İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/51 E. 2025/269 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/51
- Karar No
- 2025/269
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2025/51 Esas KARAR NO:2025/269 DAVA:Alacak DAVA TARİHİ:28/06/2018 KARAR TARİHİ:17/04/2025 Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı ...' nin Almanya'da ... şirketinin ortağı ve kurucusu olduğunu, davalının şirkete yatırım yapmak isteyenlere, şirketin amacının ve hedefinin yenilenen enerjiye ve ... enerjisine yatırım yapmak olduğunu ifade ettiğini, davalının enerji alanında yatırım yapması gereken şirket için aralarında müvekkili davacının da bulunduğu çok sayıda kişiden 45 milyon Euro'ya yakın para topladığını ancak şirkete ait olan bu paraların davalı tarafından sanat eserleri alımı gibi göstermelik işlemlerle davalının nezdinde şirket hesabından yok edildiğini, birçok kişinin davalı tarafından dolandırıldığını, davalının bu eylemleri nedeni ile Hamburg Asliye Ceza Mahkemesi’nin 09.04.2013 tarihli ve ... Js ... (...) sayılı kararı ile borçlu ... aleyhine dolandırıcılık suçundan 5 yıllık mahkumiyet kararı verildiğini, müvekkilinin Alman vatandaşı olduğunu, teminattan muaf olduğunu, müvekkilinin alacağının yasal belgelerde tespit edildiğini, davalı ... hakkında Almanya Hamburg Sulh Hukuk Mahkemesi' nin 15.07.2008 tarihli kararı ile 15.07.2008 tarihinde saat 12.40'ta tüketici iflası açıldığını, müflis ve iflas idaresinin söz konusu alacağa itiraz etmişse de müflisin itirazının 04.08.2010 tarihinde Hamburg Sulh Hukuk Mahkemesinin kararı ile kaldırıldığını, İflas İdaresinin itirazının da 05.02.2010 tarihinde bertaraf edildiği mahkemenin 04.08.2010 tarihli kararı ile tespit edildiğini, buna göre davacının davalıdan 11.880,35-Euro alacağı bulunduğunu, davalı ...' nin Almanya’daki iflas tasfiyesinde kötüniyetli olarak ... ...’da ...’de 256 ada 35 parselde kaim, 1.781,54 m2’Iik taşınmaz malvarlığını da beyan etmediğini, emsal seri dosyalarından .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar sayılı ve 25/02/2021 tarihli ilamı ile davanın kabulüne karar verildiğini, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... sayılı ve 23.09.2021 tarihili kararı ile davanın kabulüne kadar verildiğini, davacının alacağının, davalının kesinleşen İflas Tablosu sıra cetveline 15.09.2008 tarihinde kaydedildiğini, davalının da kaçmakta olduğunu, davacının hakkına geç de olsa ulaşmasını garanti altına almak adına davalının ... İli ... ilçesi, ... Mah, ... ada/parselde kayıtlı taşınmazına tedbir koyularak, dava sonuna kadar satışının engellenmesi için tensiple birlikte öncelikle teminatsız da mahkemenin belirleyeceği teminat karşılığında ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz işlenmesine, davanın kabulüne, davalının 11.880,35-Euro’nun iflas kayıt tarihi olan 15.09.2008 tarihinden itibaren 3095 sayı1ı Kanunun 4/a maddesi uyarınca faizı ile birlikte davacıya ödemesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının Türkiye'de hukuken hiçbir değeri olmayan iflas tablosuna dayanarak işbu davayı açtığını, davalı ile ilgisi bulunmayan Hamburg Asliye Hukuk Mahkemesi kararını ve temyiz ile bozulduğunu, Hamburg Asliye Ceza Mahkemesi kararlarının delil olarak gösterildiğini ancak bu kararların kesinleşmiş şerhlerinin sunulmadığını, davacının dava dilekçesinde iddia etmiş olduğu hususların Türkiye'de değil direk Almanya ile ilgili olduğunu, bu davanın haksız fiil sorumluluğu ile çözülmesinin hukuken mümkün olmadığını, zaten hukuka aykırı olarak haksız fiil sorumluluğu ile çözülmesine karar verilirse dosyada haksız fiilin işlendiğine dair hiçbir delil olmaması sebebi ve davalının da davacıya karşı herhangi bir haksız fiil işlemediği göz önüne alınırsa davanın esastan reddedilmesi gerektiğini, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ve ... Esas, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ve .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas dosyalarda davanın reddi kararı verildiğini, davalının mernis adresinin Almanya olduğunu ayrıca her ne kadar dava haksız fiil davası olarak açılmış ise de BAM kararları doğrultusunda iş bu davanın şirket yöneticisinin sorumluluğu davası olarak nitelendirilmiş olması sebebiyle TTK 561. maddeye istinaden yetkili mahkemenin Hamburg / Almanya olduğunu, davanın uluslararası yetki itirazı sebebi ile dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, davalının kişisel iflası ve mal varlığı ile sorumluluk iddiasının Türk Hukuk Sisteminde yeri bulunmadığını, davalının Almanya'da ikamet ettiğini, dava konusu uyuşmazlığın da Almanya'da meydana geldiğini, davalı ile herhangi bir ilgisi bulunmayan işbu davada iddia edilen alacağın, dava dilekçesi ekinde sunulan belgelerde 2005 yılına ait ticari ilişkiden kaynaklandığının iddia edildiğini, 2005 yılında ortaya çıktığı iddia edilen alacağın TTK 560. maddeye göre zamanaşımına uğradığını, davanın zamanaşımı itirazları nedeni ile reddedilmesi gerektiğini, davacının, dava dışı ... ...'den alacaklı olduğunu iddia ettiğini, Hamburg Asliye Hukuk Mahkemesi kararı incelendiğinde davacının ..., davalının ise ... ... olduğunun anlaşılacağını, davalı ...'nin ... ...'nin ortağı olduğunu, davada iddia edilen ticari ilişkide aslen sorumlu olmasının mümkün olmadığını, davacının, ... ...'den olduğunu iddia ettiği alacaklarını hukuka aykırı olarak davalıdan tahsil etmeye çalıştığını, davanın husumet yokluğundan reddedilmesi gerektiğini, davacının, davalı ile ilgisi bulunmayan mahkeme kararlarını ve iflas tablosunu delil olarak gösterdiğini, şirket hakkında iflas kararı verilmesi sebebi ile TTK 556. maddesi gereğince şirketten alacaklı olduğunu iddia eden davacının istemleri yetkili iflas dairesince ileri sürülmemiş olması sebebi ile davacının işbu davayı direk açmasının hukuken mümkün olmadığını ayrıca tanıma ve tenfiz kararı olmadan yargılama yapılamayacağını, davacının, dava dışı şirkete yatırdığını iddia ettiği bedeli yatırdığını ispat edecek belge sunamadığını, bu aşamadan sonra sunmasına da muvafakatlerinin olmadığını, davaya konu iflas tablosunun bu aşamada ülkemizde ve milletlerarası hukuk kurallarında hiçbir geçerliliği bulunmadığını, davalının şahsi iflasının iddia edilmesi sebebi ile Almanya'da iflas ettiği ve iflas masasının kurulduğu iddia edilen kişinin davasının Türkiye'de açılmasının hukuken mümkün olmadığını beyan ederek; öncelikle şartları oluşmayan ihtiyati haciz taleplerinin reddine, uluslar arası yetki itirazları doğrultusunda davanın dava şartı yokluğundan reddine, zamanaşımı itirazı doğrultusunda davanın reddine, husumet yokluğu itirazları doğrultusunda davanın reddine, davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Davacı vekilinin dava dilekçesi ekinde; Hamburg Sulh Hukuk Mahkemesi İflas Mahkemesi'nin ... numaralı İflas Tablosu - Sıra Cetveline Kayıt Kararının Türkçe tercümesini, Hamburg Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 15.07.2008 tarihli, müflis ... hakkında 15.07.2008 tarihinde saat 12:40’ta tüketici iflasının açıldığına dair kararının Türkçe tercümesini, Hamburg Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 17.02.2014 tarihli ve müflis ...'nin malvarlığının iflas tasfiyesine yetmemesi sebebiyle iflas tasfiyesinin bitirilmesi kararının Türkçe tercümesini, Hamburg Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 06.05.2014 tarihli, müflis ...'nin malvarlığının kalmaması sebebiyle iflas tasfiyesinin kapatılması kararının Türkçe tercümesini, Hamburg Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 25.08.2014 tarihli, müflis ... hakkında bakiye borçtan kurtulma kararının Türkçe tercümesini ve ... İli ... ilçesi, ... Mah, ... ada/parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının fotokopisini sunmuş olduğu görüldü. Davalı vekilinin cevap dilekçesi ekinde; 12/10/2021 tarihli ... ... İflas Davası hakkında yapılan ödeme ile ilgili yazının Türkçe tercümesini, Oransal Genel Bakış tablosunun Türkçe tercümesini, Federal Mahkeme'nin 19/02/2014 tarihli ceza davasının kararının Türkçe tercümesini sunmuş olduğu görüldü. Dosyanın mahkememizin ... Esas sayılı dosyasına kaydedildiği, ... Esas 2022/233 Karar sayılı 17/03/2022 tarihli kararı ile mahkememizin ... Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği ve yargılamaya ... Esas sayılı dosya üzerinden devam edildiği anlaşıldı. Mahkememizin 10/01/2022 tarihli ara kararı ile dava dilekçesi ekinde sunulan belgeler ile alacağın varlığı ve muacceliyeti hakkında yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiği gözetilerek talep edilen miktar kadar (153.612,93-TL) %15 teminat karşılığında ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verildiği anlaşıldı. Davalı vekilince 31/08/2022 tarihli dilekçe ekinde emsal bilirkişi raporu ile Hamburg Eyalet Mahkemesi kararının sunulduğu anlaşıldı. Mahkememizin 16/09/2022 tarihli celsesinin 12 numaralı ara kararı ile "Her ne kadar davalı vekilince milletarası yetki itirazında bulunmuş ise de; dosyamıza emsal nitelikteki üst mahkeme kararları da gözönüne alınarak (Örn; İstanbul BAM 14. H.D.'nin 2020/388 E., 2020/1334 K., 2020/264 E., 2020/1335 K., 2020/1114 E., 2020/1339 K., 12. H.D.'nin 2020/161 E., 2020/427 K., 2020/1088 E., 2020/942 K., 13 H.D'nin 2020/240 E., 2020/721 K. Sayılı ) MÖHUK md. 40 TTK md 553, 561 HMK md 6 ve 9 uyarınca yapılan yetki itirazının reddine," dair karar verildiği anlaşıldı. Dosyada örnekleri mevcut aynı hukuki zeminde bulunan emsal mahkeme dosyalarının incelemesinde; .