İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/82 E. 2025/242 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2021/82
- Karar No
- 2025/242
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2021/82 Esas KARAR NO:2025/242 DAVA:Tazminat - Alacak DAVA TARİHİ:04/02/2021 KARAR TARİHİ:10/04/2025 DAVA:Davacı vekilince mahkememize ibraz edilen dava dilekçesinde, davacı müvekkili .... Şti. ile davalı ... San. ve Tic. A.Ş. arasında 06.03.2017 tarihinde Tek Satıcılık Sözleşmesi imzalandığını, taraflar arasında imzalanan Sözleşme'nin konusunun belirlendiği 2.1. numaralı madde uyarınca, “üretici", işbu sözleşme ile üreticisi ve ... markasının sahibi olup, halihazırda üretmekte olduğu CE belgeli ürünler ile 2017 yılı içerisinde CE belgesi almayı planladığı ürünler için Türkiye Cumhuriyeti ve Suudi Arabistan sınırları içerisinde (bölge) tek yetkili olarak satışını Satıcı'ya vermek istemektedir.” Sözleşmenin ekinde yer alan AT sertifikasından, davalının o tarihte ürettiği CE belgeli ürünlerin yani müvekkili şirkete tek satıcılık yetkisi verdiği ürünler görülebildiğini, Sözleşmenin 8.1. maddesi uyarınca: "sözleşme imza tarihinde yürürlüğe girecek olup, sözleşme 5+5+5 (onbeş) il süreyle yürürlükte kalacaktır. Her 5 yılın sonupda tarafların karşılıklı mutabakatı ile 5 yıl daha uzayacaktır" dolayısıyla sözleşmenin ilk etapta en az 06.03.2022 yılına kadar süreceği hususunda taraflar anlaşmış olmasına karşın, sözleşmenin 31.12.2019 tarihinde dayanaksız ve gerçeğe aykırı beyanlar ile hiçbir haklı sebebe dayanılmadan Davalı Şirket tarafından tek taraflı olarak feshedildiğini, ilgili tek taraflı fesih beyanının, .... Noterliğinin 31.12.2019 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile Müvekkili Şirket'e bildirildiğini, ihtarnamenin Müvekkili Şirket'e 02.01.2020 tarihinde tebliğ edildiğini, fesih bildiriminin yapıldığı ihtarnamede, davalı tarafından tamamının dayanaksız olan fesih nedenil olarak gösterilen fesihler sıralandığında ; 1-Sözleşmenin 3.2.1. maddesi uyarınca tarafların asgari satış kotası belirlemek amacıyla mutabakat yapılması şartına uyulmaması, satış hedefine dair rakam belirlenerek yollanması ancak cevap alınamaması, bu eylemin kabul anlamına gelmesi halinde satış hedefinin altında kalınması, ret olarak kabul edilmesi halinde ise mutabakat şartına uyulmadığından sözleşmeye aykırılık teşkil etmesi, zira her türlü satış miktarının beklenenin ve olması gerekenin çok altında olması, 2-Sözleşmenin 4.4.1. maddesi uyarınca, sözleşme konusu ürünün başka bir üreticiden doğrudan veya dolaylı olarak tedarik edilmemesi şartına aykırı davranılması, üretici ile rekabet teşkil eden eylemlere girişilmesi, 3-Sözleşmenin 4.4.2. ve 4.4.3. maddesinin (a) ve (c) bendi uyarınca öngörülen şart ve yükümlülüklere aykırı davranılarak, genel müdür pozisyonunda bulunan kişinin ... ŞTİ. isimli başka bir rakip firmada imza yetkilisi ve yönetici olarak görev alması, 4-Sözleşmenin 7.1. maddesinde yer alan markaya zarar verecek eylemlerin bildirilmesi ve markanın imaj ve kalitesini koruyacak şekilde satış yapma sorumluluğuna aykırı davranılması, sözleşmeye aykırı bu eylemler hakkında bilgi verilmemesi, markanın korunmasına dair yükümlülüklerin ihlal edilmesi. Anılan ihtarnameye karşı Müvekkili Şirket tarafından 08.01.2020 tarihinde ... 2. Noterliği kanallyla ... yevmiye numaralı cevabi ihtarname gönderildiğini, ilgili ihtamamede sırasıyla Davalı Şirketin ihtarnamesine cevaplar verildiğini ve haksız fesih dolayısıyla Müvlkkili Şirket'in doğan tüm talep haklarını kullanacağının ihtar edildiğini, davalı tarafın, sözleşme sürerken Müveklili Şirket aracılığıyla sattığı ürünlerin ayıplı olması, teslim edilmemesi, geç teslim edilmesi, gerek ihalelere ve toplu alımlara katılım sürecinde gerek ise bu ihmale ve alımların kazanılması veya onayından sonra neden olduğu olumsuzluklar dolayısıyla müvekkili şirketin defalarca zarara uğradığını, sözleşme ile İstanbul Çağlayan Mahkemelerinin yetkili olduğunu, zorunlu arabuluculuk koşulunun yerine getirildiğini ancak anlaşılamadığını, dava konusu sözleşmenin haksız feshi ile ilgili olarak, öncelikle sözleşmenin devam ettiği süreçte Davalı Şirket'in sözleşme maddelerini ihlal eden ve hukuka aykırı eylemleri ispat araçları ile aktarılacağını, böylece Davalı Şirket'in sözleşmeyi feshettiğini bildirdiği ihtarnamesinde dayandığı sebeplerin geçersizliğinin ortaya çıkacağını, davalı tarafın, Müvekkili Şirket'in istenilen satış hedefinde anlaşmaya yanaşmadığını, bu hedefin altında satış yaptığından dolayı sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini iddia etse de; aşağıda detaylandırılacak süreç incelendiğinde Müvekkili Şirket'in daha fazla satış yapabilmek adına gösterdiği çabaya rağmen devamlı olarak ayıplı mallar üreterek geç teslimat gerçekleştiren ve bu sebeple Müvekkil'in müşteri portföyüne kattığı hastanelerin ürün iadesi gerçekleştirmesine veya bir daha ürün almak istemediğini bildirmesine sebep olan, Müvekkili Şirket'e ihaleler kaybettiren, hatta Tek Satıcılık Sözleşmesini yok sayarak başka bayiler aracılığıyla satış yapan, Müvekkil'inin ihalelere girmesini veya satışlar için hastanelere teklif yapmasını/fiyat vermesini engelleyen tarafın bizzat Davalı Şirket olduğunu, hal böyle iken Müvekkili Şirket'in az ürün satmak ile sorumlu tutulmasının veya bu durumun tek taraflı feshe dayanak gösterilebilmesi mümkün olmadığını, taraflar arasında imzalanmış olan Tek Satıcılık Sözleşmesi'nin sürdüğü sırada müvekkili Şirketin devamlı olarak ürünlerle ilgili yaşanan problemlerle mücadele etmek zorunda kaldığını, birçok ihaleye katılma talebinin ürünün teknik şartnameye aykırılığı sebebiyle reddedildiğini, kazanılan kimi ihalelerde ürünlerin Davalı taraftan temin edilememesi sebebiyle gecikme yaşandığını veya Müvekkilinin yoğun çabaları sayesinde kazanılan ihaleler vasıtasıyla satılan ürünlerde çıkan hatalar sebebiyle birçok şikâyet alındığını, salt ihalelerden önce hastaneler tarafından gerçekleştirilen ve doktorların ürünler üzerinden değerlendirme yaptığı alımlarda, ürünlerin hastaneler tarafından uygunsuz görülerek Müvekkili Şirket'e olumsuz dönüldüğü durumlar nedeniyle toplamda 1.911.272 TL değerinde satışın yapılamamasına neden olunduğunu, bu olumsuz dönüşlere rağmen Müvekkili Şirketin, çabasını bununla sınırlı tutmayıp tek tek ürünün satın alınmayacağının söylendiği hastâneler ile görüşüldüğünü, ürünü yerli malı olması başta olmak üzere çeşitli özellikleriyle birinci elden tanıttığını, bu olumsuz dönüşlerin TL'lik bir kısmını yalnızca kendi çabasıyla olumluya çevirdiğini, dilekçe ekinde yer alan listede, uygunsuzluk nedeniyle olumsuz sonuçlanan alımlar ile Müvekkilii Şirket'in çabasıyla olumluya dönen alımların listesinin sunulduğunu, söz konusu listenin , 18/12/2018 tarihinde Davalı Şirket'in Yönetim Kurulu üyesi ...'e de gönderildiğini, yine ekte yer alan ihale ilanlarından görüleceği üzere, Müvekkili Şirket'in ürünlerin niteliksizliği sebebi ile olumsuz sonuçlanan bu alımların arkasından yapılan ihalelere katılamamış olmasının ne denli büyük bir ciro kaybına yol açmış olduğunun açık olduğunu, bunun yanında Tek Satıcılık Sözleşmesi uyarınca Müvekkili Şirketin, sözleşme feshedilirken iddia edildiği üzere kendisine getirilen ve makul olmayan her teklifi kabul etmek durumunda da olmadığını, bir sonraki yıl için belirlenecek satış kotası miktarının karşılıklı olarak anlaşılarak belirleneceği gibi, tamamen Davalı Şirket'in kusuru sebebiyle Müvekkili Şirket'in gösterdiği çabaya rağmen gerçekleştirilebilecek satış miktarından çok daha az satış yapıldığını, Buna Karşılık 2020 Yılı İçin Müvekkil Şirket'ten 20.000.000 Tl'lik peşin ödeme istenildiğini, bir önceki yıl Davalı Şirket tarafından gönderilebilen ürünlerin toplam satış değerinin yaklaşık 2.625.000 TL olması ve Davalı Şirket'in Müvekkili Şirket'in satabileceği ürünün altında sayıda ürün üreterek, kendi eksikliklerinden dolayı aylarca ürün üretemeyerek ve temin edemeyerek, ürettiği ürünleri de geç teslim ederek veya ayıplı ürün göndererek geçirdiği bir yılın sonunda 20.000.000 TL gibi bir rakamın Müvekkili Şirket'ten istenmesinin, sözleşmenin feshedilmesi için bahane bulmak adına başvurulan bir yoldan öte anlam taşımadığını, kaldı ki bu olaylar gerçekleşmeseydi ve Davalı Şirket gereken sayıda ve nitelikte ürünü üretebilseydi dahi, bir sonraki yıl için yapılacak peşin ödeme ve satış kotası artırımının önceki yıla oranla makul ve Müvekkili Şirket'in kabul edebileceği düzeyde gerçekleştirilebileceğinin de ortada olduğunu, yukarıda bahsedildiği gibi, Müvekkili Şirket daha akılcı bir yol izlenerek, 20.000.000 TL'lik bir kota değil, Davalı Şirket'in 2020 yılı içinde üreteceği tüm ürünleri alma teklifini sunduğunu ancak bu talebinin red edildiğini, dilekçe ekinde yer olan müvekkili ... Grup yetkilisi ... ile Davalı Şirket yetkilisi ... arasında gerçekleşen WhatsApp konuşmalarından da görüldüğü üzere, Müvekkili Şirket yetkilisinden devamlı olarak önceki yıl yaşanan olumsuzluklar sebebiyle kabul edemeyeceği tutarlarda çeklerin yazılmasının talep edildiğini, yine Müvekkili Şirket'in yetkilisinin ... ve Davalı Şirket'in bir diğer yetkilisi olan ... ile yaptığı WhatsApp konuşmalarından görülebileceği üzere Müvekkili Şirket Davalı Şirket yetkilileriyle kota ve ödemeler üzerine görüşmek istediğini ancak bu taleplerinin görmezden gelindiğini ve görüşmenin gerçekleşmediğini, bu nedenle ihtarnamede yer alan Müvekkili Şirket'in anlaşma, yanaşmadığı iddialarının aksine Müvekkili Şirket'in müzakereci bir tavır içerisinde olduğunu ancak Davalı Şirket yetkilileri tarafından oyalandığı ve görüşmenin gerçekleştirilmediğinin anlaşıldığını, Davalı Şirketin hiçbir zaman tam kapasiteli çalışmadığını ve Müvekkili Şirket'in satabileceği miktarda ürün ihtiyacına cevap veremediğini, devamlı yeni ürün taahhüdü verilmesine karşılık bu durum hiçbir zaman gerçekleşmediği gibi, CE belgesi olan ve satımı gerçekleşen ürünlerde de devamlı geç teslimat veya ayıplı mal sorunu yaşandığını, temin edilen ürünlerin beklenen kalite standardının çok altında kaldığını, davalı Şirket'in kataloğunda yer alan ve Müvekkili Şirket'e üretiminin taahhüdünü verdiği ürünlerin çoğunun daha kalıplarının dahi hazır olmadığının ortaya çıktığını, katalogta yer alan veya Müvekkili Şirket'e numune örneği gösterilen ürünlerin aslında kendi imalatları değil, ... Endoskopi ve Laparoskopi Sistemleri'nin ürününe ait olduğunun öğrenildiğini, aşağıda Müvekkili Şirket'i sayısız sorunla karşı karşıya bıraktığı hususunun örnekleri ile anlatılacağını, ... iğnesi ürününün taahhüdü verilirken Müvekkili Şirket'e başka medikal üretim gerçekleştiren şirketlerin ürünlerinin numune olarak gönderildiğini ve bu hususların tamamının Müvekkili Şirket tarafından sonradan öğrenildiğini, ihalelere katılma sürecinde ortaya çıkan problemler aktarıldığında ise, davalı tarafça haksız yere feshedilmiş Sözleşme'ye konu tıbbi ürünlerin satımında en önemli unsurun , çeşitli hastaneler tarafından açılan ihalelere katılınması ve ürünlerin bu şekilde satılması olduğunu, ne var ki gerek davalı tarafın ihaleye katılma taleplerini reddetmesi gerekse de davalı tarafından üretilen ürünlerin teknik şartnameye aykırılığı dolayısıyla Müvekkili Şirket ihalelerle ilgili birçok sıkıntı yaşamak durumunda kaldığını, bunlarla ilgili örnekler sıralandığında ; " Örneğin ... Uygulama ve Araştırma Hastanesi tarafından açılan ihale ve ... Şehir Hastanesi tarafından açılan doğrudan temin satışında, Davalı tarafın “teslim süresinin azlığı dolayısıyla” talebi reddetmesi, buna rağmen taraflar arasındaki sözleşmeyi feshederken kota şartında ... Grup kaynaklı sebeplerle anlaşılamadığının söylenmesinin ne denli çelişkili olduğu ortadadır. Ekte, adı geçen hastanenin ihalesine katılma talebinin reddine dair e-posta ve aynı sebeple reddedilen diğer ihale katılım talepleriyle ilgili e-postalar görülebilecektir. Müvekkil Şirket'in teklif verdiği kimi ihalelerde ise ürün, ürünün üretiminden kaynaklanan bazı sebeplerle ihale dışı bırakılmıştır. ... Üniversitesi'nin 2018/358601 İhale kayıt numaralı ihalesinde en düşük teklif Müvekkil ... Grup tarafından 75.600 TL olarak verilmiş ise de numune “uygulama esnasında problemli ve kapak baskı sahasına tam olarak oturmuyor” ve “kolay deforme olan balonları olduğu” gerekçeleriyle uygun bulunmamış ve Müvekkil ihale dışı bırakılmıştır. Bu durum da yine Müvekkil Şirket'in ürünün gereğinin aksine kalitesiz üretilmiş olmasından ötürü yüklü miktarda satış yapmasına engel olan olaylardan sadece bir tanesidir. Kartal Dr. ...'nin 2018/... İhale kayıt numaralı ihalesinde de 53.750 TL'lik en düşük teklif yine Müvekkil Şirket tarafından verilmişse de “teknik şarinameye aykırılık” gerekçesiyle kabul edilmesi mümkün olmamıştır. Yine Müvekkil Şirket tarafından Davalı'nın ürünü ile ... Hastahesi'nin .../... kayıt numaralı ihalesine katılınmış, hastane tarafından gönderilen yazıdan görülebileceği üzere, Davalı tarafından üretilen ürün “Teknik şartname 1.maddeye istinaden; kataterin balonu şişirildiğinde asimetrik şişmekte ve oval şişmemektedir. Malzemenin ucu sivri, damara zarar verebilir. Yuvarlak şekilde sterilize edilmiştir, damara yönlendirilmesini güçleştirir” gerekçesiyle Müvekkil Şirket'in teklifte bulunduğu dört teklif bakımından da değerlendirilmeye alınmamıştır." müvekkili şirketin veya müvekkili şirketin bayilikleri tarafından teklif verilen birçok ihalede de ürünün problemli olması , görüş açısının daraltıyor olması veya başka biçimlerde teknik şartnameye aykırılık teşkil etmesi sebebiyle ihaleye katılmanın mümkün olmadığını, davalı taraf sebebiyle ürünün satışlarının zorlaştığını, ürüne olan güvenin azaldığını ve Müvekkil'in ürünlerden elde edeceği kârı kaybetmesine sebebiyet verildiğini, ayrıca ihaleler ile satılması mümkün yüksek miktarda ürünlerin niceliği göz önünde bulunduğunda, salt bu sebeple dahi satış hedefinin altında kalınmasına sebep olan tarafın iddia edilenin aksine davalı şirket olduğunun açık bir biçimde görülebileceğini, ihale sonrasında ortaya çıkan uygunsuzluklar sıralandığında, davalı üretici'nin ürettiği ürünlerin kalitesizliği ve ayıplı olması sebebiyle yukarıda belirtilen ihalelerde kabul alınamadığı gibi, Müvekkili Şirket'in