İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/896 E. 2025/441 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/896
- Karar No
- 2025/441
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/896 Esas KARAR NO : 2025/441 DAVA : Tazminat DAVA TARİHİ : 27/12/2022 KARAR TARİHİ : 26/06/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... bayilik ismi ile davalı arasında bayilik sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme yenilerek yaklaşık 10 sene süreyle yürürlükte kaldığını, bu sözleşme ile “Bayi, davalı’nin ürün ve hizmetlerinin satışına/sonlandırılmasına aracılık edilmesi ve abonelik sözleşmelerinin kurulması/sona erdirilmesi işlemleri ile satış öncesi-sonrası hizmetlerin yerine getirilmesi ve fakat bunlarla sınırlı olmaksızın ilgili belge doküman temin ederek davalı ile müşteriler/aboneler arasında gerçekleşecek olan abonelik sözleşmelerinin kurulmasına ve sonlandırılmasına aracılık etme hak ve yetkisi tanımak konusunda münhasır olmaksızın yetkili hale geldiğini, bu sözleşme kapsamında davalı davalı, söz konusu işlemler için aylık hedefler belirlemekte ve bu hedeflerin gerçekleşme oranına ve de gösterilen performansa göre ceza ve ödül sistemleri uygulamakta, bayi prim sistemine göre hakkediş bedellerinin belirlemekte olduğunu, söz konusu hedefler ve hakediş bedellerinin davalı tarafından duyurular vasıtasıyla tek taraflı olarak belirlendiğini, bayinin hakediş bedelleri, hedefler ve kesilen cezalar davalı ye ait portallar ve mailler üzerinden gönderildiğini, söz konusu duyurular için bayiye herhangi bir müzakere imkanı tanınmadığını ve duyurulara karşı itiraz hakkı verilmediğini, davalı tarafından tek taraflı olarak belirlenen hedeflerin 2019-2020 dönemlerindeki benzer lokasyon ve satış hacmindeki bayilerden nazaran çok yüksek tutulması sonucu müvekkili bayinin, bu hedeflere ulaşmakta güçlük çektiğini, sözleşmeyi ve iş yerini devretmek zorunda bıraktırıldığını, sözleşmenin sona ermesinin akabinde davalı söz konusu portalların ve maillerin erişimini tarafımıza kestiğinden dolayı bu zararın tespiti konusunda gerekli bilgi ve dokümana ulaşma imkanlarının fiilen ve hukuken imkansız hale geldiğini, portalların ve mail adreslerinin taraflarına açılması konusunda ... yev. nolu ve ... tarihli noter ihtarnamesi ile davalı ye ihtarda bulunduklarını, fakat bu konuda bir geri dönüş sağlanmadığını, bu sebeple zararlarının tespiti için mahkeme aracılığıyla gerekli evrakların karşı tarafdan temin edilmesinin keşif icra edilmesi ve nihayetinde bilirkişi incelemesi sonucu zararımız tespit edileceğini, HMK 107/2 kapsamında belirsiz alacaklarının bilirkişi incelemesi sonunda belirli hale geleceğini ve talep artırımı yapılacağını, TBK md. 1’e göre sözleşmelerin, tarafların iradelerinin karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklanmasıyla kurulu olduğunu, lakin sözleşmelerin kurulabilmesi için öncelikle sözleşme hükümlerinin müzakere edilmesi ve bu konuda mutabakata varılması gerektiğini, hal böyle iken tek taraflı olarak getirilen yükümlülüklerin emir ve talimatlardan öteye geçmeyeceğini, dolayısıyla sözleşme hükümlerinin tek taraflı olarak tartışılmaksızın belirlenmesinin sözleşmelerin ruhuna aykırı olduğunu, bunun yanı sıra sözleşme genel işlem koşulları içeren bir sözleşme olduğunu, TBK md.20’de genel işlem koşulları şu şekilde tanımlandığını, "Genel işlem koşulları, bir sözleşme yapılırken düzenleyenin, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden, tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleridir. Bu koşulların, sözleşme metninde veya ekinde yer alması, kapsamı, yazı türü ve şekli, nitelendirmede önem taşımaz.” Kanun maddesi göz önüne alındığında bayilik sözleşmesinin davalı tarafından tek taraflı olarak ve de ileride çok sayıda benzer sözleşmeye uygulanmak maksatlı hazırlandığının görüldüğünü, sözleşmenin bütünü incelediğinde; sözleşmenin tamamen tek yanlı ve davalı grubu koruyucu olarak hazırlandığının görüleceğini, TBK genel işlem koşulları içeren sözleşmelere dair birtakım düzenlemeler getirdiğini, bunlardan ilkinin TBK md.24 olduğunu, bu maddeye göre “Genel işlem koşullarının bulunduğu bir sözleşmede veya ayrı bir sözleşmede yer alan ve düzenleyene tek yanlı olarak karşı taraf aleyhine genel işlem koşulları içeren sözleşmenin bir hükmünü değiştirme ya da yeni düzenleme getirme yetkisi veren kayıtlar yazılmamış sayılır.” diğerinin ise TBK md.25. Maddesi olduğunu, bu maddeye göre ise “Genel işlem koşullarına, dürüstlük kurallarına aykırı olarak, karşı tarafın aleyhine veya onun durumunu ağırlaştırıcı nitelikte hükümler konulamaz.” olduğunu, bu düzenlemelerden hareketle sözleşmedeki tek taraflı olarak bayi aleyhine düzenlemeler getiren sözleşme hükümlerinin yasaya aykırı olacağını, davalı tarafından tek taraflı olarak sözleşme ekleri ve duyurular vasıtasıyla bayiye birtakım ek yükümlülükler getirilmesi ve de sözleşmeye konulan hükümlerle bayinin durumunun ağırlaştırılmasının, söz konusu kanun maddelerine ve sözleşme özgürlüğü ilkesine aykırılık teşkil ettiğini, dolayısıyla bayinin bu sebeple kestiği ve de bayinin ödemek durumunda kaldığı cezaların geri iade edilmesi gerektiğini, ayrıca tek taraflı olarak belirlenen aylık hedeflerin 2019-2020 dönemlerinde çok yüksek tutulması sonucu hakediş bedellerinin az olması sebebiyle uğranılan zararların tazmin edilmesi gerektiğini, ayrıca sözleşme süresince davalı tarafından bayiye yönelik olarak "..." kapsamında cezalar kesildiğini, bayinin kusuru bulunmaksızın haksız yere kesilen bu cezaların da iadesi gerektiğini, sözleşmenin hukuka, borçlar kanunu genel ilkelerine ve genel işlem koşullarına aykırılığı yanında uygulamalar boyutuyla da haksız uygulamaların söz konusu olduğunu, son dönemlerdeki aşırı hedeflerin (özellikle 2019-2020 dönemlerindeki ), bayi çalışanları hizmet sözleşmelerinin bayiler ile yapılmasına rağmen, grup tarafından seçilen çalışanların grup emir ve talimatlarına daha çok bağlı olarak çalıştırılmak durumunda kalınması, uzun bir süre başarıyla yürütülen sözleşme sebebiyle hak edilen