İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/623 E. 2024/17 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/623
- Karar No
- 2024/17
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/623 Esas KARAR NO : 2024/17 DAVA : İtirazın İptali (İnanç Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 21/09/2023 KARAR TARİHİ : 11/01/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (İnanç Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili sunmuş olduğu 21/09/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'ın (TC vatandaşlığı öncesi ... ismine sahiptir) aslen ... vatandaşı olup icra takibi açıldığı aşamada geçici kimlik numarası sahibi olduğunu, ... Türkiye'de oturma izni olan, Türkiye'de yatırımları bulunan ve vatandaş olmak için bekleyen kanunlara ve yasalara saygılı biri iken davaya konu ihtilaflar meydana geldiğini ve hali hazırda müvekkilinin TC vatandaşı olduğunu, Müvekkilim 2020 yılında turist vizesi ile Türkiye'ye geldiğini ve oturma izni de aldığını, Müvekkilimin amacını oturum izninden ziyade Türkiye'de yatırım yaparak vatandaşlık hakkı elde etmek olduğunu, babası ...'un müvekkilimin Türkiye'de mülk satın almasını, vatandaş olmasını kendisine ait bir işinin olmasını istemiş ve ekonomik olarak da daima desteklediğini, Müvekkilinin Türkiye'de geçirdiği yaklaşık bir yılın ardından babasından aldığı paralarla mülk satın alarak vatandaş olmak için çalışmalara başladığını, Müvekkilinin mülk satın almak için çalışmalara başladığı dönemde babası ..., müvekkilimi, ...'dan arkadaşı olan iş bu davamız davalısı ... Dış Ticaret Limited Şirketi'nin şirket yetkilisi ... (TC: ...)'a yönlendirdiğini, Davalı ... Şirketi'nin şirket yetkilisi ..., Türkiye'de vatandaşlık almış, şirket ve yatırımları olan birisi olduğunu, ...'ın ... Şirketi, ... Şirketi , ... Şirketinde yetkili olduğunu, davalı ... Şirketi'nin şirket yetkilisi ... bu şirketlerde çeşitli kimyasal ürünler ve plastik ham maddesi işi ile uğraştığını, şirket üzerine kayıtlı çeşitli gayrimenkul ve araçlar da olduğunu, Müvekkilim, davalı ... Şirketi ve ... Şirketi'nin şirket yetkilisi ...'ın yanına, ...'a gidip bir mülk satın alıp vatandaş olmak istediğini, babasının gönderdiği paralarla ve babasının bağlantılarıyla Türkiye'de ticaret yapmak istediğini söylediğini, davalı ... da kendisine yardımcı olacağını kendi şirketlerinde işi öğrenme imkanı sağlayacağını belki ileride ortak olabileceklerini belirttiğini, müvekkilinin ...'a güvendiğini, davalı ... Şirketi ve ... Şirketi'nin şirket yetkilisi ...'ın hesabına 10/12/2021 tarihinde 100.000,00 Euro ,15/12/2021 tarihinde 65.000,00 Euro, 15/12/2021 tarihinde 85.000,00 Dolar para gönderdiğini, bu gönderilen paraların hepsinin açıklamasına "... İLİ ... İLÇESİ ... MAH. 1458 ADA VE 6 PARSEL FABRİKA VE ARSA HİSSE ÖDEMESİ (VATANDAŞLIK)" şeklinde yazıldığını, 10/12/2021 tarihinde para yolladığından bu yana davalı ... tarafından ne gayrimenkul müvekkiline satılmış/tapu geçişi yapılmış ne de para iadesi yapıldığını, müvekkilinin kandırıldığını, bu konuda ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ...-Haz. Numaralı dosyası ile dolandırıcılık suçundan dolayı şikayetlerinin bulunduğunu, Müvekkilinin davalının hileli davranışları üzerine davalılara ve davalıların yetkilisi ve hissedarı olduğu şirketlerine toplam 13.647.955,43 TL - 195.000,00 USD - 165.000,00 Euro (bugünkü güncel kurla toplam yaklaşık 24.000.000,00 TL [yirmidört milyon Türk Lirası]) gönderdiğini, Müvekkilinin karşı yandan gerek vatandaşlık için kendisine verilecek Van'daki gayrimenkulün verilmemesi gerekse de şirket hissesi devredileceği vaadiyle yapmış olduğu yaklaşık 24 milyon Türk Lirasına kavuşmak için yasal icra takipleri başlattığını, Bu takiplerden birisi de davaya konu olan ... 24 İcra Müdürlüğünün ... E.sayılı dosyası olduğunu, davalının icra takibine itiraz ettiğini ve takibin durduğunu bildirerek; davanın kabulüne, davalının ... 24 İcra Müdürlüğünün ... E.sayılı dosyasından yapılan icra takibine itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalıya usulüne uygun dava dilekçesi, tensip zaptı, duruşma gün ve saati tebliğ edilmiş olup, davalı vekili sunmuş olduğu 30/10/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacının iddialarının müvekkili şirket hesaplarına açıklamasız ödemelerin sebepsiz zenginleşme teşkil etmesi sebebiyle tarafına iadesi nezdinde temellendirildiğini, davacı tarafın iddialarının adi alacak -borç ilişkisi kapsamındaki inanç temeline dayandığını, huzurdaki dava kapsamında herhangi bir ticari iş niteliği olmadığı, davacı taraf taleplerinin Asliye Ticaret Mahkemelerinde değil Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiğini, bu nedenle göreve yönelik itirazlarının bulunduğunu, davacının henüz 20 li yaşlarının başında tek başına ekonomik bir bağımsızlığı olmayan müvekkili şirket hissedarı ve yetkilisi dava dışı ...'