İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/915 E. 2024/823 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/915
Karar No
2024/823
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/915 Esas KARAR NO : 2024/823 DAVA : Menfi Tespit DAVA TARİHİ : 30/12/2022 KARAR TARİHİ : 19/12/2024 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 2012 yılında sürücü belgesinin kaybolmasının ardından müvekkilin bilgisi dışında, müvekkilin ismi ve kimlik bilgileri kullanılarak sahte şekilde düzenlenerek hazırlanan sürücü belgesi ile haksız ve müvekkili zararlandırıcı şekilde lehdar gösterilip yerine ciro edilerek çek tedavüle sokulduğunu, müvekkil aleyhine “... 34.İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosya ile kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin hiçbir suretle imzalamamış olduğu çekin üzerine lehtar olarak adının yazılıp ciro yapmış gibi sahte imza atılması yoluyla devredilen senetten ötürü işbu senette taraf olmadığı halde taraf gösterildiğini, böylece müvekkilinin hukuken borçlusu olmadığı bir alacağa dayanan takibe itiraz etmek zorunda bırakıldığını, tüm bu nedenlerle, icra işlemlerine ilişkin olarak, sahtecilik başta olmak üzere usulsüzlüklere ilişkin soruşturmada kesin hüküm verilinceye kadar gerçekleştirilecek olan işlemlerin tedbiren durdurulması, müvekkilimizin davalı (alacaklı) arasında hiçbir şekilde bir ticari ilişki bulunmadığı gibi hiçbir hukuki ilişki de bulunmadığından, davalı taraflarca gerçekleştirilen işbu haksız ve hukuka aykırı eylemleri sebebiyle fazlaya ilişkin her türlü hak, dava ve alacaklarımız saklı kalmak kaydıyla, İİK 72. madde gereğince müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile icra işlemlerinin durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı takip borçlusu tarafından takip dayanağı çekin üzerindeki imzanın davacıya ait olmadığı, bu nedenle icra takibine konu çekte taraf olmadığı, davacının müvekkil alacaklı arasında hiçbir ticari ilişkisi olmadığı iddia edilerek dava konusu çekten dolayı borçlu durumunda olmadığının tespiti ve işbu çeke dayalı başlatılan ... 34. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takibin davacı yönünden iptali talebiyle huzurdaki haksız dava ikame olunduğunu, ancak, davacı tarafın iddialarına itibar edilmesi mümkün olmayıp davacı tarafın iddialarının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkil alacaklı çeki iktisap eden iyiniyetli hamil olduğunu, davacı tarafından aksinin iddia edilmesi halinde ise bu kapsamda müvekkilinin çeki iktisap ederken kötüniyetli ve ağır kusurlu olduğunun TTK 792. Maddesi gereğince davacı tarafça ispatlanması gerektiğini, keşidecinin çeki ilk olarak keşide ettiği kişiye tevdi etmesine müteakip, çekin piyasada tedavül görmesinden sonra, cirantanın diğer cirantalarla ya da keşideci ile yaşadığı ihtilaf sebebiyle veya vuku bulan bir olay nedeniyle meşru hamil sıfatıyla çek bedelini tahsil eden kişiye karşı iş bu huzurdaki menfi tespit ve istirdat davasının ikamesinin mümkün olmadığını, gerçeğe aykırı, ispata muhtaç iddialarla ikame olunan huzurdaki davanın reddine, müvekkilini zarara uğratma ve haklı alacağına halel getirme kastı sabit olan davacının alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra ve inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Uyuşmazlık, ... 34. İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasındaki takip dayanağı Şekerbank Bağcılar/İstanbul Şubesi'ne ait, keşidecisi ... lehdarı ... olan ... numaralı, 38.750,00 TL bedelli, 10/09/2012 tarihli çekin arka sayfasında 1. ciranta olarak yer alan imzanın davacıya ait olup olmadığı, çek ve icra takibi nedeniyle davacının davalıya borçlu olup olmadığı ve tarafların İİK'nun 72/4-5. Maddesi uyarınca tazminat talep edip edemeyecekleri hususlarına ilişkindir. Dosyada tarafların bildirdiği belgeler, ... 9. Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas... karar sayılı dosyası, ... 24.Asliye Ceza Mahkemesinin ...esas ... karar sayılı dosyası, ... 