başarı belgelerinin verilmemiş olması, bu hususun gerek bayi çalışanlarına gerekse müvekkili tarafına performans düşüklüğüne neden olunmasına sebep olunduğunu, Türkiye genelinde ... maddi ve itibar kaybına sebep olacak... Müşteri temsilcilerinden bir grubun eylem ve işlemlerinin müvekkilin üstün özen ve gayreti neticesi tespit edildiğini ve o dönem ilgili ve yetkili ...'a bildirildiğini, bu konudaki müvekkili katkısının takdir edilmediği gibi bu konuda dahi savunma istendiğini, bölge müdürleri tarafından aylık denetimlerinin baskı aracı olarak kullanılmasının özellikle 2016-2018 yılları arasındaki bölge müdürü ...'in art niyetli düşünüşü nedeniyle hazırladığı raporlar doğrultusunda uğranılan ihtarlar ve mağaza müdürünün (...) başka bir bayiye transferini sağlaması ve tabiri mümkün olmayacak şekilde etik olmayan tavır ve baskıcı davranışlarının sözleşmenin devamını çekilmez kıldığını, söz konusu cezaların ve uygulamaların abartılı olduğunu, örneğin bayi personelinin eğitime eksik katılması gerekçesiyle bayiye yönelik hak edişininden kesilerek yansıtıldığını, nihai tüketicinin ödemediği cihaz ve fatura bedelleri fraud kapsamında müvekkilden tahsil edildiğini, bayi ile davalı arasındaki sözleşmenin 10 yıldan beri devam ettiğini, bayinin yapılan bu sözleşmeler silsilesine ve imzalanan son sözleşmeye duyduğu güven sebebiyle sözleşme kapsamı ve süresi dahilinde birtakım masraflar ve yatırım niteliğinde harcamalar yaptığını, lakin sözleşmenin devredilmek zorunda kalınması sonucu yapılan bu harcamaların boşa çıktığını, dolayısıyla müvekkilinin zararının doğduğunu, sözleşmenin devri ile birlikte bir mutabakatın yapıldığını, bu mutabakatın sadece davalı’nin alacakları konusunda yapıldığını, bayinin davalı’den olan alacakları konusunda herhangi bir anlaşma yapılmadığını, fakat buna rağmen davalı mutabakat sonrası bayi aleyhine cezalar ve borçlar çıkarmaya devam ettiğini, bayilik sözleşme kapsamında faturalandırılan cihaz bedellerinin müvekkiline ödenmediğini, bu konuda da müvekkilinin zararının doğduğunu, bu sebeple ödenmeyen cihaz bedellerinin de müvekkiline ödenmesi gerektiğini, sözleşmenin yaklaşık 10 yıl gibi uzun bir süre devam etmesi münasebetiyle mağazanın ciddi bir müşteri kitlesi oluştuğunu, oluşan bu müşteri kitlesinin davalı ye sağladığı ekonomik menfaatin ve katkının hakkaniyet kuralları çevcevesinde müvekkiline ödenmesi gerektiğini belirterek, belirsiz alacak davamızın kabulü ile fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla, gerçek zararın tespit edebilmek için ... Şirketleri tarafından bayiye yönelik duyuru ve talimatların yayınlandığı portalların ve ilgili mail adreslerinin taraflarına açılmasına, dava süreci boyunca açık tutulmasına, şirket defter ve kayıtları niteliğinde olduğunun kabulü ile mahkemeye sunulmasını ve bu konuda bilirkişi incelemesi yapılması ile sözleşmeye ve fiili duruma aykırı ödenmeyen prim ve hak edişlerin tahsiline, ödenmeyen cihaz bedelinin sunulacak belge ve bilirkişi incelemesi neticesi tespit edilecek miktarının taraflarına ödenmesine, sözleşme boyunca kesilen tüm "Fraud cezalarının" taraflarına iade edilmesine, hedeflerin yüksek tutulması sonucu uğranılan zararın taraflarına ödenmesine, sözleşmenin uzun yıllar devam etmesi hasebiyle Bayinin ...Şirketlerine sağladığı ekonomik kazançtan dolayı hakkaniyet çerçevesinde taraflarına maddi tazminat ödenmesine, iş aktini müvekkil bayi ile gerçekleştirmiş bulunan bayi müdürünün yapılan baskı ve yönlendirmeler sonucu... Şirketleri' bünyesine geçmesi neticesinde uğradıkları nitelikli eleman kaybı sebebiyle uğranılan zararın taraflarına ödenmesine, başarılı ve üstün gayretinin varlığı müvekkilde sözleşmenin daha uzun yıllar devam edeceği konusundaki kanaat nedeniyle yapmış olduğu zorunlu ve faydalı masraf ve katkıların hakkaniyet çercevesinde tazminine, tüm bu yaşanan haksız ve baskıcı tutumlar nedeniyle bu süreçte yaşanan ruhsal sıkıntılı dönemler nedeniyle gerek müvekkilinin gerekse bayi personelinin manevi zararından kaynaklı gelir kaybı yanında ruhsal bütünlüğünün zarar görmesi ve de müvekkilinin ticari işyerini kaybetmesi sonucu oluşan ticari prestijinin ciddi anlamda zarar görmesi nedeniyle 108.000 TL manevi tazminatın sonlandırma mutabakatı tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının, sözleşmenin feshi nedeniyle uğradığını iddia ettiği fiili zararları ve maliyeti karşılanmayan yatırımların ne kadar olduğunu açık ve net bir şekilde bildiğini, davacının diğer talepler bakımından da kabul anlamına gelmemek kaydıyla talep ettiği tazminat miktarlarını hesaplayabileceğinin açık olduğunu, bu nedenle de taleplerini tam ve kesin bir şekilde belirleyebilecek olmasına rağmen bu yöndeki iddialarını belirsiz alacak davası şeklinde açmasında hukuki yararının bulunmadığının açık olduğunu, bu nedenle davacı tarafın, sözleşmenin feshi nedeniyle tazminini talep ettiği uygulanan cezalara ve tazminat talebine ilişkin dava konusu miktarlarının belirsiz alacak davası olarak açılamayacağından bu yöndeki taleplerinin reddi gerektiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin, davacının serbest iradesi ile imzalamış olduğu sonlandırma protokolü ile sona ermiş olduğundan işbu davanın reddi gerektiğini, davacıya uygulanan cezaların, davacı bayi tarafından imzalanan ve kabulünde olan sözleşmeye, sözleşmenin eki niteliğindeki ceza sistematiğine ve ilgili diğer eklere uygun olduğunu, davacı şirket ile müvekkili şirket arasındaki sözleşmenin, karşılıklı mutabakat ile feshedildiğinden yoksun kalınan kar talebinde bulunulamayacağını, tacirin piyasa içerisinde sahip olduğu ticari itibarı, kişilik haklarının bir görünümünü oluşturduğunu, ticaretle uğraşan tacirler bakımından faaaliyet gösterdikleri çevrede yaratmış oldukları ticari itibarları gerçek ve tüzel kişi tacirlerin şeref ve haysiyetinin bir görüntüsünü ifade ettiğini, ticari itibarın, tacirin ekonomik faaliyetlerini sürdürdüğü piyasa içerisinde kazandğı saygınlığı olarak tanımlanabildiğini, ekonomik kişilikte yaşanan itibar kaybının ise, kişinin boykot