kazandığı ihalelerin ileriki aşamalarında da yine Davalı Şirket'ten kaynaklı sebeplerle sorunlar yaşandığını ve bunun da satış rakamlarını etkilediği gibi, itibar kaybına da sebep olduğundan daha sonraki ihale ve alımları da ciddi boyutta olumsuz etkilediğini, bunlarla ilgili örnekler sıralandığında, ; "Örneğin ... Devlet Hastanesi'nin alımı için gerçekleştirilmiş olan embolektomi kataterleri ile ilgili olarak, 13.06.2018 tarihinde problem yaşanmıştır. Satılan ürünün operasyon sırasında ve damar içinde kopması dolayısıyla tutanak tutulmuş ve bu durum Müvekkil'e iletilmiştir. Müvekkil de 03.07.2018 tarihli e-posta ile durumu Davalı tarafa aktarmıştır. Benzer şekilde ... Yüksek İhtisas Hastanesi'ne verilmiş olan ürünlerde de problem yaşanmış ve taş çıkarma balonlarının indirilemediği yönünde şikayetler alınmıştır. Şikayetler üzerine toplamda 80 adet taş çıkarma balonun iade işlemi için durum Davalı tarafa 21.06.2018 tarihinde e-posta yoluyla iletilmiştir. ... Yüksek İhtisas Hastanesi'ne yapılan bir ürün tesliminden sonra ise, ürünü kullanan doktorun üründeki kusurlar dolayısıyla değişim talep etmesi ve bu değişim sağlanmadan öncesinde verilmiş başka bir ürünün denenmeyeceği belirtilmiştir. ...'ya verilen ilk numunelerde de sıkıntı görülmüş, daha sonrasında uygunluk alınabilmiş fakat satışın gerçekleşmesi için müvekkil şirket tarafından gösterilen bunca çabanın ardından ürünlerde yeniden problem yaşanmıştır. numunede yaşanan problemin aynisının yaşanması dolayısıyla ürüne olan güven azalmıştır. Ticari edebilmesi için Hastaneye sıkıntılı ürünlerin değiştirileceğinin garantisi verilmiş ve bu şekilde ilişkinin devam sipariş iptali önlenmiştir. Daha sonra ... Üniversitesi'ne gönderilen ürünlerde de problem çıkmıştır. Sayılanların yanında ... Eğitim Araştırma Hastanesine gönderilen 1 ürün kırık çıkmış bu durum davalı şirket yönetim kurulu üyesi ...'e bildirilmiştir. " Bu durumların karşı tarafın sıkça meydana gelen problemlere karşı duyarlılığının düşük olduğunu ve çözüm için çaba göstermediğini gözler önüne serdiği gibi, tekraren belirtildiği üzere Müvekkili Şirket'in satış yapamamakla itham edilemeyeceğinin de en büyük göstergesi olduğunu, dilekçe ekinde yer alan WhatsApp konuşmasında Müvekkili Şirket yetkilisinin Davalı Şirket yetkilisi olan ...'e hastanenin kendisine ilettiği ve ürünlerin gereği gibi imal edilmemiş olduğunun fark ettiğini gösterir video kayıtlarını ilettiğini, Söz konusu videoların dava dilekçesinin ekinde yer alan CD ile sunulduğunu, müvekkili Şirket'e iletilen ve Müvekkili Şirket tarafından Davalı'ya aktarılan şikayetlerden kuşkusuz en dikkat çekici olanın, tıbbi cihazın içinden kıl çıkması olduğunu, tıbbi cihaz üretimi sırasında riayet edilmesi gereken hijyen kurallarının hiçe sayılmasının yanında bazı paketlerin içinden enjektör dahi çıkmdığını, eksik ürün gönderildiğini, bu durumun Davalı Şirket'in hisse sahibi ve Yönetim Kurulu Üyesi ...'e WhatsApp üzerinden iletildiğini, daha sonra Müvekkil'inin bayii olarak faaliyet göstermekte olan ...'e gönderilen paketlerden kıl çıkması şeklindeki şikâyetin, e-posta yoluyla da Davalı Şirket'e iletildiğini, ürünler dolayısıyla ortaya çıkan en büyük problemlerden bir diğerinin ise, ürün sebebiyle müşteri hastanenin ... cihazının bozulması olduğunu, ihale ile ... Üniversitesi ... Tıp Fakültesi'ne gönderilen ve Davalı Şirket tarafından üretilen ... iğnelerinden birinin kullanımı sonucu üniversite'ye ait cihaz bozulduğunu ve tamir bedeli bizzat müvekkil şirket tarafından ödendiğini, yine ... Göğüs Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Davalı Şirket tarafından üretilen ürünün cihazı bozması sebebi ile söz konusu hastane yeni cihaz almak durumunda kalındığını, söz konusu cihazın bedeli 283.500 TL olup bu bedelin müşteri hastane ile ticari ilişkilerin sekteye uğramaması adına Müvekkili Şirket tarafından ödendiğini, Müvekkili Şirket'in ticari defterlerinin incelenmesi ile bu husus açığa çıkacağını, ... Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından gerçekleştirilen 04.06.2019 tarihli ihalenin ardından yapılan teslimde de birçok sorun ile karşılaşıldığını ürünlerin kullanımı sırasında 17.05.2019 tarihinde bir adet ve 13.06.2019 ile 19.06.2019 tarihleri arasındaki bir haftalık sürede kullanılan 7 üründe olmak üzere toplam 8 üründe problem yaşandığını, yine ... Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından yapılan ihale sonucu gerçekleştirilmiş bir teslimin ardından 20.06.2019 ve 02.07.2019 tarihleri arasında 13 adet ... iğnesinde problem yaşandığını, hastane tarafından tutanakların iletildiği yazıda, “acilen gerekli önlemlerin alınması, ürünlerin arge çalışmalarının yapılarak kalite düzeyinin arttırılması, kullanım esnasında oluşabilecek her türlü aksaklık için üretim aşamasında laboratuvar testlerinin titizlikle yapılarak ürünlerdeki kalite standardizasyonunun sağlanması ve ürün kaynaklı aksaklıkların minimum seviyeye indirilmesi hususunda gerekli hassasiyetin gösterilmesi” gerekliliğinden bahsedildiğini, olumsuzlukların tekrarı veya arızalı malzemelerin değişiminin yapılmaması halinde ise sözleşmenin feshedileceği ihtar edildiğini, durum derhal Davalı tarafa e-posta yoluyla iletildiyse bu ihtarlar da üretimdeki sıkıntıların çözümü için Davalı tarafın tutumunu değiştirmeye yeterli olmadığını, davacı ve davalı taraf arasındaki tek satıcılık sözleşmesine konu ürünlerin önemli bir kısmının göğüs hastalıklarının tedavisinde kullanıldığı düşünüldüğünde, ... Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile neredeyse her ihale sonrasında yaşanan problemlerin, ilerleyen zamanlardaki ihalelere etkisinin ne derece büyük olduğunu ve ticari faaliyetleri ne derece sekteye uğrattığının ise ortada olduğunu, yine bizzat Davalı Şirket çalışanı tarafından Müvekkili Şirket'e gönderilen e-postadan görülebileceği üzere, Samsun'daki hastanelerle de bu ... iğnesi ile ilgili olarak çıkan sıkıntılar dolayısıyla Sağlık Bakanlığı'nın devreye girdiğini ve tüm hastanelerden saha güvenliği düzeltici eylemi onay formunun doldurulmasının istenildiğini, yine yazışmadan anlaşılacağı üzere bu sıkıntıyı da Müvekkili Şirketin çözdüğünü, davalı tarafın sözleşmeyi haksız yere feshinin ardından da Müvekkiline gelen şikayetlerin sona ermediğini, ... Devlet Hastanesi tarafından 19.06.2020 tarihinde tutulan tutanak ile embolektomi kataterinin uygunsuz ve kırılgan olduğu; Sinop ... Devlet Hastanesi tarafından 06.07.2020 tarihinde tutulan tutanak ile ise yine embolektomi kataterinin dayanaksızlığı dolayısıyla değiştirilmesi gerektiğinin iletildiğini, ... Üniversitesi Tıp Fakültesinde yapılan bir işlem sırasında kopma problemi yaşanmış ve bu durum da hekimlerce tutanak altına alındığını tüm bu durumların müvekkilinin ticari itibarına zarar verdiğini, yine dilekçe ekinde yer alan ve Davalı Şirket çalışanı tarafından Müvekkili Şirket çalışanına atılan e-postadan görüleceği üzere, Davalı Şirket'in tarihi geçmiş ürün teslim etmesi dolayısıyla değişimler yapıldığı gibi hususlar da bizzat kendileri tarafından Müvekkili Şirket'e bildirildiğini, Müvekkilinin bayisi olarak faaliyet gösteren ...San. Tic. Ltd. Şti., Müvekkili tarafından kendisine verilen kimi ürünlerin hastanelerin önceki şikayetlerden dolayı yeniden ürün almak istememesi dolayısıyla iade edildiğini, bu hususun yukarıdaki paragrafta izahına çalışılan ticari itibar kaybının örneklerinden yalnızca biri olduğunu, yine ... İl Sağlık Müdürlüğünün 2018/404 İhale kayıt numaralı ihalesi için gönderilmesi gereken 3.000 adet ürün Davalı Şirket'ten ötürü yaşanan aksaklıklar sebebi ile tamamlanamayarak, yalnızca 735 adet ürün gönderildiğini, bu hususun da Müvekkili Şirket'in ürün satma potansiyeline karşılık Davalı Şirket'in sebep olduğu olumsuzluklar dolayısıyla az satış yapıldığının başka bir ispatı niteliğinde olduğunu belirtmiştir. Davacı vekili dilekçesinin devamında, gecikmeden kaynaklı problemler başlığı altında açıklama yapmış ve örnek kapsamında ; "Bunun gibi özensizliklerin yanında Davalı Şirket'in neden olduğu gecikmelerin örneklendirilmesi gerekir ise, örneğin Müvekkil'in bayiliklerinden olan ... ...., 26.11.2018 tarihinde gönderdiği e-posta ile kazanılan ihale sonrasında teslim süresinin dolduğunu fakat ürün teslimini yapamadığını belirtmiştir. Söz konusu gecikmenin kaynağı ise, “katater temini ve sterilizasyon süreci” olmuştur; bu durumun da Müvekkil'den değil karşı taraftan kaynaklandığı açıktır. Yine Müvekkil'in bayiliklerinden olan ... ve...'e gönderilmesi gereken fakat teslim süreleri geçen toplamda. 130 adet ürün ile ilgili olarak 17.12.2018 tarihinde karşı tarafa bilgi verilmiştir. Müvekkilin bayiliklerinden olan ..., 31.01.2019 tarihinde attığı e- posta ile yaşanan gecikmelerin nasıl somut kayıplara dönüştüğünü gözler önüne seren bir açıklamada bulunmuştur. Müvekkil Şirket ve bayiliklerinin üstün çabaları sonucu en düşük fiyat teklif eden firma olunmamasına rağmen ihale Müvekkil tarafın uhdesinde kalmış, ihale sahibi ... Üniversitesi ... Eğitim ve Araştırma Hastanesi ise ürünlere acele ihtiyaçlarının bulunduğunu belirtmiştir. Bunun üzerine hastaneyi ve operasyon bekleyen hastaları mağdur etmemek adına ihaleye konu ürünlerin tamamı olmasa da, acele ihtiyacı karşılayabilecek az miktarda ürünün hastaneye gönderileceği söylenmiştir. Ne var ki Davalı, söz konusu ürünleri temin etmemiş ve bu sebeple hastane siparişi iptal ederek başka bir firma ile anlaşmıştır. Bu durum karşı tarafa e-posta yoluyla iletildiyse de ne yazık ki temin gecikmesi kaynaklı yaşanan son aksaklık bu olmamıştır. ... Üniversitesi tarafından gerçekleştirilen taş çıkarma balonu satışı sonrasında ihale, Müvekkil Şirket uhdesinde kalmıştır. Fakat 01.03.2019 tarihinde sipariş edilen 230 adet Davalı Şirket'in teminde gecikmesi dolayısıyla süresinde teslim edilememiş ve ... Üniversitesi tarafından Müvekkil şirkete ihtar gönderilmiş, siparişin ihtarnamede belirtilen süre içerisinde teslim edilmemesi halinde sözleşmenin feshedileceği ve teminat iadesini yapılmayacağı bildirilmiştir. Söz konusu bu problemin üzerinden birkaç ayın ardından, yine ... Üniversitesi'nin 30.04.2019 tarihli siparişi ile ilgili olarak aynı problem tekrarlanmıştır. Davalı Şirket kaynaklı problemlerden ötürü teslim edilemeyen 250 adet taş. çıkarma balonu dolayısıyla Müvekkil, aynı ihtarlar ile karşı karşıya gelmiştir. Aynı kurulum ile yaşanan ve tekrarlanan problemlerin yanı sıra teslim edilen paketlerden çıkması gereken ürünün boyutu ile sipariş edilen ürünün boyutu aynı olmamıştır. Yapılan hatalı teslim sonucu hastanede birçok olumsuzluk meydana gelmiş; kurum; bu sorunların dengelenmesi adına 250 adet ürünün hibe edilmesini talep etmiş ve bu talep Müvekkilce kabul edilmiştir. Zira âksi halde Müvekkil Şirket'in ihalelerde yasaklı konumda bulunma ve ticari hayata devam edememe sıkıntısı boy gösterebilecektir. İki aydan kısa bir süre içerisinde ... Üniversitesi ile olan ilişkilere darbe vuran üçüncü bir aksaklık meydana gelmiş ve 20.05.2019 tarihli siparişlerin tesliminde de gecikme meydana gelmiştir. Bu sefer de 555 adet ürünün teslim edilmesi gerektiği söylenerek süresi içerisinde teslimin gerçekleşmemesi halinde sözleşmenin feshi ve teminatın iade edilmeyeceği ihtarları tekrarlanmıştır. Gecikme'kaynaklı problem yaşanan diğer bir kurum da ... Üniversitesi ... Tıp Fakültesi Hastanesi olmuştur. İhale sonucu gönderilecek ürünlerin son teslim tarihi 31.05.2019 tarihi olmasına rağmen Davalı Şirket kaynaklı temin problemleri sebebiyle 10.06.2019 tarihinde ürünler halen daha gönderilememiş ve Üniversite tarafından ihtarname gönderilerek fesih uyarısında bulunulmuştur. Yine aynı kurum tarafından 02.07.2019 tarihinde bir ihtar daha gönderilmiş ve tesliminde problem yaşanan başka ürünler ile ilgili olarak benzer uyarılarda bulunulmuştur." şeklinde açıklama yapılmıştır. Ürün teslimlerine ilişkin olarak yaşanan tüm bu aksaklıkların özellikle yukarıda “İhalelere Katılma Sürecinde Ortaya Çıkan Problemler” başlığı altında yer verilen ve Müvekkilinin ihalelere katılmaya yönelik taleplerinin “teslim süresi azlığı” sebebiyle reddedildiği olaylarla birlikte değerlendirilmesinde büyük fayda bulunduğunu, Davalı Şirketin, taraflar arasında haksız yere feshedilmiş sözleşmenin yürürlükte olduğu süre içerisinde ürün teslimine ilişkin aktif ve devamlı bir problemler silsilesi yaşandığını, olayların tarihleri ve sayıca fazlalığı dikkate alındığında, bu durumun birkaç muhtelif olaydan ibaret olmadığının açıkça görüldüğünü, tüm bu açıklamalardan sonra. davalı tarafın sözleşmeyi, belirlenen kotanın ... Grup tarafından karşılanamaması sebebine dayanmaya çalışarak feshettiğini hatırlatmakta fayda olduğunu, zira açıklanan olaylar ve feshin sebebi birlikte değerlendirildiğinde ortaya çıkan tezatlığın görüldüğünü, 2019 yılında yani sözleşmenin devam ettiği yılın Nisan ve Mayıs aylarında, Davalı tarafın, ürünü satmaya yetkili şirketi, yani sözleşme uyarınca Tek Satıcı olan Müvekkili Şirket'i veya Müvekkili Şirket'in bayilerini tanımladığı ve bu sayede ürünlerin çekildiği sistem olan Ürün Takip Sistemi'ne (ÜTS) bu kaydı yapmaması, hastanelere de ürün teslim etmemesi dolayısıyla Müvekkili Şirket'in müşteri kitlesinde yer alan 10'dan fazla hastanin zor duruma düştüğünü, ki aya yakın hastanelerin düştüğü bu zor durum dolayısıyla Müvekkili Şirketin müşteriler ve Davalı Şirket arasında kaldığını, ürün takip sisteminin , 27.03.2019 ve 31.05.2020 tarihleri arasında ... tarafından Sağlık Bakanlığı onayı alınamadığından kapalı kaldığını, müvekkili şirketin bu aylarda ürün satamadığını , tahminen 800.000 TL civarında, ciddi meblağda zarara uğradığını, dilekçesinde ekte yer alan 2019 satış listesinden görüleceği üzere, ÜTS'nin kapalı olduğu ve Müvekkili Şirket'in zarara uğradığı 66- günlük sürecin öncesinde gelen 66 günlük süreçte Müvekkili Şirket'in yaptığı satış bedeli toplam 771.318,80 TL'yi bulduğunu, özellikle cirosunun çoğunluğunu koah başta olmak üzere göğüs hastalıklarının tedavisinde kullanılan ürünler üzerinden sağlayan Müvekkili Şirketin, en çok operasyon gerçekleştirilen Mart ve Mayıs ayları arasında hastanelere gerçekleştirilecek vakalarda kullanılacak ürünlerin satışını yapamadığını ve ciddi boyuttu zarara uğradığını, Müvekkili Şirket çalışanı tarafından Davalı tarafa iletilen ve dilekçe ekinde yer alan e-postadan görüleceği üzere Müvekkilii Şirketin tek tek bu hastanelerle iletişimde kalarak durumu çözebilmek adına her türlü çabayı göstermek durumunda kaldığını, eksik siparişler sebebi ile devamlı olarak Davalı Şirket bilgilendirildiğini, yine 10.05.2019 tarihinde davalı şirket çalışanı tarafından atılan e-postada, ürünlerin kendilerinden kaynaklanan bir sebepten dolayı teslim edilemediğinin açıkça belirtildiğini, söz konusu yazışmalara ek olarak yine ... Üniversitesi tarafından gönderilen 16.05.2020 tarihli yazı ile de, ürünün ÜTS'den düştüğünün bildirildiğini, bu tarihlerde Davalı Şirket tarafından ... Araştırma ve Uygulama Hastanesi, ... İl Sağlık Müdürlüğü, ... İl Sağlık Müdürlüğü, ... Sağlık Bilimleri Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Hastanesi, ... Eğitim ve Araştırma Hastanesi, ... Üniversitesi Hastanesi, ... Hastanesi, ... Yüksek İhtisas ve Eğitim Araştırma Hastanesi, ... Üniversitesi Hastanesi, ... Üniversitesi ... Tıp Fakültesi Hastanesi, ... Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi, ... Eğitim ve Araştırma Hastanesi, ... İl Sağlık Müdürlüğü, ... Eğitim ve Araştırma Hastanesi de dahil olmak üzere müşteri hastanelere Müvekkili Şirket'in bu bölgelerdeki bayileri olan ...'in sorumluluklarının olmadığının yanı sıra, “Doğrudan temin sonucu talep edilen, üreticisi olduğumuz ... marka ... ürünü, ... sisteminden ... sistemine geçilme aşamasında yaşanan sıkıntılardan dolayı ÜTS sistemi üzerinde kayıtlı görünmemekte ve tarafınıza teslim edilememektedir. bu konuda distribütör Firma ... ... Şirketinin herhangi bir sorumluluğu yoktur.” ifadelerini haiz yazıları gönderdiğini, bahsedilen ... sisteminden ... sistemine geçilme aşamasında yaşanan sıkıntının ise, Davalı Şirket'in Sağlık Bakanlığı'ndan CE belgesi alma (ve gereken sterilizasyonu, hijyeni sağlama şartlarını gerçekleştirememiş olması olduğunu, davalı tatafın, yukarıda anlatılanlar yaşanmamışçasına fesih sebebi olarak gösterdiği il hususun satış kotası belirleme durumu ile ilgili olduğunu, öncelikle belirtilmesi gereken hususun davalı'nın Müvekkili Şirketi ile iletişime geçerek kota belirleme hususunda anlaşmaya çalışması ve Müvekkili Şirket'in cevapsız bırakması gibi bir durum söz konusu olmadığını, hatta tam aksine, ekte yer alan 21.03.2019 tarihli yazışmalar ile ispatlandığı üzere, müvekkili şirketin daha fazla ürün talebinde bulunduğunu ancak bu talebinin yanıtsız bırakıldığını, davalı tarafın sözleşmenin feshine dayanak gösterdiği diğer bir iddia ise, “sözleşme konusu ürünü başka bir üreticiden doğrudan veya dolaylı olarak tedarik etmeyecek veya keşideci ile doğrudan veya dolaylı olarak rekabet teşkil edecek hiçbir eyleme girişilmeyecektir” maddesine aykırı davranıldığı iddiası olduğunu, söz konusu iddianın hiçbir surette doğru olmadığı gibi, tam tersine sözleşme'den kaynaklı yükümlülüğüne aykırı olarak, sanki Müvekkili Şirket'e tek satıcılık yetkisi verilmemişçesine Müvekkili Şirket'in haberi olmaksızın kendisine sağladığı müşteri hastanelere fiyat teklifinde bulunan tarafın bizzat Davalı Şirket'in kendis olduğunu, ekte yer aldığı üzere Müvekkili Şirketin saha çalışanı ...'un , sözleşmenin devam ettiği tarih olan 17.07.2019'da Davalı Şirket'in ... Özel ... Hastanesi'ne Müvekkili şirketin tek satıcılık yetkisini haiz olduğu koah balon ürünlerini Müvekkili Şirket'i devre dışı bırakarak satmak adına fiyat teklifi gönderildiğini öğrenildiğini, Sözleşmenin 3.5. maddesi uyarınca, “satıcı, üretici'nin yazılı iznine gerek olmaksızın bölgede kendi adına bayilikler kurabilir.” Ne var ki Davalı Şirket tarafından 24.09.2019 tarihinde atılan e-posta ile sözleşmenin söz konusu maddesine açıkça aykırı bir şekilde “özellikle doğrudan temin ihale türü başta olmak üzere ihaleye iştirak edecek olan bayimizin ilgili hastaneye çalışmada bulunup bulunmadığı hakkında tarafımıza bilgi verilmesi gerekmektedir. İlgili hastane ile öncesine ait herhangi bir iletişim olmaması durumunda ise ihaleye o bölgede bulunan daha güçlü bir bayinin iştirak etmesinin çok daha etkili olacağı kararına varılmıştır. Ayrıca çalışma yapıp fiyat teklifi göndereceğiniz ihalelerin, teklifi göndermeden önce tarafımıza bilgisinin geçilmesini arz ederiz.” bildirildiğini yine 19.11.2019 tarihli e-posta ile “Doğrudan temin veya açık ihalelere girme talebinizi belirtirken aşağıdaki formu doldurup onaylayıp atarsanız çok memnun oluruz. ... bey hangi hastanede hangi bayinin hangi doktorlarla ihalelerle ilgili iletişimlerini görmek istiyor” yazıldığını, görüldüğü üzere Davalı Şirketin, sözleşmenin feshedilmesinden önce sözleşme uyarınca Müvekkili Şirket'in yetkisi altında olan bayilikler belirleme ve ihalelere katılma yetkilerine müdahalede bulunmaya başlamış, sözleşme ilişkisini sürdürmeye yönelik iradesi olmadığını bu dönemden göstermeye başladığını, özellikle “ihaleye o bölgede bulunan daha güçlü bir bayinin iştirak etmesinin çok daha etkili olacağına karar verme” yetkisi hiçbir surette Davalı Şirket'in yetkileri arasında olmadığını, sözleşmeyi yok sayan bu eylemlerine rağmen sözleşmeyi haksız bir biçimde feshettiği ihtarnamesinde Müvekkili Şirket'i rekabet yasağına uymamakla itham ettiğini, bunun yanında yine Davalı Şirketin, devamlı olarak daha önceden belirtilen fiyatlara güvenilerek teklifler yapılan ve kazanılan ihaleler sebebiyle yapılacak teslimler de dahil olmak üzere tek taraflı olarak fiyat yükselttiğini ve Müvekkili Şirket'i zor durumda bıraktığını, davalı tarafın sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiği ihtarnamesinde, bir diğer sebep olarak “Sözleşmenin 4.4.2. maddesi ve 4.4.3. maddesinin (a) ve (e) bendi uyarınca öngörülen şart ve yükümlülüklere aykırı davranılmış olması” iddiasını öne sürdüğünü, söz konusu maddelere aykırı davranıldığı konusundaki asılsız iddiaya dayanak olarak, Müvekkili Şirket'in Genel Müdür bünyesinde bulunan kişinin ... Dış. Tic. Ltd. Şti. isimli bir başka rakip firmada imza yetkilisi ve yöneticisi olarak görev almış olması gösterildiğini, sözleşme maddelerine bakıldığında, söz konusu maddelerin üçünün de “ürün” ile ilgili olarak rekabet etme yasağı içermediğini, dolayısıyla söz konusu maddelerin ihlal edilmiş olmasından bahsedebilmek için, ... ... Şirketi tarafından söz konusu sözleşmenin kapsadığı ürünlerin satılmış olması gerektiğini, ne var ki, söz konusu şirket hiçbir surette sözleşmenin kapsamında olan ürünleri satmadığını, bu ürünlerle rekabet teşkil eden bir işlem gerçekleştirmediğini, ilgili şirketin tamamen farklı branşta satış yaptığını ve sözleşmenin kapsadığı hiçbir ürünle ilgisi bulunmadığını, feshin dayandırıldığı son sebep olan sözleşmenin 7.1. maddesine aykırılık iddiası değerlendirildiğinde ise, “markaya zarar verecek eylemlerin bildirilmesi ve markanın imaj ve kalitesini koruyacak şekilde satış yapma yükümlülüğüne” aykırı davranılması, sözleşmeye aykırı bu eylemler hakkında bilgi verilmemesi, Davalı Şirket'in söz konusu aykırılıkları haricen öğrenmesi, markaya zarar verecek eylemler ve haksız satışlara dair hususların bildirilmediği iddialarıyla sözleşmenin feshedildiğinin görüldüğünü, yukarıda yer alan ilgili tüm delillerin de ispatladığı üzere markaya zarar veren tüm durumların davalı şirket'in ürettiği ayıplı ürünler sebebiyle ortaya çıktığını bu nedenle feshin haksız olduğunu, karşı taraftan talep ettikleri tazminatların ve zararların müvekkiline ödenmesi gerektiğini bu kapsamda talepleri sıralandığında ; Cezai şart talepleri yönünden , Sözleşmenin 10.3. maddesi uyarınca, “Taraflardan herhangi biri, haklı bir sebep olmaksızın Sözleşme süresinden evvel Sözleşmeyi sona erdirdiği takdirde, diğer taraf nezdinde haksız ve erken feshe bağlı olarak doğmuş zararları tazmin etmeyi ve sözleşme'nin başından itibaren siparişi verilen ürünler'in toplam bedelini cezai şart olarak ödemeyi kabul ve taahhüt eder.” denildiğini, sözleşmenin 13.1.maddesine göre satıcının ticari defter ve belgelerinin kesin delil teşkil edileceğinin kabul edildiğini, bu kapsamda sözleşmenin başından itibaren siparişi verilen ürünlerin toplam bedeli kadar davalının cezai şart ödemesi gerektiğini, sözleşmenin imzalandığı 2017 yılından bu yana davalı şirketten alınan ürünlerin bedelinin 4.128.657,27TL olması nedeniyle bu iddia kadar cezai şartın davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesini, Cari hesap alacakları yönünden, müvekkilinin davalıdan 69.054,92TL tutarında alacağının bulunduğunu, cari hesapta “... KM AŞIM BEDELİ- TOPLAM KM:123,75” açıklamasıyla yer alan 16.527,42 TL tutarındaki alacak için taraflar arasında derdest icra dosyası bulunduğundan, söz konusu tutarın hesaplamaya dahil edilmediğini, iş bu dava ile cari hesap alacağı tutarı olan 69.054,92TL'nin TTK 1530.maddesi uyarınca hesaplanacak ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini , Müvekkili şirket tarafından bedeli ödenen ve davalı şirketin sebep olduğu durumlar dolayısıyla satılamayan tüm ürünlerin bedellerinin iadesi talepleri yönünden , ...'nın 2018 tarihine kadar davalı şirkette hisse sahibi ve şirketin münhasıran imzaya yetkili ortaklarından biri olduğunu, ne var ki sözleşmenin imzalanmasının ardından ... ve Davalı Şirket arasında çeşitli husumetler başladığını, ...'nın şirketteki hisselerini satarak buradan ayrıldığını, akabinde ... tarafından, Davalı Şirket'in ürettiği ve piyasada “koah balon” adı ile bilinen, Müvekkili Şirket'in de dilekçenin diğer eklerinde yer aldığı üzere en çok tanıtımını gerçekleştirdiği ve ticaretini yaptığı ürünün; sahibi olduğu 2006/... patent ve 2018/... tasarım numaralı patentlere tecavüz teşkil ettiğinden sebeple Davalı Şirket'e karşı patent hakkına tecavüz ile maddi manevi tazminat davası ikame edildiğini, tek satıcılık sözleşmesinin 2.5. maddesi uyarınca, “Üretici, işbu Sözleşme konusu Ürünleri üretme ve satıcı'ya tedarik etme konusunda tam yetkili olduğunu, aksi halde doğabilecek zararların tamamından sorumlu olacağını kabul, beyan ve taahhüt etmektedir” hükmünün yer aldığını, müvekkili Şirket, her ne kadar yapılacak ticaretin kimsenin haklarına zarar vermeyeceği hususundaki teyidinin Davalı Şirket'ten henüz sözleşme ilişkisi kurulurken almış olmasına karşın, Davalı Şirket'in içinde bulunduğu durum dolayısıyla hesaplanması dahi mümkün olamayacak tutarlarda zarara uğradığını, ...'nın ilk olarak Davalı Şirket'e .... Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ... . sayılı davayı açtığını bu dava ile Müvekkili Şirket'in iyiniyetle yaptığı sözleşme ile en çok ciro elde etmesi planlanan koah balonu ürünü ile ilgili olarak ihtiyati tedbir kararı verildiğini ve icraya konulduğunu, ihtiyati tedbir kararının kapsamının, “üretilmesinin, satılmasının, tanıtılmasının ve pazarlanmasının durdurulması, bu ürünlerin toplatılması ve muhafaza altına alınması” üzerinde olduğundan, esasen kararın verildiği 03.10.2018 tarihinde bu kararın, tek satıcı olarak doğrudan Müvekkili Şirket'i de davalıymışçasına etkilediği ortada olduğunu, kaldı ki Müvekkili Şirket'in, söz konusu tedbirin sözleşmenin sona erdiği 29.12.2019 tarihine kadar devam ettiği de düşünüldüğünde ... Grup'un zararının büyüklüğü anlaşılabileceğini, dilekçe ekinde yer alan fatura listesi ve tablolardan Müvekkili Şirket'in bu ürüne ne kadar yatırım yaptığı, Davalı Şirket'e ne kadar miktarda ödeme yaptığı, ne kadar ciro beklentisi olduğunun ancak verilen ihtiyati tedbir kararı neticesinde bundan ne kadar uzak bir miktarda satış yapabildiğinin görülebileceğini, bu noktada hatırlatılması gereken bir hususun da, ihtiyati tedbir kararının sözleşme feshedildiğinde halen sürüyor olması olduğunu, akabinde ... ve Şirketi YKK tarafından 12.11.2018 tarihinde Müvekkili Şirket'e, aynı tarihlerde dava dilekçesinin 27.sayfasında dökümü yapılan ve ismi verilen hastanelere ve doktorlara ihtarname göndererek “Müvekkillerin bilgisi, izni ve rızası dışında 3. Şahıs firmalar tarafından üretilen ürünlerin haksız ve hukuka aykırı bir şekilde tarafınızca temin edilmesine, kullanılmasına, ve pazarlanmasına, sergilenmesine yönelik olan tüm hukuka aykırı eylemlerinize derhal son verilmesini ve deponuzda bulunan Fleksibıl Ve Rigid Kataterli Rezektör Balonun koruma kapsamına tecavüz eden ürünlerin derhal imha edilmek üzere tarafımıza teslim edilmesini, ihtarımıza konu olan ve müvekkillerin patent hakkını ihlal eden taklit ürünlerin, tarafınızca kimden, nereden ve nasıl temin edildiğine dair tüm hususlar hakkında tarafımıza bilgi verilmesini, ayrıca yine müvekkillerin patent hakkı kapsamındaki ürünlerin müvekkillerin rızası, bilgisi ve izni dışında tarafınızca pazarlanması, sergilenmesi, kullanılması ve ticari amaçla elde bulundurulması, kullanılması nedeniyle haksız ve hukuka aykırı olarak kazanç elde etmiş olduğunuzdan dolayı işbu kazancın müvekkiller hesabına derhal ödenmesi aksi takdirde hakkınızda yasal yollara başvurulacağını işbu ihtarname ile tarafınıza ihbar ve ihtar ederiz” şeklinde ihtarnameler gönderilmiş olup söz konusu ihtarnameler nedeniyle Müvekkili Sirketi müsterileri karşısında zor duruma düşürdüğünü, itibarını zedelediğini, 18.03.2019 tarihinde ise ... ve şirketi YKK'nın talebi üzerine .... Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ... D. İş sayılı dosyası kapsamında Müvekkili Şirket bünyesinde keşif gerçekleştirildiğini, keşif neticesinde oluşturulan raporda da belirtildiği üzere, “17 adet tarihi geçmiş broncho dilator balloon catheter ürünün” bulunduğunun belirtildiğini, söz konusu hususu husus ispat ettiği üzere , Müvekkili Şirketin tek satıcılık yetkisini haiz olduğu ürünü alınan ihtiyati tedbir kararı dolayısıyla satamadığını ve ürünlerin elinde kaldığını ayrıca , bedelini önceden ödediği ve faturası kesilen, dolayısıyla cari hesapta alacak olarak gözükmeyen ancak söz konusu ihtiyati tedbir kararı sebebiyle müvekkili şirket'e hiçbir zaman teslim edilmemiş koah balonu ürünleri bulunduğunu, bunun yanında, yine bedeli ödenmiş, faturası kesilmiş ve müvekkilii şirket'e teslim edilmiş ancak sözleşme tek taraflı feshedildikten sonra ÜTS isimli sistem kapatıldığından dolayı müvekkil şirket'in artık yetkili bayi gözükmemesi sebebiyle satışının gerçekleştirmesine imkan bulunmayan ve müvekkil şirket'in elinde kalan koah balonu dışında ürünler de bulunduğunu, bu bedellerin Müvekkili Şirket tarafından davalı şirketten talep edildiğini, müvekkili Şirket Davalı Şirket'e gönderdiği 4 adet faturadan birinde, ürünlerin bedelinin ödendiği tarih ile fiyat farkı olan 72.813,60 TL'yi fatura ettiğini, ikinci iade faturası ile, daha önce bedeli ödenen ancak yukarıda açıklanan YKK ve ... tarafından koah balon ürünü ile ilgili olarak alınan ihtiyati tedbir kararı sebebi ile Davalı Şirket tarafından Müvekkili Şirket'e teslim edilmeyen 420 adet koah balon bedeli olan 583.200 TL'nin Müvekkili Şirket'e iadesi için gönderildiğini, bir diğer iade faturasının ise, yine Müvekkili Şirket'e bedeli ödendiği halde teslim edilmeyen 493 adet bakteri filtresinin bedeli olan 798,66 TL için kesildiğini, son olarak bir diğer iade faturası da toplam 524.286 TL'lik; Müvekkili Şirket'in artık sözleşmenin feshedilmesi ve malların çekildiği sistem olan ÜTS'nin kapatılmış olması dolayısıyla satamayacağı ürünlerin iadesi için gönderildiğini, bu kalemler toplandığında müvekkilinin alacağının 1.181.098,26TL yaptığını, davalı tarafın cevabi ihtarname ile alacak taleplerini kabul etmediğini ve faturaları iade ettiğini, Müspet zararlar, yoksun kalınan kâr ve denkleştirme tazminatı talepleri yönünden ; Türk Ticaret Kanununun 122. maddesi uyarınca, “Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra; a) Müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyorsa, b) Acente, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa ve c) Somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa, acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir.... Bu hüküm, hakkaniyete aykırı düşmedikçe, tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi halinde de uygulanır.” denildiğini, bu bağlamda sözleşmenin haksız şekilde fesih edilmesi nedeniyle, Aşağıda delilleriyle birlikte açıklanacağı üzere ve yine yukarıda Davalı Şirket'in ürettiği ürün üzerinde ihtiyati tedbir kararının verildiği olayda karşı tarafın Müvekkili Şirket'in ürün sattığı tüm hastane ve doktorlara çekilen ihtarnamelerle genişliği görüldüğü üzere nitelik ve nicelik bakımından oldukça güçlü bir müşteri portföyünü Türkiye'nin önde gelen sağlık ve biyomedikal kongrelerinin tamamına katılım gösterip tanıtımlar gerçekleştirerek Davalı'ya sağladığını, “Bu tanıtımlar yine delillerle sabit olduğu üzere Davalı Üretici'nin ... isimli markası adına yapıldığından Davalı Şirket'in bu müşteri çevresinden önemli ölçüde menfaat sağlama imkanı olmuş, Davalı'nın ticari defterlerinin incelenmesi ile ortaya çıkacağı üzere halihazırda menfaat de elde ettiğini, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak Müvekkil Şirket tarafından işletmeye kazandırılmış hastaneler ve doktorlarla yapılacak işler dolayısıyla sözleşme devam ediyor olsaydı kazanacağı kazançtan yoksun kalıyor olması, salt elde kalan ürünlerin dahi bu duruma tek başına yeterli delil ve uğranılan zararın büyüklüğünün ispatı niteliğini teşkil ettiğini, müvekkili şirkete denkleştirme tazminatı ödenmesi gerektiğini, müvekkili şirketin , tek satıcı olarak davalı şirketin markasının tanıtımı için para harcadığını, kongrelere katıldığını, tanıtımlar gerçekleştirdiğini, örnek vermek gerekir ise ... Otel'de gerçekleştirilen kongre tanımı için 18.703,00TL, şehir dışı kongresi için 15.934,59TL, ulusal göğüs cerrahisi kongresine katılmak için 12.772,00TL , ... ... kongresi 9.503,83TL, tanıtım için fuar masrafı kapsamında 14.216,88TL, reklam ödemesi kapsamında 9.477,92TL, fuar stand bedeli olarak 19.470,00TL müvekkilince harcama yapıldığını, tüm bu harcamalarda müvekkili şirketin davalı şirketin ürününün tanıtımı için çaba sarf ettiğini ve harcama yaptığını gösterdiğini, haksız fesih nedeniyle müvekkilinin hali hazırda uğradığı zararların yanında , sözleşme devam etse idi elde edeceği karında hesaba katılarak belirlenecek rakamın davalı şirketten alınarak müvekkiline verilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin denkleştirme tazminatı ve müsbet zarar yönündeki talebinin belirsiz alacak kapsamında 10.000,00TL olduğunu belirterek dilekçenin sonuç kısmında ; "1- Sözleşme uyarınca hesaplanan 4.128.657,27 TL cezai şartın davalıdan tahsiline, 2. Toplamda 69.054,92 TL cari hesap alacağının TTK 1530 uyarınca hesaplanacak faiz tutarıyla birlikte davalıdan tahsiline, 3- Müvekkil Şirket'e dava dilekçesinde açıklanan sebeplerden dolayı teslim edilmeyen veya Müvekkil Şirket'in elinde olmayan sebeplerden dolayı elinde kalan ürünlerin geri ödenmeyen bedellerinin toplamı olan 1.181.098,26 TL'nin 09.10.2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari işlerde uygulanacak kanuni temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, 4. Fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak olarak şimdilik 10.000 TL tutarında denkleştirme tazminatının ve müspet zarar tutarının davalıdan tahsiline" karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP :Davalı vekili mahkememize ibraz etmiş olduğu cevap dilekçesinde, taraflar arasında 06/03/2017 tarihli Tek Satıcılık Sözleşmesinin imzalandığını, sözleşmenin 10.maddesinde sözleşme hükümlerinden herhangi birine uyulmaması veya aykırı davranılması halinde diğer tarafa fesih yetkisi verildiğini, müvekkili tarafından sözleşmenin haklı nedenlerle ... Noterliğinin 31/12/2019 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile fesih edildiğini, sözleşme uyarınca belirlenen asgari satış kotasına davacı tarafından uyulmadığını, tek satıcılık sözleşmesinde satıcının temel yükümlülüklerinin , Kendisine satış tekeli sağlanan bölgeden sorumlu olması, Sürekli borç doğuran bir sözleşme olması, Sürümü arttırmak amacıyla gitişimlerde bulunma, özenli davranma yükümlülüğü, Alım yapma ve bedeli ödeme yükümlülüğü, Bilgi verme yükümlülüğü, Sadakat yükümlülüğü, Rekabet etmeme yükümlülüğü olduğunu, Tek satıcılık sözleşmesinin işleyiş mekanizmasından görüleceği üzere; belirli bölgede yalnızca tek bir satıcı yetkili olduğundan tek satıcının olumlu veya olumsuz olarak yapacağı her bir hamlenin istisnasız üreticiyi/ Müvekkili Şirket'i de etkileyeceğini, sürümü arttırmak amacıyla girişimlerde sözleşmenin satışlar başlıklı 3.2.1 numaralı maddesi uyarınca; tarafların , Kasım 2017 ayında, 2018 yılından itibaren geçerli olacak şekilde aylık ortalama satış miktarı belirleyeceği ve mutabakat imzalayacaklarını, sözleşme'nin 3.2.2 numaralı maddesi uyarınca; kararlaştırılmış bu satış hedeflerinin, üçer aylık periyotlarda revize edileceğini 3 aylık ortalama satışın aylık asgari satışın %50 altında kalması durumunda Davalı Müvekkilinin, Sözleşme'yi herhangi bir ihbar öneli tanımaksızın haklı sebebe dayanarak tek taraflı feshedebileceğini, sözleşmede öngörülen tarafların asgari satış kotası belirlemek amacıyla mutabakat yapacak olmalarına dair yükümlülük Davacı tarafından ihlal edildiğini, Müvekkili tarafından satış hedeflerine dait rakamlar belirlendiğini ve mutabakat yapılmak üzere Davacı'ya gönderildiğini, ancak Davacı tarafın, gönderilen rakamları kabul veya reddettiğine dair hiçbir beyanda bulunmadığı gibi, konu hakkında Müvekkili Şirket'e hiçbir dönüş yapmayarak, Sözleşme uyarınca belirlenmiş mutabakatın yapılmasını imkansız hale getirdiğini ve açıkça sözleşmeden doğan yükümlülüğünü ihlal ettiğini, müvekkili Şirket yetkilisi Ahmet İnaç'ın 06.02.2019 tarihinde, Davacı şirket yetkili Kenan Karataş'a 2019 yılı hedeflerini e-mail yoluyla bildirdiğini, sözleşme'nin 12.1 numaralı maddesinde de görüleceği üzere, elektronik posta ile yapılan bildirilerin taraflar arasında geçerli olduğunu, ancak davacının bu maili cevapsız bırakarak her zamanki mutabakat sürecini sürüncemede bırakmayı tercih ettiğini, Davacı'ya 2019 yılı için iletilen satış hedeflerinin ; ... İğnesi — 10.000 adet , Ttransbtonşiyal Aspirasyon İğnesi — 5.000 adet , ... — 3.000 adet , ... — 400 adet , Taş Çıkarma Kateteri — 15.000 adet, ... — 2.000 adet, ... — 4.000 adet, ... İğnesi — 5.000 adet, ... İğnesi — 15.000 adet, Postpartum Balonu — 500 adet, Embelektomi Kateteri — 20.000 adet olduğunu, davacının 21.03.2019 tarihli sipariş e-mailinde üç aylık ihtiyaç olarak 250 adet Taş Çıkarma Balon Kateteri sipariş verdiğini, bunun hedefin ancak %1,7'si olduğunu, Transbronşiyal Aspitasyon İğnesi olarak 250 adet sipariş ettiğini bu yıllık hedefin ancak %5'ini karşıladığını, davacı'nın satış hedeflerine dait görüşmeyi yapmamaya yönelik işbu eyleminin, belirlenen hedefleri kabul anlamına gelirse; zaten satış hedeflerinin altında kaldığından, kabul anlamına gelmezse; sözleşmede öngörülen mutabakat yapma şartına uymadığından haklı sebeple sözleşmeyi feshetme hakkının doğacağını, zira davacı'nın yaptığı satış miktarının beklenenin ve olması gerekenin çok altında olduğuna şüphe olmadığını, sözleşme uyarınca açıkça asgari satış kotası belirleneceği öngörülmüşken, davacı'nın susmasının bu kotaların kabulü anlamına geldiğini, kaldı ki kabul anlamına gelmese bile, bu mutabakat görüşmelerini yapmaktan çekinmesinin bile sözleşme ilişkisini çekilmez hale getirdiğini, davacının yalnızcı Türkiye'de değil Suudi Arabistan'da da yetkili kılındığındı ancak davacının Suudi Arabistan bölgesi içinde ürün satmaya yönelik en ufak bir girişiminin dahi bulunmadığını, sözleşme uyarınca yapılması gereken ödemeler, davacı tarafından sözleşmeye uygun olarak yapılmadığını, en fazla 120 günlük çekle ödenmesi gerekmesine rağmen çeklerin vadesinin 6 ayı bulduğunu, bunun dahi haklı fesih için yeterli bulunduğunu, davacı tarafından sözleşme'nin rekabet etmeme yükümlülüğünün ihlal edildiğini, davacı şirketin Mednetic firması ile görüşmeler yaptığını, tarafların yöneticileri ve ortakları veya bunların ikinci dereceye kadar kan ve sıhri hısımları bu anlaşma süresince bizzat veya aracı şirketleri veya bağlı kuruluşları yoluyla ürünler ile rekabet edebilecek türden bir işle doğrudan veya dolaylı bir işe girmeyeceklerini, öngörülen şart ve yükümlülüklere davacı tarafından aykıtı davranıldığını, davacı şirket bünyesinde Genel müdür pozisyonunda bulunan Kenan Karataş isimli kişinin, ... Ltd. Şti. isimli bir başka takip firmada imza yetkilisi ve yönetici olarak görev aldığını, davacı tarafından müvekkili şirketin imajını zedeleyen birçok eylem yapıldığını, tek satıcılıktan kaynaklanan hiçbir yükümlülüğe uyulmadığını, sözleşme'nin 7.1. numaralı maddesinde yer alan markaya zarar verilecek eylemlerin bildirilmesinin ve markanın imaj ve kalitesini koruyacak şekilde satış yapma sorumluluğuna aykırı davranıldığını, davacının haksız ve gerçeğe aykırı iddialarına dair cevapları kapsamında ise, davacının sözleşme kapsamındaki faaliyetleri için ihalelerde başarısız olmasının nedenini saptırmaya yönelik açıklamalarda bulunduğunu, davacı tarafından ihalelerdeki başarısızlığın sebebi olarak; müvekkilinin ürünleri teslim etmekten kaçınması, gecikmesi veya ayıplı olarak teslim edildiğinin gösterilmeye çalışıldığını ancak, aksine bu noktada kusurlu tataf davacı olduğunu, davacı tarafın hiçbir şekilde aktif reklam ve pazarlama faaliyetlerinde bulunmadığını, zira, aktif olarak tanıtım faaliyeti gösterilen ürünlerin sıklıkla ihale kapsamına alındığını, ayrıca, şartnameye uygunsuzluk söz konusu olduğunda, Kamu İhale Kurumu'na karşı itiraz edilmesi ve zeyilname talep edilmesi yolunun açık olduğunu, davacının hiçbir şekilde bu yolları denemediğini, ihalelerde başarılı olmak /ihalenin kaybedilmesine sebebiyet verdiği iddia edilen eksiklikleri gidermek adına hiçbir çaba göstermediğini, kaldı ki ihalelere girmek, kamu ile sözleşme yapmak müvekkilinin sorumluluğunda olmadığından müvekkilinin değil, buradaki problemler davacının risk alanındaki bir konusu olduğunu, şayet ortada şartnameye aykırılık söz konusu ise davacının bu ihalelere girmemesi gerektiğini, müvekkili tarafından üretimi yapılan Egos iğnesinin son derece hassas bir ürün olup kullanım hatası nedeniyle nadiren arızalanabildiğini, hastanelerce yapılan arıza bildirimi üzerine müvekkili tarafından kusur ve kullanım hatası dahi sorgulanmadan , cihaz tamir bedellerinin ödendiğini, davacının dilekçesindeki tamir bedelinin kendisi tarafından ödendiği iddiasının doğru olmadığını, dilekçe ekinde sundukları faturalardan görüleceği üzere müvekkili tarafından ödendiği, davacının böylelikle zarar görmesinin engellendiğini, kaldı ki cihazların ürün nedeniyle bozulduğu hususunun ispatlanamadığını, davacının ayıp ihbarı ve muayene külfetini yerine getirmeksizin anlaştığı alıcılara mal sağlamasında riskin müvekkilinin üzerinde değil davacı üzerinde olduğunu, davalı müvekkili şirket'in başkasının patent hakkına tecavüz ettiğine yönelik iddiaların mesnetsiz olduğunu , bu hususta kesinleşmiş herhangi bir mahkeme kararı bulunmadığını, davacı tarafından bahsi geçirilen .... FSHHM nezdinde görülen ... esas numaralı dava dosyası kapsamında mağdur durumda olan Müvekkili Şirket' olduğunu, zira, kendisi aleyhine haksız bir dava ikame edildiğini ve yerinde olmayan ihtiyati tedbir katarı verildiğini, henüz kesinleşen bir karar olmadığını yine tedbir kararının Müvekkili Şirket'in tek bir ütününe dair olduğunu, müvekkili şirket ürünlerinin ayıplı olduğu iddiasının kötü niyetli olduğunu, sözleşmenin 3.7.maddesine göre açık ayıplar için itiraz süresinin malların deposundan alınmasından itibaren 2 iş günü, gizli ayıplar için ise 8 iş günü olduğunu, ayıp halinde ürününün müvekkilince misli ile değiştirileceğini, ürünün yanlış yada kötü kullanımından müvekkilinin sorumlu olmayacağını, ayıpların sözleşmeye ve TTK 23 TBK 223.maddelerine göre uygun şekilde müvekkiline bildirilmediğini, cezai şart talebinin yerinde olmadığını, istenilen miktarın nasıl hesaplandığının anlaşılamadığını, cari hesap alacağı ile ilgili taleplerini kabul etmediklerini, 1.181.098,26TL'lik iade ve fiyat farkı bedeli talep edildiğini, davacı tarafın hangi ürünü hangi tarihte hangi sebeple satamadığını ispat edemediğini, dolayısı ile ürünlerin satılamaması ve kendi müşterileri ile ilişkileri kapsamında ticari riskin davacıya ait olduğunu, davacının müsbet zarar, yoksun kalınan kar ve denkleştirme tazminatına yönelik taleplerinin yerinde olmadığını, denkleştirme tazminatına ilişkin talebin TTK'nun 4.maddesinde belirtilen 1 yıl içerisinde ileri sürülmediğini 31/12/2019 tarihinde sözleşmenin sona ermesine rağmen 1 yıllık sürenin dolacağı tarihten sonra ileri sürüldüğünü belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. DELİLLER VE GEREKÇE : Dava, tek satıcılık sözleşmesinin haksız fesih edildiği iddiası ile açılan cezai şart tazmini , cari hesap alacağı, fiyat farkı - davacıya teslim edilmen ve davacının elinde kalan ürün bedeli alacağı, denkleştirme tazminatı ve müsbet zarar tazmini istemine ilişkindir. Deliller ; Taraflar arasında imzalanan sözleşme, ihtarnameler, tanık beyanları, ticari defter ve belgeler, bilirkişi incelemesi. Uyuşmazlık noktaları; Taraflar arasındaki tek satıcılık sözleşmesinin davalı tarafça feshine haklı olup olmadığı, fesih haksız ise davacının davalıdan cezai şart alacağı, cari hesap alacağı, davacıya teslim edilmeyen veya davacının elinde kalan ürün bedelleri alacağının olup olmadığı, ürün bedelinin ödenmesi ile ilgili fiyat farkı alacağı olup olmadığı ayrıca denkleştirme ve müspet zarar tazminat talebinde haklı olup olmadığı, varsa miktarının tespiti noktalarında toplanmaktadır. Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin tek satıcılık sözleşmesi olduğu hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Taraflar arasında imzalanan 06/03/2017 tarihli sözleşmede davalıdan üretici , davacıdan ise satıcı olarak bahsedilmektedir. Sözleşmenin konusu 2.madde de düzenlenmiş olup 2.maddesinde üreticinin halen üretmekte olduğu, CE belgeli ürünler ile, ilerde CE belgesi almayı plandığı ürünler için Türkiye Cumhuriyeti ve Suudi Arabistan sınırları içerisinde tek yetkili olarak satışın satıcıya verilmesi olduğu tespit edilmiştir. Sözleşmenin 3.2.maddesine göre 2017 yılı için asgari satış kotasının konulmadığı, 2018 yılından itibaren geçerli olmak üzere aylık ortalama satış miktarı üzerinde Kasım 2017'de karşılıklı mutabakat yapılacağı ve aynı sürecin mütakip yıllar bakımından da uygulanacağı, kararlaştırılmış olan bu miktarın 3'er aylık periyotlar halinde revize edileceği buna karşın 3 aylık ortalama satışın aylık asgari satışın %50 altında kalması durumunda üreticinin sözleşmenin herhangi bir ihbar öneli tanımaksızın haklı sebebe binaen tek taraflı olarak fesih edebileceği, sözleşmenin 3.5.maddesinde satıcının üreticinin yazılı iznine gerek olmaksızın bölgede kendi adına bayilikler kurabileceği, ödemelerin sözleşmelerin 3.6.maddesinde düzenlendiği, ürünlerdeki açık ve gizli ayıplarla ilgili sözleşmenin 3.7.maddesinde hüküm bulunduğu, davacı tarafından yapılacak satışlarla ilgili fiyat düzenlemesinin 4.2.maddesinde yer aldığı, sözleşmenin süresinin 8.madde de yer aldığı, 5+5+5 olmak üzere 15 yıl yürürlükte kalacağı, her 5 yılın sonunda tarafların karşılıklı anlaşması ile 5 yıl daha uzayacağı, sözleşmenin feshinin 10.madde de düzenlendiği buna göre taraflardan birinin sözleşme hükümlerinden birine uymaması veya aykırı davranması halinde diğer tarafın sözleşmeyi süresinden önce herhangi bir ihbar süresi tanımadan yazılı olarak fesih edebileceği, bu takdirde fesih eden tarafın sözleşmeden doğmuş veya doğacak her türlü zararını tazmin ettirme hakkı bulunduğu, 10.3.maddesine göre taraflardan herhangi biri haklı bir sebep olmadan sözleşme süresinden evvel sözleşmeyi sona erdirdiği takdirde, diğer tarafın zararlarını tazmin etmeyip ayrıca sözleşmenin başından itibaren siparişi verilen ürünlerin toplam bedelinin cezai şart olarak ödemeyi kabul ettiği, 13.1.maddesinde satıcının ticari defter ve belgelerinin kesin delil sayılacağı hususlarının yer aldığı anlaşılmıştır. Davalı tarafça davacıya gönderilen ....Noterliğinin 30 Aralık 2019 tarih ... yevmiye sayılı ihtarnamesi incelendiğinde, sözleşmenin 10.maddesinden bahsedilerek devamında da 3.2.1maddesi uyarınca tarafların asgari satış kotası belirlemek amacıyla mutabakat yapacak olmalarına dair yükümlülüğün .... Ltd Şti tarafından ihlal edildiği, keşideci - üreticinin satış hedeflerine dair rakam belirlediği ve mutabakat yapılmak üzere muhataba gönderildiği ancak satıcının bu rakamları kabul veya red ettiğine dair beyanda bulunmadığı, üreticiye geri dönüş yapmadığı, böylelikle mutabakatın yapılmasının mümkün olmadığını, bu sessiz kalma durumunun keşideci - üretici tarafından bildirilen kotanın kabulü anlamına gelmiş ise satış hedefinin altında kaldığından , kabul anlamına gelmez ise mutabakat yapma şartına uymadığından dolayı haklı olarak fesih yapılması gerektiği ayrıca satıcının 4.4.1.maddesinde ki sözleşme konusu ürünün başka bir üreticiden doğrudan veya dolaylı olarak tedarik etmemesi gerekirken bu kurula uymadığını yine 4.4.2. Ve 4.4.3.maddelerine aykırı davranılarak satıcı bünyesinde genel müdür pozisyonunda bulunan kişinin ... Dış Tic Ltd Şti isimli bir başka rakip firmada yönetici olarak görev aldığını bununda sözleşmeye aykırı olduğunu, sözleşmenin 7.1.maddesi uyarınca markaya zarar verilecek eylemlerin bildirilmesi , markanın imajının korunması, hususlarında üreticiye bilgi verilmesi gerekirken bilgi verilmediği gerekçesi ile fesih edildiği tespit edilmiştir. Davacı taraf fesih ihtarnamesine, ... 2.Noterliğinin 8 Ocak 2021 tarih ... nolu ihbarnamesi ile cevap vermiştir. Davacı vekili dilekçesi ekinde, uygunsuzluk nedeniyle olumsuz sonuçlanan alımlara ilişkin liste, dava dilekçesinde iddia edilen olaylarla ilgili olduğunu belirttiği whatsapp görüşmeleri, e - posta yazışmaları, hastaneler bünyesinde girilen ve alınan ve ihaleler ile ilgili yazışmalar, hastane ihale komisyonu kararları, ... Sağlık Müdürlüğü yazı cevapları, dava dilekçesinde belirtilen ve hastanede yaşanılan durumlarla ilgili tutulduğu belirtilen tutanaklar ve olumsuz olay tutanakları (bu tutanaklarda olumsuz olay açıklama kısımlarında olumsuzlukların sıralandığı görülmüştür) sözleşmenin başından itibaren davalı taraftan alınan ürün listesi, davacıya ait cari hesap ekstresi, İstanbul Anadolu FSHHM'ye ait ... esas sayılı dosyasından verilen ihtiyati tedbir kararı, bu ihtiyati tedbir kararının uygulandığına dair ... icra müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası, ihtiyati tedbir kapsamında bulunan koah balon ile ilgili üretici tarafından satıcıya kesilen faturalar, dava dilekçesinde bahsedilen ... tarafından gönderilen ve kaoh balonların kullanılmaması ihtarını içeren ihtarnameler, fiyat farkı + satılamaması nedeniyle davacının elinde kalan + davacıya teslim edilmeyen ürün bedelleri toplamı olan 1.181.098,26TL'nin ihtanamenin tebliğinden itibaren 3 gün içinde ödenmesi talebini ilişkin davacı tarafından çekilen 8 Ekim 2020 tarih ... yevmiye numaralı ihtarname, fiyat farkına ilişkin fatura , tedbir kararından dolayı teslim edilmeyen ürünler nedeniyle davacı tarafından davalıya kesilen 583.200,00TL'lik fatura yine teslim edilmeyen ürünler için kesilen 798,66TL'lik fatura, davalı tarafça ÜTS'nin kapatılmış olması nedeniyle davacının elinde bulunan ancak satamadığı ürünler nedeniyle kestiği 524.286,00TL'lik fatura, dilekçenin ekine eklenmiştir. Davacı tarafından gönderilen faturalar davalı tarafça ihtarname ekinde iade edilmiştir. Davacı taraf yine dava dilekçesinde belirtmiş olduğu ve katıldığı fuar ve kongrelerle ilgili konaklama vs harcamalarla ilgili faturaları eklemiştir. Davacı tarafından davalıya gönderilen 08Ekim 2020 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamenin e-tebligat şeklinde davalı tarafa gönderildiği, e-tebligat mazbatası incelendiğinde, 09/10/2020 tarihinde okundu kaydı bulunduğu buna göre tebligatın 14/10/2020 tarihinde yapılmış sayıldığı, ihtarname ile verilen 3 günlük sürenin ilavesi ile temerrüdün 17/10/2020 tarihinde gerçekleştiği görüldü. .... FSHHM'ne ait ... esas sayılı dosyanın davacısının ... ve ...Aş , davalısının ise ... Sağlık Ürünleri ... Aş olduğu, davanın patent hakkına tecavüz nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, davacı tarafın talebi üzerine koah balonu ile ilgili .../... numaralı patentin koruma kapsamında olduğu bildirilen tıbbi kullanım amaçlı medikal ürünün davalı şirket tarafından üretilmesinin satılmasının tanıtılmasının ve pazarlamasının durdurulmasına, bu ürünlerin toplatılmasına ve muhafaza altına alınmasına, 03/10/2018 tarihli karar ile tedbir kararı verildiği ve bunun icra müdürlüğü vasıtası ile uygulamaya konulduğu, ihtiyati tedbir kararına karşı istinafa gidildiği, İstanbul BAM 16.H.D'nin 2019/62 esas 2019/159 karar sayılı ilamı ile sadece teminat miktarının yükseltilmesine karar verildiği ve ihtiyati tedbir kararının esası ile ilgili kısım hakkında yapılan ıslah talebinin reddine karar verildiği görülmüştür. Davalı tarafça cevap dilekçesinde belirttiği delillerini sunmuş olup, cevap dilekçesinde bahsetmiş olduğu e-tespit tutanakları asılları mahkememiz kasasına alınmış olup incelendiğinde, ... ... ... 3 Noterliğine ayrı ayrı başvuru yaptığı birinde e posta yazışmalarının yer aldığı, bu e posta yazışmasında göndericinin ... olduğu "... ve ... Bey merhaba dün yapmış olduğumuz toplantıda bahsetmiş olduğumuz 2019 yılına ait ... Grup alış fiyatları ile satış hedefi adetleri ekte dikkatinize sunulmuştur" denildiği, bir noter ihtarnamesinde ÜTS ile ilgili duyuru diğerlerinde saha güvenlik bildirim dökümanı listesi, diğer noter ihtarnamesi ekinde bazı hastanelerdeki ihalelere girilip girilmeyeceğine yönelik karşı tarafa yöneltilecek soru, siparişlerle ilgili belgeler, birinde ihaleye girilmediğine ilişkin ihale sorgulama evrakı, birinde Aralık ayı içerisinde ihaleye katılma durumu ile ilgili dökümanın ... tarafından notere gidilerek e tespit tutanağı şeklinde tutulduğu görülmüş olup bu belgelerin fotokopisi çekilerek cevap dilekçesinin ekine alınmıştır. Davacı vekilince 21/04/2021 tarihli dilekçede belirtilen evrakların aslı sunulmuş , evraklar kasaya alınmış olup davalı tarafından 10/05/2019 tarihinde birçok hastaneye yazı gönderildiği ve söz konusu yazılarda yazıda belirtilen ürünün yaşanan sıkıntılardan dolayı ÜTS sistemi üzerinde kayıtlı görünmediği ve hastaneye teslim edilmediği bu konuda distribitör firma olup ... ... Ldt Şti'nin bir sorumluluğunun bulunmadığının bildirildiği görülmüş olup ayrıca ... Ünivertesi Tıp Fakültesi tarafından el yazısı ile tutulan tutanağında fotokopileri çekilerek dilekçe ekine alınmış olup, dilekçedeki diğer evraklar sözleşme, ihtarname ve faturalar olması nedeniyle daha önce suretlerinin sunulduğu görülmüştür. Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde, elinde kalan ürünlerle ilgili olarak , bu dilekçenin 16.sayfasında elinde kalan ürünleri dava dilekçesi ekinde sunduğu, iade faturasında tek tek yazdığını, alacak kalemleri ile birlikte faturaları da davalı şirkete gönderdiğini ancak davalı şirketin cevabi ihtarname de açıkça "ürünler geri gönderilse de almayacağını" belirttiğini bildirmiş olup, davalı tarafa ait ... Noterliğine ilişkin 9 Ekim 2020 tarih ... yevmiye numaralı ihtarname de , davacının taleplerinin kabul edilmediği, faturalarının iade edildiği belirtilerek, ürün iadesi talebini de kabul etmediklerini, iade edilmesi halinde de kabul edilmeyeceğinin bildirildiği görülmüştür. Davalı tarafın denkleştirme tazminatının 1 yıllık sürede açılmadığı iddiası ile ilgili olarak cevaba cevap dilekçesinde, fesih ihtarnamesinin müvekkilinin 02/01/2020 tarihinde tebliğ edildiğini, 1 yıllık sürenin 02/01/2020 de başladığını , zorunlu arabulucuya başvurma nedeniyle 1 yıllık sürenin kesildiğini, müvekkilinin 14/10/2020 tarihinde arabulucuya başvurduğunu, son tutanağın 16/11/2020 tarihinde imzalandığını dolayısı ile 33 gün için hak düşürücü sürenin işlemediğini, 02/01/2021 tarihine 33 gün eklendiğinde, son günün 04/02/2021 olduğunu, davanın da 04/02/2021 tarihinde açıldığını ifade etmiştir. Davalı vekili ikinci cevap dilekçesinde, cezai şart miktarını kabul etmediklerini kaldı ki istenen miktarın müvekkili şirketi ekonomik olarak tehlikeye sokacağını iddia etmiştir. Davalı tarafından gönderilen fesih ihtarnamesinin tebliğ tarihi ile ilgili belge ilgili noterlikten alınmış olup, yapılan incelemede tebligatın 3 Ocak 2020 tarihinde yapıldığı, zorunlu arabuluculuğa başvuru nedeniyle son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar hak düşürücü sürenin durduğu dikkate alındığında, davacının tek satıcılık sözleşmesinin feshinden dolayı denkleştirme tazminatı davasının 1 yıllık süresinde açtığı tespit edilmiştir. ....FSHHM'ne ait ... esas ve aynı mahkemeye ait 2020/21 esas sayılı dosyalar incelendiğinde, davacının ... ve ... ... ... Aş, davalıların ... ... Ltd Şti ve ... ... Ltd Şti olduğu incelendiğinde, davacılara ait olduğu iddia edilen .../... patent numaralı ve 2018/... tasarım numaralı ....balon isimli ürünün davacıların izni ve rızası dışında kullanıldığı iddia edilerek bu ürünün kullanılmasının, satılmasının durdurulması maddi ve tazminat istemi ile dava açıldığı tespit edilmiştir. ... 1. FSHHM'ne ait ... esas sayılı dosya incelendiğinde davacının ... Sağlık Ürünleri ... Aş , davalıların Türk Patent ve Marka Kurumu ve ...AŞ olduğu, davanın konusunun ise Türk Patent ve Marka Kurumu Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurumu'nun 31/03/2020 tarihli ... sayılı kararının iptaline ilişkin olduğu görülmüştür. İstanbul ...FSHHM'ne ait ... esas sayılı dosya incelendiğinde, ... tarafından ...Aş aleyhine, davalı adına tescilli 22/10/2018 tarihli ve .../... numaralı patentin hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesi talepli dava açıldığı tespit edilmiştir. Taraflar delil olarak tanık deliline dayandıklarından davacı tanıkları ... mahkememizde dinlenmiş olup beyanları incelendiğinde, Davacı tanığı ..." Ben her iki şirketin pay sahipleri ve yöneticileri ile danışıklığım vardır, ... grup davalı şirkete sözleşme kapsamında finansman sağlamıştır, davalı taraf ham madde almak için bu finansmana ihtiyacı olduğunu söyledi bu nedenle davacı taraf bu ödemeleri yaptı, davalı taraf seri üretime geçtikten sonra standardı tutturamadı, ihalelere davacı taraf girdiğinde, davalı tarafından gönderilen numuneler hekimler tarafından yeterlilik alamadı, bu nedenle davacı taraf birçok ihaleyi kayıp etti, davacı tarafın almış olduğu ihalelerde ise standart ürün gelmediği için ihaleyi açan hastahaneler tarafından tutanaklar tutulmasına sebebiyet vermiştir, davalı hem zamanında ürün göndermedi hemde gönderdiği ürünler standart dahilinde olmadığı için tutanak tutulmasına sebebiyet verdi, taraf arasındaki ilişkiler bu nedenle bozuldu, bütün bunlar davacı tarafın zararına sebebiyet verdi Davacı şirkette pay sahibi olan ...'