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyasının yapılan incelemesinde; Davacı ... tarafından Davalı ... aleygine İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) istemli dava açıldığı, dosyanın derdest olduğu müzekkere tarihi itibariyle duruşmasının 16/06/2022 tarihine bırakıldığı, dosyada bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, 23/02/2023 tarihi itibariyle dosyanın derdest olduğu, yine .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...E. Sayılı dosyasının incelemesinde; müzekkere tarihi itibariyle dosyanın derdest olduğu, dosyada bilirkişi incelemeleri yaptırıldığı ve 23/02/2023 tarihi itibariyle dosyanın derdest olduğu anlaşılmıştır. .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyasının incelemesinde; davacı Ingo Taureg tarafından davalı ... aleyhine itirazın iptali istemli dava açıldığı, mahkemece yapılan yargılama neticesinde davanın reddine karar verildiği, müzekkere tarihi itibariyle kararın istinaf incelemesinde olduğu görülmüştür. .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E., sayılı dosyasında Davacı, ... tarafından Davalı ... aleyhine İtirazın İptali istemli dava açıldığı, 2020/240 E. Sayılı dosyada Davacı ... tarafından davalı ... aleyhine İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) istemli dava açıldığı, yine 2020/350 E. Sayılı dosyasında; davacı ... Lehmann tarafından Davalı ... aleyhine İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) istemli dava açıldığı, mahkemece yapılan yargılama neticesindde davanın kısmen kabulüne karar verildiği, kararın 23/02/2023 tarihi itibariyle İstinaf incelemesinde olduğunun bildirildiği görülmüştür. .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyasının incelemesinde; Davacı ... tarafından davalı ... aleyhine itirazın iptali istemli dava açıldığı, mahkemece yapılan yargılama neticesinde davanın kabulüne karar verildiği, verilen kararın istinaf incelemesinde olduğu, aynı mahkemenin .... Sayılı dosyalarında bu dosyanın sonucunun bekletici mesele yapıldığı ve 23/02/2023 tarihi itibariyle dosyanın İstinaf incelemesinde olduğunun bildirildiği anlaşılmıştır. .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyasının yapılan incelemesinde; dosyanın müzekkere yazım tarihi itibariyle derdest olduğu, usul ekonomisi gereği emsal dosyaların bekletici mesele yapıldığı anlaşılmıştır. .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyasının yapılan incelemesinde;dosyanın derdest olduğu, müzekkere yazılış tarihi itibariyle emsal dosyaların sonucunun bekletici mesele yapıldığı görülmüştür. .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyasının yapılan incelemesinde;dosyanın müzekkere yazım tarihi itibariyle derdest olduğu, davalı ... için yazılan yurtdışı istinabe evrakının dönüşünün beklenildiği, 23/02/2023 tarihi itibariyle dosyanın bilirkişide olduğunun bildirildiği görülmüştür. .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E., ... E., ... E. Sayılı dosyaların yapılan incelemesinde; müzekkere yazım tarihi itibariyle dosyanın mahkemesince incelemeye alındığı görülmüştür. .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyasının yapılan incelemesinde; Davacı ...' nin davalı ...'ye karşı Tazminat istemli dava açıldığı, müzekkere yazım tarihi itibariyle dosyanın henüz duruşmasının yapılmadığı anlaşılmıştır. .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyasının yapılan incelemesinde; Davacı ... tarafından davalı ... aleyhine Tazminat istemli dava açıldığı, müzekkere yazım tarihimiz itibariyle dosyanın derdest olduğu görülmüştür. .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyasının yapılan incelemesinde; Davacı ... Tarafından Davalı ... aleyhine İtirazın İptali istemli dava açıldığı, dosyanın derdest olduğu, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... ve ... E. Sayılı dosyalarının sonucunun bekletici mesele yapıldığı anlaşılmıştır. .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... . Sayılı dosyasında Davacı ... ... tarafından davalı ... aleyhine İtirazın İptali istemli dava açıldığı yine ... E. Sayılı dosyasının yapılan incelemesinde; Davacı ... tarafından davalı ... aleyhine İtirazın İptali istemli dava açıldığı, davaların reddine karar verildiği, dosyaların istinaf aşamasında olduğu, 23/02/2024 tarihi itibariyle de dosyanın İstinaf incelemesinde olduğu anlaşılmıştır. .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyasının yapılan incelemesinde; Davacı ... ... tarafından davalı ... aleyhine İtirazın İptali istemli dava açıldığı, mahkemece yapılan yargılama neticesinde milletler arası yetkisizlik nedeniyle usulden red kararı verildiği görülmüştür. .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyasının yapılan incelemesinde; Davacı ... tarafından davalı ... aleyhine İtirazın İptali istemli dava açıldığı, mahkemece yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabulüne karar verildiği görülmüştür. .