edilmesi, rekabeti engelleyici davranışara maruz bırakılması, kazanç elde edilmesini engelleyici şekilde aleyhinde propoganda yapılması ya da olumsuz söylentilerin ortaya atılması gibi eylemler sonucunda oluşmaktadır. Kaldı ki davacının ticari itibarinin zedelenmesi yönünde bir iddiası bulunması halinde öncelikle bu yöndeki zararını ispat etmesi gerektiğini, manevi tazminatın ancak kişilik hakları zarar görenin isteyebileceği tazminat türü olduğunu, kişilik haklarına saldırıda manevi tazminat istenebilmesi için belirtilen şartların gerçekleşmesi gerektiğini, bu şartların ise kişilik haklarına saldırı olması, saldırının haksız olması, manevi zarara uğranılması, kusurlu olunması ve illiyet bağı bulunmasının gerektiğini, somut olayda manevi tazminat istenebilmesi için gerekli olan şartlar gerçekleşmediğini, davacının manevi tazminat talebinde de herhangi bir yasal dayanak bulunmadığını söylenmesinin mümkün olduğunu, Zira somut olayda, müvekkili şirketler tarafından davacı şirketin ticari itibarına verilen herhangi bir zararın söz konusu olmadığını, bu talebe ilişkin olarak da basiretli bir tacir olarak hareket etmesi gereken ve beklenen davacının, sözleşmesel ilişkinin süresinin hüküm ve sonuçlarını bildiği, öngördüğü ve külfetini göze aldığı gerçeği karşısında, müvekkili şirketlerin davacının çevresindeki saygınlığına halel getirecek bir haksız fiili de bulunmadığına göre, koşulları oluşmayan manevi tazminat talebinin ve haksız ve hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Uyuşmazlık, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi kapsamında sözleşmeye aykırı olarak prim ve hak edişlerin tahsilatının yapılıp yapılmadığı, ödenmeyen cihaz bedeli bulunup bulunmadığı, davalı tarafından davacıya fraud cezaları uygulanıp uygulanmadığı, hedef uygulaması nedeniyle davacı zararının bulunup bulunmadığı, davacının eleman kaybı sebebiyle zararı olup olmadığı, davacının sözleşme kapsamında zorunlu ve faydalı masrafının bulunup bulunmadığı, davacının bu kapsamda davalıdan maddi ve manevi tazminat talep edip edemeyeceği hususlarına ilişkindir. Dosyada tarafların bildirdiği belgeler, Bayilik Sözleşmesi, Ticari Defter Kayıtları, hesap mutabakatı, ihtarname, Sonlandırma Protokolü, Devire İlişkin Mail, Savunmaya İlişkin Mail, Cari Hesap Ekstreleri, tanık beyanları ve bilirkişi raporları delil olarak değerlendirilmiştir. Davalı vekilince tanık deliline dair beyanda bulunulmadığından davalı tarafın tanık deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına karar verilmiştir. Celsede davacı tanığı olarak dinlenen tanık ... beyanında " 2014-2019 yılları arasında davacının yanında bir dönem satış temsilcisi, bir dönem mağaza müdürü olarak çalıştım, 2016 yılından 2019 yılına kadar mağaza müdürü olarak çalıştım. İlk dönemlerde ise satış temsilcisi olarak çalıştım. Bu süreçte tarihini tam hatırlamıyorum ancak 2015 yılında işe ikinci kez başladım ondan önce kısa bir süre işten ayrılmıştım. Bizim bulunduğumuz şube ... Caddesi üzerindeydi, müşteri yoğunluğu çok fazla değildi, bulunduğumuz bölgedeki diğer bayilere oranla daha fazla hedefi gerçekleştirmemiz bizden bekleniyordu. Diğer mağazaların ve mağazamızın hedef sayılarını net olarak hatırlamıyorum ancak örnek vermek gerekirse internet aboneliğine ilişkin bizim hedef sayımız 35-40 bandında iken bayimize göre daha yoğun olan bayilere ise en fazla 45 üyelik hedefi konurdu, bizle benzer sayıdaki yoğunluğa sahip bayilerde ise hedef sayısının tam hatırlamamakla birlikte bizden düşük olduğunu biliyorum. Bu hedeflerden dolayı rahatsızlığımızı bulunduğumuz bölgedeki ...bölge müdürleriyle satış yöneticilerine iletmemize rağmen herhangi bir sonuca ulaşamıyorduk, bize belirlenen hedefler sebebiyle bütün çalışanlar mental olarak bu yükü kaldıramıyorduk, hedeflerin bayimiz için yüksek belirlenmesi sebebiyle çalışanlar bu yükü taşıyamayıp sürekli işten ayrılıyorlardı, aynı sektörde çalışmak için bayimize başvurmak isteyenlerde hedefleri gördüklerinde yüksek hedefler sebebiyle bayimizde çalışmak istemiyorlardı. Patronumuz ... sisteminde bir açık bulmuştu, bu açığı detaylarıyla birlikte mail atmak suretiyle davalı firmaya bildirdi, bu açık sebebiyle müşteriler 5-TL fatura ödeyerek ömür boyu bu indirimden faydalanabiliyorlardı, ... Bey bundan faydalanan kişileri dahi tespit edebilmişti ve bu kişileri davalı firmaya bildirmişti ancak davalı firma sanki bu açık bizim tarafımızca gerçekleştirilmiş gibi bizi sorgulamak için bayiye geldiler, biz o açığı bildirdiğimiz için tebrik beklerken böyle bir muameleye tabii kılındık. Ben yüksek belirlenen hedeflerin gerçekleştirilmesi amacıyla o dönemlerde çok çalıştığım ve sosyal hayatıma zaman ayıramadığım için 2019 yılının Kasım ayında psikolojik tedavi görmeye başladım, tedavi sürecim Covid-19 salgını başlangıcına kadar devam etti, salgın sebebiyle tedaviye devam edemedik. Bize uygulanan mobingin sebebi bayinin davalı firma tarafından kapatılmak istenmesidir diye düşünüyorum, bizim bayimizin 100 metre yakınında ... olarak adlandırılan ne alt bayi ne de ana bayi olarak nitelendirilen bir bayi kuruldu, bu bayi büyüklüğü sebebiyle iş hacmimizi etkiledi, cadde küçük olduğu için iş hacmimize etkisi olmuştur. Sonrasında da davalı firma tarafından birden çok alt bayi aynı caddeye açılmıştır. Diğer alt bayilerinde iş hacmimizin azalmasına etkisi olmuştur. Alt bayilerin açılması sonrasında da hedeflerimizin belirlenmesinde de bir değişiklik olmadı. Davacının davalı firmaya maddi zarar verebilecek herhangi bir girişi yahut eylemi olmamıştır tam aksine az yukarıda da anlattığım üzere zarar uğramasını engelleyici ve davalı firmanın karını artıracak girişim ve eylemleri olmuştur. Belirlenen hedeflerin yerine getirilememesi sebebiyle bayimize ceza kesiliyordu, ceza miktarlarını hatırlamıyorum. Aynı caddede açılan ... niteliğindeki bayinin açılmaması ve kapatılması için davacı davalı firmanın bölge müdürüne başvuruda bulundu ve iletişime geçti ancak davalı firmanın bölge müdürü bunu dikkate almadı ve taraflar arasında bu sebeple gerginlik vardı. Bu