İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/330 E. 2024/988 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/330
Karar No
2024/988
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/330 Esas KARAR NO : 2024/988 DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 28/05/2015 KARAR TARİHİ : 18/12/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA/ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 12/04/2014 tarihinde müvekkilinin yolcu olarak bulunduğu;...'un sürücüsü olduğu ... plakalı traktörün kaza yapması neticesinde yaralamalı tek taraflı trafik kazası meydana geldiğini ve bu nedenle müvekkilinin bedensel zarara uğradığını,... plakalı traktörün kaza saati olan 9:30 civarında sigortalanmadığı; poliçenin 14:15'te düzenlendiği; davalı ...'ın aracın ruhsat sahibi olduğu neticeten HMK m.107 kapsamında belirlenecek maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi,yargılama gideri ve vekalet ücreti ile davalılardan alınmasına ; 40.000,00 TL manevi tazminatın ise olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılardan alınmasına karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. SAVUNMA/ Davalı ... Hesabı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı traktörün kaza tarihinde ... Sigorta A.Ş. nezdinde sigortalı olduğunu, müvekkili kurumun herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, bu nedenle davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, kazaya karışan araç sürücüsünün kusur oranının ve davacının maluliyet oranının tespit edilmesini, geçici iş göremezlik tazminatının müvekkili kurumdan talep edilemeyeceğini, hatır taşımasının ve müterafik kusurun varlığı halinde hesaplanacak tazminatta indirim yapılmasını, müvekkili kurumun sorumluluğunun kaza tarihindeki poliçe ve araç sürücüsünün kusuru oranında sınırlı olduğunu, davacının ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edebileceğini bu nedenlerle davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle, kazanın ...'da meydana geldiği; soruşturmanın ...'da yürütüldüğü, araç şoförü ...'un ... 6. ASCM ... dosyasında yargılamasının devam ettiği; kazanın 12/04/2014 tarihinde meydana geldiği; 27/05/2015 tarihinde davanın açıldığı manevi tazminat yönünden davanın zamanaşımına uğradığı; davalı ve kardeşleri hakkında yürütülen soruşturmada Ek KYOK kararı verildiği ve kararın kesinleştiği, davalıya yükletilecek hiçbir kusur bulunmadığı neticeten açılan davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. DELİLLER VE GEREKÇE/ Dava, 6098 sayılı TBK m.54'de düzenlenen bedensel zararların ve manevi tazminatın tazmini davasıdır. Mahkememizin 15/12/2021 tarih ... E. ... K. sayılı kararı ile "...İhtilaf, tarafların vaki kazadaki tazminata esas kusur oranı, davcının tazminata esas maluliyet oranı ve iyileşme süresi ve yoksun kaldığı kazanç itibariyle bedensel zararının tespiti noktalarında toplanmaktadır. Kusur oranı, maluliyet oranı ve iyileşme süresi ile zarar miktarının tespiti konuları hukuk dışında özel ve teknik bilgiyi haller olduğundan 6100 sayılı HMK m.266 gereği mahkemenin tarafların talebi yahut kendiliğinden vereceği karar ile bu hususları bilirkişiye tespit ettirmesi gerekmektedir. ... SGK Bağlar SGK Merkezi'nin... tarih - ... sayılı cevabı yazıdan, davacıya rücuya tabi herhangi bir ödeme yapılmadığı tespit edilmiştir. ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Soruşturma sayılı dosyası üzerinden alınan bilirkişi raporu ile; sürücü ...'un %100 oranında kusurlu olduğu, soruşturma neticesinde ... 6. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası üzerinden İstanbul ATK Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan ... tarih ve ... sayılı kusur bilirkişi raporu ile; davacı ...'ın %70 oranında ve sürücüs ...'un ise %30 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Bu raporlar ile kusur durumu açıklığa kavuşturulmuş olduğundan mahkememizce ayrıca kusur raporu alınması gerekmemiş ve kusur bakımından bu raporlar ile yetinilmiştir. İstanbul ATK 2. İhtisas Kurulu'ndan alınan ... tarih ve ... sayılı maluliyet raporu ile; ...sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kayıp Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre vaki kaza nedeniyle davacının %24.2 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiği ve iyileşme süresinin ise 18 aya kadar uzayabileceği tespit edilmiştir. Aktüer bilirkişi ...'den alınan 14/10/2020 tarihli bilirkişi raporu ile; ceza dosyası üzerinden alınmış olan ATK kusur raporu ve ATK 2. İhtisas Kurulu'ndan alınan maluliyet raporu ile dosya kapsamıyla davacının başka bir kazancı ispat edilmemiş olduğundan ilgili dönemlerde cari olan asgari ücretler esas alınmak suretiyle davacının vaki kaza nedeniyle maruz kaldığı geçici iş göremezlikten kaynaklanan zararının 5.154,10 TL, sürekli iş göremezlik zararının ise 70,391,71 TL olduğu, zorunlu trafik sigortası ile kaza tarihinde sağlanan teminatın 268.000,00 TL olduğu, davacının maruz kaldığı geçici ve daimi zararlarının bu limit dahilinde kaldığı ve davalı ... Hesabı'nın dava tarihinde temerrüde düştüğü tespit edilmiştir. Daha önce alınmış olan raporun üzerinden zaman geçmiş olması ve dosya kapsamıyla üçüncü kişi SGK'nın davacıya rücuya tabi ödemeler yapmış olması nedeniyle güncel veriler doğrultusunda rapor alınması ve SGK tarafından yapılmış olan ödemelerin rücuya tabi alacaklar olup olmadığı yönünden bu alanda uzman bir aktüer bilirkişiden rapor alınması ihtiyacı doğduğundan aktüer bilirkişi, ... Üniversitesi İş Ve Sosyal Güvenlik Hukuku Anabilim Dalı Öğr. Gör. ...'nden 19/10/2021 tarihli bilirkişi raporu ile; ceza dosyası üzerinden alınmış olan ATK kusur raporu ve ATK 2. İhtisas Kurulu'ndan alınan maluliyet raporu ile dosya kapsamıyla davacının başka bir kazancı ispat edilmemiş olduğundan ilgili dönemlerde cari olan asgari ücretler esas alınmak suretiyle ve SGK tarafından davacıya bağlanan gelirlerin ilk peşin sermaye değerleri mahsup edilmek suretiyle davacının vaki kaza nedeniyle maruz kaldığı zararının 82.720,97 TL olduğu tespit edilmiştir. Davacı vekilinin 18/11/2021 tarihli bedel arttırım dilekçesi ile 82.720,97 TL'nin olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir. Tüm dosya kapsamı ile alınmış olan kusur, maluliyet ve aktüer bilirkişi raporları denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli olması karşısında ve trafik kazasının14/04/2016 tarih ve 6704 Sayılı yasanın 5. Maddesi ile değişik 2918 Sayılı KTK'nın 97. maddesinden önce meydana gelmiş olması da nazara alınmak suretiyle maddi tazminat davasının kabulü ile, 82.720,97 TL'nin davalı işleten ...'dan 12/04/2014, davalı ... Hesabı'ndan dava tarihi olan 28/05/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir. Davacı her ne kadar vaki kaza nedeniyle 30.000,00 TL manevi tazminatın davalı işletenden tahsilini istemiş ise de vaki kazada galip kusurun %70 oranında olmak kaydıyla davacıya ait olması, buna mukabil davacının maruz kaldığı maluliyet oranının %24.2 oranında olmak kaydıyla yüksek olması hususları nazara alınmak suretiyle manevi tazminatın davacının zenginleşmesine ve de davalının fakirleşmesine neden olmayacak düzeyde olması gerektiğinden takdiren manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile, 10.000,00 TL manevi tazminatın 12/04/2014 tarihinden itibaren yasal faiz ile birlikte davalı işleten ...'dan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın reddine'' şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır. Taraf vekillerinin istinaf kanun yoluna başvurması sonrası İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi'nin 29/03/2023 tarih ...Esas ... Karar sayılı ilamı ile ''Somut uyuşmazlıkta; İlk Derece Mahkemesince ceza dosyasında alınan raporlar ile yetinilerek davalıların ve davacının kusura ilişkin itirazları nedeniyle delilleri toplanarak tazminatın dayandığı trafik kazasında tarafların kusur oranlarını belirleyen kusur raporu alınmadan, davacının yolcu olduğu bu nedenle kendisine sürüş kusuru verilmeyeceği şartları var ise müterafik kusur indirimi yapılacağı gözetilmeden, hatır ve müterafik kusur şartları bulunup bulunmadığı tartışılmadan karar verilmesi doğru olmamıştır. Maluliyete ilişkin alınacak raporların olay tarihlerine göre; 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 ila 31/08/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 ile 31/05/2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015 tarihinden sonra ise Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Olay tarihi itibariyle uygulanması gereken yönetmelik Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğidir. Maluliyet Tespit İşleri Yönetmeliği 01/09/2013 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, 4.maddesinin k bendinde maluliyet tanımına yer verilmiştir. Buna göre " Maluliyet: Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalılar için çalışma gücünün veya iş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az %60’ını, (c) bendi kapsamındaki sigortalılar için çalışma gücünün en az %60’ını veya vazifelerini yapamayacak şekilde meslekte kazanma gücünü kaybetme hali" olarak tanımlanmış yine Yönetmeliğin sigortalıların çalışma gücü kaybı tespitini düzenleyen 9 ve 10 maddelerinde %60 maluliyet ve üzeri için maluliyet tespitine ilişkin esaslar düzenlenmiştir. Başka bir ifadeyle bu yönetmelik sadece %60 maluliyet ve üzeri için hükümler ve ekli cetvel içermekte olup %60'ın altında maluliyet bulunması halinde bu Yönetmelik hükümlerinin uygulanması olanaklı değildir. Yine Yönetmeliğin 23. maddesi ile Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinde yer alan; çalışma gücü kaybı, vazife malullüğü, harp malullüğü ile erken yaşlanma durumlarının tespiti ile ilgili tüm hükümler yürürlükten kaldırılmış düzenlemesine yer verilerek Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin tümden kaldırılmadığı anlaşılmaktadır. Keza ek cetvellere ilişkin yeni bir düzenleme de yapılmamıştır. Sonuç olarak davacının maluliyetinin %60'ın altında olması ve kaza tarihine göre uygulanması gereken Maluliyet Tespit İşleri Yönetmeliği hükümlerine göre maluliyet belirlenirken aynı cetvellerin (Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine ekli cetveller) esas alınması gerektiğinden maluliyetin tespitinde Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin uygulanmış olmasının, maluliyet oranına bir etkisi olmayacağından bu yöne değinen istinaf talebi yerinde görülmemiştir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin... Esas ve... Karar sayılı kararında; "...Belirsiz alacak davasında davacı, alacağının tam ve kesin olarak belirlenmesinden sonra HMK'nın 107.maddesine dayalı olarak bir kez alacağını artırabilir. Ayrıca davasını HMK'nın 176. ve devamı maddelerine göre bir kez de ıslah edebilir. Somut olayda, dava tarihi 12.11.2012 olup, dava tarihinde yürürlükte olan HMK'ya göre belirsiz alacak davası olarak açılmıştır. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda zarar toplamı 68.815,51 TL olarak belirlenmiştir. Davacı vekili, 05.12.2013 tarihinde vermiş olduğu dilekçe ile alacağını fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 40.500,00 TL olarak ıslah etmiştir.Daha sonra ıslah edilmeyen 28.815,51 TL için tamamlama harcını 06.03.2015 tarihinde yatırmıştır. Belirsiz alacak davası olarak açılan davada harcını yatırarak bedel artırma talebinde bulunulabilir. Ayrıca bundan bağımsız olarak HMK'nun 176. maddesi gereği ıslah yapmak hakkı da mevcuttur. Mahkemece davacının ıslah dilekçesi ve bedel artırım talebi esas alınarak bir karar vermek gerekirken sadece ıslah dilekçesindeki talep gibi karar verilmesi ve bedel artırım talebinin dikkate alınmaması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir." belirlemesinde bulunmuştur (Benzer yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin ... E. ve ... K. sayılı kararı). Eldeki davada, davacı vekili, davasını belirsiz alacak davası şeklinde açmıştır. davacı vekilince 20/10/2020 tarihli bedel arttırım dilekçesi, 29/11/2021 tarihli ıslah dilekçesi sunmuştur. Yukarıya aktarılan emsal Yargıtay kararında da açıklandığı üzere davanın belirsiz alacak davası olarak açılmış olması nedeniyle davacının bedel arttırım talebinden başka bir kez de ıslah hakkı bulunduğundan bu doğrultuda karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. 6100 sayılı HMK'nın genel yetkiyi düzenleyen 6. maddesinin 1. fıkrasına göre; "Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. "7. maddesinde de," davalı birden fazla ise dava, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir. Ancak, dava sebebine göre kanunda, davalıların tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme belirtilmişse, davaya o yer mahkemesinde bakılır. Birden fazla davalının bulunduğu hâllerde, davanın, davalılardan birini sırf kendi yerleşim yeri mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek amacıyla açıldığı, deliller veya belirtilerle anlaşılırsa, mahkeme, ilgili davalının itirazı üzerine, onun hakkındaki davayı ayırarak yetkisizlik kararı verir." denilmektedir. Yine aynı Yasa'nın 16. maddesinde ise, "Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir." hükmü yer almaktadır. Somut olayda, haksız fiil ...'da meydana gelmiştir. Davalı ... Hesabının ...adresinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacılar vekilinin birden çok mahkemenin yetkili olduğu ve kesin yetki kuralının bulunmadığı bu davada davayı, davalılardan ... Hesabının adresinin yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinde açarak yetkili mahkemeyi seçmiş olduğu gözetildiğinde bu yöne değinen istinaf başvurusu yerinde değildir. Dosya kapsamına alınan ... 6. İş Mahkemesinin ... sayılı dosyasında SGK tarafından davalılar aleyhine rücu davası açıldığı anlaşılmaktadır. Buna göre SGK tarafından rücuya tabii ödeme yapıldığı ve buna ilişkin açılan davanın devam ettiği anlaşıldığından eldeki dava ile ilgisi olması halinde iş mahkemesi davasının bekletici mesele yapılmasına karar verilmesi, iş mahkemesi kararı kesinleştiğinde sonucuna göre hesaplanan tazminattan mahsubu için ek rapor alınması ve davalı sigortanın sorumlu olduğu poliçe limiti dikkate alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması isabetli olmamıştır (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin ... Esas ve ... Karar sayılı kararı). Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin KTK'nın 98.maddesinin kapsamının belirlenmesi bakımından vermiş olduğu 02/03/2022 tarih, ... E. ve...K. sayılı kararında Sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün yasadan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü, 6111 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme ile sona erdirilmiş bulunduğunu, KTK’nın 98. maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluğun dava dışı Sosyal Güvenlik Kurumuna geçtiğini belirlemiş ancak geçici iş göremezlik ve tedavi gideri yönünden sigorta şirketlerinin sorumluluğu devam ettiğini vurgulamıştır. Bu nedenle davalı vekilinin geçici iş göremezlik tazminatına ve tedavi giderine ilişkin istinaf talepleri de yerinde görülmemiştir. (Benzer yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin ... E. ve ... K., ... E. ve ... K. sayılı kararları). Manevi tazminat miktarının tarafların kusur durumu tam olarak saptandıktan sonra değerlendirilmesi gerektiği bu nedenle manevi tazminata ilişkin istinaf yerindedir. Açıklanan nedenlerle, davalı ... vekili, davalı ... Hesabı vekili ve davacı vekilinin istinaf başvurularının kısmen kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine'' şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır. Kaldırma kararı sonrası mahkememiz işbu dosyasında yapılan yargılamada 01/11/2023 tarihli duruşma ara kararı ile dosyanın İTÜ Trafik Kürsüsünde yer alan 3 kişilik bilirkişilik heyetine tevdi ile tarafların tazminata esas kusur oranlarını ve özellikle davacının müterafık kusuru olup olmadığı irdelenmek suretiyle rapor alınmasına, (raporda ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın... Soruşturma sayılı dosyası ve ... 6. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında yer alan hususların tartışılarak denetime elverişli rapor tanzim edilmesine karar verilmiştir. İTÜ Trafik Kürsüsü bilirkişi heyetinden alınan 06/03/2024 tarihli bilirkişi raporu ile dava dışı işveren ... Ltd. Şti.’nin, ...’daki Cezaevi mevkiindeki şantiyelerinde bulunan mallarının taşınması işinde çalışacak olan işçilerin (bu arada davacı ...’ın) kendileri binmek isteseler de, traktöre binmelerine, tehlikeli koşullarda yolculuk etmelerine izin vermemesi gerekirken, bu hususa riayet etmediği, çalışanlarına karşı etkin denetim ve gözetim yükümlülüklerini yerine getirmediği, çalışanların güvenli çalışma şartlarını oluşturmadığı, bu eksikliğin, olayda, takdiren % 40 (yüzde kırk) oranında etkili bulunduğu kanaatine varıldığı, bu arada, 01/06/2020 ve 16/05/2016 tarihli Bilirkişi Raporlarında, olay, salt trafik kazası olarak ele alındığından, doğal olarak işveren şirketin kazadaki sorumluluğu irdelenmediğini, ...plaka numaralı davalı traktörünün dava dışı sürücüsü ...’un, güvenli bir şekilde sevk ve idare etmekle yükümlü bulunduğu traktöre, nizamlara aykırı olarak davacı işçi ...’ı bindirdiği ve traktörde tehlikeli koşullarda yolculuk eden işçiler (... dahil) bulunduğunu dikkate alarak gerekli özeni göstermediği, tedbirsiz ve dikkatsiz bir şekilde seyrettiği, bu hatalı sevk ve idaresinin, olayda, takdiren % 30 (yüzde otuz) oranında etkili bulunduğu mütalaa olunduğu, tehlikeleri idrak edecek ve trafik kurallarını bilecek yaşta olan davacı işçi ...’ın, davalı traktöründe tehlikeli şartlarda yolculuk etmek istediği, işveren şirket traktöre binmesini istediyse, bunu reddetmediği, olumsuz koşullarda yolculuk ettiği ve bu halde iyi tutunmadığı, bu suretle, kendi can güvenliğini tehlikeye düşürdüğü, dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı olan hatalı bu davranışının, yaralanması ile sonuçlanan kazada, takdiren % 30 (yüzde otuz) oranında etkili olduğu kanaatine varılmakta ve 01/06/2015 tarihli Bilirkişi Raporunda, kendisinin, kusursuz sayılmasının isabetsiz bulunduğu değerlendirildiği, 01/06/2020 tarihli (05/06/2020 havale tarihli) Bilirkişi Kök Raporunda ve 05/08/2020 tarihli Bilirkişi Ek Raporunda belirtilen görüşün ve kusur oranlarının, heyetimizin görüşü ile örtüştüğü mütalaa olunduğu tespit edilmiştir. Mahkememizin 05/06/2024 tarihli duruşma ara kararı ile dosyanın mahkememizce resen seçilecek aktüer bilirkişiye tevdi ile tevdi ile davacının davaya konu kaza nedeniyle geçici ve kalıcı iş görmezlikten kaynaklı tazminat alacağı bulunup bulunmadığı var ise alacak miktarının tespit edilmesinin istenilmesine karar verilmiştir. Aktüer bilirkişi ...'dan alınan 25/06/2024 tarihli bilirkişi raporu ile Sürücü ..., sevk ve idaresindeki, ... plaka numaralı, New Holland marka, 2005 model, davalı ... adına kayıtlı, Yük Nakli tescilli, olay saati itibariyle geçerli Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası poliçesinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Kaza tarihi olan 12.04.2014 tarihinde İş makinesi/Traktör ... Hesabı Şahıs Başına Sakatlanma ve Ölüm teminat limitinin 268.000,00.-TL olduğu, Davacı ...'ın 12.04.2014 tarihinde meydana gelen trafik kazasına bağlı %24,2 maluliyet oranı ve %30 kusurlu bulunduğu dikkate alınarak maddi tazminat hesabı yapıldığı, TRH-2010 yaşam tablosu ve 1,8 teknik faiz kullanılmadan progresif rant yöntemine göre yapılan hesaplama sonucu; davacı ... lehine 1.211.573,80.-TL maddi tazminat hesaplandığı, Manevi tazminat talebinin Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu tespit edilmiştir. Davacı vekili 27/06/2024 tarihli dilekçesi ile dava dilekçesinde, geçici artırımlar ve ıslah olmak üzere en son 82.720,97 TL'nin, dava miktarını 1.128.852,83 TL artırmak suretiyle 1.211.573,80 TL'ye çıkarılmasına, (Davalılardan ... Hesabı açısından sorumlu olduğu limit olan 268.000,00 TL kapsamında sorumluluğuna gidilmesine) ve olay tarihinden itibaren ticari ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, dava dilekçesinde belirttikleri 40.000,00 TL manevi tazminatın aynen hiçbir indirim yapılmadan olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Tüm dosya kapsamında yapılan değerlendirmede davacının 12/04/2014 tarihinde yolcu olarak davalı ...'a ait davadışı ...'un sürücüsü olduğu ... plakalı traktörde bulunduğu esnada meydana gelen kaza nedeniyle yaralanmasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat talepli iş bu davanın açıldığı anlaşılmıştır. ... plakalı traktör için ... Birliği'ne yazılan müzekkere cevabında poliçe başlangıç tarih ve saatinin 12/04/2014 saat 14:15 olduğu kaza tarih ve saatinin 12/04/2014 saat 9:30 civarı olduğu anlaşılmakla sorumluluğun davalı ... Hesabı'nda olduğu anlaşılmıştır. ... 6. ASCM dosyası kapsamında alınan ... tarihli ... sayılı ATK Trafik İhtisas Dairesi raporunda davadışı ...'un tali %30; davacın ...'ın yolculuk için uygun olmayan traktörün üzerinde kendi iradesiyle amaç dışı ve nizamlara aykırı olarak yolculuk ettiği sırada oturduğu yeri dikkate alınarak sıkıca tutunmayarak kendi can güvenliğini tehlikeye atıp traktörden düşmesi sonucu meydana gelen kazada nizamlara aykırı davranışı ile kendi yaralanmasıyla neticelenen olayda %70 (asli) kusurlu olduğu tespit edilmiştir. ... 6. ASCM ... Esas...Karar sayılı ilamı ile davacının mağdur; davadışı ...'un sanık olduğu ceza davasında taksirle bir kişinin yaralanmasına sebebiyet vermenin nitelikli halinden (TCK m.89/2-b ve m.89/2-d) cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Davacının 20/10/2020 tarihinde bedel artırım dilekçesi sunulduğu; 29/11/2011 tarihinde ıslah dilekçesi sunulduğu ve maddi tazminat bedelini 75.545,81 TL'den 7.175,19 TL artırarak 82.720,97 TL olacak şekilde ıslah edildiği anlaşılmıştır. Davalı ...'ın sosyo ekonomik durum araştırmasında davalının kendisine ait evde oturduğu; esnaf olduğu, üzerine kayıtlı ev, araba dükkan, motorsiklet bulunduğu ve aylık gelirinin 4.000,00 TL olduğu tespit edilmiştir. Bozma ilamı doğrultusunda ... 6. İş Mahkemesi'ne yazılan müzekkere cevabında davacının SGK; davalılarının ..., ...Tic. Ltd Şti ile ... olduğu; dava konusunun mahkememiz dosyası davacısı ... olduğu; 12/04/2014 tarihli kaza nedeniyle malul kaldığı iş kazasından dolayı ödenen geçici iş göremezlik ve gelir kapsamında açılan rücuen tazminat davası olduğu ve davanın kabulüne karar verildiği; Mahkemenin ... Esas ...Karar sayılı ilamının istinaf edilmesi üzerine ... BAM 8. HD ... Esas ... Karar sayılı ilamında istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği ve kararın 24/02/2022 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. ... Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü'nden gelen cevabi yazıda 14.10.2020 ödeme dönemi itibarıyla bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin 82.966,57 TL olduğu anlaşılmıştır. Mahkememizin karar tarihine en yakın güncel asgari ücret üzerinden yapılan hesaplamada ... 6. İş Mahkemesi'nin kesinleşen rücuen tazminat davası da dikkate alındığında rapor içeriğinde SGK indirimi yapıldığında talep edilecek miktarın (1.813.786,29 TL- 58.076,60 TL= 1.755.709,69 TL) olduğu ve bam bozma ilamında yer alan hususlar dikkate alındığında "davacının yolcu olduğu bu nedenle kendisine sürüş kusuru verilmeyeceği şartları var ise müterafik kusur indirimi yapılacağı gözetilmeden, hatır ve müterafik kusur şartları bulunup bulunmadığı" yapılan incelemede Yargıtay 17. HD ... Esas ... Karar sayılı ilamı dikkate alındığında "Traktör ve römorku yolcu taşımaya müsait olmayan araçlar olup ancak karayolları trafik yönetmeliğine göre belli şartlarda belli sayıda yolcu taşımasına izin verilmektedir. Traktörün ruhsatına göre de koltuk sayısı sürücü dahil 1'dir. " ... 6. ASCM dosyasında yer alan tanıklarında traktör üzerinde olduğu anlaşılmakla davacının yolculuk için uygun olmayan traktörün üzerinde traktörde amaç dışı ve trafik kurallarına aykırı olarak yolculuk ettiği sırada kendi can güvenliğini tehlikeye atıp traktörden düşmesi sonucu meydana gelen kazada müterafik kusuru bulunması nedeniyle %20 müterafik kusur indirimi yapılmıştır. 1.755.709,69 TL üzerinden %20 müterafik kusur indirimi yapıldığında talep edilebilecek tazminat miktarının 1.404.567,76 TL olduğu anlaşılmıştır. Hatır taşıması yönünden yapılan değerlendirmede davacı ve davadışı Mehmet Sıddık arasındaki taşıma ilişkininin iş çalışmasına dayandığı hatır taşıması kapsamına girmediği kaanatine varılmakla ayrıca hatır taşıması indirimi yapılmamıştır. Davacı vekilinin bozma ilamı öncesi 20/10/2020 tarihinde bedel artırım dilekçesi; 29/11/2011 tarihinde ıslah dilekçesi sunulduğu anlaşılmıştır. Bozma ilamı sonrası davacı vekili tarafından 27/06/2024 tarihli dilekçesi ile dava dilekçesinde, geçici artırımlar ve ıslah olmak üzere en son 82.720,97 TL'nin, dava miktarını 1.128.852,83 TL artırmak suretiyle 1.211.573,80 TL'ye çıkarılmasına karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. Davanın belirsiz alacak davası olarak açılmış olmakla davacı bozma ilamı öncesi bedel artırım dilekçesi ve ıslah dilekçesi sunulduğu anlaşılmakla bozma ilamı sonra 2. Kez davayı ıslah ettiği anlaşılmakla bozma ilamında da yer alan "davacının bedel arttırım talebinden başka bir kez de ıslah hakkı bulunduğundan" husus dikkate alındığında davacının bozma sonrası sunduğu ıslahın ikinci kez yapılması nedeniyle yapılmamış sayılması gerektiği anlaşılmakla bozma ilamı öncesi sunulan ıslah dilekçesi ile bağlı kalınarak davacının davasının kısmen kabulüne; 82.720,97 TL maddi tazminatın davalı işleten ...'dan 12/04/2014, davalı ... Hesabı'ndan dava tarihi olan 28/05/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir. Davacının manevi tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirmede, 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince haksız bir eylem sonucunda zarara uğrayan kimse, uğradığı maddi ve manevi zararın ödetilmesini isteyebilir. Manevi tazminat, zarar görenin kişilik değerlerinde meydana gelen eksilmenin (manevi zararın) giderilmesi, tazmin ve telafi edilmesidir. Esasen manevi tazminat, ne bir ceza, ne de gerçek manasında bir tazminattır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.(Yargıtay İBK 22/06/1966 tarih ve ... E. - ...K.) Davaya konu olay nedeni ile davacının manevi zarara uğradığı anlaşılmaktadır. Ancak manevi tazminatta kesin bir miktarın belirlenmesi mümkün değildir. Tazminat miktarı belirlenirken her somut olayın özelliği dikkate alınmalıdır. Davaya konu kaza kapsamında davacının yaralanmasında müterafik kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Tarafların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınarak davacının sebepsiz zenginleşmesine sebebiyet vermeyecek şekilde, davacının İstanbul ATK 2. İhtisas Kurulu'ndan alınan ... tarih ve ... sayılı maluliyet raporu ile %24.2 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiği ve iyileşme süresinin ise 18 aya kadar uzayabileceği tespit edildiği hususları da dikkate alındığında manevi zararın karşılığı olarak takdiren davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 25.000,00 TL manevi tazminatın 12/04/2014 tarihinden itibaren yasal faiz ile birlikte davalı işleten ...'dan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının davasının kısmen kabulüne, 82.720,97 TL maddi tazminatın davalı işleten ...'dan 12/04/2014, davalı ... Hesabı'ndan dava tarihi olan 28/05/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) tahsili ile davacıya verilmesine, Manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile; 25.000,00 TL manevi tazminatın 12/04/2014 tarihinden itibaren yasal faiz ile birlikte davalı işleten ...'dan tahsili ile davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin kısmın reddine, MADDİ TAZMİNAT YÖNÜNDEN; Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 5.650,67 TL nispi karar harcının, 4.292,66 TL peşin harç ve 361,00 TL tamamlama harcı toplamı 4.653,66 TL harçtan mahsubu ile noksan kalan 997,01 TL harcın davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına, Davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 30.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, Davalılar lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 30.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine, MANEVİ TAZMİNAT YÖNÜNDEN; Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 1.707,75 TL nispi karar harcının davalı ...'dan tahsili ile hazineye gelir kaydına, Davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 25.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'dan tahsili ile davacıya verilmesine, Davalı ... lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 15.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı ...'a verilmesine, Davacı tarafından yapılan toplam 11.875,60 TL yargılama giderinin davanın kabul ret oranına göre hesaplanması sonrası 1.022,11 TL yargılama gideri ile 4.292,66 TL peşin harç ve 361,00 TL tamamlama harcı ve 27,70 TL toplamı 5.703,47 TL'nin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, Taraflarca yatırılan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatırana iadesine, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı HMK'nun 341/1 vd. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine istinaf dilekçesi sunulmak ve istinaf başvurma ve karar harcı ile istinaf gider avansı yatırılmak suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesince incelenmesi için tarafların istinaf kanun yoluna başvuru hakkı açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 18/12/2024 KATİP ¸e-imzalıdır HAKİM ¸e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/330, K. 2024/988, T. 18.12.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-330-e-2024-988-k-8d109e84f3d2