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyasının yapılan incelemesinde; Davacı ... ... Tarafından davalı ... aleyhine itirazın iptali istemli dava açıldığı, müzekkere yazım tarihi itibariyle dosyanın duruşmasının 05/07/2022 tarihine bırakıldığı ve dosyaya sözlü tahkikat günü verildiği görülmüştür. .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...E. Sayılı dosyasının yapılan incelemesinde; Davacı ... tarafından davalı ... aleyhine İtirazın İptali istemli dava açıldığı görülmüştür. .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyasının yapılan incelemesinde; davacı ... tarafından davalı ... aleyhine İtirazın İptali istemli dava açıldığı görülmüştür. .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyasının yapılan incelemesinde; davacı ... ... ... tarafından davalı ... aleyhine tazminat davası açıldığı, mahkemece Davanın uluslararası yetki-dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Mahkememizin 25/05/2023 tarihli celsesinde mahkememizce tespit olunan hukuki uyuşmazlık ve nihai taktir mahkememize ait olmak üzere davacnın davasının ispatlandığı kanaatine varılması durumunda davacı tarafça talep olunabilecek asıl alacak ve işlemiş faiz hususlarında rapor tanzimi konusunda dosyanın hesap uzmanı bilirkişisine tevdine karar verildiği, bilirkişinin 20/10/2023 tarihli raporunda sonuç ve özet olarak; "Davacı yanın Hamburg SHM (İflas Mahkemesi) tarafından düzenlenen ... esas nolu İflas Tablosu — Sıra Cetveline Kayıt Kararına istinaden davalı ...'den 11.880,35 EURO alacağının bulunduğu, Davacı yan davada, kamu bankalarınca bir yıl vadeli EURO mevduatına uygulanan en yüksek mevduat faiz oranı üzerinden faiz talep etmiş olup, takdiri mahkemeye ait olmak üzere bu talebin benimsemesi halinde davacı yanın 11.880,35 EURO asıl alacağı için 15.09.2008 tarihi ile dava tarihi olan 28.12.2021 tarihi aralığında davalı yandan 5.752,50 EURO işlemiş faiz talep edebileceğinin hesaplandığı," yönünde görüş ve kanaat bildirdiği, bilirkişi raporunun taraf vekillerine tebliğ edildiği, davalı vekilinin 03/11/2023 tarihli bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesini, davacı vekilinin 06/11/2023 tarihli bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçesini sunmuş oldukları anlaşıldı. Mahkememizin ... Esas ... Karar sayılı 09/05/2024 tarihli ilamı ile; "1-Mahkememiz ana dosyası açısından davacının davasının kısmen kabulü kısmen reddi ile; .... İcra Müdürlüğü'nün 2017/... Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin; a) 14.904,12 Euro asıl alacak, 5.447,41 Euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 20.351,53 Euro üzerinden devamına, kabul edilen asıl alacağa icra takip tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanun'un 4/a madde ve fıkrası uyarınca işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, b) Asıl alacak likit olduğundan kabul edilen asıl alacağın %20'si olan 11.919,42-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Bu dosyaya birleşen ... mahkememiz dosyası açısından; Davacının davacının kabulü ile 11.880,35 Euro alacağının 15/09/2008 tarihinden itibaren (iflas kayıt tarihi) 3095 Sayılı Kanun'un 4/a madde ve fıkrası uyarınca işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine," dair karar verildiği, kararın taraf vekillerince istinaf edildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin 23/12/2024 tarih ve 2024/1559 Esas 2024/1896 Karar sayılı ilamıyla;"Somut olayda; davacılar davalının Almanya'da ki iflas masasına kayıt yaptıran alacaklıları olup, bu kapsamda yatırımcılar tarafından ayrı ayrı davalar açılıp görüldüğü Dairemizce istinaf incelemesi yapılan dosyalardan bilinmektedir. Birden fazla davacı yatırımcı birlikte dava açması mümkün olmadığı ; ayrı ayrı açılan davaların birlikte görülmesinde bir yarar bulunmadığı halde davaların birleştirilmesine karar verilerek, her yatırımcının dava dışı şirket ile ilişkisi farklı olup bu hali ile aynı hukuki sebebe ve vakıalara dayandığı ileri sürülemeyeceği gibi Davacılar arasında maddi ya da şekli anlamda zorunlu dava arkadaşlığının varlığından söz edilemeyecektir. İhtiyari dava arkadaşlığının varlığı kabul edilse dahi iddia ve savunmanın araştırılması, delillerin toplanıp ayrıntılı olarak değerlendirilmesi ve hukuki gerçekliğin tam olarak ortaya konulması, ayrıca kararın denetime elverişli olabilmesi için davaların ayrılması gerekmektedir. (Yargıtay HGK'nin 2015/3380 esas, 2017/378 karar, 01.03.2017 tarihli kararı aynı yöndedir.) Açıklanan nedenlerle; davacılar arasında mecburi ve ihtiyari dava arkadaşlığı olmadığı, davalının aynı kişi olmasının davaların birleştirilmesine sebep olamayacağı, istinaf incelemesi yapılmasında da güçlük teşkil ettiğinden taraf vekillerinin esasa yönelik istinaf nedenleri incelenmeksizin kararın kaldırılmasına; davalar tefrik edilerek karara bağlanmak üzere dava dosyasının kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir. Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/05/2024 Tarih, ... Esas - ... Karar sayılı kararın HMK'nın 353(1)a-4 gereği Kaldırılmasına; "Dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine..." denmek suretiyle kaldırma kararı verildiği, dosyanın mahkememizin ... E. sayılı esasına kaydının yapıldığı, ... Esas sayılı dosyamızın 17/01/2025 tarihli tensip tutanağı ile "İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin 23/12/2024 tarih ve 2024/1559 Esas 2024/1896 Karar sayılı ilamı doğrultusunda; Mahkememiz asıl dava dosyası olan ... Esas (Eski Esas: ...) dosyasına birleşen yine mahkememiz ... Esas Sayılı Dosyasının mahkememiz ... E. Sayılı dosyasından tefriki ile ayrı bir esasa kayıt edilmesine," dair karar verildiği ve istinaf kaldırma kararına uygun olarak davanın tefrik edilerek 2025/51 Esasına kaydedildiği anlaşılmıştır. Mahkememizce yapılan yargılama, taraf iddiaları, alınan bilirkişi raporu ile tüm dosya içeriğine göre; dava, şirket yöneticisinin sorumluluğuna dayalı olarak tazminat talebine ilişkindir. Davalının Almanya'da verilen şahsi iflas kararının Türkiye'de tanınıp tenfiz edilmediği, bir malvarlığı olmadığından iflasın kapatıldığı hususlarında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Farklı davacılar tarafından davalı aleyhine aynı nedenlerle açılmış dava dosyaları bulunmaktadır. Bu dava dosyalarındaki ceza mahkemesi kararı ve noter onaylı suretinden, davacı dahil 5411 yatırımcının yatırdığı paralar ile isimlerinin gerekçeli karar ekinde bulunduğu görülmektedir (Hamburg Bölge Mahkemesinin 20 Büyük Ceza Dairesi'nin 9 nisan 2013 tarihli ... Js .../... kararın tam metni). Dava, haksız fiil hükümlerine dayalı olarak açılmıştır. MÖHUK'un 34/1 maddesi uyarınca, haksız fiilden doğan borçlar haksız fiilin işlendiği ülke hukukuna tâbidir. Uyuşmazlığa maddi hukuk bakımından Alman Hukuku uygulanır. Davanın tanımı, usulü itirazların halli, ispat kuralları, geçici hukuki koruma, icra inkâr tazminatı gibi usuli konular ise hâkimin hukukuna (lex fori'ye ) tabidir. Davacı, davalının, şirket yöneticisi olarak topladığı paraları amacı dışında kullanarak şirkete yatırım yapan davacının yatırımını kaybettiği, davalının kusurlu eylemleriyle davacının zararına sebep olduğunu ileri sürülmektedir. Davanın Türk hukukunda karşılığı, şirket yöneticisinin sorumluluğudur. Türk hukukunda yöneticinin gerek TTK'da özel olarak düzenlenen sorumluluk hükümleri, gerekse haksız fiil hükümlerine dayanarak sorumluluğu istenebilir. Alman hukukunda yöneticinin sorumluluğuna başvurabilmek için özel bir düzenleme bulunmadığı, ancak haksız fiil hükümlerine dayalı olarak sorumluluğu talep edilebileceği anlaşılmaktadır. Dosyada bulunan emsal bilirkişi raporunda, Alman hukukunun uygulanması gereken kanun hükümleri irdelenmiştir. MÖHUK'un 2. maddesi gereğince "Hâkim, Türk kanunlar ihtilâfı kurallarını ve bu kurallara göre yetkili olan yabancı hukuku re'sen uygular." hükmünü haizdir. Alman Medeni Kanunu (...)’nun 823. maddesi uyarınca: “Kasıtlı olarak veya ihmâlle bir başkasının hayatını, bedenini, sağlığını, özgürlüğünü, mülkiyetini veya bir başka hakkını hukuka aykırı olarak ihlâl eden kişi, bundan kaynaklanan zararı karşı tarafa tazmin etmekle yükümlüdür”. MÖHUK’un 8. maddesi uyarınca zamanaşımı hakkında uygulanacak hukuk, ilişkinin esasına uygulanacak hukuktur. ...’nin 197/5 hükmü gereği, iflâs prosedürü çerçevesinde tespit edilmiş alacaklara ilişkin zamanaşımı süresi otuz yıldır. Alman İflas Kanunu’nun (InsO) 178/3 maddesinin, “Tabloya geçirilen kayıtlar, tespit edilmiş alacakların miktarı ve sırası bakımından iflâs idaresi ve bütün iflâs alacaklıları için kesin hüküm gücü taşıyan bir mahkeme kararı gibi etkiye sahiptir” şeklindedir. Alman İflas Kanunu'nun 302. Maddesinde, iflasın kaldırılması ve borçtan kurtulma kararının kasten işlenen haksız fiilden doğan borçları kapsamadığı belirtilmiştir. Emsal dosyada bilirkişi kurulu; bu düzenlemenin iflas tasfiyesi prosedürü dışında bireysel takiplerde uygulanacağını belirtmiştir. Buna göre iflas kapandıktan sonra da alacak davası açılması durumunda iflas idaresinin kayıt kararı, bir mahkeme kararı hükmünde olduğu kabul edildiğine göre, alacağın varlığı veya miktarının bir kez daha tartışılmasına gerek bulunmamaktadır. ...'nin 849. Maddesi uyarınca, bir kimse, mahrum kaldığı bir eşyanın kıymeti için tazminat ödenecekse, zarar gören, değerin belirlenmesinde esas alınan tarihten itibaren faiz talep edebilir. Bu hüküm, faizin başlangıç tarihi olarak zararın meydana geldiği tarihin esas alınması gerektiği şeklinde yorumlanmaktadır. Aynı Kanun'un 246. maddesi gereğince, bir hukuki işlemden veya kanundan kaynaklanan borçlar bakımından yasal faiz oranı yıllık %4'tür. Dava, haksız fiilden doğan zararın tazmini talebiyle açılan itirazın iptali davası olduğundan, davacının iflâs tablosuna dayandığı, davalının iddiasının aksine aynı taraflar arasında aynı konu hakkındaki uyuşmazlığa ilişkin bir yabancı kararın mevcudiyetine rağmen, taraflardan her birinin yabancı mahkeme kararının tanınması tenfizi yoluna başvurmayıp, aynı konuda aynı taraflar arasındaki bir davayı Türkiye’de yeniden açmasının mümkün olduğu, iflâs kararının Türkiye’de tanınmadığından alacaklılardan her biri Türk mahkemelerine başvurarak müflis aleyhine bireysel alacak davası açabileceği, Alman iflâs kararının bir sonucu olan “müflis aleyhine bireysel dava ve takip açma yasağının” Türkiye’de bir etkisi olmayacağı emsal dosyalarda alınan raporlardan anlaşılmıştır. Davanın karşı yanı hakkında iflas kararı verilmiş olsa dahi Türkiye'de tanınıp tenfiz edilmedikçe iflas kararı hiç verilmemiş gibi davanın genel hükümlere göre sürdürülmesi gerekir. (Yargıtay 11 HD nin 17.12.2007 tarihli ,2007/13214 esas-15912 karar sayılı ilamı). "Yabancı mahkeme kararına konu alacağın iflas masasına kaydedilmesi, alacağı hükme bağlayan yabancı mahkeme kararının tenfiz edilmesi anlamına gelmez. Başka bir ifadeyle, salt, hüküm altına aldığı alacak iflas masasına kaydedilmekle, yabancı mahkeme ilamı Türkiye’de tenfiz edilmiş olmaz. Çünkü, bir alacağın iflas masasına kaydedilmesi ancak,iflas işlemlerin yürütülebilmesi için gereken adımlardan sadece birini oluşturur ve bu adım, alacağın tahsili sonucunun gerçekleşmesi için tek başına yeterli değildir. Dolayısıyla, tanıma kararıyla alacağın tahsili değil, yalnızca alacağın masaya kaydı sağlanır; tanınan yabancı mahkeme kararı bu kayıt işleminin dayanağını oluşturur. ..Bu açıklamalara göre, somut olayda davacının, yabancı mahkeme kararlarının tanınması suretiyle alacağın iflas masasına kaydedilmesi yönündeki isteği hukuka uygundur."(Yargıtay HGK nın 2009/19-161,2009/207 karar 27.5.2009 tarihli ilamı). HGK'na göre tenfiz edilmemiş yabancı mahkeme kararı dahi iflas idaresince belge olarak kabul edilerek masaya alacak kaydı yapılabilecektir. Yukarıda yazılan emsal kararlara göre, davalı tarafça davacı tarafın ileri sürdüğü alacağın şirketin borcu olduğu beyan edilmesine, Almanya'da verilen iflas kararının Türkiye'de tanınıp tenfiz edilmeden dava açılmasının hakkın kötüye kullanılması olduğu ileri sürüldüğü dikkate alındığında davacının zararı ve miktarı bellidir. Davacının talebi iflas prosedürüne ilişkin olmayıp bir alacak davasıdır. Alınan emsal bilirkişi raporlarında, uyuşmazlığın yabancılık unsuru içermesi nedeniyle, doğrudan Türk hukukunun ilgili hükümlerinin uygulanarak uyuşmazlığın çözülemeyeceği, ...'nin 197/5. maddesinde belirlenen otuz yıllık zamanaşımı süresine tâbi olduğu, bu hüküm iflâs tasfiyesi dışındaki bireysel takipler bakımından da uygulanacağı, Almanya’da gerçekleştirilen iflâs yoluyla takibe rağmen Türkiye’de açılan itirazın iptali davasında uygulanacağı, iflas idaresince düzenlenen belgenin apostil şerhi içermesi nedeniyle resmi belge olarak kabulü gerektiğini, ancak iflâs kararı tenfiz edilmemişken, yani iflâsa Türkiye’de herhangi bir etki tanınmamışken, kesin delil olarak istifade edilmesinin çelişkili olacağının göz önünde bulundurulması gerektiği, Alman İflas Kanunu’nun (InsO) 178/3 maddesinin, bu hüküm uyarınca, “tabloya geçirilen kayıtlar, tespit edilmiş alacakların miktarı ve sırası bakımından iflâs idaresi ve bütün iflâs alacaklıları için kesin hüküm gücü taşıyan bir mahkeme kararı gibi etkiye sahiptir” denildiği, iflâs tablosunun iflâs idaresi (ve bütün iflâs alacaklıları) bakımından bağlayıcı etkiye sahip olduğunu öngördüğü, bu nedenle bu alacak davasında iflâs tablosunda yer alan kayıtlarla bağlı olacak bir iflâs idaresi olmadığı yolunda kanaat bildirilmiştir. Ancak raporlardaki tespitlerin çelişkili olması nedeniyle Alman İflas Kanunu 178/3 hükmünün belge olarak kabul ettiği kayıt belgesinin HMK'nın 224 maddesi uyarınca resmi belge olarak kabulü gerekmektedir. Bu nedenle davalının sorumluluğu ceza davasında yapılan tesbitlere göre belirlenecektir. Hamburg Eyalet Mahkemesi'nin 09.04.2013 tarihli kararı ile " davalı ve diğer ortak ...'nin gerek ... gerekse bu şirketin tüm hisselerine sahip ...'nin yönetim kurulu üyesi oldukları, ... (davalı) şirket politikası, şirket grubunun tamamının organizasyonu ile şirketler grubu içerisinde, ...'nin ise halkla ilişkiler ve tahvillerin pazarlanmasından sorumlu olduğu, 2004 yılının sonunda ... tahvillerini yıllık %8,25 faiz ve 6 yıllık bir vadeye bağlanan organizasyon yapısı ile yatırımcılara sundukları, yatırımcılara hemen hemen tamamının öncelikle güneş enerjisi olmak üzere yenilebilir enerjilere yatırılacak olacağı intibası uyandırıldığı, yıllık %8,25 gibi yüksek bir faiz ve vade bitiminde nominal değer üzerinden güvenli yatırım sözü verildiği, Kasım 2004 tarihinden, Mart 2006 tarihine kadar 5411 vakada toplam nominal değeri 49.369.000 Euro olan şirket adına tahakkuk eden faizleriyle, 50.200.000 Euro yatırıldığı, alınan paraların eylem planına uygun olarak yenilebilir enerji alanına yatırılmadığı, büyük ölçüde risk yüklü sanat objeleri temininde, pazarlama masrafları ile yatırımcıların faiz ödemelerinde kullanıldığı, Şubat 2005 den Mart 2006 ya kadar 4.618 adet yatırımcıdan toplam 41.914.000 Euro topladığı, ... açısından kendisinin en geç 2005 Ağustos sonu itibariyle amaçlanan mali olanak kullanımından haberi olduğu, kendisine atfedilen suç döneminde 9.800.000 Euro tahvil ödemesi yapıldığı, sanat objeleri ile ticaret ümit edildiği gibi başarılı yürümediğinden yatırımcı Avukatları tarafından pek çok sayıda dava açıldığı ...'nin iflası ortaya çıktığı, iddianamenin kapsadığı yatırımcıların en az %85 tutarında bir zarara uğradıkları, davalıların eyleminin makbuz dolandırıcılığı olduğunu kabul ile ... ortak ve yöneticileri davalı ve ... nin dolandırıcılık suçu işlediğinden davalının 5 yıl, ...'nin ise 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına "karar verilmiştir. Alman Federal Mahkemesi 5 Ceza Dairesi; 18.02.2014 tarihli kararı ile; "Eyalet Mahkemesinin ceza belirlerken amacına aykırı yatırım yapılan paralar için kabaca belirlenmiş asgari bir paydan dolayı sanıkların her biri için ilgili sürede yatırım toplamının sadece %20'si kadar zarar görüldüğü varsayımından hareket ettiği,..dolandırılan sözleşme bitiminde yanlış yönlendirilmişse (makbuz dolandırıcılığı) zararın tespiti için gerekli olan sözleşme ortağına karşı kazanılmış olan hakkın para değerinin toplam netleştirilmesinin ve verilen para taahhüdünün birbiriyle karşılaştırılması, dolandırılan mevcut durumdaki yatırımcılar gibi hamiline yazılı hisse satın almak için sözleşmenin akdedilmesiyle riskli bir işe girdiyse zararın tespiti için belirleyici faktör aldatma ve hatalardan kaynaklanan kayıp riskidir. Sadece tehdit edici, belirli olmayan bir varlık akışı ancak tehlikede olan varlığın ekonomik değeri zaten düşmüş ise bir zararın ortaya çıktığını gösterir. Bu zarar riski nedeniyle, aldatılan kişi tarafından kazanılan hakkın parasal değerinin, girilen yükümlülüğün değerinden düşük olması durumudur. Bu düşük değer ticari bakış açısına göre somut bir şekilde tespit edilmeli ve gerektiğinde ekonomik hasarı belirlemek üzere bir bilirkişi yardımı ile ölçülmelidir... Yatırım dolandırıcılığına ilişkin olarak Federal Mahkemenin kişisel zarar etkisine bağlanan hukuki şekline ilişkin, içtihatlara göre toplam netleştirmede hakkı ihlal edilen için erişilenin sübjektif değeri dikkate alınmalı ve eğer kendisi işin işin farklılığı ve riski bakımından elde etmek istediğinden (aluid) tamamen farklı bir şey elde edecek şekilde yanıltıldıysa ve alınan ödeme kendisi için tamamıyla kullanılmaz ise bu durumda yatırımcının ödemesinin tamamı zarar olarak görülebilir. Hamiline yazılı tahvil vasıtasıyla kıymetlendirilen geri ödeme hakkına ilişkin ekonomik değer belirlenmemiştir. Bu değer ve yatırımcıların bundan kaynaklanan finansal zarar, karardaki diğer tespitlerden de çıkartılamaz. Bölge mahkemesi tarafından tespit edilen gerçeklere dayanarak pek çok husus, tahvil süresinin bitiminden sonra nominal tutarı geri alma ihtimalinin çok az olduğuna işaret etmektedir. Şirketlerin gergin bir likidite durumuna sahip olması yanında sanat satışlarından 37,9 milyon Euro tutarındaki bir alacak dikkate alınmaksızın 31.12.2005 tarihi itibariyle 39 milyon Euro kayıp ortaya çıkması, mali denetmenin buna işaret etmesi buna işaret etmektedir. Ancak bunların hepsi yatırımın taahhüt edildiği tarihte geri ödeme haklarının değerliliğindeki eksikliğin ve bunun neticesinde finansal zararı belgelemek için yeterli olmamaktadır. Faiz alacağı da dikkate alınarak geri ödeme haklarının değerinin gerekli somut tespitine ilişkin olarak daha ziyade tasarruf tarihinde mevcut olan zarar riski mevcut şirket varlığı vasıtasıyla ve davalıların planları doğrultusunda rakamlara dökülerek bilirkişi yardımı alınarak rakama dökülmesi gerektiği, ".. Davalı yanında yargılanan diğer ortak ... yönünden ise; "adı geçenin aktif bir fiil ile dolandırıcılık yaptığı yeterince belgelenemediği, zira bu tespitlerden kendisinin ...'nin sözleşmeye aykırı araç kullanma amacına bilgiye ulaşmasından sonra davalı ... ile ilişkili dolandırmaya yönelik satış faaliyeti üzerinde örgütsel kontrolünü gerekçelendiren veya devam ettiren faaliyetler görülmemektedir. Federal Başsavcının da daha detaylı izah ettiği gibi kararda tespit edilen şimdiye kadar belgelenmemiş bir finansal zarar mevcudiyetini varsayan gerçek durum bazında dolandırıcılık koşullarının ihmal edilmek suretiyle doğrudan gerçekleştirilmiştir. Eğer finansal zarar ispatlanamayacak olursa yeni yerel mahkeme ... maddesi doğrultusunda bir sermaye yatırım dolandırıcılığının söz konusu olup olamayacağını kontrol etmek zorunda kalacaktır."denilerek karar bozulmuştur. Gerek Hamburg Eyalet Mahkemesi gerekse Federal Mahkeme; özellikle diğer ortak ...'nin aktif olarak dolandırıcılık fiili kanıtlanamadığından beraatına karar verildiği belirlenmektedir. Ancak, davalı bakımından böyle bir tespit yapılmamıştır. ... dışındaki tek ortak ve yetkili davalıdır. Federal Mahkemenin, Eyalet Mahkemesinin olayı makbuz dolandırıcılığı nitelemesini doğru bulmayarak; davalının eyleminin yatırım dolandırıcılığı teşkil edebileceği, yatırımcıların finansal zararlarının bilirkişi aracılığıyla hesaplanması gerektiği, faiz gelirleri de dahil olmak üzere tüm finansal zararın hesaplanması gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verildiği belirlenmektedir.Davalı vekilinin, davalı hakkında verilen mahkumiyet kararı bozulduğundan ortadan kalktığı yolundaki itirazları bozma kararı içeriğine göre yerinde değildir. Davalı dışındaki ortağın beraat ettiği gözetildiğinde; ceza yargılamasında yapılan tespitlere göre davacının ödediği yatırım bedelinin davalının suç teşkil eden eylemi ile davacının zarara uğradığının kabulü gerekir.Topladığı sermayenin amacı dışında kullandığı sabit görülen davalı hakkında devam eden ceza davasının sonunda verilecek kararın sonuca bir etkisi olmayacağından ceza davası sonucunun beklenmesine gerek bulunmamaktadır. Alman Medeni Kanununda haksız fiil failinin sorumluluğu için mahkumiyet kararı verilmesi ve kesinleşmesi şart değildir. Davalının, kusurlu eylemiyle davacı yatırımcının zararına sebep olduğunun kabulü ile davacının, davalının iflas masasından tahsil edemediği alacağını talep etmekte haklı olduğu, davalının davacının yatırım yaptığı şirketin beraat kararı verilen diğer ortak dışındaki tek ortağı ve yetkilisi olduğu, tahvillerden elde ettiği gelirleri amacı dışında kullanarak tükettiğinin belirlendiği, suçunun yatırım veya makbuz dolandırıcılığı olarak nitelendirilmesinin veya bozma kararından sonra hakkındaki ceza davasının durdurulmasının eldeki davaya etkisi olmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle denetime elverişli bilirkişi raporunda hesaplanan miktar açısından aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. Davacının yabancılık teminatı yatırma zorunlulukları bulunup bulunmadığı açısından yapılan değerlendirmede; 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (MÖHUK 'un) 48. Maddesine göre, Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır. Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar. Davacı Alman vatandaşı olduğundan kural olarak teminat yatırmak zorundadır. Ancak Almanya, Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi'ne taraftır. Türkiye de Lahey Sözleşmesi'ni 1972 yılında onaylamıştır. Lahey Sözleşmesi'nin 17. maddesi uyarınca Akif Devletlerden birisinde ikamet eden ve diğer bir devlet mahkemeleri huzurunda davacı veya müdahil olarak bulunan Âkit bir devletin vatandaşlarından yabancı olmaları veya o memlekette ikametgâh veya meskenleri bulunmaması sebebiyle, ne isim altında olursa olsun, herhangi bir teminat veya depozito istenemez. O halde, Almanya ile Türkiye arasında teminat muafiyetine ilişkin olarak andlaşmaya dayanan mütekabiliyet bulunduğundan davacı Alman vatandaşı olup teminat yatırmak zorunda değildir. HUAK 18/A-(13) ve (14). Fıkrası hükümleri gereğince arabuluculuk gideri olarak ... Dava Şartı Dosya No: 2021/... sayılı dosyasından arabulucu olarak atanan ... ekte sunulan 1.320.00-TL tarife bedeli üzerinden kesilen Serbest Meslek Makbuzu doğrultusunda ödeme yapıldığı tespit edilerek, davanın kabulüne karar verildiği dikkate alınarak davalı aleyhine arabulucuk giderlerinin de yükletilmesi gerektiği anlaşılmıştır. HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden; 1-Davacının davacının kabulü ile; 11.880,35 Euro alacağının 15/09/2008 tarihinden itibaren (İflas kayıt tarihi) 3095 Sayılı Kanun'un 4/a madde ve fıkrası uyarınca işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 10.493,29-TL Karar ve İlam Harcından, peşin harç olarak yatırılan 2.623,33-TL'nin mahsup edilerek eksik kalan 7.869,96-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT gereğince 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan posta ve tebligat gideri 350,00-TL, 59,30- başvuru harcı, 8,50-TL vekalet harcı, 2.623,33-TL peşin harç olmak üzere toplam 3.041,13-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle devletçe karşılanan 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 6-Karar kesinleştiğinde yatırılan ancak kullanılmayan gider avansının yatıranlara iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/04/2025 Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır