İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/180 E. 2025/291 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/180
Karar No
2025/291
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2022/180 Esas KARAR NO :2025/291 DAVA:Maddi ve Manevi Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA DEĞERİ:344.356,66 TL KABUL EDİLEN DEĞER:2.718,40 TL DAVA TARİHİ:27/09/2013 KARAR TARİHİ:17/04/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirketin markası olan "..." lastik ve ilişkili hizmetlerde (binek, ağır vasıta, iş makinesi ve tarım) Avrupa lideri olan, hafif araç segmentinde hızla gelişen bir marka olarak Avrupa'nın en yaygın lastik dağıtım ağı olan ..., 17 ülkede, 2000'den fazla servis noktasında müşterilerine hizmet verdiğini, müvekkili ile davalı arasında 08/10/2012 tarihinde 5 yıl süreli olarak "franchıse sözleşmesi" imzalandığı, davalı şirketin sözleşmeyi 19/08/2013 tarihinde keşide ettiği fesih bildirimi ile sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiğini, feshin haklı bir sebebe dayanmadığını ve BK'nun 12 ve 125 maddeleri uyarınca müvekkili şirketin zararlarını tanzim etmekle yükümü olduğunu, neticeden taraflar arasındaki sözleşmenin tek taraflı feshi sebebiyle şirketin mahrum kaldığı kazanç karşılığı 98.297,42.TL'nin, sözleşmenin 15.maddesi uyarınca davalı şirketin rekabet etmeme yükümlülüğünü ihlal etmiş olması sebebiyle 65.529,62.TL cezai şart alacağının, sözleşmenin 19.2.2 maddesi uyarınca davacının rekabet etmeme, yeni üyeliklere girmeme taahhüdüne aykırı davranışları için sözleşmeyle öngörülen cezai şart karşılığından şimdilik ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla dava tarihine kadar hesaplanan 65.529,62.TL cezai şart alacağının ve müvekkili şirketin manevi zararlarının tazmini için 115.000.TL manevi tazminat olmak üzere toplam 344.353,66.TL'nin davalıdan tahsiline, masraf ve ücreti vekalete karar verilmesi istenmiştir. CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça, müvekkili şirket tarafından sözleşmenin feshedilmiş olmasının haklı bir nedene dayanmadığı iddiasının her biri bir diğerinden bağımsız olmak üzere; sözleşme öncesi döneme ilişkin sorumluluk ilkelerine davacı tarafından uyulmadığı, genel işlem şartlarına ilişkin Borçlar hukuku düzenlemelerine uyulmadığı, sözleşmenin Rekabet Kanunu ve ilgili mevzuat hükümlerine aykırı hükümler içerdiği, davacının kendi edimlerini yerine getirmek hususunda temerrüde düştüğü, bu nedenlerle hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı tarafça delil olarak dava dosyasına sunulan sözleşme ve eklerinin, çok sayıda ... bayisine imzalatmak amacıyla, önceden davacı tarafından hazırlanmış bir tip sözleşme niteliğinde olduğunu, sözleşmenin güçlü taraf konumundaki davacı tarafından hazırlandığını ve sözleşmenin içeriğine davalı müvekkilinin de olduğu hiç bir bayinin müdahale şansı olmadığını, müdahele bir yana sözleşmenin tek suret hazırlandığını, davacı ... tarafından ikinci bir suretin dahi müvekkiline verilmediğini, sözleşmenin hazırlanmasında müvekkiline hiç bir rol ve hak tanınmadığını, diğer yandan 01.04.2013tarihinde yürürlüğe giren sözleşme uyarınca Franchise veren konumunda olan davacı şirket ... Lastik ve Servis Ltd. Şti, her iki tarafa borç yükleyen bir akit olan Franchise sözleşmesi uyarınca kendi yükümlülüklerini yerine getirmediğini, müvekkili şirkete know-how aktarmadığını ve bu sistemin gereği olarak yapılması öngörülen en küçük bir yatırıma dahi girişilmediğini, davacı ...nin müvekkili lehine söz konusu sözleşme kapsamında harcamış olduğu tek bir kuruş dahi olmadığını, izah edilen nedenlerle dayanaksız ve haksız açılmış bulunan davanın reddedilerek yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememiz tarafından deliller toplanılmış, ilgili belgeler celp edilerek dosya içerisine alınmıştır. Mahkememizde açılmış bulunan işbu dava, davacı şirket ile davalı ... Petrol Ltd. Şti.arasında yapılmış bulunan 08/10/2012 tarihli franchise sözleşmesine dayalı olarak