İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/345 E. 2024/191 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/345
- Karar No
- 2024/191
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/345 Esas KARAR NO : 2024/191 Karar DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 22/05/2023 KARAR TARİHİ : 26/03/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından dosyaya sunulan 23.05.2023 tarihli dilekçede özetle: “Davacı Müvekkil ... ... ile Davalı ... A.Ş. arasında akdedilmiş bulunan bir işbirliği sözleşmesi gereği ticari iş ilişkisinin bulunduğu, Davalı borçlu arasında ticari iş ilişkisi çerçevesinde düzenlenmiş ancak davalı borçlu tarafından ödemesi gerçekleştirilmemiş 5 adet ve toplam 27.684,89 TL tutarlı ticari faturanın bulunduğu, davalı Şirket hakkında icra takibi başlatılmış ise de Davalı Tarafın takibe itiraz etmesi sonucu takibin durduğu, davalı Borçlu Şirketin Müvekkil Şirkete borcunun olduğu, takibe itirazında, dosyaya sunulan fatura hakkında bir açıklama yapılmadığı gibi ödeme belgesi de sunmadığı, borçlu davalı Şirketin kötü niyetli olduğu, davalı hakkında icra takibi başlattıktan sonra 22.12.2022 tarihinde müvekkile e-mail vasıtasıyla taraflarca akdedilmiş bulunan işbirliği sözleşmesi gereğimce kesildiği iddia olunan bir fatura gönderdiği. Gönderilen faturada “cezai şart bedeli” açılmış olan icra takip talebindeki talep edilen toplam tutarın icra takibi başlatılan cari hesap borç tutarı kadar olduğu, sonuç olarak davanın kabulü ile itirazın iptali ve takibe devamına karar verilmesi Davalının haksız ve kötü niyetli olduğundan İİK m. 67. Hükmü kapsamında hükmolunan alacağın % 20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine” karar verilmesi talep edilmiştir. Davalı Vekili tarafından dosyaya sunulan 03.06.2023 tarihli dilekçede özetle; “Davalı yanın hiçbir gerekçe göstermeden ve yazılı bildirimde bulunmadan müvekkil şirketteki çalışmasını sonlandırdığı, davacı şirket ile müvekkil şirket arasında 11.05.2022 tarihli işbirliği sözleşmesi uyarınca müvekkil şirketin kargı dağıtım operasyonlarında taşıma tedarikçisi olarak çalıştığı, davacı yan fesih bildirim ve sürelerine uymaksızın sözleşmeye aykırı davranarak şirketle çalışmasını sonlandırdığı, davacı yanın fesih sözleşmesine uymak bir yana müvekkil şirketteki çalışmasını ve işbirliği sözleşmesini sonlandırmak için taraflarına hiçbir bildirimde bulunmadığı, haber vermeden ortadan kaybolduğu, sözleşmenin 6. Maddesinin 2. Bölümünde “Taşımacının her hangi bir zamanda ve yerde her hangi bir gerekçe göstermeksizin 60 gün öncesinden bildirimde bulunmak şartıyla sözleşmesini tek taraflı olarak tazminatsız feshedebileceği” şeklinde düzenlemenin olduğu, davacının mücvekkil şirkete her hangi bir bildiriminde bulunmadan çalışmasını sonlandırdığı, davacı yanın basiretli bir tüccar gibi hareket etme yükümlülüğüne aykırı davranışlar içinde olduğu, davacının ödemediğini iddia ettiği 5 adet ve toplamı 27.684,89 TL tutarındaki fatura, sözleşmede öngörülen müvekkil şirketin cezai şart alacağından mahsup edildiği, Sözleşmenin 6. maddesinin 7. bölümünde “Taşımacının iş bu sözleşmeyi bildirim yükümlülüğüne uymaksızın sona erdirmesi halinde ... e 10.000,00 TL den az olmamak üzere fesih tarihine kadar taşımacı ya ödemiş olduğu en yüksek hak ediş tutarının iki katı oranında cezai şart ödeyeceğini kabul, beyan ve taahhüt eder. Ayrıca bu durumda ... hesaplanan cezai şart bedelini Taşımacının hakkedişinden veya taşımacı tarafından kendisine teminat senedinden veya nakit teminattan karşılama/mahsup ve fazlası için yasal yollara başvurma hakkı saklı olacaktır” şeklinde düzenlemenin mevcut olduğu, davacı yan geçerli bir fesih bildiriminde bulunmamış olması dolayısıyla sözleşmenin 6. Maddesinin 7. Fıkrası gereğince 32.029,92 TL bedelli cezai şartı faturalandırıldığı, davacı yanın fesih sürelerine uymadan çalışmasını sonlandırması halinde cezai şart bedelinin hak edişlerinden mahsup edileceğini kabul ve taahhüt ettiği, Davacının Müvekkil Şirketten her hangi bir alacağı olmadığı gibi Müvekkil Şirkete borcunun bulunduğu, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, icra takibinin iptaline, kötü niyetli davacının %20 den aşağı olmamak üzere tazminat ödemeye mahkum edilmesini karar verilmesini talep etmiştir. ... İcra Müdürlüğü'nün 2022/... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde, davacının davalı aleyhine 27.156,00-TL alacak için ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin borçluya 15/12/2022 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 19/12/2022 tarihinde süresi içerisinde itiraz ettiği görülmüştür. Bilirkişinin düzenlediği 15/01/2024 tarihli 7 sayfadan ibaret raporunda özetle; Davacı ... ...’in işletme hesabı esasına göre defter tuttuğundan defterlerinin delil değeri taşımadığı, davalı ... A.Ş. nin e-defter mükellefi olduğu, defter kayıt nizamı açısından eleştirilecek bir hususun olmadığı, defterlerin delil değeri taşıdığı, davacı tarafından düzenlenen 5 adet fatura toplamı olan 27.156,00 TL nin Davalı Şirket tarafından ödenmediği, davacının taraflar arasında yapılan sözleşmenin 6.2. maddesine aykırı olarak sözleşmeyi feshetmesi nedeniyle sözleşmenin 6.7. maddesine göre en yüksek hakkediş olan 16.014,96 TL nin iki katı katar (16.014,96 x 2=) 32.029,92 TL cezai şart olarak davalı tarafın alacak talep etmesinin taraflar arasında düzenlenen sözleşmeye uygun olduğu, görüş ve kanaatinde rapor sunulmuştur. 6100 sayılı Yasanın 114/1-c maddesi gereğince mahkemenin görevli olması dava şartlarından olup 115. madde gereğince de Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder. Türk Ticaret Kanununun 4. Maddesinde , bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. Maddesinin ikinci fıkrasında , bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. Maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir. Türk Ticaret Kanununun 3. Maddesinde , "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." düzenlemesi getirilmiştir. TTK'nın 14. Maddesine göre " bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir." Aynı Kanunun 17. Maddesi hükmünce de ; iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir." düzenlemesi yer almaktadır. 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3'üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkar, ister gezici ister sabit bir mekanda bulunsun, Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkar meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK'nın 1463. Maddesinde de önce 17. Maddeye gönderme yapılarak , Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardar aşağıya gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. Maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir. 19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise ticari işletme hesabına göre defter tutarlar. Bir hukukî işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için kanunun amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlar ile bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukukî işlemin veya fiilin olması gerekir. Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; davacının ticari işletme kaydının bulunmadığı, işletme esasına göre defter tuttuğu, gelirin belirlenen sınırı aşmadığı, davacının tacir sıfatının bulunmadığı, faaliyetinin esnaf boyutunda olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın da mutlak ticari dava niteliğinde bulunmadığı anlaşıldığından aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davanın 6100 sayılı Yasanın 114/1-c maddesi ve 115/2.maddesi gereğince görev dava şartı yokluğu nedeni ile usulden REDDİNE, 2- 6100 sayılı Yasanın 20/1 maddesi delaletiyle kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içinde Mahkememize başvurularak dosyanın görevli İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesinin talep edilmesi gerektiği, aksi durumda davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin kararın tebliği ile birlikte ihtarına, 3- 6100 sayılı Yasanın 331/2.maddesi gereğince davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına, davaya devam olunmaması halinde Mahkememizce dosya üzerinden durumun tespiti ile davacının yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilmesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde ... Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır