İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/498 E. 2024/764 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/498
- Karar No
- 2024/764
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/498 Esas KARAR NO : 2024/764 DAVA : İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 28/08/2024 KARAR TARİHİ : 05/11/2024 Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; tarafalar arasında cari hesap ilişkisinin olduğunu, 11.03.2024 tarihli 6.051,03-TL tutarlı fatura, 27.05.2024 tarihli 8.149,87-TL tutarlı fatura, 07.08.2024 tarihli 1.258,24-TL tutarlı fatura 3 adet fatura borcu ödenmediğini, davalı tarafın cari hesapta yer alan yukarıdaki fatura bedelini ödememesi sebebiyle faturadaki son ödeme tarihinden itibaren ticari faiz uygulanmak suretiyle davalı hakkında .... İcra Müdürlüğü 2024/... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının ödeme emrine itiraz ettiğini ve takibin durduruğunu beyan ederek itirazın iptali ile takibin devamına ve davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davaya konu icra takibi Bakırköy adliyesinde başlatıldığını, huzurdaki dava ise İstanbul adliyesinde açıldığını, bilindiği üzere itirazın iptali davasında borçlunun yerleşim yeri veyahut takibin başlatıldığı yer mahkemelerinde dava açılması gerektiğini, müvekkilinin davacı tarafa bakiye borcunun bulunmadığını, davacının haksız davasının reddini talep etmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, havayolu taşımasından kaynaklı olarak davacı taşıyıcının taşıma bedellerinin tahsili istemi ile davalı aleyhine başlatmış olduğu icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Somut olayda davacı vekili tarafından mahkememize ibraz edilmiş olan dava dilekçesinde; davacının davalıya havayolu taşıma hizmeti verdiğini, aralarındaki cari hesap ilişkisi kapsamında ödenmeyen bakiye fatura alacaklarının tahsili amacıyla davalı aleyhine .... İcra Dairesinin 2024/... Esas sayılı dosyasından başlatılan takibe davalının süresi içerisinde itiraz etmiş olduğundan bahisle işbu itirazın iptali davasını açmış olduğunu beyan ettiği; icra dosyası celp edilip incelendiğinde davalının icra dairesinin yetkisine itiraz etmiş olduğu gibi aynı zamanda cevap dilekçesi ile birlikte mahkememizin yetkisine de itiraz etmiş olduğu görülmüştür. İtirazın iptali davalarında alacaklının, İİK m.67 uyarınca borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazının, kendisine tebliği tarihinden itibaren bir sene içerisinde genel mahkemelere yapacağı başvuru üzerine genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat etmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup sürenin başlaması için borçlunun itirazının alacaklıya tebliği zorunludur. İşbu dava dosyasının temelini teşkil eden icra dosyasında yapılan kontrolde borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazın alacaklıya tebliğ edilmediği görülmüştür. Bu nedenle davacının açmış olduğu davasının süresinde olduğu kabul edilmekle yargılama yapılmıştır. Mahkememizce icra dosyası celp edilip incelendiğinde davalı borçlunun borca itiraz ile birlikte icra dairesinin yetkisine de itiraz etmiş olduğu görülmekle esas girilmeden önce icra dairesinin yetkisine yönelik yapılmış olan itiraz öncelikli olarak değerlendirilmiş olup bu doğrultuda yerleşik içtihatlar uyarınca itirazın iptâli davasının görülebilmesi, geçerli bir icra takibinin varlığına bağlıdır. Ortada geçerli takip yoksa itirazın iptâli davasının görülebilmesine usulen olanak yoktur. İcra dairesinin yetkisine itiraz halinde bu itiraz usulünce incelenip sonuçlandırılmadığı sürece geçerli bir takibin varlığından söz edilemez. O halde mahkemece, icra dairesinin yetkisine itiraz edildiği gözetilerek eldeki dava da öncelikle bu itiraz incelenerek doğru bir şekilde karar verilmelidir. Hukuk Genel Kurulunun 06/04/2004 tarih, 2004/19-410 esas, 2004/471 karar sayılı ilamı da bu yöndedir. İcra takiplerinde yetki hususu, 2004 sayılı İİK’nın 50. maddesi yollaması