verilen bayilik sözleşmesinden kaynaklanan, sözleşmenin henüz beş yıl dolmadan feshi nedeniyle; A-Maddi tazminat olarak; a-Kar mahrumiyeti (kazanç kaybı), b-Rekabet etmeme yükümlülüğünün ihlali, c-Cezai şart (sözleşme dönemi ve fesih sonrası dönem için cezai şart tazminatı), d-Mahkemece takdir edilecek müspet zarar, B-Manevi tazminat talebine ilişkin açılan maddi ve manevi tazminat davasıdır. Mahkememizin ... sayılı dosyasında; mahkememizin görevsizliğine, görevli mahkemenin İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olduğuna dair karar verildiği, görevsizlik kararına vaki temyiz üzerine Yargıtay'a gönderilmiş , Yargıtay 11 Hukuk Dairesi 2014/1263 Esas 2014/7976 Karar sayılı ilamı ile; "08.10.2012 tarihli Franchise Sözleşmesi'ne dayalı olarak açılan davada Franchise veren davacı şirket lehine 5846 sayılı FSEK hükümlerinden kaynaklanan hakların varlığı iddia edilmeyip bu yönde bir uyuşmazlık bulunmadığı gibi, Franchise Sözleşmesi nedeniyle tescilli bir sınai hakka dayalı niza dahi söz konusu değildir. Bu durumda, mahkemece uyuşmazlığın genel hükümlere göre çözümü gerekirken, yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmemiştir. " ilamı ile mahkememiz kararı bozulmuştur. Yargıtay bozma ilamından sonra, yargılamaya mahkememizin 2014/229 Esas sayılı dosyası üzerinden devam edilmiş olmakla; Mahkememizin 2014/229 Esas 2017/260 Karar sayılı ilamı ile davanın reddine dair karar verildiği, verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay'a gönderilmiş, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2019/1505 Esas 2020/4390 Karar sayılı ilamı ile; "(1) Dava, davacı franchise veren ile davalı franchise alan arasında akdedilen ... Lastik ve İlişkili Hizmetlere dair franchise sözleşmesinin davalı tarafça haksız feshedildiğinden bahisle mahrum kalınan kar kaybı, sözleşmenin 15. maddesi ile 19.2.2. maddesi gereğince cezai şart ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı ile davalı arasında 08.10.2012 tarihinde akdedilen sözleşme, davalı tarafından davacıya gönderilen 09.08.2013 tarihli ihtarnameyle feshedilmiştir. Davalı ihtarnamesinde ".. ilgili yasalar gereğince firmamızın muhatabın ürünlerinin yanısıra farklı firmalara ait markalı ürünleri satma ve diğer firmaların bayisi sıfatıyla ticari faaliyetlerini sürdürme hakları bulunmaktadır. Ancak muhatap tarafından tek taraflı olarak hazırlanarak tarafımıza imzalattırılan sözleşme ticari faaliyetlerimize ciddi kısıtlamalar getirmektedir. Yukarıda açıklanan gerekçeler ile muhatabın bayiilik ve ... sisteminden çıkmak istediğimizi gereği için muhataba bildiririz." şeklindedir. Yine sözleşmenin 19.1. maddesinde sözleşmenin hangi şekilde feshedileceği açıklanmış olup, bu maddeye göre franchise veren firmanın edimlerini yerine getirmemesi durumunda franchise alan firma tarafından yapılacak olan bildirime rağmen 1 ay içerisinde sorunun ortadan kaldırılmaması durumunda ihlale maruz kalan sözleşme tarafının sözleşmeyi hak itibariyle ve yasal herhangi bir formalite olmaksızın feshedebileceği kararlaştırılmıştır. Bu durumda mahkemece, öncelikle franchise sözleşmesinin fesih yöntemine ilişkin ilgili maddesi ile davalının fesih ihtarnamesinde belirttiği sebep kapsamında, feshin haksız fesih olup, olmadığı hususunda bir inceleme yapılması ve davacının taleplerinin bu çerçevede değerlendirilmesi gerekirken, bu husus gözden kaçırılarak davanın reddi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir. (2) bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. " mahkememiz kararının bozularak kaldırılmasına dair karar verilmiş olup, Taraflar arasında görülen davada mahkeme kararını bozan Daire'nin 22.10.2020 gün ve 2019/1505 - 2020/4390 sayılı kararı aleyhinde davalılar vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş olduğu görülmekle dosyanın yeniden Yargıtay'a gönderildiği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin : 2021/2159 Esas 2022/956 Karar sayılı ilamı ile; "Mahkemece göreve ilişkin bozma ilamına uyularak tüm dosya kapsamına göre, davanın reddine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur. Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve karar düzeltme talebinde bulunan tarafın sıfatına ve ileri sürdüğü karar düzeltme sebeplerine göre davalılar vekilinin yerinde görülmeyen karar düzeltme isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. " gerekçesi ile karar düzeltme isteminin reddine dair karar verildiği, dosyanın mahkememizin 2022/180 Esas'ına kaydının yapıldığı anlaşılmıştır. Mahkememizce Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş ve bozmadan sonra, davalının sözleşmeyi feshetmesinin haklı bir sebebe dayanıp dayanmadığı tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtildiğinden, mahkememizce usul ve yasaya uygun bozma ilamına uyulduktan sonra yargılamaya devam edilmiş ve bozma ilamı doğrultusunda dosya bilirkişi kuruluna tevdii edilmiştir. Mahkememizce alınan bilirkişi raporlarında; A-Bilirkişiler ...tarafından hazırlanan 25.08.2023 tarihli raporda özetle; "MALİ DEĞERLENDİRME VE HESAPLAMA: Davacı yanın, sözleşmenin devam ettiği süre içerisinde yapılan ihlal ile sözleşmenin sona ermesini müteakip 1 yıl sınırlı olmak üzere devam eden ihlal karşılığı cezai şart talebinin kabul görmesi halinde talep edebileceği cezai şart tutarı, sözleşmenin 15.4 maddesi uyarınca sözleşmenin fesih tarihinden önceki takvim yılında Franchise alana ait brüt kar marjının %75 i üzerinden (bu durumda sözleşme 2013 yılında fesih edildiğinden 2012 yılına ait brüt kar tutarı 257.801,45 TL üzerinden) 193.351,09 TL olarak hesaplanmıştır. Davacının , dava dilekçesinin 7 ve devamı sayfasında açıkladığı, cezai şart alacağının ödenmesine ilişkin talebinin değerlendirilmesi: Davacı, davalının sözleşmenin 19.2.2 nolu maddesinde düzenlenmiş olan "sözleşme sonrası rekabet yasağı" ihlal ettiğini, dolayısıyla da aynı maddede bu ihlalin müeyyidesi olarak öngörülmüş olan ceza şartın ödenmesini talebe hak kazandığını, iddia etmektedir. Sözleşmenin 19.2.2 nolu maddesi hükmünde; davalı / franchise alanın sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonraki 1 yıllık süre boyunca davacı / franchise veren ile rekabet yasaklanmıştır. Yani sözleşmenin ilişkisinin sona ermesinden sonra 1 yıllık süre için geçerli olmak üzere rekabet yasağı düzenlenmiştir. Tarafların arasındaki sözleşmenin akdedildiği tarihte yürürlükte olan Rekabet Kurulu mevzuatına (2002 yılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grap Muafiyet Tebliği madde 5/b) göre; Franchise Sözleşmelerinde düzenlenmiş olan sözleşme sonrası Rekabet Yasağına ilişkin hükümler; sözleşmenin sona ermesinden itibaren 1 yılı aşmaması, yasaklamanın anlaşma konusu mal yada hizmetlerle rekabet eden mal ve hizmetlere ilişkin olması, anlaşma sürecinde alıcının (franchise alanın) faaliyette bulunduğu tesis yada arazı ile sınırlı olması ve sağlayıcı (franchise veren) tarafından alıcıya devredilen know-how'ı korumak için zorunlu olması koşullarının bulunması (bütün bu koşulların birlikte bulunması) halinde geçerli olur. Kanaatimizce taraflar arasındaki sözleşmede düzenlenmiş olan "sözleşme sonrası Rekabet Yasağına ilişkin hüküm, bu yasal şartları bünyesinde barındırmaktadır. Bu sebeple de geçerlidir. Takdiri tamamen mahkemeye aittir. Kök bilirkişi raporunun 17.sayfasının 2 nolu maddesindeki Sektörel tespitlere göre; bu hükümde düzenlenmiş olan bu rekabet yasağı franchise sisteminin doğasına da bünyesine de uygundur . Bu sebeple sözleşmenin 19.2.2 nolu maddesi hükmünün, TBK madde 25 uyarınca da geçersiz olmadığı kanaatine varılmaktadır . Takdiri tamamen mahkemeye aittir. Ancak Rekabet Kurulu benzer bir uyuşmazlık ile ilgili bir kararında; alıcıya (franchise alana, bayiye vb.) know-how devri hususunun ayrıca incelenmesi gerektiğini belirtmiş ve sonuç olarak kendilerine know-how devri yapılmış alıcılar (franchise alanlar, bayiler vb)bakımından rekabet yasağı sözleşmesinin muafiyetinden yararlandığına, ancak kendilerine know - how devri yapılmamış bayiler bakımından, Rekabet Yasağına ilişkin koşullar birlikte gerçekleşmediğinden , hükmün tebliğin tanıdığı muafiyetten yararlanamayacağını ve anılan rekabet yasağının söz konusu bayiler bakımından hüküm ifade etmeyeceğini karara bağlamıştır. Kanaatimizce bu karar yerindedir ve dava konusu sözleşme ilişkisinde de uygulama alanı bulmalıdır. Zira sözleşme sonrası Rekabet Yasaklarının sözleşmeye konulmasının asıl amacı, franchise verenin franchise alana aktarmış olduğu know-how 'ın franchise alanın sonradan akdi ilişkisi içine gireceği üçüncü kişilere aktarılmasının belirli bir ölçüde de olsa önüne geçilmesidir. Kök raporun 14.sayfasının 6 nolu kısmındaki sektörel tespitlere göre; taraflar arasında devam etmiş olan fiili sözleşme ilişkisi çok kısa sürmüştür. 4-5 ay gibi bir sürede sistemin bütün unsurlarının ve know- how 'ın aktarılmasını beklemek hayatın olağan akışına uygun değildir. Franchise alanın böyle bir sisteme uyumu ve yapılanması için minimum 1 yıl süre gerekir. Yukarıda belirtilen bu sektörel tespitlere göre; hayatın olağan akışında, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin fiilen devam etmiş olduğu kısa süre içinde davacı / franchise verenin know - how 'ını davalı / franchise alana aktarmış olması mümkün değildir. Nitekim, davacı / franchise veren de bu kısa süre içinde know- how ' ın davalı / franchise alana aktardığını gösteren (ispat eden) somut delil sunmamıştır. Bu duruma göre; sözleşmenin davalı / franchise alan tarafından feshedildiği tarihte henüz davacı/ franchise veren "hayatın olağan akışında" know-how'ını davalı / franchise alana aktarmamış olduğu (know-how aktarımı gerçekleşmemiş olduğu) için , yukarıda anılan Rekabet Kurulu kararı uyarınca; sözleşmenin 19.1.2 nolu maddesinde düzenlenmiş olan Rekabet Yasağının muafiyet kapsamına girmeyeceği ve hüküm ifade etmeyeceği, dolayısıyla da davalını işbu Rekabet Yasağını ihlal etmiş sayılamayacağı ve bu yasağı ihlal etmenin müeyyidesi olarak öngörülmüş olan cezai şartı ödeme yükümlülüğü altına girmediği, " şeklinde mütalaada bulunulduğu görülmüştür. B-Bilirkişiler ...tarafından hazırlanan 11.03.2024 tarihli raporda özetle; "... Davacı yanın son rapora karşı beyan dilekçesinde, taraflar arasında sözleşmeye ek olmak üzere 08.10.2012 tarihli özel koşullar isimli protokolün imzalanmış olduğunu, bu protokole göre Franchise alanın franchise verene vereceği yıllık Franchise hizmet bedelinin hiçbir. koşulda 12.000 TL'nin altına düşemeyeceğini, aylık bazda değerlendirildiğinde de bu bedenin 1.000 TL olduğunu, dolayısıyla da davanın davacıya ödeyeceği Franchise hizmet bedelinin Aylık 1.000 TL nin altında olamayacağından bahisle kar mahrumiyeti hesabında da en az bu tutarın baz alınarak hesap yapılmasının zorunlu olduğunu beyan ettiği görülmektedir. 03.08.2023 tarihli raporumuzda, dava dışı ... A.Ş. nin dava dosyasına sunduğu cevabi yazısında, davalı şirkete 2013 yılı içerisinde yapmış olduğu satış tutarının KDV hariç 271.840,10 TL olduğu dikkate alınarak, davalı şirketin bu ürünlerin tamamını minimum %20 brüt kar marjı ile satmış olduğu varsayımı altında yıllık cironun 326.208,12 TL, bu tutarın aylık ortalamasının 27.184,00 TL, aylık franchise hizmet bedelinin ise 679,60 TL olacağı değerlendirilmiş, buna göre kar mahrumiyeti hesaplaması yapılmış idi. Bu defa sözleşme hükümleri kapsamında davacı itirazları değerlendirilerek, mahkemenin takdirinde olmak üzere aşağıdaki sözleşmesi maddesine göre revize hesap yapılmıştır; Buna göre de servisin faaliyete geçeceği 01.10.2013 tarihinden sonraki 4 aylık süre için, yani 01.10.2013 tarihi ile 01.02.2013 tarihi arasındaki dönem için, davacı yanın talep edebileceği tazminat tutarı 1.000,00 x 4 = 4.000,00 TL olarak hesaplanmıştır. Davacı yan yine, sözleşmede ürün tanımı yer almadığından, tüm ciro dikkate alınarak hesaplama yapılması gerektiği yönündeki itirazlarını tekrar dile getirmiş ancak 03.08.2023 tarihli raporda da yer verdiğimiz şekli ile bu itiraza