olaydan önce satış temsilcisiydim hedefleri tam hatırlamıyorum ancak hedefleri gerçekleştirirken bu kadar zorlanmadığımızı hatırlamıyorum, bu gerginlikten sonra hedefleri gerçekleştirirken zorlanmaya başladık. Yoğun çalışmamızın benim tedavi görmemin sebebi bize belirlenen hedeflerin yüksek olması sebebiyle bayimizde çalışmak isteyen kişilerin az olmasıdır. Hedefler yüksek olduğu için işe yeni başlayacak kişiler bayimizi tercih etmiyordu. Bu sebeple bizlerde yoğum çalışmak zorunda kalıyorduk. ... Bey bu dönemlerde personel ihtiyacını karşılamak için eleman alma girişiminde bulunuyordu. Ben sözleşmenin devredildiği ve sonlandırma protokolünün imza edildiği dönemde bayiden ayrılmıştım bu konu hakkında bilgi yoktur zira ben o dönemde bayide çalışmıyordum, sonlandırma protokolünden ve sözleşmenin devrinden herhangi bir bilgim yoktur. Benim olaya ilişkin görgüm bundan ibarettir." şeklinde, Tanık ... beyanında: "Ben davacıya ait bayide bir kere giriş çıkış yapılması suretiyle 2 yıl kadar çalıştım yıllarını 2017-2018-2019 olarak hatırlayamıyorum ancak tam tarihlerini hatırlayamadığım için belirtemiyorum, belirttiğim dönemde satış temsilcisi olarak çalıştım, bizim çalıştığımız bayide hedef sayıları bize göre daha yoğun olan bayilerle hemen hemen aynıydı örnek vermek gerekirse internet aboneliği için bizim bayimize günlük gelen müşteri sayısını 100 kabul edersek internet aboneliği için 60-70 bandında bir hedef belirlenirken, gelen müşteri sayısı 200 olan bir bayiye bize hedeflenen abone sayısından 1-2 fazla hedef belirlenirdi, bu hedefleri çoğu zaman gerçekleştiremiyorduk. Bu az yukarıda anlattığım bayiler bizim lokasyonumuza yakın bayilerdi hatta hemen karşımıza bir bayi açıldı. Bu bayinin açılması sebebiyle bizim bayimize gelen müşteri sayısı azalmasına rağmen hedef sayımız daha yüksekti. Bu hedeflerin yüksek belirlenmesinin sebebi davalı firmanın bölge müdürünün çalıştığım bayinin kapatılmasını sağlamaya dönüktür. Biz çalışan olduğumuz için net sebebi bilemeyiz ancak çalışanlar olarak kendi aramızda bu durumu konuşuyorduk. Davalı firmanın bölge müdürünün ... Beyle gerginlik yaşayıp yaşamadığın bilmiyorum ancak biz hedefleri gerçekleştirdiğimizde dahi davalı firmanın bölge müdürü tarafından herhangi bir tebrik yada teşekkür olmazdı. Hedefleri gerçekleştiremediğimizde hedefleri neden gerçekleştirmiyorsunuz, hedefleri gerçekleştirmelisiniz denilerek yoğun mobinge ve baskıya maruz kalıyorduk, ... isminde bizim lokasyonumuza dahil olan Avm'de bulunan bayii ile bizim hedef sayımız aynıydı takdir edersiniz ki Avm'ye ve oradaki bayiye giriş yapan müşteri sayısı ile bizim çalıştığımız bayiye giriş çıkış yapan müşteri sayısı arasında ciddi bir fark vardır ancak buna rağmen hedef sayımız aynıydı. Benim olaya ilişkin görgün bunlardan ibarettir." şeklinde, Tanık ... beyanında: "Davacı uzaktan akrabam olur (amcamın torunu), ben davacının işlettiği bayide 2014 yılından 2020 yılına kadar çalıştım. 2014 yılında evrakçı olarak işe başladım 2-3 ay bu şekilde çalıştım. Sonrasında 2019 yılına kadar satış temsilcisi olarak çalıştım, 2019 dan çıkana kadar mağaza müdürü olarak görev yaptım. 2014 yılına kadar güzel çalışıyorduk, güzelden kastım rahat çalışıyorduk hedefleri yerine getirebiliyorduk, 2014 yılındaki hedef sayısı hatırlamıyorum ancak 2015 yılında bizim çaprazımızda bir ... bayii açıldı. ... niteliğindeki bayi tüm işlemleri yapma yetkisi bulunan bir bayi türüdür. Hatırladığım kadarıyla 2015 yılında davalı firmanın bölge müdürü değişmiştir. Bölge müdürünün ismini hatırlamıyorum. ... Bey o dönemde karşımıza bayinin açılmaması için çok direndi ancak başarılı olamadı. O bayii açıldıktan sonra ... Bey'le davalı tarafın bölge müdürü arasında gerginlik olup olmadığın takip etmediğim için bilmiyorum. 2015 yılında çaprazımıza bayi açıldıktan sonra hedeflerimiz düşmesi gerekirken yükseltilmiştir. Tam sayılarını hatırlamamakla birlikte örneğin bayi açılmadan önce internet aboneliği için hedef 25-30 arası iken bayi açıldıktan sonra gittikçe yükseldi ve 50 bandının üzerine çıktı. Karşımıza açılan bayinin hedefleri hakkında bilgim yoktur. Karşımıza bayi açılması sebebiyle müşteri sayımız azaldı, merkezi olan bayilerde günlük gelen müşteri sayısı örneğin 500 ise bize gelen günlük müşteri sayısı 100 kadardı ancak hedeflerimiz günlük 500 müşteri giren bayiden daha yüksekti. Bu baskıdan dolayı personelde çalıştıramıyorduk. Davalı firma tarafından hedeflerin gerçekleştirilmesi için baskı yapılıyordu, bizde bu baskıyı çalışanlara yansıtıyorduk onlarda bu hedefler sebebiyle zorlanıyorlardı ve çalışmak istemiyorlardı. 2014'te bayide kaç kişi çalıştığını hatırlamıyorum 2015 ve devamında 4 satış temsilcisi ve 1 de mağaza müdürü olmak üzere 5 kişi çalışıyorduk. Karşımızdaki ... bayisinde ise sayısını net hatırlamamakla birlikte 3 kişi civarında çalışıyordu. Biz bayi olarak hedefleri gerçekleştirmemize rağmen hedef sayısı davalı firma tarafından artırılıyordu, örneğin o ay 10 hedefimiz varsa biz 8'ini gerçekleştirdiysek bir sonraki ay hedef sayımız 12'ye çıkartılıyordu. Diğer bayilerin hedef sayılarını sadece davalı firmanın bölge müdürü ve satış yönetici biliyordu bizim bunu bilmemiz mümkün değildir. ... Bey tarihini tam hatırlamamakla birlikte 2018-2019 yıllarında davalı firmanın bir güvenlik açığını buldu, bu güvenlik açığı sebebiyle müşteriler 3-4 lira gibi bir ücret karşılığında ki bu ücret vergi karşılığıydı, sınırsız olarak davalı firmanın hizmetlerinden faydalanabiliyorlardı. Bu durumu ... Bey davalı firmaya mail atarak bildirdi. Ancak davalı firma bunu bizim gerçekleştirdiğimiz bir eylem ve suç gibi algıladı, davalı firmanın satış yöneticisi bu süreçte değişmişti tedirgin bir şekilde bayimize geldi. Bu işi siz yaptınız bayinizi kapatacağız şeklinde bayi içinde beyanda bulundu. Biz daha önceki mail kayıtlarımızı gösterince önceki olaylardan haberi olmadığı için olayı orada öğrendi ve bize güvenlik açığını bulmamız sebebiyle teşekkür etti. Kanaatimce davalı firmanın bölge müdürü bayiyi kapatmaya çalışıyordu. 2015 yılında açılan bayiye karşı çıktığımız için sanki davalı firmanın bölge müdürü bize gıcık kapmıştı. Bu sebeple bayili kapatmaya çalışıyordu zaten sürecin sonunda da bayiyi kapatmak zorunda kaldık. Örneğin bize 7 kalem hedef verildiğinde 6'sını yerine getirsek 1'ine yerine getiremesek primler bize ödenmiyordu. Hedeflerin minimum %70'ini gerçekleştirmemiz gerekiyordu. Prim almamız için hedeflerin tamamını gerçekleştirmemiz gerekiyordu. Prim dışında eleman desteği, dükkan desteği ve kira ödeme desteği de hedeflerin gerçekleştirilmemesi sebebiyle kesiliyordu ve bayi maddi zarar uğruyordu. Ayrıca bayiye ceza kesilip kesilmediğini bilmiyorum. Bayiye gelen ihtarlar hakkında o dönemde mağaza müdürü olmadığım için net bilgiye sahip değilim. Gereksiz yere gönderiyorlardı diye düşünüyorum. ... Bey bayinin kapatılacağı endişesini taşıyordu ve o dönemde üzüntülüydü, bayi kapatıldıktan sonra epey bir kilo verdi, epey çöktü, bayi kapatılmadan önce ... Bey 140 kilo civarındaydı şimdi ise 90 kilo civarındadır, saçlarında da o dönem bu kadar beyazlık yoktu. Benim olaya ilişkin bilgim ve görgüm bundan ibarettir." şeklinde beyanda bulunmuştur. HMK'nın 266/1. maddesi gereği dosyanın bir sektör (iletişim), bir borçlar hukuku alınında nitelikli hesaplama ve bir mali müşavir bilirkişi heyetine tevdi ile mahkememizce toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı incelenmek suretiyle; taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi kapsamında sözleşmeye aykırı olarak prim ve hak edişlerin tahsilatı yapılıp yapılmadığı, ödenmeyen cihaz bedeli bulunup bulunmadığı, davalı tarafından davacıya fraud cezaları uygulanıp uygulanmadığı, hedef uygulaması nedeniyle davacı zararının bulunup bulunmadığı, davacının eleman kaybı sebebiyle zararı olup olmadığı, davacının sözleşme kapsamında zorunlu ve faydalı masrafının bulunup bulunmadığı, davacının bu kapsamda davalıdan maddi ve manevi tazminat talep edip edemeyeceğinin tespiti hususlarında hazırlanan 12/08/2024 tarihli bilirkişi raporunda; davalı ...A.Ş.'ne ait 2017-2018-2019-2020-2021 yılları ticari defterlerinin TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu, davalı ... A.Ş.'ne ait 2017-2018-2019-2020 yılları ticari defterlerinin TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu, davalı ...A.Ş.'ne ait 2017-2018-2019-2020 yılları ticari defterlerinin TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu, davacının 08.05.2023 tarihinde sunmuş olduğu beyan dilekçesinde 06.02.2023 tarihinde meydana gelen depremde davacının tüm defter ve belgelerinin zayii olduğunu bildirdiği, davacı Ticari defter ve belgeleri incelemeye sunulmadığı, davalı ticari defter ve kayıtlarına göre; davacı ile davalı ...A.ş arasındaki cari hesap bakiyesinin sıfır olduğu, davacı ile davalı...A.Ş. arasındaki cari hesap bakiyesinin sıfır olduğu, davacı ile davalı ... A.Ş. arasındaki cari hesap bakiyesinin sıfır olduğu, davalının davacıya 2014-2019 yılları arasında toplamda 10.300,75 TL Fraud (ceza ) faturası düzenlediği , düzenlenen bu faturaların davacı kayıtlarında bulunup bulunmadığının, davacı tarafından itiraz edilip edilmediğinin kontrol edilemediği, tüm dosya kapsamında davacının davalı taraftan talep ettiği, sözleşmeye aykırı durumlar ve fraud cezalarının iadesini gerektirecek bir bilgi ve belgeye rastlanmadığı görülmekle birlikte, davalı şirketlerin ilgili hedeflerin tutturulamaması ve sözleşmeye aykırı davranılması neticesinde davacı tarafa çeşitli ceza sistematiğinin uygulanacağının belirtildiği ve sözleşmeye göre tüm bu olasılıkların taraflarca taahhüt edildiği, takdiri Mahkemeye ait olmak üzere davacının davalı taraftan talep edebileceği fraud cezası iadesi ve diğer sair taleplerinin ödenmesi gerektiğine yönelik bilgi ve belgeye rastlanmadığı bildirilmiştir. Dosyanın kök raporu hazırlayan bilirkişi heyetine tevdii ile taraf vekillerinin itirazları değerlendirilerek alacak talebi yönünden sonuç bedelin tek bir tabloda bir araya getirilmek ve zları karşılar nitelikte gerekçelendirmek suretiyle hazırlanan 28/02/2025 tarihli ek raporda; mali yönden kök rapor sonuç ve değerlendirmelerinin devam ettiği, tüm dosya kapsamında davacının davalı taraftan talep ettiği, sözleşmeye aykırı durumlar ve fraud cezalarının iadesini gerektirecek bir bilgi ve belgeye rastlanmadığı görülmekle birlikte, davalı şirketlerin ilgili hedeflerin tutturulamaması ve sözleşmeye aykırı davranılması neticesinde davacı tarafa çeşitli ceza sistematiğinin uygulanacağının belirtildiği ve sözleşmeye göre tüm bu olasılıkların taraflarca taahhüt edildiği, takdiri Mahkemeye ait olmak üzere; davacının davalı taraftan talep edebileceği fraud cezası iadesi ve diğer sair taleplerinin ödenmesi gerektiğine yönelik bilgi ve belgeye rastlanmadığı, kök raporlarının tamamen bilimsel esas ve ilkelere göre hazırlandığı, bu yöndeki itirazların yerinde olmadığı bildirilmiştir. Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, tarafların bildirdiği belgeler, bayilik sözleşmesi, ticari defter kayıtları, hesap mutabakatı, ihtarname, sonlandırma protokolü, devire ilişkin mail, savunmaya ilişkin mail, cari hesap ekstreleri, tanık beyanları,12/08/2024 tarihli bilirkişi raporu, 28/02/2025 tarihli ek bilirkişi raporu, dosya kapsamına alınan müzekkere cevapları, taraf vekillerinin duruşmadaki beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı vekilince sunulan dava dilekçesinde; davacı (Emsal İletişim bayilik adı altında) ile davalı arasında bayilik sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşmenin yenilerek yaklaşık 10 sene süreyle yürürlükte kaldığı, bu sözleşme ile bayi, davalı’nın ürün ve hizmetlerinin satışına/sonlandırılmasına aracılık edilmesi ve abonelik sözleşmelerinin kurulması/sona erdirilmesi işlemleri ile satış öncesi-sonrası hizmetlerin yerine getirilmesi ve fakat bunlarla sınırlı olmaksızın ilgili belge doküman temin ederek davalı ile müşteriler/aboneler arasında gerçekleşecek olan abonelik sözleşmelerinin kurulmasına ve sonlandırılmasına aracılık etme hak ve yetkisi tanımak konusunda münhasır olmaksızın yetkili hale geldiği, bu sözleşme kapsamında davalı tarafça, söz konusu işlemler için aylık hedefler belirlendiği ve bu hedeflerin gerçekleşme oranına ve de gösterilen performansa göre ceza ve ödül sistemlerinin uygulandığı, bayi prim sistemine göre hakkediş bedellerinin belirlemekte olduğu, söz konusu hedefler ve hakediş bedellerinin davalı tarafından duyurular vasıtasıyla tek taraflı olarak belirlendiği, bayinin hakediş bedellerinin, hedeflerin ve kesilen cezaların davalıya ait portallar ve mailler üzerinden gönderildiği, söz konusu duyurular için bayiye herhangi bir müzakere imkanın tanınmadığı ve duyurulara karşı itiraz hakkınım verilmediği, davalı tarafından tek taraflı olarak belirlenen hedeflerin 2019-2020 dönemlerindeki benzer lokasyon ve satış hacmindeki bayilere nazaran çok yüksek tutulması sonucu davacıya ait bayinin, bu hedeflere ulaşmakta güçlük çektiği, sözleşmeyi ve iş yerini devretmek zorunda bıraktırıldığı, sözleşmenin sona ermesinin akabinde davalının söz konusu portalların ve maillerin erişimini kestiğinden dolayı bu zararın tespiti konusunda gerekli bilgi ve dokümana ulaşma imkanlarının fiilen ve hukuken mümkün olmadığı, portalların ve mail adreslerinin taraflarına açılması konusunda ... yev. nolu ve ... tarihli noter ihtarnamesi ile davalıya ihtarda bulundukları, fakat bu konuda bir geri dönüş sağlanmadığı, TBK md. 1’e göre sözleşmelerin, tarafların iradelerinin karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklanmasıyla kurulu olduğu, lakin sözleşmelerin kurulabilmesi için öncelikle sözleşme hükümlerinin müzakere edilmesi ve bu konuda mutabakata varılması gerektiği, hal böyle iken tek taraflı olarak getirilen yükümlülüklerin emir ve talimatlardan öteye geçmeyeceği, dolayısıyla sözleşme hükümlerinin tek taraflı olarak tartışılmaksızın belirlenmesinin sözleşmelerin ruhuna aykırı olduğu, bunun yanı sıra sözleşme genel işlem koşulları içeren bir sözleşme olduğu, sözleşmenin bütünü incelediğinde; sözleşmenin tamamen tek yanlı ve davalı grubu koruyucu olarak hazırlandığı, TBK genel işlem koşulları içeren sözleşmelere dair birtakım düzenlemeler getirdiği, bunlardan ilkinin TBK md.24 olduğu, bu maddeye göre “Genel işlem koşullarının bulunduğu bir sözleşmede veya ayrı bir sözleşmede yer alan ve düzenleyene tek yanlı olarak karşı taraf aleyhine genel işlem koşulları içeren sözleşmenin bir hükmünü değiştirme ya da yeni düzenleme getirme yetkisi veren kayıtlar yazılmamış sayılır.” diğerinin ise TBK md.25. Maddesi olduğu, bu maddeye göre ise “Genel işlem koşullarına, dürüstlük kurallarına aykırı olarak, karşı tarafın aleyhine veya onun durumunu ağırlaştırıcı nitelikte hükümler konulamaz.” olduğu, bu düzenlemelerden hareketle sözleşmedeki tek taraflı olarak bayi aleyhine düzenlemeler getiren sözleşme hükümlerinin yasaya aykırı olacağı, davalı tarafından tek taraflı olarak sözleşme ekleri ve duyurular vasıtasıyla bayiye birtakım ek yükümlülükler getirilmesi ve de sözleşmeye konulan hükümlerle bayinin durumunun ağırlaştırılmasının, söz konusu kanun maddelerine ve sözleşme özgürlüğü ilkesine aykırılık teşkil ettiği, dolayısıyla bayinin bu sebeple kestiği ve de bayinin ödemek durumunda kaldığı cezaların geri iade edilmesi gerektiği, ayrıca tek taraflı olarak belirlenen aylık hedeflerin 2019-2020 dönemlerinde çok yüksek tutulması sonucu hakediş bedellerinin az olması sebebiyle uğranılan zararların tazmin edilmesi gerektiği, ayrıca sözleşme süresince davalı tarafından bayiye yönelik olarak "Fraud" kapsamında cezalar kesildiği, bayinin kusuru bulunmaksızın haksız yere kesilen bu cezaların da iadesi gerektiği, sözleşmenin hukuka, borçlar kanunu genel ilkelerine ve genel işlem koşullarına aykırılığı yanında uygulamalar boyutuyla da haksız uygulamaların söz konusu olduğu, son dönemlerdeki aşırı hedeflerin (özellikle 2019-2020 dönemlerindeki ), bayi çalışanları hizmet sözleşmelerinin bayiler ile yapılmasına rağmen, grup tarafından seçilen çalışanların grup emir ve talimatlarına daha çok bağlı olarak çalıştırılmak durumunda kalındığı, uzun bir süre başarıyla yürütülen sözleşme sebebiyle hak edilen başarı belgelerinin verilmediği, bu hususun gerek bayi çalışanlarına gerekse davacı tarafında performans düşüklüğüne neden olduğu, Türkiye genelinde ... maddi ve itibar kaybına sebep olacak ...'un müşteri temsilcilerinden bir grubun eylem ve işlemlerinin davacının üstün özen ve gayreti neticesi tespit edildiği ve o dönem ilgili ve yetkili...'a bildirildiği, bu konudaki müvekkili katkısının takdir edilmediği gibi bu konuda dahi savunmasının istendiği, bölge müdürleri tarafından aylık denetimlerinin baskı aracı olarak kullanılmasının özellikle 2016-2018 yılları arasındaki bölge müdürü ...'in art niyetli düşünüşü nedeniyle hazırladığı raporlar doğrultusunda uğranılan ihtarlar ve mağaza müdürünün (...) başka bir bayiye transferininin sağlaması ve tabiri mümkün olmayacak şekilde etik olmayan tavır ve baskıcı davranışlarının sözleşmenin devamını çekilmez kıldığı, söz konusu cezaların ve uygulamaların abartılı olduğu, örneğin bayi personelinin eğitime eksik katılması gerekçesiyle bayiye yönelik hak edişininden kesilerek yansıtıldığı, nihai tüketicinin ödemediği cihaz ve fatura bedelleri fraud kapsamında davacıdan tahsil edildiği, bayi ile davalı arasındaki sözleşmenin 10 yıldan beri devam ettiği, bayinin yapılan bu sözleşmeler silsilesine ve imzalanan son sözleşmeye duyduğu güven sebebiyle sözleşme kapsamı ve süresi dahilinde birtakım masraflar ve yatırım niteliğinde harcamalar yaptığı, lakin sözleşmenin devredilmek zorunda kalınması sonucu yapılan bu harcamaların boşa çıktığı, dolayısıyla davacının zararının doğduğu, sözleşmenin devri ile birlikte bir mutabakatın yapıldığı, bu mutabakatın sadece davalı’nın alacakları konusunda yapıldığı, bayinin davalıdan olan alacakları konusunda herhangi bir anlaşma yapılmadığı, fakat buna rağmen davalının mutabakat sonrası bayi aleyhine cezalar ve borçlar çıkarmaya devam ettiği, bayilik sözleşme kapsamında faturalandırılan cihaz bedellerinin davacıya ödenmediği, bu konuda da davacının zararının doğduğu, bu sebeple ödenmeyen cihaz bedellerinin de davacıya ödenmesi gerektiği, sözleşmenin yaklaşık 10 yıl gibi uzun bir süre devam etmesi münasebetiyle mağazanın ciddi bir müşteri kitlesi oluştuğu, oluşan bu müşteri kitlesinin davalıya sağladığı ekonomik menfaatin ve katkının hakkaniyet kuralları çevcevesinde davacıya ödenmesi gerektiği, tüm bu yaşanan haksız ve baskıcı tutumlar nedeniyle bu süreçte yaşanan ruhsal sıkıntılı dönemler nedeniyle gerek daavacının gerekse bayi personelinin manevi zararından kaynaklı gelir kaybı yanında ruhsal bütünlüğünün zarar gördüğü ve de davacının ticari işyerini kaybetmesi sonucu oluşan ticari prestijinin ciddi anlamda zarar gördüğü vakıalarına dayanıldığı, davalı vekilince sunulan cevap dilekçesinde ise; davacının, sözleşmenin feshi nedeniyle uğradığını iddia ettiği fiili zararları ve maliyeti karşılanmayan yatırımların ne kadar olduğunu açık ve net bir şekilde bildiği, davacının diğer talepler bakımından da kabul anlamına gelmemek kaydıyla talep ettiği tazminat miktarlarını hesaplayabileceğinin açık olduğu, bu nedenle de taleplerini tam ve kesin bir şekilde belirleyebilecek olmasına rağmen bu yöndeki iddialarını belirsiz alacak davası şeklinde açmasında hukuki yararının bulunmadığının açık olduğu, bu nedenle davacı tarafın, sözleşmenin feshi nedeniyle tazminini talep ettiği uygulanan cezalara ve tazminat talebine ilişkin dava konusu miktarlarının belirsiz alacak davası olarak açılamayacağından bu yöndeki taleplerinin reddi gerektiği, taraflar arasındaki sözleşmenin, davacının serbest iradesi ile imzalamış olduğu sonlandırma protokolü ile sona ermiş olduğundan işbu davanın reddi gerektiği, davacıya uygulanan cezaların, davacı bayi tarafından imzalanan ve kabulünde olan sözleşmeye, sözleşmenin eki niteliğindeki ceza sistematiğine ve ilgili diğer eklere uygun olduğu, davacı şirket ile davalı şirket arasındaki sözleşmenin, karşılıklı mutabakat ile feshedildiğinden yoksun kalınan kar talebinde bulunulamayacağı, tacirin piyasa içerisinde sahip olduğu ticari itibarı, kişilik haklarının bir görünümünü oluşturduğu, ticaretle uğraşan tacirler bakımından faaaliyet gösterdikleri çevrede yaratmış oldukları ticari itibarları gerçek ve tüzel kişi tacirlerin şeref ve haysiyetinin bir görüntüsünü ifade ettiği, ticari itibarın, tacirin ekonomik faaliyetlerini sürdürdüğü piyasa içerisinde kazandğı saygınlığı olarak tanımlanabildiği, ekonomik kişilikte yaşanan itibar kaybının ise, kişinin boykot edilmesi, rekabeti engelleyici davranışara maruz bırakılması, kazanç elde edilmesini engelleyici şekilde aleyhinde propoganda yapılması ya da olumsuz söylentilerin ortaya atılması gibi eylemler sonucunda oluştuğu, davacının ticari itibarinin zedelenmesi yönünde bir iddiası bulunması halinde öncelikle bu yöndeki zararını ispat etmesi gerektiği, manevi tazminatın ancak kişilik hakları zarar görenin isteyebileceği tazminat türü olduğu, kişilik haklarına saldırıda manevi tazminat istenebilmesi için belirtilen şartların gerçekleşmesi gerektiği, bu şartların ise kişilik haklarına saldırı olması, saldırının haksız olması, manevi zarara uğranılması, kusurlu olunması ve illiyet bağı bulunmasının gerektiği, somut olayda manevi tazminat istenebilmesi için gerekli olan şartlar gerçekleşmediği, davacının manevi tazminat talebinde de herhangi bir yasal dayanak bulunmadığı, davalı şirket tarafından davacı şirketin ticari itibarına verilen herhangi bir zararın söz konusu olmadığı, bu talebe ilişkin olarak da basiretli bir tacir olarak hareket etmesi gereken ve beklenen davacının, sözleşmesel ilişkinin süresinin hüküm ve sonuçlarını bildiği, öngördüğü ve külfetini göze aldığı gerçeği karşısında, davalı şirketin davacının çevresindeki saygınlığına halel getirecek bir haksız fiilinin de bulunmadığı vakıalarına isnat edildiği, taraflar arasındaki temel uyuşmazlık noktalarının taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi kapsamında sözleşmeye aykırı olarak prim ve hak edişlerin tahsilatının yapılıp yapılmadığı, ödenmeyen cihaz bedeli bulunup bulunmadığı, davalı tarafından davacıya fraud cezaları uygulanıp uygulanmadığı, hedef uygulaması nedeniyle davacı zararının bulunup bulunmadığı, davacının eleman kaybı sebebiyle zararı olup olmadığı, davacının sözleşme kapsamında zorunlu ve faydalı masrafının bulunup bulunmadığı, davacının bu kapsamda davalıdan maddi ve manevi tazminat talep edip edemeyeceği hususlarından kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Dosyada mübrez belgelerden; davalı ... A.Ş.'ye ait 2017-2018-2019-2020-2021 yılları ticari defterlerinin TTK'nın ilgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulduğu, davalı... A.Ş.'ye ait 2017-2018-2019-2020 yılları ticari defterlerinin TTK'nın ilgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu, davalı ...A.Ş.'ne ait 2017-2018-2019-2020 yılları ticari defterlerinin TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulduğu, davacının 08.05.2023 tarihinde sunmuş olduğu beyan dilekçesinde 06.02.2023 tarihinde meydana gelen depremde davacının tüm defter ve belgelerinin zayii olduğunu bildirdiği ve bu sebeple davacı tarafça ticari defter ve belgelerin incelemeye sunulamadığı, davalının ticari defter ve kayıtlarına göre; davacı ile davalı... A.Ş arasındaki cari hesap bakiyesinin sıfır olduğu, davacı ile davalı ...A.Ş. arasındaki cari hesap bakiyesinin sıfır olduğu, davacı ile davalı ...A.Ş. arasındaki cari hesap bakiyesinin sıfır olduğu, davalının davacıya 2014-2019 yılları arasında toplamda 10.300,75 TL Fraud (ceza ) faturası düzenlediği , düzenlenen bu faturaların davacı kayıtlarında bulunup bulunmadığının, davacı tarafından itiraz edilip edilmediğinin davacı tarafın ticari belgelerinin zayi olması sebebiyle kontrol edilemediği, tüm dosya kapsamında davacının davalı taraftan talep ettiği, sözleşmeye aykırı durumlar ve fraud cezalarının iadesini gerektirecek bir bilgi ve belgeye rastlanmadığı görülmekle birlikte, davalı şirketlerin ilgili hedeflerin tutturulamaması ve sözleşmeye aykırı davranılması neticesinde davacı tarafa çeşitli ceza sistematiğinin uygulanacağının belirtildiği ve sözleşmeye göre tüm bu olasılıkların taraflarca taahhüt edildiği, davacının davalı taraftan talep edebileceği fraud cezası iadesi ve diğer sair taleplerinin ödenmesi gerektiğine yönelik bilgi ve belgeye rastlanmadığı bu sebeple davalı şirketlerin ilgili hedeflerin tutturulamaması ve sözleşmeye aykırı davranılması neticesinde davacı tarafa çeşitli ceza sistematiğinin uygulanacağının belirtilmesi ve sözleşmeye göre tüm bu olasılıkların taraflarca taahhüt edilmesi gerekçeleriyle davacının davalı taraftan talep edebileceği fraud cezası iadesi ve diğer sair taleplerinin ödenmesi gerektiğine yönelik taleplerin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Mahkememizce aldırılan 12/08/2024 tarihli bilirkişi raporu ile 28/02/2025 tarihli ek bilirkişi raporlarının denetime açık, yeterli, objektif ve hüküm kurmaya elverişli olmaları gerekçeleriyle anılan bilirkişi raporlarına itibar edilmiştir. 28/02/2025 tarihli ek bilirkişi raporuna davacı vekilinin teknik nitelikte olmayan itirazlarının dosya kapsamı ile örtüşmemesi de dikkate alınarak davacı vekilinin dosya kapsamındaki itirazlarına itibar edilmemiştir. TMK'nın 6. maddesinin "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." hükmünü havi olduğu ve yine HMK'nın 190. maddesinin "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir." hükmünü havi olduğu, TMK'nın 6. Maddesi ile HMK'nın 190. Maddesi uyarınca huzurdaki davada ispat yükünün davacı taraf üzerinde bulunduğu, davacı tarafın üzerinde bulunan ispat yükünü yerine getiremediği, davacının taraflar arasında akdedilen bayilik sözleşmesi ile yenileme sözleşmelerine davalı tarafça aykırı davranıldığı, davacıya ait bayiye emsal bayilere oranla daha fazla hedef belirlendiği, bu durumunun sebebinin ise davacı tarafça davalı şirketler bünyesinde gerçekleşen birtakım usulsüzlüklerin davacı tarafça tespit edilmesi ve bu tespitin davalı şirketlerin idari pozisyondaki birtakım kişileri rahatsız etmesi olduğu, anılan sorunlar sebebiyle idari pozisyonda bulunan bu kişilerce yüksek hedefler belirlenerek davacıya ait bayinin kapatılmasının hedeflendiği, bu hedefe ulaşmak için yüksek hedeflerin belirlenmesinin yanı sıra aynı bölgede bayi ihtiyacı olmamasına rağmen davacıya ait bayiye çok yakın mesafede yeni bayiler açıldığı ve bu bayilere de kendilerine belirlenen hedeflerden daha düşük hedefler belirlendiği vakıalarına dayanmasına rağmen emsal bayilerin isimlerinin ve ticari unvanlarının ne olduğu, bu bayilerin nerelerde kurulu bulunduğu, davacıya ait bayiye mesafelerinin ne kadar olduğu, anılan bayilerin hedef sayılarının ne olduğu, davacıya belirlenen hedef sayılarının ne olduğu, sözleşme hükümlerine göre hedef sayılarının belirlenme usulünün ne olduğu hususlarının yargılama aşaması boyunca somutlaştırılmadığı, özellikle emsal bayilerin isim ve ticari unvanlarının açıkça belirtilmemesi sebebiyle istatistiksel verilerin davalı şirketlere müzekkere yoluyla celbinin sağlanmasına imkan tanınmadığı, soyut vakıalara isnat edilmesi dışında isim, ticari unvan, adres, sayısal veri gibi iddiayı somutlaştırıcı enstrümanlara yargılama süreci boyunca başvurulmadığı, tüm verilerin davalı şirketlerde tutulduğu belirtilmesine karşın bayi isimleri, ticari unvanları ve adresleri belirtilmediğinden anılan kayıtların davalı şirketlerden bu genel bilgiler ışığından celbinin mümkün olmadığı, örneğin davacı tarafça aynı bölgede davacıdan sonra bayi açıldığı iddia edilmiş ise de bu somut iddiaya dönük; açılan bayinin adının ne olduğu, ticari unvanın ne olduğu, adresinin neresi olduğu, davacının bayisinin ne zaman açıldığı, sonradan açıldığı iddia edilen bayinin hizmete alınma tarihinin ne olduğu hususlarının yargılama safahatı boyunca somutlaştırılamadığı, elde bu türlü somut veri bulunmadan hiç bir kurumdan yahut şirketten davaya özgü kayıt ve belgelerin istenmesinin mümkün olamayacağı, tanık beyanları yönünden ise; tanık beyanlarının aleyhine taraflarca imzalanmış bulunan sonlandırma protokolünün bulunduğu, davacı tarafça işbu protokolde bulunan imzanın inkar edilmediği, yazılı protokol ile davacı tanıklarının beyanlarının çelişki arz ettiği, taraf iradelerinin yazılı bulunduğu protokol hükümlerine sözlü nitelikte olan tanık beyanlarına göre ispat hukuku bakımından üstünlük tanınması gerektiği, bu sebeple tanık beyanlarına itibar edilemeyeceği, tüm bu hususlar gözetilerek davacının, davalı şirketten maddi ve manevi alacağı bulunduğu vakıasını ispat edemediği kanaatine varılmakla; dosya kapsamında toplanan tüm deliller dikkate alınarak, davacı tarafça ileri sürülen vakıaların sübuta etkili delillerle ispat edilemediği değerlendirilerek davanın reddine, karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah olunduğu üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 4.406,00-TL peşin harcın mahsubu ile artan 3.790,60-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta hüküm kurulmasına yer olmadığına, 5-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden reddedilen belirsiz alacak miktarı üzerinden, karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T.'deki esaslara göre belirlenen 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 6-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden reddedilen manevi tazminat miktarı üzerinden, karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T.'deki esaslara göre belirlenen 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 7-... Arabuluculuk Bürosu tarafından ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.320,00-TL arabuluculuk tarife bedelinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, buna ilişkin harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, 8-Artan gider/delil avansından artan avans olması halinde, hüküm kesinleştiğinde ve talep edildiğinde yatırana iadesine, Dair, davacı ile davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.26/06/2025 Katip ¸e-imzalıdır Hakim ¸e-imzalıdır *Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.*