İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/756 E. 2024/717 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/756
Karar No
2024/717
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/756 Esas KARAR NO : 2024/717 DAVA : Menfi Tespit DAVA TARİHİ : 04/11/2022 KARAR TARİHİ : 14/11/2024 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davaya konu ... A.Ş. ... Şubesi'nin ... seri numaralı 26/08/2022 tarihli 95.700,00-TL bedelli çekteki kaşe ve imzanın müvekkiline ait olmadığını, çekin kötü niyetli kişilerce ele geçirilip ciro edildiğini, çekin işleme konması halinde müvekkilinin telafisi güç zararlara uğrayacağını beyanla öncelikle davaya konu çekin icra takibine ve davaya konu edilmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davacının çekten dolayı borçlu olmadığının tespiti ile çek yaprağının davacıya iadesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP :Davalı ... Aş vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu çekte yer alan imzanın davacıya ait olmadığı iddia edildiğini fakat bu hususa ilişkin suç duyurusunda bulunduğuna dair bir beyanda bulunmadığını, davacı yanın çeki ne şekilde elinden çıkardığını ve rıza dışı bir çıkış var ise hangi hukuki yola başvurduğunu açıklaması gerektiğini, davalı şirket ile dava dışı faktoring müşterisi arasında imzalanan 21/06/2022 tarihli genel faktoring sözleşmesi çerçevesinde dava konusu çekin 22/06/2022 tarihli alacak bildirim formu ve çek senet tevdi bordrosu ile ... tarihli ... numaralı 98.273,00-TL bedelli faturaya istinaden ciro yoluyla davalı şirkete ciro edildiğini, çekteki ciro silsilesinde, çeki veren kişinin, devralınan faturada alacaklı gözüken kişi ve bu kişiden bir önceki cirantanın da faturadaki borçlu ile aynı olduğu, fatura ile kambiyo senedi arasındaki tutarların uyumlu olduğu hususları hakkında gerekli araştırmaları yaparak çeki iktisap ettiklerini, davalı şirketin 6361 sayılı kanuna ve Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğe uygun olarak alacağı tevsik eden belgelere binaen usulüne uygun olarak faktoring işlemi yaptığını, çekin iktisabında kötü niyeti ve ağır kusuru bulunmadığını beyan ederek davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar ... Tic. Ltd. Şti.'ye usulüne uygun tebligat çıkartılmış olmasına rağmen, yazılı bildirimde de bulunmadıklarından, HMK'nın 128. maddesi hükmü gereğince davayı inkar ettikleri varsayılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, menfi tespit talebine ilişkindir. Dosyada tarafların bildirdiği belgeler, ... 7.Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas nolu dosyası, dava konusu çek aslı, ödeme yasağı kararı, imza sirküleri, imza örnekleri ve bilirkişi raporu delil olarak değerlendirilmiştir. HMK'nın 266/1. maddesi gereği dosyanın bir grafoloji bilirkişiye tevdi ile toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı incelenmek suretiyle; ...bank ...Şubesi'nden verilme ... numaralı 26/08/2022 tarihli 95.700,00 TL bedelli çekin arka sayfasında bulunan yer alan davacıya atfen atılı bulunan imzanın davacı şirket yetkilisi ...'ın eli ürünü olup olmadığı hususunda hazırlanan 28.02.2023 tarihli bilirkişi raporunda; beyaz ışık ve değişik açılarda verilen ışık ışınları, yüksek çözünürlü (scanner) tarayıcı, bilgisayar analiz programları kullanılarak, grafolojik, grafometrik ve kaligrafik esaslar dahilinde yapılan mukayeseli incelemede, inceleme konusu çekteki birinci ciranta imza ile ...'a ait mukayese imzaları arasında yapılan karşılaştırmada; başlangıç hareketlerinde kısmi benzerlikler, ara gramalarda ve bitiş hareketlerinde farklılıklar görüldüğü, genel kabul görmüş karakteristik tanı unsurlarından; işleklik derecesi, alışkanlıklar, tersim biçimi, istif, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından değerlendirildiğinde, inceleme konusu çekteki birinci ciranta imzanın ...'ın eli ürünü olmadığı bildirilmiştir. Bilirkişi raporunun tanziminden sonra dosyaya sunulan ve kazandırılan deliller ışığında ...bank ...Şubesi'nden verilme ... numaralı 26/08/2022 tarihli 95.700,00 TL bedelli çekin arka sayfasında bulunan yer alan davacıya atfen atılı bulunan imzanın davacı şirket yetkilisi ...'