katılmak mümkün olmamıştır. Zira, yapılan sözleşmenin taraflara ilgili markalı lastiklerin satışına göre menfaat sağlayacağı tartışmasızdır. Davacı yan bu hususa ilişkin olarak 25.10.2016 tarihli (bozma ilamı öncesi) bilirkişi raporuna atıfta bulunmuş, sözleşmeye göre, ciro ayrımı ibraz edilmez ise o zaman aylık franchise ücretinin franchise alanın bir önceki ay toplam cirosu üzerinden hesap edileceği hükmü kapsamında hesaplanan tutarın geçerli olması gerektiğini ileri sürmüştür. Gelinen aşamada dosyaya davalı yanın sözleşmeye esas teşkil eden ürünlerin alımına ilişkin cevap yazısı celp edildiğinden, hesaplama dava konusu ürün satışlarına dayalı olarak yapılmış olup, takdiri elbette ki mahkemeye aittir. 03.08.2023 tarihli raporumuzda, davacı yanın, sözleşmenin devam ettiği süre içerisinde yapılan ihlal ile sözleşmenin sona ermesini müteakip 1 yıl ile sınırlı olmak üzere devam eden ihlâl karşılığı cezai şart talebinin kabul görmesi halinde talep edebileceği cezai şart tutarı, sözleşmenin 15.4 maddesi uyarınca sözleşmenin fesih tarihinden önceki takvim yılında Franchise alana ait brüt kar marjının %75 i üzerinden (bu durumda sözleşme 2013 yılında fesih edildiğinden 2012 yılına ait brüt kar tutarı 257.801,45 TL üzerinden) 193.351,09 TL olarak hesaplanmıştır. Eğer verilmesi gerekirse bu cezai şart miktarının, davalı şirketin ekonomik durumu ve gelirlerine göre ekonomik yönden mahvına sebebiyet verip vermeyeceği hususu, dosyaya celp edilen, davalı yana ait kurumlar vergi beyannameleri ekindeki finansal tablolar dikkate alınarak aşağıdaki gibi değerlendirilmiştir. Yukarıdaki finansal tablo verileri dikkate alındığında, eğer verilmesi gerekirse cezai şart miktarının, davalı şirketin ekonomik durumu ve gelirlerine göre ekonomik yönden mahvına sebebiyet vermeyeceği değerlendirilmiş olmakla birlikte, cezai şartın ödenmesine karar verilmesi halinde ödemenin karar tarihinden sonra yapılacağı dikkate alınarak, davalı şirketin mevcut finansal durumunda da bu ödemeyi gerçekleştirmesinin, mahvına sebep olup olmayacağı hususundaki tespit önem arz etmekte olup, takdiri mahkemeye aittir." şeklinde mütalaada bulunulduğu görülmüştür. C-Bilirkişiler ...tarafından hazırlanan 04.03.2025 tarihli raporda özetle; "... Sözleşmenin 19.1 maddesi uyarınca fesih halinde 1 aylık bir önel verilmesi ve ihlalin düzeltilmesi için süre tanınması gerektiği belirtilmiş olsa da bu sürenin verilmediği durumda da feshin haksız fesih olarak değerlendirilebileceği, somut olaydaki feshin gerek dayandığı nedenler gerek yapılış şekli itibariyle haklı bir fesih olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı, haksız bir feshin söz konusu olduğu, - Davacının uğradığı kar kaybını talep edebileceği, kar kaybının hesabında Yargıtay içtihatları çerçevesinde bir belirlemede bulunulması gerektiği, buna göre davacının, aynı bölgede yeni bir franchise alan ile yeni bir franchise sözleşmesi akdetmesi için gerekli olan süre için (bu süreyle sınırlı olmak üzere) kar mahrumiyeti zararının tazminini talep edebileceği, somut olay bakımından bu sürenin bilirkişi heyeti tarafından 6 ay olarak belirlendiği, - Davacının, sözleşmenin davalı tarafından feshedildiği tarihten itibaren 6 ay içinde, yani en geç 19.02.2014 tarihinde, yeni bir bayi ile yeni bir bayilik sözleşmesini akdetmesinin mümkün olduğu, ancak sözleşme feshedilmeseydi dahi, davalıya ait servisin 01.10.2023 tarihinde faaliyete hazır hale geleceği, bu durumlar karşısında, davacının en fazla, 01.10.2023 tarihinden sonraki 4 aylık süre için mahrum kalmış olduğu karın tazminini davalıdan talep edebileceği, söz konusu dönem talep edilebilecek tazminat tutarının 679,60 x 4 = 2.718,40 TL olarak hesaplandığı, Sözleşmede yer alan gerek sözleşme dönemini gerek sözleşme sonrası dönemi kapsayan rekabet yasağı düzenlemelerinin geçerli olduğu, sözleşmenin devam ettiği süre içerisinde yapılan ihlal ile sözleşmenin sona ermesini müteakip 1 yıl ile sınırlı olmak üzere devam eden ihlâl karşılığı cezai şart talebinin kabul görmesi halinde talep edebileceği cezai şart tutarı, sözleşmenin 15.4 maddesi uyarınca sözleşmenin fesih tarihinden önceki takvim yılında Franchise alana ait brüt kar marjının %75 i üzerinden (bu durumda sözleşme 2013 yılında fesih edildiğinden 2012 yılına ait brüt kar tutarı 257.801,45 TL üzerinden) 193.351,09 TL olarak hesaplandığı, Sözleşme sonrası Rekabet Yasakları'nın sözleşmeye konulmasının asıl amacı, franchise verenin franchise alana aktarmış olduğu know-how'ın (franchise verenin tecrübe, denemeleri sonucunda elde ettiği ve patentli olmayan, uygulamaya yönelik, gizli, esaslı ve belirlenmiş bilgi paketinin) franchise alanın sonradan akdi ilişki içine gireceği üçüncü kişilere (başka firmaları) aktarılmasının belirli bir ölçüde de olsa önüne geçilmesi olduğu, bu duruma göre; sözleşmenin davalı/franchise alan tarafından feshedildiği tarihte henüz davacı/franchise veren “hayatın olağan akışında” know-how'ini davalı/franchise alana aktarmamış olduğu (know-how aktarımı gerçeklememiş olduğu) için, sözleşmenin 19.1.2 nolu maddesinde düzenlenmiş olan Rekabet Yasağının muafiyet kapsamına girmeyeceği ve hüküm ifade etmeyeceği, dolayısıyla da davalının işbu Rekabet Yasağı'nı ihlal etmiş sayılamayacağı ve bu yasağı ihlal etmenin müeyyidesi olarak öngörülmüş olan Cezai Şartı ödeme yükümlülüğü altına girmediği, Sayın Mahkemece aksi kanaatte olunması durumunda, davalı sözleşmede belirlenen cezai şart tutarı ile sorumlu olacağı," şeklinde mütalaada bulunulduğu görülmüştür. Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda, Mahkememizde açılmış bulunan işbu dava 08/12/2012 tarihli ve 5 yıl süreli franchise sözleşmesinin tarafı olan davacı ve davalı şirketlerin, davacı "..." markalı lastikle ve lastikle ilişkili hafif araç segmentinde davalıya bayilik hizmeti vermek üzere sözleşme yapıldığı, davalı şirketin 08/10/2012'den itibaren 5 yıl dolmadan 19/08/2013 tarihinde keşide ettiği fesih bildirimi ile sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiği, davacının sözleşmenin davalı tarafından haksız sebeple fesih edilmesi nedeniyle TBK m.12 ve m.125 uyarınca davacı şirketin maddi zararlarının kazanç kaybı olarak ve sözleşmenin m.15'e göre davalı şirketin rekabet etmeme yükümlülüğünü ihlal etmiş olması sebebiyle cezai şart alacağı ve sözleşmenin m.19.2.2 uyarınca davacının rekabet etmeme yeni yükümlülüklere girmeme taahhüdüne aykırı davranışları için sözleşmeyle öngörülen cezai şart karşılığında şimdilik fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak üzere 229.356,66-TL maddi tazminat ile + 115.000-TL manevi tazminat olmak üzere toplam 344.356,66-TL maddi ve manevi tazminatın tahsili talep edilmektedir. Mahkememizce Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda, franchise sözleşmesinin fesih yöntemine ilişkin sözleşmenin feshine ilişkin ihtarname kapsamı ve sözleşmenin m.19.1 dikkate alınarak franchise veren firmanın edimlerini yerine getirmemesi durumunda, franchise alan firma tarafından yapılacak olan bildirime rağmen 1 ay içerisinde sorunun ortadan kaldırılmaması durumunda ihlale maruz kalan sözleşme tarafının sözleşmeyi yasal herhangi bir formalite olmaksızın feshedebileceğine ilişkin düzenlemeyi içerdiği belirtilerek, feshin haksız olup olmadığı konusunda inceleme yapılması gerektiği bozma ilamında belirtildiğinden mahkememizce bozma ilamı doğrultusunda dosya kendilerine tevdi edilen bilirkişi kurulu tarafından tanzim edilen 25.08.2023 günlü ve 11.03.2024 günlü raporlarda, sözleşmenin TBK m.20 hükümleri anlamında genel işlem koşulları içeren bir sözleşme olduğu, davalı franchise alan şirket tarafından sözleşme imzalanmadan önce sözleşme hükümleri incelendiğinden TBK m.21/1 uyarınca genel işlem koşulları geçersiz ve hukuken yazılmamış nitelikte olmadığı ancak sözleşme imzalanmadan önce incelenmiş olsa dahi bu sözleşmede yer alan, dürüstlük kurallarına aykırı olarak davalı franchise alan aleyhine onun durumunu ağırlaştırıcı nitelikteki hükümleri TBK