İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/285 E. 2024/623 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2021/285
Karar No
2024/623
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2021/285 Esas KARAR NO : 2024/623 DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 27/04/2021 KARAR TARİHİ : 24/09/2024 Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 03.05.2019 tarihinde, davalı belediye'nin gözetim ve denetiminde olan davalılardan ... şirketi adına kayıtlı, davalı ... şirketinden ... no'lu kasko poliçesi yapılan, ... plakalı, ... marka 2012 model otobüste yolcu olarak seyahat ettiği sırada otobüsün devrilerek tek taraflı kaza yapması sonucu ağır yaralandığını ve % 16 malul kaldığını, kaza tespit tutanağında; davalı otobüs şoförü ...'nün 2918 sayılı Kanun'un 52/1-A maddesini ihlalden asli ve tam kusurlu bulunduğunu, müvekkili için 50.000,00- TL manevi tazminatın, kaza tarihi olan 03.05.2019 tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte, davalı sigorta şirketi kasko poliçesinde yazılı limitle sorumlu olmak üzere davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. Davalı ... Belediye Başkanlığı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; müvekkili belediyenin tacir olmadığını, belediye yönünden huzurdaki davada görevli mahkeme ticaret mahkemesi olmadığını, bu nedenle görevsizlik kararı verilmesini, manevi tazminat davasının kısmi dava olarak açılamayacağını, dava konusu olaya karışan ... plakalı otobüs, diğer davalı ... İnşaat'ın aracı olduğunu, dosyaya sunulan kira sözleşmesi ile ...'a kiralandığını, sonrasında söz konusu otobüsün de dahil edildiği ... ihale kayıt numaralı ihale kapsamında müvekkili belediye ile ...'ın muhtelif cins ve miktarlarda araç ve iş makinesi kiralama ile şoför çalıştırılması hizmeti alımına ait sözleşme akdedildiğini, müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, hizmet alım sözleşmesinin 31.maddesi uyarınca yüklenici ... İnşaat'ın ortaya çıkan zarar ve ziyandan sorumlu olduğunu, davacının bu kazada kusuru olup olmadığının araştırılmasını, kaza anında ayakta olup olmadığı gibi hususlar da araştırılması gerektiğini, müvekkili belediye yönünden açılan davanın husumetten reddini, davanın esastan reddini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacının tazminat talebinin fahiş olduğunu, ihtiyari mali mesuliyet poliçesinde maddi-bedeni ayrımsız teminat 50.000.-TL ile sınırlı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla sigortalı araç sürücüsü ve davacının maluliyet oranı hususunda bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, aleyhimize haksız olarak açılan davanın reddini, davacının davasının ispatı halinde; müvekkili şirketin öncelikle ferilerden sorumlu tutulmamasını, olmaz ise, asıl alacak, yargılama giderleri ve avukatlık ücreti açısından ayrı ayrı poliçe limiti ile sorumlu tutulmasını, faizin en erken dava tarihinden başlatılmasını talep etmiştir. Davalı ... vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; uzun süreli kira sözleşmesi neticesinde araç üzerinde müvekkilinin zilyetlik sıfatı bulunmadığını, tazmin edilmesi gereken bir tazminat olduğunun kabulü halinde dahi müvekkili şirketin iş bu tazminattan sorumlu tutulmamasını, dava dilekçesinde faiz isteminde bulunulduğunu, temerrütü söz konusu olmayan, dolayısıyla davanın açılmasına sebebiyet vermeyen müvekkili şirketin faiz, muhakeme masrafları ve ücreti vekâletten de sorumlu tutulması mümkün olmadığını, davacının haksız ve dayanaktan yoksun davasının reddini talep etmiştir. Davalı ...'ye usulüne uygun olarak dava dilekçesi tebliğ edilerek taraf teşkili sağlanmış olup davalı tarafından süresi içerisinde dosyaya herhangi bir cevap dilekçesi verilmediği anlaşılmakla HMK M.128 hükmü uyarınca davalının dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaları inkar etmiş sayılmasına karar verilerek yargılama yapılmıştı. Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, trafik kazasından kaynaklı manevi tazminat istemine ilişkindir. Somut olayda; 03.05.2019 tarihinde, davalı belediye'nin gözetim ve denetiminde olan davalılardan ... şirketi adına kayıtlı, davalı ... şirketinden ... no'lu kasko poliçesi yapılmış, ... plakalı, ... marka ... model otobüste yolcu olarak seyahat ettiği sırada otobüsün devrilerek tek taraflı kaza yapması sonucu davacının yaralanması sebebiyle ağır yaralanmış olduğundan bahisle 50.000,00-TL manevi tazminatın, kaza tarihi olan 03.05.2019 tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte, davalı sigorta şirketi kasko poliçesinde yazılı limitle sorumlu olmak üzere davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş olduğu görülmüştür. Haksız Fiillerden doğan borç ilişkileri Türk Borçlar Kanununun 49. Ve devamı hükümlerinde düzenlenmiş olup 49. Maddenin "(1)Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. (2)Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür." şeklindeki düzenlemesi ve aynı kanunun Zararın ve kusurun ispatı başlıklı 50. Maddesinin "(1) Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. (2)Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler." şeklindeki düzenlemesi uyarınca bir haksız fiil sonucunda zarar görenin tazminat isteminde bulunabilmesi için ortada haksız fiilin bulunması, failin kusur olması, talepte bulunan şahısta zararın meydana gelmiş olması ve zarar ile fiil arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1. maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasanın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir. Anayasanın 5 12, 17, 20 ve 26 maddelerinde kişilik değerlerinin önemini esas alarak bunları ihlal edenlere karşı kişinin korunmasını garanti altına almıştır. Kanun koyucu manevi tazminat davası açılacak halleri MK 240/11, 25, 85 ve devamı maddeleri ile TBK 56 ve 58 maddelerinde düzenlenmiştir. TBK 56 md.si maddesi ise özel nitelikte bir hüküm olup Fiziki (maddi) kişilik değerlerinin yani yaşama hakkı ile vücut bütünlüğünün ihlalinden doğan hallerde manevi zararların tazminini düzenlemiş, anılan maddenin 2.fıkrasında ,ağır bedensel zarar veya ölüm halinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebileceği hüküm altına alınmıştır. TBK'nın " Manevi Tazminat" başlığını taşıyan 56. Maddesine göre " (1) Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. (2) Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir." Haksız bir eylem yüzünden çekilen ruhsal eylem ve üzüntüler, o tarihte duyulan ve duyulacağının varlığı kabul edilen olgulardır. TBK'nın 56. Maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasına da amaç edinmemiştir. Tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olacak kadar olmalıdır. 22/6/1966 günlü 7/7 sayılı İBK'nın gerekçesinde takdir olunacak tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Somut olay bakımından davalılarca sunulan cevap dilekçesindeki birden fazla usuli itirazların sırası ile incelenmesi gerekmektedir. Davalı ... Belediye Başkanlığı vekili tarafından ibraz edilmiş olan cevap dilekçesinde mahkememizin görevli olmadığı, görevli olan mahkemenin asliye hukuk mahkemeleri olduğundan bahisle görev itirazında bulunulmuş olduğundan yapılan incelemede; davalılardan Sigorta şirketi bakımından davanın TTK kapsamında mutlak ticari dava olduğundan mahkememizin görevli olduğu anlaşılmış olup diğer taraftan, aynı davada, bir kısım davalılar hakkında genel mahkemenin, diğer davalılar hakkında ise, uzman olan özel mahkemenin görevli bulunması halinde, uyuşmazlık aynı olaydan kaynaklanıyor ve zarar tek ise ya da taleplerden birisi yönünden verilecek karar diğerini doğrudan ilgilendirecek nitelikte bulunuyorsa; söz konusu özel mahkeme ile genel mahkeme arasında “yargılama usulüne” ilişkin esaslı farklılıklar bulunmaması kaydıyla, bütün taraflar ve talepler yönünden uzman olan özel yetkili mahkemece yargılama yapılarak uyuşmazlığın çözülmesi gerekir. Bu husus, hukukun öngörülebilir olmasının, usûl ekonomisinin ve davaların makul süre içinde bitirilmesi yükümlülüğünün de gereğidir. Hal böyle olunca ticaret mahkemesi özel görevli olduğundan mahkememizin somut olayda görevli olduğu kanaatine varılmakla yargılamaya devam olunmuştur. Davalı ... Sigorta vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde mahkememizin yetkili olmadığı, davalı şirketin bulunduğu İstanbul Anadolu Mahkemelerinin yetkili olduğundan bahisle yetki ilk itirazında bulunduğu görülüş olup bu kapsamda yapılan incelemede; 6100 Sayılı HMK'nın 6/1. maddesinin "(1) Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir." şeklindeki düzenlemesi uyarınca bu yetki kuralı kesin olmadığından HMK'nın 19. maddesinde belirlenen süre ve yöntemle yetkisizlik itirazında bulunulmaz ise davanın açıldığı mahkeme yetkili hale gelir ve mahkemece kendiliğinden yetkisizlik kararı verilemez. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Yetki itirazının ileri sürülmesi" başlıklı 19/2. maddesi; "Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz" hükmünü içermektedir. Yine, 116/1-a maddesinde Kesin yetki kuralının bulunmadığı hallerde yetki itirazını "ilk itiraz" olarak düzenlemektedir. 117/1. madde ise "İlk itirazların hepsi cevap dilekçesinde ileri sürülmek zorundadır; aksi hâlde dinlenemez." hükmünü içermektedir. 6100 Sayılı HMK'nın "Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir." hükmü yer almaktadır. Diğer taraftan 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 110. maddesinde ise "Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentanın bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi, kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir." ifadesine yer verilmiştir. HMK'nın 16. madde hükmü, HUMK'daki düzenlemeye oranla daha genişletilmiş ve ayrıntılandırılmıştır. Ancak, HMK'da kesin yetki halleri açıkça sayılmış olup, haksız fiile ilişkin davalardaki yetki, kesin yetki olmayıp, bir seçimlik yetkidir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.05.2015 tarih, ... E. ... K.sayılı kararı). Bir davada, birden fazla genel ve özel yetkili mahkeme varsa, davacı bu mahkemelerden birinde dava açmak hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. Davacı, davasını bu genel ve özel yetkili mahkemelerden hiçbirinde açmaz ve yetkisiz bir mahkemede açarsa, o zaman seçme hakkı davalılara geçer (Bknz. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin ... Esas, ... Karar Sayılı, 29/04/2022 Tarihli İlamı). İşbu davada birden fazla yetkili mahkemenin bulunduğu ve öncelikle seçimlik hakkın davacıya ait olduğu, davacının yerleşim yerinin "..." olması sebebiyle her ne kadar mahkememiz yetkili değil ise de davalılardan ...'ın ( ...'nın) adresinin yargı çevremiz içerisinde olduğu, bu hali ile HMK m.7 hükmü uyarınca mahkememizin yetkili olduğu görülmekle davalının yetki ilk itirazının reddine karar verilmekle yargılamaya devam olunmuştur. Davalılardan ... Başkanlığı vekili tarafından ibraz edilmiş olan cevap dilekçesinde ve diğer davalı ... ( ...'nın) vekili tarafından ibraz edilmiş olan cevap dilekçesinde kazaya karışan aracın uzun süreli kiralanması sebebiyle işleten sıfatının bulunmadığından bahisle hususmete yönelik itirazlarda bulunulmuş olup bu kapsamda yapılan incelemede; 2918 sayılı KTK 3 maddesinde işleten sıfatının belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçüden yararlanılmıştır. Şekli ölçüye göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir. Maddi ölçüye göre ise, trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla), artık üzerindeki fiili hakimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek öğretide, gerekse Yargıtay uygulamalarında, işleten sıfatının belirlenmesinde araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması ve fiili hakimiyetin uzun süreli olması gerekmektedir. Ancak bu konuda, getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını halele uğratacak bir sonuç yaratmaması şarttır (Bknz: Yargıtay 17 Hukuk Dairesinin ... Esas, ...Karar sayılı ilamı). Dosya arasına celp edilen evraklar ve taraflarca sunulan deliller incelendiğinde; kazaya karışan ... plakalı aracın kaza tarihi itibari ile davalılardan ... A.ş. (eski Unvanıyla ... Tic. Ltd. Şti.) adına kayıtlı olduğu, işbu davalı tarafından dava dışı ihbar olunan ... Şti.'ye birden fazla dönemsel sözleşme ile birlikte 01.06.2018- 31.12.2020 tarihleri arasında uzun süreli olarak kiralanmış olduğu, ... Ltd. Şti. İle davalılardan ... Belediye Başkanlığı arasında akdedilmiş olan sözleşme ile birlikte de aynı aracın uzun süreli olarak ... Belediye Başkanlığına kiralanmış olduğu, işbu kiralama dönemi içerisinde 03.05.2019 tarihinde söz konusu kazanın meydana geldiği, davalılardan araç maliki ... A.Ş. (eski Unvanıyla ... Tic. Ltd. Şti.) tarafından kazaya karışan aracın uzun süreli olarak kiraya verilmiş olması sebebiyle işbu davalının işleten sıfatının bulunmadığı, davalı ... A.Ş. (eski Unvanıyla ... Tic. Ltd. Şti.)'ye husumet yöneltilemeyeceği kanaatine varılmıştır. Davalılardan ... Belediye Başkanlığının ise kaza tarihi itibari ile aracın işleteni konumunda olması, davalı sürücü ...'nün UYAP sisteminden yapılan kontrolde SGK Hizmet cetveline göre .. Belediyesinin iştiraki olan ... A.