İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/24 E. 2024/977 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/24
- Karar No
- 2024/977
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/24 Esas KARAR NO : 2024/977 DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 10/01/2023 KARAR TARİHİ : 17/12/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, TALEP: Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "... tarihinde saat 12:00 sıralarında müvekkil şirket adına kayıtlı ... plakalı aracın sevk ve idaresinde bulunan Dava dışı Sürücü ...'ın ... ili F... ilçesi geçiş sırasından geçerken Davalılara ait geçiş noktasında bulunan otomatik sensörlü Dubaların üzerinden geçtiği esnada müvekkil şirketin aracının alt kısımlarına ve tampon alt kısımlarına zarar vermiştir.( ... veya ... Belediyesine ait geçiş güzergahı müvekkil şirket tarafından tüm turizm şirketlerine geçiş sağlanıp hatta bu hususta belli bir bedel karşılığında plaka tanıma sistemi le otomatik dubalar geçiş izni verilerek araçlar geçiş sağlanıyor. Meydana gelen maddi hasarlı olayda ekte sunduğumuz Fatura bedelinde aracın hasarı yansıtılan kalemler olduğu bu husuta müvekkil şirket davalı kurumun sırf ihmali ya da dubaların işlevsizliğinden dolayı Aracın maddi hasarı 20.000,00 TL olarak zararı meydana gelmiştir. 11.11.2022 tarihli sürücü beyan tutanağı, fotoğraflar ve fotoğraflardaki belediye ait dubaların olması görüntülerden de anlaşılacağı üzere müvekkil aracın meydana gelen bu kazada asli bir kusuru bulunmamaktadır. Kusurun Davalı ... kurumuna ait olduğu aşikardır. 2918 sayılı KTK 10-b maddesine göre belediye trafik birimleri,görev ve yetkileri başlığında 1.Yapım ve bakımından sorumlu olduğu yolları trafik düzeni ve güvenliğini sağlayacak durumda bulundurmak, Aynı maddenin 3.Fıkrasında Karayolu yapısında ve üzerinde yapılacak çalışmalarda gerekli tedbirler almak,aldırmak ve denetlemek zorunda olduğundan, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 19 maddesinde İlgili bütün kuruluşlar,yapımı,bakımı,işletilmesi ile görevli ve sorumlu oldukları karayollarında a)karayolu yapısını b) Ttrafik işaretlerini trafik güvenliğini sağlayacak şekilde yapmak ve bulundurmakla yükümlüdürler Aynı Yönetmenliğin 20. maddesinde Karayolu yapısında çeşitli kişi,kurum ve kuruluşlarca yapılacak çalışmalarda ;Karayolları Trafik kanunu hükümleri ile bu kanuna göre çıkartılan yönetmenlik hükümleri uygulanır. Maddi zarar nedeniyle araçta ayrıca değer kaybı tazminatı meydana gelmiştir. 11.11.2022 tarihli kaza neticesinde müvekkillerin aracında meydana gelen değer kaybının tespiti için dosyanın alanında uzman bilirkişiye verilmesi için Değer kaybı hesaplaması, Anayasa Mahkemesinin... tarihli ... sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 17.07.2020 tarihli kararı ile KTK Madde 90’ın iptal edilen kısımları da dikkate alınmak suretiyle değer kaybı raporunun 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümlerine uygun, ‘Serbest Piyasada Oluşan Değer Azalması’ yöntemine göre Değer kaybı hesaplaması yapılmasını talep ediyoruz. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre değer kaybının tanımı şu şekildedir. " Araçta meydana gelen değer kaybı, aracın kaza tarihindeki hasarsız ikinci el piyasa değeriyle hasarı onarıldıktan sonra ikici el piyasa rayici arasındaki farktır. " Yerleşik içtihatları doğrultusunda denetime elverişli bir rapor ile sonuca gidilmelidir. Müvekkilin aracında değer kaybı meydana gelip gelmediği belirlenebilmesi için işbu davamızda alacağın taraflar arasında belirsiz ve çekişmeli olması nedeniyle değer kaybı zararı taleplerimizin bilirkişi marifetiyle tespitiyle değer kaybı zararı taleplerimizin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğu anda taleplerimizin HMK 107. Madde uyarınca arttırmak üzere şimdilik 250 TL değer kaybı talebimiz bulunmaktadır. Ayrıca şirket ticari bir araç olması şirketin Yolcu Transfer işi ile iştigal olduğundan aracın onarımı nedeniyle günlük iş kaybı yani kazanç kaybı tazminatı meydana gelmiştir. aracın tamir süresi geçirdiği süre zarfında araç hiç çalışmamış kusurlu davalı şirketten kaynaklı kazanç kaybı için işbu davamızda alacağın taraflar arasında belirsiz ve çekişmeli olması nedeniyle değer kaybı zararı taleplerimizin bilirkişi marifetiyle tespitiyle değer kaybı zararı taleplerimizin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğu anda taleplerimizin HMK 107. Madde uyarınca arttırmak üzere şimdilik 250 TL Kazanç kaybı talebimiz bulunmaktadır. 8.Dava açılmadan önce ticari dava niteliği bakımında dava ön şartı nedeniyle arabuluculuk sürecibaşlatılmış ancak arabuluculuk görüşmeleri neticesinde anlaşma sağlanmadığına yönelik arabuluculuk son tutanağı düzenlenmiştir(Talep edilebilir tazminat bedelinin sayın mahkemenizce yaptıralacak bilirkişi incelemesi ile tespit edileceği baz alınarak, HMK 107.m. Uyarınca fazlaya ilişkin talep ve dava hakkımız saklı kalmak kaydıyla davamızda şimdilik 250 TL değer kaybı tazminatı ve 250 TL Kazanç kaybı olmak üzere Toplam 500 TL Tazminatının Fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla HMK 109 Madde uyarınca 20.000 TL Maddi Zarar Tazminatının, Meydana gelen haksiz fiil tarihinde itibaren bankalarda uygulanan en yüksek faizi ile birlikte tahsiline. -Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasını" talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Huzurdaki davanın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2'nci maddesinin 1'inci fıkrasının (b) bendinde yer alan "İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları," hükmü gereğince idari yargı yerinde görülmesi gerekmektedir. dolayısı ile davanın öncelikle görev yönünden reddine karar verilmesini talep ediyoruz. işbu davaya konu kazada müvekkil idarenin hiçbir. kusuru bulunmamaktadır. müvekkilin kamu yararı için sunduğu hizmetin kusur olarak değerlendirilmesi ve araç sürücüsünün hatasının bedelinin, kamu hizmeti ifa eden idareden talep edilmesi hukuka aykırıdır. Bahsedilen amaçların kamu yararına uygun olduğu; müvekkilin işlemlerinin kamu yararı gözettiği şüphesizdir. Bariyer vasıtasıyla kontrol mekanizmasının kurulmasının keyfi bir işlem olmadığı ortadadır. Bu nedenle yapılan çalışmaların hizmet kusuru teşkil etmesi düşünülemez. Dolayısı ile dubaların zamanından önce açılıp kapanması gibi bir durum söz konusu olamaz. Nitekim Zabıta müdürlüğünün yazmış olduğu yazıda (EK) da; yapılan kontrollerde anılan yerdeki dubanın zaman ayarında herhangi bir arıza olmadığı belirtilmiştir. Araçta bir hasar oluşmuş ise olayın meydana gelişindeki kusur araç sürücüsüne ait olmalıdır. Zira uyarı amaçlı fevhalar da bulunmaktadır. Bu uyarılara dikkat etmeksizin geçmeye çalışılması ile araçta hasar meydana gelmiş olabilir. Burada dikkat edilmesi gereken diğer bir nokta, yer bariyerinin çevresinde bulunan loop dedektör (araç algılama sensörü) üzerinde araç varken uzaktan kumandadan sinyal alsa bile hareket etmeyeceği gerçeğidir, ancak yer bariyeri, yukarı kalktığı esnada geçen süre zarfında sürücüler süratli şekilde sokağa girmeye çalıştığından yer bariyerinin çıkışı sürdüğü için aracın altına veya tampona çarpmaktadır. Çarpma durumu, hızlı bir şekilde bariyer yukarı kalkmadan önce araçla geçmeye çalışıldığında meydana gelmektedir. Kazanın meydana gelmemesi için sürücünün düşük hızla ve dikkatle geçmesi gerekirdi. Arz ettiğimiz bariyerlerin çalışma sistemine ait teknik detaylar dikkate alındığında, dava dışı sürücünün kusurlu ile kazaya sebebiyet verdiği anlaşılmaktadır. sürücüye ait kusurun hukuka aykırı şekilde müvekkile tahmil edilmeye çalışılması hukuka uygun değildir. Davanın bu sebeple reddi gerekmektedir.Nitekim ... 10. İdare Mahkemesinin ... E. sayılı dosyası ile açılan benzer nitelikte bir davada; kusur olgusunun varlığını tespiti amacı ile dosya Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesine gönderilmiş; yapılan incelemede müvekkil İdarenin kusursuz olduğu tespit edildiğinde mahkemenin 19.09.2013 tarihli ve ... K. sayılı ilamı ile davanın reddine karar verilmiştir. Kararın emsal olarak değerlendirilmesi ile dosyanın deliller toplandıktan sonra Adli Tıp Kurumuna gönderilip kusur olgusunun varlığının tespiti gerekmekte olup; davanın reddine karar verilmesini talep ediyoruz. Bahse konu emsal kararda da; idarenin hukuki sorumluluğundan bahsedebilmek için ortada bir zararın bulunmasının yanında, bunun idareye yüklenebilen bir işlem veya eylemden doğması, başka bir deyişle zararla idari faaliyet arasında nedensellik bağının kurulabilmesi gerektiği belirtilmiştir. Zararla idari faaliyet arasında nedensellik bağının bulunmaması zararın idari faaliyetten doğmadığını gösterir denilerek meydana gelen zararda zarar görenin veya üçüncü kişinin kusuru varsa idarenin tazmin sorumluluğunun ortadan kalkacağı ifadelerine yer verilmiştir. Sonuç olarak; sigorta şirketinin, ödediği hasar bedeli için rücuen müvekkil idareye başvurabilmesi, yukarıda detaylı şekilde açıklamış olduğumuz gibi, oluşan trafik kazasında müvekkil idarenin kusurlu olması ve zararı tazmin yükümlülüğünün doğmuş olması durumunda mümkündür. Bununla birlikte müvekkil idarenin oluşan kazada hiçbir kusur ve sorumluluğu bulunmamaktadır. Yapım ve bakımından sorumlu olunan yollar, trafik düzenini ve güvenliğini sağlayacak durumdadır. Dolayısı ile haksız işbu davanın reddi gerekmektedir. Dolayısı ile hiçbir şekilde kusur ve sorumluluğumuz olduğunu kabul etmemekle birlikte, gerçek zarar miktarının araştırılması ve bu miktardan fazlasının talep edilememesi gerekmektedir. Talep edilen fahiş ve haksız miktardaki tazminat bedeli kabul edilemez. Diğer yandan, davacı şirket tarafından sunulan e arşiv faturasının davada delil teşkil etmesi mümkün değildir. Zira araçtaki hiçbir zarar netleştirilmediği hangi parçaların ne kadar bedele değiştiği, araçta yapılan onarım işlemlerinin detayları belirsiz olduğu gibi talep edilen tazminat miktarı ile davacının sunmuş olduğu fotoğraflarda görülen zarar miktarı orantılı değildir. Dolayısı ile zarar miktarının gerekçeleri ile birlikte somut olarak ortaya konulması gerekmektedir. Aksi durum bağımsız ve tarafsız yargılama ilkesine aykırılık teşkil edeceği gibi, savunma hakkının da ihlali anlamını taşımaktadır. Talep edilen zarar, fahiş ve afaki olduğundan da ayrıca kabul edilemez. Davanın bu sebeple de reddi gerekir. Davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini" talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, haksız fiil nedeniyle tazminat istemine ilişkin davadır. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi'nin ... E ... K sayılı ilamında özetle; "... 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 29/12/2020 tarih, ...Esas, ... Karar sayılı "Mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine, " kararı davacı tarafından istinaf edilmiştir. Davacı, dava konusunun kira ilişkisinden kaynaklanan bir alacak olmadığını, taraflarınca kira ilişkisinin olduğuna dair bir iddianın ileri sürülmediğini, İstanbul Şehir içi ulaşımının entegrasyonu için belirlenen hatlarda faaliyet gösteren iskelelerin mülkiyetinin bedelsiz olarak davalı belediyeye devredildiğini, davanın dayanağının kira sözleşmesi değil devir protokolü olduğunu ileri sürerek istinaf talebinde bulunmuştur. İlk derece mahkemesi yapılan yargılama sonucunda devir protokolü kapsamında devredilen iskelelere ilişkin kira bedellerinin tahsili amacıyla dava açılmış olduğu gerekçesiyle Sulh Hukuk Mahkemesine görevsizlik kararı verilmiştir. Davacı taraf devir protokolü ile ...devredilen dava konusu iskelelerin devir protokolüne aykırı olarak gelir getirici faaliyetler için kullanılması nedeniyle tazminat talebinde bulunmuştur. Davacı taraf her ne kadar anonim şirketi olarak faaliyet gösteren bir tüzel kişilik olsa da davalı ... Başkanlığının her hangi bir tacir sıfatı bulunmamaktadır. Davalı ile davacı arasında düzenlenen dava konusu iskeleleri de içeren protokol Şehir içi ulaşımının entegrasyonu amacıyla düzenlenen ve bedel içermeyen bir protokol olup ticari amaçla yapılan bir protokol değildir. Davacı taraf açmış olduğu davada devir protokolüne aykırı olarak bir kısım iskelelerin kiraya verilmiş olması nedeniyle tazminat isteminde bulunduğundan görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi'dir. Bu nedenle ilk derece mahkemesinin Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğuna dair kararı yerinde olmadığından istinaf talebinin kısmen kabulü ile kararın kaldırılarak mahkemesine iadesine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir." şeklinde karar verilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. Maddesinde; "(1) Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. (2) Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir." şeklinde düzenleme yapılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 11/2. Maddesinde; "Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir." şeklinde düzenleme yapılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 12. Maddesinde; "(1) Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. (2) Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. (3) Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur" şeklinde düzenleme yapılmıştır. Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; Bilindiği üzere bir davanın Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülebilmesi için TTK'da düzenlenen mutlak ticari davalardan yahut her iki tarafın tacir olması hasebiyle nisbi ticari davalardan olması gerekmektedir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacı tarafından bariyerin kontrolsüz şekilde yükselmesi sebebiyle aracında oluşan hasarın tahsili istemine ilişkin olduğuna göre TTK'da düzenlenen mutlak ticari davalar kapsamında bulunmamaktadır. Bu kapsamda yukarıda alıntılanan emsal mahiyetteki Bölge Adliye Mahkemesi kararına göre de bir davanın nisbi ticari davalardan sayılabilmesi için her iki tarafın dava tarihi itibariyle tacir olması ve aralarındaki uyuşmazlığın ise ticari işleri ile ilgili olması gerekmektedir. Somut olayda davalıların belediye olmaları ve tacir sıfatlarının bulunmadığı anlaşılmakla uyuşmazlığın esası hakkında değerlendirme yapma görevinin Asliye Hukuk Mahkemeleri'nde olduğu anlaşılmakla mahkememizin görevsizliğinde dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.. HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : 1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ sebebiyle davanın HMK 114/1-c ve 115/2 uyarınca USULDEN REDDİNE, *Görevli mahkemenin İstanbul Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunun TESPİTİNE, 2-HMK 20. Madde uyarınca Mahkemece verilen kararın kesinleşmesi ve kararın kesinleşmesini müteakip 2 haftalık süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, *Süresi içerisinde talep edilmemesi hâlinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına(ihtarat yapıldı) 3-HMK 331/2 uyarınca yargılama giderleri ve vekalet ücretinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, süresinde başvurusu yapılmaması halinde talep üzerine yargılama giderleri ve vekalet ücreti hakkında mahkememizce karar oluşturulmasına, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı davalıların yokluğunda verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 17/12/2024 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır