İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/89 E. 2025/364 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/89
Karar No
2025/364
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2025/89 Esas KARAR NO :2025/364 DAVA:Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:06/02/2025 KARAR TARİHİ:21/05/2025 Mahkememizde görülmekte olan tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının 16/05/2022-13/12/2023 tarihleri arasında müvekkili şirket bünyesinde Muhasebe Uzmanı ünvanı ile finans departmanında çalıştığını, davalının son brüt maaşının 27.275,96 TL olduğunu, müvekkili şirkette çalışmakta iken davalının 13/12/2023 tarihinde istifa ettiğini, davalının doğrudan yöneticisinin ..., üst yöneticisinin de ... olduğunu, müvekkili şirketin eski finans direktörü ...'nin 08/11/2023 tarihinde istifa ederek müvekkili şirketin rakip şirketlerinden biri olana ... VE TAŞ. A.Ş. İsimli firmada yine Finans Direktörü olarak çalışmaya başladığını, 1 hafta sonrasında 17/11/2023 tarihinde ...'un istifa ederek, yine aynı şirkette çalışmaya başladığını, müvekkili şirketin eski Finans Direktörü ...'nin ... ve davalı ...'ı istifa ettirip rakip firmada yeni finans ekibini kurduğunu, davalının rekabet yasağı kaydını ihlal ettiğini beyanla; davanın kabulü ile davalının müvekkili şirket ile yapmış olduğu rekabet yasağı sözleşmesini (hem rakip firmada çalışma hem de işverenin işçilerini ayartma-istihdamınına kolaylık sağlama ve istihdam etme bakımından) ihlal ettiğinden, sözleşmede kararlaştırılan her bir ihlal için ayrı ayrı olacak şekilde 24 brüt maaş tutarındaki tazminatın, davalının ... VE TAŞ. A.Ş'de çalışmaya başladığı tarihten itibaren işletilecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte müvekkil şirkete ödenmesine, müvekkili şirket'in uğradığı olumlu zararın tespit edilmesi amacıyla uzman bir bilirkişi görevlendirilerek tespit edilen tutarın sözleşmede yer alan cezai şarta ilaveten müvekkili şirkete ödenmesine, harç, masraf ve diğer tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı ve görev itirazları olduğunu, ispat yükü üzerinde olan davacı şirketin dava dilekçesinde hiçbir somut delil sunamadığını, hiçbir iddiasını ispata elverişli delillere dayandırmadığını, ayartma ve rekabet yasağına aykırılık hakkında dosyada tek bir delil dahi bulunmadığını, Dava dışı ... A.Ş., şirket personellerinin ulaşımını sağlayan (işletmeden işletmeye - B2B) şehir içi servis taşımacılığı alanında faaliyet gösterdiğini, iki şirketin çalışma alanlarının tamamen farklı olduğunu ve birbirine rakip şirketler olmadıklarını, ..., mikromobilite hizmeti sunmamakta, nihai tüketiciler arasında araç paylaşımını destekleyen bir platform/ürün işletmediğini, bu nedenle, davacı şirketin rekabet yasağının ihlal edildiği iddiası temelsiz olduğunu, davacı şirket zaten birçok kişiyi haksız bir şekilde toplu işten çıkardığını, Davacı tarafın, işyerindeki kötü çalışma koşulları, baskı ve tehditler nedeniyle birçok çalışanın istifa ettiğini gizlediğini, Şirket CEO’su ...’in çalışanları tehdit ettiği ve baskı ortamı yarattığına dair tanık beyanlarının mevcut olduğunu, 2022-2023 yıllarında toplu işten çıkarmalar yapıldığını, çalışanlara “Genel Yetenek” testi yapılarak işten çıkarma sürecinin hukuksuz şekilde yürütüldüğünü, bu koşullar altında çalışanların istifa etmesinin tamamen işyerindeki baskı ortamı ve kötü yönetimden kaynaklandığını, dava dışı ... ile davacı şirketin ... kodları birbirinden farklı olduğunu, ... kodu işletmelerin faaliyet alanını belirten bir kod olduğunu, şirket tepe yöneticisinin sağlıksız ve tehditvari tutum ve davranışları altında, ya işten çıkarılma, ya da ölüm tehditlerine daha fazla dayanamayan birçok şirket personeli gibi müvekkili ... da görevinden istifa ettiğini ve kariyerine bambaşka bir alanda faaliyet gösteren ... A.