgili olarak aralarındaki her türlü anlaşmazlığı görüşme yoluyla ya da başka bir şekilde dostane biçimde çözmek üzere daima çaba gösterecekleri kararlaştırıldıktan sonra K (ii) maddesi "Bu şekilde çözümlenemeyen her türlü ihtilaf, bu kapsamda İngiltere Uluslararası Ticaret Odası Ulusal Komitesi olan Başkanın kurallarına uygun olarak tayin edilen bir ya da birkaç hakem tarafından Uluslararası Ticaret Odası kuralları kapsamında kesin olarak çözümlenecektir. Tahkim Londra'da yapılacaktır" şeklinde düzenlenmiş, L (i) maddesinde işbu anlaşmanın, tüm hususta İngiliz Hukukuna tabi olacağı ve bu hukuka uygun olarak tefsir edileceği belirtildikten sonra L (ii) maddesinde ... ve Distribütörün İngiliz Mahkemelerinin gayri münhasır yetkilerini kabul ettikleri ifade edilmiştir. 5.Sözü edilen sözleşmede ihtilafın İngiltere Uluslararası Ticaret Odası Ulusal Komitesi olan Başkanın kurallarına uygun olarak tayin edilen bir ya da birkaç hakem tarafından Uluslararası Ticaret Odası kuralları kapsamında kesin olarak çözümleneceği belirtildikten sonra tarafların İngiliz Mahkemelerinin gayri münhasır yetkilerini kabul ettiklerine yer vermeleri nazara alındığında tahkim hususunda açık ve kesin bir iradenin varlığından söz edilemeyecek, bu durumda Türk Hukuku uyarınca geçerli bir tahkim anlaşmasının bulunduğu sonucuna varılamayacaktır. 6.Ancak sözleşmede açıkça anlaşmanın tüm hususlarda İngiliz Hukukuna tabi olacağı ve bu hukuka uygun olarak tefsir edileceği kararlaştırıldığından tahkim şartının geçerli olup olmadığının da İngiliz Hukukuna göre değerlendirilmesi gerekir. Bu bakımdan mahkemece, İngiliz Hukukunun konu ile ilgili mevzuatının yeminli mütercim tarafından tercüme edilmiş bir çevirisinin de dosya içine alınmasından sonra sözleşmede öngörülen tahkim şartının İngiliz Hukukuna göre geçerli olup olmadığının değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmemiş, kararın bozulmasını gerektirmiştir." gerekçesiyle anılan ilamın bozulmasına karar verilmiştir. Davacı vekili 14/12/2023 tarihli duruşmadaki beyanında özetle; Yargıtay bozma ilamına uyulmasını talep etmiştir. Davalı vekili 14/12/2023 tarihli duruşmadaki beyanında özetle; Yargıtay bozma ilamına direnilmesini talep etmiştir. Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, müzekkere cevapları, taraf vekillerinin aşamalardaki yazılı ve sözlü beyanları, dosyada tarafların bildirdiği belgeler, 25.06.1985 tarihli Tek Satıcılık Sözleşmesi, 21 Ağustos 2012 tarihli fesih bildirimi, e-posta yazışması örnekleri, ... markasına yapılan sponsorluk anlaşması, sulh görüşmesi talebine dair yazılar, yedek parça listesi, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 2019/... esas 2019/... karar 14/11/2019 tarihli ilamı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 2021/... esas 2021/... karar 10/06/2021 tarihli ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/... esas 2023/... karar 22/03/2023 tarihli bozma ilamı ile tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 22/03/2023 tarih 2021/... esas 2023/... karar sayılı bozma ilamında taraflar arasında akdedilen sözleşmede ihtilafın İngiltere Uluslararası Ticaret Odası Ulusal Komitesi olan Başkanın kurallarına uygun olarak tayin edilen bir ya da birkaç hakem tarafından Uluslararası Ticaret Odası kuralları kapsamında kesin olarak çözümleneceği belirtildikten sonra tarafların İngiliz Mahkemelerinin gayri münhasır yetkilerini kabul ettiklerine yer vermeleri nazara alındığında tahkim hususunda açık ve kesin bir iradenin varlığından söz edilemeyeceği, bu durumda Türk Hukuku uyarınca geçerli bir tahkim anlaşmasının bulunduğu sonucuna varılamayacağı, ancak sözleşmede açıkça anlaşmanın tüm hususlarda İngiliz Hukukuna tabi olacağı ve bu hukuka uygun olarak tefsir edileceği kararlaştırıldığından tahkim şartının geçerli olup olmadığının da İngiliz Hukukuna göre değerlendirilmesi gerekeceği, bu bakımdan mahkemece, İngiliz Hukukunun konu ile ilgili mevzuatının yeminli mütercim tarafından tercüme edilmiş bir çevirisinin de dosya içine alınmasından sonra sözleşmede öngörülen tahkim şartının İngiliz Hukukuna göre geçerli olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği tespitlerine yer verilmiş olup; mahkememizce, bozma ilamında belirtilen tespitlerin yerinde olmadığı değerlendirilmiştir. Öncelikle Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 22/03/2023 tarih 2021/... esas 2023/... karar sayılı bozma ilamının değerlendirme kısmının 2, 3, 5 ve 6 numaralı paragrafları arasındaki açık çelişkiyi izah etmek gerekirse; bozma ilamında 4686 sayılı Kanun'un 4 üncü madddesinin üçüncü fıkrasına göre tahkim anlaşması, tarafların tahkim anlaşmasına uygulanmak üzere seçtiği hukuka veya böyle bir hukuk seçimi yoksa Türk hukukuna uygun olduğu takdirde geçerli olacağı belirtilmiş hemen akabinde taraflar arasında akdedilen sözleşmede hem tahkim hem de İngiliz Mahkemelerinin münhasır yetkilerinin hüküm altına alınmasının tahkim şartını Türk Hukuku bağlamında geçersiz kıldığı değerlendirmesine yer verilmiş ve bir sonraki paragrafta ise taraflar arasında akdedilen sözleşmede açıkça anlaşmanın tüm hususlarda İngiliz Hukukuna tabi olacağı ve bu hukuka uygun olarak tefsir edileceği kararlaştırıldığından tahkim şartının geçerli olup olmadığının da İngiliz Hukukuna göre değerlendirilmesi gerektiği değerlendirmesine yer verilerek tahkim şartının geçerliliğinin İngiliz Hukukuna göre tartışılması gerektiğinden bahisle mahkememiz kararının bozulmasına karar verilmiş ise de anılan bozma ilamında tahkim şartının geçerliliğinin Türk hukuku bağlamında tartışılarak geçersizliğine hükmedilmesi ile aynı kararda tahkim şartının geçerliliğinin sözleşme gereği İngiliz Hukukuna göre tartışılması gerektiği gerekçesine yer verilmesi açık bir çelişkidir. Bu bağlamda tahkim şartı bozma ilamında belirtildiği üzere Türk Hukukuna göre değerlendirilip hükme bağlanacak ise sözleşmede kararlaştırılan İngiliz Hukukuna göre tahkim şartının tavsifinde ve vesaikin tercümesinde hukuki yararın bulunmadığı ve keyfiyetin usul ekonomisi ilkesi ile bağdaşmayacağı da izahtan varestedir. Bozma kararında belirtilen bir diğer esaslı husus ise tatarlar arasında akdedilen sözlemede belirtilen tahkim şartının geçerli olup olmadığına ilişkindir. HMK'nın 116/1-b maddesi uyarınca tahkim şartı ilk itiraz niteliğinde olup, davalı tarafça davalı tarafça ileri sürülmekle kati suretle karara bağlanılmadan tahkikat aşamasına geçilmesi usul hukukuna aykırılık teşkil edecektir. Dosya kapsamına alınan ... Limited ile davalı arasındaki 25/06/1985 Tarihli Franchise Sözleşmesinin "Tahkim" başlıklı 11/K maddesi ile; ... ve distribütörün bu anlaşma ile ilgili olarak aralarındaki her tür anlaşmazlığı görüşme yolu ile ya da başka bir şekilde dostane biçimde çözmek üzere daima çaba göstermesi gerektiği, bu şekilde çözümlenemeyen her türlü ihtilafın İngiltere Uluslararası Ticaret Odası Ulusal Komitesi olan Başkanın kurallarına uygun olarak tayin edilen bir veya bir kaç hakem tarafından Uluslararası Ticaret Odası kuralları kapsamında kesin olarak çözümleneceği, tahkim yerinin Londra olduğu kararlaştırılmıştır. Aynı