İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/702 E. 2025/668 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/702
Karar No
2025/668
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/702 Esas KARAR NO : 2025/668 DAVA : Muris muvazaası nedenine dayalı hisse devri iptali DAVA TARİHİ : 03/10/2025 KARAR TARİHİ : 13/10/2025 Mahkememizde görülmekte olan muris muvazaası nedenine dayalı hisse devri iptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 19/02/2025 tarihinde vefat eden müteveffa ...'ın oğlu olduğunu, davalılardan ...'ün müvekkilinin ablası, ...'ın ise annesi olduğunu, ... AŞ nin ise muris ... katarfından kurulmuş bir aile şirketi olduğunu, şirket kurulurken muris ...'ın kendisine %70 pay ayırdığını, %15 er payında müvekkili ile davalı ...'e eşit olarak pay vererek adil ve hakkaniyetli bir hissedarlık yapısı öngördüğünü ancak bu eşitliğin dönemin koşulları gereği sicile ve Türkiye Ticaret Sicil Gazetesindeki kayıtlara farklı yansıdığını, ... e verilmesi öngörülen %15 lik payın %5 lik kısmının ö dönemde kızının eşi olan davalı ...'ın eşi ... a ve %1 onanın ise ... a verildiğini, ancak şirketin kuruluşu takip eden süreçte şirket kayıtları ile sicil kayıtları arasında ciddi tutarsızlıklar ve çelişkiler doğduğunu, şirket pay defterine göre, 30/12/2008 tarihli hisse devir sözleşmesi ilil ... ın 4 adet hissesinin 36 adedini davalı ...'e 4 adedini ise ... a devrettiğini, ancak bu devirden hemen sonra 19/02/2009 tarihli sermaye arttırım neticesinde oluşan ortaklık yapısında ...'ın devrettiği hisselerin tamamı ... a devredilmiş gibi gösterildiğini, bu tutarsızlığın 22/06/2010 tarihli sermaye arttırmada da devam ettiğini, aynı dönemde pay defteri kayıtlarına göre hazırlanan ortaklık yapısında ise ... a ait 40 hissenin 33,6 adedinin ...'e 6,4 adedinin ise ...'a devrettiğinin anlaşıldığını, sürecin devamında 20/04/2012 tarihli hisse devri sözleşmesi uyarınca ... 1100 aret hissesinden 880 adedini ...e 220 adedini ise Levent Yılmaz a devrettiğini, akabinde şirket pay defteri kayıtları uyarınca 30/09/2015 tarihinde ... ve ... ın şirket nezdindeki hisselerinin tamamının ... e devrettiğini, bu karmaşık ve çelişkili devirler zincirinin en somut hukuka aykırı sonucu ... a ait payların bir kısmına davalı ... tarafından fiilen el konulması olduğunu, davalının bu durumu bilmesine rağmen 08/06/2022 tarihli sermaye arttırımı neticesinde oluşan ortaklık yapısında kendisine ait olmayan bu 4 adet hissenin de sahibiymiş gibi hareket ederek hak sahibi olarak görünmeye devam ettiğini, asıl muvazalı işlemlerin ise müteveffa ... ın vefatından önceki son yıllarda kanser teşhisi alması ve bu nedenle iradesi ile ayırt etme gücünü zayıflatan ağır kemoterapi sürecinde 28/10/2021 tarihli hisse devir sizleşmesi ile şirketin %18 ine tekabül eden 99.000,00 TL nominal değerli 3960 adet şirket hissesini 99.000.000,00 TL bedel karşılığında davalı ... e satmış gibi gösterdiğini, ancak bu devirin yaklaşık üç yıl boyunca pay defterine işlenmediğini, tarafların bu devir hiç yapılmamış gibi 08/06/2022 tarihli sermaye arttırımına katıldıklarını ve hisse devir sözleşmesine konu olan hisselere ilişkin sermaye arttırımında katılım borcunu bizzat müteveffa ...'ın ödediğini, bu durumun bile başlı başına taraflar arasındaki devir iradesinin ortadan kaldığının açık bir kanıtı olduğunu, ancak yok sayılan bu sözleşmenin müteveffanın ayıt etme gücünün son derece zayıfladığı bir dönemde, müvekkilinin yokluğunda toplanan 12/06/2024 tarihli yönetim kurulu toplantısında alınan bir karar ile aniden pay defterine işlendiğini, ilaveten aynı toplantıda müris 19/04/2024 tarihli bir hisse devir sözleşmesi ile şirket hisselerinin %9 una tekabül eden 68.400 adet şirket hissesini bu kez komik ve gerçek dışı bir bedel olan 1.710.000,00 TL karşılığında davalı ... a devrettiğinin karar altına alınarak şirket pay defteri kayıtlarının bu doğrultuda değiştirildiğini, devirden sonra davalı ...'