Ş. bünyesinde devam ettiğini beyanla; Davanın zamanaşımına uğraması nedeniyle reddine, görevsiz mahkemede açıldığı için görevsizlik kararı verilmesine, Davacı şirket’in iddialarının asılsız, delilsiz ve ispatsız olması ve somutlaştırma yükü yerine getirilmemiş olması sebebiyle usulen reddine, esasa girildiği takdirde, Yargıtay içtihatları ışığında ve dilekçemizde yer verdiğimiz açıklamalarımız doğrultusunda davanın haksız rekabet teşkil etmediği ve Müvekkil ... ‘ın davacı şirketin eski çalışanlarını ayarttığı, rekabet yasağına aykırı hareket ettiği iddialarının açıkça gerçeğe aykırı olması gerekçesiyle reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı şirkete yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Belirsiz süreli iş sözleşmesi örneği, davalıya ait iş yeri özlük dosyası örneği, arabuluculuk son tutanak örneği, davacı şirketin sicil kaydı, davalıya ilişkin SGK kayıtlarının dosyamız arasında olduğu görülmüştür. GEREKÇE: Dava; davalının, davacı şirketten ayrıldıktan sonra sözleşme gereği rekabet yasağı hükmünü ihlal ettiği iddiası nedeniyle açılan tazminat istemine ilişkindir. HMK’nun 115/1. maddesi uyarınca dava şartlarının bulunup bulunmadığı davanın her aşamasında resen araştırılır. HMK’nun 114/1-c maddesi uyarınca mahkemenin görevli olması dava şartı olarak düzenlenmiştir. 6102 Sayılı TTK’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın TTK veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir. Görev konusu, kamu düzeni ile ilgili olup, mahkemelerce, yargılamanın her aşamasında resen ele alınması gereken bir husustur. İşçinin haklarını adalet mercilerinde çabuk, kolay ve ucuz bir surette almasını temin etmek amacıyla özel İş Mahkemeleri Kanunu çıkarılmıştır. Ayrı bir iş yargılaması ve bu yargılamayı uygulayan özel mahkemelerin kuruluşu, esasen iş hukukunun işçiyi koruma hukuki niteliğinden kaynaklanmaktadır. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5.maddesi, “a)5953 sayılı Kanuna tabi gazeteciler, 854 sayılı Kanuna tabi gemiadamları, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa veya 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına,b) İdari para cezalarına itirazlar ile 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamındaki uyuşmazlıklar hariç olmak üzere ...Kurumu veya ... Kurumunun taraf olduğu iş ve ...mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklara,c)Diğer kanunlarda iş mahkemelerinin görevli olduğu belirtilen uyuşmazlıklara, ilişkin dava ve işlere bakar.” şeklinde düzenlenmiştir. Şu halde, İş Mahkemeleri Kanunu ile işçi ve işveren arasında iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden doğan uyuşmazlıkları çözme görevinin iş mahkemesine verilmiş olması, Türk Ticaret Kanunu'nun 5.maddesinde yer alan “aksine hüküm bulunmadıkça” ibaresinin karşılığıdır. Başka bir anlatımla, İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5.maddesi, Türk Ticaret Kanununun 4.maddesinde belirtilen ticari davalara bakma görevinin ticaret mahkemelerine ait olduğunu belirten 5.maddedeki 'aksine hükmü' öngören bir düzenlemedir. Rekabet yasağına ilişkin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 444–447.maddeleri hizmet sözleşmesine ilişkin hükümler içinde düzenlenmiştir. Her iki kanunda da rekabet yasağına ilişkin sözleşmenin kurulması ve sınırları özellikle işçinin korunması ilkesi dikkate alınarak düzenlenmiştir. Gerçekten, işçinin çalışma hakkı, rekabet yasağına ilişkin sözleşmelerin yer, süre ve konu itibariyle sınırlandırılmasını gerektirmektedir. İşçi ile işveren arasında sözleşmenin sona ermesinden sonraki dönem için rekabet yasağına ilişkin bir anlaşma olmadıkça, Borçlar Kanunu'ndaki hükümler tek başına işverene talep hakkı vermez. Başka bir anlatımla, taraflarca rekabet yasağı konusunda anlaşma yapılmışsa işveren, sözleşmeye aykırı davranıldığını ileri sürerek cezai şart ya da tazminat talebinde bulunabilecektir. Bu nedenle, burada borcun kaynağı kanun değil, iş sözleşmesidir. İş sözleşmesi devam ederken işçinin sadakat borcu gereği zaten rekabet yasağı bulunduğundan bu konuda ayrı bir anlaşmanın varlığına gerek yoktur. Rekabet yasağının ihlali halinde işveren, iş sözleşmesine aykırı davranıştan ötürü sözleşmeyi haklı nedenle feshedebileceği gibi varsa zararının tazminini de isteyebilecektir. Türk Borçlar Kanunu'nun rekabet yasağının sona ermesini düzenleyen 447.maddesinde iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız olarak ya da işçi tarafından haklı nedenle feshedilmiş olması halinde rekabet yasağının sona ereceği düzenlenmiş olup, haklı fesih müessesesinin iş hukuku ilkeleri çerçevesinde ticaret mahkemesince değerlendirilmesinin güçlüğü ortadadır. Uyuşmazlığın kaynağı iş sözleşmesi olduğundan Türk Borçlar Kanununun 444 ve devamı maddelerine dayalı olarak İş Kanunu kapsamında işçi sayılan kişinin, rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali nedeniyle açılan cezai şartın tahsiline ilişkin davalarda iş mahkemeleri görevlidir. (...Dairemizin önceki kararlarında işçinin iş sözleşmesi sona erdikten sonrası dönem bakımından rekabet yasağına ilişkin olarak cezai şart ve tazminat davaları bakımından ticari dava olduğu belirtilmiş ise de; konunun yeniden değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmakla,yukarıda belirtilen açıklamalar uyarınca görevli mahkemenin iş mahkemesi olduğu belirlendiğinden bu karardan dönülmesi gerektiği anlaşılmıştır. T.C. YARGITAY 9. Hukuk Dairesi ESAS NO : 2021/3076 KARAR NO : 2021/9789 01.06.2021 tarihli içtihadı) Somut olayda, davacı işveren ile davalı işçi arasındaki rekabet yasağına dair tarafların talep edebilecekleri tazminata ilişkin davaların görülme yeri iş mahkemeleri olduğundan mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi 2024/2521 Esas 2024/2716 Karar sayılı ilamı) HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden; 1-Davanın 6100 Sayılı H.M.K.'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİ ile MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE, 2-Görevli mahkemenin İSTANBUL NÖBETÇİ İŞ MAHKEMESİ olduğuna, 3-6100 sayılı H.M.K.'nın 20. maddesi gereğince taraflardan birinin, bu karar süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın İstanbul Nöbetçi İş Mahkemesine gönderilmesine, 4-Bu süre içerisinde başvuru yapılmadığı takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine, 5-H.M.K.'nın 331/2 maddesi gereğince yargılama giderlerinin yetkili ve görevli mahkemece hüküm altına alınmasına, açılmamış sayılmasına karar verildiği takdirde bu kararda değerlendirilmesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 21/05/2025 Katip ... e-imza Hakim ... e-imza

Atıf: İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/89, K. 2025/364, T. 21.05.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-19-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-89-e-2025-364-k-f865a05dba1c