sözleşmenin "Geçerli Hukuk" başlıklı 11/L maddesi ile; anlaşmanın İngiliz hukukuna tabi olacağı ve bu hukuka uygun olarak tefsir edileceği, ... ve distribütörün İngiliz Mahkemelerinin münhasır olmayan yetkilerini kabul ettikleri kararlaştırılmıştır. Bu noktada taraflar arasında akdedilen sözleşme hükümleri arasında yer alan tahkim şartının geçerliliği hususunda her ne kadar Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 22/03/2023 tarih 2021/... esas 2023/... karar sayılı bozma ilamında sözleşmede açık bir tahkim iradesi olmadığı belirtilmiş ise de; mahkememizce bu tespit yerinde görülmemiştir. Sözleşmenin 11/K maddesinde; sözleşmeden doğan uyuşmazlıkların çözüm sürecinde öncelikle görüşme ve sulh çabası gösterileceği, buradan bir sonuç alınamaması halinde ihtilafın Uluslararası Ticaret Odası kuralları kapsamında bir veya birden fazla hakem tarafından ve kesin olarak çözüleceği kararlaştırılmıştır. Sözleşmede bahsi geçen taraf irade beyanlarında taraflar arasında ihtilaf doğması halinde bu ihtilafın hakem tarafından kesin olarak çözüleceği ve uyuşmazlığı çözecek hakem heyetine ilişkin açık düzenlemeler karşısında yalnızca mahkemelere ilişkin münhasır yetkiye ilişkin hükmün öncelenmesi taraf iradelerini aşan, sözleşmenin kurucu iradelerini yok sayar nitelikte ve sözleşmenin kurulmasının taraflar açısından esaslı unsurlarını bertaraf edebilecek mahiyette genişletici bir yorum olup, evrensel hukukun temel ilkelerinden olan ahde vefa ilkesine de açık aykırılık teşkil etmekte olup bu yönüyle de bozma ilamına katılmak imkanı bulunmamaktadır. Yine taraflar sözleşmeden doğan uyuşmazlıkların çözümünde İngiliz hukukunun uygulanacağını da açıkça kararlaştırmışlardır. Sözleşmenin 11/L-ii bendinde yer alan İngiliz mahkemelerinin münhasır olmayan yetkisine ilişkin yetki şartı tahkim iradesinin tereddüde düşürecek mahiyette olmayıp, tahkim yargılaması nedeniyle ortaya çıkacak uyuşmazlıklarda, örneğin hakem tarafından verilen karara karşı hukuki yollara başvurulması halinde İngiliz mahkemelerinin münhasır olmayan yetkisinin kabul edildiği anlamını taşımaktadır. Taraflarca akdedilen mahkemelerin yetkisine dair münhasır yetkiye dair hükmün taraf iradelerini gölgelememek ve ahde vefa ilkesi mucibince bu haliyle yorumlanması ve sözleşme hükümlerinin bir bütün halinde değerlendirilmesi gerektiği kanaatiyle Yargıtay bozma ilamından ayrışılması gerekmiştir. Yine dosya kapsamına alınan 25/02/2013 tarihli iki sayfadan oluşan yenileme anlaşması incelendiğinde; ... Limited'in 25/06/1985 tarihli sözleşmeden doğan tüm hak ve borçlarını ...'e devretmesi nedeniyle, 25/06/1985 tarihli sözleşmenin ve bu sözleşmeye dayalı olarak yapılan tüm mutabakatların bu kez davacı ... ile davalı arasında devamına yönelik bir anlaşma yapıldığı görülmektedir. Başka ifade ile 25/02/2013 anlaşma ile, 25/06/1985 tarihli sözleşme sona erdirilmemiş, aksine bu sözleşme ve bu sözleşme kapsamında yapılan mutabakatlara atıf yapılarak, sözleşmenin bundan sonra ... ile devam edeceği kararlaştırılmıştır. 25/02/2013 tarihli yenileme anlaşmasının 4.fıkrasının alt bentlerinde sayılan istisnalar haricinde önceki sözleşme ve mutabakatların aynen geçerli olacağı da açıkça belirtilmiştir. Anılan yenileme anlaşmasının 7 ve 8. fıkralarında ise yenileme anlaşmasından doğan uyuşmazlıkların İngiliz hukukuna göre çözüleceği düzenlenmiş ve İngiliz mahkemelerinin yargı yetkisi kabul edilmiştir. Burada yer alan İngiliz mahkemelerinin yetkisine yönelik yetki şartı sadece 25/02/2013 tarihli anlaşmadan doğan uyuşmazlıklara yönelik olup, 25/06/1985 tarihli sözleşmeden doğan uyuşmazlıklara teşmil edilmemiştir. Başka ifade ile 25/06/1985 tarihli sözleşmeden doğan uyuşmazlıklar için kararlaştırılan tahkim şartı hala geçerlidir. Nitekim 25/02/2013 tarihli yenileme anlaşmasının 4.fıkrasının alt bentlerinde belirtilen istisnalar arasında tahkim şartı yer almamaktadır. Şu halde yenileme anlaşmasında yer alan yetki şartı gerekçe gösterilerek, franchise sözleşmesinde yer alan tahkim şartının geçersiz hale geldiği ileri sürülemez. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; HMK'nın 116/1-b maddesi uyarınca tahkim şartı ilk itiraz niteliğinde olup, davalı tarafça davalı tarafça ileri sürülmekle kati suretle karara bağlanılmadan tahkikat aşamasına geçilmesi usul hukukuna aykırılık teşkil edeceği, taraflar arasında akdedilen sözleşme hükümleri arasında yer alan tahkim şartının geçerliliği hususunda her ne kadar Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 22/03/2023 tarih 2021/... esas 2023/... karar sayılı bozma ilamında sözleşmede açık bir tahkim iradesi olmadığı belirtilmiş ise de; mahkememizce bu tespit yerinde görülmemiştir. Sözleşmenin 11/K maddesinde; sözleşmeden doğan uyuşmazlıkların çözüm sürecinde öncelikle görüşme ve sulh çabası gösterileceği, buradan bir sonuç alınamaması halinde ihtilafın Uluslararası Ticaret Odası kuralları kapsamında bir veya birden fazla hakem tarafından ve kesin olarak çözüleceği kararlaştırıldığı sözleşmede bahsi geçen taraf irade beyanlarında taraflar arasında ihtilaf doğması halinde bu ihtilafın hakem tarafından kesin olarak çözüleceği ve uyuşmazlığı çözecek hakem heyetine ilişkin açık düzenlemeler karşısında yalnızca mahkemelere ilişkin münhasır yetkiye ilişkin hükmün öncelenmesi taraf iradelerini aşan, sözleşmenin kurucu iradelerini yok sayar nitelikte ve sözleşmenin kurulmasının taraflar açısından esaslı unsurlarını bertaraf edebilecek mahiyette genişletici bir yorum olup, evrensel hukukun temel ilkelerinden olan ahde vefa ilkesine de açık aykırılık teşkil etmekte olup bu yönüyle de bozma ilamına katılmak imkanı bulunmadığı değerlendirilerek ve bu hukuki nitelendirmeden hareketle uyuşmazlığın çözümü gerektiği kanaatiyle yukarıda etraflıca izah olunan gerekçelerle Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 22/03/2023 tarih 2021/... Esas 2023/... Karar sayılı bozma ilamına DİRENİLMESİ ile 6100 sayılı HMK.nın 116/1-b maddesi gereğince ayrıca taraflar arasındaki sözleşmenin 11/K maddesi uyarınca davacının davasının usulden reddine, dair aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah olunduğu üzere; 1-Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 22/03/2023 tarih 2021/... Esas 2023/... Karar sayılı bozma ilamına DİRENİLMESİNE, 2-6100 sayılı HMK.nın 116/1-b maddesi gereğince ayrıca taraflar arasındaki sözleşmenin 11/K maddesi uyarınca davacının davasının USULDEN REDDİNE, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesap olunan 269,85-TL maktu karar ve ilam harcının peşin alınan 5.154,65-TL harçtan mahsubu ile artan 4.857,80-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-HMK 333.maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansından geriye kalan kısmının hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde YARGITAY nezdinde TEMYİZ kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.14/12/2023 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/596, K. 2023/882, T. 14.12.2023, www.arakarar.com/karar/istanbul-6-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-596-e-2023-882-k-7de0a644eee2