Ş çalışanı olduğu, aracın kiralanmasına ilişkin sözleşme incelendiğinde kaza tarihi itibari ile araç işleteninin ... Belediye Başkanlığı olduğu ve davalı Belediyenin işbu davada pasif husumetinin bulunduğu kanaatine varılmıştır. Davalılardan ... Sigorta A.Ş. Nezdinde kazaya karışan ... plakalı araç bakımından hem ZMMS poliçesinin hem de Genişletilmiş... Kasko Katılım Sigorta Poliçesinin bulunduğu, işbu davada kasko sigortası kapsamında manevi tazminat talepleri bakımından ... Sigorta A.Ş. 'ye sorumluluk yöneltilmiş olduğu; akdedilmiş olan poliçe incelendiğinde poliçenin 7. Sayfasında Diğer Hususlar - İhtiyari Mali Sorumluluk Klozu başlığı altında "Manevi tazminat talepleri, ihtiyari mali mesuliyet limitleri ile sınırlıdır" şeklinde yapılan düzenleme ile birlikte manevi tazminat talepleri bakımından da sigorta şirketinin sorumlu olduğu anlaşılmakla davalının bu kapsamda sigortalının kusuru oranında davacı ve 3. Kişilere karşı işleten ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu anlaşılmıştır. İşbu davaya konu trafik kazası sebebiyle açılmış birden fazla ceza ve hukuk davasının bulunduğunun taraflarca beyan edilmesi üzerine ilgili dosyalar celp edilip incelendiğinde; ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında; davacılarının ..., ..., ..., ... ve ..., davalılarının ise ..., ... Belediyesi Ve ... Sigorta A.Ş. olduğu, maddi ve manevi tazminat istemi ile davanın açılmış olduğu, dosyanın derdest olduğu, ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında; davacıların ... ... ve ... ... , davalıların ise ... Sigorta A.Ş., ..., ... Ticaret Ltd. Şti., ... Belediye Başkanlığı olduğu, maddi ve manevi tazminat istemi ile davanın açılmış olduğu, dosyanın derdest olduğu, yargılama esnasında Adli Tıp Kurumu ... İhtisas Dairesinden alınan raporda "... Olayda; Sürücü ...'nün %100 (Yüzde Yüz) oranında kusurlu olduğu" kanaatine varıldığının bildirilmiş olduğu, ... Asliye Ticaret Mahkemesinin... Esas sayılı dosyasında; davacıların ..., ..., ..., ..., ... ve ..., davalılarının ise ..., ... Belediyesi Ve ... Sigorta A.Ş. olduğu, maddi ve manevi tazminat istemi ile davanın açılmış olduğu, dosyanın derdest olduğu, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ...Esas sayılı dosyasında; davacının ..., davalıların ise ... Belediyesi, ... Limited Şirketi, ... olduğu, manevi tazminat istemi ile davanın açılmış olduğu, mahkemesince yapılan yargılama esnasında kusura ilişkin olarak bilirkişi ... tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda özetle; Davalı sürücü ...'nün %100 (yüzde yüz) asli kusurlu olduğu yönünde rapor hazırlanmış olduğu, yapılan yargılama neticesinde "1-Davacının davasının davalı ...Ltd. Şti. Yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine, 2-Davacının davasının diğer davalılar yönünden kabulü ile 20000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 03/05/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile beraber davalı ... Belediye Başkanlığı ile davalı ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine," dair hüküm tesis edilmiş olduğu, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında; meydana gelen kaza sebebiyle birden fazla müşteki/ katılan tarafından ... hakkında şikayetçi olunması sebebiyle taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına ve ölümüne sebebiyet verme suçundan davanın yürütülmekte olduğu, dosyanın derdest olduğu, yargılama esnasında Adli Tıp Kurumu ... İhtisas Dairesinden alınan raporda "Sanık ...'nün asli derece kusurlu olduğu" kanaatine varıldığının bildirilmiş olduğu, görülmüştür. Yukarıda anılan dosyalar haricinde ayrıca yine aynı kaza sebebiyle sürücüye yahut işletene karşı açılmış birden fazla davanın bulunduğu görülmüştür. Eldeki davada davacının manevi tazminat isteminde bulunduğu ancak maluliyet oranının belli olmadığı anlaşılmakla davacının maluliyet oranın tespiti bakımından Adli Tıp Kurumunun rapor alınmış olup 28.09.2022 tarihinde mahkememize gönderilmiş olan raporda özetle; "Kişinin tüm vücut engellilik oranının %2 (yüzdeiki) olduğu, İyileşme süresinin (iş göremezlik süresi) olay tarihinden itibaren 4 (dört) aya kadar uzayabileceği" kanaatine varıldığı mahkememize bildirilmiş olup işbu rapora