ın kardeşi olurum, ben her iki taraf şirketin paydaşları ve yöneticilerini tanırım hatta sözleşme kurulmasında da ben aracılık ettim, çoğu uyuşmazlıkta da ben yanlarında idim" şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür. Diğer davacı tanığı ... "Ben davacı şirkette satış müdürü olarak görev yapıyorum, önce sözleşme yeni başladığından davalı taraf numunelerini düzgün yapıyorlardı, bizde tanıtımları yaptık, bu aşamada ihalelerin %90 ını aldık, sonrasında ihale kapsamında ürünlerin gönderilmesi aşamasında sorunlar yaşamaya başladık, öncelikle ürünler endeskopların içinden geçmemeye , patlamaya ve kırılmaya başladı, bunun üzerine hastane yönetimince tutanak tutulmaya başladı, önceleri hastanelerden bozuk olan ürünleri topladık, topladığımız ürünleri davalıya götürdük yeni ürün aldık hastaneye verdik yeni yapılan ürünlerde de yine bozukluk çıktı, bu şekilde değiştire değiştire almış olduğumuz ihaleleri 2 yıl boyunca yerine getirmeye çalıştık, bu iki yıllık süreçte yaşanan olay nedeni ile hastahanelere faturamızdan kesilen bedel nedeni ile ceza ödemek zorunda kaldık, daha sonra 2 yıl geçtikten sonra ihalelere girmek için kota miktarlarını belirleyerek davalıya ilettik, istediğimiz tarihte istediğimiz kadar ürün alamadık, ürün teslim edememizden dolayı hastahanelerden ceza yedik, davalının üretmiş olduğu tıbbi cihazlardan dolayı bir çok hastahanenin bronkoskobi sistemlerine zarar verdik, zarar verilen hastahanelere zararı davacı şirket karşıladı, en sonunda da biz bir ihaleye girdik davalı şirkette başka bir şirket bularak aynı ihaleye bu şirketi soktu, ihaleyi de o şirket kazandı bu husus sözleşmeye aykırıdır benim bildiklerim bundan ibarettir. Kazanılamayan ihalelerin sebebi davalı tarafın numune yapmamıştır ve davalı taraf davacı tarafa bu ihaleye katılmayın demiştir. Yaşanan aksaklıkların tamamı sözlü olarak , whatsapp mesajı olarak , toplantı da söylenerek, mail ile karşı tarafa bildirilmiştir, hastahane ile ihalelerimiz iki yıllık olur, davalı ile sözleşmeyi fesih ettiğimizde davalı malzeme vermez bu defa hastanaler nedeni ile ihale yasaklısı oluruz , biz Türkiye de başarılı olamadık ki Suudi Arabistanda başarılı olalım " şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür. 27/01/2022 tarihli duruşmada alınan ara kararı ile : "Dosyanın mahkememizce resen seçilecek bir ticaret hukuku alanında nitelikli hesaplama uzmanı, bir borçlar hukuku alanında nitelikli hesaplama uzmanı, bir finans uzmanı, bir mali müşavir, birde biyo medikal konusunda sektör uzmanından oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilerek, bilirkişilere davacı ve davalı vekillerine ait ticari defeter ve belgeleri yerinde incelemeleri hususunda HMK 218 maddesine göre yetki de verilerek ; Taraflar arasında ki tek satıcılık sözleşmesinin davalı tarafça feshinin haklı olup olmadığı, fesih haksız ise davalıdan davacının cezai şart alacağının olup olmadığı, istenen cezai şartın davalının ekonomik mahfına sebebiyet verip vermeyeceği, Davacının davalınan cari hesap alacağının olup olmadığı varsa miktarı, Davacıya teslim edilmeyen veya davacının elinde kalan ürün bedelleri alacağının olup olmadığı varsa miktarı , Davalı tarafın sözleşmeyi feshi haksız ise davacının TTK 122 maddesi kapsamında denkleştirme/ portföy tazminat alacağının olup olmadığı, varsa miktarı, (TTK 122 maddesindeki 5 yıllık ortalama ile ilgili hesaplamının üst sınır niteliğinde olup, portföy tazminatının tek satıcı tarafından sağlanan müşteri çevresi , davacı yönünden oluşan ekenomik kayıp ve diğer unsurların gözetilerek hakkaniyete göre belirlenmesi hususlarına dikkat edilerek ) Davacının müsbet zarar tazminat talebinde haklı olup olmadığı, ( davacının hangi talebinin menfi zarar hangi talebinin müsbet zarar olup , ikisinin aynı anda istenip istenemeyceğinin tartışılarak ) gerekçeli ve denetime el verişli rapor tanzim etmelerinin istenilmesine, " karar verilmiş olup dosya bilirkişiye tevdi edilmiştir. 30/09/2022 havale tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde, davalı tarafından tek taraflı olarak tek satıcılık sözleşmesinin fesih edildiği, davacı tarafın bu nedenle tazminat davası açtığı, davacı tarafın dava dilekçesinde, birçok sefer ihale dışı kalınmasının ve satış hedeflerinin tutturulamasının sebebi olarak davalı tarafın kalitesiz ve ayıplı mal tedarik ettiği iddiasına dayandırdığını, sözleşmenin 3.7.maddesinde açık ayıpların malların depodan teslim alınmasından itibaren 2 iş günü gizli ayıpların ise 8 iş günü içerisinde bildirilmesi gerektiği, bildirildiği takdirde ürünün ayıpsız misli ile değiştirileceği, ancak ürünün kötü ve yanlış kullanımlarından dolayı üreticinin mesul olmadığı, ... iğneleri ile ilgili acil saha güvenlik bildiriminin oluşturulduğunu, ürünün güvenli hale getirilmesini sağlayıcı düzenleyici faaliyetlerin alındığını, söz konusu ürünlerde ayıp bulunmakla birlikte kullanıma bağlı yaşanan olumsuz olayların ürünleri ayıplı kılmayacağını, ayıpların çoğunun kullanıcı hatasından kaynaklandığını, davacının ticari defter ve belgelerine göre 04/02/2022 tarihi itibari ile davalıdan 1.266.680,60TL alacaklı olduğu, davalının ticari defter ve kayıtlarına göre davalının dava tarihi itibari ile davacıya 90.957,62TL borçlu göründüğünü, cari hesap farkları incelendiğinde, 2018 yılında davacı kayıtlarında olup, davalı kayıtlarında yer almayan 01/10/2018 tarihli 20.000,00TL'lik çek kaydı, 2019 yılında davalı kayıtlarında yer alıp davacı kayıtlarında yer almayan 1.899,80TL kayıt olduğunun görüldüğünü, 2020 yılında ise davacı kayıtlarında olup davalı kayıtlarında yer almayan tutarların ise ; 34PU2240KM aşım bedeli toplam KM 123,75 = 16.527,42TL , 524.286,00TL , davacı firmaya gelen koah balonu ile ilgili 583.200,00TL taraflara teslim edilmeyen ürünler için 798,66TL, 3 adet faturaya istinaden 72.813,60TL olduğunun tespit edildiği, sözleşmenin başından itibaren davacının davalı taraftan aldığı toplam ürün bedelinin 4.128.657,27 TL olduğunu, dava dilekçesinde somut bir zarar kalemi olarak "doktorların ürünler üzerinden değerlendirme yaptığı alımlarda davalı tarafından gönderilen ürünlerin olumsuz olarak değerlendirilip davacıya olumsuz dönen durumlar " için toplam olarak 1.911.272,00TL satışın yapılamadığının belirtildiğini, dava dilekçesinin Ek-8 olarak eklenen excel listesi incelendiğinde sıralanan 64 adet ürünün davalı tarafından tedarik edilmiş olması halinde bu ürün bedellerinin 1.911.272,00TL göründüğünü, bu ürünlerde teknik bakımdan hata , yetersizlik ve ayıp bulunduğunun mahkemece kabulü halinde satılamayan ürün bedeli olan 1.911.272,00TL'nin davacı açısından zarar kalemi olduğunu, ... Üniversitesi tarafından davacının ihale dışında bırakılması nedeniyle satılamayan 75.600,00TL , Kartal Dr. ... Hastanesi tarafından davacının ihale dışı bırakılması nedeniyle 53.750,00TL zarar kalemi de eklendiğinde, davacının zarar toplamının 2.040.622,00TL olduğunu, sözleşmeye göre davacı tarafından alınan ürün miktarı kadar haksız fesihlerde cezai şart öngörüldüğünü, davacının toplam alım miktarının 4.128.657,27TL olup bu miktar cezai şartın davalının ekonomik mahfına sebebiyet vereceğini, raporun sonuç kısmında ise ; "1- Davacı tarafın ayıp iddiasında bulunduğu Uygunsuzluk Nedeni ile Olumsuz Sonuçlanan Alımlar Listesinde yer alan ... İğnesi 22 G, Tek Lümenli Embolektomi Katateri 3F ve 4F ürünlerine ait Olumsuz olay. bildirimleri incelenmiş ve ürünlerin kullanıcı hatası sebebiyle oluşan olumsuzluklar olduğu ve ayıp içermediği görüldüğü, Bunun dışında ayıp iddiasında bulunulan bir ürün tespit edilemediğinin anlaşılamadığın, 2- TBK konunun ifası mümkün olabilmesi için, Alacaklı bu zararı talep edebilmesi için zararı olduğunu ve bu durumdan borçlunun sorumlu olduğunu belgelerle kanıtlamak zorunda olduğu, 3- Davacının davalıdan, sözleşmenin kurulduğu 06.03.2017 tarihi ile fesih ihtarnamesinin davacıya tebliğ edildiği tarih 02.01.2020- ... noterliğinin 31.12.2019 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamenin tebliği edildiği 02.01.2020 - tarihine kadar olan, geçen sürede satın aldığı ürünlere ilişkin faturalarının varsa, iade faturalarının tüm eksiksiz sunulması incelenmesi karşılaştırılmasıyla ortaya konulabileceği kanaatine hasıl hasıl olduğu, 4-Davalı taraf, 30 Aralık 2019 tarihinde, ....Noterliği'nden gönderdiği ... yevmiye numaralı ihtarname ile sözleşmeyi fesih ettiği ve söz konusu fesih ihbarının, TTK md.18/3 anlamında şekle uygun olduğu, 5-Davacı tarafın asgari satış kotasına uyulmamasının sebebi olarak, ürünlerin ayıplı olduğunu ifade ettiği, bununla birlikte heyetimizde yer alan teknik bilirkişiler tarafından yapılan incelemelerde, ürünlerin ayıplı olmadığı, hatanın kullanıcıdan kaynaklanmış olabileceğinin tespit edildiği, 6-Bu tespitten hareketle, ayıplı ürünlerin varlığından bahisle sözleşmenin 3.2.1.maddesinde belirtilen kotalara uyulamaması/sözleşmenin ilgili maddesinin ihlal edilmiş olmasının, sözleşmenin feshini gerektiren haklı bir sebep çıkacağı, Diğer fesih sebeplerinin haklı ve geçerli bir sebebe dayanmadığı, ( Yukarda detaylı olarak açıklandığı üzere) 7-Davacının davalıdan 04.02.2021 dava tarihi itibariyle kayıtlarında 1.266.680,60 TL alacaklı olduğu, Davalı defter kayıtlarında dava tarihi itibariyle davacıya 90.957,62 TL borçlu olduğu görülmüş, C/H farkları raporumuzda açıklandığı," şeklinde görüş bildirdikleri görülmüştür. Rapora karşı davacı ve davalı vekilince itiraz dilekçeleri dosyaya sunulmuştur. Dosya daha önceki bilirkişiler dışında başka bir bilirkişi heyetine tevdi edilerek daha önceki rapora taraflarca yapılan itirazlarda değerlendirilerek , aynı hususta gerekçeli ve denetime el verişli rapor tanzim edilmesi istenilmiştir. 04/01/2024 tarihli bilirkişi heyet raporu incelendiğinde, davacı ve davalı tarafın ticari defter ve belgelerin incelendiği, her iki tarafın ticari defter ve belgelerinin usulüne uygun tutulduğu, davcının defterlerine göre davalıdan 1.266.680,60TL alacağının bulunduğu, sözleşmenin 10.3.maddesine göre haksız fesihlerde ön görülen cezai şart maddesine göre davacı tarafından davalı şirkete sipariş verilen ürünlerin toplam bedelinin 4.128.657,27TL olduğu, bu miktarın davalının ekonomik mahfına sebebiyet verip vermeyeceği incelendiğinde, davalı tarafın ticari defter ve belgeleri ile bilançosuna göre bu miktardaki bir cezai şartın davalının ekonomik mahfına sebep olacağını , TTK'nun 1530.maddesinin kuruluş amacının , mal tedarik sözleşmesi kapsamında küçük ve orta ölçekli tedarikçiyi büyük şirketlere karşı korumak amacıyla getirilmiş bir hüküm olduğu, tacirler arası satım sözleşmelerinde uygulanmasının söz konusu olmadığını, dolayısı ile taraflar arasındaki ticari ilişkiye TTK'nun 1530.maddesinin uygulanmasının söz konusu olamayacağını, bedeli ödenen ve davalı şirketin sebep olduğu durumlar dolayısı ile satılamayan ürünlerin iadesi talebine ilişkin olarak irdeleme yapıldığında , tek satıcılık sözleşmelerinde sözleşmenin sona ermesi ile üreticiye stokta kalan ürünlerin geri alma borcunun yüklendiğini kabul edilebileceğini, üreticinin geri alma yükümlülüğünün ortadan kalkması için tek satıcının ağır kusurlu olması gerektiğini, her iki tarafın kurusunun eşit olması halinde tarafların sorumluluğu paylaşması gerektiği, bu nedenle tek yetkili satıcının stoğunda kalan ürünlerin üretici tarafından geri alınması sonucuna varıldığını, tarafların kusurunun ağırlığına göre durumun mahkemece değerlendirilmesi gerektiğini, ihtiyati tedbir kararı gereğince davacının elinde kalan ürünlerin toplam bedelinin 1.799.820,00TL olarak hesaplandığını bunun 72.813,60TL'sinin ürün fiyat farkı, 583.720,00TL'sinin teslim edilmeyen 420koah balonu, 798,66TL'sinin teslim edilmeyen 493 bakteri filtresi , 524.286,00TL'sinin de davacıda kalan ancak satamayacağı ürünlere ilişkin olduğunu, davacının müsbet zararları kapsamında ise davacının dilekçesinde belirtmiş olduğu kongre ve fuarlara katılım için yapmış olduğu masrafların dökümünün raporun 11.sayfasında verildiği, davacının yoksun kalınan kar talebi ile ilgili olarak ise yoksun kalınan kar hesaplamasında zorunlu giderlerin düşülmesi gerektiğini, zorunlu giderlerin karın elde edilmesi için yapılması zorunlu olan giderler olduğunu, davacının 2017 yılı net dönem karının 119.807,29TL , 2018 yılı dönem net karının 156.720,43TL, 2019 yılı dönem net karının 514.940,79TL olup 2017 , 2018 ve 2019 yılları dönem net karları ortalamasının 263.822,84TL olarak saptandığını, davacının yoksun kalınan karı 1 yıllık olarak talep edebileceğini, denkleştirme tazminatı talebi değerlendirildiğinde ise TTK'nun 122.maddesi dikkate alındığında Yargıtay ve İstinaf kararları ışığında öncelikle davacının elde edeceği olası menfaat ve acentenin kaybı hesap edilerek ham karşılığın bulunması daha sonra ise , bu miktardan somut olayda hakkaniyet indirimi yapılması ve bu şekilde bulunan meblağın TTK'nın 122/2 maddesinde belirtilen üst sınıra uygunluğunun tespit edilmesi gerektiği, davacının portföy tazminatı konusunda kaybının ham karşılığının 829.105,29TL olduğunu, TTK'nun 122.maddesi gereğince 5 yıllık ortalama esasına (sözleşme daha az sürmüş ise bu sürenin ortalaması) göre tespit edilen üst sınırın ise 263.822,84TL olarak saptandığını, üst sınırın 2017 dönem karı 119.807,29TL , 2018 yılı dönem net karı 156.720,43TL , 2019 yılı dönem net karı olan 514.940,79TL'nin ortalaması olduğunu , davacının bir diğer talebinin ÜTS sisteminin kapalı kalmasından dolayı zarara ilişkin olduğunu, kapalı kalan 66 günlük sürenin öncesindeki 66 gün satış tutarının 771.318,80TL olduğunu, ÜTS sisteminin kapalı kalmasının davalı taraf sorumluluğunda bulunduğunu, dosya içerisinde bulunun dökümanlardan , çeşitli ihalelere ürün uygunsuzluğu yada temin sorunları nedeniyle davacının katılamadığının anlaşıldığını bu yazışma ve belgelerden ihale dışında bırakılma sebebinin davacı kusurundan değil teknik uygunsuzluk ve zamanında numune temin edilmemesinden kaynaklandığının anlaşıldığını, bu ürünlerin dosyada sunulan bilgiler üzerinden toplam 1.911.272,00TL ve karlılığının yaklaşık %46 olarak hesaplandığını, ... Üniversitesi tarafından yapılan ihalenin dışında kalması nedeniyle 75.600,00TL , ... Hastanesi tarafından yapılan ihalenin dışında kalması nedeniyle 53.750,00TL zararda eklendiğinde davacının ihalelerin yapılamaması nedeniyle zararının 1.911.272,00TL olarak saptandığını, raporun sonuç kısmında ise ; "Dosyada bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesi ile yukarıda yapılan tespitler ve yürürlükteki mevzuat hükümleri çerçevesinde yapılan değerlendirmeler sonucunda; Davalı nezdinde davacının 159 Verilen sipariş avansları ve 320 Ticari borçlar hesaplarında takip edildiği, 320 Ticari borçlar hesabının bakiyesinin sıfır olduğu, aşağıda sunulu cari muavinden Davalı ... ve ... San. ve Tic. A.