İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/213 E. 2025/293 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/213
Karar No
2025/293
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2024/213 Esas KARAR NO:2025/293 DAVA:İtirazın İptali (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:02/01/2024 KARAR TARİHİ:10/04/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili davacı alacaklı ile davalı borçlular ... ve ... arasında 29.11.2019 tarihinde Arabuluculuk Anlaşma Sözleşmesi akdedilmiş olup, iş bu sözleşmenin 5. Maddesi uyarınca davalılar, müvekkilin ''... ... Şirketi'ndeki hisselerinin tamamını tüm aktif ve pasifleri ile birlikte 320.000 USD karşılığında ...'a devretmesi konusunda anlaşmaya varmışlardır.Hisse devir sözleşmesi Noter huzurunda 03.12.2019 tarihinde düzenlenerek imzalanacaktır.Noter masrafları ...'a aittir''. Davalıların müvekkil ile Arabuluculuk Anlaşma sözleşmesi akdedilmesine müteakip olup, taraflar arasında imzalanmış bir sözleşme mevcut olduğunu, iş bu ticari ilişki çerçevesinde davalıların, müvekkili ile Arabuluculuk Anlaşma sözleşmesinden 320.000 USD borcu olmakla birlikte bu borcun ödenmeyen 195.300 USD miktarı işbu takiple talep edildiğini, davalıların borcunu ödemesi hususunda yapılan yazılı ve sözlü görüşmeler neticesiz kaldığını, Davalılar tarafından müvekkiline ödemede bulunulmaması üzerine, davalılar aleyhine .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile alacağın tahsili için icra takibine geçilmiş, davalılara ilamsız icra takibine ilişkin ödeme emirleri gönderildiğini, davamızın kabulü ile davalı/borçlular adına kayıtlı menkul ve gayrimenkul malları ile 3. kişiler nezdinde doğmuş ve doğacak her türlü hak ve alacaklarının icra dosyası kapsamında oluşan borç miktarı için teminatsız olarak ihtiyaten haczine karar verilmesini, mahkeme aksi kanaatte ise mahkemenin uygun göreceği teminatı yatırmaya hazır olduğunu, ihtiyati haciz talebinin kabulünü, Davalı yanın .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasına yaptığı haksız ve kötü niyetli itirazın iptaline ile takibin devamına, alacağımıza kamu bankalarınca USD fiilen uygulanan en yüksek faizin uygulanmasına, davalılar hakkında %20’den az olmayacak şekilde icra inkar tazminatına hükmedilmesine, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılardan ...'ın cevap dilekçesinde özetle; Davacı ile müvekkili arasında 03.12.2019 tarihinde .... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı işlemi ile hisse devri yapılmıştır. Noterde yapılan hisse devri sözleşmesinde taraflar hisse devrinin 350.000 TL bedelle yapıldığı belirtilmiş davacı ... hisse devir bedeli 350.000 TL'yi peşin ve nakden aldığını belirttiğini, burada açıkça görüleceği gibi davacı hisse devri yapılmış ve bedeli de peşin olarak davacıya ödendiğini, Davacının eşi Maksut Karahasan dava, konusu şirketin mali müşaviri olduğu gibi müvekkilin diğer şirketi Hedef İnşaatında mali müşavirliğini yapmakta her iki şirketin defter kayıtlarını tutmakta dava konusu şirketin hisse devrinden sonra şirkette usulsüz ve hukuka aykırı işlemler yapıldığını tespit edildiğini, bu durum davacının eşi ve ayın zamanda şirketin mali müşaviri olan Maksut Karahasan tarafından gizlenmiş, müvekkilin davacıya ve eşine olan güveni suiistimal edilmiş müvekkilden gerçekler gizlenerek sözleşmenin imzalanması sağlandığını, taraflar arasındaki hisse devir sözleşmesi şirketin asıl durumu müvekkilden saklanarak yapıldığını, bu nedenle hile ve aldatılarak ile imzalanan sözleşme geçersiz olduğundan müvekkilin bundan sorumlu tutulması düşünülemeyeceğini, ayrıca taraflar arasında akdedilen sözleşme TL'nin korunmasına ilişkin kanun hükümlerine de aykırı olduğundan geçersiz olup delil sunma hakkımız saklı kalmak kaydıyla ihtiyari arabuluculuk son tutanağının ve anlaşma belgesinin iptalini ve geçersizliğini, haksız ve mesnetsiz olarak açılan davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalılardan ...'ın cevap dilekçesinde özetle; davaya konu arabuluculuk anlaşma belgesinde üçüncü kişi konumunda olduğunu, müvekkili arabuculuk görüşmelerine katılmadığını, kefalet sözleşmesi gerekli şekil şartlarını taşımadığını, müvekkil ve hisse devrine konu şirket, davacı tarafından zarara uğratıldığını, taraflar arasında hisse devri gerçekleşmiş hisse devri bedeli ödendiğini, kimsenin kendi muvaazasından yararlanamayacağını, taraflar arasındaki hisse devir anlaşması hile ile imzalanmış olup asıl borçlu yönünden geçersiz olduğundan müvekkilin de borcu bulunmadığını, taraflar arasındaki sözleşme TL'nin korunmasına ilişkin mevzuat hükümlerine aykırı olup geçersiz olduğunu, haksız ve mesnetsiz davanın reddine, davacı aleyhine asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine,yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizin ... Esas ... Karar sayılı dosyası ile davanın usulden reddine dair karar verilmiş olup İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesinin 2024/247 Esas 2024/346 Karar sayılı kararı ile kaldırılarak Mahkememizin yukarıda belirtilen esasına kaydedilmiştir. İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesinin 2024/247 Esas 2024/346 Karar sayılı kararının kaldırma gerekçesinde "...davacı tarafından dava konusu hukuk uyuşmazlıklarında ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesine icra edilebilirlik şerhi verilmesi için İstanbul 15. Sulh Hukuk Mahkemesi'ne dava açıldığı, yapılan yargılama sonucunda Mahkemece 03/02/2023 tarih, 2022/2150 esas ve 2023/190 karar sayılı ilamı ile "....ödemenin hisse devir sözleşmesi yapılması hususunda şarta bağlı olarak yapılacağı, şarta bağlı olarak ödeme yapılmasında şartın gerçekleşip gerçekleşmediği yargılama konusu olacağı, hisse devir sözleşmesi yapıldığına ilişkin dosyada belge ve beyan bulunmadığı, bu hususun uyuşmazlık konusu olduğu, anlaşma içeriğinin arabuluculuğa, cebri icraya elverişli olmadığından.." gerekçesi ile icra edilebilirlik şerhi verilmesi talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi'nin 20/06/2023 tarih, 2023/1060 esas ve 2023/1362 karar sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun kesin olarak esastan reddine karar verilmiştir. Davacı tarafından taraflar arasında akdedilen hukuk uyuşmazlıklarında ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesine icra edilebilirlik şerhi verilmesi talebinde bulunmasına ve talebinin kesin olarak reddine karar verilmesi üzerine davalı borçlular aleyhine icra takibi başlatılmasına ve icra takibine itiraz edilmesi üzerine iş bu davanın açılmasına rağmen Mahkemece eksik inceleme sonucu aksi şekilde ve dosya kapsamı ile uyuşmayan gerekçe ile davanın usulden reddine karar verilmesi isabetli olmayıp, davacı vekilinin istinaf sebebi yerinde görülmüştür... " şeklinde karar verilmiştir. İcra takip dosyasının incelenmesinde, davacının ....İcra Dairesinin .../... esas sayılı takip dosyasında arabuluculuk anlaşma tutanağından kaynaklanan 195.300,00-USD asıl alacak 6.080,00-USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 201.380,00-USD takip yapıldığı, ödeme emrinin borçlulardan ...'ya 03.11.2023, Şahap Oğuz'a 10.11.2023 tarihinde tebliğ edildiği, borçluların da süresi içerisinde 09.11.2023 tarihinde borca itiraz ettikleri, borca itirazla birlikte takibin durduğu, durdurma kararının alacaklı vekiline tebliğ edilmediği, dava İİK'nın 67. maddesi düzenlenen bir yıllık hakdüşürücü süre içinde açıldığı görülmüştür. 