İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/126 E. 2025/739 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/126
- Karar No
- 2025/739
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2025/126 Esas KARAR NO :2025/739 DAVA:Ticari Ünvanın Korunması DAVA TARİHİ:18/02/2025 KARAR TARİHİ:27/10/2025 Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA VE TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili bankanın, ticaret unvanının ayırt edici unsuru ve aynı zamanda logosunu korumak adına, 08/08/2024 tarihinde Türk Patent Enstitüsü’ne müracaat ederek “...” markasını, “... ...” adıyla, ...numarasıyla, “... ... ...” adıyla 2024/... numarasıyla ve “... ... ...” adıyla 2024/... numarasıyla kendi adına tescil ettirdiğini, müvekkili bankaya gelen ihbarlar üzerine yapılan araştırmada, müvekkili banka ile hiçbir surette ilgisi bulunmayan kişi/kişilerce “...” adının kullanılarak “... İşletme Fakültesi” şeklinde bir “Whatsapp” grubu oluşturulduğunu, müvekkilinin adı kullanılarak borsa ve hisse işlemleri ile kazanç vaadinde bulunulduğunun tespit edildiğini, buna ek olarak, “... Grup” adıyla ... Bankası’nda açılan hesaplarla da para transferlerinin gerçekleştirildiğinin bildirildiğini, Sosyal paylaşım sitesi Instagram aracılığı ile “... Grup” adına borsa hisse senedi paylaşım reklamı yapılmış, yapılan reklam ile yatırımcılar “... İşletme Fakültesi” adında kurulan Whatsapp grubuna yönlendirildiğini, burada kâr sağlamak vaadi ile grup üyelerinin ikna edilmesi suretiyle para havaleleri gerçekleştirildiğini, müvekkili bankanın ticari unvanı kullanılarak davalı ... Vergi Kimlik Numaralı ... ... Limited Şirketi adında şirket kurulduğunun tespit edildiğini, kurulan bu şirket üzerinden “... Grup” adı ile oluşturulan banka hesaplarına para transferleri gerçekleştirildiğini, müvekkili bankanın bu hususların tespiti ile ilgili 05/12/2024 tarihinde Savcılık nezdinde suç duyurusunda bulunduğunu, ... Cumhuriyet Başsavcılığı 2024/... Sor. No ile ... Cumhuriyet Başsavcılığı 2024/... Sor. No üzerinden yürütüldüğünü, arz ve izah olunan nedenler ve Sayın Mahkemenin re’sen nazara alınacak hususlar ışığında, haklı davamızın kabulüne, davalı tarafından meydana getirilen haksız rekabetin tespitine, men’ine, önlenmesine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına , davalı tarafın mütecaviz ticari unvanının terkinine, TTK md 61 kapsamında davalı tarafın banka hesaplarının ihtiyati tedbir yoluyla bloke edilmesine, davalı tarafın mütecaviz ticari unvanının terkin edilmesine karar verilinceye kadar davalı tarafın mütecaviz ünvanı kullanımının tedbiren önlenmesine, tüm yargılama gideri ile avukatlık ücretinin davalı tarafa tahmil edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA VE KARŞI TALEP : Davalıya usulüne uygun olarak dava dilekçesi tebliğ edilerek taraf teşkili sağlanmış olup davalı tarafından süresi içerisinde dosyaya herhangi bir cevap dilekçesi verilmediği anlaşılmakla HMK M.128 hükmü uyarınca davalının dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaları inkar etmiş sayılmasına karar verilerek yargılama yapılmıştır. DELİLLER : Deliller; Dosya mevcudu, müzekkere cevapları ve bilirkişi raporudur. Mahkememizin 16/06/2025 tarihli ön inceleme duruşma tutanağı ile dosyanın Haksız Rekabet Uzmanı bilirkişiye tevdii ile davalının unvanında kullanılan "..." sözcüğünün bu şekilde kullanımının, davacı unvanı ile iltibas ve haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı, unvan tecavüzü niteliğinde olup olmadığı, haksız rekabet ve unvan tecavüzü var ise sonlandırılmasının ne şekilde olabileceği hususlarında rapor düzenlenmesinin istenilmesine karar verilmiştir. Mahkememiz dosyasına tarihli bilirkişi raporu ibraz edilmiştir. Raporda özetle; " Davacı şirketin 2024/... başvuru numaralı ... ... markasını 8.11.2024 tarihinde tescil ettirdiği, 2024/... başvuru numaralı ... markasını 11.2.2025 tarihinde tescil ettirdiği, 2024/... başvuru numaralı ... Portföy Yönetimi markasını 19.11.2024 tarihinde tescil ettirdiği tespit edilmiştir. Davacı şirketin “... ... Anonim Şirketi” ticaret unvanının ise 28.1.1999 tarihinde tescil edildiği tespit edilmiştir. Davalı şirket “... ... Limited Şirketi” ise 21.10.2024 tarihinde tescil edil tespit edilmistir. Dava konusu uyuşmazlık tarafların faaliyet alanları bakımından değerlendirildiğinde, davacı şirket, yatırım bankacılığı, sermaye piyasası işlemleri ve finansal danışmanlık gibi faaliyetlerde bulunan bir banka olduğu, davalı şirketin esas faaliyet konusu ise emlak komisyonculuğu ve genel yönetim danışmanlığı olduğu; her ne kadar faaliyet konuları ilk bakışta farklı görünse de her iki şirketin faaliyetlerinde danışmanlık, gayrimenkul, fon temini gibi kesişen alanların bulunduğu ve bu durumun, özellikle piyasada aynı tür hizmeti verdiği algısını oluşturabilecek bir potansiyel barındırdığı kanaatine ulaşılmıştır. TTK m. 45 gereği, “Bir ticaret unvanına Türkiye'nin herhangi bir sicil dairesinde daha önce tescil edilmiş bulunan diğer bir unvandan ayırt edilmesi için gerekli olduğu takdirde, ek yapılır.” Bu çerçevede, tescil edilen bir ticaret unvanı tüm Türkiye'de korunmakta olup, tescil edilmiş bir ticaret unvanı, sahibine, bütün Türkiye'de geçerli bir tekel hakkı vermektedir. Anılan hüküm temel olarak unvanların oluşturulması aşamasında ayırt ediciliğin sağlanmasının kanuni bir zorunluluk olduğunu göstermektedir. Ticaret unvanına tecavüz halinde sahip olunan hukuki imkânlar ise TTK m. 52'de düzenlenmiş olup, bu hüküm uyarınca, “(1) Ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması hâlinde hak sahibi, bunun tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat isteyebilir. Maddi tazminat olarak mahkeme, tecavüz sonucunda mütecavizin elde etmesi mümkün görülen menfaatinin karşılığına da hükmedebilir. (2) Mahkeme, davayı kazanan tarafın istemi üzerine, giderleri aleyhine hüküm verilen kimseye ait olmak üzere, kararın gazete ile yayımlanmasına da karar verebilir.” Hükümde belirtilen “ticaret unvanının ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması” ibaresinden ticaret unvanının aynısının veya karıştırılma (iltibas) ihtimali oluşturacak derecede benzerinin bir başkası tarafından kullanılmasının anlaşılması gerekir. Nitekim müşteriler nezdinde karıştırılmaya, iltibasa sebebiyet verecek kullanımlar, TTK m. 52/1'de zikredilen “ticari dürüstlüğe aykırı kullanım”ın en belirgin örneğidir. İltibas, bir tanıtma aracının aynını ya da benzerini kullanmak suretiyle yaratılabilir ve iltibasın var olabilmesi için, her iki tanıtma aracının müşterileri aldatacak biçimde gözde ya da kulakta aynı etkiyi uyandırması zorunludur. (Teoman, Ömer: Yaşayan Ticaret Hukuku, Hukuki