ın eli ürünü olup olmadığı hususunda hazırlanan 08.11.2023 tarihli bilirkişi ek raporunda, beyaz ışık ve değişik açılarda verilen ışık ışınları, yüksek çözünürlü (scanner) tarayıcı, bilgisayar analiz programları kullanılarak, grafolojik, grafometrik ve kaligrafik esaslar dahilinde yapılan mukayeseli incelemede, inceleme konusu çekteki birinci ciranta imza ile ...'a ait mukayese imzaları arasında yapılan karşılaştırmada; imzaların başlangıcında dairesel harekette kısmi benzerlik bulunmakla birlikte, hareketin başlangıç noktası ve bitiriliş çizgi ve hareketleri, harf gramaların iç gövde büklümleri, şekil ve biçimlendirilişi, bağlantı ve orantıları, imza eğim ve ölçüsü, genel görünüm gibi unsurları bakımından farklılıklar görülmesi nedeni ile inceleme konusu çekteki birinci ciranta imzanın ...'ın eli ürünü olmadığı bildirilmiştir. Bilirkişi ek raporunun tanziminden sonra dosyaya sunulan ve kazandırılan deliller ışığında ...bank ...Şubesi'nden verilme ... numaralı 26/08/2022 tarihli 95.700,00 TL bedelli çekin arka sayfasında bulunan yer alan davacıya atfen atılı bulunan imzanın dosyaya sunulan ve kazandırılan yeni deliller ışığında tartışılıp gerekçelendirilmesi suretiyle davacı şirket yetkilisi ...'ın eli ürünü olup olmadığı hususunda hazırlanan 29.07.2024 tarihli ek raporda, beyaz ışık ve değişik açılarda verilen ışık ışınları, yüksek çözünürlü (scanner) tarayıcı, bilgisayar analiz programları kullanılarak, grafolojik, grafometrik ve kaligrafik esaslar dahilinde yapılan mukayeseli incelemede, inceleme konusu çekteki birinci ciranta imza dosyaya yeni sunulan ...'a ait mukayese imzaları da incelenerek ile ...'a ait mukayese imzaları arasında yapılan karşılaştırmada, başlangıç hareketlerinde kısmi benzerlikler, ara gramalarda ve bitiş hareketlerinde farklılıklar görüldüğü, genel kabul görmüş karakteristik tanı unsurlarından; işleklik derecesi, alışkanlıklar, tersim biçimi, istif, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından değerlendirildiğinde; uyumsuzluk ve farklılıklar bulunması nedeni ile inceleme konusu çekteki birinci ciranta imzanın ...'ın eli ürünü olmadığı bildirilmiştir. Davacı tarafından varlığı inkâr edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının tespiti için açılan davaya menfî (olumsuz) tespit davası denir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı, İstanbul 2013, s. 346). Menfî tespit davası 2004 sayılı İİK'nın 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere menfi tespit davasında amaç bir hukukî ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitidir. Menfi tespit davası, maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Eş söyleyişle kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise, ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233). Ayrıca, adi senette borçlu olarak gözüken kimse, senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığının ve dolayısıyla, senet borçlusu konumunda bulunmadığının tespiti amacıyla, cebri icra tehdidi ile karşı karşıya ise, icra takibinin yapılmasından önce; süresi içinde ödeme emrine karşı imzaya itirazda bulunmayı ihmal etmiş ve takip kesinleşmişse, takibe başlanılmasından sonraki evrede sahtelik davası açabilir, böyle bir sahtelik davası hukukî niteliği itibariyle 2004 sayılı İİK 72’de düzenlenmiş olan menfi tespit davasıdır (Tanrıver, S.: Medenî Usul Hukuku, C.1, Ankara 2016, s. 844-845). TMK'nın 6. maddesine göre "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." HMK'nun 190. maddesi gereğince de, "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir." Menfi tespit davalarında da, HMK'nın ispata ilişkin genel kuralları geçerlidir. Bu davalarda davacı taraf, borçlu olmadığını iddia ettiğine göre, olumsuz bir durumun ispatı mümkün olmadığından, kural olarak ispat yükü alacaklıya aittir. Fakat davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı HMK m. 190; 4721 sayılı TMK m. 6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru, El Kitabı, s. 370 ilâ 372). 6100 sayılı HMK'nın 209. maddesi uyarınca; adi bir senetteki yazı veya imza inkâr edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz. Öte yandan, sözleşmedeki imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfeti bunu iddia eden alacaklıya aittir. (Yargıtay HGK'nın 26/04/2006 tarih ve ... E., ... K. sayılı ilamı). Başka bir ifade ile, menfi tespit davasında hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü alacaklıdadır. Bununla beraber, yukarıda izah edildiği üzere davacının iddiasına göre ispat yükünün yer değiştirmesi de mümkündür. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel ilişkiden doğan talep hakkına ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. (HGK'nun 2011/19-473 Esas ... Karar... Esas ...Karar sayılı ilamları) Bu nedenle kambiyo senetleri hakkında açılan menfi tespit davalarında, senedin dayanağı olduğu ileri sürülen hukuki ilişki ile senet metnindeki borç sebebi karşılaştırılarak, ispat yükünün kime düşeceği belirlenir. Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan ilişki “kambiyo ilişkisi” ismiyle anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu “kambiyo taahhüdü”nde bulunmuş olur. Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl /temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. Kambiyo senedinin bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü kambiyo senedinin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK m. 6 m.). İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle ortadan kalktığını ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkâr ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle sona erdiğini ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu, senedin varlığını kabul etmekle birlikte bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir. (Yargıtay HGK'nun ... E-... K sayılı kararı) Davacı tarafın dava dilekçesi ile ileri sürdüğü imza itirazı ve dolayısıyla sahteciliğe ilişkin itiraz mutlak defi olup herkese karşı ileri sürülebilir. Dava konusu ...bank ...Şubesi'nden verilme ... numaralı 26/08/2022 tarihli 95.700,00 TL bedelli çekte davacı şirket yetkilisine atfen atılı bulunan imzanın davacı şirket yetkilisine ait olup olmadığı konusunda çek aslı üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen 29.07.2024 tarihli bilirkişi raporunda çekteki imzanında davacının eli ürünü olmadığı bildirilmiştir. Mahkememizce aldırılan 29.07.2024 tarihli bilirkişi raporunun denetime açık, yeterli, objektif ve hüküm kurmaya elverişli olması gerekçeleriyle anılan bilirkişi raporuna itibar edilmiştir. Bilirkişi raporuna davalı ... firması vekilinin teknik nitelikte olmayan itirazlarının dosya kapsamı ile örtüşmemesi de dikkate alınarak davalı ... firması vekilinin dosya kapsamındaki itirazlarına itibar edilmemiştir. Yukarıda detayları ile izah olunduğu üzere davacı tarafın üzerinde bulunan ispat yükünü yerine getirdiği, dava konusu edilen çekin altındaki imzanın davacı şirket yetkilisinin eli ürünü olmadığını ispat ettiği kanaatine varılmıştır. Bu nedenlerle davanın kabulü ile,...bank ... Şubesi'nden verilme ... numaralı 26/08/2022 tarihli 95.700,00 TL bedelli çek nedeniyle davacının davalıya karşı borçlu olmadığının tespitine, ...bank ...Şubesi'nden verilme ... numaralı 26/08/2022 tarihli 95.700,00 TL bedelli çekin davacıya iadesine, tarafların kötü niyet tazminat talepleri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, karar verilmiş ve aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah olunduğu üzere; 1-Davanın KABULÜ ile, ...bank ... Şubesi'nden verilme ... numaralı 26/08/2022 tarihli 95.700,00 TL bedelli çek nedeniyle davacının davalıya karşı borçlu olmadığının tespitine, ...bank ...Şubesi'nden verilme ... numaralı 26/08/2022 tarihli 95.700,00 TL bedelli çekin davacıya İADESİNE, 2-Tarafların kötü niyet tazminat talepleri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 6.537,30-TL nispi karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 1.634,32-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 4.902,98-TL harcın davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan 1.634,32-TL peşin harç, 80,70-TL başvurma harcı, 2.000,00-TL bilirkişi ücreti, 1.012,25-TL posta giderleri olmak üzere toplam 4.727,27-TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden, karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T.'deki esaslara göre belirlenen 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Artan gider/delil avansından artan avans olması halinde, hüküm kesinleştiğinde ve talep edildiğinde yatırana iadesine, 7-Davalı taraflarca yapılan yarılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.14/11/2024 Katip ¸e-imzalıdır Hakim ¸e-imzalıdır *Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Atıf: İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/756, K. 2024/717, T. 14.11.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-6-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-756-e-2024-717-k-d9d79f26d677