ı yaklaşık 24 milyon Türk Lirası dolandırarak kendisine mülk edinmeye çalışan bir şüpheli olduğunu, davacı hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığı ...soruşturma sayılı ve ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma sayılı dosyalarında davacı hakkında savcılık makamı nezdinde alınan ifadesi üzerine tutuklama talebi ile sulh ceza hakimliğine sevkinin yapıldığını ve yurtdışı çıkış yasağı adli kontrol tedbiri ile serbest bırakıldığını, davacının tek amacının yasal olarak kendisini aklama çabası ve halihazırda şüpheli olduğu savcılık dosyalarına delil oluşturmak olduğunu, davacının söz konusu ...da bulunan taşınmazı ne de başka bir taşınmazı satın alabilecek herhangi bir maddi gücünün hiçbir zaman olmadığını, davacının müvekkili şirkete, kardeş şirketlere veya müvekkilinin yetkilisi olduğu şirketlere doğrudan gönderilmesi gereken paraları önce kendi hesabına alıp, ondan sonra müvekkili şirkete ve bahsi geçen şirketlere aktardığını, davacının müvekkili şirket tarafından ... 23.Noterliğinin ...tarih ve ... yevmiye numaralı vekaletnamesi ile gündelik işlerin yürütülmesi için yetkilendirildiğini ancak müvekkili şirketin kardeş şirketlerini dolandırması nedeniyle ... 23 Noterliğinin... tarih ve ... yevmiye numaralı azilnamesi ile yetkilerinden azledildiğini, davacı tarafından müvekkili şirket aleyhine ... 24 İcra Müdürlüğünün ... E.sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, icra takibine itiraz ettiklerini bildirerek; davacı tarafından görevsiz mahkemede ikame etmiş olması nedeniyle dosyanın görevli olan yetkili Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Mahkeme aksi kanaatte ise davacının haksız ve kötü niyetli davasının reddine, davacı aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlenmiş, anılan kanunun 5. maddesinde asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grupta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 Sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz, TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olmasını sağlamaz. Başka ifade ile 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. Maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Davacı, davalı şirketin yetkili temsilcisinin hileli davranışları üzerine kandırılarak davalı şirket hisselerini satın alacağı inancı ile davalı şirkete para gönderdiğini, ancak şirket hisselerinin kendisine devir edilmediğini, şirket yetkili temsilcisine yapılan müracaatta rağmen ödediği paranın kendisine ödenmediğini, davalı şirketin sebepsiz zenginleştiğini bildirerek alacak davası açmıştır. Davacı tarafın davalıya gönderdiği paranın davalı uhdesinde bulunmasının geçerli ve haklı bir sebebe dayanmadığı iddia edilmekte olup, davacı tarafından gönderilen para karşılığında davacı, şirkete hissedar da yapılmadığından davacı TBK'nun sebepsiz zenginleşmeye ilişkin hükümlerine göre gönderdiği paranın iadesini talep edebilir. Sebepsiz zenginleşme TBK nun 72-82 maddeleri arasında düzenlenmiş olup sözleşmeler ve haksız fiiller dışında 3. bir kişiye borç kaynağı olarak kabul edilmektedir. davacı tarafından değişik tarihlerde davalıya paralar gönderildiği, davalının bunun iadesini TBK 72-82 maddeleri arasında düzenlenen sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre talep ettiği, davacının tacir olmadığı, uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili bulunmadığı, davacı ile davalı arasında doğrudan bir ticari ilişki bulunmadığı, uyuşmazlığın TTK'nın 4. ve 5. maddeleri kapsamında "ticari dava" olarak nitelendirilemeyeceği ve davaya bakmanın Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevi kapsamında bulunduğu anlaşılmıştır. HMK'nın 1. maddesi hükmüne göre; göreve ilişkin kurallar kamu düzeninden olup, aynı yasanın 114/1-c. bendi gereğince dava şarti olan bu husus, HMK'nın 115/1. Maddesi gereğince mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinde araştırılır, göreve ilişkin dava şartı noksanlığının sonradan giderilmesi mümkün değildir. TTK nun 4/1ve 5. Maddeleri uyarınca Mahkememizin davaya bakmakla görevli olmadığı, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi gereği göreve ilişkin kurallar kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gerektiği ve görevin dava şartı olduğu anlaşıldığından; Mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine, karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan reddine, 2-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 3-HMK 331.maddesi uyarınca harç ve masrafların görevli mahkemece nazara alınmasına, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde HMK 341.maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.11/01/2024 Başkan Üye Üye Katip E imzalıdır. E imzalıdır. E imzalıdır. E imzalıdır. Bu belge 5070 sayılı kanun kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.