Ş.'nin 159 Verilen sipariş avansları hesabının 31/12/2021 tarihi sonu itibariyle 1.266.680,60 TL borç bakiyesi verdiği davacı taraftan alacaklı olduğu, Davalı şirketin tespit edilen cezai şart bedelinin davalının ekonomik mahvına sebebiyet vereceği, Tarafların sıfatları, vadelerin belirli ve belirlenebilir nitelik taşıması ve tarafların sözleşmedeki konum ve güçleri açısından sözleşme özgürlüğünün ve basiretli davranma yükümlülüğünün, TTK m. 1530 karşısında ikinci planda kalmasına sebep olacak nitelik taşımadığı, dolayısıyla TTK m. 1530 düzenlemesinin huzurdaki uyuşmazlık açısından uygulanamayacağı, Nihai takdir sayın mahkemenize ait olmak üzere bir yıllık talep edilebilecek yoksun kalınan karın 263.822,84 TL olabileceği, 6102 sayılı TTK . Md. 122. Maddesi gereği, Sayın mahkemenizin Portföy Tazminatı hesaplanması yönünde karar vermesi durumunda; portföy tazminatı 751.642,08 TL olduğu" yönünde görüş bildirdikleri görülmüştür. Alınan ikinci heyet bilirkişi raporuna karşı da her iki taraf vekilince itiraz dilekçeleri dosyaya sunulmuş ayrıca davacı tarafça Prof.Dr. ... tarafından, davalı tarafçada Prof.Dr. ...tarafından hazırlanan uzman görüş raporları dosyaya ibraz edilmiştir. Taraf vekillerince yapılan itirazlar ve yine taraflarca sunulan uzman görüş raporları dikkate alınarak mahkememizin 29/02/2024 tarihli ara kararı ile ; "Bilirkişi heyetinde biomedikalcı uzmanda bulunduğu dikkate alınarak öncelikle, davalıya ait fesih ihtarnamesi buna karşı davacının gönderdiği cevabi ihtarname, davacının dosyaya sunduğu tüm deliller , davalının delilleri dikkatlice incelenerek davalının ürettiği ürünlerin ayıplı olup olmadığı, davalının ürün tedarikinde gecikme olup olmadığı hususları ve diğer tüm fesih nedenleri tek tek biomedikalci ve diğer bilirkişiler tarafından değerlendirilerek önce feshin haklı mı haksız mı olduğunun tespitinin yapılması , daha sonra da A-Davacı tarafça bedeli ödenen - davalı tarafından davacıya teslim edilen ancak - davacının fesih tarihi itibari ile satamadığı ürünlerin nitelik - adet - fatura bilgileri - bedellerinin tespiti, B-Davacı tarafça bedeli ödenen - ancak davalının davacıya teslim etmediği ürünlerin nitelik-adet-fatura bilgileri - bedellerinin bilirkişilerce gerekçeli ve denetime el verişli olarak açıklanması, C-Davacı taraf a ve b bentlerinde yazılı ürünler nedeniyle 72.813,60TL fiyat farkı istediğniden bu isteminin neye ilişkin olduğu, bunun davacı tarafça istenebilir olup olmadığının değerlendirilmesi, 2 - Müsbet zarar kalemleri içinde bilirkişilerce değerlendirilen "tanıtım giderleri"nin müsbet zarar mı menfi zarar mı olduğunun , istenip istenemeyeceğinin gerekçeli ve denetime el verişli olarak irdelenmesine, 3-Yoksun kalınan kar ile ilgili olarak öncelikle bilirkişilerin - yargıtayın yerleşik uygulamaları gereği, davacının benzer yada emsal bir sözleşmeyi kurması için gereken makul sürenin belirlenmesi, belirlendikten sonra bu makül süre için yoksun kalınan karın - davalının yapmaktan kurtulduğu giderlerde düşülerek hesaplanması, 4-Denkleştirme tazminatında üst sınır belirlendikten sonra raporun 20.sayfasında bir yerde 829.105,29TL , sonuç kısmında ise 751.642,08TL olup iki miktar arasında çelişki olduğu dikkate alınarak ayrıca denkleştirme tazminatının hesabında bilirkişilere mahkememizce verilen görev kapasmındaki hususlarda denetlenerek gerekçeli ve denetime el verişli rapor hazırlanmasının istenilmesine, 5-Bilirkişilerce "diğer hususlar " başlığı altında yapılan açıklama ve hesapların gerekçeli ve denetime el verişli olmadığından gerekçeli ve denetime el verişli rapor hazırlanmasının istenilmesine, 6-Davacı tarafın cari hesap alacağı istemi bulunmakta olup bilirkişilerce bu kapsamda sadece TTK 1530 maddesinin madde bendinin yorumlandığı cari hesap alacağının olup olmadığı ile ilgili hiçbir değerlendirme yapılmadığı görüldüğünden, davacının cari hesap alacağının olup olmadığı hususunda rapor tanzim edilmesinin istenilmesine, 7-Bilirkişiler cezai şartın faiş olduğunu bildirmiş iselerde takdiri mahkememize ait olmak üzere % kaç indirim yapılması halinde davalının ekonomik mahfa uğramayacağı hususunda da yorum yapılmasının istenilmesine " karar verilmiştir. Bilirkişi ek raporu incelendiğinde, bilirkişilerin her iki tarafça sunulan uzman görüş raporlarında irdeledikleri ve sağlık hizmetlerinde ürün güvenliği , tedarik disiplini, taahhüt ve teknik gerekliklere uyum, ürün ve hizmetlerde sürekliliğin hayati önem taşıdığı, zira insan hayatı ile ilgili hizmet üreten sağlık tesisleri ve profesyonellerinin doğal iş yükü ve streslerinin üzerine birde ürün yada tedarikçiden kaynaklanacak güçlükleri omuzlamayacak istemediklerini dolayısı ile yer alan delil ve aktarımlar çerçevesinde üretici davalı ...'den kaynaklanan çeşitli hata ve aksaklıklar nedeniyle pazarda ihale , iş ve güven kaybına sebep olacak sıkıntılar yaşadığının anlaşıldığını, bedeli ödenen ve satılamayan ürünler kapsamında özellikle ihtiyati tedbir kararı ile davacının elinde kalan ürün bedelinin 1.799.820,00TL olarak bulunduğunu, davacının bu kapsamda teslim edilmeyen 420 koah balonu için 583.720,00TL yine 798,66TL ile satamayacağı ürünler nedeniyle 524.286,00TL olmak üzere 1.181.618,26TL için iade faturası gönderdiği, davacının bir diğer talebinin fiyat farkı istemine ilişkin olduğu, ürün bedelinin ödendiği tarih ile iade faturası düzenlendiği tarih arasındaki farka ilişkin bulunduğunu, mahrum kalınan kar hesabı için 1 yıllık sürenin makul olduğunu, hesaplamanın kök raporda yapıldığını, denkleştirme tazminatı hususunda kök rapordaki 751.642,08TL'nin sehven yazıldığını, denkleştirme tazminatı kapsamında davacının kaybının 829.105,29TL olduğunu belirterek ek raporun sonuç kısmında ; "Davalı nezdinde davacının 159 Verilen sipariş avansları ve 320 Ticari borçlar hesaplarında takip edildiği, 320 Ticari borçlar hesabının bakiyesinin sıfır olduğu, Davacı nezdindeki Davalı ... ve ... San. ve Tic. A.Ş.'nin 159 Verilen sipariş avansları hesabının 31/12/2021 tarihi sonu itibariyle 1.266.680,60 TL borç bakiyesi verdiği davacı taraftan alacaklı olduğu, bu bakiyenin 2019 yılında 159.023,42 TL iken 2020 yılında 1.266.680,60 TL olarak oluştuğu ve 2021 yıl sonu ile de devam ettiği , Nihai takdir sayın mahkemenize ait olmak üzere bir yıllık talep edilebilecek yoksun kalınan kârın 263.822,84 TL olabileceği, 6102 sayılı TTK . Md. 122. Maddesi gereği, Sayın mahkemenizin Portföy Tazminatı hesaplanması yönünde karar vermesi durumunda; portföy tazminatının 829.105,29 TL olduğu, Sayın mahkemenizin cezai şartın ödenmesi gerektiği yönünde karar vermesi durumunda, Nihai takdir mahkemenize ait olmak üzere, Davalı şirketin tespit edilen cezai şart bedelinin davalının ekonomik mahvına sebebiyet vereceği, " şeklinde görüş bildirmişlerdir. Davacı tarafça ıslah dilekçesi verilmiş olup incelendiğinde, ; Islah edilecek kaleme ilişkin beyanlar başlığı altında ; "Dava başında belirsiz alacak kalemi olarak belirtilen ve dava dilekçesinde 10.000 TL olarak belirtilen kalemler ise denkleştirme tazminatı ve müspet zarar tutarıdır. Islah talebimiz ise bu kalemleri ilgilendirmektedir. Bilirkişi raporunda denkleştirme tazminatının 829.105,29 TL olarak hesaplanmış olduğu görülmektedir. Müvekkil Şirket'in uğradığı zarara ilişkin olarak ise, Tanıtım giderlerine bakıldığında 25.04.2017 tarihinde 45.737,87 TL'ye tekabül eden 12.772 Amerikan Doları ve diğer TL alacakları da dahil toplam 133.044,09 TL olarak belirlenmiştir. Bir yıllık yoksun kalınan kârın 263.822,84 TL olduğu ve sözleşmenin 5+5+5 yıl yürürlükte kalacağı düşünüldüğünde en az 2 yıl 4 ay daha devam edeceği kesin olduğundan, 263.822,84TL×2,33 hesabıyla toplam 614.905,42 TL kârdan yoksun kalındığı ortaya çıkmaktadır. Yine ÜTS'nin kapalı olduğu süreç, ihalelerle ilgili uğranılan zararlar ve uygunsuzluk alan ürünler bakımından toplam 2.040.622 TL zarar hesaplandığı belirtilmiştir. Tüm bunlar göz önünde bulundurulduğunda ıslah talebimiz, dava dilekçesinde 10.000 TL olarak belirtilen denkleştirme tazminatı ve müspet zarar kalemlerinin 3.617.676,8 TL tutarına çıkarılmasına; 10.000-TL'nin dava tarihinden, ıslah edilen 3.607.676,8-TL'nin ise ıslah tarihinden itibaren işlemek üzere ticari işlerde uygulanacak kanuni temerrüt faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesine ilişkindir. Bu durumda, davamızın yalnızca denkleştirme tazminatı ve müspet zarar kalemlerinin 10.000 TL iken 3.617.676,8-TL olarak ıslah ettiğimizi belirtiriz. Islah edilen miktar olan 3.607.676,8-TL'nin binde 38,31'lik ıslah harcı oranı üzerinden hesaplanan 61.610,11 TL ıslah harcı, işbu dilekçe tarihinde Mahkeme veznesine yatırılmıştır. Sayın Mahkemenizce hesaplanan harç oranının daha fazla olması halinde eksik harcın tamamlanması için tarafımıza süre verilmesine karar verilmesini talep ederiz." denilerek, ıslah dilekçesinin sonuç kısmında ; "1. Islah talebimizin kabulüne, dava dilekçemizde 10.000 TL olarak belirtilen denkleştirme tazminatı ve müspet zarar kalemlerinin 3.607.676,8 TL tutarında ıslah edilerek 3.617.676,8 TL'ye çıkartılmasına, 2. Dava dilekçemizde belirtilen 4.128.657,27 TL tutarındaki cezai şartın davalıdan tahsiline, Mahkemenizce söz konusu tutarın tahsil edilmesi halinde Davalı Şirket'in ekonomik mahvına sebep olunacağı yönünde kanaat oluşursa iflasa sebebiyet vermeyecek en yüksek tutarın tahsiline, bu halde hükmedilmeyen kısım bakımından karşı vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 3. Dava dilekçemizde belirtilen 69.054,92 TL tutarındaki cari hesap alacağının dava tarihinden itibaren hesaplanacak ticari işlerde uygulanacak kanuni temerrüt faizi ile birlikte, Mahkemeniz faiz konusunda aksi kanaatte ise belirleyeceği faiz türüne göre hesaplanarak davalı'dan tahsiline, 4. Dava dilekçemizde belirtilen 1.181.098,26 TL'lik Müvekkil Şirket'e bedeli ödendiği halde teslim edilmeyen veya elinde olmayan sebeplerden dolayı elinde kalan ürünlerin bedelinin ... 2.Noterliğinin ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin tebliğ tarihi olan 9.10.2020 tarihinden hesaplanarak ticari işlerde uygulanacak kanuni temerrüt faizi ile birlikte, Mahkemeniz faiz konusunda aksi kanaatte ise belirleyeceği faiz türüne göre hesaplanarak davalı'dan tahsiline, 5. Islah dilekçemiz ile 3.617.676,8 TL olarak belirtilen denkleştirme tazminatı ve müspet zarar tutarının dava dilekçesinde belirtilen kısmı bakımından dava tarihinden, kalan kısım bakımından ıslah tarihinden itibaren hesaplanacak ticari işlerde uygulanacak kanuni temerrüt faizi ile birlikte, Mahkemeniz faiz konusunda aksi kanaatte ise belirleyeceği faiz türüne göre hesaplanarak davalı'dan tahsiline," karar verilmesini istemiştir. İş bu dava da çözülmesi gereken öncelikli husus , davalı tarafça yapılan feshin haklı olup olmadığının tespitine ilişkindir. Davacı tarafça çeşitli nedenler ileri sürülerek sözleşme 30 Aralık 2019 tarihli ihtarname ile fesih edilmiştir. Feshin nedenlerinden ilki, sözleşmenin 3.2.1.maddesi uyarınca asgari satış kotası belirlemek amacıyla davalı tarafından bir takım satış rakamları belirlenerek davacıya gönderildiği ancak davacının söz konusu rakamları kabul veya ret ettiğine dair herhangi bir beyanda bulunmadığı, satış kotasının sözleşmeye uygun olarak belirlenmesine davacının yanaşmadığı yada gönderilen satış rakamları kabul edilmiş sayılacak ise davacının satışlarının satış kotasının altında kaldığı iddiasına dayalı olarak fesih edildiği görülmektedir. Sözleşmenin 3.2.maddesine göre 2017 yılı için asgari satış kotası konulmadığı, asgari satış kotasının 2018 yılından itibaren devreye gireceği ancak 2017 yılının Kasım ayında 2018 yılının , 2018 yılının Kasım ayında da 2019 yılının satış rakamlarının belirlenmesi konusunda mutabakat yapılacağı yönünde hüküm bulunduğu tespit edilmiştir. Davalı tarafça davacıya gönderildiği iddia edilen satış rakamlarına ilişkin e-posta tarihi 06 Şubat 2019'dur. Sözleşmeye göre her yılın satış kotasının bir önceki yılın Kasım ayında saptanması gerekmektedir. Ancak davalı tarafından gönderilen e-posta tarihi Şubat ayına ilişkindir. Bu nedenle gönderilen e-postanın sözleşmeye uygun olduğunu söylemek mümkün değildir, kaldı ki dava dilekçesi ekindeki whatsapp yazışmaları incelendiğinde davacı tarafça görüşme hususunda karşı taraftan talepte bulunduğu ancak davalı şirket yetkililerinin yurt dışında vs olduğu gerekçesi ile toplantının istenilen tarihlerde yapılamayacağına ilişkin yazışmalar bulunduğu da görülmektedir. Dolayısı ile davalı tarafın , davacının satış kotasını belirlemediğine yönelik fesih gerekçesi yerinde değildir. Davalının diğer bir fesih gerekçesi de , davalı tarafından gönderilen satış kotalarına ilişkin yazışmalara davacı tarafın sessiz kaldığı, sessiz kalmanın kabul edildiği anlamına gelmesi ihtimalinde ise davacının satışlarının kota altında kalması nedeniyle fesih yapıldığı iddiasıdır. Dava dilekçesinde belirtilen ve ekine de eklenen çeşitli hastanelere ilişkin ihale komisyonu kararları, olumsuz olay tutanakları gibi belgeler birlikte değerlendirildiğinde, davalı tarafından üretilen ürünlerde ayıp ve eksiklik şeklinde çeşitli problemler yaşandığı, hastanelerin bu nedenle davacı tarafa ihaleyi vermedikleri , bazende ürün tesliminde gecikildiği gibi sorunlar yaşandığı subut bulduğundan ayrıca ....FSHHM'nin ... esas sayılı dosya incelendiğinde ,... tarafından davalı şirket hakkında açılan patent hakkına tecavüz ile ilgili dava da , davacı tarafından