İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/174 E. 2025/39 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/174
Karar No
2025/39
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/174 Esas KARAR NO : 2025/39 DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 26/01/2024 KARAR TARİHİ : 21/01/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda : GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA: Davacı vekili tarafından Mahkememize sunulan dava dilekçesinde özetle; " Müvekkil şirket nezdinde Nakliyat Komisyoncusunun Yasal Sorumluluk Sigortası ile sigortalı bulunan dava dışı Sigortalı ... Ltd. Şti. sorumluluğunda ... sevk ve idaresinde ... (çekici+dorse) plakalı TIR ile gerçekleştirilen 10 kap bakır plaka emtiasının ...’dan Türkiye’ye kadar olan karayolu nakliyesi sırasında 28.06.2022 tarihinde aracın ...’ne vardığı ve aracın gümrük işlemlerinin yapılmak üzere gümrüğün karşısında bulunan tır parkına park edildiği, daha sonra sürücüden haber alınamadığı ve araç sürücüsünün aracı üzerindeki yük ile birlikte çalarak kayıp olduğu, daha sonra emniyet ve sigortalı tarafından yapılan araştırmalar neticesinde emtianın ve aracın bulunduğu, emtianın alıcısına sağlam olarak teslim edildiği tespit edilmiştir ve yapılan kurtarma çalışmaları masrafları meydana gelmiştir. Emtiayı kurtarmak amacıyla sigortalı firmaya ait olan 8 adet taksi ile aranması ve emtianın ...’da bulunması sonrasında ...’a getirilmesine ilişkin yükleme ve navlun masrafı yapılmıştır. İcra inkar tazminatına hükmedilmelidir. Ticari temerrüt faizine hükmedilmelidir. İhtiyati haciz talebimizin kabulü gerekir. Davaya konu icra dosyasına yapılan itirazının iptaline, takibin 22.311,88EUR (fiili ödeme tarihinde TCMB efektif satış kuru üzerinden) üzerinden devamı ile 19.08.2022 (sigorta tazminatının ödeme tarihi) tarihinden itibaren işleyecek faiziyle (ticari temerrüt faizi) birlikte tahsiline, asıl alacak tutarının %20’sinden aşağı olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, dosyanın tensibi ile birlikte davalıların menkul, gayrimenkul malları ile 3.kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczi ile yargılama giderleri, vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini.." talep ve dava etmiştir. Usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen davalı Özcan Tekaltı tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır. (II) YARGILAMA SÜRECİNDE TOPLANAN DELİLLER: (1) Y a z ı l ı D e l i l l e r ; İşbu dava dosyasındaki yargılamaya ilk olarak ... 28. İş Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile başlanmıştır. ... 28. İş Mahkemesi...Esas sayılı dosyada tensip zaptı ile görevsizlik kararı verilmiş, dosya mahkememize gönderilmiş, dosya işbu esası alarak yargılamaya devam olunmuştur. ... 37.İcra Müdürlüğü'ne ait ...E.sayılı dosyasının dosyamız arasına alınmasına karar verilmiştir. Davalı hakkında tacir araştırması yapılmasına karar verilmiş, gelen müzekkere cevapları dosya arasına alınmıştır. Davalının bağlı bulunduğu SGK'ya müzekkere yazılarak SGK dökümünün istenilmesine karar verilmiştir. İhtiyati haciz talebinin yargılamayı gerektirdiğinden reddine karar verilmiş ve ara karar kurulmuştur.s Davacı ... Sigorta tarafından dava miktarına ilişkin beyan dilekçesi sunulduğu görülmüştür. Geçen celse 1 nolu ara karar gereğinin davacı vekili tarafından yerine getirilmediği görülmüştür. Geçen celse 2 ve 3 nolu ara karar gereği yazılan müzekkerelere cevap verilmediği görülmüştür. Celse arasında davalı asilin SGK tüm hizmet dökümünün UYAP üzerinden dosya arasına alındığı görülmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; davalı tarafından taşınan emtianın bulunması nedeniyle davacı tarafından yapılan masrafın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vakii itirazın İİK.m.67 hükmü doğrultusunda iptali talebi istemine ilişkindir. Somut olaya benzer İstanbul BAM 37. Hukuk Dairesinin ... Esas, ... Karar sayılı, 13/06/2024 tarihli ilamında vurgulandığı üzere "Dava, davacı sigorta şirketi tarafından dava dışı sigortalısının çalışanları olan davalıların kendi adlarına işlem yaparak 1.700 gr has altını kendi hesaplarına aktardığı iddiası ile sigortalısına ödenen bedelin rücuen tazmini istemine ilişkindir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun, 3 Temmuz 1944 tarih ve 5746 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan ... tarih ve ... sayılı kararında, "sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" şeklinde içtihadda bulunmuştur. Bu nedenle uygulamada, sigorta rücu davalarının, TTK 1472. maddeden kaynaklanmış olması nedeniyle halefiyet ilkesi dikkate alındığında, davanın sigortalı ile zarar sorumlusu arasındaki ilişkiye göre görevli mahkemenin belirlenmesi gerektiği kabul edilmektedir. Bir başka ifadeyle sigortalı ile zarar sorumlusu arasındaki dava, ticari dava niteliğinde ise davaya ticaret mahkemesinde bakılacak, böyle değilse yani esas uyuşmazlık ticari nitelikte değilse böyle bir dava da ticaret mahkemesi görevli olmayacaktır. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesi hükmü uyarınca İş Kanunu’na göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanunu’na dayalı her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözümünde İş Mahkemesi görevlidir. Somut olayda, uyuşmazlık, davalı işçilerin, davacı sigortacının selefi olan dava dışı sigortalı işverene karşı iş sözleşmesine aykırılık teşkil eden eylemlerinden kaynaklanmakta olup, halefiyete dayalı talepte bulunulan kişi ile davalılar arasında işçi işveren ilişkisi bulunduğu iddia edilmekle, davaya bakmak görevi, iş akdinden kaynaklı her türlü uyuşmazlığa bakmakla görevlendirilen münhasır yetkili İş Mahkemesine ait bulunmaktadır." gerekçesiyle İş Mahkemesinin yargı yeri olarak belirlenmesine karar verilmiştir (Benzer yönde bkz. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi E. ..., K. ...; Ankara BAM 13. Hukuk Dairesi E. ..., K. ...; Adana BAM 4. Hukuk Dairesi ... E., ... K.; Antalya BAM 10. Hukuk Dairesi E...., K. ...). Mahkememiz önündeki dosya incelendiğinde, davanın TTK.m.1481'e dayalı rücuen tazminat talebine ilişkin olduğu, davanın açıldığı ... 28. İş Mahkemesinin ...Esas sayılı dosyasında mahkemece "Davacı vekili sigorta tazminatının TTK m. 1481 kapsamında davalıdan rücuen tazmini amacıyla başlatılan ... 37. İcra Dairesi ... E. Sayılı takip dosyasında yapılan itirazın iptalini talep etmiştir. Ayrıca taraflar arasındaki ilişkinin TTK'da düzenlenen sigorta sözleşmesinden kaynaklandığını ve bu tür sözleşmelerin TTK. hükümleri uyarınca mutlak ticari davalardan olduğundan bahisle somut olayda ticari işlerdeki temerrüt faizi oranına hükmedilmesi gerektiğini belirterek alacağa ticari faiz uygulanmasını talep etmiştir. Davacının da kabulünde olduğu üzere dava türünün mutlak ticari dava olduğu; taraflar arasında işçi- işveren ilişkisi bulunmadığı" gerekçesiyle asliye ticaret mahkemelerinin görevli olduğu kanaati ile dava dosyası mahkememize gönderilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5. maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. "Halefiyet" başlıklı TTK.m.1481 hükmü; "(1) Sigortacı, sigorta tazminatını ödedikten sonra hukuken sigortalı yerine geçer. Sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel tutarında sigortacıya ait olur. (2) Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı gereğince, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir. (3) Sigortalı veya zarar gören, birinci fıkra gereğince sigortacıya geçen haklarını ihlal edici şekilde davranırsa, sigortacıya karşı sorumlu olur." şeklindedir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun ... tarih ve ... Ve 3.7.1944 tarihli kararında bu husus "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmaktadır. Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı sigorta şirketi tarafından dava dışı sigortalısı ...Tic. Ltd. Şti.'nin çalışanı olan davalı ...'nın yük ile birlikte kaybolduğu, daha sonra emtianın ve aracın bulunduğu, yapılan kurtarma çalışmaları sırasında masraf meydana geldiği, dava dışı sigortalıya ödeme yapıldığı, bu bedelden davalının sorumlu olduğu iddiası ile sigortalısına ödenen bedelin rücuen tazmini istemli olarak huzurda görülen dava açılmıştır. Atıf yapılan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurul Kararı'nda ve İstanbul BAM 37. Hukuk Dairesinin ... Esas, ...Karar sayılı, 13/06/2024 tarihli kararında da belirtildiği üzere sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava olmadığından bu davaların mutlak ticari davalardan kabul edilmesi mümkün değildir. Halefiyet ilkesi gereğince sigortacı tarafından açılacak davanın sigortalının açacağı görevli mahkemede açılması gerekir. İş Mahkemesi tarafından davacı ile davalı arasında işçi-işveren ilişkisi bulunmadığından görevsizlik kararı verilmiş ise de halefiyet ilkesi uyarınca sigortacının, sigortalının açacağı görevli mahkemede davanın açılmasının gerekmesi, dosya arasına alınan davalıya ait SGK hizmet dökümünde olayın olduğu tarihte davalının dava dışı sigortalı şirket çalışanı olduğunun görülmesi, bu suretle dava dışı sigortalı ile davalı arasında işçi-işveren ilişkisi bulunması nedenleri ile 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca davacının sigortalısına ödediği bedelin rücuen tazminine yönelik uyuşmazlığın İş Mahkemesi'nde görülüp sonuçlandırılması gerekmekte olduğundan, kamu düzeninden sayılan mahkemenin görevli olmasının HMK'nın 114/1-c maddesinde dava şartı olarak düzenlenmiş olması ve taraflarca ileri sürülmese bile yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmesi gerektiği dikkate alınmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle, HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri gereğince DAVANIN USULDEN REDDİNE, uyuşmazlığın çözümünde ... 28. İş Mahkemesinin görevli olduğunun TESPİTİNE, 2-6100 Sayılı HMK'nın 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri gerektiğinin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARINA, 3- HMK'nın 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli ... 28. İş Mahkemesine tevzi edilmek üzere İstanbul Adliyesi Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü'ne GÖNDERİLMESİNE, 4- Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra talepte bulunulmaması nedeniyle davaya görevli mahkemede devam edilmemesi durumunda yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nın 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARINA, 5-Yargılama gideri ve harçların görevli mahkeme tarafından nihai karar ile birlikte değerlendirilmesine, Dair; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341. ile 360. madde hükümleri uyarınca mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere; mahkememizce verilen görevsizlik kararının istinaf edilmeden kesinleşmesi halinde yargı yerinin belirlenmesi amacıyla dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi'ne gönderilmesine tarafların yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 21/01/2025 Katip ¸E-imzalıdır Hakim ¸E-imzalıdır

Atıf: İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/174, K. 2025/39, T. 21.01.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-3-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-174-e-2025-39-k-327abd6568d8