karşı sunulan beyan ve itirazlar kapsamında Adli Tıp Üst Kurulundan rapor tanzim edilmesi istenilmiş, üst kurul tarafından tanzim edilen raporda da aynı kanaate varıldığının bildirilmiş olduğu görülmüştür. Somut olayda meydana gelen kaza sebebiyle birden fazla dosyadan yargılama yapılmakta olması ve aynı kazaya ilişkin gerek bilirkişi heyetinden gerekse adli tıp kurumundan rapor alınmış olması sebebiyle HMK'nın 30. Maddesinde "(1) Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür." şeklinde düzenlenmiş olan usul ekonomisi ilkesi uyarınca gereksiz gider yapılmasının önüne geçilmek amacıyla dosya arasına celp edilmiş olan kusur raporlarının tamamı taraflara tebliğ edilerek beyanları alınmış, alınan kusur raporlarının tamamının aynı yönde (davalı ...'nün kazanın meydana gelişinde %100 kusurlu olduğu yönünde) görüş bildirmiş olması sebebiyle hüküm kurmaya ve denetime elverişli olan işbu raporlar mahkememizin bu dosyası bakımından da hükme esas alınmıştır. Dosya kapsamında tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına ilişkin yapılan araştırma, celp edilen ceza dosyası ve hukuk dosyaları, taraflarca sunulan deliller, celp edilen tüm evraklar, raporlar birlikte değerlendirildiğinde davacının maluliyet oranı, kaza akabinde geçirmiş olduğu süreç de göz önünde bulundurulduğunda davacının manevi tazminat talebinin davalıları ekonomik olarak zarar uğratmayacak, davacının da zenginleşmesine sebebiyet vermeyecek şekilde yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda davalılardan Sigorta şirketinin devam eden yargılamalar sebebiyle henüz poliçe limitinin de dolmamış olması sebebiyle poliçe limiti ile sınırlı olarak sorumlu olmak kaydıyla davalılardan ... Sigorta A.Ş., ..., ... Belediye Başkanlığı bakımından müştereken ve müteselsilen tahsil edilmek kaydıyla (sigorta şirketine başvuruya ilişkin bir tarih ibraz edilmemiş olması sebebiyle sigorta şirketi bakımından faizin başlangıç tarihi dava tarihi kabul edilmek kaydıyla) manevi tazminat isteminin kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere; Davacının davasının KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ ile; 1-Davacının davalılardan ... A.Ş. (eski unvanıyla ... Tic. Ltd. Şti.)'ye yönelik taleplerinin pasif husumet yokluğundan reddine, 2- 03.05.2019 tarihinde meydana gelen trafik kazasından kaynaklı olarak 50.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan ... Sigorta A.Ş. Bakımından poliçe limiti ile sorumlu olmak ve dava tarihi olan 27.04.2021 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek; diğer davalılar ... ve ... Belediye Başkanlığı bakımından ise olay tarihi olan 03.05.2019 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek kaydıyla müştereken ve müteselsilen tahsili ile birlikte davacıya verilmesine, 3-Alınması gerekli olan 3.415,50-TL karar ilam harcından dava açılırken başlangıçta peşin olarak alınan 170,78-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 3.244,72-TL harcın davalılar ... Sigorta A.Ş., ... Belediye Başkanlığı ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından sarf edilen dava açılış gideri: 238,58-TL ( başvurma, vekalet harcı, peşin harç) davetiye, posta gideri: 1.421,60-TL, ATK Fatura bedelleri 6.443,00-TL olmak üzere toplam: 8.103,18-TL yargılama giderinin davalılar ... Sigorta A.Ş., ... Belediye Başkanlığı ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalılar ... Sigorta A.Ş., ... Belediye Başkanlığı ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalı ... Belediye Başkanlığı tarafından yapılan masrafların kendi üzerine bırakılmasına, 7-Davalı ... A.Ş. kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... A.Ş.'ne verilmesine, 8-Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 1.320,00TL nin davalılar ... Sigorta A.Ş., ... Belediye Başkanlığı ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, 9-Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekili ile davalılar vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ... Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/09/2024 Katip ¸e-imzalıdır Hakim ¸e-imzalıdır * İş bu karar 5070 Sayılı Kanun hükümlerine göre güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/285, K. 2024/623, T. 24.09.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-18-asliye-ticaret-mahkemesi-2021-285-e-2024-623-k-4b94192a3cfd