6314 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/2 maddesi uyarınca; Taraflar arabuluculuk faaliyeti sonunda bir anlaşmaya varırlarsa, bu anlaşma belgesinin icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesini talep edebilirler. Dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuşsa, anlaşmanın icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesi, arabulucunun görev yaptığı yer sulh hukuk mahkemesinden talep edilebilir. Davanın görülmesi sırasında arabuluculuğa başvurulması durumunda ise anlaşmanın icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesi, davanın görüldüğü mahkemeden talep edilebilir. Bu şerhi içeren anlaşma, ilam niteliğinde belge sayılır. GİRİŞ Dava; davacı ... ile davalı ... ve ... arasında 29.11.2019 tarihinde akdedilen hukuk uyuşmazlıklarında ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesi uyarınca, davacının "... ... Grafik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi"ndeki hisselerinin tamamını 320.000 USD karşılığında davalı ...'a devretmesine rağmen, bakiye hisse bedelinin ödenmediği iddiası ile başlatılan .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra takibine yapılan itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi talebine ilişkindir. Uyuşmazlığın esasını; taraflar arasında imzalanan arabuluculuk anlaşma belgesinin geçerliliği, bu belgede yer alan hisse devir bedelinin gerçek miktarı, davalı ...'ın müteselsil kefil sıfatıyla sorumluluğu, davalılar tarafından ileri sürülen takas/mahsup, hile/muvazaa ve döviz mevzuatına aykırılık savunmalarının hukuki geçerliliği konuları oluşturmaktadır. A) USUL HUKUKU DEĞERLENDİRMESİ 1. Dava Şartı (Arabuluculuk): 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesi uyarınca, ticari davalarda dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulması zorunlu dava şartıdır. Somut olayda, davacı tarafından itirazın iptali davası açılmadan önce 23.11.2023 tarihinde İstanbul Arabuluculuk Bürosu'nun 2023/19735 başvuru numarası ile zorunlu arabuluculuk başvurusu yapılmış, davalılar da arabuluculuk sürecine vekilleri aracılığıyla katılmışlardır. Arabuluculuk görüşmeleri kapsamında 22.12.2023 tarihinde gerçekleştirilen ikinci oturumda taraflar arasında anlaşma sağlanamamış ve süreç "anlaşmama" ile sonuçlandırılmıştır. Bu durum arabulucu tarafından hazırlanan son oturum toplantı tutanağına işlenmiş ve hazır bulunan taraflar arasında imza altına alınmıştır. 2. İcra Edilebilirlik Şerhi Sorunu Çözümü: Taraflar arasında imzalanan 29.11.2019 tarihli hukuk uyuşmazlıklarında ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesine 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/2 maddesi uyarınca icra edilebilirlik şerhi verilmesi için davacı tarafından İstanbul 15. Sulh Hukuk Mahkemesi'ne başvurulmuş, ancak mahkemece 03.02.2023 tarih, 2022/... esas ve 2023/... karar sayılı ilamla "ödemenin hisse devir sözleşmesi yapılması hususunda şarta bağlı olarak yapılacağı, şarta bağlı olarak ödeme yapılmasında şartın gerçekleşip gerçekleşmediği yargılama konusu olacağı, hisse devir sözleşmesi yapıldığına ilişkin dosyada belge ve beyan bulunmadığı, bu hususun uyuşmazlık konusu olduğu, anlaşma içeriğinin arabuluculuğa, cebri icraya elverişli olmadığından" gerekçeleriyle icra edilebilirlik şerhi verilmesi talebi reddedilmiştir. Davacı tarafından yapılan istinaf başvurusu da İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi'nin 20.06.2023 tarih, 2023/1060 esas ve 2023/1362 karar sayılı ilamı ile kesin olarak esastan reddedilmiştir. Ancak somut olayda, arabuluculuk anlaşmasında öngörülen hisse devir sözleşmesi fiilen 03.12.2019 tarihinde .... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı işlemi ile gerçekleştirilmiş olup, şarta bağlı ödeme yükümlülüğündeki şart tahakkuk etmiştir. Bu durumda arabuluculuk anlaşmasındaki ödeme yükümlülüğü muaccel hale gelmiş ve icra edilebilir nitelik kazanmıştır. İcra edilebilirlik şerhi alınamaması, arabuluculuk anlaşmasının hukuki geçerliliğini etkilemeyeceği gibi, şartın gerçekleşmesi halinde ilamsız icra takibi yapılmasına da engel teşkil etmez. Yazılı belgeye dayalı ilamsız icra takibi mümkün olup, davacının bu yola başvurması hukuka uygundur. Bu nedenle icra edilebilirlik şerhi alınamamış olması, itirazın iptali davasının açılmasına engel teşkil etmeyeceği gibi, davanın usulden reddini gerektirecek bir hal de oluşturmamaktadır. B) Maddi Hukuk Gerekçeleri 1. Arabuluculuk Anlaşmasının Geçerliliği: 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18. maddesinin 1. fıkrası uyarınca "Arabuluculuk faaliyeti sonunda varılan anlaşmanın kapsamı taraflarca belirlenir; anlaşma belgesi düzenlenmesi hâlinde bu belge taraflar ve arabulucu tarafından imzalanır" şeklinde düzenlenmiş olup, arabuluculuk anlaşmalarının tarafları bağlayıcı nitelikte olduğu hukuk sistemimizce kabul edilmiştir. Somut olayda taraflar arasında 29.11.2019 tarihinde usulüne uygun olarak düzenlenen hukuk uyuşmazlıklarında ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesi, taraflar ve arabulucu tarafından imzalanmış olup, bu hukuki çerçeve içerisinde değerlendirilmelidir. Arabuluculuk anlaşma belgesinin 5. maddesinde "davalıların, davacının ... ...'ndeki hisselerinin tamamını tüm aktif ve pasifleri ile birlikte 320.000 USD karşılığında ...'a devretmesi" konusunda anlaşmaya varıldığı, 6. maddesinde ise bu bedelin ödeme şeklinin "50.000 USD'sinin 30.04.2020 tarihinde nakden ve peşinen, 270.000 USD'sinin ise vade başlangıcı 31.01.2021 olmak üzere takip eden her ay içerisinde 10.000 USD olarak 27 eşit taksitte nakden ödeneceği" şeklinde detaylı olarak düzenlendiği görülmektedir. Anlaşmada ayrıca davalı ...'ın müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu olduğu da açıkça belirtilmiştir. Hile/Muvazaa İddialarının Değerlendirilmesi: Davalılar tarafından arabuluculuk anlaşmasının hile ile imzalandığı iddia edilmiş, özellikle davalı ... tarafından şirketin mali durumunun kendisinden gizlendiği, davacının eşi ve mali müşaviri Maksut Karahasan'ın şirketteki usulsüz işlemleri gizlediği, güvenin suistimal edildiği ve gerçeklerin saklanarak sözleşmenin imzalatıldığı ileri sürülmüştür. Ancak bu iddiaların hiçbiri somutlaştırılamamış ve delillendirilmemiştir. Davalı ...'ın daha önce .... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasında da benzer hile savunması yaptığı anlaşılmakta ise de, bu savunma da somut vakıa ve delillerle desteklenmemiştir. Tanık Dinletme Taleplerinin Reddi: Mahkememizce davalıların hile/muvazaa iddialarına ilişkin tanık dinletme talepleri değerlendirilmiş, ancak HMK'nın 240. maddesi uyarınca "Tanık gösteren taraf, tanık dinletmek istediği vakıayı ve dinlenilmesi istenen tanıkların adı ve soyadı ile tebliğe elverişli adreslerini içeren listeyi mahkemeye sunar" şeklinde düzenlenen usul kurallarına uyulmadığı tespit edilmiştir. Davalı taraflar GEREK CEVAP dilekçelerinde gerek tanık listelerinde bu vakıaları somutlaştırmamış olmakla, "şirketin mali olarak boşaltıldığı", "usulsüz işlemler yapıldığı" gibi genel nitelikli iddialarla yetinmiş, hangi tarihlerde, hangi işlemlerle, ne miktarda zararın oluştuğunu, bu işlemlerin kimler tarafından yapıldığını, tanıkların bu konularda ne şekilde bilgi sahibi olduklarını açık bir şekilde belirtmemişlerdir. Bu nedenle tanık dinletme talepleri mahkememizin 20.12.2024 tarihli ara kararı ile "mali olarak boşaltmaya ilişkin vakıa, somutlaştırma bulunmamakla tanık dinlenmesine de gerek bulunmadığından" gerekçesiyle reddedilmiş olup, hile/muvazaa iddiaları ispat edilememiştir. TBK m.36 Şartlarının Gerçekleşmemesi: TBK'nın 36. maddesi uyarınca aldatma nedeniyle sözleşmenin geçersizliği için; aldatmanın varlığının ispatı, aldatma ile sözleşme yapma arasında illiyet bağının (sebep-sonuç ilişkisinin) bulunması ve aldatmanın esaslı nitelikte olması gerekmektedir. Somut olayda bu şartlardan hiçbiri gerçekleşmemiştir. Gerçek İradenin Tespiti: Arabuluculuk süreci, tarafların özgür iradeleriyle katıldıkları, arabulucu eşliğinde müzakerelerin yapıldığı ve nihai olarak karşılıklı rızayla anlaşmaya varıldıkları bir süreçtir. Dosyada bulunan arabuluculuk tutanakları incelendiğinde, tarafların sürece aktif olarak katıldıkları, anlaşma şartlarını müzakere ettikleri ve son olarak kendi rızalarıyla anlaşma belgesini imzaladıkları görülmektedir. Bu nedenle, davalıların hile/muvazaa iddiaları dayanaktan yoksun olup, 29.11.2019 tarihli arabuluculuk anlaşma belgesi geçerli olup tarafları bağlayıcı niteliktedir. 2. Noter Belgesi ile Çelişki Çözümü : Uyuşmazlığın temelini oluşturan önemli hususlardan biri, taraflar arasında imzalanan 29.11.2019 tarihli arabuluculuk anlaşma belgesinde hisse devir bedelinin 320.000 USD olarak belirlenmesine karşılık, 03.12.2019 tarihinde .... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı işlemi ile düzenlenen hisse devir sözleşmesinde bedelin 350.000 TL olarak gösterilmesi ve bu bedelin "peşin ve nakden alındığı" şeklinde beyan edilmesidir. Ticari Hayattaki Yaygın Uygulama: Noter huzurunda yapılan hisse devir, tapu devir ve benzeri işlemlerde gerçek bedelin farklı nedenlerle (vergi, harç, yasal düzenlemeler vs.) olduğundan farklı gösterilmesi veya farklı para birimi cinsinden beyan edilmesi, ticari hayatın olağan uygulamalarından olup, mahkeme uygulamalarında da sıkça karşılaşılan bir durumdur. Bu tür durumlarda tarafların gerçek iradesinin tespiti için, noter belgesindeki beyan ile yetinilmeyip, taraflar arasındaki asıl sözleşme ve gerçek anlaşmanın araştırılması gerekmektedir. Gerçek İradenin Belirlenmesi: Somut olayda, taraflar arasında öncelikle 29.11.2019 tarihinde arabuluculuk anlaşması imzalanmış ve bu anlaşmada hisse devir bedeli açık ve net bir şekilde 320.000 USD olarak kararlaştırılmıştır. Arabuluculuk anlaşmasının 6. maddesinde bu bedelin ödeme şekli de detaylı olarak düzenlenmiş olup, 50.000 USD'nin peşin, 270.000 USD'nin ise 27 eşit taksit halinde ödeneceği açıkça belirtilmiştir. Arabuluculuk anlaşmasından yaklaşık 4 gün sonra noterde düzenlenen hisse devir sözleşmesi ise, arabuluculuk anlaşmasında öngörülen "hisse devir sözleşmesinin noter huzurunda 03.12.2019 tarihinde düzenlenerek imzalanacağı" hükmünün yerine getirilmesi amacıyla yapılmış olup, buradaki farklı bedel beyanı, noter işlemlerinde yaygın görülen uygulamanın sonucudur. "Kimse Kendi Muvazaasından Yararlanamaz" İlkesinin Değerlendirilmesi: Davalı ... tarafından "kimse kendi muvazaasından yararlanamaz" ilkesine dayanılarak, davacının noter belgesinde farklı bedel beyan etmek suretiyle muvazaa yaptığı ve bu nedenle kendi muvazaasından yararlanamayacağı ileri sürülmüştür. Yukarıda "Gerçek İradenin Belirlenmesi" başlığında açıklandığı üzere "somut olayda, taraflar arasında öncelikle 29.11.2019 tarihinde arabuluculuk anlaşması imzalanmış ve bu anlaşmada hisse devir bedeli açık ve net bir şekilde 320.000 USD olarak kararlaştırılmıştır" ve bu durum gerçek duru olup noter huzurunda düzenlenen hisse devir sözleşmesinde sadece bedelin 350.000 TL olarak gösterilmesi ve "peşin alındığı" beyanının ise muvazaalı olduğu, "Kimse kendi muvazaasından yararlanamaz" ilkesi gereğince, muvazaalı işleme katılan kişi olan davalının bu durumdan yararlanması mümkün değildir. Davalı bir taraftan noter belgesindeki bedel beyanının muvazaalı olduğunu kabul ederken, diğer taraftan bu muvazaalı beyana dayanarak borcun ödenmediğini ileri sürmekte, böylece kendi katıldığı muvazaalı işlemden yararlanmaya çalışmaktadır. Bu nedenle, davalının muvazaa savunması kendi aleyhine sonuç doğuracak nitelikte olup, "kimse kendi muvazaasından yararlanamaz" ilkesi davalı aleyhine uygulanması gereken bir durum ortaya çıkarmaktadır. Net Borç Hesaplaması: Net Alacak/Borç Hesaplaması: Vadeli Borcun Muaccel Hale Gelmesi: Arabuluculuk anlaşmasında öngörülen ödeme planına göre, 50.000 USD'nin 30.04.2020 tarihinde peşin, 270.000 USD'nin ise 31.01.2021'den başlayarak 27 eşit taksit halinde ödenmesi kararlaştırılmıştır. İcra takibinin başlatıldığı 27.10.2023 tarih itibariyle, 320.000 USD'lik alacağın tamamının vadesi gelmiş ve muaccel hale gelmiş bulunmaktadır. Davacı tarafından bu toplam alacaktan ödenmeyen 195.300 USD'lik kısmının tahsili için icra takibi başlatılmıştır. Yapılan Ödemelerin Hesaba Katılması: Davalı ... tarafından 03.12.2019 tarihinde .... Noterliği huzurunda düzenlenen hisse devir sözleşmesinde 350.000 TL bedelin "peşin ve nakden alındığı" beyan edilmiş olup, bu miktarın zaten davacının ödeme yapıldığını beyan ettiği miktar içinde kaldığı anlaşıltır. 3. Kefalet Sözleşmesinin Geçerliliği (Şahap): TBK m.583 Şekil Şartları ve Somut Olayda Karşılanması: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 583. maddesi uyarınca; "Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır." Somut olayda, davalı ...'ın 29.11.2019 tarihli arabuluculuk anlaşma belgesindeki imzası ve beyanları incelendiğinde, TBK m.583'te aranan tüm şekil şartlarının karşılandığı görülmektedir: a) Yazılı Şekil Şartı: Arabuluculuk anlaşma belgesi yazılı olarak düzenlenmiş ve davalı ... tarafından imzalanmıştır. b) Azami Miktar Belirtilmesi: Kefalet kapsamındaki azami miktar, arabuluculuk anlaşmasında açıkça 1.840.000 TL olarak belirtilmiştir. c) Kefalet Tarihi: Arabuluculuk anlaşma belgesinin imzalandığı 29.11.2019 tarihi, aynı zamanda kefalet tarihini oluşturmaktadır. d) El Yazısıyla Müteselsil Kefalet Beyanı: Davalı ..., arabuluculuk belgesinde kendi el yazısıyla "müteselsil kefil" olduğunu belirtmiş ve bu sıfatla sorumluluğunu kabul etmiştir. Davalının Şekil Şartları Eksikliği Savunmasının Değerlendirilmesi: Davalı ..., cevap dilekçesinde kefalet sözleşmesinin TBK m.583'teki şekil şartlarını taşımadığını, kefilin sorumlu olacağı azami miktarın belirtilmediğini, kefalet tarihinin bulunmadığını ve el yazısıyla kefil olma durumunun belirtilmediğini ileri sürmüştür. Ancak bu savunma, dosyada bulunan arabuluculuk anlaşma belgesi ile çelişmektedir. Davalının arabuluculuk belgesinde kendi el yazısıyla yaptığı ibare ve imzalar incelendiğinde, yukarıda belirtilen tüm şekil şartlarının usulüne uygun olarak yerine getirildiği açıkça görülmektedir. C) Savunmaların Reddi Gerekçeleri: 1. Takas/Mahsup Savunmasının Reddi: TBK Takas Hükümlerinin Uygulanması: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 139. Madde " İki kişi, karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş diğer edimleri birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise her biri alacağını borcuyla takas edebilir. Alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebilir. Zamanaşımına uğramış bir alacağın takası, ancak takas edilebileceği anda henüz zamanaşımına uğramamış olması koşuluyla ileri sürülebilir." Davalı ...'ın Takas İddiası: Davalı ... tarafından, davacının şirketi "mali olarak boşalttığı" iddiasına dayalı olarak karşı alacağının bulunduğu ve bu alacağın davacının alacağı ile takas edilmesi gerektiği savunması yapılmıştır. Davalı, davacının eşi ve mali müşaviri Maksut Karahasan'ın şirkette usulsüz işlemler yaptığını, şirketin zarara uğratıldığını ileri sürmüştür. Somutlaştırma Eksikliği ve Tanık Dinletme Talebinin Reddi: Mahkememizce davalının takas iddiası değerlendirilmiş, ancak TBK m.123 vd. hükümlerinde öngörülen takas şartlarının karşılanmadığı tespit edilmiştir. Özellikle: a) Karşı Alacağın Varlığı İspat Edilememiştir: Davalı, "mali boşaltma" iddiasını vakıalar ile somutlaştıramamış, hangi tarihlerde, hangi işlemlerle, ne miktarda zararın oluştuğunu belirtememiştir. b) Belirlilik Şartı Karşılanmamıştır: Takas edilmek istenen karşı alacağın miktarı belirlenmemiş, genel nitelikli iddialarla yetinilmiştir. c) Muaccellik Şartı Tartışmalıdır: İddia edilen zararın ne zaman muaccel hale geldiği belirtilmemiştir. Mahkememizin 20.12.2024 Tarihli Ara Kararı: Davalı ... vekilinin tanık dinletme talebi, mahkememizin ara kararı ile şu gerekçelerle reddedilmiştir: "Şirketin mali olarak boşaltıldığı iddiasına dayalı tanık dinletilmesi talebi davalı ... açısından mahsup nedeni olarak ileri sürülmüş olup, mali olarak boşaltmaya ilişkin vakıa, somutlaştırma bulunmamakla tanık dinlenmesine de gerek bulunmadığından tanık dinletme taleplerinin reddine" karar verilmiştir. Bu ara karar, davalının takas iddiasının hukuki ve fiili dayanaktan yoksun olduğunu ortaya koymaktadır. Hukuki Değerlendirme: TBK'nın takas hükümleri, kesin ve belirli alacaklar arasında uygulanabilir. Davalının genel nitelikli "mali boşaltma" iddiaları, takas için gerekli olan belirlilik ve ispat şartlarını karşılamamaktadır. Ayrıca, iddia edilen karşı alacağın varlığı, miktarı ve muaccelliyeti konusunda somut delil sunulamamıştır. Sonuç: Bu nedenlerle, davalı ...'ın takas/mahsup savunması, TBK'nın 123 vd. maddelerindeki şartları karşılamadığından kabul edilmemiş olup, bu savunmanın davanın esasını etkileyecek nitelikte olmadığı sonucuna varılmıştır. 2. Döviz Mevzuatı İhlali İddiasının Reddi : Davalılar tarafından taraflar arasındaki arabuluculuk anlaşmasının Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar'a aykırı olduğu, döviz cinsinden kararlaştırılmasının geçersizlik doğurduğu savunması yapılmıştır. Somut olayda, davacının "... ... Grafik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi"ndeki hisselerinin tamamının davalı ...'a devri söz konusudır. Şirket hisse devri, hukuki niteliği itibariyle menkul satış sözleşmesi kapsamında değerlendirilmektedir. TTK'nın ilgili hükümleri uyarınca şirket payları menkul mal niteliğinde olup, devir işlemi menkul satışı oluşturmaktadır. Taraflar arasındaki arabuluculuk anlaşması 29.11.2019 tarihinde imzalanmış olup, 32 Sayılı Karar'ın getirdiği döviz yasağı 13.09.2018 tarihinden itibaren yürürlükte bulunmaktadır. Bu nedenle arabuluculuk anlaşması, döviz yasağının yürürlükte olduğu dönemde imzalanmıştır. 2018-32/51 sayılı Tebliğ'in 8/6 maddesi uyarınca "İş makineleri dahil taşıt satış sözleşmeleri dışında kalan menkul satış sözleşmeleri" döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılabilir kategorisinde yer almaktadır. Bu nedenle hisse devir sözleşmeleri, 2018 tarihinden itibaren döviz cinsinden bedel kararlaştırılmasına izin verilen sözleşmeler arasında bulunmaktadır. Bu nedenlerle, taraflar arasındaki arabuluculuk anlaşmasında hisse devir bedelinin 320.000 USD olarak kararlaştırılması, hisse devir sözleşmesinin "diğer menkul satış sözleşmeleri" kapsamında değerlendirilmesi ve 32 Sayılı Karar'ın bu tür sözleşmelerde döviz cinsinden bedel belirlenmesine izin vermesi nedeniyle mevzuata aykırılık oluşturmamaktadır. Davalıların döviz mevzuatına aykırılık yönündeki savunması, hem 2018 tarihli düzenlemeler hem de güncel mevzuat açısından hukuki dayanaktan yoksun olup, kabul edilmemiştir. Davacı ile davalılar arasında 29.11.2019 tarihinde imzalanan hukuk uyuşmazlıklarında ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin HUAK m.18 uyarınca geçerli ve bağlayıcı olduğu, davalıların hile/muvazaa ve takas savunmalarının somutlaştırılamaması nedeniyle ispat edilemediği, döviz mevzuatına aykırılık iddiasının hisse devir sözleşmesinin menkul satış niteliğinde olması ve mevzuatın bu tür sözleşmelerde döviz cinsinden bedel belirlenmesine izin vermesi nedeniyle yerinde olmadığı, davalı ...'ın TBK'deki tüm şekil şartlarını karşılayan müteselsil kefalet sorumluluğunun bulunduğu, bu nedenlerle davalıların icra takibine yaptıkları itirazın haksız olduğu sonucuna varılmış olup, itirazın iptali ile takibin devamına ve davalılar hakkında icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği kanaatine ulaşılmıştır. Arabuluculuk Anlaşmasındaki Ödeme Planı ve Vade Belirsizliği: Arabuluculuk anlaşmasının 6. maddesinde yer alan ödeme planına göre, 270.000 USD'nin "vade başlangıcı ve ilk ödeme tarihi 31.01.2021 olmak üzere takip eden her ay içerisinde her ay 10.000 USD olarak 27 eşit taksitte nakden ödeneceği" belirtilmiş olup, taksitlerin ayın hangi günü ödeneceği açıkça belirlenmemiştir. Bu durum, taksitlerin belirli bir vade tarihi olmadığını, sadece aylık dönemler halinde ödenebileceğini göstermektedir. Davacı tarafından ... 6. Noterliği'nin 11.11.2022 tarih ve ... yevmiye numaralı tebliğ şerhli ihtarname ile davalılara borcun ödenmesi için 3 günlük süre verilmiş, bu ihtarname 12.11.2022 tarihinde davalılara tebliğ edilmiştir. İhtarname ile verilen 3 günlük sürenin dolması ile (15.11.2022 tarihi itibariyle) vadesi gelen borç kısmı için gecikme faizi işlemeye başlamış olup, bu tarihten itibaren kamu bankalarınca USD için fiilen uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanması gerekmektedir. Davalı ... açısından fazlaya ilişkin istem olan 6.080-USD işlemiş faiz miktarı açısından itirazın iptali talebinin feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir. İcra İnkar Tazminatı: İİK'nın 68. maddesi uyarınca, alacaklının takibine borçlu tarafından itiraz edilmesi ve bu itirazın mahkemece haksız bulunması halinde, borçlunun ödeyeceği asıl borcun %20'sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilir. Bu tazminat, borçlunun haksız itirazı nedeniyle alacaklının uğradığı zararın tazmini amacını taşımaktadır. Somut olayda, davalılar ... ve ... tarafından .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra takibine yapılan itiraz, mahkememizce yapılan inceleme sonucunda haksız bulunmuştur. Alacak likit de olmakla davalı tarafın aleyhine icra inkar tazminatına da hükmedilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile davalının .... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyasında davalı ... açısından 195.300 USD asıl alacağa ve takip tarihinden itibaren işleyecek faiz oranına, davalı ... açısından 1.840.000 TL asıl alacak ve takip tarihinden itibaren işleyecek faiz oranına itirazların iptaline, Bunların dışında takibin ödeme emrindeki kayıt ve şartlarda devamına, -Davalı ... açısından fazlaya ilişkin istem olan 6.080-USD işlemiş faiz miktarı açısından itirazın iptali talebinin feragat nedeniyle reddine, 2-195.300 USD'nin %20'si olan 1.084.696,20 TL (davalı ... açısından 368.000 TL ile sınırlı olmak üzere) tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 3-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 409.462,18-TL397.099,84 TL karar ve ilam harcından 73.258,95-TL peşin harcın düşümü ile eksik kalan 323.840,89 TL ilam harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına, (Davalılardan ... yönünden 125.690,40-TL'sine kadar sınırlı olmak üzere) 4-Davacı tarafından yatırılan 73.258,95-TL peşin harç ve 427,60-TL başvuru harcı olmak üzere toplam 73.686,55-TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına, (Davalılardan ... yönünden 23.321,79-TL'sine kadar sınırlı olmak üzere) 5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 364.132,02-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına, (Davalılardan ... yönünden 219.200,00-TL'sine kadar sınırlı olmak üzere) 6-Davalılardan ... kendisini vekille temsil ettirmiş olmakla, (bu davalı yönünden feragat edilen 6.080,00-USD'ye ilişkin) karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 30.000,00-TL ücreti vekaletin davacıdan tahsili ile iş bu davalı yana verilmesine, 7-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.200,00-TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, (Davalılardan ... yönünden 1.012,80-TL'sine kadar sınırlı olmak üzere) 8-Davacı tarafından yapılan 1.007,00-TL yargılama giderinin red ve kabul durumuna göre takdiren oranlayarak 976,60-TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, (Davalılardan ... yönünden 309,09-TL'sine kadar sınırlı olmak üzere) arda kalan bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 9-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere oy birliği ile karar verildi.10/04/2025 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/213, K. 2025/293, T. 10.04.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-14-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-213-e-2025-293-k-db82a03a7c0a