Mütalaalar, C.2, 2011, s. 94). Ticaret unvanını önceden tescil ettiren tacir, TTK'nın 52. maddesi gereğince daha sonra tescil ettirilen ve haksız olarak kullanılan ticaret unvanının sicildeki kaydının değiştirilmesini veya silinmesini dava edebilir. Ticaret unvanlarının karıştırılma (iltibas) ihtimali bakımından yapılan değerlendirmede öncelikle ticaret unvanlarının çekirdek ve ek kısımlarının bir bütün hâlinde gözetilmesi gereklidir. Ayrıca buna ilave olarak unvanlar arasında karıştırılma (iltibas) ihtimalinden bahsedebilmek için, esas itibariyle ticari işletmelerin faaliyet konularının aynı veya benzer olması gerekmektedir. Zira ticaret unvanlarının bağlı olduğu işletmelerin faaliyet konularının birbirinden farklılaştığı oranda, aynı ya da benzer unvanlar arasındaki karıştırılma (iltibas) ihtimali de azalmaktadır. TTK'da ticaret unvanları arasındaki karıştırılma ihtimali tanımlanmamaktadır. Bilindiği üzere ticaret unvanı markadan farklı olarak, ürünü/hizmeti değil, tacirin kendisini tanıtmaya yarayan bir ibaredir. Dolayısıyla markalar veya ticaret unvanları arasındaki benzerlik değerlendirmesinin farklı mı olması gerektiği sorusu sorulabilir. Yargı kararları incelendiğinde, markada var olan detaylı inceleme ticaret unvanı bakımından mevcut değildir. İsviçre ve Alman Yüksek Mahkemesi, karıştırılma tehlikesi kavramının tüm ayırt edici işaretler için aynı olduğu, markalar için geliştirilmiş olan ilkelere de dayanılabileceği yönünde kararlar vermiştir. Doktrinde de, bu kararlar temelde uygun bulunmakta, ancak aynı zamanda işaretler arasındaki düzenleme farklılıklarına da dikkat çekilmektedir (Yılmaz, S.S. “Marka ve Ticaret Unvanı Arasında İltibas”, TÜDAD, C. 5, S. 3, 2022). Bu çerçevede ticaret unvanında karıştırılma ihtimali değerlendirmesi yapılırken görsel, işitsel, anlamsal benzerlikler ile mal veya hizmetler yönünden benzerlikler araştırılmaktadır. Ayrıca markalara ilişkin benzerlik değerlemesinde dikkate alınan ortalama veya uzman tüketici kitlesi kriteri ve bu bağlamda dikkate alınması gereken dikkat düzeyi hususu, ticaret unvanları arasındaki benzerlik değerlendirmesi bakımından da önem arz eder. Yukarıda açıklanan bilgiler doğrultusunda dava konusu uyuşmazlıktaki ticaret unvanları karşılaştırıldığında, her iki unvanda da en dikkat çekici ve ayırt edici unsur olan “...” ibaresi birebir ve aynı sırayla kullanıldığı, davalı şirket unvanında yer alan “Grup” ve “Danışmanlık” ibarelerinin davacı şirketin bir alt şirketi ya da grup şirketi izlenimi yaratabilecek türde olduğu, gerçek bir grup ilişkisi olmamasına rağmen böyle bir izlenim doğurulması, iltibasın varlığına delalet edeceği kanaatine varılmıştır. Ayrıca dosya kapsamında sunulan Whatsapp grup ekran görüntüleri, Instagram reklam içerikleri ve diğer belgeler incelendiğinde, davacı Banka'nın ayırt edici unvanı olan “...” ibaresinin, davalı şirket ile ekonomik veya kurumsal bağ varmış gibi izlenim yaratacak şekilde kullanıldığı tespit edilmiştir. Bu kullanım tarzı, tüketicilerin nezdinde bir bağlantı veya grup şirketi ilişkisi olduğu yönünde ciddi bir iltibas tehlikesi yaratmaktadır. Yukarıda yer verilen hususlara ek olarak gerek ticaret unvanına tecavüz gerekse genel haksız rekabet hükümlerinin mihenk taşının “dürüstlük kuralları” olduğu, bu bakımdan hem ticaret unvanının seçiminde ve kullanımında “ticari dürüstlüğe” (TTK.m.52/1) hem de genel haksız rekabetin tanımında “dürüstlük kurallarına” atıf yapıldığı, bu bakımdan davalı şirketin unvanını bu şekilde tescil ettirmesi ve dosya kapsamında sunulan belgelerden görüldüğü üzere davacıya ait görsellerin fiilen kullanılması “ticari dürüstlüğe” ve “dürüstlük kurallarına” aykırı ve davacının ticaret unvanı ile iltibas yaratmaya yönelik olabileceği kanaati oluşmaktadır. Takdir Mahkemeye aittir. Dosya kapsamında değerlendirilmesi gereken bir diğer husus ise davacı taraf markasının ayırt edici “...” ibaresini ve logosunu üçüncü kişiler nezdinde iltibas yaratacak şekilde kullanılmasına yönelik iddialardır. Dosyaya sunulu belgelerde “İşletme Okulu Gelir Tablosu” başlıklı belgelerde davacı tarafın markasının, logosunun aynı şekilde kullanıldığı tespit edilmiştir. Bu doğrultuda belirtmek gerekir ki Türk Ticaret Kanunu m. 55/f. Va/ 4 uyarınca “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak” başlıca haksız rekabet hali olarak düzenlenmiştir. Kişinin, bir başkasının haklı olarak kullandığı mal veya iş ürünü ya da tanıtma vasıtasının bir benzerini veya aynısını kendi iş ve faaliyetlerinde ticari amaçlı kullanması, ilgili malı veya iş ürününü piyasaya sunması karıştırılmaya yol açan önlemler olarak kabul edilmektedir. Karıştırılma ihtimali, başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri, işleri ve tanıtma vasıtaları ile aynı veya benzerlik taşıyan mal, iş ürünü, faaliyet, iş ve tanıtma vasıtası kullanmak ile gerçekleşmektedir. Mal, iş ürünü, faaliyet, iş ve tanıtma vasıtaya örnek olarak, marka gibi her türlü fikri mülkiyet hakkı, ticaret unvanı, işletme adı, ürün fotoğrafı gösterilebilir (Füsun Nomer Ertan, Haksız Rekabet Hukuku, 2016, s. 191-192). Bu açıklamalar doğrultusunda davalı tarafından dava konusu markayı belirtilen şekilde kullanılmasının TTK 55/1/a/4 hükmüne göre haksız rekabet teşkil ettiği kanaatine varılmıştır. Yukarıda arz ve izah edilen tüm bilgi, belge ve değerlendirmeler ışığında; * Davalı şirketin ticaret unvanında yer alan “...” ibaresinin, davacı ... ... A.Ş.'nin 1999 yılından beri kullanılan ve tescilli ticaret unvanının ayırt edici çekirdek unsuru ile birebir aynı olduğu, * Davalı unvanında yer alan “Grup” ve “Danışmanlık” ifadeleri ile birlikte kullanıldığında, davacı şirketin grup şirketi ya da alt iştiraki izlenimi yaratarak iltibas tehlikesi doğurduğu, * Davalının sunduğu bazı hizmetler ile davacının faaliyet alanları arasında kesişim alanları bulunduğu, bu nedenle aynı ekonomik sektör içinde faaliyet gösterdiği algısı yaratabilecek bir potansiyel taşıdığı, * Davalı tarafın ticaret unvanı kullanımının TTK m. 52 kapsamında ticari dürüstlüğe aykırı kullanım olarak nitelendirilebileceği ve terkin talebinin haklı bulunabileceği * Ayrıca dosya kapsamındaki deliller çerçevesinde davalı şirketin, davacıya ait tescilli markayı ve ayırt edici “...” ibaresini, üçüncü kişiler nezdinde karıştırılmaya yol açacak şekilde kullandığı ve bu kullanımın TTK m. 55/1-a/4 kapsamında haksız rekabet teşkil ettiği" görüş ve kanaati bildirilmiştir. GEREKÇE : Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, Dava; Davalı tarafın, davacı bankaya ait ticaret unvanının ayırt edici unsuru ve aynı zamanda markası ve logosu “...” ibaresini haksız ve iltibas yaratacak şekilde kullanmak suretiyle haksız rekabet teşkil edecek şekilde eylemlerde bulunduğu iddiası ile davacının TTK 55/1-a)-4 ve TTK md 56 maddeleri gereğince, haksız rekabetin tespiti , men’i , sonuçlarının ortadan kaldırılması ve TTK 50 vd. maddeleri gereğince davacı bankanın ticaret unvanını ticari dürüstlüğe aykırı olarak kullandığı iddia edilen davalının ticari unvanının ve tecavüz sonucu oluşan maddi durumun ortadan kaldırılması ve unvanın TTK md 52 kapsamında silinmesi talebine ilişkin davadır. Dava dosyasındaki bilgi belgeler ve dosyaya ibraz edilen rapor birlikte değerlendirildiğinde; Davalı şirketin ticaret unvanında yer alan “...” ibaresinin, davacı ... ... A.Ş.'nin 1999 yılından beri kullanılan ve tescilli ticaret unvanının ayırt edici çekirdek unsuru ile birebir aynı olduğu, davalı unvanında yer alan “Grup” ve “Danışmanlık” ifadeleri ile birlikte kullanıldığında, davacı şirketin grup şirketi ya da alt iştiraki izlenimi yaratarak iltibas tehlikesi doğurduğu, davalının sunduğu bazı hizmetler ile davacının faaliyet alanları arasında kesişim alanları bulunduğu, bu nedenle aynı ekonomik sektör içinde faaliyet gösterdiği algısı yaratabilecek bir potansiyel taşıdığı, davalı tarafın ticaret unvanı kullanımının TTK m. 52 kapsamında ticari dürüstlüğe aykırı kullanım olarak nitelendirilebileceği ve terkin talebinin haklı bulunabileceği, ayrıca dosya kapsamındaki deliller çerçevesinde davalı şirketin, davacıya ait tescilli markayı ve ayırt edici “...” ibaresini, üçüncü kişiler nezdinde karıştırılmaya yol açacak şekilde kullandığı ve bu kullanımın TTK m. 55/1-a/4 kapsamında haksız rekabet teşkil ettiği tespit edilmekle, bilirkişi raporunun denetime uygun hüküm kurmaya elverişli olduğu göz önüne alınarak, davacının davasını kabulü ile davalının unvanında yer alan "..." ibaresinin kullanılmasının, davacıya karşı haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine ve "..." ibaresinin, davalının unvanından terkinine, hüküm özetinin masrafı davalı yanca karşılanmak üzere ulusal çapta yayın yapan tirajı en yüksek 3 gazeteden birinde ilanına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere; 1-Davacının davasını kabulü ile davalının unvanında yer alan "..." ibaresinin kullanılmasının, davacıya karşı haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine ve "..." ibaresinin, davalının unvanından TERKİNİNE, 2-Hüküm özetinin masrafı davalı yanca karşılanmak üzere ulusal çapta yayın yapan tirajı en yüksek 3 gazeteden birinde ilanına, 3-Alınması gerekli 615,40 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından tekrar hüküm kurmaya yer olmadığına, 4-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden kabul üzerinden hesaplanan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 30.000 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 5-Davacı tarafça yapılan (615,40 TL peşin harç + 702,90 TL ilk masraf + 6.000 TL bilirkişi ücreti + 1.017,50 TL posta masrafı) toplam 8.335,80 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafça yatırılan gider avansından geriye kalan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 7-Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 4.000,00 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına. Dair, Davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 27/10/2025 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır