İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/247 E. 2024/812 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/247
- Karar No
- 2024/812
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/247 Esas KARAR NO : 2024/812 DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 06/04/2023 KARAR TARİHİ : 28/11/2024 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil davacı ...'e karşı, 14.02.2022 tarihinde, ismini icra takibinin açılmasıyla öğrenmiş olduğu, herhangi bir iletişiminin, tanışıklığının ve ticari ilişkisinin bulunmadığı davalı ... tarafından, 650.000 dolarlık bono ile .... İcra Müdürlüğü’nün 2022/... E. Sayılı dosyasıyla kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlatıldığını, davacı müvekkil ..., ... hakkında şikayette bulunmuş olup soruşturma, ... Cumhuriyet Başsavcılığının 2022/... S.Nolu dosyası ile derdest olduğunu, Davalı ... soruşturma dosyasındaki ifadesinde, ...'e 650.000 USD parayı, Beylikdüzünde adını hatırlamadığı bir kafede elden teslim ettiğini iddia ettiğini, Müvekkil davacı, bonodaki imzanın kendisine ait olmadığı, davalı ...'na herhangi bir borcunun bulunmadığını belirterek bonodaki borca ve imzaya itiraz ettiğini, ....İcra Hukuk Mahkemesinin 2022/... E. Sayılı dosyasında görülen davada 3 profesör tarafından hazırlanan imza incelemesine ilişkin bilirkişi raporunda; dava konusu olan bononun, davacı müvekkil ... tarafından başka amaçla atılmış imzalar kullanılarak oluşturulduğu sonucuna varıldığını, davalı ..., müvekkilin imzasını bizzat kendisi veya kargo dolandırıcılığı yoluyla başka bir şahsı kullanmak suretiyle ele geçirmiş ve dava konusu bonoyu beraber hareket ettiği dolandırıcılık ve resmi evrakta sahtecilik suçları şüphelileriyle beraber doldurduğunu, Davalı ...'ndan yaklaşık 7 ay kadar önce, müvekkile karşı yine tanımadığı bir şahıs olan ... tarafından sahte bono ile icra takibi başlatıldığını, Davalı, 650.000,00 USD parayı müvekkil davacıya Beylikdüzü'nde bir kafede elden teslim ettiğini iddia ettiğini, Davalının bu iddiası bir kurgudan ibaret olup 650.000,00 USD parayı borç olarak verebilecek bir kişinin üzerine kayıtlı tek bir taşınmazı ve aracının olmaması hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bononun ödeme tarihi 17.02.2021'dir, ödeme tarihi ile icra takip sürecinin başladığı tarih arasında yaklaşık 1 yıllık bir fark olduğunu, ... İcra Müdürlüğü’nün 2022/... Esas sayılı icra takibinin durdurulmasına, davacının borçlu olmadığının tespitine, bononun ve takibin iptaline, Adli yardım talebi kabulü ile müvekkilin peşin harç ve teminattan muaf tutulmasına, icra dosyasına yatan paranın alacaklıya ödenmemesine yönelik tedbir uygulanmasına, icra takibi haksız ve kötü niyetle açılmış olduğundan; İİK m. 72/5 uyarınca, bonodaki alacak miktarının %20sinden aşağı olmamak üzere davacının uğradığı zararın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalıya usulüne uygun tebligat yapılmış olup davalı süresi içerisinde davaya cevap vermeyerek HMK 128 uyarınca tüm iddiaları inkar etmiş sayılmıştır. İcra takip dosyasının incelenmesinde, davacının ....İcra Dairesinin 2022/... esas sayılı takip dosyasında senetten kaynaklanan 650.000,00-USD asıl alacak 38.679,45-USD işlemiş faiz, 1.950,00-USD komisyon olmak üzere toplam 690.629,45-USD (9.349.672,43-TL) takip yapıldığı, ödeme emrinin 16.02.2022 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun süresi içerisinde itirazda bulunmadığından takibin kesinleştiği görülmüştür. Grafoloji bilirkişi heyetinin 03/05/2024 tarihli 6 sayfadan ibaret raporunda özetle; 17.01.2021 düzenleme tarihli, 17.02.2021 vade tarihli, borçlu “...”, alacaklısı “...” olan, bedeli nakden karşılanmış, anlaşmazlık halinde İstanbul Mahkemelerinin yetkisi kabul edilmiş 650.000 Dolar meblağlı senet kağıdının üst kenarının kesilerek hazırlanışına bağlı düzensizlikler mevcut olduğu, senet ön yüzde yer alan borçlu imzalarının alt bölümüne gelecek şekilde konumlanmış yapıştırıcı bakiye izinin yer aldığı, yapıştırıcı bakiye izinin bulunduğu konumda kağıt lif yapısında bozulmanın meydana geldiği, ... tarafından başka amaçla atılmış imzaların kullanılarak inceleme konusu senedin oluşturulduğu, diğer bir ifadeyle senet ön yüzde yer alan borçlu imzalarının senet metnini onaylar mahiyette bulunmadığını belirtmiştir. İsticvap; mahkememizin 31.10.2024 tarihli celsesinde isticvabına karar verilen davalı ...'nun beyanı alınmış olup beyanında "Ben senedi davacı ...'den aldım, 650.000,00-USD borcu vardı, bunun için aldım...2021 yılı ocak ayında bu borcu verdim 1 aylığına nakit olarak elden vermiştim, davacıyı ... deki dükkanıma gelip gittiğinden dolayı tanırım, aramızda bir hukuk oluştu ondan dolayı verdim, kendim esnaflık yapıyorum oralarda arsa ve araç alıp satıyorum, davacı da arsa aradığını söylemişti, öyle tanışıklığımız oluştu, 2017-2021 arası dükkanımda yıllık satışlarım 3,5 milyonu bulmaktadır, onun haricinde arsa alıp satımı yapmaktayım bunu vergi dairesine beyan etmiyoruz, kazandığımız paraları nakit tutuyorum döviz ve altına yatırıyoruz aramızda borcun verilmesine iadesine ilişkin mesajlaşma yoktur, yüz yüze sadece parayı geri istemiştim, herhangi bir tanık da yoktur...2021 yılından sonra borç verdiğimden dolayı daha önce borç verdiğimden dolayı sıkıntılar yaşamaya başladım, bu kadar borcu ödemediği için 1 sene bekledim ödeyeceğini tahmin ettim." şeklinde beyanda bulunmuştur. Adli Yardım; mahkememizin 10.04.2023 tarihli ara kararı ile adli yardım talebinin kabulüne karar verilerek, yargılama giderleri hazineden karşılanmıştır. İhtiyati tedbir; mahkememizin 26.05.2023 tarihli ara kararı ile 6100 sayılı Yasanın 391/1. maddesi uyarınca teminatsız olarak, ... İcra Müdürlüğünün 202/... Esas sayılı takip dosyası ile davacı aleyhine yürütülmekte olan takipte, icra veznesine girecek paranın, dava sonuçlanıncaya değin alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmiştir. Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırılmaktadır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun “Menfi tespit ve istirdat davaları” başlıklı 72. maddesi:“Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir.” düzenlemesini içermektedir. Anılan maddeden anlaşıldığı üzere borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir ve takip konusu alacağın borçlusu olmadığının tespiti isteyebilir. Borçlu, belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açar; bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi iptal edilir ve borcu ödemekten kurtulur. Somut uyuşmazlıkta davacı icra takibinden sonra menfi tespit davası açmıştır. İspat yükü ise; bir vakıanın doğru ve gerçek olup olmadığı konusunda hakimi inandırma faaliyetidir. İspat, ispat anıdan önce vuku bulmuş ve tekrar etmeyen, vakıalara ilişkindir. İspat yükü aynı zamanda bir haktır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2013/10133 Esas 2014/451 Karar sayılı ilamında da belirttiği üzere 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK), “İspat Yükü” başlıklı 6. maddesinde, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” şeklinde; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesinde ise: “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” şeklinde düzenlemelere yer verilmiştir. Sözkonusu ispat yükünün kime ait olduğunu belirleme görevi, davanın taraflarına değil, mahkemeye aittir. İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf, o vakıayı ispat etmelidir. Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu, borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; Dava, davacının imzasının bir kağıda alınması sağlanarak (pencere sistemi) bononun sahte olarak düzenlendiği iddiasına dayalı temel ilişkinin ve borcun bulunmadığından bahisle menfi tespit istemine ilişkindir. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine .... İcra Müdürlüğü'nün 2022/... E. sayılı dosyasında 650.000 USD bedelli bonoya dayalı olarak başlatılan icra takibinde, davalı ile herhangi bir tanışıklık ve ticari ilişkilerinin bulunmadığını, imzanın başka bir belgeden alınarak manipüle edildiğini, davalının iddia ettiği borç verme işleminin ekonomik olarak hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ileri sürerek borcun bulunmadığının tespitini talep etmiştir. Davalı, davacı ile Silivri'deki dükkanından tanıştıklarını, 650.000 USD'yi 2021 yılı Ocak ayında nakit olarak elden verdiğini, arsa ve araç alım-satımı işi yaptığını ve bu parayı verebilecek ekonomik güce sahip olduğunu, bononun gerçek bir borç ilişkisine dayandığını savunmuştur. Mahkememizce alınan grafoloji bilirkişi heyetinin 03/05/2024 tarihli raporunda; senet kağıdının üst kenarında kesilerek hazırlanışa bağlı düzensizliklerin bulunduğu, borçlu imzalarının alt bölümünde yapıştırıcı bakiye izinin mevcut olduğu, yapıştırıcı izinin bulunduğu bölgede kağıt lif yapısında bozulma meydana geldiği, imzaların sıkışık şekilde ve keşide tarihine yakın konumlandırıldığı, "imza" ibarelerinin mutat yerleşimde bulunmadığı tespit edilmiş olup, bu teknik bulgular imzaların çerçeve (pencere) yöntemiyle alındığı iddiasını destekler nitelikte bulunmuştur. Somut olayda, her ne kadar bonodaki imzanın davacıya ait olduğu tespit edilmiş ise de, bilirkişi raporunda tespit edilen senet kağıdının üst kenarındaki kesme izleri, borçlu imzalarının alt bölümündeki yapıştırıcı kalıntıları ve bu bölgedeki kağıt lif yapısında meydana gelen bozulmalar, imzaların sıkışık şekilde ve keşide tarihine yakın konumlandırılması ile "imza" ibarelerinin mutat yerlerinde bulunmaması şeklindeki teknik bulgular, imzaların çerçeve yöntemiyle alındığı iddiasını doğrulamaktadır. Bu teknik tespitlerin yanı sıra; 650.000 USD gibi yüksek bir meblağın hiçbir teminat alınmadan tamamen nakit olarak verildiği iddiası, davalının üzerine kayıtlı taşınmaz ve aracının bulunmaması, taraflar arasında bu miktarda bir borç verilmesini gerektirecek güven ilişkisinin ve ticari geçmişin ispatlanamaması, vadesi 17.02.2021 olan bononun yaklaşık 1 yıl sonra takibe konulması, bu süre içinde borcun ödenmesine ilişkin tek bir mesajlaşma, yazışma veya tanık beyanının dahi bulunmaması ve davalının kazançlarını vergi dairesine beyan etmediğini bizzat beyan etmesi şeklindeki olgular bir bütün halinde değerlendirildiğinde, davalının savunmalarının hayatın olağan akışına açıkça aykırı olduğu anlaşılmaktadır. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında belirtildiği üzere, normal durumun aksini iddia eden taraf, yani hayatın olağan akışına aykırı iddia ya da savunmada bulunan kişi ispat yükü altındadır. Somut olayda davalı, yüksek meblağlı borç ilişkilerinde olağan olan teminat alınması, yazılı belge düzenlenmesi, ödeme taleplerinin belgelendirilmesi gibi normal durumun aksini iddia etmesine rağmen, bu iddialarını ispatlayamamıştır. Bu itibarla, hem çerçeve yöntemine ilişkin teknik bulgular, hem de hayatın olağan akışına aykırı bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davacının menfi tespit talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir. İİK'nın 72/5. maddesi uyarınca, icra takibinin haksız ve kötü niyetle açılmış olduğunun anlaşılması halinde, borçlunun talebi üzerine, takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesi gerekmektedir. Davalının, gerçekte var olmayan bir borç ilişkisi için sahte düzenlenen bonoyu takibe koyması, imzaların çerçeve yöntemiyle alındığının bilirkişi raporuyla tespit edilmesi ve hayatın olağan akışına aykırı savunmalar ile takibi sürdürmesi kötü niyetli davranışın açık göstergeleri olduğundan, takip konusu 9.349.672,43 TL üzerinden %20 oranında 1.869.934,48 TL kötüniyetli tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekmiştir. Mahkememizin 10.04.2023 tarihli ara kararı ile davacının adli yardım talebi kabul edilmiş olup, yargılama giderleri hazineden karşılanmıştır. 6100 sayılı HMK'nın 391/1. maddesi uyarınca teminatsız olarak, ... İcra Müdürlüğü'nün 2022/... Esas sayılı takip dosyasında icra veznesine girecek paranın, dava sonuçlanıncaya değin alacaklıya ödenmemesi yönünde verilen ihtiyati tedbir kararının devamına ilişkin bir engel bulunmamaktadır. Açıklanan tüm bu nedenlerle, davanın kabulü ile davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, icra takibinin iptaline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜYLE davalının ... İcra Müdürlüğünün 2022/... sayı takip dosyasında ve bu dosyada takibe konulan 17.01.2021 düzenleme tarihli 17.02.20221 vade tarihli 650.00 USD bedelli düzenleyeni davacı, lehdarı davalı olan bono nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, -Menfi tespit kararı kesinleştiğinde takibin kanun gereği iptaline -9.349.672,43 TL'nin % 20 oranında olan 1.869.934,48 TL kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Dosya adli yardımlı olup harçsız dava açıldığından, hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 638.676,12-TL ilam harcının ve 80,70-TL(2023 yılına göre) başvuru harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 399.496,72-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Dosya kapsamında adli yardım kararı üzerine suçüstü ödeneğinden karşılanan 371,00-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, [Yargılama gideri açıklaması: -2023 yılı 1 normal +7 e-tebligat = 128,00-TL (2023 yılı tebligat ücreti 58,00-TL+e-tebligat 10,00-TL) -2024 yılı 8 normal +6 e-tebligat = 243,00-TL (2024 yılı tebligat ücreti 175,00-TL+e-tebligat 10,00-TL) 5-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde ... Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar alenen okunup usulen anlatıldı.28/11/2024 Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır Bu belge elektronik imza ile imzalanmış olup ayrıca ıslak imza uygulanmayacaktır.“5070 sayılı Yasanın 5. ve 22. maddeleri gereğince elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan ıslak imza ile aynı hukuki sonucu doğurur.”