en çok satılan koah balonu ile ilgili ürünler ile ilgili verilen ihtiyati tedbir kararı nedeniyle de ürünlerin satışının durdurulması dikkate alındığında tüm bu durumların davacı tarafın gerektiği kadar satış yapmasına engel olacak durumlar olması nedeniyle bu durumunda haklı fesih sebebi sayılmayacağı ortadadır. Fesih nedeni olarak söz konusu ürünün başka bir üreticiden alındığına ilişkin iddia ileri sürülmüş ise de davalı taraf bu hususta dosyaya hiçbir delil sunmamış ve bu iddiasını ispat edememiştir. Fesih sebeplerinden bir diğeri davacının , sözleşmenin 4.4.2. Ve 4.4.3.maddelerine aykırı davrandığı ve davacının genel müdür pozisyonundaki kişinin ... Dış Tic Ltd Şti isimli başka bir firmada çalıştığı iddia edilmiş ise de mahkememizce alınan ikinci bilirkişi heyetine ilişkin ek raporda söz konusu bu firmanın tamamen farklı bir alanda çalıştığı, davalı firma ile aynı konuda ürün üretmediği dolayısı ile bu durumun sözleşmeye aykırılık teşkil etmediği anlaşıldığından bu gerekçede haklı fesih sebebi sayılmamıştır. Diğer bir fesih sebebi, davacının markaya zarar verilecek eylemleri üreticiye bildirmemesi olarak gösterilmiş olup , hastaneler tarafından ihalenin davacıya verilmemesine ilişkin ayıp ve eksiklik iddiaları ile ilgili hususların davalı tarafa iletildiği dosya kapsamından anlaşılmakla bu da geçerli bir fesih sebebi olmadığından sonuç itibari ile davalı tarafından yapılan feshin haksız olduğu kanaatine ulaşılmıştır. Davacının haksız fesih nedeniyle talepleri irdelendiğinde, ilk talep sözleşmenin 10.3.maddesine dayalı cezai şart istemine ilişkindir. Sözleşme sözleşmenin 10.3.maddesine göre haksız fesih halinde, sözleşmenin başından itibaren siparişi verilen ürünlerin toplam bedelinin cezai şart olarak ödenmesi kararlaştırılmıştır. Davacının sözleşmenin imzalanması tarihinden itibaren davalıdan sipariş ettiği ürün miktarının parasal değerinin 4.128.657,27TL olduğu bilirkişiler tarafından belirlenmiştir. Davalı taraf istenilen cezai şartın fahiş olduğunu ve davalı şirketin ekonomik mahfına sebebiyet verebileceğini iddia etmiştir. İkinci bilirkişi heyetince hazırlanan rapor ve ek raporda, davalı tarafın ticari defter ve belgeleri, bilanço kayıtları incelenerek istenilen cezai şartın fahiş olduğu ve davalı şirketi ekonomik mahfına sebebiyet vereceği, davalı şirketi borca batık hale getireceği rapor edilmiştir. Yerleşik Yargıtay ve İstinaf kararları doğrultusunda her ne kadar taraflar tacir olsa da istenilen cezai şartın karşı tarafın ekonomik mahfına sebebiyet verecek nitelikte olması halinde tenkis edilebileceği ve bu kapsamda mahkememizce istenilen cezai şartın fahiş olması nedeniyle 1/10'u olan 412.865,72 TL cezai şartın davalıdan alınarak davacıya verilmesine fazlaya ilişkin talebinin ise reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı tarafın cezai şart ile ilgili olarak faiz talebi bulunmamaktadır. Yine yerleşik Yargıtay ve İstinaf kararları kapsamında tenkis edilerek hüküm kurulan cezai şart ile ilgili, davacı aleyhine davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmemiş ayrıca yargılama giderlerinin oranlanması hesabında da dikkate alınmamıştır. Davacı tarafın bir diğer talebi cari hesap alacağıdır. Davacı taraf bu kapsamda 69.054,92TL olarak talepte bulunmuş cari hesaplarında bulunan ....açıklamalı 16.527,42TL tutarındaki alacak için derdest icra takipleri bulunduğu belirtilerek 69.054,92TL'nin içinde bu miktarın bulunmadığının ve talep edilmediğini bildirmiştir. Cari hesap alacağı kapsamında tarafların ticari defter ve belgeleri incelenmiş, davalının ticari defter ve kayıtlarında da davalının davacıya 90.957,62TL borçlu olduğunun yer alması nedeniyle davacının cari hesap alacağına ilişkin isteminin kabulü ile 69.054,92TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek değişen oranda avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine şeklinde hüküm kurmak gerekmiştir. Davacının bir diğer talebi bedeli ödendiği halde teslim edilmeyen ve bedeli ödenmesine rağmen fesih nedeni ile satılamayan ve elinde kalan malların bedelinin tahsiline ilişkindir. Davacının bu kapsamdaki talepleri tek tek irdelendiğinde, teslim edilmeyen 420 kaoh balonu için 583.720,00TL yine teslim edilmeyen bakteri filtresi için 798,66TL ile teslim edilen ancak fesih nedeniyle satılamayacak 524.286,00TL talep edildiği, bunlarla ilgili olarak faturaların kesilerek davalı tarafa gönderildiği , davalı tarafın ödeme talebini red ettiği, faturaları iade ettiği ayrıca söz konusu ihtarname ile (09Ekim 2020 tarihli .... Noterliğine ait ihtarname ) ürünlerin iade edilmesi halinde kabul edilmeyeceği yönünde bildirimde bulunduğu görülmüştür. ... tarafından .... FSHHM'nin ... esas sayılı dosyasından verilen ihtiyati tedbir kararında koah balonu ile ilgili ürünlerin satılması durdurulduğundan ve sözleşmede davalı tarafça haksız fesih edildiğinden yine davalı tarafın davacıda bulunan ürünlerin iadesini kabul etmeyeceği yönündeki beyanı da dikkate alındığında, davacının bedeline ödediği halde davalı tarafından teslim edilmeyen ve davacı da kalmasına rağmen satışını yapamayacağı ürün bedelleri toplamı olan (524.286,00TL + 798,66TL + 583.720,00TL olmak üzere toplam =) 1.108.284,66TL'nin temerrüd tarihi olan 17/10/2020 tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir. Davacının 72.813,60TL'ye yönelik fiyat farkı istemine ilişkin olup, sözleşmede fiyat farkı ile ilgili bir düzenleme olmadığı, davacının bu talebini ispatlayamadığı görülmekle davacının bu talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı taraf dava dilekçesinde, denkleştirme tazminatı ve müspet zarar kapsamında belirsiz alacak olarak 10.000,00TL talepte bulunmuş, müspet zarar ile ilgili talepleri arasında davalı şirketin markasının tanıtımı için para harcadığını, kongrelere katıldığını, otel masrafları ödediğini belirterek bu masrafların tahsili istemiş bununla ilgili olarak dilekçesinin devamında 2017,2018-2019 yıllarındaki kongre ve fuar katılımlarına ilişkin masraflar olduğu görülmüştür. Müspet zarar kapsamı içinde kar kaybı talebinde bulunduğu tespit edilmiştir. Müspet zarar ve denkleştirme tazminatı konusunda belirsiz alacak kapsamında 10.000,00TL istenmiş (müspet zarar için 5.000,00TL , denkleştirme tazminatı içinde 5.000,00TL olmak üzere ) daha sonra ıslah dilekçesi ile davacı taraf denkleştirme tazminat zararının toplamda 829.105,29TL'ye çıkarmış, müspet zarar talebi ile ilgili olarak ise yoksun kalınan kar kapsamındaki talebinin ilk 5 yıllık sözleşme süresinin fesihten sonra geri kalan 2 yıl 4 aylık kısmı için 614.905,42TL'ye çıkarmış ayrıca dava dilekçesinde müspet zarar bölümünde talepte bulunmadığı halde ıslah dilekçesi ile ÜTS'nin kapalı olduğu süreç nedeniyle ihale ile ilgili uğranılan zararlar ve uygunsuzluk alan ürünler bakımından toplam 2.040.622,00TL'nın ıslah dilekçesi ile talep edildiği anlaşılmıştır. Denkleştirme tazminatı istemi ile ilgili değerlendirme yapıldığında, TTK'nun 122.maddesi , alınan bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde, davalının feshinin haksız olduğu, davacının denkleştirme tazminatını hak düşürücü süre içerisinde talep ettiği, taraflar arasındaki sözleşmenin tek satıcılık sözleşmesi olduğu, davacının tek satıcı olması nedeniyle davalı tarafın markasının tanıtılması ve müşteri kazandırılması gibi hususlar birlikte değerlendirildiğinde ikinci bilirkişi heyetince hazırlanan rapor ve ek rapor kapsamında denkleştirme tazminatı kapsamında 829.105,29TL hesaplandığı ancak TTK'nun 122.maddesi gereğince denkleştirme tazminatının , acentenin son 5 yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon ve diğer ödemelerin ortalamasını aşamayacağı, sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmiş ise faaliyetin devamı sırasındaki ortalamanın esas alınması gerektiği, taraflar arasındaki ticari ilişkinin 3 yıl devam etmesi nedeniyle bilirkişiler tarafından ortalama alındığında üst sınırın 263.822,84TL olarak hesaplandığı, denkleştirme tazminatının bu miktarı geçemeyeceği anlaşılmakla denkleştirme tazminatı ile ilgili davacının talebinin kısmen kabulü ile 263.822,84TL'nin bu miktarın 5.000,00TL'sine dava tarihi olan 04/02/2021 tarihinden , kalan kısmına ise ıslah tarihi olan 05/03/2025 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin isteminin ise reddine karar vermek gerekmiştir. Davacının müspet zarar kapsamındaki taleplerinden ilki kar kaybına yöneliktir, bilirkişiler tarafından, davacının aynı mahiyette yada benzer mahiyette bir sözleşmeyi yapabilmesi için gereken sürenin 1 yıl olduğu ve 1 yıl süreyle kar kaybı talep edebileceği, yapmaktan kurtulduğu giderlerde dikkate alınarak 1 yıllık kar kaybı talebinin bilirkişilerce, sözleşmenin 3 yıl boyunca devam ettiği dikkate alınarak 3 yıl boyunca elde edilen karın ortalamasının alınarak bulunan 263.822,84TL'nin kar kaybı kapsamında talep edilebileceği saptandığından davacının müspet zarar kapsamındaki kar kaybına ilişkin talebinin kısmen kabulü ile 263.822,84TL'nin bu miktarın 5.000,00TL'sine dava tarihi olan 04/02/2021 tarihinden , kalan kısmına ise ıslah tarihi olan 05/03/2025 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin isteminin ise reddine karar vermek gerekmiştir. Davacının müspet zarar kapsamındaki bir diğer talebi dava dilekçesinde de belirttiği üzere davalı markasının tanıtımı ile ilgili fuar ve kongrelere katıldığını belirterek yapılan harcamalara ve otel masraflarına ilişkin olup, harcama bedellerinin davalıdan tahsili müspet zarar kapsamında istenilmiş ise de, davacı tarafın sözleşme ile söz konusu markanın tek satıcısı olduğu, sözleşme kapsamında söz konusu markanın tanıtımını yapması ve bu kapsamda harcamalarda bulunmasının sözleşmenin mahiyeti gereği olduğu, bu masrafların karşı taraftan talep edilemeyeceği ayrıca bu masrafların müspet zarar kapsamında talep edilmesine rağmen aslında menfi zarar kapsamında bulunduğu, müspet zarar ile menfi zararın birlikte talep edilemeyeceği, davacının diğer ve ağırlıklı taleplerinin müspet zarar kapsamında kaldığı dikkate alındığında bu harcamalar ile ilgili talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Davacının müspet zarar kapsamında dava dilekçesinde olmayan fakat ıslah dilekçesi ile talep ettiği, ...'nin kapalı olduğu süreç ihalelerle ilgili uğranılan zararlar ve uygunsuzluk alan ürünler bakımından 2.040.622,00TL zararın tazmini istenmiş ise de dava dilekçesinde olmayan hususun ıslah dilekçesi ile istenemeyeceği ayrıca davacının dava dilekçesinde ÜTS'nin kapatılması nedeniyle elinde kalan ürünleri satmasına imkan kalmaması ve bu ürünlerin davalı tarafında da iade alınmadığını iddia ederek bu bağlamda (72.813,60TL'lik fiyat farkı da dahil olmak üzere) 1.181.098,26TL talep etmesi ve mahkememizce bu talebinin değerlendirilerek davacının bedeli ödendiği halde teslim edilmeyen ve bedeli ödenmesine rağmen fesih nedeniyle satamayıp elinde kalan mallar nedeniyle 1.108.284,66TL'nin davalıdan tahsiline karar verildiğinden ayrıca davacının kar kaybı talebinin de ayrıca değerlendirildiğinden , dava dilekçesinde olmayıp ıslah dilekçesi ile talep edilen bu kalemin reddine karar vermek gerekmiştir. Toplanan tüm deliler ve yukarıda açıklanan gerekçe ile aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle ; Davacının davasının kısmen kabulü, kısmen reddi ile; 1-Davacının cezai şart talebinin kısmen kabulü ile 412.865,72 TL cezai şart miktarının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının bu konudaki fazla isteminin reddine, 2-Davacının cari hesap alacağına ilişkin isteminin kabulü ile 69.054,92 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek değişen oranda avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Davacının, bedeli ödendiği halde teslim edilmeyen ve bedeli ödenmesine rağmen fesih nedeniyle satamayıp elinde kalan mallar bedeli olan 1.108.284,66 TL'nin 17/10/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacının fiyat farkı istemine ilişkin 72.813,60 TL'ye yönelik talebinin reddine, 5-Davacının portföy tazminat talebinin kısmen kabulü ile 263.822,84 TL'nin; bu miktarın 5.000,00 TL'sine dava tarihi olan 04/02/2021 tarihinden, kalan kısmına ise ıslah tarihi olan 05/03/2025 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine, 6-Davacının müspet zarar kapsamındaki kar kaybına ilişkin talebinin kısmen kabulü ile 263.822,84 TL'nin; bu miktarın 5.000,00 TL'sine dava tarihi olan 04/02/2021 tarihinden, kalan kısmına ise ıslah tarihi olan 05/03/2025 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine, 7-Davacının diğer taleplerinin reddine, 8-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden 292.963,61 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Davacının red edilen maddi tazminat talepleri yönünden A.A.Ü.T.'nin 13/3 ve 4 nolu bentleri dikkate alınarak 162.211,65TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 10-Davacı tarafından yapılan 67,80TL ilk masraf, 60.000,00TL bilirkişi ücreti, 970,00TL tebligat ve tezkere gideri olmak üzere toplam 61.037,80TL'nin kabul ve ret oranı dikkate alındığında 24.476,15TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 11-Davalı tarafından yapılan 399,90TL tebligat ve tezkere gideri olmak üzere kabul ve ret oranı dikkate alındığında 239,54TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına, 12-Gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde yazı işleri müdürlüğünce ilgilisine resen iadesine, 13-Zorunlu arabuluculuk kapsamında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00TL arabulucu ücretinin kabul ve ret oranı dikkate alınarak 1.248,00TL'sinin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, kalan 1.872,00TL'sinin ise davacıdan alınarak hazineyi irad kaydına, 14-Davacı tarafından peşin yatırılan 144.670,40TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 15-Bu dava sebebiyle 144.670,40TL karar ve ilam harcı alınması gerektiğinden peşin alınan (dava da : 92.027,42TL + ıslah ile : 61.610,11TL =) 153.637,53TL'den mahsubu ile fazla alınan 8.967,13TL karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde istek halinde davacıya iadesine, Taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı.10/04/2025 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır