İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/339 E. 2024/844 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/339
- Karar No
- 2024/844
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/339 Esas KARAR NO : 2024/844 DAVA :Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) DAVA TARİHİ :28/05/2024 KARAR TARİHİ :19/11/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA/ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Şirketi'nin 2005 yılında kurulduğunu, sektördeki öncü firmalardan biri olduğunu, Şirketlerinin icra dairelerinin gerçekleştirdiği icra ihalelerine katılarak komisyon karşılığında hizmet sunduğunu, Şirketlerinin, teknolojik altyapısı, uzman kadrosu ve müşteri odaklı yaklaşımı ile faaliyet gösterdiğini, müşteri memnuniyetini ve gizliliğini her zaman ön planda tuttuğunu, Bu çerçevede, müvekkili şirketin müşteri bilgileri ve ticari sırlarının büyük bir özenle korunduğunu ve bu bilgilerin gizliliğine büyük önem verildiğini, müvekkili şirkette çalışmış olan ...'in kendi isteği ile istifa ettiğini ve hemen ardından eşi ... ile birlikte ... adında bir şirket kurarak müvekkili aleyhine çalışmaya başladığını, Davalının istifasından sonra şirket çalışanlarını ve müşteri portföyünü alarak, şirkete çok benzer bir yapı kuracağını beyan ettiğini, Bu durumun ... 1. Noterliğinin ... yevmiye numaralı ...tarihli ihtarnamesi ile tespit edildiğini ve iş akdinin feshedildiğini, Bu süreçte, davalı ...’in müvekkili şirketin müşteri portföyünü kullanarak, benzer bir faaliyet alanına sahip bir şirket kurduğunun anlaşıldığını, ...’in “Borçlar Hukuku” adlı eserinde belirtildiği üzere, sır saklama yükümlülüğü iş ilişkisinin sona ermesinden sonra da devam edeceğini, Bu yükümlülüğün ihlal edilmesi halinde, ihlal edenin tazminat yükümlülüğü doğacağını, ...'ün “Rekabet Hukuku” adlı kitabında haksız rekabetin önlenmesi ve cezai yaptırımların uygulanması gerektiğinin vurgulandığını, Davalı ...’in şirketlerinden ayrıldıktan sonra gerçekleştirdiği eylemlerin, şirketlerini maddi ve manevi zararlar verdiğini, İstifasının ardından davalının, müvekkili şirketin müşteri portföyünü kullanarak, benzer faaliyetlerde bulunduğunu ve müvekkili şirketin ticari sırlarını ihlal ettiğini, Bu durumun Türk Ticaret Kanunu’nun 54. ve 55. maddeleri kapsamında haksız rekabet teşkil ettiğini, Davalının, sır saklama yükümlülüğü ve rekabet yasağı sözleşmesini ihlal ettiğini, Bu sözleşmenin 1.1, 1.4, 1.5, 2.1 ve 2.2 maddelerine aykırı davranarak, şirket bilgilerini ve müşteri portföylerini kullandığını, İlgili sözleşmenin cezai şart başlıklı 3.1 maddesi uyarınca, her bir ihlal durumu için 500.000,00 TL cezai şart ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, davalı ...'in eylemlerinin yargı kararlarına da aykırılık teşkil ettiğini, Davalının kurduğu ... isimli sitenin, müvekkili şirkete ait olan ... sitesinin altyapısı ve kodlamaları ile oluşturulmuş bir kopyası olduğunu, Domain kayıtlarına göre bu sitenin 22.10.2020 tarihinde alındığını, Sitenin ilgili kısmında müvekkili şirkete ait görsellerin kullanıldığını ve ... yazısının hala durduğunu, Bu durumun Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) kapsamında manevi haklara tecavüz suçu teşkil ettiğini, ...'ün “Rekabet Hukuku” adlı kitabında da belirtildiği gibi, haksız rekabetin önlenmesi ve cezai yaptırımların uygulanmasının gerektiğini, Müvekkili şirketin, müşteri bilgilerini barındırdığını ve bu bilgilerin yayılmasının şirketleri için tehlike arz ettiğini, Davalının, şirket eski çalışanı ... ile yaptığı yazışmalarda, müşteri verilerini izinsiz ve hukuka aykırı olarak aldığını belirttiğini, Tüm bu nedenlerle, Davalıların haksız rekabet ve sır saklama yükümlülüğünü ihlal etmeleri nedeniyle belirsiz alacak davası olarak başlatılan bu davada, şimdilik 1000 TL üzerinden tazminat talep ettiklerini, davalıların bu eylemlerinin müvekkili şirkete verdiği zararın tam ve kesin tespiti sonrası, talep edilen tazminat miktarının artırılması hakları saklı kalmak kaydıyla, tazminatın davalılardan tahsilini, Haksız rekabetin önlenmesi ve davalının benzer faaliyetlerde bulunmasının engellenmesini, ... sitesine erişimin engellenmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA/ Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; müvekkili yönünden pasif husumet yokluğunun söz konusu olduğunu, bu sebeple davanın husumet yokluğundan reddinin gerektiğini, Müvekkilinin davacı yanın iddia ettiği üzere herhangi bir şirketin ortağı, yetkilisi veya çalışanı olmadığını, müvekkilinin, davacının iddia ettiği üzere Sır Saklama Yükümlülüğü-Rekabet Yasağı Sözleşmesi de akdetmediğini, sunulan sözleşmedeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, Ayrıca davacının dava dilekçesinde TTK madde 54 ve devamı maddelerine dayanmış ise de, hiç bir şekilde iddiaları kabul etmemekle birlikte, TTK madde 54 ve 55 kapsamındaki taleplerin müvekkiline yöneltilmesinin hukuken mümkün olmadığını, müvekkili yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, yargılama konusu uyuşmazlığın iş mahkemeleri görev kapsamında olduğunu, İşbu dava yönünden görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemeleri değil, İş Mahkemeleri olduğunu, davacı yanın işbu davayı görevli mahkemede açmadığı gibi arabuluculuk sürecinde de iş hukuku uyuşmazlık alanı yerine, ticaret hukuku uyuşmazlık alanından ilerlediğini, bu sebeple dava şartı arabuluculuk sürecinin yürütüldüğünden bahsedilemeyeceğini, davanın usulden reddinin gerektiğini, dava dilekçesinin hmk madde 119 gereği bulundurması gereken tüm hususları bulundurmadığını, Basit yargılama usulüne tabi işbu davada, HMK 119/1-e, f bendleri kapsamında eksikliklerin tamamlanmasına, davacı yan tarafından delil listesi ve delil sunulmasına muvafakatlerinin bulunmadığını bildirdiklerini, arabuluculuk son tutanağının da dava dosyasına ibraz edilmediğini, Davacı yanın, dava dilekçesinde de belirttiği ve ekinde sunduğu üzere, davacının rekabet yasağını ve ticari sırları ihlal ettiğine dair ... 1. Noterliğinin ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin ... tarihinde düzenlendiğini, Buna göre davacının fiili öğrendiği en geç tarih 11.09.2020 olduğunu ve bu tarihin üzerinden neredeyse 4 yıl geçtiğini, bu sebeplerle davacının haksız ve mesnetsiz taleplerinin zamanaşımına uğradığının sabit olup davanın reddinin gerektiğini, davacı tarafından sunulan iş sözleşmesi ile sır saklama yükümlülüğü-rekabet yasağı sözleşmesinin delil niteliğini ve hukuken geçerliliğini kabul etmemekle birlikte, sözleşmelerdeki imzaya itiraz ettiklerini, İşçi yönünden iş ilişkisi sona erdikten sonra rekabet yasağı söz konusu olabilmesi için TBK madde 444'e göre yazılı olarak bunun sözleşme ile belirlenmiş olmasının gerekmektedir. Ancak taraflar arasında Kanunda belirlenmiş şartları ve esasları taşıyan bir sözleşme bulunmadığından müvekkilinin iş akdinin sona ermesi ile sadakat borcunun da sona erdiğini, müvekkili ... ile davacı şirket arasında akdedilmiş Rekabet Yasağı ve Sır Saklama Yükümlülüğü Sözleşmesinin bulunmadığını, davacı yan tarafından sunulan 08.12.2015 tarihli İş Sözleşmesi ve 01.02.2020 tarihli Sır Saklama Yükümlülüğü-Rekabet Yasağı sözleşmesinde yer alan imzaların müvekkiline ait olmadığını, davacı yanın rekabet yasağının ihlali sebebine dayanan tazminat taleplerinin hukuken dayanaksız olduğunu, TTK 54-55 kapsamında müvekkili nezdinde bir talep ve tazminatın söz konusu olamayacağı gibi TBK 444 kapsamında da ihlalden söz edilemeyeceğini, Başka bir deyişle, TTK madde 54 ve 55 maddesine dayanarak müvekkiline tazminat talebi yöneltilmesinin hukuka aykırı olduğunu, TBK madde 444'e dayanılarak da tazminat talep edilmesinin mümkün olmadığını, yukarıdaki itirazlarına halel getirmemek kaydıyla, müvekkilin rekabet yasağı veya sır saklama yükümlülüğünü ihlal ettiği herhangi bir eyleminin bulunmadığını, Müvekkilinin Rekabet Yasağı sözleşmesi imzalamadığı gibi rakip bir firma kurmadığını ve ortağı veya yetkilisi olmadığını, rakip bir firmada çalışmadığını, Davacının kötü niyetli olarak, müvekkili hakkında gerçek dışı iddialar ortaya atmasının nedeninin; müvekkilinin hem SGK giriş kaydının yaklaşık 1 sene geç yapılması, hem de işçilik alacaklarının ödenmemesi sebebiyle davacı aleyhine davalar ikame etmiş olması ve bu davaları da kazanması olduğunu, bu sebeplerle Müvekkili açısından husumet yokluğundan davanın reddine,Görev itirazımızın kabulü ile, mahkememizin görevsizliğine, Aksi takdirde, davanın usule dair itirazlarımız gereği davanın usulden reddine, Zamanaşımı itirazları doğrultusunda davanın reddine, Davacının iddia ve talepleri gerçek dışı ve mesnetsiz olduğundan, haksız davanın tüm talepler yönünden tümden esastan reddine, Yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. KANAAT VE GEREKÇE Dava, haksız rekabet nedenine dayalı tazminat talebine ilişkindir. Taraflar arasında akdedilen 08/12/2015 tarihli İş Sözleşmesi'nin incelenmesinde, davalı ...'in davacı şirkette belirsiz süreli iş sözleşmesi ile işçi olarak çalıştığı, daha sonra kendi isteği ile istifa ettiği, hemen ardından eşi ... ile birlikte ... adında bir şirket kurduğu, davacı tarafından bu süreçte davalının davacı şirketin müşteri portföyünü kullanarak benzer bir faaliyet alanına sahip bir şirket kurduğundan taraflar arasındaki sır saklama ve rekabet yasağı sözleşmesinin ihlal edildiğinin iddia edildiği, davalının sözleşmenin 1.1, 1.4, 1.5, 2.1 ve 2.2 maddelerine aykırı davranarak, şirket bilgilerini ve müşteri portföyünü kullandığının iddia edildiği, ilgili sözleşmenin cezai şart başlıklı 3.1 maddesi uyarınca, her bir ihlal durumu için 500.000,00 TL cezai şart ödenmesinin davalı tarafça kabul ve taahhüt edildiğinin ileri sürüldüğü, davalıların haksız rekabet ve sır saklama yükümlülüğünü ihlal ettikleri iddiası ile işbu davanın açıldığı görülmüştür. Dava, rekabet yasağının ihlalinden doğduğu ileri sürülen cezai şart alacağına ilişkin olup somut olayda uyuşmazlığın kaynağı iş sözleşmesi olduğundan 6098 sayılı Kanun'un 444 ve devamı maddelerine dayalı olarak 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında işçi sayılan kişinin, rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali nedeniyle açılan cezai şartın tahsiline ilişkin davalarda iş mahkemeleri görevlidir. 6098 sayılı Kanun’un 396 ncı maddesi uyarınca işçi, yüklendiği işi özenle yapmak ve işverenin haklı menfaatinin korunmasında sadakatle davranmak zorundadır. İşçi, hizmet ilişkisi devam ettiği sürece, sadakat borcuna aykırı olarak bir ücret karşılığında üçüncü kişiye hizmette bulunamaz ve özellikle kendi işvereni ile rekabete girişemez. İşçi, iş gördüğü sırada öğrendiği, özellikle üretim ve iş sırları gibi bilgileri, hizmet ilişkisinin devamı süresince kendi yararına kullanamaz veya başkalarına açıklayamaz. İşverenin haklı menfaatinin korunması için gerekli olduğu ölçüde işçi, hizmet ilişkisinin sona ermesinden sonra da sır saklamakla yükümlüdür. Diğer taraftan rekabet yasağı 6098 sayılı Kanun’un Genel Hizmet Sözleşmesi hükümleri içinde 444 ila 447 nci maddelerinde düzenlenmiştir. Bunun nedeni ise rekabet etmemenin sadakat borcunun bir gereği olmasıdır. İş sözleşmesinin kurulması ile doğan sadakat borcu, işçi tarafından işverenin çıkarlarını koruma ve gözetme borcudur. Rekabet etmeme borcu da işçinin sadakat borcu içinde yer alan alt bir yükümlülüktür. Bir başka deyişle işçinin iş sözleşmesinin devamı süresince işverenle rekabet etmemesi sadakat borcu içinde yer alan bir yükümlülüktür. Buna karşılık taraflar belli şartların varlığı hâlinde iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra da işçinin işverenle rekabet etmeyeceğini kararlaştırabilirler. İş sözleşmesi sona erdikten sonraki rekabet yasağı, iş ilişkisi devam ederken iş sözleşmesine konulacak bir hüküm ile kararlaştırılabileceği gibi bu konuda ayrı bir sözleşme (rekabet yasağı sözleşmesi) yapılması da mümkündür. İş sözleşmesi sona erdikten sonra işçinin işverenle rekabet etmeme borcu ancak böyle bir yükümlülük sözleşme ile kararlaştırıldığı takdirde söz konusu olmaktadır (Sarper Süzek, İş Hukuku, İstanbul, Yenilenmiş Onuncu Baskı, 2014, s.344; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 22.09.2008 tarihli ve 2008/9-517 Esas, 2008/566 Karar sayılı kararı). Rekabet yasağının ihlali hâlinde taraflarca kararlaştırılmış olan belli bir ödemeyi öngören yaptırım, niteliği itibarıyla bir cezai şart hükmüdür. 6098 sayılı Kanun’un 180 inci maddesinin birinci fıkrasında “Alacaklı hiçbir zarara uğramamış olsa bile, kararlaştırılan cezanın ifası gerekir” hükmü yer aldığından, işverenin herhangi bir zararı ispatlamak zorunda bulunmaksızın sözleşmede kararlaştırılan cezai şartı isteyebilme imkânı vardır. Bu durumda işverenin cezai şartı talep edebilmesi için rekabet yasağının ihlal edildiğini ispatlaması yeterlidir (Süzek, S. İş Hukuku, İstanbul, Yenilenmiş Onbirinci Baskı, 2015, s.378). İşçinin iş sözleşmesi sona erdikten sonraki dönem bakımından rekabet yasağına aykırılıktan kaynaklanan cezai şart ve tazminat davalarının ticari dava olduğu belirtilmiş ise de konunun yeniden değerlendirilmesi sonucunda görevli mahkemenin iş mahkemesi olduğu belirlendiğinden önceki karardan dönülmüştür. Hâl böyle olunca somut olayda davacı işçi ile davalı işveren arasında, sözleşme sona erdikten sonraki döneme ilişkin rekabet yasağına aykırılığın sonuçlarını düzenleyen sözleşme maddesi uyarınca tarafların talep edebilecekleri cezai şart ve tazminata ilişkin davaların görülme yeri iş mahkemeleri olduğundan davalı tarafın bu yöndeki temyiz itirazlarının yerinde değildir.( Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin ...Esas, ... Karar, 14/03/2023 Tarihli ilamı) Yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre taraflar arasında akdedilen 08/12/2015 tarihli İş Sözleşmesi sona erdikten sonraki dönem bakımından rekabet yasağına aykırılıktan kaynaklanan cezai şart ve tazminat davalarının davalı işçi ile davacı işveren arasında, sözleşme sona erdikten sonraki döneme ilişkin rekabet yasağına aykırılığın sonuçlarını düzenleyen sözleşme maddesi uyarınca tarafların talep edebilecekleri cezai şart ve tazminata ilişkin davaların görülme yeri iş mahkemeleri olduğundan davacının davasının mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-)Davanın DAVA ŞARTI-GÖREV YÖNÜNDEN USULDEN REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-)Görevsizlik kararının kesinleşmesine müteakiben 2 hafta içinde mahkememize başvurulması halinde dosyanın görevli İstanbul İş Mahkemesine gönderilmesine, 3-)Süresi içerisinde dosyanın gönderilmesi için mahkememize başvurulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine, 4-)HMK 331/2 maddesi gereğince yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin görevli mahkeme tarafından değrlendirilmesine, 5-)Görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içerisinde görevli mahkemeye başvurulmadığı takdirde harç, yargılama gideri ve vekalet ücreti konusunda ek karar yazılmasına, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, mahkememiz gerekçeli kararının HMK 345 maddesi gereğince taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesince incelenebilmesi için tarafların istinaf yoluna başvuru hakkı açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 19/11/2024 Katip ¸e-imzalıdır Hakim ¸e-imzalıdır