ün payının %50 nin altında %49,75 de kalarak şirkette mutlak hakimiyet kuramadığı anlaşılmış olacak ki, 12/06/2024 tarihi itibarıyla ...'ın vefatı halinde şirketin ortaklık yapısı davalılar tarafından planın son halkasına geçilerek davalı anne ...'ın kendisine muvazaalı olarak devredilen paların %3 lük kısmının 26/06/2024 tarihli bir hisse devir sözleşmesi ile yine müvekkilinin yokluğunda 27/06/2024 tarihli yönetim kurulunda alınan karar ile kızı davalı ... e devrettiğini, müvekkilinin bu durumdan merhum ...'ın vefatı sonrasında haricen haberi olur olmaz devire ilişkin pay bedellerinin ödenip ödenmediği, varsı banka dekontu gibi belge ibraz edilmesini noter vasıtasıyla davalılardan talep ettiğini, davalıların bu talebi bilgi almı hakkının hissedarlar arası devirleri kapsamadığı gibi hukuki dayanaktan yoksun bir ifade ile reddettiklerini, bu hukuka aykırı eylemler neticesinde merhum ...'ın miras bıraktığı terekenin üzerinde de hukuka aykırı tasarruflarının yapılabileceği endişesi ile ... 23 Sulh Hukuk Mahkemesi nezdinde...tereke sayılı dosyası ile dava ikame ettiğini, bu dosyada murisin terekesinde bulunan şirket hisseleri üzerine tedbir konulduğunu ancak davalıların kontrolünde olan şirket yönetimi kurulunun tereke tedbir şerhi kararını ihlal ederek miras kalan hisselerin mirasçılarına miras payları oranında intikal ettirilmesine karar verildiğini, bu kararların yoklukla malul olduklarına dair ... 4 ATM nin ... sayılı dosyasından dava ikame ettiklerini, bu dosyada kararın icrasının durdurulmasına yönelik tedbir kararı verildiğini, tereke mahkemesi ayrıca bu dosyayı bekletici mesele yapılmasına karar verdiğini, davalıların eylemlerinin her bir adımının sistematik bir usulsüzlükler silsilesi teşkil ettiğini, ve dava konusu devir işlemlerinin hem de devirlerin pay defterlerine işlenmesini onaylayan yönetim kurulu kararlarının ayrı ayrı hukuka aykırı olduğunu açıkça ortaya koyduğunu, müteveffa tarafından yapılan hisse devirlerinin mirasçıdan mal kaçırma kastıyla yapılmış muvazaalı işlemler olduğunu, bu nedenle mutlak butlanla geçersiz ve iptali gerektiğini, murisin ayırt etme gücünden yoksun olduğu bir dönemde yapılan devirlerin geçersiz olduğunu, ayrıca dava konusu hisse devir sözleşmesindeki ve yönetim kurulu kararlarındaki imzaların sahte olma olasılıklarının söz konusu olduğunu, davalı ... adına tescil edilen 4 adet şirket hissesinin şirket pay defterindeki yolsuz tescilinin hukuki sebep yokluğu nedeniyle mahkeme kararıyla düzeltilmesi gerektiğini, devirlerin muvazaalı bulunmaması halinde dahi yapılan karşılıksız kazandırmalar müvekkilin saklı payını ihlal ettiğinden tenkise tabi olduğunu, şirketin kontrolünü elinde bulunduran pay sahibi yönetim kurulunu belirleme, kar dağıtılmasına karar verme, şirketin geleceğini şekillendirme gibi sayısız hakka sahip olduklarını, davaya konu hisse devirleri sebebiyle hakkın elde edilmesinin imkansızlaşması ve telafisi mümkün olmayan zararların doğması tehlikesi bulunduğundan hisseler üzerine ihtiyati tedbir konulmasının son derece elzem olduğunu, bu nedenle öncelikle yargılama sonuçlanana kadar mevcut hukuki durumun korunması ve dava konusu hisselerin üçüncü kişilere devrinin engellenmesi amacıyla davalılar ... ve ... adına pay defterinde kayıtlı bulunan dava konusu payların tamamı üzerine, üçüncü kişilere devir ve temlikinin, sermaye arttırımı yapılmasının ve üzerlerinde ayni veya şahsi bir hak tesis edilmesinin önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiklerini beyan ederek akabinde Müteveffa ... ile davalı ... arasındaki 28.10.2021 tarihli hisse devir sözleşmesinin, Müteveffa ... ile davalı ... arasındaki 19.04.2024 tarihli hisse devir sözleşmesinin, Davalı ... ile davalı ... arasındaki 26.06.2024 tarihli hisse devir sözleşmesinin, muris muvazaası nedeniyle geçersiz olduğunun tespitine ve iptaline, dava konusu hisse devir sözleşmeleri,, basılan hisse senetleri ve bu senetler üzerindeki cirolarda yer alan özellikle ... a atfedilen imzaların tamamına yaptıkları itirazın kabulüne, iptal kararına istinaden şirket pay defterinde yapılan yolsuz tescillerin düzeltilerek hisselerin müteveffa ... terekesi adına tesciline terditli davalarının kabulü ile mahkeme muris muvazaası taleplerine ilişkin aksi kanaatte ise davalılara yapılan karşılıksız kazandırmaların müvekkilinin saklı payını ihlal eden kısımlarının tenkisine, dilekçelerinde belirttikleri tüm belgelerin davalılarca dosyaya ibraz edilmesine, ibraz edilmemesi halinde davalıların ilgili belgelere dayalı iddiaları kabul ettiklerinine karar verilerek yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılar üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. GEREKÇE : Dava, muris muvazaası nedenine dayalı hisse devrinin iptali, terditli talep olarak tenkis istemine ilişkindir. 6100 sayılı HMK md. 114/1-c maddesinde "mahkemenin görevli olması" dava şartı olarak düzenlenmiştir. Davacı vekili, davalıların şirket hisselerini devir alarak müvekkilinin miras paylarını kaçırmak ve şirket hisselerinden müvekkilini mahrum bırakmak amacıyla hareket ettiğini, davalı tarafa muvazaalı satışı ve devri yapılan hisse devir sözleşmelerinin iptalini talep etmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi ... E, ... K, sayılı ilamı; "muvazaalı olarak devredildiği öne sürülen malvarlığı haklarının (ticari şirket hisseleri) 6102 sayılı TTK'da tanımlanmış olması, davayı ticari dava kılmayacağı, davanın (iddianın) temelinin muvazaası olduğu, genel bir ilke olarak görevli mahkemenin belirlenmesinde temel ölçüt, muvazaaya konu malvarlığı haklarını oluşturan unsurların niteliği olmayıp, protokolün tarflarının hukukunu zedeleyen malvarlığı haklarına yönelik muvazaalı bir işlemi olup olmadığı, bunu değerlendirme görevinin de 6100 sayılı HMK'nın 2. Maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğu anlaşılmakla" İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi ...E, ... K, sayılı ilamı; "miras payına dahil olduğu ve muvazaalı olarak devredildiği öne sürülen şirketlerin ve şirket hisselerinin devrine ilişkin koşulların 6102 sayılı TTK'da tanımlanmış olması, davanın ticari dava olduğunun kabulüne olanak vermez. Zira davacı taraf, hisse devirinin muvazaalı olması nedeniyle geçersiz olduğunu ileri sürmekte olup, davanın temeli muris muvazaasına dayanmaktadır. Yapılacak yargılama faaliyeti ile çözüme kavuşturulması gereken, murisin hisse devrindeki gerçek iradesi ve amacının ortaya çıkarılmasıdır. Başka bir anlatımla uyuşmazlık, mirasçılarının hukukunu zedeleyen, malvarlığı haklarına yönelik muvazaalı bir işlemi olup olmadığına ilişkindir... Bu durumda, hisse devrinin muris muvazaasına dayalı olarak iptali istemine yönelik bu davanın... görevinin Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğu anlaşılmakla," İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi ... E, ...K, sayılı ilamı; "Miras payına dahil olduğu ve muvazaalı olarak devredildiği öne sürülen malvarlığı haklarının (ticari şirket hisseleri) 6102 sayılı TTK'da tanımlanmış olması, davayı ticari dava kılmaz. Davanın (iddianın) temeli muris muvazaasıdır. Muvazaanın var olup olmadığı yönündeki iddia ve savunmaya ait delillerin tartışılması anlamında davanın konusunu oluşturan hisse senetlerinin reel değerlerinin belirlenmesi sürecinde ticari defterlerin ve kayıtların incelenmesi gereği de davayı ticari dava kılmaz. Genel bir ilke olarak görevli mahkemenin belirlenmesinde temel ölçüt, muris muvazaasına konu malvarlığı haklarını oluşturan unsurların niteliği olmayıp, murisin mirasçılarının hukukunu zedeleyen malvarlığı haklarına yönelik muvazaalı bir işlemi olup olmadığıdır. Bunu değerlendirme görevi de 6100 sayılı HMK'nın 2. Maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesine aittir." Şeklindedir. TTK 4. maddesinde, nispi ve mutlak ticari davalar açıklanmıştır. Anılan maddede mutlak ticari davalar tek tek sayılmış, nispi ticari davanın ise tanımı yapılmıştır. Bir davanın nispi ticari dava olduğunun kabulü için her iki tarafın tacir olması ve ihtilafın da yine her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olması gerekir. Bu iki koşuldan biri olmadığında artık davanın nispi ticari dava olduğundan sözedilemez. Başka bir anlatımla, mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın, sadece ihtilaf konusunun TTK'da düzenlenmesi nedeniyle ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar ise, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için, taraflarının tacir olması ve ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartları aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi ... E, ... K,) Somut olayda; davacı taraf, hisse devirinin miras payından mahrum bırakmak amacıyla muvazaalı olarak yapıldığı iddiasına dayanmıştır. İddianın ileri sürülüş biçimine göre davanın temeli muris muvazaasıdır. Yargılamada çözüme kavuşturulması gereken uyuşmazlık, murisin hisse devrindeki gerçek iradesi ve amacının ortaya çıkarılması, mirasçılarının hukukunu zedeleyen, malvarlığı haklarına yönelik muvazaalı bir işlemi olup olmadığına ilişkindir. Bu durumda, hisse devrinin muris muvazaasına dayalı olarak iptali istemine yönelik bu davanın, 6102 sayılı kanunun 4. maddesinde yazılmış mutlak ticari davalardan olmadığı gibi aynı kanunun 5. maddesinde yazılı olduğu gibi nisbi ticari davalardan da olmadığı, bu itibarla ticari dava mahiyetinde olmayan iş bu davaya bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğu anlaşılmakla, mahkememizin görevsizliğine ve davanın usulden reddine hükmedilmiştir. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Yukarıda açıklandığı üzere ; 1- Davanın, mahkememizin görevsiz olması nedeniyle 6100 sayılı HMK md. 114/1-c, 115/2 uyarınca dava şartı yokluğundan usulden REDDİNE, 2- Kararın kesinleşmesinden itibaren ya da kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde taraflarca müracaat edildiğinde dosyanın görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3- İki haftalık müracaat süresi içerisinde taraflarca başvuruda bulunulmadığı takdirde HMK md. 20 uyarınca dosyanın resen ele alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine, 4- HMK md. 331/2 uyarınca harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemede hüküm altına alınmasına ancak Mahkememiz görevsizlik kararı sonrasında görevli ve yetkili mahkemede yargılamaya devam edilmemesi ve bu durum belirtilerek Mahkememizden talepte bulunulması durumunda harç ve yargılama giderleri konusunda Mahkememizce karar verilmesine, 5- İhtiyati tedbir talebinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, Dair, HMK'nın 138. Maddesinin "Mahkeme, öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar verir" hükmü uyarınca dosya üzerinde tarafların yokluğunda yapılan inceleme ile verilen karara karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine Hukuk Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 13/10/2025 Başkan ... (e-imza) Üye ... (e-imza) Üye ... (e-imza) Katip ... (e-imza)

Atıf: İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/702, K. 2025/668, T. 13.10.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-4-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-702-e-2025-668-k-7b617eaca2ae