ile usul Kanunu hükümlerine göre yapılmaktadır. İİK’nın 50. maddesi; "(Değişik: 3/7/1940-3890/1 md.) Para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. Şu kadar ki, takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe yetkilidir. Yetki itirazı esas hakkındaki itirazla birlikte yapılır. İcra mahkemesi tarafından önce yetki meselesi tetkik ve kati surette karara raptolunur. İki icra mahkemesi arasında yetki noktasından ihtilaf çıkarsa Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 25 inci maddesi hükmü tatbik olunur." düzenlemesini içermektedir. HMK 17.maddesi “Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.” hükmünü haizdir. HMK'nın 6. maddesine göre genel yetkili icra dairesi, davalı gerçek veya tüzel kişinin takibin yapıldığı tarihteki yerleşim yeri icra dairesidir. Aynı Kanunun 10.maddesine göre ise sözleşmeden doğan takiplerde, sözleşmenin ifa edileceği yer icra dairesi de yetkilidir. Bu da özel yetkiye ilişkin bir düzenlemedir. Takip davacının seçimine göre, hem genel ve hem de özel yetkili mahkemede açılabilir. 6100 sayılı HMK'nın 17. maddesinde tacirler ve kamu tüzel kişilerinin aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşme ile yetkili kılabilecekleri, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça davanın sadece sözleşme ile belirlenen bu mahkemelerde görülebileceği şeklinde düzenleme yapılmıştır. Yetki sözleşmesi de ancak kesin yetki bulunmayan hallerde ve tarafların tacir veya kamu tüzel kişisi olmaları halinde geçerli olarak yapılabilir. 6098 sayılı TBK'nın 89. maddesine göre, borcun ifa yeri konusunda aksine bir anlaşma yoksa, para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde; parça borçları, sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde; bunların dışındaki bütün borçlar, doğumları sırasında borçlunun yerleşim yerinde ifa edilir. Somut olay bakımından genel olarak davacının işbu icra takibini TBK m.89 hükmü uyarınca ya kendi yerleşim yerindeki icra dairesinde ya da davalının yerleşim yerindeki icra dairesinde başlatması gerekmektedir. Bu kapsamda davacı şirketin merkez adresinin Arnavutköy olduğu görülmekle ...'ün ... Adliyesi sınırları içerisinde kaldığı ve ...'da her ne kadar Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmasa bile icra dairesinin bulunduğu; davalı şirketin merkez adresinin ise Bursa olması sebebiyle davacının icra takibini ... İcra Daireleri yahut ... İcra Dairesinde başlatabileceği ancak bir sureti dava dilekçesi ekinde dosyamıza ibraz edilmiş olan taraflar arasında akdedilmiş olan Abone Cari Hesap Anlaşması başlığını taşıyan sözleşmenin V. Maddesinde "İşbu anlaşmadan doğan uyuşmalıkların çözümünde İstanbul Mahkemeleri ve icra ve iflas müdürlükleri yetkili olacaktır." hükmünün belirlenmiş olduğu, davalı tarafça anılan bu maddeye dayanılmadan itiraz edilmiş olduğu hususu da göz önünde bulundurulduğunda anılan tüm yetkili yerlerin dışında davacı tarafça yetkisiz olarak ... İcra Dairesinde takibin başlatmış olduğu, bu hali ile eldeki davada usulüne uygun bir takipten bahsedilemeyeceğinden davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere; 1-Davacının davasının usulüne uygun bir takip bulunmaması sebebiyle HMK m.114/2, 115 hükümleri uyarınca usulden reddine, 2-Alınması gerekli olan 427,60-TL karar ilam harcı başlangıçta dava açılırken peşin olarak alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Yargılama giderlerinin davacı üzerine bırakılmasına, 4-Davalı yargılama esnasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 17.806,31-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 3.600,00-TL'nin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına. 6-Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, HMK madde 341 hükmü uyarınca KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/11/2024 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır * İş bu karar 5070 Sayılı Kanun hükümlerine göre güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.