m.25 gereğince dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağından hükümsüz ve geçersiz kabul edilmesi gerektiği belirlenmiştir. Davalı tarafından 01/11/2013 tarihli fesih ihtarnamesinde, sözleşmenin yürürlüğe girdiği kabul edildikten sonra davacının sözleşmeye istinaden yatırım harcamaları yapılmasına rağmen, sözleşmenin geniş kapsamlı rekabet yasağı içerdiği için feshedildiği, davacının sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmediği gerekçesiyle sözleşmenin feshedilmediği anlaşılmaktadır. Sözleşmenin 15/1.maddesinde getirilen rekabet etmeme yasağı 5 yıl süreyle getirilmiş olup rekabetin korunmasına ilişkin kanun hükümlerine uygun ve geçerli olduğu anlaşılmaktadır. Bilirkişi kurulu tarafından da 25.08.2015 tarihli kök raporda 15.sayfanın 10.bölümünde rekabet yasağının sözleşmenin bünyesi ve sektörün teamüllere uygun olduğu, yasak kanuna aykırı olsa bile kural olarak sadece TBK m.27/2 uyarınca sözleşmedeki bu hükmün geçersiz olması sonucunu doğuracağı, sözleşmeyi davalı yana haklı olarak feshetme hakkı vermeyeceği belirlenmiş olup Mahkememizce bilirkişi kurulu tarafından yapılan işbu tespitlerin dosya ve yargı yolu uygulamalarıyla uyumlu olduğu bu nedenle sözleşmenin m.19.2.2 gereğince rekabet yasağının bir yıllık süre ile düzenlenmiş olması sebebiyle, TBK m.27/2 dikkate alınarak davalı yana sözleşmenin haklı sebeple fesih imkanı vermediği, bu nedenle davalı franchise alanın sözleşmeyi haksız olarak feshettiği mahkememizce kabul edilmiştir. Sözleşmeyi haksız olarak fesheden davalıdan, davacının kar mahrumiyetinden kaynaklanan tazminat talep etme hakkının bulunduğu mahkememizce benimsenmiştir. Yerleşik yargıtay içtihatlarına göre 08/12/2012 tarihli sözleşmenin 01/04/2013'den itibaren başlamak üzere beş yıl süreli geçerli olacağı, sözleşmede servisin altı ay içinde faaliyete hazır hale getirileceği hükmü nedeniyle 56 aylık süre için kar mahrumiyeti zararının hesaplanması gerektiği davacı yan tarafından iddia edilmiş ise de yerleşik yargıtay içtihatlarına göre de kar mahrumiyeti zararının hesaplanmasında kesinti yöntemine göre dava konusu franchise sözleşmesinin davacı tarafından en fazla aynı bölgede altı aylık süre içerisinde yeni bir franchise alan ile sözleşme yaparak, franchise sözleşmesi konusu mahrum kalınan karı 6 ay içinde yeniden elde etme imkanının bulunduğu kabul edilerek 01/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren sözleşme nedeniyle davalıya ait servisin 01/10/2013'den itibaren faaliyete geçebileceği, servisin faaliyete geçme süresi dolmadan 19/08/2013 tarihinde feshedildiği, davacının sözleşmenin feshedildiği tarihten itibaren altı ay içinde 19/02/2014 tarihinde yeni bir bayi ile bayilik sözleşmesi yapabileceği benimsenerek, sözleşme fesih edilmeseydi davalıya ait işletmeden davacının 01/10/2013 tarihinden 19/02/2014 tarihi arası için tazminat talep edebileceği, yaklaşık 4 aylık süre için kalınan kar mahrumiyetinin dosyadaki verilere göre 2.718,40-TL hesaplanmış olup mahkememizce de işbu miktarın dosyadaki verilerle uyumlu olduğu benimsenmiştir. Davacının cezai şart taleplerinin sözleşmenin m.15'de düzenlendiği ve sözleşme dönemi rekabet yasağını ihlal ettiği iddia edilmekte ise de ihlalin müeydesi olarak ön görülmüş cezai şartın sözleşmenin 15/1.maddesinde sözleşme devam ettiği süre için geçerli olmak üzere düzenlendiği, sözleşmenin 5 yıllık süresi için getirilen rekabet yasaklarının rekabetin korunmasına ilişkin kanun hükümlerine aykırı olmaktan muaf tutulduğu rekabet yasağı düzenlemesi geçerli ise de, rekabet yasağı müeydesi olarak ön görülen cezai şart taraflar arasındaki sözleşmenin bünyesine uygun ise de franchise veren tarafından alıcıya devredilen know-how korumak için zorunlu olması koşulunun birlikte gerçekleşmesi gerekmekte olup rekabet yasağına ilişkin koşulların birlikte gerçekleştiği ispat edilmedikçe rekabet yasakları bayiler yönünden hüküm ifade etmeyeceği, rekabet kurulunun 15/07/2009 günlü kararında belirtildiği gibi raporda açıklandığı gibi 4 - 5 ay gibi bir süre içerisinde know-how 'ın bütün unsurları ile aktarılmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı ve rekabet kurulu kararı uyarınca sözleşmenin 19.1.2.maddelerinde düzenlenmiş olan rekabet yasağı muafiyet kapsamına girmeyecek ve hüküm ifade etmeyecek nitelikte olan düzenlemeler nedeniyle davalının işbu rekabet yasağını ihlal etmiş sayılmayacağı ve ihlalin müeydesi olarak öngörülen cezai şart tazminatı talep edemeyeceğine ilişkin tespitlere mahkememizce itibar edilmiş ve cezai şart talebine ilişkin maddi tazminat istemlerinin reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. (.... ATM'nin ... sayılı benzer kararında cezai şart tazminatı talep edilemeyeceğine ilişkin görüşün benimsendiği ve özellikle bu karara ilişkin İstanbul BAM 44 HD. 2020/459- 2021/815 sayılı kararı ile görülmüştür) Bu nedenlerle davacı yanın talep ettiği yoksun kalınan karın mahkememizce itibar edilen yukarıda incelenen bozma sonrası alınan dosya kapsamına uygun bilirkişi raporları ile belirlenen yoksun kalınan kara ilişkin tazminat taleplerinin kısmen 2.718,40-TL üzerinden kabulü, diğer maddi tazminat istemlerinin koşulları oluşmadığından reddi gerektiği, sonucuna varılmıştır. Ayrıca manevi tazminat isteminin değerlendirilmesinden; davalının hukuka aykırı eylemi tespit edilmediğinden şirketin kişilik haklarının zedelendiğini ispat edilmemiş olması karşısında manevi tazminat talebinin de talep koşulları oluşmadığından istemin reddi gerektiği sonucuna varılmış ve aşağıdaki gibi hüküm tesis etmek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın maddi tazminat istemi yönünden KISMEN KABULÜ İLE; a-Yoksun kalınan kar mahrumiyeti olarak 2.718,40-TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek değişken oranda avans faiziyle birlikte tahsili ile davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, b-Davacının fazlaya ilişkin cezai şart ve rekabet etmeme yasağına ilişkin tazminat taleplerinin, tazminat talep koşulları oluşmadığından REDDİNE, 2- Davacının manevi tazminat istemi yönünden, davacının manevi tazminat talep etme koşulları oluşmadığından davalılar aleyhine açılan manevi tazminat sistemine ilişkin davanın REDDİNE, 3- Davacı tarafça peşin yatırılan 5.880,70 TL harçtan, kabul edilen dava değeri üzerinden hesaplanan 615,40 TL karar-ilam harcının mahsubu ile bakiye 5.265,3‬0 TL harcın talep halinde davacıya İADESİNE, 4- Maddi tazminat yönünden; davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 2.718,40 TL vekalet ücretinin davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine, 5- Maddi tazminat yönünden; davalılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 13. Maddesi uyarınca davacı lehine belirlenen ücreti geçemeyeceğinden, takdir olunan 2.718,40 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara ödenmesine, 6-Manevi tazminat talebi reddedildiğinden, davalılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 10. Maddesi uyarınca takdir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara ödenmesine, 7-Tüm dava birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafından yapılan 40.714,50 TL yargılama giderinden davanın kabul oranına göre hesaplanan 321,42 TL nin davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Tüm dava birlikte değerlendirildiğinde; davalılar tarafından yapılan 169,75 TL yargılama giderinden davanın red oranına göre hesaplanan 168,42 TL nin davacıdan tahsili ile davalılara ödenmesine, kalan kısmın davalılar üzerinde bırakılmasına, 9-Davacı tarafça yatırılan 24,30 TL başvuru harcı ile 615,40 TL peşin harç olmak üzere toplam 639,70 TL'nin davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay'da temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.17/04/2025 Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/180, K. 2025/291, T. 17.04.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-16-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-180-e-2025-291-k-49cf44fe428d