34. İcra Müdürlüğünün... esas sayılı dosyası, dava konusu çek aslı, imza örnekleri, İTO kayıtları ve ATK raporu delil olarak değerlendirilmiştir. Davanın mahiyeti gereği ve HMK'nın 200.maddesi uyarınca davacı tarafın tanık dinletme talebinin reddine karar verilmiştir. Dosyanın Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge inceleme Şubesine sevki ile dava konusu yapılan takip dayanağı 10/09/2012 tarih 38.750,00-TL bedelli çek üzerindeki davacıya atfen atılı bulunan imzanın ve yazıların davacının eli ürünü olup olmadığı hususunda hazırlanan 18/04/2024 tarihli raporda; inceleme konusu çek arka yüz 1. cirodaki yazılar ile ...'in mukayese yazıları arasında, tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından, söz konusu yazıların mevcut mukayese yazılarına kıyasla ...'in eli ürünü olmadığı, tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından yapılan incelemede; İnceleme konusu çek arka yüz 1. cirodaki imza ile ...'in mevcut mukayese imzaları arasında ilgi ve irtibat tespit edilemediği, inceleme konusu çek arka yüzdeki diğer yazılar ve inceleme konusu çek ön yüz yazıları ...'e huzurda yazdırılmadığından söz konusu yazılar hususunda değerlendirme yapılamadığı bildirilmiştir. Davacı tarafından varlığı inkâr edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının tespiti için açılan davaya menfî (olumsuz) tespit davası denir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı, İstanbul 2013, s. 346). Menfî tespit davası 2004 sayılı İİK'nın 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere menfi tespit davasında amaç bir hukukî ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitidir. Menfi tespit davası, maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Eş söyleyişle kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise, ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233). Ayrıca, adi senette borçlu olarak gözüken kimse, senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığının ve dolayısıyla, senet borçlusu konumunda bulunmadığının tespiti amacıyla, cebri icra tehdidi ile karşı karşıya ise, icra takibinin yapılmasından önce; süresi içinde ödeme emrine karşı imzaya itirazda bulunmayı ihmal etmiş ve takip kesinleşmişse, takibe başlanılmasından sonraki evrede sahtelik davası açabilir, böyle bir sahtelik davası hukukî niteliği itibariyle 2004 sayılı İİK 72’de düzenlenmiş olan menfi tespit davasıdır (Tanrıver, S.: Medenî Usul Hukuku, C.1, Ankara 2016, s. 844-845). TMK'nın 6. maddesine göre "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." HMK'nun 190. maddesi gereğince de, "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir." Menfi tespit davalarında da, HMK'nın ispata ilişkin genel kuralları geçerlidir. Bu davalarda davacı taraf, borçlu olmadığını iddia ettiğine göre, olumsuz bir durumun ispatı mümkün olmadığından, kural olarak ispat yükü alacaklıya aittir. Fakat davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı HMK m. 190; 4721 sayılı TMK m. 6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru, El Kitabı, s. 370 ilâ 372). 6100 sayılı HMK'nın 209. maddesi uyarınca; adi bir senetteki yazı veya imza inkâr edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz. Öte yandan, sözleşmedeki imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfeti bunu iddia eden alacaklıya aittir. (Yargıtay HGK'nın 26/04/2006 tarih ve ... E., ... K. sayılı ilamı). Başka bir ifade ile, menfi tespit davasında hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü alacaklıdadır. Bununla beraber, yukarıda izah edildiği üzere davacının iddiasına göre ispat yükünün yer değiştirmesi de mümkündür. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel ilişkiden doğan talep hakkına ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. (HGK'nun ...Esas ... Karar ... Esas ...Karar sayılı ilamları) Bu nedenle kambiyo senetleri hakkında açılan menfi tespit davalarında, senedin dayanağı olduğu ileri sürülen hukuki ilişki ile senet metnindeki borç sebebi karşılaştırılarak, ispat yükünün kime düşeceği belirlenir. Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan ilişki “kambiyo ilişkisi” ismiyle anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu “kambiyo taahhüdü”nde bulunmuş olur. Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl /temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. Kambiyo senedinin bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü kambiyo senedinin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK m. 6 m.). İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle ortadan kalktığını ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkâr ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle sona erdiğini ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu, senedin varlığını kabul etmekle birlikte bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir. (Yargıtay HGK'nun ... K sayılı kararı) Davacı tarafın dava dilekçesi ile ileri sürdüğü imza itirazı ve dolayısıyla sahteciliğe ilişkin itiraz mutlak defi olup herkese karşı ileri sürülebilir. Dava konusu ...bank ...Şubesi'ne ait, keşidecisi Veysel Karataş lehdarı ... olan ... numaralı, 38.750,00 TL bedelli, 10/09/2012 tarihli çekin arka sayfasında 1. ciranta olarak yer alan imzanın davacıya ait olup olmadığı hususunda çek aslı üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen 18/04/2024 tarihli ATK raporunda inceleme konusu çek arka yüz 1. cirodaki yazılar ile ...'in mukayese yazıları arasında, tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından, söz konusu yazıların mevcut mukayese yazılarına kıyasla ...'in eli ürünü olmadığı bildirilmiştir. Mahkememizce aldırılan 18/04/2024 tarihli ATK raporunun denetime açık, yeterli, objektif ve hüküm kurmaya elverişli olması gerekçeleriyle anılan bilirkişi raporuna itibar edilmiştir. Bilirkişi raporuna davalı vekilinin teknik nitelikte olmayan itirazlarının dosya kapsamı ile örtüşmemesi de dikkate alınarak davalı vekilinin dosya kapsamındaki itirazlarına itibar edilmemiştir. Yukarıda detayları ile izah olunduğu üzere davacı tarafın üzerinde bulunan ispat yükünü yerine getirdiği, dava konusu edilen çekin altındaki imzanın davacının eli ürünü olmadığının ispat ettiği kanaatine varılmıştır. Bu nedenlerle davanın kabulü ile, ... 34. İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı icra takibi nedeniyle davacının davalıya karşı borçlu olmadığının tespitine, karar verilmiştir. Davacı tarafın tazminat talebi yönünden ise davalının davacıya atfen atılı bulunan imzanın sahte olduğunu çeki iktisap ettiğinde bilebilecek durumda değildir. Dosya kapsamında davalının kötüniyetli olduğuna dair bir belge veya delil de bulunmamaktadır. Bu nedenlerle de davacı tarafın davalı hakkındaki tazminat talebinin İİK'nun 72/5. maddesindeki koşulları oluşmadığından reddine karar verilmiştir. Davalı tarafın kötüniyet tazminatı talebi yönünden ise İİK'nın 72/4. maddesi uyarınca tazminata hükmedilebilmesi için davanın alacaklı konumunda olan davalı lehine reddine karar verilmiş olması ve dosya kapsamında ihtiyati tedbir kararı verilmiş olması gerekmektedir. Davanın kabulüne karar verilmiş olması nedeniyle davalının tazminat talebinin İİK'nın 72/4. Maddesi'ndeki koşullar oluşmadığından reddine dair karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah olunduğu üzere; 1-Davanın KABULÜ ile, ... 34. İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı icra takibi nedeniyle davacının davalıya karşı borçlu olmadığının TESPİTİNE, 2-Tarafların kötü niyet tazminat taleplerinin İİK'nın 72/4-5. fıkralarındaki koşullar oluşmadığından ayrı ayrı reddine, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 2.595,78-TL nispi karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 648,95-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 1.946,83-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan 648,95-TL peşin harç, 80,70-TL başvurma harcı 550,00-TL posta giderleri olmak üzere toplam 1.279,65-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-... Arabuluculuk Bürosu tarafından ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere suçüstü ödeneğinden karşılanan 3.200,00-TL arabuluculuk tarife bedelinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, buna ilişkin harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, 6-Artan gider/delil avansından artan avans olması halinde, hüküm kesinleştiğinde ve talep edildiğinde yatırana iadesine, Dair, davacı asil ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.19/12/2024 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır *Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Atıf: İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/915, K. 2024/823, T. 19.12.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-6-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-915-e-2024-823-k-747d02fc8c1a